+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 17

Konu: Basar ve Basîret

  1. #1
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart Basar ve Basîret

    Basar ve Basîret

    Risâle-i Nûrlar enfüsî âlemimizde çok ince düsturlar ve derslerle bizi irşad eder. Farklı bakış açıları ve tefekkür pencereleri açar. Sıradanlık ve yeknesaklıktan bizleri kurtarır. Ülfet, ünsiyet ve gaflet perdelerimizi parçalayarak mânâ-i ismîden mânâ-i harfîye geçiş basamaklarına bizi yükseltir. Böylece insan âfâktan enfüse dönerek hakîketle mülâki olur. Bir nevî kesretten vahdete ve âfâktan enfüse dönmenin tesirli yollarını irâe eder.

    Basar ve basîret kavramları da bu nevden ifâdelerdir. Risâle-i Nûrların değişik yerlerinde bu ifâdelere yer verilir. Üzerinde derin derin düşünüldüğünde çok harîka mânâlar insanın âlem-i asgarında terennüm eder. Bir nevî insan teyakkuz hâline geçerek imânî inkişâf cihetine yöneldiğini fark eder. Zevkli ve hoş bir mânâ iklimine girdiğini ve devamında lezzet hissettiğini ve bittiğinde ise o lezzetin tadının hâlen sürdüğünü müşahede eder. Böylece kalb, ruh ve akıl hissesini ve gıdasını alarak ziyâ-yı kalb ile nûr-u fikir münevverleşir. Yoksa “ziyâ-yı kalbsiz olmaz nûr-u fikir münevver”. Fikir nûru ile kalbdeki ziya birleşmez ise insan karanlıkta kalır. Zahiren aydınım dese de hakîkatte zulüm ve cehli fışkırır. Böylece “Nurun libasını giymiş bir zulmet-i müzevver” lâkabına mâsadak olur.

    Basar görmektir. Gözün illet-i tâmme şartları gereğince müşâhede etmesi ve eşyayı görebilmesidir. Her göz illet-i tâmme tamam olunca görebilir. Bir şey hakkında illet-i tâmme tahakkuk ettiğinde o şey mutlaka meydana gelir. Bir başka ifadeyle, o şeyin meydana gelmesi vâcip olur. Meselâ, görme fiilinin gerçekleşmesi için göz olmalı, görür hâlde bulunmalı, ayrıca ışık da olmalıdır. Ama bunlar yeterli değildir. Yani bunlarla illet-i tâmme vücut bulmaz. Bir de kişinin görmeyi irâde etmesi ve bu maksatla gözünü açması gerekmektedir. Eğer bu şart da tahakkuk ederse görme olayı kesin olarak gerçekleşir. Basar hâli de böylece tahakkuk eder. Her göz bu şartlarda görür. (Elbette ki görme olayı en son irâde ve kudret-i rabbâniye ile gerçekleşir.)

    Basîret ise kalb gözüdür. Yâni kalbin sezgisi ve görmesidir. Nasıl ki gözümüzde bir beyazlık vardır. O beyazlığın tam ortasında siyah bir nokta var ki sevad diyoruz. Işık o göz bebeği dediğimiz siyah benekten geçer ve görme olayı böylece gerçekleşir. Gözün içinde o siyah nokta olan sevad olmaz ise ya da zarar görmüş ise insan da bir şey göremez.

    Aynen öyle de mânevî kalbimizdeki süveydâ-i kalb olmazsa yâni kalbin ortasında var olduğu kabul edilen siyah nokta olmazsa, akıldaki farklı mesele ve fikirler münevver ve parlak olmazlar. İşte mânevî kalbimizde bulunan süveydâ-i kalb de basîretin görmesi için bir sevad ve siyah noktadır. Süveydâ-i kalbden ziyâ-yı imân ile nûr-u fikir münevverleşir. Böylece “aklın nûru kalbden gelir” diyoruz. Öyleyse “Kalbsiz akıl olamaz” (Sözler,2004,s:1148) denilmiştir.

    Risâle-i Nûr satırları arasında konumuza ışık tutabilecek olan şu izahlar da gayet hoş ve latîftir: ”Basar masnuatı görüp de, basiret Sânii görmezse çok garip ve pek çirkin düşer. Çünkü, o halde Sâniin mânen, kalben görünmemesi, ya basiretin fıkdânındandır (yokluğundandır) veya kalb gözünün kör olmasındandır. Veya pek dar olduğundan, meseleyi azametiyle kavramadığındandır. Veya bir hızlandır (iflastır). Ve illâ, Sâniin inkârı, basarın şuhudunu (gördüğünü) inkârdan daha ziyade münkerdir (inkârcıdır).” (Mesnevî-i Nuriye, 2006, s:333)

    Bu cümleyi tahlil ettiğimizde güzel hakîkatler açığa çıkmaktadır. ”Basar masnuatı görüp de, basîret Sânii görmezse çok garip ve pek çirkin düşer.” Hakîkaten öyledir. Göz bir eşyayı veya masnuatı görür. Meselâ bir çiçeği göz görür. “Ne kadar güzel” der. Çiçeğe mânâ-i ismî ile bakar ve çiçekteki güzelliğe hayran kalır. Böylece maddî göz Allah’ın sanat harikası olan masnuatın zâhirî cihetini görmüş olur. Ancak kalbdeki basîret çiçekteki san'atı, tezyinâtı, nakışları, tasvirâtı, hikmeti, celâlî ve cemâlî esmâ tecellilerini yâni Sânii görmezse çok garip ve pek çirkin düşer. İşte basar eşyayı görürken basîret esmâyı görmesi gerekir ki insan münevverü’l-akıl olabilsin. Böylece marifetullah derecelerine ulaşsın. “Masnuât ne güzel yaratılmış” diyebilsin.

    İnsan eşyadan esmâya ancak basîret ile ulaşabilir. Basîret bir nev’î eşyadaki gizli esmâ hazinelerini keşfetmek, idrâk etmek ve görebilmektir. Bütün mesele Sâniin mânen, kalben görünebilmesidir. Basîret Sâniin mânen ve kalben görünmesini sağlar. Eğer basîret Sânii görmezse insan bir nev’î zulümâttadır. Basîretin Sânii mânen, kalben görmemesi, ya basiretin yokluğundan veya kalb gözünün yâni süveyda-i kalbin kör olmasındandır.

    Eğer insanın dimağı kalbden gelen ziyâ-yı imândan nasiplenememiş ise aklı darlaşır ve meseleleri hakkıyla kavrayamaz. Çünkü akıl maddiyâta müteveccihtir. Kalbden ziyâ-yı imân akla yansımaz ise karanlıkta maddî gözün görmesi gibi meseleleri tam bir vukûfiyet ve azametle idrâk edemez. Böylece tam bir iflâs hâli yaşanır. İnsanın Sânii inkârı, gözün müşâhede ettiğini inkâr etmesinden dâhâ fazlasıyla inkârdır. Allah’ı inkâr etmek eblehâne bir divâneliktir.

    Öyleyse insan olan insan basardan basîrete geçebilmelidir. Bakar kör olmamalıdır.

    http://feyzinur.blogspot.com/2009/11...e-basiret.html

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  2. #2
    Vefakar Üye efnan_nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    500

    Standart

    Alıntı Abdulbaki Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    .

    Eğer insanın dimağı kalbden gelen ziyâ-yı imândan nasiplenememiş ise aklı darlaşır ve meseleleri hakkıyla kavrayamaz. Çünkü akıl maddiyâta müteveccihtir. Kalbden ziyâ-yı imân akla yansımaz ise karanlıkta maddî gözün görmesi gibi meseleleri tam bir vukûfiyet ve azametle idrâk edemez. Böylece tam bir iflâs hâli yaşanır. İnsanın Sânii inkârı, gözün müşâhede ettiğini inkâr etmesinden dâhâ fazlasıyla inkârdır. Allah’ı inkâr etmek eblehâne bir divâneliktir.

    Öyleyse insan olan insan basardan basîrete geçebilmelidir. Bakar kör olmamalıdır.
    Nur-u akıl kalbden gelir

    Zulmetli münevverler bu sözü bilmeliler: Ziyâ-i kalbsiz olmaz nur-u fikir münevver.
    O nur ile bu ziyâ mezc olmazsa zulmettir; zulüm ve cehli fışkırır. Nurun libasını giymiş bir zulmet-i müzevver.
    Gözünde bir nehâr var; lâkin ebyaz ve muzlim. İçinde bir sevad var ki, bir leyl-i münevver.
    O içinde bulunmazsa, o şahmpâre göz olmaz, sende birşey göremez. Basîretsiz basar da para etmez.
    Ger fikret-i beyzâda süveydâ-i kalb olmazsa, halita-i dimağî ilim ve basîret olmaz. Kalbsiz akıl olamaz.



    فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ

    Öyleyse Allah'a firar edin (kaçın ve sığının)


  3. #3
    Vefakar Üye bEtüL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Mesajlar
    325

    Standart

    çok güzel bir paylaşım.
    Allah Razı olsun abi..
    süveyda-i kalbi kör eden şey nedir?bu siyah noktaya ziya-yı imanı sokmayan şey nedir?
    Ey Baki olan Allah,Baki ancak Sensin...

  4. #4
    Vefakar Üye efnan_nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    500

    Standart

    Alıntı Abdulbaki Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Basar ve Basîret

    Risâle-i Nûrlar enfüsî âlemimizde çok ince düsturlar ve derslerle bizi irşad eder. Farklı bakış açıları ve tefekkür pencereleri açar. Sıradanlık ve yeknesaklıktan bizleri kurtarır. Ülfet, ünsiyet ve gaflet perdelerimizi parçalayarak mânâ-i ismîden mânâ-i harfîye geçiş basamaklarına bizi yükseltir. Böylece insan âfâktan enfüse dönerek hakîketle mülâki olur. Bir nevî kesretten vahdete ve âfâktan enfüse dönmenin tesirli yollarını irâe eder.

    Çünkü bunlar, Risale-i Nur'dan aldıkları iman-ı tahkiki derslerinin nuruyla ve gözüyle, herşeyde rahmet-i İlahiyenin izini, özünü, yüzünü görüp herşeyde kemal-i hikmetini, cemâl-i adaletini müşahede ettiklerinden, kemal-i teslimiyet ve rızayla, rububiyet-i İlahiyenin icraatından olan musibetlere karşı teslimiyetle, gülerek karşılıyorlar, rıza gösteriyorlar.

    فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ

    Öyleyse Allah'a firar edin (kaçın ve sığının)


  5. #5
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Alıntı bEtüL Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    çok güzel bir paylaşım.
    Allah Razı olsun abi..
    süveyda-i kalbi kör eden şey nedir?bu siyah noktaya ziya-yı imanı sokmayan şey nedir?
    Süveydâ-i kalb;Kalbin ortasında var olduğu kabul edilen siyah noktadır.Basîret dediğimiz merkezdir.İmân ışığının kalden dimağa yansıdığı ve dimağı nurlandıran merkezin göz bebeğidir.

    Nasılki insanın göz bebeğinden güneş ışığı geçip beyin ondan sonra eşyayı görüyor ve algılıyor.Gözdeki göz bebeğindeki sihay nokta zarar görmüş veya tahrip olmuş ise o göz göremiyor ve görme vazîfesini yapamıyor.Maddî olarak göz kör oluyor.Eşyayı ve dünyayı da insan göremiyor bir nevî dünyası karanlıkta kalıyor.

    Aynen öyle de süveydâ-i kalb dediğimiz kalbimizin basîret gözünün ortasında var olduğunu kabul ettiğimiz siyah mânevî göz bebeğindeki siyah noktada imândan gelen ışık ile görüyor ve dimağ o ışık ile nurlanıyor.

    Süveydâ-i kalbi kör eden ise öncelikle imânsızlıktır.Günahlar,dalaletler,küfür ve isyanlar,şirk ve sefehatler gibi haller elbette ki süveydâ-i kalbi kör ediyor olmalıdır.

    Süveydâ-i kalbin görebilmesi için ulum-i diniye ziyasına ihtiyaç olduğu gibi süveydâ-i kalbi kör eden ise felsefî ve dünyevî dinsiz yaklaşımlardır.Fısk da süveydâ-i kalbi yaralayan ve kör olmasına yarayan en önemli etkenlerden birisidir.

    En doğrusunu Rabbim biliri.

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  6. #6
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Basîret,mânevî kalbin görmesidir.Basîretin görebilmsi için nûr-u imân kalbe ilkâ edilmesi ve kalbdeki imânın ruha hayat vermesi ve ruhu harekete geçirmesi gerekiyor.

    Nefis dersini şeytandan aldığı için insan aldanıyor.Temâyülat-ı kalbiyeden imân ile harekete geçecek olan fiiller yerine şeytandan,heves ve nefisten gelen temâyülatlar kalbe ve ruha hücum etmeye başlıyor.Kalbdeki basîret imân kuvveti ile aklı aydınlatıyor ve nurlandırıyor ki bu akıl münevver'ül akıl oluyor.

    Öyleyse basîretin kaynağı tamamıyla imândır diyoruz.

    Aşağıya alacağımız kısımlar da belki konuya ışık tutabilir.

    "Vicdanın ziyası, ulûm-u dîniyedir. Aklın nuru, fünun-u medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecellî eder. O iki cenah ile talebenin himmeti pervaz eder. İftirak ettikleri vakit, birincisinde taassup, ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder."(Münazarat)

    "Bizde bir hırsız elini başkasının malına uzattığı dakikada hadd-i şer'înin icrasını tahattur eder. Arş-ı İlâhîden nâzil olan emir hatırına gelir. İmânın hassasıyla, kalbin kulağıyla, kelâm-ı ezelîden gelen ve hırsız elinin idamına hükmeden "Hırsız erkeğin ve hırsız kadının da elini kesin." (Mâide Sûresi, 5:38.) âyetini hissedip işitir gibi iman ve itikadı heyecana ve hissiyat-ı ulviyesi harekete gelir. Ruhun etrafından, vicdanın derin yerlerinden, o sirkat meyelânına hücum gibi bir hâlet-i ruhiye hâsıl olur. Nefis ve hevesten gelen meyelân parçalanır, çekilir. Git gide, o meyelân bütün bütün kesilir. Çünkü, yalnız vehim ve fikir değil, belki mânevî kuvveleri (akıl, kalb ve vicdan) birden o hisse, o hevese, hücum eder. Hadd-i şer'îyi tahattur ile ulvî zecr ve vicdanî bir yasakçı o hissin karşısına çıkar, susturur.

    "Evet, iman, kalbde, kafada daimî bir mânevî yasakçı bıraktığından, fena meyelânlar histen, nefisten çıktıkça 'yasaktır' der, tard eder, kaçırır.

    "Evet, insanın fiilleri kalbin, hissin temayülâtından çıkar. O temayülât, ruhun ihtisasatından ve ihtiyacatından gelir. Ruh ise, iman nuru ile harekete gelir. Hayır ise yapar, şer ise kendini çekmeye çalışır. Daha kör hisler onu yanlış yola sevk edip mağlûp etmez.(Hutbe-i Şâmiye )

    Âlemde tesadüf yoktur. Evet, bilhassa bahar mevsiminde, küre-i arz bahçesinde, bütün ağaçların dallarında, çiçeklerin yapraklarında, mezrûatın sümbüllerinde hikmet bülbülleri, hikmet âyetlerini tanaggum ve terennümle inşad ettikleri iman kulağıyla, basîret gözüyle dinlenilirse, tesadüf şeytanları bile kabulle hayran olurlar.(Mesnevî-i Nuriye - Nokta )

    "Birşeyin olmasını murad ettiği zaman, Onun işi sadece 'Ol' demektir; o da oluverir. Şanı ne yücedir Onun ki, herşeyin hüküm ve tasarrufu elindedir. Siz de ona döneceksiniz." Yâsin Sûresi, 36:82-83.

    İtminan-ı nefsime medar olacak, zulmeti dağıtacak şu âyetin nurundan Dört Şuâı göstermekle kör nefsime bir basîret vermek için yazılmıştır.(On Altıncı Söz )

    Evet, siyah bir gözlüğü takan adam herşeyi siyah ve çirkin görür. Kezalik, basîret gözü de nifakla perdelenirse ve kalb küfürle peçelenirse, bütün eşya çirkin ve kötü görünür. Ve bütün insanlara, belki kâinata karşı bir buğz ve bir adâvete sebep olur. Hem de küçük bir dişlinin kırılmasıyla büyük bir makine müteessir olduğu gibi, bir şahsın nifakıyla heyet-i beşeriyenin intizamı müteessir olur. Zira adalet, intizam, İslâmiyet ve itaatle olur.(İşârâtü'l-İ'câz)

    Sual: Berk, zulmetleri dağıtan ziyadar bir ateştir. Onlar onun ziyasından istifade etmediler mi?

    Elcevap: Bir fayda ve bir menfaat görmeleri şöyle dursun, berkin zararından ve belâsından korktular diye Kur'ân-ı Kerim bu cümle ile o mukadder suale cevap vermiştir.

    Kurbiyeti ve yakınlığı ifade eden يَكَادُ kelimesinin bu cümlede delâlet ettiği mânâ şöyledir: Gözlerini hatfedecek, yani kaptıracak ve kör edecek esbap mevcut olduğuna rağmen, her nasılsa bir mâniden dolayı henüz kör olmamışlardır. Kaptırmak mânâsını ifade eden يَخْطَفُ kelimesinde pek güzel ve lâtif bir belagat vardır. Şöyle ki:

    Eşyanın suretlerini alıp getirmek için gözün gönderdiği ziya, esnâ-yı rahta eşyaya yetişmezden evvel, birden bire şimşek çakar; o şimşek kapıcı bir kuş gibi gözdeki o ziyayı alır, götürür. Veya gözün şuası, eşyanın şekillerini alıp getirirken, gecenin gözü hükmünde olan şimşek kemal-i sür'atle hücum ederek gözün elinden o şekilleri alır, götürür.

    Sanki, zulmeti kaldırmakla eşyayı gösteren şimşek, o bedbahtların eşyayı görmelerine razı olmadığından, onların gözlerinin şuasından o şekilleri alıp götürüyor.

    عُيُونٌ kelimesine tercihen zikredilen اَبْصَارَهُمْ ünvanı, Kur'ân'ın beyan ettiği kat'î burhanlara karşı körlük gösteren münafıkların basîret ve kalblerindeki kötü niyetlerini ve amellerini yad ettirmekle teşhir etmek içindir. Zira, göz kalbin aynasıdır. Kalbin muzmeratı gözde görünür.(İşârâtü'l-İ'câz )

    Üçüncü kısım ise: Nur gibidir; görünür, fakat ne hissedilir, ne de tutulur. Öyle ise kalbinin gözüyle, ruhunun nazariyle kendini ona mukabil tut ve gözünü ona tevcih et, bekle; belki kendi kendine gelir.

    Çünki nur; el ile tutulmaz, parmaklar ile avlanmaz, belki o nur ancak basîret nuriyle avlanır.

    Eğer harîs ve maddî elini uzatsan ve maddî mizanlarla tartsan, sönmese de gizlenir. Çünki öyle nur, maddîde hapse razı olmadığı gibi, kayda da giremez, kesîfi kendine mâlik ve seyyid kabul etmez.(On Yedinci Lem'a)

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  7. #7
    Vefakar Üye bEtüL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Mesajlar
    325

    Standart

    açıklamalar için Allah razı olsun abi..
    soru işaretlerimi giderdiniz..
    Ey Baki olan Allah,Baki ancak Sensin...

  8. #8
    Vefakar Üye bEtüL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Mesajlar
    325

    Standart

    [QUOTE=Abdulbaki;415804]

    Üçüncü kısım ise: Nur gibidir; görünür, fakat ne hissedilir, ne de tutulur. Öyle ise kalbinin gözüyle, ruhunun nazariyle kendini ona mukabil tut ve gözünü ona tevcih et, bekle; belki kendi kendine gelir.
    QUOTE]

    kendi kendine gelmesi kesinmidir acaba?
    Ey Baki olan Allah,Baki ancak Sensin...

  9. #9
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Şu cümleer üzerine derin derin tefekkürler edilmelidir.

    1.iman kulağıyla, basîret gözüyle dinlenilirse,

    2.İtminan-ı nefsime medar olacak, zulmeti dağıtacak şu âyetin nurundan Dört Şuâı göstermekle kör nefsime bir basîret vermek için yazılmıştır.(On Altıncı Söz )

    3. Kezalik, basîret gözü de nifakla perdelenirse ve kalb küfürle peçelenirse, bütün eşya çirkin ve kötü görünür.

    4.Kur'ân'ın beyan ettiği kat'î burhanlara karşı körlük gösteren münafıkların basîret ve kalblerindeki kötü niyetlerini ve amellerini yad ettirmekle teşhir etmek içindir. Zira, göz kalbin aynasıdır. Kalbin muzmeratı gözde görünür.(İşârâtü'l-İ'câz )

    5.Üçüncü kısım ise: Nur gibidir; görünür, fakat ne hissedilir, ne de tutulur. Öyle ise kalbinin gözüyle, ruhunun nazariyle kendini ona mukabil tut ve gözünü ona tevcih et, bekle; belki kendi kendine gelir.

    6.Çünki nur; el ile tutulmaz, parmaklar ile avlanmaz, belki o nur ancak basîret nuriyle avlanır.


    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  10. #10
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Alıntı bEtüL Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Alıntı Abdulbaki Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

    Üçüncü kısım ise: Nur gibidir; görünür, fakat ne hissedilir, ne de tutulur. Öyle ise kalbinin gözüyle, ruhunun nazariyle kendini ona mukabil tut ve gözünü ona tevcih et, bekle; belki kendi kendine gelir.
    kendi kendine gelmesi kesinmidir acaba?
    Bil, ey gafil, müşevveş Said! Cenâb-ı Hakkın nur-u marifetine yetişmek ve bakmak ve âyât ve şahitlerin aynalarında cilvelerini görmek ve berâhin ve deliller mesâmâtıyla temâşâ etmek iktiza ediyor ki, senin üstünden geçen, kalbine gelen ve aklına görünen herbir nuru tenkit parmaklarıyla yoklama ve tereddüt eliyle tenkit etme. Sana ışıklanan bir nuru tutmak için elini uzatma. Belki gaflet esbabından tecerrüd et, onlara müteveccih ol, dur. Çünkü, ben müşahede ettim ki, marifetullahın şahitleri, burhanları üç çeşittir:

    Bir kısmı su gibidir. Görünür, hissedilir, lâkin parmaklarla tutulmaz. Bu kısımda hayalâttan tecerrüd etmek, külliyetle ona dalmak gerektir. Tenkit parmaklarıyla tecessüs edilmez; edilse akar, kaçar. O âb-ı hayat, parmağı mekân ittihaz etmez.

    İkinci kısım, hava gibidir. Hissedilir, fakat ne görünür, ne de tutulur. Ona karşı sen, yüzün, ağzın, ruhunla o rahmet nesîmine karşı teveccüh et, kendini mukabil tut. Tenkit elini uzatma, tutamazsın. Ruhunla teneffüs et. Tereddüt eliyle baksan, tenkitle el atsan, o yürür, gider. Senin elini mesken ittihaz etmez, ona razı olmaz.

    Üçüncü kısım ise, nur gibidir. Görünür, fakat ne hissedilir, ne de tutulur. Öyleyse, sen kalbinin gözüyle, ruhunun nazarıyla kendini ona mukabil tut ve gözünü ona tevcih et, bekle. Belki kendi kendine gelir. Çünkü nur, elle tutulmaz, parmaklarla avlanmaz. Belki o nur ancak basiret nuruyla avlanır. Eğer haris ve maddî elini uzatsan ve maddî mizanlarla tartsan, sönmese de gizlenir. Çünkü öyle nur, maddîde hapse razı olmadığı gibi, kayda giremez, kesîfi kendine mâlik ve seyyid kabul etmez.(On Yedinci Lem'a)

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Basiret
    By Muntesip in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 13.08.19, 15:46
  2. basiret Sani'i görmezse çok garip ve pek çirkin düşer.
    By fanidünya... in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 15.02.14, 11:04
  3. Kör Olan Nefsime Basiret Vermek?
    By _MerHeM_ in forum Risale-i Nur'u Yeni Tanıyanlara
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 23.04.09, 22:12
  4. Firaset ve Basiret
    By Ehl-i telvin in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 22.08.07, 16:44

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0