+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 ve 4

Konu: Üç Hastalık

  1. #1
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Üç Hastal?k

    Prof. Dr. Alaaddin Başar


    Üç Hastal?k
    Alâaddin Başar

    ?NSANI AHLÂKSIZLIĞA YÖNLEND?REN en birinci muallim, en etkili eğitici ‘s?k?nt?’d?r.
    ?man ve ibadet, ruhun ferah ve saadet kaynaklar?d?r. Bunlardan yoksun olan, yahut tam istifade edemeyen insanlarda ruhî s?k?nt?lar baş gösterir.
    ?nsanoğlu, kendisine düşen görevi tam olarak yapt?ktan sonra sonuçlar? Allah’tan beklemesi gerekirken, bütün problemlerini kendi iradesiyle çözmeğe, bütün engelleri kendi kudretiyle aşmaya çal?ş?r. Bunu başaramay?nca da s?k?nt?ya düşer. ?çindeki bu manevî s?k?nt?y? ve ruhundaki bu tevekkül boşluğunu eğlencelerle, ahlâks?zl?kla, içkiyle, uyuşturucuyla doldurmak ister. Üstad’?n ifadesiyle:

    “Muvakkat eğlenceler ve sefahetlerle akl?n? tenvim edip uyutur.” —Şuâlar

    Dalalet-i fikrin kaynağ?n?n ‘yeis’ (ümitsizlik) olmas?na gelince, umutsuzluğa düşen bir insan, denize düşenin y?lana sar?lmas? gibi, sap?k ideolojilerde ve yanl?ş itikatlarda bir teselli aramaya başlar. Bunlar?n hiçbiri insan? tatmin etmediği, onun manevî sorular?na cevap veremediği ve onun için bir teselli kaynağ? olamad?ğ? için, bunlara kap?lan bir insan?n vazgeçilmez ak?beti yine umutsuzluğa düşmek ve çaresizlik içinde k?vran?p durmakt?r.
    Zulmet-i kalbin, ruh s?k?nt?s?n?n kaynağ? olmas?, genel bir kaide olmakla birlikte, burada öncelikle, günahkâr müminler söz konusudur.
    Zulmet kelimesi, şu hadis-i şerifi hat?rlat?yor:

    “Her bir günah işlendiğinde kalpte bir kara leke has?l olur.”

    ?şte bu kara lekeler, o günahkâr mümini hem sorumlu k?lar, hem de ruhunu s?k?nt?lar içinde perişan eder.

    (Nur’dan Cümleler serisinin üçüncü kitab?ndan al?nm?şt?r
    Konu HakanBa tarafından (02.06.07 Saat 14:35 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  2. #2
    Ehil Üye İNSan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesajlar
    2.341

    Standart

    İnsan zayıftır, belâları çok; fakirdir, ihtiyacı pek ziyâde; âcizdir, hayat yükü pek ağır. Eğer Kadîr-i Zülcelâle dayanıp tevekkül etmezse ve itimad edip teslim olmazsa, vicdânı dâim azab içinde kalır. Semeresiz meşakkatler, elemler, teessüfler onu boğar; ya sarhoş veya canavar eder...
    ve imanda ne kadar büyük bir saadet ve nimet ve ne kadar büyük bir lezzet ve rahatlık vardır..ve bunun gibi pekçok latîf, ulvî ve leziz, tatlı hakikatler imândan tecellî eder, tezâhür eder.
    Demek, İmân bir mânevî Tûbâ-i Cennet çekirdeğini taşıyor. Küfür ise mânevî bir Zakkum-u Cehennem tohumunu saklıyor.
    Demek selâmet ve emniyet, yalnız İslâmiyette ve imândadır. Öyle ise biz dâimâ,

    (İslâm dinini ve mükemmel iman nimetini ihsan ettiği için Allah'a hamd olsun.)

    demeliyiz.



  3. #3
    Ehil Üye İNSan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesajlar
    2.341

    Standart

    Yeis Mesâil-i imâniyede şüphe sûretinde gelen vesvesedir.
    Bîçare vesveseli adam, bâzan tahayyülü, taakkul ile iltibas eder.
    Yani, hayale gelen bir şüpheyi, akla girmiş bir şüphe tevehhüm edip, itikadına halel gelmiş zanneder.
    Hem, bâzan tevehhüm ettiği bir şüpheyi, imâna zarar veren bir şek zanneder. Hem, bâzan tasavvur ettiği bir şüpheyi, tasdik-i aklîye girmiş bir şüphe zanneder. Hem, bâzan bir emr-i küfrîde tefekkürü, küfür zanneder; yani dalâletin esbâbını anlamak sûretinde kuvve-i müfekkirenin cevelânını ve tetkikatını ve bîtarafâne muhâkemesini, hilâf-ı İmân zanneder. İşte telkinât-ı şeytâniyenin eseri olan şu zanlardan ürkerek, "Eyvah, kalbim bozulmuş, itikadıma halel gelmiş" der. O haller, gâliben ihtiyârsız olduğundan, cüz-i ihtiyârîsiyle ıslah edemediğinden yeis
    e düşer.


  4. #4
    Ehil Üye İNSan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesajlar
    2.341

    Standart

    Bu yaranın merhemi şudur ki: Tahayyül-ü küfür, küfür olmadığı gibi, tevehhüm-ü küfür dahi, küfür değildir. Tasavvur-u dalâlet, dalâlet olmadığı gibi, tefekkür-ü dalâlet dahi, dalâlet değildir. Çünkü, hem tahayyül, hem tevehhüm, hem tasavvur, hem tefekkür, tasdik-i aklîden ve iz'ân-ı kalbîden ayrıdırlar, başkadırlar. Onlar bir derece serbesttirler, cüz-i ihtiyâriyeyi pek dinlemiyorlar, teklif-i dinî altına çok giremiyorlar. Tasdik ve iz'an, öyle değiller; bir mîzana tâbidirler.

    Hem, tahayyül, tevehhüm, tasavvur, tefekkür, nasıl ki tasdik ve iz'an değiller; öyle de, şüphe ve tereddüt sayılmazlar. Fakat, eğer lüzumsuz tekrar ede ede müstekar bir hale gelse, o vakit, hakiki bir nevi şüphe ondan tevellüd edebilir.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Hastalık iki kısımdır.
    By fanidünya... in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 04.10.14, 18:32
  2. Birinci Hastalık
    By fanidünya... in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 20.06.14, 18:54
  3. Osmanlıca Hastalık İsimleri
    By Beste-i Rana in forum Mizah
    Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 18.12.08, 21:21
  4. Bir Hastalık...Makam Sevgisi...
    By seyyah_salih in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 36
    Son Mesaj: 21.08.08, 16:15
  5. Hastalık
    By nesrin in forum Dualar
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 14.12.07, 18:56

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0