+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 6 ve 6

Konu: Biz Ehl-i Haliz, Namzed-i İstikbaliz?

  1. #1
    Vefakar Üye zisangul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesajlar
    440

    Standart Biz Ehl-i Haliz, Namzed-i İstikbaliz?

    Vakta ki, hâl sahrasında istikbal dağlarına daima yağmur veren hakaik-i hikmetin maden-i tebahhuratı efkâr ve akıl ve hak ve hikmet olduklarından ve yeni tevellüde başlayan meyl-i taharrî-i hakikat ve aşk-ı hak ve menfaat-i umumiyeyi menfaat-i şahsiyeye tercih ve meyl-i insaniyetkârâneyi intaç eyleyen berahin-i katıadan başka isbat-ı müddea birşeyle olmaz. Biz ehl-i haliz, namzed-i istikbaliz. Tasvir ve tezyin-i müddeâ, zihnimizi işbâ' etmiyor. Burhan isteriz.


    Kardesler burdaki cumleyi nasıl anlamalıyız???
    Bu millet cennete giderse bizde cennete; eger bu millet cehenneme giderse bizde cehenneme!!!
    Ahmet Husrev Altınbasak

  2. #2
    Vefakar Üye Ninja Kedi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    491

    Standart

    Bismillah...

    Sadece cümleyi sual ediyorsanız:

    Biz ehl-i haliz. Yani ibn-uz zaman...Yani içerisinde yaşadığımız zamanın ehliyiz...Dolaysı ile namzed-i istikbaliz...Yani gelecek sonraki zamanda yaşamaya adayız...(Buradaki "ehl-i hal" ifadesi acaba fıkıhtaki "ehl-i hal vel akd" olarak mı algılandı ve sual bu nedenle midir?)

    İktibas ettiğiniz bölümün öncesini okuduğunuzda geçmiş zamanın ehlini irşad için iknaiyat-i hitabiyenin kafi olduğu yazmaktadır.Lakin her zamanın hükmü farklıdır. Ehl-i hali ikna için tasvir ve tezyin kafi değildir. Akli ve mantıki kati burhanlar iktiza etmektedir.

    vesselam

  3. #3
    Vefakar Üye zisangul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesajlar
    440

    Standart

    ehli halin kelime anlamına baktıgımda:
    yasadıgı anın kıymetini bilen, onu degerlendiren, haline ve durumuna razı olan........
    diye gecmekte, esasında bende dediginiz gibi dusundum ama istikbale namzed olanlar yalnızca haline razı olanlarmı diye dusundum sonrada??
    Bu millet cennete giderse bizde cennete; eger bu millet cehenneme giderse bizde cehenneme!!!
    Ahmet Husrev Altınbasak

  4. #4
    Vefakar Üye Ninja Kedi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    491

    Standart

    Bismillah...

    Şu anda siz de biz de ehl-i haliz. Ve hala hayatta olmamız hasebiyle namzed-i istikbal, yani gelecekte de yaşamaya adayız.

    vesselam

  5. #5
    Yasaklı Üye susuyorum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Mesajlar
    28

    Standart

    Alıntı Ninja Kedi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bismillah...

    Şu anda siz de biz de ehl-i haliz. Ve hala hayatta olmamız hasebiyle namzed-i istikbal, yani gelecekte de yaşamaya adayız.

    vesselam

  6. #6
    Vefakar Üye zisangul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesajlar
    440

    Standart

    "Vakta ki mazi derelerinde hükümferma olan garaz ve husumet ve meylü't-tefevvuku tevlid eden hissiyat ve müyûlât ve kuvvet idi. O zamanın ehlini irşad için iknaiyat-i hitabiye kâfi idi. Zira hissiyatı okşayan ve müyûlâta tesir ettiren, müddeâyı müzeyyene ve şâşaalandırmak veyahut hâile veya kuvve-i belâgatle hayale me'nus kılmak, burhanın yerini tutardı. Fakat bizi onlara kıyas etmek, hareket-i ric'iye ile o zamanın köşelerine sokmak demektir. Herbir zamanın bir hükmü var. Biz delil isteriz; tasvir-i müddeâ ile aldanmayız."

    "Vakta ki, hâl sahrasında istikbal dağlarına daima yağmur veren hakaik-i hikmetin maden-i tebahhuratı efkâr ve akıl ve hak ve hikmet olduklarından ve yeni tevellüde başlayan meyl-i taharrî-i hakikat ve aşk-ı hak ve menfaat-i umumiyeyi menfaat-i şahsiyeye tercih ve meyl-i insaniyetkârâneyi intaç eyleyen berahin-i katıadan başka isbat-ı müddea birşeyle olmaz. Biz ehl-i haliz, namzed-i istikbaliz. Tasvir ve tezyin-i müddeâ, zihnimizi işbâ' etmiyor. Burhan isteriz."
    (1)

    Üstad Hazretleri burada insanların anlayış ve kavrayış durumlarını mazi, hal ve istikbal şeklinde üç kısma ayırıyor.

    Mazide hükmeden şey garazı, düşmanlığı, üstün gelme eğilimini tetikleyen hissiyatlar, meyiller ve kaba kuvvet idi. Bu zamanda kuvvetli bir hitap, yani hisleri coşturan bir nutuk, insanları ikna etmekte yeterli idi. Zira bu zaman diliminde ispat ve aklın tatmini yerine, hissiyatın okşanması garazın tetiklenmesi yeterli idi.

    İstikbalde hükmeden şey ise; ispat, akıl, hikmet, fen ve ilimdir. Bunun neticesinde insanlarda hakikati arama, hakikate aşk, kamu menfaatinin bireysel menfaatin önüne geçtiği bir süreç başlamıştır. En önemlisi de garaz ve düşmanlık yerine, insan sevgisinin öne çıkmasıdır. Bu istikbalde hüküm sürecek değerler bunlardır.

    Üstad'ın hal yani şimdiki zaman dediği dönem ise; bu mazi denilen zaman diliminin son bulmaya başladığı ve hissiyat ve kuvvetin yerine akıl ve hikmetin gelemeye başladığı aydınlanma döneminin giriş sürecidir. Artık insanlar etkili ve tesirli nutukları değil, delilli ve hikmetli nutukları tercih etmeye başlıyorlar. Üstad Hazretleri kendi dönemini mazinin sonu, istikbalin bir başlangıcı ve girişi olarak değerlendiriyor.

    Üstad Hazretleri “Biz ehl-i haliz, namzed-i istikbaliz” bu sözleri ile tavrını istikbalden yana koyuyor. Yani maziyi reddedip istikbali alkışlıyor.

    (1) bk. Muhakemat, Birinci Makale.

    Selam ve dua ile...
    Sorularla Risale-i Nur Editör
    Bu millet cennete giderse bizde cennete; eger bu millet cehenneme giderse bizde cehenneme!!!
    Ahmet Husrev Altınbasak

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0