Konu Kapatılmıştır
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 15

Konu: Risale-i Nur Ve Son Müceddid Mes’elesi

  1. #1
    Gayyur Hâdim-i Nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Bulunduğu yer
    ÂLEM-İ MÂNÂ
    Yaş
    38
    Mesajlar
    123

    Standart Risale-i Nur Ve Son Müceddid Mes’elesi

    · Bazı çevrelerce Risale-i Nur’a veya Bediüzzaman’a atfen, müceddiddir, değildir veya geçmiş asrın müceddididir gibi iddialar ileri sürülmesi üzerine, mes’eleyi asıl kaynağı Risale-i Nur’dan araştırma ihtiyacı doğmuştur.
    · Önce usulî bir esas zikredilecek.
    · Malumdur ki, dinî mes’elelerin isbat ve tahkikinde, söz sahibi dinî büyük şahsiyetlerin kitap ve sünnete istinaden yazdıkları temel kitaplar esas alınır. Bu sahada beşerî mülahaza ve şahsî kanaatlar, hakikî bir değer taşımaz.
    · Bilhassa bir mes’ele mezkür me’haz kitaplarda ele alınıp tesbit edilmiş ise, o mes’elede kitabı esas almak, dine bağlılığın gereğidir. Aksi halde kişinin dine bağlılığı ve sadakatı şaibelidir.
    · İşte bu nokta-i nazardan Bediüzzaman Hz. ve Risale-i Nur’un son müceddidliği mes’elesini bizzarure kitaptan arayacağız ve aramaya başlıyoruz. Hz. Üstad diyor ki:
    “Risale-i Nur'un yüz bin nüshalarının bâki dilleri susmaz, konuşur.
    Ve hâlis talebeleri, binler kuvvetli lisanlar ile o kudsî ve küllî vazife-i Nuriyeyi şimdiye kadar olduğu gibi, inşâallah kıyamete kadar devam ettirecekler.” (Şualar sh: 377)
    “Evet, dünya ilim ve irfan sahasına Türkiye’den bir güneş doğmuştur. Bu yeni doğan güneş, bin üç yüz yıl evvel âlem-i beşeriyete doğmuş olan güneşin bir in'ikâsıdır ve o manevî güneşin her asırda parlayan lem'alarından birisidir ve beklenilen son mucize-i manevîsidir!” (Tarihçe-i Hayat sh: 156)
    Mezkür iki parçada siyah yazılı beyanlar, kesindir, te’vil kaldırmaz.
    “Risale-i Nur, Kur'anın son asırlarda beklenen bir mu'cize-i mânevîsi olarak tulû etmiş.” (Tarihçe-i Hayat sh: 155)
    “Üstad, Nurların yazılmasına, teksirine çok ehemmiyet verirdi. "Risale-i Nur, bu asrı ve gelecek asırları tenvir edecek olan bir mucize-i Kur'âniyedir."deyip, Nur'a ait hizmeti, zamanın en büyük meselesi olarak kabul eder, bu ehemmiyetle davranırdı.” (Tarihçe-i Hayat sh: 463)
    “Nur Risaleleri, şiddetli ihtiyaç zamanında te'lif edildiğinden, her yazılan risale, gayet şifalı bir tiryak ve ilâç hükmünü taşıyor ve öyle de tesir edip pek çok kimselerin manevî hastalıklarını tedavi ediyor. Risale-i Nuru okuyan her bir kimse; güya o risale kendisi için yazılmış gibi bir hâlet-i ruhiye içinde kalarak büyük bir iştiyak ve şiddetli bir ihtiyaç hissederek mütalâa ediyor. Nihayet öyle eserler vücuda geliyor ki; bu asır ve gelecek asırların bütün insanlarının imanî, İslâmî, fikrî, ruhî, kalbî, aklî ihtiyaçlarına tam cevab verecek ve kâfi gelecek Kur'anî hakikatlar ihsan ediliyor.” (Tarihçe-i Hayat sh: 160)
    Tarihçe-i Hayat eserinde Bediüzzaman Hazretlerine atfen deniliyor ki:
    “Cenab-ı Hak; Kemâl-i Rahmetiyle bu ferd-i ferîdi, kemalât-ı insaniyenin bütün envaını câmi bir istidadda yaratmış ve bu istidadların da azamî şekilde inkişafını irade etmiş ki; bu müstesna zatı, İslâmiyet ağacının son asırlara uzanan ve binler dal budak salan Risale-i Nur şahs-ı mânevîsi itibariyle bütün hakaikde "üstad-ı küll" hükmüne getirmiş ve topyekûn İslâmiyet hakikatlarının bir aks-i nurunu ve tecellisini Risale-i Nur şahs-ı mânevîsinde dercederek, ehl-i hakikat ve kemali hayretle baktırmış ve böylece, Risalet-i Ahmediye ve hakikat-ı Muhammediyenin câmi bir âyinesi olan Risale-i Nur ile Said Nursî, bir Said olarak çürümüş, erimiş; fakat mânen bütün âlem-i İslâm olarak tevellüd etmiş, beka bulmuştur. Ve tâ kıyamete kadarRisale-i Nur bâki kalacak ve daima tekemmül edecektir.” (Tarihçe-i Hayat sh: 168)
    Bediüzzaman Hazretlerinin yüksek şahsiyetini tavsif eden bir yazıda deniliyor ki:
    “Mezaya-yı âliye ve fezail-i ilmiyesiyle de din-i Muhammedî'nin (A.S.M.) neşrinde ve isbatında bir kemal-i tam halinde rû-nüma olmuş olan böyle bir zât elbette Seyyid-ül Enbiya Hazretlerinin (A.S.M.) en yüksek iltifatına mazhar ve en âlî himaye ve himmetine naildir. Ve şübhesiz o Nebiyy-i Akdes'in (A.S.M.) emr u fermanıyla yürüyen ve tasarrufuyla hareket eden ve onun envâr ve hakaikına vâris ve ma'kes olan bir zât-ı kerim-üs sıfattır.
    Envâr-ı Muhammediyeyi (A.S.M.) ve maarif-i Ahmediyeyi (A.S.M.) ve füyuzat-ı şem'-i İlahîyi en müşa'şa' bir şekilde parlatması ve Kur'anî ve hadîsî olan işarat-ı riyaziyenin kendisinde müntehî olması ve hitabat-ı Nebeviyeyi (A.S.M.) ifade eden âyât-ı celilenin riyazî beyanlarının kendi üzerinde toplanması delaletleriyle, o zât hizmet-i imaniye noktasında risaletin bir mir'at-ı mücellası ve şecere-i risaletin bir son meyve-i münevveri ve lisan-ı risaletin irsiyet noktasında son dehan-ı hakikatı ve şem'-i İlahînin hizmet-i imaniye cihetinde bir son hâmil-i zîsaadeti olduğuna şübhe yoktur.” (Şualar sh: 670)
    “Risale-i Nur'un mümtaz bir hasiyeti, imanın en son ve en küllî istinad noktasını, kuvvetli ve kat'î beyan olduğundan; bu hasiyet Âyet-ül Kübra Risalesi'nde fevkalâde parlak görünüyor. Ve bu acib asırda mübareze-i küfür ve iman, en son nokta-i istinada sirayet ederek ona dayandırıyor......Ehl-i imana hücum eden ehl-i dalalet, -bu asır cemaat zamanı olduğu cihetiyle- cem'iyet ve komitecilik mayesiyle bir şahs-ı manevî ve bir ruh-u habis olmuş, Müslüman âlemindeki vicdan-ı umumî ve kalb-i küllîyi bozuyor. Ve avamın taklidî olan itikadlarını himaye eden İslâmî perde-i ulviyeyi yırtıyor ve hayat-ı imaniyeyi yaşatan, an'ane ile gelen hissiyat-ı mütevâriseyi yandırıyor. her bir müslüman tek başıyla bu dehşetli yangından kurtulmaya me'yusane çabalarken, Risale-i Nur Hızır gibi imdada yetişti. Kâinatı ihata eden son ordusunu gösterip ve ondan mukavemetsûz maddî, manevî imdad getirmek hizmetinde hârika bir emirber nefer olarak Âyet-ül Kübra Risalesi'ni İmam-ı Ali (R.A.) keşfen görmüş, ehemmiyetle göstermiş.” (Kastamonu Lahikası sh: 55)
    “Lillahilhamd Risalet-in Nur, bu asrı belki gelen istikbali tenvir edebilirbir mu'cize-i Kur'aniye olduğunu çok tecrübeler ve vakıalar ile körlere de göstermiş. Ona ait medh ü senanız tam yerindedir; fakat bana verdiğinizden, binden birine de kendimi lâyık göremem.” (Kastamonu Lahikası sh: 6)
    Keza, bu müteaddid parçalardaki siyah yazılmış beyanlar gayet sarih olduğu halde, bu ifadelerde te’vile kaçmak, kişinin şahsî arzusuna bağlı kaldığına delalet eder.Risale-i Nur’un şahs-ı manevîsi tasvir edilirken deniliyor ki:
    “Sen bir şiir-i destanî değilsin. Fakat o kadar fasih ve belig ve edalı ve sadâlı ve nağmeli yazılmış ve bütün harflerin birbirine dayanarak kelime ve kelâmların siyak u sibak, intizam ve insicam ile dizilmiş ve bunlar birbirine o kadar kuvvet ve kudret ve metanet vermiş ki; mensur ve Türkî ibareli olduğun halde, yine mislin getirilemez. Senin gibi parlak bir eser bir daha kimseye nasib olmaz...... Senin bürhanlarındaki kuvvet ve kanaat ve asalet ve cezaletin, insanın irade ve ihtiyarını alıp teshir ediyor. Herkesi kendine çekip râm ediyor. Hele o güzel teşbih ve tabirlerin bir misli, bir daha bulunup söylenemez. Sendeki mukayese ve muhakemelerin, vak'a ve temsillerin bir benzeri ve bir naziri bir daha getirilemez.” (Konferans sh: 85-86)
    Risale-i Nur gerek bu asrın, gerekse önümüzdeki asrın beşeriyetini fikir karanlıklarından kurtarıp tenvir ve irşad edecektir.” (Hutbe-i Şamiye sh: 153)“Risale-i Nur müellifi muazzez Üstadımız, uzun yıllar boyunca hizmet-i Nuriyenin muhtelif safhalarında talebeleriyle birlikte mâruz bırakıldığı çeşitli hallerde, zaman ve zemine münasip ve o hallere muvafık ders, îkaz ve irşadlarda bulunmuştur. Risale-i Nur’daki hakaik, nasılki doğrudan doğruya feyz-i Kur’an’dan mülhem hakaik-ı imâniyedir; zaman ve zemine göre değişmez, ebedî hakikatlardır. O kudsî hakaikın ders ve taliminde, neşir ve ilânatında da hizmete taalluk eden irşad, îkaz, teşvik ve tergîbi tazammun eden şu gelecek mes’eleler de herhalde değişmez dersler ve esasattır ki, Nur Talebeleri hayatın ve hizmetin muhtelif saha ve safhalarında onlardan istifade ederler, müşkilatlarını giderirler.” (Hizmet Rehberi sh: 8)
    “Evvelâ: Bâki bir hakikat, fâni şahsiyetler üstüne bina edilmez. Edilse, hakikata zulümdür. Her cihetle kemalde ve devamda bulunan bir vazife, çürümeye ve çürütülmeye maruz ve mübtela şahsiyetlerle bağlanmaz; bağlansa, vazifeye ehemmiyetli zarardır.” (Emirdağ Lahikası-1 sh: 70)
    “Aziz, sıddık kardeşlerim!Evvelâ: Nur'un ehemmiyetli ve çok hayırlı bir şakirdi, çokların namına benden sordu ki: Nur'un hâlis ve ehemmiyetli bir kısım şakirdleri, pek musırrane olarak âhirzamanda gelen Âl-i Beyt'in büyük bir mürşidi seni zannediyorlar ve o kadar çekindiğin halde onlar ısrar ediyorlar. Sen de bu kadar musırrane onların fikirlerini kabul etmiyorsun, çekiniyorsun. Elbette onların elinde bir hakikat ve kat'î bir hüccet var ve sen de bir hikmet ve hakikata binaen onlara muvafakat etmiyorsun. Bu ise bir tezaddır, herhalde hallini istiyoruz.Ben de bu zâtın temsil ettiği çok mesaillere cevaben derim ki: O has Nurcuların ellerinde bir hakikat var. Fakat iki cihette bir tabir ve tevil lâzım:
    Birincisi: Çok defa mektublarımda işaret ettiğim gibi, Mehdi-i Âl-i Resul'ün temsil ettiği kudsî cemaatinin şahs-ı manevîsinin üç vazifesi var. Eğer çabuk kıyamet kopmazsa ve beşer bütün bütün yoldan çıkmazsa, o vazifeleri onun cem'iyeti ve seyyidler cemaati yapacağını rahmet-i İlahiyeden bekliyoruz. Ve onun üç büyük vazifesi olacak:
    Birincisi:Fen ve felsefenin tasallutuyla ve maddiyyun ve tabiiyyun taunu, beşer içine intişar etmesiyle, her şeyden evvel felsefeyi ve maddiyyun fikrini tam susturacak bir tarzda imanı kurtarmaktır. Ehl-i imanı dalaletten muhafaza etmek ve bu vazife hem dünya, hem herşeyi bırakmakla, çok zaman tedkikat ile meşguliyeti iktiza ettiğinden, Hazret-i Mehdi'nin o vazifesini bizzât kendisi görmeğe vakit ve hal müsaade edemez. Çünkü hilafet-i Muhammediye (A.S.M.) cihetindeki saltanatı, onun ile iştigale vakit bırakmıyor. Herhalde o vazifeyi ondan evvel bir taife bir cihette görecek. O zât, o taifenin uzun tedkikatı ile yazdıkları eseri kendine hazır bir proğram yapacak, onun ile o birinci vazifeyi tam yapmış olacak. Bu vazifenin istinad ettiği kuvvet ve manevî ordusu, yalnız ihlas ve sadakat ve tesanüd sıfatlarına tam sahib olan bir kısım şakirdlerdir. Ne kadar da az da olsalar, manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar...... Şimdi hakikat-ı hal böyle olduğu halde, en birinci vazifesi ve en yüksek mesleği olan imanı kurtarmak ve imanı tahkikî bir surette umuma ders vermek, hattâ avamın da imanını tahkikî yapmak vazifesi ise, manen ve hakikaten hidayet edici, irşad edici manasının tam sarahatını ifade ettiği için, Nur şakirdleri bu vazifeyi tamamıyla Risale-i Nur'da gördüklerinden, ikinci ve üçüncü vazifeler buna nisbeten ikinci ve üçüncü derecedir diye, Risale-i Nur'un şahs-ı manevîsini haklı olarak bir nevi Mehdi telakki ediyorlar.” (Emirdağ Lahikası-1 sh: 265-266)
    “Evet dinin, şeriatın ve Kur'an'ın yüzden ziyade tılsımlarını, muammalarını hall ve keşfeden ve en muannid dinsizleri susturup ilzam eden ve Mi'rac ve haşr-i cismanî gibi sırf akıldan çok uzak zannedilen Kur'an hakikatlarını en mütemerrid ve en muannid feylesoflara ve zındıklara karşı güneş gibi isbat eden ve onların bir kısmını imana getiren Risale-i Nur eczaları, elbette Küre-i Arz ve küre-i havaiyeyi kendi ile alâkadar eder ve bu asrı ve istikbali kendi ile meşgul edecek bir hakikat-ı Kur'aniyedir ve ehl-i iman elinde bir elmas kılınçtır.” (Emirdağ Lahikası-1 sh: 47)
    “Hazret-i İmam-ı Ali Radıyallahü Anhü, Kaside-i Ercuze'sinde (Ehrufu ‘ucmin suttirat testira) deyip, bu zamanda tamim edilen ecnebi harflerine bakıp, bu cümledeki harflerin cifrî ve ebcedî rakamlarının bu zamana parmak basmalarıyla vaki' cereyan-ı küfriyaneye işaret ettiği gibi; hem Ercuze'sinde, hem Ercuze'yi teyid ve takviye eden Kaside-i Celcelutiye'sinde sarahata yakın (Tukadü siracünnuri sırren beyaneten, Tukadü siracüssürci sırren tenevveret) fıkrasıyla, o cereyanın karşısında vücudu ziyasıyla anlaşılan ve zulmetin pek şiddetli ve sisli, yakıcı dehşetine karşı sönmeyen ve gittikçe zulmeti yararak dünyayı ziyalandırmaya çalışan Risale-i Nur'a ve müellifine hususî iltifatını (Ekıd kevkebî bil ismi nuran ve behceten mededdehri veleyyami yâ nuru celcelet) deyip, âhirzamana kadar Risale-i Nur'un bedi' bir surette ışık vermesini ve yanmasını dua ve niyaz eden ve Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan'ın en mühim bir şakirdi ve ulûmunun birinci naşiri olan Hazret-i İmam-ı Ali Radıyallahü Anhü, bidayet-i İslâmda Kur'anın aleyhine açılan çok kapılara karşı mübarek ism-i a'zamı şefi' tutup kahramanane ve merdane hakaik-i şeriatı ve esas-ı İslâmiyeti muhafazaya çalıştığı gibi, âhirzamanda bütün bütün Kur'ana muhalefet eden zendeka cereyanına karşı, aynı ism-i a'zamı şefi' ve melce' ve tahassüngâh ittihaz edip cerhedilmez Kur'anın i'cazından gelen ve hâtem-i mu'cizeyi gösteren Risale-i Nur'un sönmez nuruyla ve susmaz lisanıyla şecaatkârane mukabele ve mukavemet edip, yerin yüzünü yakıp çok çiçekleri kurutan zendeka nârını, ism-i a'zamın kibriyalı, azametli nuruyla ve İsm-i Rahman ve Rahîm'in şefkatli ve re'fetli tecellisinden nebean eden âb-ı hayat ile söndüren; ve yanan yerlerde kuruyan nehir ve bağ çiçeklerine mukabil, dağlarda ve kırlarda sema yağmuru ve rahmetiyle hararete mütehammil ve şiddet-i bürudete dayanıklı çiçekleri yetiştiren Risale-i Nur'u görmesi ve şefkatkârane ve tesellidarane ve kerametkârane bakması, Hazret-i İmam-ı Ali Radıyallahü Anh'ın makam-ı velayetinin iktiza ettiğini hakkalyakîn gösterir.” (Lem’alar sh: 447)

    Yukarıda Risale-i Nur eserlerinden kısmen nakledilen beyanların neticesi olarak deriz ki: Risale-i Nur’a bağlı olanlar için sarahat üzere bağlayıcı kat’iyetiyle, Risale-i Nur son müceddid ve mehdidir.
    Risale-i Nur’dan nakledilen mezkür parçaların bir kısmı bizzat Bediüzzaman Hz. tarafından yazılmıştır. Diğerleri ise yakın talebelerinin ifadeleri olup hepsi de Hz. Üstad’ın tashih ve tasvibinden geçmiştir.

    Risale-i Nur’da nazara verilen gelecek zat mes’elesi ise, yine Risale-i Nur’da sarahat üzere beyan ediliyor ki O zat Risale-i Nur’a bağlı olup Risale-i Nur’u kendine hazır bir proğram yapacak ve ikinci ve üçüncü vazifeleri icra edecektir.Bu gibi beyan ve ifadelerin neticesi gösteriyor ki, O gelecek zat, Hz. Üstad’ın ve Risale-i Nur’un derecesinde olması veya geçmesi mezkür nakiller müvacesinde düşünülemez.
    Keza böyle mesail, itikadî kat’iyeti isteyen mes’elelerden değildir. Ancak şu hususlar unutulmamalıdır ki Risale-i Nur’un hakaik-i imaniyeyi, Kur’an’ın çok ehemmiyetle ve tekraratla nazara verdiği kitab-ı kâinattan isbat etmesi ve isbatındaki harikalığı ve Hz. Üstad’ın beynelminel ifsad cereyanının dehşetli hücumları karşısında tavizsiz mukabele etmesi gibi fiilî vakıalar insafla düşünülürse, Bediüzzaman’ın beklenen son dinî şahsiyet olduğu anlaşılır.

    Ek: İfhamnameden
    29. Mektubun Yedinci Kısmının sonundaki ikinci sualin birinci ve ikinci işaretlerinden birinci İşarette Mehdinin âlemi ıslah etmesinin imkanını, hem Kudret-i İlahiye noktasından, hem esbab dairesi ve Hikmet-i Rabbaniye açısından ispat ettikten sonra, ikinci işarette:
    “Hazret-i Mehdinin cem’iyet-i nuraniyesi süfyan komitesinin tahribatçı rejim-i bid’atkaranesini tamir edip, sünnet-i seniyyeyi ihya edecek. Yani Alem-i İslâmiyette risalet-i Ahmediyeyi (A.S.M.) inkâr niyetiyle Şeriat-ı Ahmediyenin tahribine çalışan Süfyan Komitesi Hazret-i Mehdi Cemiyetinin mu’cizekar kılıncıyla öldürülecek ve dağıtılacak…”
    Bunun devamında da, Hazret-i İsa’nın (A.S.) yapacağı hizmet ve vazifelerini şerh eylemiştir. İşte dikkat edilirse; Hazret-i Üstad Onbeşinci Mektupta: “Süfyanın Risalet-i Muhammediyeyi inkar ile Şeriat-ı İslâmiyeyi tahrib etmeya çalışmasına karşı âl-i beyt-i Nebeviyenin silsile-i nuraniyesine bağlanan ehl-i velayet ve ehl-i kemalin başına geçecek âl-i beytten Muhammed mehdi isminde bir zat-ı nuranî o süfyanın şahs-ı manviyesi olan cereyan-ı münafıkaneyi öldürüp dağıtacaktır.” diyor Şeriat-ı İslâmiyenin tahribine çalışan süfyan ve komitesini kim ispat etmiş, ortaya koymuş ve göstermiş ise; ve onun müthiş ve komiteli tahribatını gün yüzüne çıkarmışsa, Kur’anın en keskin elmas kılınçlı bürhanlarıyla din-i İslâmın esasatını ve imanın erkanını delail-i akliye ve hadsiyat-ı vicdaniye ile ispat edip tamir etmiş ise; ahirzamanın sahibi odur. Ve o ise hiç şüphesiz Hazret-i Bediüzzamandan başka kimse değildir ve bu noktada onun eşi ve benzeri alemde görülmüyor.

    Demek beklenen Mehdi-i A’zam mutlaka O dur ve onun teşkil eylediği Risale-i Nur cemiyeti ve cemaatıdır ki biiznillah kıyamete kadar devam edecek ve Mehdinin varisleri olarak bütün hizmetleri yerine getireceklerdir inşallah..


  2. #2
    Yasaklı Üye bir yolcu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesajlar
    846

    Standart

    Bin barekallah ve yüz bin maşallah ve rahmetli bayram ağabeyimizin bir sözünü ilave etmek istiyorum."kardeşler mehdi de geldi deccalde bizler artık sadece kıyameti bekliyoruz."

  3. #3
    Gayyur Hâdim-i Nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Bulunduğu yer
    ÂLEM-İ MÂNÂ
    Yaş
    38
    Mesajlar
    123

    Standart

    Alıntı bir yolcu Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bin barekallah ve yüz bin maşallah ve rahmetli bayram ağabeyimizin bir sözünü ilave etmek istiyorum."kardeşler mehdi de geldi deccalde bizler artık sadece kıyameti bekliyoruz."
    Sadakte ya ehi....

  4. #4
    Vefakar Üye efnan_nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    500

    Standart

    Senin üzerine haktır ki; her söylediğin hak olsun. Fakat her hakkı söylemeye senin hakkın yoktur. Her dediğin doğru olmalı, fakat her doğruyu demek doğru değildir. Zîrâ senin gibi niyeti hâlis olmayan bir adam, nasihati bâzan damara dokundurur, aksülamel yapar.



    "Madem ki sizin elinizdeki nurdur. Nurdan zarar gelmez. Neden arkadaşlarınıza ihtiyat tavsiye ediyorsunuz?" Bu suale karşı muhtasar cevabım şudur:
    "Baştaki başların bir kısmı sarhoştur, okumaz. Okusa da anlamaz, yanlış mânâ verip ilişir. İlişmemek için, aklı başına gelinceye kadar göstermemek lâzımdır. Onun için kardeşlerime tavsiye ediyorum ki, ihtiyat etsinler, nâehillerin ellerine hakikatleri vermesinler" denilmektedir.



    BU ZAMANDA EN EHEMMİYETLİ VAZİFE İMAN AKİDELERİDİR.
    BÜTÜN KUVVETİMİZLE ONA ÇALIŞMALIYIZ.
    MEHDİ VS. MESELELERİ MAHREMDİR.






    فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ

    Öyleyse Allah'a firar edin (kaçın ve sığının)


  5. #5
    Gayyur Hâdim-i Nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Bulunduğu yer
    ÂLEM-İ MÂNÂ
    Yaş
    38
    Mesajlar
    123

    Standart

    Alıntı sirac_ün_nur Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Senin üzerine haktır ki; her söylediğin hak olsun. Fakat her hakkı söylemeye senin hakkın yoktur. Her dediğin doğru olmalı, fakat her doğruyu demek doğru değildir. Zîrâ senin gibi niyeti hâlis olmayan bir adam, nasihati bâzan damara dokundurur, aksülamel yapar.
    Alıntı sirac_ün_nur Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster



    "Madem ki sizin elinizdeki nurdur. Nurdan zarar gelmez. Neden arkadaşlarınıza ihtiyat tavsiye ediyorsunuz?" Bu suale karşı muhtasar cevabım şudur:
    "Baştaki başların bir kısmı sarhoştur, okumaz. Okusa da anlamaz, yanlış mânâ verip ilişir. İlişmemek için, aklı başına gelinceye kadar göstermemek lâzımdır. Onun için kardeşlerime tavsiye ediyorum ki, ihtiyat etsinler, nâehillerin ellerine hakikatleri vermesinler" denilmektedir.



    BU ZAMANDA EN EHEMMİYETLİ VAZİFE İMAN AKİDELERİDİR.
    BÜTÜN KUVVETİMİZLE ONA ÇALIŞMALIYIZ.
    MEHDİ VS. MESELELERİ MAHREMDİR.







    Muhterem kardeşim dediklerine hürmetimiz sonsuzdur....Lakin madem burası Risale eksenli müzakere platformudur ve madem bizim yazımız tamamen Risale-i Nurdaki hakikatlerden ve mahrem olmayan kısımlardan alınmış ve bitamamiha eklenmiştir O halde neden çekinelim veya ihtiyat edelim??
    Elbette her doğruyu her yerde söylemek doğru değildir ...Lakin biz doğruyu her yerde değil olması gereken yerde söylüyoruz.Risaleforumdan başka nerede eklenebilir ki???!!!!!!!!!!!
    Sonuçta burası Risaleforumdur ve Risaledeki hakikatleri aramızda paylaşmak bizin en doğal hakkımız olsa gerek..
    Eğer ben bu yazıyı ehl-i tarik bir forumda veya başka cemaate mensub bir foruma ekleseydim dediklerinde yüzde yüz haklıydın..
    Ama burası Risaleforumdur ve böyle meselelerin olması gayet normal olsa gerektir.....

  6. #6
    Vefakar Üye efnan_nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    500

    Standart

    Alıntı Hâdim-i Nur Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    ·

    Yukarıda Risale-i Nur eserlerinden kısmen nakledilen beyanların neticesi olarak deriz ki: Risale-i Nur’a bağlı olanlar için sarahat üzere bağlayıcı kat’iyetiyle, Risale-i Nur son müceddid ve mehdidir.
    Risale-i Nur’dan nakledilen mezkür parçaların bir kısmı bizzat Bediüzzaman Hz. tarafından yazılmıştır. Diğerleri ise yakın talebelerinin ifadeleri olup hepsi de Hz. Üstad’ın tashih ve tasvibinden geçmiştir.

    Risale-i Nur’da nazara verilen gelecek zat mes’elesi ise, yine Risale-i Nur’da sarahat üzere beyan ediliyor ki O zat Risale-i Nur’a bağlı olup Risale-i Nur’u kendine hazır bir proğram yapacak ve ikinci ve üçüncü vazifeleri icra edecektir.Bu gibi beyan ve ifadelerin neticesi gösteriyor ki, O gelecek zat, Hz. Üstad’ın ve Risale-i Nur’un derecesinde olması veya geçmesi mezkür nakiller müvacesinde düşünülemez.
    Keza böyle mesail, itikadî kat’iyeti isteyen mes’elelerden değildir. Ancak şu hususlar unutulmamalıdır ki Risale-i Nur’un hakaik-i imaniyeyi, Kur’an’ın çok ehemmiyetle ve tekraratla nazara verdiği kitab-ı kâinattan isbat etmesi ve isbatındaki harikalığı ve Hz. Üstad’ın beynelminel ifsad cereyanının dehşetli hücumları karşısında tavizsiz mukabele etmesi gibi fiilî vakıalar insafla düşünülürse, Bediüzzaman’ın beklenen son dinî şahsiyet olduğu anlaşılır.

    Ek: İfhamnameden
    29. Mektubun Yedinci Kısmının sonundaki ikinci sualin birinci ve ikinci işaretlerinden birinci İşarette Mehdinin âlemi ıslah etmesinin imkanını, hem Kudret-i İlahiye noktasından, hem esbab dairesi ve Hikmet-i Rabbaniye açısından ispat ettikten sonra, ikinci işarette:
    “Hazret-i Mehdinin cem’iyet-i nuraniyesi süfyan komitesinin tahribatçı rejim-i bid’atkaranesini tamir edip, sünnet-i seniyyeyi ihya edecek. Yani Alem-i İslâmiyette risalet-i Ahmediyeyi (A.S.M.) inkâr niyetiyle Şeriat-ı Ahmediyenin tahribine çalışan Süfyan Komitesi Hazret-i Mehdi Cemiyetinin mu’cizekar kılıncıyla öldürülecek ve dağıtılacak…”
    Bunun devamında da, Hazret-i İsa’nın (A.S.) yapacağı hizmet ve vazifelerini şerh eylemiştir. İşte dikkat edilirse; Hazret-i Üstad Onbeşinci Mektupta: “Süfyanın Risalet-i Muhammediyeyi inkar ile Şeriat-ı İslâmiyeyi tahrib etmeya çalışmasına karşı âl-i beyt-i Nebeviyenin silsile-i nuraniyesine bağlanan ehl-i velayet ve ehl-i kemalin başına geçecek âl-i beytten Muhammed mehdi isminde bir zat-ı nuranî o süfyanın şahs-ı manviyesi olan cereyan-ı münafıkaneyi öldürüp dağıtacaktır.” diyor Şeriat-ı İslâmiyenin tahribine çalışan süfyan ve komitesini kim ispat etmiş, ortaya koymuş ve göstermiş ise; ve onun müthiş ve komiteli tahribatını gün yüzüne çıkarmışsa, Kur’anın en keskin elmas kılınçlı bürhanlarıyla din-i İslâmın esasatını ve imanın erkanını delail-i akliye ve hadsiyat-ı vicdaniye ile ispat edip tamir etmiş ise; ahirzamanın sahibi odur. Ve o ise hiç şüphesiz Hazret-i Bediüzzamandan başka kimse değildir ve bu noktada onun eşi ve benzeri alemde görülmüyor.

    Demek beklenen Mehdi-i A’zam mutlaka O dur ve onun teşkil eylediği Risale-i Nur cemiyeti ve cemaatıdır ki biiznillah kıyamete kadar devam edecek ve Mehdinin varisleri olarak bütün hizmetleri yerine getireceklerdir inşallah..

    bu kısımlar risaleden değil.Yorumlarda dahil edilmiş.

    فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ

    Öyleyse Allah'a firar edin (kaçın ve sığının)


  7. #7
    Gayyur Hâdim-i Nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Bulunduğu yer
    ÂLEM-İ MÂNÂ
    Yaş
    38
    Mesajlar
    123

    Standart

    Alıntı sirac_ün_nur Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    bu kısımlar risaleden değil.Yorumlarda dahil edilmiş.
    Sonuçta çok az yorumlar dahil olsada yukarıdaki Risaleden alınan kısımlar yorumların çok fevkinde meseleyi ispatlıyorlar ...
    Kısm-ı A'zama bakmak lazım....Zaten bizim de nazara arz etmek istediğimiz de Risaleden alınan kısımlardır...İlk baştaki yazıyı okursanız sanırım meramım daha da belirginleşecek..

  8. #8
    Vefakar Üye efnan_nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    500

    Standart

    Alıntı Hâdim-i Nur Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

    Muhterem kardeşim dediklerine hürmetimiz sonsuzdur....Lakin madem burası Risale eksenli müzakere platformudur ve madem bizim yazımız tamamen Risale-i Nurdaki hakikatlerden ve mahrem olmayan kısımlardan alınmış ve bitamamiha eklenmiştir O halde neden çekinelim veya ihtiyat edelim??
    Elbette her doğruyu her yerde söylemek doğru değildir ...Lakin biz doğruyu her yerde değil olması gereken yerde söylüyoruz.Risaleforumdan başka nerede eklenebilir ki???!!!!!!!!!!!
    Sonuçta burası Risaleforumdur ve Risaledeki hakikatleri aramızda paylaşmak bizin en doğal hakkımız olsa gerek..
    Eğer ben bu yazıyı ehl-i tarik bir forumda veya başka cemaate mensub bir foruma ekleseydim dediklerinde yüzde yüz haklıydın..
    Ama burası Risaleforumdur ve böyle meselelerin olması gayet normal olsa gerektir.....
    hakılı olabilirsiniz.
    doğru herkese göre değişir.
    Benim düşüncem neticede herkesin ulaşabileceği bir ortam bu nedenle aksul mel olur diye düşünüyordum.
    Ama yazdıysanız ve yazılması gerektiğini düşünüyorsanız birşey diyemem.

    Ben sadece bir an üstad okusa böyle açıkça yazılması hoşuna gidermiydi diye bir hissiyata kapıldım.
    Sadece hissiyatımı ifade ettim.

    فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ

    Öyleyse Allah'a firar edin (kaçın ve sığının)


  9. #9
    Gayyur Hâdim-i Nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Bulunduğu yer
    ÂLEM-İ MÂNÂ
    Yaş
    38
    Mesajlar
    123

    Standart

    Alıntı sirac_ün_nur Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    hakılı olabilirsiniz.
    doğru herkese göre değişir.
    Benim düşüncem neticede herkesin ulaşabileceği bir ortam bu nedenle aksul mel olur diye düşünüyordum.
    Ama yazdıysanız ve yazılması gerektiğini düşünüyorsanız birşey diyemem.

    Ben sadece bir an üstad okusa böyle açıkça yazılması hoşuna gidermiydi diye bir hissiyata kapıldım.
    Sadece hissiyatımı ifade ettim.

    Evet Üstadımız Bediüzzaman, ihlâsının iktizâsı olarak şahsına kıymet vermeyebilir. Bu hal, Üstadımızdaki yüksek bir kemâlât ve âlî bir seciyenin timsâlidir. O, şahsına ne kadar kıymet vermiyorsa bizim onda milyarlar derece fazla kıymet ve ehemmiyeti görmemiz, basîret ve insâniyetin muktezâsıdır. Bir lûtf-u İlâhîdir. Zîrâ Risâle-i Nur gibi parlak bir tefsir-i Kur'ân olan şâheser, onun varlığından meydana gelmiş ve fışkırmıştır. Öyle bir eserin müellifiyle yalnız bugünkü âlem-i İslâm değil, yalnız asr-ı hâzır beşeriyeti değil, nesl-i âtîdeki milyarlar kimsenin hayat ve memât dâvâsı Risâle-i Nur'la alâkadardır.

    Tarihçe-i Hayattan....sahife 699
    Envar Neşriyat Baskısı

  10. #10
    Gayyur Hâdim-i Nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Bulunduğu yer
    ÂLEM-İ MÂNÂ
    Yaş
    38
    Mesajlar
    123

    Standart

    Alıntı sirac_ün_nur Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    hakılı olabilirsiniz.
    doğru herkese göre değişir.
    Benim düşüncem neticede herkesin ulaşabileceği bir ortam bu nedenle aksul mel olur diye düşünüyordum.
    Ama yazdıysanız ve yazılması gerektiğini düşünüyorsanız birşey diyemem.

    Ben sadece bir an üstad okusa böyle açıkça yazılması hoşuna gidermiydi diye bir hissiyata kapıldım.
    Sadece hissiyatımı ifade ettim.
    Üstâdın şahsının mazhar ve âyine olduğu, Kur'ânî hakikatler ve Nurlar itibâriyle ve neşrettiği İmân ve İslâmiyet dersleriyle, ihlâs-ı tâmme ile, umumi ve küllî bir tarzda Kur'ân'a ve dine hizmet etmesiyle, onun hakkındaki takdir ve tahsinler, mânâ-i harfî ile şahsına âit kalmıyor. Kur'ân ve İslâmiyete râci'dir. Allah nâm ve hesâbınadır. Din düşmanları tarafından, ona yapılan düşmanlık ve taarruzlar da, Bediüzzaman'ın hâdimliğini yaptığı Kur'ân ve İslâmiyetin ortadan kaldırılması maksad-ı mahsusuna mâtuftur. Zîrâ hakâik-ı Kur'âniye ve imâniyeyi câmi', o cihanşümûl Risâle-i Nur eserleri ona ihsan edilmiştir.
    SÖZLERDEN....768

Konu Kapatılmıştır

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Türkiye’de ve Alem-i İslam’da İttihad, Risale-i Nur’un Farz Vazifesidir
    By SeRDeNGeCTi in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 25.05.11, 10:11
  2. Risale-i Nur Külliyatı’ında Geçen ‘ Nur’ Kelimeleri (3)
    By Bîçare S.V. in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 20.06.09, 10:33
  3. Risale-i Nur Külliyatı’ında geçen ‘ Nur’ kelimeleri (1)
    By Bîçare S.V. in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 18.06.09, 12:52
  4. Tashih Mes’elesi ve Nazar-ı Tedkikle Bakmak
    By bilâl-tunç in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 21.01.09, 17:09
  5. Risale-i Nur ve Son Müceddid Meselesi
    By SeRDeNGeCTi in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 283
    Son Mesaj: 24.08.08, 12:41

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0