+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 6 ve 6

Konu: Risale-i Nur'u Anlamada Yardimci Olacak "Karsit Kavramlar"

  1. #1
    Ehil Üye insirah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    Kure-i Arz
    Mesajlar
    3.312

    Standart Risale-i Nur'u Anlamada Yardimci Olacak "Karsit Kavramlar"

    Karsit Kavramlar


    Bismillahirrahmanirrahim,


    Risale-i nur'a mutahap olmus ve anlama gayreti icinde olan bir kardesin,uzun zamandir uzerinde calismis oldugu calismasi.


    Karsit kavramlar birbirlerini aciklarlar.



    Karsit kavramlar 4 ayri katagoride incelenebilir:



    A- Birinin tanimi digerinin de tanimlanmasina esas teskil edenler. Bunlardan bazilari:



    Vucud (Varlik) – Adem (Yokluk) (Varlik bilinmezse Yokluk’tan bahsedilemez)

    Hayir - Ser (Var olan her sey yaratilmasiyla Hayir’dir; Yokluk [yaratilmayan]dir Ser)

    Dogru - Yanlis (Dogru bilinmezse Yanlis’in yanlisligi bile tartisilamaz)

    Hak - Batil (Hak bilinmezse Batil diye bir sey yoktur)

    Zaman - Mekan (Mekan’in hakikatinin anlasilmasi Zaman’in anlasilmasinin temelidir)

    Hareket - Duraganlik (sukun) (Sukun ancak Hareket ile anlamli bir kavram olur)

    Aydinlik - Karanlik (Aydinlik yoksa Karanlik’tan bahsetmek mumkun degildir)

    Renklilik - Renksizlik (Renksizlik ancak Renk’in taninmasiyla mumkundur)

    Arti - Eksi (Arti bir hal anlasildiktan sonra Eksi bir halden bahsedilebilir)

    Ilim - Cehil (Cehil, yalnizca Ilim’in yoklugudur; “Cahiliye” Vahyin yoklugudur)

    Sevgi - Nefret (Sevginin yoklugudur Nefret. Varlik sevgidir, Yokluk Nefrettir.)

    Husun (Guzel)- Kubuh (Cirkin) (Guzelligin bilinmemesi veya gorulmemesidir Cirkinlik)

    Beka - Fena (Once Fena anlasilmalidir ki Beka’nin anlasilmasi mumkun olsun. “Yetmez mi dert derman sana” Fena’dan Beka’ya giden yolu gosterir)

    Mana - Madde (Mana’si olmayan Madde yoktur; Madde, Manaya delalet eder)

    Ruh - Cesed (Ceset Ruh ile kaim; icinde Ruh olmayan Cesed “kafes” degildir artik)

    Cennet - Cehennem (“Cennet olmazsa Cehennem yakmaz”; Cennet’in yoklugudur o)

    Iman - Kufur (Iman, gercegi tasdiktir. Kufur ya tasdiksizlik veya gercegi reddir. Kufur’un dayandigi haricte bir gercegi yoktur)

    Tevhid - Sirk (Tevhid, herbir sey ancak herseyin Yaraticisinin eseri olabilir demektir.

    Sirk ise, bir seyi herseyin Yaraticisinin disinda baska bir kaynaga isnattir.

    Adalet - Zulum (Adaletin olmadigi haldir Zulum. Iman, Adalet’tir; Kufur, Zulum’dur)
    Kainattaki gidisati izlesek ve israfin ve intizamsizligin olmadigini gorsek,sanirim bu bizim icin en buyuk tahkik egitimi olacaktir.

  2. #2
    Ehil Üye insirah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    Kure-i Arz
    Mesajlar
    3.312

    Standart

    B- Ancak birinin anlasilmasi ile digerinin anlasilabildigi Risale-i Nur’da kullanilan ifadelerden bazilari:



    Halik - Mahluk

    Mabud - Abd

    Alem-i Gayb - Alem-i Sehadet

    Melekut - Mulk

    Ehadiyet - Vahidiyet

    Mana-yi Harfi -Mana-yi Ismi

    Kelami Tekellum - Fiili Tekellum (Kitab-i Kur’an - Kur’an-i Kebir-i Kainat)

    Imam-i Mubin - Kitab-i Mubin

    Kanun -Tabiat

    Hayat -Mevt

    Mutlak - Mahdut

    Malum - Mechul

    Cuz’ (Parca) - Kull (Butun)

    Cuz’i - Kulli

    Yukaridaki siralamada dikkat edilecek nokta birini kavrayabildigimiz kadar digerini kavrayabiliriz. Fakat, her halukarda, birisinin varligi digerinin yoklugu anlamina gelmeyebilir.



    Halik – Mahluk:

    Mahluk’un butun ozellikleriyle mahlukiyetinin idraki oraninda Halik’a iman etmek, Onu butun Esma ve Sifatlariyla tanimak ve dolayisiyla itminan-i kalbe ulasmak mumkun olur. Degilse, Taklit’ten kurtulunamaz.



    Mabud – Abd:

    Abd, kullugunun idrakinde oldugu oranda Mabud’u tanir, ibadet eder. Kendisine verilen (emanet edilen) aletleri kullanarak Abd oldugunun farkina varmiyan bir insan, Mabud’u nasil taniyacak ki, Ona ibadet etsin? Kendisine verilen ozelliklerin kaynagini tanimayip o ozellikleri kendisinin zanneden kisi, nasil, “Ben bir Abd’im” diyebilecek ki Mabud’a yonelip, “Iyyake na’budu” desin?



    Alem-i Gayb – Alem-i Sehadet:

    Alem-i Gayb, adi ustunde gayb alemidir. Bildigimizi dusundugumuz anda artik o gayb degil, bizim meshudumuzdur, ki bu bir celiskidir. Alem-i Gayb bilinmez, fakat varligindan emin olunursa, varligina Iman edilir. Alem-i Sehadet, musahede edilen, gozlemlenen alemdir. Alem-i Sehadet, sahitlik yapar, biz de onun sahitligini musahede ederiz ve onun sahitlik yaptigi alemin varligina iman edip teslim oluruz. Alem-i Sehadet’in musahedesine dayanmayan bir Alem-i Gayb’a iman mumkun mudur? Kur’an’in Alem-i Sehadetten bahseden ve insani semavat, arz ve icindekilerin yaratilisini dusunmeye davet eden ayetleri ne kadar da cok ve ne kadar da anlamli! Hem Kur’an ayetlerine ve hem de her bir yaratiga ayni kelime ile “ayet” demesindeki hikmet ne guzel bir yol gostericilik yapiyor!



    Melekut – Mulk:

    Melekut’un varligi Mulk’un yoklugu anlamina gelmez, fakat Mulk’un hakikatini kavramadi isek, Melekut’u kavradigimizi zannedebiliriz, ama bu zan daima yanlis bir zandir.



    Ehasiyet – Vahidiyet:

    Ehadiyet’i kavramadi isek, Vahidiyet’i kavradigimizi zannedir, fakat bu Vahidiyet’te Tevhid hakikati yoktur.



    Mana-y i Harfi – Mana-yi Ismi:

    Mana-yi Ismi bir seyin kendisine delalet etmesi olarak kullanilir. Mesela, “Agac” kelimesi haric dunyada bulunan bir agaca delalet eder. Yani, “Agac”, agactir, demektir. Bu bir “Mana” veya “Marifet” degildir. Haricte var olan bir “sey”in konusma veya sozcuk cinsinden ifadesidir. O takdirde “Mana” nedir? Iste bu sorunun sorulmasiyla “Mana-yi Harfi” icin arastirmaya girisilir. “Agac”, “gerek cisim ve gerekse sozcuk olarak neyi ifade eder?” sorusu sorulunca, “Agac”in manasi arastirilmaya baslanir. “Agac” bir yoktan var etmenin, bir nizamin gostergesidir, bir mizanin ifadesidir, bir hikmetin, guzelligin, kasitliligin, nimetlendirmenin, tedbirin, rahmetin… cisimlesmis seklidir. Mana-yi Harfi’si bu ozelliklere sahip bir Yaraticinin varliginin sahitligini yapar. Yani, her agac, “Benim bir Yaraticim var, O yoktan var edendir, ben agac olarak yoktum o bana vucud verdi, O duzen ile yaratandir, O olcu ile yaratandir, hikmet ile, guzellestirerek, susleyerek, kasitla, muhtaclara nimet vermek maksadiyla, tedbir alarak, karsilik beklemeden sirf rahmet eseri olarak yaratandir…” diye manalari bilincli varliklara iletmek uzere tasir, gozlerinin onune serer. Ancak, Mana-yi Ismi’nin gercekten manasizligi idrak edildigi, bir bilgi veya marifet tasimadigi anlasildigi zaman “Mana-yi Harfi”nin manalari anlasilir.
    Kainattaki gidisati izlesek ve israfin ve intizamsizligin olmadigini gorsek,sanirim bu bizim icin en buyuk tahkik egitimi olacaktir.

  3. #3
    Ehil Üye insirah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    Kure-i Arz
    Mesajlar
    3.312

    Standart

    Kelami Tekellum – Fiili Tekellum:

    Kainat kitabi ile yapilan Konusmayi kavramadi isek, Kur’an kitabi ile yapilan Konusmanin, Kelam-i Ezeli’nin mahluk olmayan Konusmasi olarak kavranmasi mumkun olmaz; kaynak itibariyle Kutsallik izafe ettigimiz bir Kitap olur, ki buna “Mushaf” denir. “Kur’an” mi okuyorum “Mushaf” mi okuyorum, diye kendimize soracak olursak, cevabi: Eger benim ve kainatin Yaraticisinin Ezeli Ilmiyle SU ANDA bana yaptigi Konusmasini dinlemek suuruyla okuyorsam Kur’an okuyorum, eger “Muslumanlarin Kutsal Kitabi”ni okuyorsam “Mushaf” okuyorum, demektir.



    Imam-i Mubin – Kitab-i Mubin:

    Kitab-i Mubin, Yaraticinin irade etmesi sonucu su varlik alemini kudret kalemiyle yazmasi anindaki “murekkeb” izinin olusturdugu bir kitaptir. Imam-i Mubin, bu murekkebin sonsuz bir ilim ve emir’e tabi olarak dokuluyor oldugunun anlasilmasidir. Ancak Kitab-i Mubin anlamli bir kitap olarak okundugu takdirde Yaraticinin sonsuz ilmini ifade eden Imam-i Mubin’den bahsedebiliriz. Bu takdirde, Emir = Irade olur; Ilim = Kudret olur. Bu denklemlerin anlami sudur: Ne irade ediliyorsa o gerceklesiyor; Kudret bilerek yaratiyor. Bu sir, Kader meselesinin anlasilmasinda esastir. Yaratilan her sey Yaraticinin Ilim (Miktar belirleme) ve Kudretinin birlikte tecellisidir. Yani, “Takdir”, Ilim ve Kudretin birlikte tecellisidir. Bu da Irade-i Ilahiye ve Emr-i Ilahiye demektir. Bilerek, irade edilerek, kastedilerek gerceklesen bir varlik alemindeyiz; tesaduf yoktur. Kadere iman ederek yasamak demek, bize verilen “cuz’i irade”mizi bu Ilahi Iradeye ve Ilahi Emre muracaat manasinda kullanmamizdir. Ubudiyetin asli, esasi, imanin diger bes ruknunun sonucu, bu suurla irademizi kullanmamizdir.



    Kanun – Tabiat:

    Kanun’un mahiyetini anlamayip da ona vucud-u harici giydirirsek “Tabiat” denen SACMA bir kavram ile Varlik’i tarif ederiz. Kanun, Yaratici’nin yaratma fiilindeki Nizam’dir. Tabiat denilen vehmi, hayali mefhum, var edilenlerin yani, kendilerine varlik verilenlerin butununu kastediyor olmalidir. Tabiat, herhangi bir seyin varligina neden olarak kullanildiginda, “Var olanlar kendilerini var ediyor” anlaminda sacma bir kavramdir. Mesela, “Kis geldi, tabi soguc olacak,” veya, “Bir seyi desteksiz birakirsan tabi duser,” gibi. “Kis” dedigimiz, gunes ile dunyanin belli bir duzen icerisinde yaratilmasidir; soguk ise ayri bir yaratilistir. Kis sogugu yaratamaz, kendisi yaratilmaya muhtactir. Hicbir sey kendini var edemez; Mantiken, once kendi var olacak ki, ondan sonra kendini var edebilsin. Dilimizde devamli gezip duran ve/veya “bilim” adina olaylari izah ederken kullanilan “tabiat”, “tabii”, “dogal” tabirleri SACMADIR, bir Mantik celiskisidir.



    Hayat – Mevt:

    Hayat, Yaraticinin bize verdigi bir ozelliktir. Mevt, hayat ozelliginin yerine verilmis bir baska ozelliktir. Her ikisi de mahluktur, yaratiktir. Mevt, hayatin yoklugu ve dolayisiyla kendi basina bir yokluk degildir. Yokluk, yoktur. Yeni dogan bebegi “Hayat” ile yaratan, ayni Yaratici, yeni olen bir kisiyi de “Mevt” ile YARATIYOR. Ruhun kafesinin degismesi, yani cesetten cikarilarak bir baska (bu yaratilista ornegini gormedigimiz cesette) yaratilisa mazhar kilinmasi, aynen bizim anne karnindaki “cenin” halimiz ile dogdugumuz halimiz arasindaki farkli yaratilis bicimlerini hatirlatmali. Mevt, yokluk degildir. Yokluk yoktur; adi ustunde: Yok!
    Kainattaki gidisati izlesek ve israfin ve intizamsizligin olmadigini gorsek,sanirim bu bizim icin en buyuk tahkik egitimi olacaktir.

  4. #4
    Ehil Üye insirah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    Kure-i Arz
    Mesajlar
    3.312

    Standart

    Mutlak – Mahdut:

    Mutlak’in (siniri olmayanin) sureti yoktur. Sureti olmayanin tasavvuru mumkun degildir. Sonsuz ile ifade edilen bir seyin icine hangi rakami koyarsak, o rakama her zaman +1 ilave edebilecegimiz icin bu rakam ne kadar Buyuk olursa olsun yine sinirsiz degildir, yani Mutlak degildir. Ancak Mahdut’un iceriginin anlasilmasi ile Mutlak’in varligi anlasilir, icerigi veya mahiyeti degil.



    Malum – Mechul:

    Malum, Mutlak olan Yaratici icin kullanildiginda, eger O bizim Malum’umuz, yani Onu bildik zannedersek, demek ki hala Mutlak’in ihata edilemezligini bilemedik, demektir. Bu durumda Mutlak bizim Mechul’umuz olmustur; cunku hala bilemedik. Yaratiklar icinde yaratma ozelligine sahip bir sey yoktur, yani, “La ilahe”. Oyleyse, Yaratici, bilinebilen alemin cinsinden degildir, bilinemez, yani Mechul’umuzdur, dersek, iste bu takdirde Onun bizim bilgi alanimizda olamayacagini anladik demektir. Onun bilinemezligini anlamak, Onu anlamak demektir ki, boylece O artik bizim Malum’umuz olmustur: “Illa Allah”. Yaraticinin var olmasi gerektigini idrak edip varligina iman etmek ayridir, Onu bildigini zannetmek ayridir. “Ve lem yekun lehu kufuven ehad” bu hakikata delalet eder. “ Yaratici, senin hayal edebildigin her seyden otedir; yani, senin bildiklerin cinsinden degildir, O, senin Malum’un, bildigini zannettigin cinsten degildir”, demektir.



    Cuz’ (Parca) – Kull (Butun):

    Her yaratik Mahdut’tur. Her Mahdut Cuz’dur, bir Kull’un parcasidir. Her Cuz’lerden olusan da bir Kull’dur. Mahdut olan yaratik bir insanin, Kull olmayan bir Cuz’u, veya Cuz’ olmayan bir Kull’u bulmasi mumkun degildir. Cuz’ ve Kull nisbi kavramlardir. Agac, ormana bir Cuz’dur, ama dallarina nisbeten Kull’dur. Her sey ayni zamanda hem Cuz’dur, hem Kull’dur. Alem-i ekber olan kainatin (makro dunya) son sinirina ulasarak burada yaratik alem bitiyor (Kull’u tesbit etmek) dememiz mumkun olmadigi gibi, alem-i asgar olan atom alti parcaciklari (mikro dunya) bulup, artik bundan daha kucuk parca yoktur dememiz (Cuz’u tesbit etmek) de mumkun degildir.



    Cuz’i – Kulli:

    Her Cuz’ mutlaka bir Kull’un parcasidir. Yaratilis o sekilde gerceklestirilmis ki, her Cuz’de parcasi oldugu Kull’un butun ozellikleri derc edilmis. Her Cuz’, Mutlak ozelliklere sahip olmasi gereken bir Yaraticisi olduguna sahitlik yapacak nitelikte yaratilmistir. Bu nedenle her Cuz’, Kulli ozelliklere sahiptir, denilir. Cuz’lerden olusan Kull de Kulli ozelliklere sahip olmasi gerektigi mantiki bir sonuctur. Ozetle: Her sey ayni zamanda hem Cuz’dur hem Kull’dur. Insan Cuz’un ve Kullun sinirlarina ulasip herhangi bir sey icin, “Bundan daha kucuk veya daha buyuk bir sey yoktur,” diyemez. kainatta yaratilmis hicbir sey icin “Cuz’i’dir” hukmune ulasilamaz. Gunluk dildeki kullanimi galattir, baska bir konudur. Bu sonuc Risale-i Nurlarda gecen Cuz’i ifadesinin ve dolasiyla Ehadiyet tecellisinin anlasilmasi icin vazgecilmez oneme haizdir.
    Kainattaki gidisati izlesek ve israfin ve intizamsizligin olmadigini gorsek,sanirim bu bizim icin en buyuk tahkik egitimi olacaktir.

  5. #5
    Ehil Üye insirah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    Kure-i Arz
    Mesajlar
    3.312

    Standart

    C- Relativite, gorecelik, nisbilik ifade eden karsit kavramlardan ornekler:



    Uzun - Kisa

    Kalin - Ince

    Cok - Az

    Agir - Hafif

    Fazla - Eksik

    Buyuk - Kucuk

    Ic - Dis



    Bu katagoriye cok dafa fazla kavramlar ilave edilebilir. Bu katagorinin onemi: Yukarida bahsedilen katagorilerdeki zit kavramlarin anlasilmasinda KULLANILMAMASI gerektigidir. Mesela, Varlik buyuk, yokluk kucuk denemez. Birisinin tanimi digerinin tanimlanmasinda esas teskil eden kavramlari anlamaya calisirken Az, vucud, cok vucud gibi nisbilik ifade eden bu tur kavramlar konunun anlasilmasina engel olur. Iman haktir, kufur tamamen yanlistir. Nisbi kavramlar olan Cok veya Az, Iman’in hak oldugunu anlama asamasinda karistirilmamalidir. Iman’in hak oldugu tesbit edildikten sonra bir kisinin bu iman ile iliskisinin anlasilmasinda bu nisbi kavramlar kullanilabilir ki, bu calismada boyle bir degerlendirme sozkonusu hic degildir. Bir seyin diger bir seye nisbeten daha guzel olmasi baska bir konudur, yani Guzelligin veya Cirkinligin goreceli olmasi baska bir konudur, yaratilista Cirkinligin olmamasi baska bir konudur. Yaratilan her sey Guzeldir, yaratilmayandir Cirkinlik; yokluktur Cirkinlik. “Vucud, hayr-i Mahz; Adem, serr-i mahz” bu demektir.



    Bu arada, su karsit ifadeleri bir katagoriye koyamadim, yardimci olursaniz memnun olurum:



    Teori - Pratik

    Kanun - Yorum

    Nitelik - Nicelik vs.
    Kainattaki gidisati izlesek ve israfin ve intizamsizligin olmadigini gorsek,sanirim bu bizim icin en buyuk tahkik egitimi olacaktir.

  6. #6
    Ehil Üye insirah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    Kure-i Arz
    Mesajlar
    3.312

    Standart

    D- Birinin anlasilmasi digerinin anlasilmasina yardimci olan karsit kavramlardan ornekler:



    Tahkik - Taklit

    Teblig - Telkin

    Teklif - Tayin

    Erkan - Vakif



    Bu katagorideki kavramlar birbirlerinin karsiti olmakla beraber karistirilmasi sozkonusu olabilir. Cunku pratik hayatta karisik bir sekilde bulunmalari mumkundur. Karsitliklarinin farkina varilmasi karistirilmalarini engeller. Bunun icin onemlidirler.



    Tahkik – Taklit:

    Taklit, Tahkikin dusmanidir. Taklit ongoruldugu oranda Tahkik gerceklesemez. Tahkik ongorulmezde otomatik olarak Taklit onun yerini alir. Tahkik kasit ister, Taklit ise kasitsizliktir, “dogma”ya tabi olmaktir.



    Teblig – Telkin:

    Insanin hur olmasi onun ancak Teblig’e muhatap olmasina izin verir. Telkin, hurriyeti yok sayma kustahligidir. Hurriyeti olmayan olu cesede Telkin (Turkcede “talkin” derler) verilir. Hurriyeti gelismemis cocuga Telkin edilebilir. Cocugun hangi yasta hurriyetinin hangi alanda gelismedigine dikkat etmek gerekir. Akil balig olmamis bir cocuga her yasta her turlu yapilacak konusma ve davraniz Telkin seklinde olamaz. Cocuk cok kucuk yasta bazi alanlarda hurriyetini kazanmistir, o alanlarda yalnizc Teblig yapilir, Telkin yapilacak olursa “red” cevabi alinir. Onun icin cocugun gelisme asamasina gore egitimin sekli daima degisik olacaktir. Olu cesed ve gelisme halindeki cocugun gelisme duzeyine gore yapilacak Teblig’de pratik bir dustur (Risale-i Nur’dan): “Akla kapi ac, ihtiyari elden alma”. Teblig akla kapi acmaktir, Telkin, ihtiyari elden almaktir. Kendini Telkin’e terketmis bir kisi “ihtiyarini – iradesini” inkar ediyor demektir ki, bu bir yalanciliktir; yaratilis kurallarina (Sunnetullah’a) karsi bir isyandir; hakikati inkardir.



    Teklif – Tayin:

    Bir kisinin veya toplumun talebi uzerine o talebi karsilamak uzere, o ihtiyaca cevap verebilecek kabiliyette olan bir kisinin kendisini, “Ben senin veya sizin ihtiyaciniza cevap verebilirim,” diye Teklif etmesi fitri, insani bir iliskidir. Fakat, boyle bir ihtiyac talebi gelmeden kendisini gorevli gormesi veya baskalari tarafindan gorevlendirilmeyi kabul ederek kendisini Tayin etmesi, muhataplarini, Kur’an’in tabiriyle, “ikrah”a, “musaytir”liga, “zorlama”ya tabi kilmasidir. Tayin tepeden inme bir isrardir. Hakta dahi olsa baskalari uzerinde israr edilmez. “Teklif var, israr yok” bu gercegi ozetler. Tayin ise, kendisine irade-i cuz’iye verilmis insana, Yaraticinin verdigi bu irade-i cuz’iyeyi kullanma hakkini cok gorerek mudahele etmektir. Yaratilis kanunlarina muhaliftir. Dolayisiyla, Yaratici’ya, sanki, “Sen insanlari iradelerini kullanmada HUR yaratmakla iyi etmemissin, ben onlari duzeltecegim,” demeye gelen bir isyandir. (Toplumun hukunu muhafaza icin, iradelerini toplumun hukukuna tecavuz edecek sekilde kullananlarin hurriyetine mudahale etmek toplum hukunu ilgilendiren bir konudur. Ayrica Tayin ile Teblig arasindaki farka da dikkat etmek gerekir: Teblig bir vazifedir; istek uzerine olmayan Tayin ise, yetkisiz mudaheledir).



    Erkan – Vakif:

    Vakif ve Erkan karsit kavramalari tamamen ozel bir kullanimdan dolayi bu calismaya girdi. Yukarida bahsi gecen karsit kavramlarin birbirleriyle olan iliskileri dogrultusunda degerlendirilmemelidir. Risale-i Nur’da dine hizmetin uc asamasindan bahsedilir: Imana Hizmet, Hayata Hizmet, Seriata Hizmet. Erkan ve Vakif kavramlari, Kur’an’in iman hakikatlarini muhtaclara ulastirmak demek olan “Iman Hizmeti”nin gereklerini omuzuna almayi kendi iradesi ile kabul etmis kisiler icin kullanilir. “Iman Hizmeti”nde Erkan (haslarin haslari) olmak isteyen kisilerin, oncelikle kendilerini imanin hakikatleriyle terbiye etmeleri gerekir. Imanin sonsuz mertebesi oldugu icin, imanin hakikatleriyle terbiye olmanin da sonu yoktur. Burada prensiplerin belirlenmesi icin var-yok, siyah-beyaz seklinde bir tahlil yapiliyor. Pratik hayatta ne kadar iman hakikatleriyle terbiye olundugunun olcusu yoktur; kisi kendisi boyle bir ihtiyacin farkina varmalidir. Dikkat edilecek nokta: “Iman Hizmeti”nde, Erkan olunmadan Vakif olunmaz. Erkan ozelligi kazanildigi oranda, eger bir kisi bu hakikatlerin hizmetine hayatini vakfetmeye karar verirse, o zaman Vakif da olabilir. “Iman Hizmeti”nin tarifi geregi, imanin hakikatini bizzat kendi hayatinda tasimayan birisi, hayatini, imanin hakikatlarina vakfedemez. Mesela, “Iman hakikatlarini baskasi ogrensin ve hayatinda uygulasin, ben iman hakikatlarini iceren kitaplarin basimiyla ugrasmak uzere hayatimi vakfettim,” anlayisiyla “Iman Hizmeti”nde Vakif olunmaz; baska bir hizmet dalinda olabilir.



    Hayata ve Seriata Hizmette, Erkan olunmadan Vakif olunabilir. Kisiler hayatlarini gerekli gordukleri hizmetin bir bolumune vakfedebilirler. Yani, bir kisi hizmetin bir yonunu, diger kisi de hizmetin diger ihtiyaclarini karsilamada hayatlarini vakfedebilirler. Bu mumkundur. Mesela, “Sen bu caminin insaatinda calis, ben de magazamda veya dairemde calisip para kazanacagim ve kazandigim para ile cami insaatina tugla getirerek yardim edecegim,” diyebilir. Boyle bir muavenet ile bir sonuc elde edilebilir.



    Tekrar edecek olursak, “Iman Hizmeti” tarifi geregi, iman hakikatlarinin muhtaclara ulastirilmasi hizmetidir. Iman hakikatlarini kendisi bizzat tasimayan, yani hazmetmeyen bir kisi, iman hizmetinde, mesela, yemek yaparak, veya hizmetin yapildigi yeri temizleyerek veya kirasini odeyerek, yer almaz. Bu gibi hizmetler “sadaka” vermek gibidir, guzeldir. Boyle bir hizmete hayatini vakfeden kisi Vakif olabilir; fakat Erkan olamaz. “Iman Hizmeti”nde yer almanin olmazsa olmaz sarti once Erkan olmak, ondan sonra imanin hakikatlarinin hizmetine hayatini vakfetmeye karar verirse, Vakif olmaktir.



    Kimse kimsenin iman hakikatleriyle terbiye olup olamdigi veya ne kadar oldugu konusunda karar veremez ve bu terbiyenin siniri da yoktur. Bu calisma, yalnizca kendisini “Iman Hizmeti”ne vakfetmeyi dusunenler icin boyle bir asamadan gecmenin zorunlu oldugunu farketmelerine yardimci olmak umidiyle yapilmistir.



    Tamamen sahsi olan gozlemimi soyle ozetleyebilirim:



    Su hikmet dairesinin Haliki, iman hakikatlerine hizmeti, ancak Erkanlarin omuzlari uzerinde gerceklestiriyor.
    Kainattaki gidisati izlesek ve israfin ve intizamsizligin olmadigini gorsek,sanirim bu bizim icin en buyuk tahkik egitimi olacaktir.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Yalnızca "La İlahe İllallah" Demek Yeterli midir? "Muhammedür Resulullah" Demeden?
    By ZÜMRÜT in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 25.04.17, 13:15
  2. "Ene" ve "Zerre"den İbaret Bir "Elif" Bir "Nokta"dır.
    By Ene-Zerre in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 29
    Son Mesaj: 21.04.17, 20:29
  3. Hayatıyla bir "Elif" yazar, "Vav" vuslatıyla yürür, yüreği "Hu" okur..
    By gamze-i_dilruzum in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 21.04.17, 20:28
  4. Benim bir "Ah"ım, Senin bin feryad-ı "Aşk"ın olacak...
    By BiRDüNYaUMuT in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 11.12.11, 20:33
  5. Risale "tanımak" için yazılmış, "tanınmak" için değil
    By YİĞİDO in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 14.11.11, 13:08

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0