+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 1 ve 1

Konu: Risale Aşılmayı Değil Açılmayı Bekliyor

  1. #1
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Söyleşi: "Risale aş?lmay? değil aç?lmay? bekliyor"

    Metin Karabaşoğlu



    M. KARABAŞOĞLU: En başta, ‘iş icab?’ okuduğum bütün kitaplar? ayn? zamanda ‘keyif alarak’ okuduğumu belirtmek isterim. Okuduğum her kitaptan birşeyler öğrendim; her bir okumamdan bir keyif ald?m. Maamafih, okumak istediğim halde, ‘iş icab?’ okumalar?m?n yoğunluğu yüzünden henüz okuyamad?ğ?m uzunca bir liste de zihnimde ve kütüphanemde bekliyor.
    Risale-i Nur d?ş?nda, haz duyarak okuduğum edebiyat metinlerine gelince; üniversite y?llar?nda Balzac’? büyük bir keyifle okumuştum. 80’li y?llarda, üslub aray?ş?m içinde, Roger Rosenblatt’?n ?ngilizce denemelerini dikkatle ve keyifle okudum. Sonra Goethe, Hâf?z-? Şirazî, Rilke, Eliot, Thoreau ve Hermann Hesse’yi keşfettim.
    Sosyal bilimler alan?nda ‘iş icab?’ okumalar?m o kadar yoğun idi ki, ayr?ca bir ‘okuma’ya ay?racak zaman bulamad?m. ‘?ş icab?’ okuduklar?m içinde ise gelenekselci ekolün yazarlar?n?, özellikle Martin Lings ve S.H. Hasr’?, ?slâm tarihine ve düşüncesine yönelik araşt?rmalar?, bir de yaşad?ğ?m?z çağ?n analizini eleştirel bir nazarla yapan yazarlar? özellikle önemsediğimi belirtmeliyim.
    Müziğe gelince; biraz da babam?n tesiriyle, çocukluğumdan itibaren Türk Sanat Müziği’ne bir ‘dinleyici’ olarak hep ilgi duydum. Gençlik y?llar?n?n tam ortas?nda bir yanda Pink Floyd, The Wall, Dire Straits ve U2 ile, diğer tarafta ise Kitaro, Tangerine Dreams, Vangelis gibi New Age müzisyenleri ile ciddi biçimde ilgilendim. Ama, on küsur y?ld?r, aras?ra tasavvuf musikîsini—bilhassa Ahmet Özhan’?n yorumuyla—dinlemek d?ş?nda, müzikle pek ilgili değilim. Özellikle Gâmidî, Şât?rî ve Efâsî’nin k?raat?yla Kur’ân’? dinlemek, ruhuma müziğin hiçbir türüyle k?yaslanamayacak bir haz veriyor.
    Ciddi bir sinema izleyicisi değilim. Duygusal içerikli filmler, tarihle ilgili filmler, hukukî-politik temalar içeren filmler, bir de sembolik bir dil içeren filmler beni özellikle cezbediyor. Çok reklam? yap?lan filmleri izlemekten sak?nma gibi de bir özelliğim var. Bugüne kadar izlediğim filmler içinde beni en ziyade etkileyenleri s?ralamam gerekirse, Tarkovski’nin Stalker (?z Sürücü)’sünü, Kurosawa’n?n Düşler’ini, Baraka’y?, Ölü Ozanlar Derneği’ni, Ken Russell’?n Tommy’sini ve The Wall’u özellikle belirtmem gerekiyor. Devam filmiyle ilgili b?kt?r?c? tan?t?m kampanyas?n?n ruhumda uyand?rd?ğ? antipati olmasa bir filmin daha ismini verebilirdim, ama vermeyeceğim.

    N. DAĞLI:‘Risale Okumalar?’n?zda (ve tabii ki yaz? serüveninizde) özellikle alt?n? çizdiğiniz, vurgulama gereğini hissettiğiniz iki şey var: 1) Kainat?, hayat? ve insan? çok iyi okuyup, en kuşat?c? anlam? çoğaltt?ğ?n? düşündüğünüz Risale-i Nur’a talebe olmak, 2) Risale-i Nur’un ‘aş?lmay?’ değil, ‘aç?lmay?’ beklediği... Metinlerinizden ‘anlama çabas?n?’ üst başl?k yapt?ğ?n?z anlaş?lsa da, üzerinde konuşulmas? gereken şu istifham? dağ?tal?m diyorum: ?nsan hayat?n?, ‘aş?lmaz’ olarak gördüğü bir metne ‘talebe’ olmaya adad?ğ?nda, ‘metni açma’ya değil, ‘metne inanma’ya gitmez mi? ‘?man’ nesnesine dönüşen bir metin aç?labilir ve çözülebilir mi? “Risale aş?lmay? değil, aç?lmay? bekliyor” cümlenizi açabilir misiniz?

    M. KARABAŞOĞLU: Bediüzzaman, Risale-i Nur için, “Dava değil; dava içinde bürhand?r” ifadesini kullan?r. Bu, müellifinin Risale-i Nur’u Kur’ân’?n ve Hz. Peygamber’in ortaya koyduğu davan?n doğruluğunu isbat amac?yla yazd?ğ?n?n veciz bir ifadesidir. Böyle bir eserin ‘bürhan’ suretinde değil, ‘dava’ suretinde okunmas?, bizatihî o eserin varoluş amac?yla çelişir. Böyle bir çelişkiden kendimi uzak tutageldiğimi san?yorum.
    Bu noktada, yirmi y?l öncesine ait bir hat?ram? aktarmak isterim. Üniversitede ya ikinci, ya üçüncü s?n?fa devam ediyordum. Senin sorduğun bu sorunun bir benzerini kendime sordum; ve Risale-i Nur’dan başka pek kitap okumam?ş biri olarak Risale-i Nur’a olan bağl?l?ğ?m?n ne derece s?hhatli olduğunu kendime sordum. Bu, yaklaş?k alt? ay boyunca Risale-i Nur’la ayn? yüzy?lda yaz?lm?ş birçok ?slâmî metni okumaya yöneltti. Elmal?l? Hamdi Yaz?r, Seyyid Kutub, Mevdudî, Ali Şeriati, Nedvî, Fazlurrahman.. derken, Risale okumay?p onlar? okuduğum bir alt? ay yaşad?m. Hiçbirini küçük görmüyorum, öyle anlaş?lmak da istemem, ama alt? ay?n sonunda Risale-i Nur’a dönüşümün muhteşem olduğunu söyleyebilirim. Çünkü, onu emsali olduğu söylenenlerle k?yaslam?ş ve aradaki fark? bizatihî kavram?ş durumdayd?m. O günden beri de Risale-i Nur d?ş?nda kitaplar hep okuyageldim, okumaktan da keyif al?yorum; ama Risale-i Nur ayar?nda bir eserle karş?laşm?ş değilim. Özetle, benim Risale’ye olan intisab?m, ‘başkalar?n? bilmemek’ten kaynaklanm?yor, bilakis ‘başkalar?n? da bilmek’ten kaynaklan?yor.
    “Risale-i Nur aş?lmay? değil, aç?lmay? bekliyor” cümlesine gelince, bu cümle sonradan yolu Risale-i Nur muhitine yak?n düşen bir yazar ağabeyimizin “Yahu aş?n art?k şu Risale-i Nur’u!” şeklindeki bir sözüne cevaben sarfedilmiştir. Cevap olarak, kendisine, “Açabildik mi ki aşal?m?” diye sordum. Risale-i Nur’un bir ‘beşer kelam?’ olarak ‘aş?lamazl?ğ?’n? ileri sürmenin imanî edebe uymad?ğ?n? düşünüyorum; ancak, öte yanda, onu ilk f?rsatta harcama gibi bir kadirnâşinaşl?ğ? ‘Müslüman entellektüeller’ diye an?lan zümrenin rahatl?kla yapabildiğini de görüyoruz. Velhas?l, Risale-i Nur’u açma ve anlama çabas?na girmeksizin onu ‘aşmak’tan söz edenlere yöneliktir o sözüm. Şahsen, Risale-i Nur’u ‘anlama’ya çal?şt?kça, ondan çok şey öğrendim; Risale-i Nur’da derinleştikçe ona yönelik hayranl?ğ?m ziyadeleşti ve bu, başka kitaplar okumad?ğ?m halde değil, başka kitaplar okumamla birlikte vuku buldu.
    Tekrar gibi olacak ama, söyleyeyim. Sorunuza sebebiyet veren söz, Risale-i Nur’un ‘aş?lamazl?ğ?’n? ileri sürmek için söylenen bir söz değildir. Risale-i Nur’u by-pass etmeye yönelik eğilimlere karş?, onun ‘aç?lmas?’ lüzumuna dikkat çeken bir sözdür. Yoksa, Risale-i Nur’un ‘aş?lamazl?ğ?’n? ileri sürmek onu bir nevi kutsallaşt?rmaya götürür ki, böyle bir halin en uzağ?nda olmas? gereken insanlardan biri olduğumu san?yorum.

    N. DAĞLI: Bunlar? sorarken, ‘Risaleyi kutsallaşt?r?yorlar’ mant?ğ?n? paylaşmad?ğ?m? bilmenizi istiyorum. Risalenin nokta ve virgüllerine dahi müdahaleyi yanl?ş gördüğünüzden hareketle soruyorum. ?man?m?z, iman edilen şey ile aram?zda ‘ulaş?lmaz’ bir mesafeyi işaretler. Allah’a iman ederiz ve O’nu hakk?yla bilemeyiz. Risaleler ‘aş?lmaz’ dediğimizde de, böyle bir şey yaşan?yor gibi hissediyorum. Genel bir risale okuma tarz?ndan hareketle bu hissi yaş?yorum. Beşerî metinler karş?s?nda okuyucunun özgür olmas? gerektiğini düşünüyorum. ?nsan bir metin karş?s?nda, ‘iman etmeyi’ değil, ‘anlamaya çal?şmay?’ esas almas? gerekmiyor mu?

    M. KARABAŞOĞLU: Bir kere, ‘iman etme’ ile ‘anlamaya çal?şma’n?n birbirinin z?dd? olmad?ğ?n? ifade etmem gerekiyor. Anlay?ş iman? netice verir, iman da anlay?ş? geliştirir. ?man ile anlama, iman ile düşünme aras?nda, ad?m ad?m yükselen helezonik bir bağ sözkonusudur.
    Risale-i Nur’a gelince, bir beşerî metin olarak Risale’ye iman ediyor olmam elbette mümkün değil; ama bu, Risale-i Nur’a güveniyor olmama da engel teşkil etmiyor. Her türden beşerî metin karş?s?nda soru sormak, sorgulamak olmas? gereken şeylerdir; ancak, ‘sorgulamadan inanmak’ ne derece yanl?şsa, ‘bütünüyle kuşkuda olmak’ da o derece yanl?şt?r. Şahsen, Risale-i Nur dahil olmak üzere, bir mü’minin dimağ?ndan süzülmüş bütün eserlere bir ‘kesin inanç’la değil ama ‘hüsnüzan’la yaklaş?lmas? gerektiğini düşünüyorum. Ben Risale-i Nur’a güveniyorum, çünkü bugüne kadar ona yönelik hüsnüzann?m? hiç boşa ç?karmad?. Risale-i Nur’dan dolay? düştüğüm bir yanl?ş hat?rlam?yorum. Bir eseri mihenge vurmak ayr? şey, onun içinde özellikle yanl?ş aramak daha ayr? birşeydir. ?lki önyarg?dan ve önkabulden azade özgürce bir ‘anlama çabas?’n?n olmazsa olmaz?d?r; ama ikincisinden ‘anlama’ sonucu ç?kmaz, zira ‘anlama çabas?’ böyle gerçekleşmez.
    “Virgülüne dahi dokunmama” hususuna gelince; bütün büyük metinlerin böyle bir sayg?y? hak ettiğine inan?yorum. Risale-i Nur’la ilgili aç?klamalar, şerhler yap?labilir, ‘edisyon kritik’ suretinde bir çal?şma san?r?m gereklidir; ama bütün bunlarla birlikte, Risale-i Nur’un orijinal metni Bediüzzaman’?n bize miras b?rakt?ğ? şekliyle korunmal?d?r. Risale’ye yanl?şl?kla girmiş bir ‘virgül’ün nelere yol açabileceğini “Otuzuncu Söz” örneğinde tesbit etmiş bir insan olarak bu konuda ?srarl?y?m. “T?ls?m-? kâinat? keşfeden Kur’ân-? Hakîm’in mühim bir t?ls?m?n? halleden Otuzuncu Söz” ibaresi, bize ‘t?ls?m-? kâinat?’ keşfetmenin ancak Kur’ân’?n harc? olduğunu, “Otuzuncu Söz”ün ‘t?ls?m-? kâinat? keşfeden Kur’ân’?n mühim bir t?ls?m?n?’ izaha yönelik olduğunu belirtiyor. Oysa, baz? bask?lara eklenmiş bir virgül, ‘t?ls?m-? kâinat’la Kur’ân’? birbirinden kopar?p, ‘t?ls?m-? kâinat? keşfeden’i de “Otuzuncu Söz” yap?yor! Bir virgül bu kadar önemli olduğuna göre, ve bu eserin müellifi elle çoğalt?ld?ğ? dönemlerde çoğalt?lm?ş her nüshay? kendi tashihinden geçirme gibi bir hassasiyeti özellikle gösterdiğine göre, ‘orijinalite’ye sayg?da kusur etmemek gerek...

    N. DAĞLI: Hayat?n orta yerinde ‘anlam?n?’ kurmak için zihinsel yolculuklar yapan, çapraz okumalar?n?n merkezine ‘anlamay?’ koyan, gerek hayat?n gerekse okumalar?n sordurduğu sorulara risalelerin inşa ettiği nazarla cevaplar bulduğunu düşünen biri olarak soruyorum: Kendini hayata açmam?ş, farkl? okumalar?n karş?tl?ğ? içinde ateşlenen sorularla zihni k?şk?rt?lmam?ş, can? yanmam?ş insanlar?n ‘vird’ şeklindeki Risale okumalar?, Risalelerin öngördüğü bir mü’mince duruşu (ve tabii ki bak?ş?) ortaya ç?karabilir mi? Bu şekildeki bir okuma; k?smî iyileşmelere vesile olmuş ve olsa da, risalelerin kâinata ve hayata taş?d?ğ? o muhteşem anlam? taş?yacak bir s?klete sahip midir?

    M. KARABAŞOĞLU: Risale-i Nur’da beni en ziyade cezbeden taraflardan biri, onun kelimenin tam anlam?yla ‘bir insan’ taraf?ndan ‘hayat?n içinde’ yaz?lm?ş olmas?d?r. Said Nursî’yi okurken, insanl?ğ?n? her haliyle yaşam?ş birisiyle karş?laş?yor insan; tabir caizse ‘tuzu kuru’ biriyle değil. Bediüzzaman ‘sorunsuz’ bir insan üslubuyla ‘vaaz vermiyor’ bize; ya bizatihî yaşad?ğ?, ya sair insanlar?n yaşad?ğ?n? görüp hissettiği sorular? ortaya koyarak, ‘içimizden biri’ olarak konuşuyor, ‘hayat?n içinde’ konuşuyor. “Yirmibirinci Söz”deki o güzelim soruya bak?n, “Yirmidördüncü Mektup”taki bizim sormaya belki korkacağ?m?z o müthiş soruya bak?n, baştan sona “Yirmialt?nc? Lem’a”ya hakim olan anlat?ma bak?n, “Dördüncü Şua”ya bak?n...
    Soran ve arayan, daha da önemlisi kendisini tekdüze bir cevaba da kilitlemeyen bir insan?n yazd?ğ? bir eser Risale-i Nur. Bu şekilde yaz?lan bir eserden azamî istifadenin bu şekilde okunduğunda sağlanacağ? kanaatindeyim. Hayat?n içinde olmaktan korkup dört duvar aras?na sakland?ğ?m?z, soru sormaktan korkup haz?r cevaplara s?ğ?nd?ğ?m?z oranda, Risale’den gerçek anlamda istifadenin önüne geçiyoruz demektir. Böyle bir halde, büsbütün istifadesiz kal?nmasa bile, Risalelerdeki muhteşem anlam? taş?yacak bir s?klete erişmenin ise, mümkün olmayacağ? kanaatindeyim.

    N. DAĞLI: Risalelerin bugün sadece birilerinin referans kaynağ? olarak bilinip okunmamas?nda az önce değindiğim türde bir okuman?n etkisi nedir?

    M. KARABAŞOĞLU: Kanaatimce, etkisi büyüktür. Risale-i Nur’u meselâ ‘asr?n dehas?’n?n yazd?ğ? bir eser olarak sunarsan?z, yaln?zca Bediüzzaman’? ‘asr?n dehas?’ olarak kabule yatk?n insanlara mahsus hale sokars?n?z. Onu ‘bir insan’ olarak yaz?lm?ş, her insan?n sorduğu insanca sorulara cevap aray?şlar?n? dile getiren bir eser olarak sunduğunuzda ise, bu sorular? kendi âleminde soran her insan taraf?ndan okunmas?n? mümkün k?lars?n?z.
    Risale-i Nur’un sadece birilerinin referans kaynağ? olarak bilinip başkalar?nca okunmamas?, bugün Risale-i Nur’un yüzyüze olduğu problemlerden biridir ve bu, esas?nda Risale-i Nur’un değil, ona intisab?n? ifade eden kişi ve topluluklar?n problemidir. Zira, Risale-i Nur’da bir aç?kl?k ve genişlik görüyoruz. Bediüzzaman’?n Risale-i Nur’u yaln?zca belli bir topluluk taraf?ndan okunan veya okunduğunda belli bir topluluğa mensup olunan bir eser olarak düşünmediğini gösteren yeterli say?da delil bizatihî Risale sayfalar? aras?nda mevcut. Meşhur ‘dost, talebe, kardeş’ tan?mlamas?, bunun bir örneğidir.
    Bu noktada, söylenecek çok söz var ama, en az?ndan şu dört hususa k?saca değinmeden geçemeyeceğim: (1) Risale-i Nur, siyaset âlemine yönelik tazammunlar? olmakla beraber, ‘siyaset-üstü’ bir eserdir; ama onu ‘siyaset-üstü’ k?lamayan sunum tarz? belli bir siyasî tercihin d?ş?ndaki kesimlerle Risale-i Nur aras?nda bir mesafenin zuhuruna sebebiyet vermiştir. (2) Risale-i Nur’un tasavvufa dair belli bir döneme mahsus olarak söylediği sözlerin yersiz, uygunsuz ve hikmetsiz kullan?m? da kendi meşrebinde hayat yolculuğuna devam ederken Risale’den pekâlâ istifade edebilecek muazzam bir kitleyle Risale-i Nur aras?na bir mesafe koymuştur. (3) Bir gerilim durumunda kendini Risale-i Nur’a siper etmek yerine, kendini kurtarmak için Risale’yi kalkan olarak kullanmak diye özetleyebileceğim tav?rlar; bu çerçevede, Bediüzzaman’?n son derece hakikatli sözlerinin hazmedilip yeniden üretilmeden âdeta papağan gibi tekrar? gibi bir hal de maalesef sözkonusudur. Oysa, çok değerli sözler, yerli yersiz kullan?ld?ğ?nda eskir, tükenir, değersizleşirler. Bu anlamda bir ‘Bediüzzaman tüketimi’nin maalesef vaki olduğu kanaatindeyim. (4) Risale’yi bir ‘fanus içinde’ okuyup bir kapal? dil içinde sunmak, ciddi bir problemdir. Oysa, Risale-i Nur’u herkesin anlayacağ? bir dilde sunmak gerekiyor, onun için ‘herkesin dili’ni bilmek gerekiyor, onun için de hayat?n içinde olmak ve Risale’yi hayat?n içinde okumak gerekiyor.

    N. DAĞLI: Hayattan ç?kan bir din alg?s? yerine, başka coğrafyalar?n sosyolojisinden beslenen bir din alg?s?na yaslanan ‘?slamc? ayd?n’lar?n oluşturduklar? ‘?slamî camia’n?n Said Nursi’yi es geçmelerinin başka sebepleri de var m?d?r?

    M. KARABAŞOĞLU: Muhakkak ki var. Kendi gözlemlerim, Risale-i Nur’un ‘başkalar?n? düzeltme’ye değil, ‘nefsini ?slah’a endeksli olmas?n?n; bu çerçevede ‘siyaset-eksenli’ olmamas?n?n; elitist bir yaklaş?m? benimsemiyor olmas?n?n; bir de, kalb ile akl? buluşturan dil ve örgüsünün, bu noktada en önemli sebepleri teşkil ettiği şeklinde...

    N. DAĞLI: Yaşad?ğ?m?z ülkede, ‘din’i hayat?n?n merkezine koymaya çal?şan insanlarla ‘din’i çevrelerinde tutmaya yemin etmiş insanlar aras?nda yaşanan çat?şman?n temelinde, ‘Kur’ân-kainat-hayat-insan’ bütünlüğünden kalkarak bir din alg?s?n? geliştiren Said Nursi’nin okunmamas?/tan?nmamas? vard?r, diyorum. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

    M. KARABAŞOĞLU: Bu düşünceye kat?l?yorum. Ancak, Bediüzzaman’?n belirttiğin şekilde, ?slâm’?n özünde var olan bu bütünlüğü vurgulayan ve bir bak?ma yeniden inşaya azmeden biri olarak, bütüncül bir bak?ş aç?s?yla okunmas?/tan?nmas? kayd?yla...

    N. DAĞLI: Gerek edebiyat, gerekse sosyal bilim okumalar?mdan edindiğim sorular?n risalenin sat?raralar?nda cevap bulduğunu gördüğüm her seferinde şunu sormadan edememişim: Modern metinleri okuma şans? bulamam?ş Said Nursi bu sonuçlara nas?l var?yor? Mesela varoluşçu bir edebiyatç? olan Unamuno, yirminci yüzy?ll?n sonlar?na doğru söylediği ve ‘yaşam?n trajik duygusu’ olarak tan?mlad?ğ? ‘insan?n cehennem bile olsa ebediyeti istediği’ gerçeğine, Said Nursi Haşir Risalesi’yle eğiliyor, insan? tatmin eden sonuçlara gidiyor. Risale, sistematik bir felsefe ve kelâm metni olmamas?na rağmen, bu iki disipline gönderme yapmadan, ancak sorular?na çok iyi cevaplar veriyor. Yoksa Said Nursi, klasik âlimlerin aksine okuyucuya buyurmadan, bir insan olarak hissettiği sorulara kendince ve kendisi için cevap vermek ve bunlar? da bizimle paylaşmak m? istemiş?

    M. KARABAŞOĞLU: Kesinlikle evet!

    N. DAĞLI: Said Nursi, kainat? ve hayat? izah etme ve anlamada Allah’a iman? esas kabul ettiği için, Allah’?n bir başka kitab? olarak gördüğü kainat? insana okutturarak, bunu yaparken de, ak?l ve kalbi tatmin eden delillendirmeyi esas ald?ğ?ndan kendisine ‘pozitivist’ diyenler var. Hatta kendisi için, ‘modernist mi, post-modernist mi?’ sorusunu soranlar oldu. Siz ne dersiniz?

    M. KARABAŞOĞLU: Bediüzzaman’?n bunlar? duysa “Beni kategorize etmeyin” diye serzenişte bulunacağ?n? san?yorum.

    N. DAĞLI: Risale-i Nur, kanaatimce; bir kelâm, bir hadis, bir f?k?h, bir tarih, bir felsefe, bir sosyoloji, bir edebiyat ve tarih ansiklopedisi değildir. Risale-i Nur’dan bu disiplinlerin içeriğini öğrenemeyiz. Fakat Risale-i Nur, bu disiplinlerden azamî noktada istifadeyi sağlayan bir ‘nazar’? inşa ediyor. Fethullah Gülen bir konuşmas?nda, ‘Risale-i Nur her şey değildir, bizi herşeye götüren muhteşem bir yoldur.’ demişti. Bu tan?ma kat?l?yorum. Siz kat?l?r m?s?n?z, bilmiyorum.

    M. KARABAŞOĞLU: Senin yorumlad?ğ?n şekilde anlaş?lmas? kayd?yla, muhterem bir insan?n dilinden sâd?r olmuş muhteşem bir söz...

    N. DAĞLI: Metin Karabaşoğlu’nun çok okunduğunu biliyorum. Ancak Risale-i Nur ile ilgili hizmet gruplar?ndaki karş?l?ğ? biraz problemli gibi. Bunu hissettiğim için soruyorum. Niçin? ?yi niyet ve anlama çabas?n?n ifadesi olan bir eleştriyi önemsediğimi de belirteyim..

    M. KARABAŞOĞLU: Bu sorudaki anahtar kelime ‘biraz’ kelimesi olsa gerek. Yani, ismimin Risale-i Nur ile ilgili hizmet gruplar?ndaki karş?l?ğ? ‘büsbütün’ problemli filan değil, ‘biraz’ problemli! Aç?kças?, değişik hizmet gruplar? içinde Metin Karabaşoğlu’nu veya yazd?klar?n? eleştirenler de var; yazd?klar?n? dikkatle okuyanlar da...
    Her yaz?lan? ve her yazar? herkesin beğenmesi kolay olmamaktan öte, san?r?m mümkün de değil. Kimsenin tepkisini almamak için yap?lacak tek şey var: hiçbir şey yapmamak! Birşey söyleniyor veya yap?l?yorsa, takdir eden de olacakt?r, eleştiren de... Bunu ne şahs?m, ne ilgili hizmet gruplar? aç?s?ndan bir ‘problem’ olarak görmüyorum.
    Bununla birlikte, Risale-i Nur dairesi içinde toptan kabul ve toptan redde yönelik tav?rlar?n ve cemaatî taassuplar?n aş?ld?ğ? ölçüde, bu noktadaki gerilim ve problemlerin aş?lacağ? veya yumuşayacağ? kanaatindeyim. Yeter ki, suizan ve iftira gibi çirkinlikler işin içine girmesin.
    Konu HakanBa tarafından (03.06.07 Saat 01:34 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Niye Kuran Değil de Risale?
    By nefsinkolesi in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 490
    Son Mesaj: 14.12.19, 23:13
  2. Risâle-i Nur Kürtçe değil Türkçe yazıldı
    By Bîçare S.V. in forum Tarih
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 26.12.11, 17:24
  3. Risale-i Nur’dan bahsetmek suç değil
    By Bîçare S.V. in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 09.12.11, 08:08
  4. Risale-i Nur Dava Değil
    By AkledenKalb in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 07.07.08, 21:22

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0