+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 6 ve 6

Konu: Avâm Lisânıyla Nefsime Diyeceğim

  1. #1
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart Avâm Lisânıyla Nefsime Diyeceğim

    Avâm Lisânıyla Nefsime Diyeceğim

    Birinci Söz hakikaten bir ‘inci’ söz. Çok sırları saklıyor satırlarında hatta kelimelerinde. Her okuyan ve muhatap olanın âleminde faklı izdüşümler ve manalar açılıyor. Üzerinde defalarca düşünmek ve tefekkür ufuklarında gezinmek gerekiyor. Her okuyuş ayrı bir lezzet, farklı bir mana iklimine sokuyor bizleri. Hem de Risale-i Nur Külliyatının kalb ve ruhumuzda tesir-i aziminin mukaddemesidir Birinci Söz. Onunla O’na açılıyor pencereler. Elbette Birinci Söz üzerine çok farklı tefekkürler ve izahlar yapılabilir.

    Birinci Sözün girişindeki “Şimdi kısaca ve avam lisanıyla nefsime diyeceğim. ” cümlesi özellikle dikkatimi çekti. Hâlbuki Üstadımız Yirmi Birinci Söz’de namazdan usanan nefsine şöyle sesleniyordu.“Madem nefsim emmâredir. Nefsini ıslah etmeyen başkasını ıslah edemez. Öyleyse nefsimden başlarım.”diyerek, nefsi için şu tespitlerde bulunuyordu.”Ey nefis! Cehl-i mürekkep içinde, tembellik döşeğinde, gaflet uykusunda, söylediğin şu söze mukabil…”devam eden ikazların başlarında da “Ey bedbaht nefsim… Ey şikemperver nefsim… Ey sabırsız nefsim… Ey sersem nefsim… Ey dünyaperest nefsim… (Sözler,2004,s:424)”

    Evet, madem nefsimiz emmâredir. Kötülükleri ister. Cehl-i mürekkep içinde, tembellik döşeğinde ve gaflet uykusundadır. Bedbaht, zavallı ve kötümserdir. Şikemperver, boğazına düşkün ve oburdur. Sabırsız, aceleci ve sersemdir. Dünyaperest yani dünyaya taparcasına düşkündür. İşte Üstad Bediüzzaman Birinci Söz’de avam lisanı ile bu nefsine söylüyor. Neden avam lisanı ile söylüyor? Nefsin nasıl bir mahiyeti var ki avam lisanı ile de olsa nasihate muhtaç?

    “Nefis, kendini hür ve serbest ister ve öyle telâkki eder. Hattâ, mevhum bir rububiyet ve keyfemâyeşâ hareketi, fıtrî olarak arzu eder. Hadsiz nimetlerle terbiye olunduğunu düşünmek istemiyor. Hususan, dünyada servet ve iktidarı da varsa, gaflet dahi yardım etmişse, bütün bütün gasıbâne, hırsızcasına, nimet-i İlâhiyeyi hayvan gibi yutar.(Mektubat,2004,s:678)”

    İnsan nefsi Rabbini tanımak ve emir altına girmek istemiyor. Kendisinin hür ve serbest olduğunu telakki ediyor. Hatta kendine vehmi bir Rubûbiyet veriyor. Kendi keyfince, başıboş olmak istiyor. Mükâfatta en önde ve vazifede en geride durmak istiyor. Hem nefis kendinin ne kadar çabuk zayıf ve sönmeye maruz olduğunu ve çok çeşitli musibetlere müptela olduğunu, çabuk dağılan ve bozulan et ve kemikten ibaret olduğunu da düşünmüyor.

    Böylece kendisini lâyemut görüyor. Bunun için de bütün lezzetlere saldırıyor ve sınır tanımak da istemiyor. Bütün hırs ve şiddet ile dünyaya atılıyor. Hubb-u dünya ile onu arzu ediyor. Ahireti düşünmek istemiyor. Sadece dünyadaki fani ve geçici hazır lezzetlere müptela oluyor. Böylece zehirli bal hükmünde olan lezzetli ve kendisine menfaatli olan her şeye atılıyor.

    Nefis firavunâne kendisini yaratan ve besleyen Allah'ı unutuyor. Hayatının neticesini düşünmüyor. Kötü ahlak içinde yuvarlanıp gidiyor. Nefis, insan sarayında şeytanın casus bir veziri gibi çalışıyor. En yakınımızda, bizimle beraber ve bizimle birlikte yaşıyor. Nakıs, çaresiz, cahil ve bir o kadar da süflî. Firavun meşreptir nefis. İnatçı ve bilgiçlik taslayan bir hali vardır. İşte bu nefse Üstadımız "avam lisanıyla diyeceğim" diyor.

    Demek nefis o kadar nâkıs ve cahil ki avâm lisânıyla dahi söylenecek bir derse muhtaç. O kadar noksan ki basit sayılabilecek temsillerden dahi ders alabilecek aşağı seviyede. Eğer deve kuşu gibi başını kuma sokmazsa ve firavun gibi inat etmezse küçük ikazlar dahi ona bir ders olabilir.

    Yirmi Sekizinci Lem'a'daki sinek bahsindeki nefse verilen ders bu manada ne kadar ibretlidir.

    "Nefsimle mücâdele ettiğim bir zamanda, nefsim kendinde gördüğü nimet-i İlâhiyeyi kendi malı tevehhüm ederek gurura, iftihâra, temeddühe başladı. Ben ona dedim ki: "Bu mülk senin değil, emânettir." O vakit nefis gurur ve iftihârı bıraktı, fakat tembelliğe başladı. "Benim malım olmayana ne bakayım? Zâyi olsun, bana ne?" dedi. Birden gördüm: Bir sinek, elime kondu, emânetullah olan gözünü, yüzünü, kanatlarını güzelce temizlemeye başladı. Bir neferin mîrî silâhını, elbisesini güzelce temizlediği gibi, sinek de temizliyordu. Nefsime dedim: "Bak." Baktı, tam ders aldı. Sinek ise, mağrur ve tembel nefsime hoca ve muallim oldu."(Lem'alar,2005,s:612 )

    Evet, işte sineğin dahi ders verdiği ve muallim olduğu nefsin durumu. Belki de Üstad nefsin bu cihetine "avam lisanıyla diyeceğim" diyordu.

    http://www.feyzinur.tr.gg/Ni%E7in-Av...b685c58cf0b19c

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  2. #2
    Müdakkik Üye aczmendi reşha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    652

    Standart

    Ve Bihi Nesteinu

    Bizde bu derste derslerimizden bir kısmını diger kısmına işaret olması için ifade edeceğiz taki hakikat dersinede işaret olsun.

    Üstad r.a daha evvel 8 ayetten uzunca nefsine dersini vermiş, yani üstadın nefsi zatten dersini evvelden almıştır. Dersin asıl muhatabı AVAM olan Risale-i nur derslerine yeni muhatab olan ve Risale-i nurların hala kendisine açılmadıği kendisini mahrem sayıp açmadığı kimselerdir.yani; KİM İSTERSE BERABER DİNLESİN deki üstadının nefsine ders arkadaşı olacak olana derstir.

    Ders o şeydirki kişi onu yaşar,okumak ise o şeydir ki okuyan istifade eder.Yani kişi 1. sözü ders olarak alırken 33 sözü istifade etmek için ve ederek okuyabilir..

    İşte o avamlardır ki, avam lisanı ile anlatılan havas ilmini ve hakikatin ilmini yıllarca okumalarına rağmen anlamakta zorlanırlar Bu zorlanmaları ile hem avamlıklarını hemde Risale-i nurları ehlinden usulu ile talim etmediklerinide ilan ederler. Zira Bediüzzaman mesleğin ne kadar kısa ve kolay olduğunu ve AVAMIN dahi anlayacağı lisan ile ifade edildiğinide demiştir. Yani Risale-i Nurlardan yana bir zorluk ve sorun yoktur, sorun ve zorluk bizim usulu ile ehlinden talim etmememizdedir.Oysa Bediüzzaman r.a demiş Risale-i Nurları 1 yıl KABUL EDEREK veya ANLAYARAK okuyan bu zamanın hakikatli bir alimi olabilir, bunun dahi taklidi olanı mevcuddur.

    Maddi mesleklerin ilimleri nasılki hem kitab ile hemde alimi ile talim edilir, manevi mesleklerin ilimleride aynıdır, Kitab ile alimide gereklidir. ZİRA HER İKİSİDE TECELLİLER VE HUDUDLARIDIR.

    İster istemez hacı Hulusi Yahyagil k.s. nun şu ifadesi hatıra geliyor:
    ''keşfiyat ile hakikate mazhar olamayan, Hayalat ile hakikati çözemez''

    Asrın hususi sorunlarından kaynaklanan, islami ilimlere ve ıstılahlara ve mesleklere yabancılığımız ve AVAMLIĞIMIZ Bediüzzaman r.a gibi bir hazrete Risale-i nur gibi eserlerdeki ilimleri avamın dahi anlayacağı bir usul ve uslub ile anlatmıştır. Hakikaten MARİFETULLAH İLMİNİN HAKİKAT MERTEBESİNDEN AVAM LİSANI İLE İFADE EDİLMESİ Rahman ve Rahim olan Rabbı Rahimimizin bizlere hususi bir ihsanıdır.

    اِهْدِنَاالصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ

    aczmendi reşha


  3. #3
    Yasaklı Üye başkakitap - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Mesajlar
    341

    Standart

    Birinci Sözün girişindeki “Şimdi kısaca ve avam lisanıyla nefsime diyeceğim. ” cümlesi özellikle dikkatimi çekti.
    Sözler'in başındaki bu ifade daha önce "Nurun ilk Kapısı" olarak Burdur'da neşrolunan risaledeki derslerin daha anlaşılır ve avamın anlayacağı tarzda tekrarını ifade içindir.


    http://www.sorularlarisale.com/subpa...at&risale=1483

  4. #4
    Ehil Üye nurhanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    3.463

    Standart

    Risale-i nur'un cadde-i kübra olması manasıda taşır yani okuayn herkes cahil olsun alim olsun istifade eder çünkü kullandığı kavramlar herkesin anlayabileceği kavramlardır.
    Mesela; bir kısmı -kozmoğrafyanın dediğine bakılsa- küre-i arzdan bin defa büyük ve top güllesinden yetmiş defa sür'atli hareket ettikleri halde, intizamını bozmuyor, birbirine çarpmıyor, sönmüyor, yanmak maddeleri tükenmiyor.
    (Sözler - 157)

    Burada top güllesi tabirini kullanmıştır.Eğer deseydi hızı saniye de şu kadar kilometre şu kadar hacimde hem anlatılmak istenen kavram ifadelerde boğulacak hemde herkesin alabileceği bir ifade şekli olmayacaktı.
    Maasselam
    Risale-i nur bir imtihan kitabıdır.
    Davasına sadık olmayan insanların başarı ihtimali yoktur.



  5. #5
    Ehil Üye seyyah_salih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Şan(S)lıUrfa'DaN
    Yaş
    51
    Mesajlar
    15.435

    Standart

    Alıntı nurhanali Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Risale-i nur'un cadde-i kübra olması manasıda taşır yani okuayn herkes cahil olsun alim olsun istifade eder çünkü kullandığı kavramlar herkesin anlayabileceği kavramlardır.
    Mesela; bir kısmı -kozmoğrafyanın dediğine bakılsa- küre-i arzdan bin defa büyük ve top güllesinden yetmiş defa sür'atli hareket ettikleri halde, intizamını bozmuyor, birbirine çarpmıyor, sönmüyor, yanmak maddeleri tükenmiyor.
    (Sözler - 157)

    Burada top güllesi tabirini kullanmıştır.Eğer deseydi hızı saniye de şu kadar kilometre şu kadar hacimde hem anlatılmak istenen kavram ifadelerde boğulacak hemde herkesin alabileceği bir ifade şekli olmayacaktı.
    Maasselam
    Belâgatve mukteza-yı hâle gayet mutabık bir cezâlettir, bir fesâhattir.

    risale-i nur kur'anın hakiki tefsiri olduğundan bu sırra mazhardır..
    Marifet ufku....

    Muhabbet denizinde çalan bir melodi gibidir

  6. #6
    Ehil Üye seyyah_salih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Şan(S)lıUrfa'DaN
    Yaş
    51
    Mesajlar
    15.435

    Standart

    Hem yine der ki: "Ben başkaları için kitap yazmamışım. Kendim için yazmışım. Kur'ân'dan bulduğum bu devâlarımı arzu edenler okuyabilir."
    Evet, Bediüzzaman itikad ediyor ve diyor ki: "Ben, derse, terbiyeye ve nefsimi ıslâha muhtacım." Bediüzzaman gibi bir zât böyle derse, bizim bu eserlere ne kadar muhtaç olduğumuz artık kıyas edilsin.sözler


    üstad nurları bizzat kendi nefsine hitaben yazmış..yok ben zaten kendimi ıslah ettim..Ey nefsim, derken başkaları gelsin dinlesin sırrı ile yazmış olması ihlas sırrına mutabık değildir..
    Marifet ufku....

    Muhabbet denizinde çalan bir melodi gibidir

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Nur'u Radyo Lisanıyla Konuşmak
    By Bîçare S.V. in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 15.04.09, 07:44
  2. Kime Eğitimli Diyeceğim?
    By nur-ay in forum Eğitim
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 14.11.08, 15:38
  3. Avam-ı Mü'minini Muhafaza..!
    By celine in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 03.07.08, 16:46
  4. Kur'ân Lisanıyla Peygamberimiz(A.S.M)
    By delailinnur in forum Hz. Muhammed (S.A.V)
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 19.04.08, 12:05
  5. Matematik Lisanıyla İstikrar
    By mamafih in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 14.10.07, 21:25

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0