+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 3 Sayfa var 1 2 3 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 26

Konu: Nefsin Terbiyesi Nasıl Olur ki?

  1. #1
    Pürheves adas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Mesajlar
    205

    Standart Nefsin Terbiyesi Nasıl Olur ki?

    S.a arkadaşlar,insanın nefsine acıyıp onu terbiye etmesi nasıl birşeydir.Örneğin;Ben Risale-i Nur okuyorum.Ama nefsime acıyıp terbiye etmek için değil.İman emr-i ilahidir.Risale-i nurda iman içindir diyorum o niyetle okuyorum.Bu yol yanlış mıdır?Yanlışssa doğrusu nasıldır?

  2. #2
    Müdakkik Üye aczmendi reşha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    652

    Standart

    Ve Bihi Nesteinu

    Kardeşim Risale-i nur'dan, Risale-i Nur mesleğinde olan Nefs Terbiyesinden bir kısmını buraya aktarmaya çalışacam inşaallah.

    Mes'elenin mahiyeti şudur:

    Bir çok insan nefs terbiyesi kelimesini dahi farklı ve yanlış anlar ve anlamış Şöyleki:

    Eğer: bir nefs ki yaradılış itibarı ile kendini sevse ve beyense, o nefs eline ne geçirse ve kılsa, ne tutsa, ne kadar ilim tahsil etse ve güzellikleri kendinde cem etse, bu o nefsin kendini beğenmesine ve daha fazla muhabbetinin artmasına ve avukat gibi kendini savunmasına yardım ederki onu terbiye etmez aksine bedende ilahlık davasına ve her istediğini istediğigi yapmaya kalb ve aklı dinlememeğe sevk eder ve emmeradir..

    Eğer:Bir nesfin kendine olan muhabbeti kendine olan nazarı kırılırsa (Muhabbet etmek ihtiyari değildir fakat ihtiyar ile muhabbetin yönü bir mahbubdan başka bir mahbuba döndürülebilir) ACZ meydana gelir ,yani muhabbet nefsten çıkar.
    ''BİR MUHABBETKİ NEFSTEN ÇIKSA ASLA GERİ AVDETİ OLMAZ'' nefste acz meydana gelmesi demek:KENDİNİN O MUHABBETE LAYIK OLMADIĞINI GÖRMESİ DEMEKTİR.

    Bu nefs acz ile ELİNİ NEFSTEN ÇEKER VE doğrudan doğruya cenab-ı Hakka verir. bu aşk yerinde acz kalbi tasfiyeye alır.
    Kalb artık o bedende kumandandır nefs ise aczdedir ve itaattedir.Bu nefsin aczi ile kendi haddini bilip, kulluğa soyunması, itaate girmesi kendi adına değilde bedendeki kalb adına amellere başlasının ŞEKLİ OLANIDIR yani ameller KALBİN EMİRLERİ OLSADA, NEFS HALA KENDİNE PAY ALMAKTADIR BUNUNDA ŞUURUNDADIR.

    Bu merkezde KALB CENAB-I HAKKA RABT oldumu mesleğimizdeki NİHAYET NURUN BİDAYETTE DERCİ GERÇEKLEŞİR VE MÜTHİŞ BİR NUR İLE KARŞILAŞIR.

    İşte bu nurun sahibi burda vasıl olduğunu yani 40 dk yolu kat edip işin bittiğini kemalata vardığını zan eder ve devam etmesse,kendi adına hareket ettiği nisbette o nurdan harcar ve ta onu bitirene o kuvveti kaybedene kadar gider, elindeki nur ve kuvvet bir müddet sonra tesirini göstermez olur.

    Eğer:Bu nur ve kuvvet ile FENAFİLİHVAN hakikatini mesleği talim ile Risale-i nurlarla iştigal ederek ve Nurların canlandığı hayatlandığı bir MÜRŞİD (İHVAN) ile devam ederse nefs terbiyeyye alınır TASFİYE GÖREN KALB DEN SONRA. Yani kendi adına değilde Mürşidinin aynası,onun bir uydusu gibi hareket eden o NURU (NİHAYETTE VARACAĞI VE BİDAYETTE ELİNE VERİLEN NURU MUHAFAZA EDER VE NUR'U İMAN, AYN-EL-YAKİN KAPISINDAN AÇILIR VE DEVAM EDER.

    iŞTE: acz hatvesinden sonra fark hatvesine geçilir.

    Bu Merhalede '' FAKR HATVESİNDE'' NEFS ESBABDAN TESİR ALDIĞI İÇİN yani olan olaylar nefste bir tesir gösterdiği müddetce kendinde tesir eden bir ihvanın tabasında olmur VE İHLASIN DAİSİ DAHİ EMR OLDUĞU İÇİN ihvanı ile HUZUR (LAMBA MES'ELESİ 21. LEM'A) EDEB kazanır.Evvela İHVAN ile HUZUR sonra RESULULLAH (A.S.M) ile HUZUR sonrada ALLAH ile HUZUR.
    Hakikat mesleğinde HUZUR ağırlıklı terbiye olunur.Edebde inkişaf ile ilerlenir.

    (tabı bunlar nefsten yana olan kısmına işarettir)

    EDEB İSE :
    EDEBİN CEM-İ OLAN A.S.M EFENDİMİZİN YAŞANTISINA İTTİBADIR.
    ESMA-İ İLAHİNİN HUDUDLARIDIR.
    ALLAH EDEBİ A.S.M DA CEM ETMİŞTİR.

    Böyle bir nefs Risale-i nur esaslarını derslerini kendine TAFSİYE YOLLU EMİR BİLİR VE ALIR. Risale-i nur derslerindeki tavsiyeleride emir bilir ve alır.
    KENDİNİ HİÇ ZORLAMADAN O İLMİN ve muhabbetin tesiri ile yapabildiğini yapar.
    ''EMRE İMTİSAL ŞUURU İLE YAPAR.
    Yani değişen şey emre imtisal şuuru ile hareket etmesi olur. GÜNLÜK HAYAT AYNEN VE MEŞRU DAİREDE DAHADA PARLAYARAK DEVAM EDER.

    EMRE İTTİBA ŞUURU İLE OLUNCA, İHLAS OLUR VE AMELLER VE HER MEŞRU İŞ İHLASLI OLUR,NİYETT DAHİ HALİS OLUR.

    İŞTE MESLEĞİMİZDE RİYADAN VE BİR ÇOK AHLAKI REZİLEDEN KURTARAN EN KISA VE EN ETKİLİ YOLLARDAN BİRİSİ BUDUR.

    Size bu anlattıklarımızı ve risale-i nurda geçen emsali dersleri RİSALE-İ nur'lardan alarak numulerini ve usullerini, Risale-i nur dairesinde ÜSTADIMIZ R.A HIN ERKAN TALEBELERİ İLE TATBİKLERİNDEN NUMUNELER İLE anlatan bir eser olan.
    RİSALE-İ NURDA USÛL VE PROGRAM KİTABINI TAVSİYE EDERİZ.
    Konu aczmendi reşha tarafından (01.08.09 Saat 12:56 ) değiştirilmiştir.

    اِهْدِنَاالصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ

    aczmendi reşha


  3. #3
    Pürheves adas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Mesajlar
    205

    Standart

    Allah razı olsun abi,acizliğimiz farkındayım analamak istediğim;Nefsimin acizliğine acıdığım için değil de sırf bir emr-i ilahi olduğunu düşünüp akıbetini,ücretini düşünmeden mi amel etmek gerekiyor?

  4. #4
    Ehil Üye gulsah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.641

    Standart



    Bu küçücük Zeylin büyük bir ehemmiyeti var; herkese menfaatlidir.
    Cenâb-ı Hakka vâsıl olacak tarîkler pekçoktur. Bütün hak tarîkler Kur'ân'dan alınmıştır. Fakat tarîkatlerin bâzısı bâzısından daha kısa, daha selâmetli, daha umûmiyetli oluyor. O tarîkler içinde, kâsır fehmimle Kur'ân'dan istifâde ettiğim, acz ve fakr ve şefkat ve tefekkür tarîkıdır.
    Evet, acz dahi aşk gibi, belki daha eslem bir tarîktir ki, ubûdiyet tarîkıyla mahbûbiyete kadar gider. Fakr dahi Rahmân ismine îsÂl eder. Hem, şefkat dahi aşk gibi, belki daha keskin ve daha geniş bir tarîktir ki, Rahîm ismine îsÂl eder. Hem, tefekkür dahi aşk gibi, belki daha zengin ve daha parlak bir tarîktir ki, Hakîm ismine îsÂl eder. Şu tarîk, hafî tarîkler misillü, letâif-i aşere gibi on hatve değil ve tarîk-ı cehriye gibi nüfûs-u seb' a, yedi mertebeye atılan adımlar değil, belki "dört hatve"den ibârettir. Tarîkatten ziyâde hakîkattir, şeriattır. Yanlış anlaşılmasın; acz ve fakr ve kusurunu Cenâb-ı Hakka karşı görmek demektir; yoksá, onları yapmak veya halka göstermek demek değildir. Şu kısa tarîkın evrâdı ittibâ-ı sünnettir, ferâizi işlemek, kebâiri terk etmektir. Ve bilhassa namazı tâdil-i erkân ile kılmak, namazın arkasındaki tesbihâtı yapmaktır.

    Birinci hatveye
    -1- 1- Nefislerinizi temize çıkarmayın. (Necm Sûresi: 32).

    âyeti işaret ediyor.


    İkinci hatveye


    -2-
    2- Allah'ı unutanlar gibi olmayın ki, Allah da onlara kendi âkıbetlerini unutturmuştur. (Haşir Sûresi: 19.)
    âyeti işaret ediyor.


    Üçüncü hatveye
    -3-

    3- Sana her ne iyilik erişirse Allah'tandır. Sana her ne kötülük gelirse, o da kendi kusurun sebebiyledir. (Nisâ Sûresi: 79.)
    âyeti işaret ediyor.


    Dördüncü hatveye
    -4-

    4- Herşey helâk olup gidicidir-Ona bakan yüzü müstesnâ. (Kasas Sûresi: 88
    âyeti işaret ediyor.







    Şu Dört Hatvenin kısa bir izahı şudur ki:


    Birinci Hatvede

    âyeti işaret ettiği gibi, tezkiye-i nefs etmemek. Zîrâ insan, cibilliyeti ve fıtratı hasebiyle, nefsini sever. Belki, evvelâ ve bizzat yalnız zâtını sever; başka herşeyi nefsine fedâ eder. Mâbuda lâyık bir tarzda nefsini metheder, mâbuda lâyık bir tenzih ile nefsini meâyibden tenzih ve tebrie eder. Elden geldiği kadar, kusurları kendine lâyık görmez ve kabul etmez; nefsine perestiş eder tarzında, şiddetle müdâfaa eder. Hattâ fıtratında tevdî edilen ve Mâbud-u Hakîkinin hamd ve tesbihi için ona verilen cihazât ve istidâdı kendi nefsine sarf ederek -1- sırrına mazhar olur; kendini görür, kendine güvenir, kendini beğenir. İşte şu mertebede, şu hatvede tezkiyesi, tathîri; onu tezkiye etmemek, tebrie etmemektir.



    İkinci Hatvede dersini verdiği gibi; kendini unutmuş, kendinden haberi yok; mevti düşünse, başkasına verir; fenâ ve zevÂli görse, kendine almaz. Ve külfet ve hizmet makâmında nefsini unutmak, fakat ahz-ı ücret ve istifâde-i huzûzât makâmında nefsini düşünmek, şiddetle iltizam etmek, nefs-i emmârenin muktezâsıdır. Şu makamda tezkiyesi, tathîri, terbiyesi; şu hÂlin aksidir. Yani, nisyân-ı nefs içinde nisyan etmemek; yani, huzûzât ve ihtirasâtta unutmak ve mevtte ve hizmette düşünmek.

    üçüncü Hatvede dersini verdiği gibi; nefsin muktezâsı dâimâ iyiliği kendinden bilip, fahr ve ucbe girer. Bu hatvede, nefsinde yalnız kusuru ve naksı ve aczi ve fakrı görüp, bütün mehâsin ve kemâlâtını, Fâtır-ı Zülcelâl tarafından ona ihsan edilmiş nîmetler olduğunu anlayıp, fahr yerinde şükür ve temeddüh yerinde hamd etmektir.

    Şu mertebede tezkiyesi, -2- sırrıyla şudur ki: Kemâlini kemâlsizlikte, kudretini aczde, gınâsını fakrda bilmektir.


    Dördüncü Hatvede

    dersini verdiği gibi; nefıs, kendini serbest ve müstakil ve bizzat mevcut bilir. Ondan bir nevî rubûbiyet dâvâ eder. Mâbuduna karşı adâvetkârâne bir isyânı taşır. İşte gelecek şu hakîkati derk etmekle ondan kurtulur. Hakîkat şudur ki: Her, şey nefsinde mânâ-i ismiyle fânîdir, mefkuttur, hâdistir, mâdumdur; fakat mânâ-i harfiyle ve Sâni-i Zülcelâlin esmâsına âyinedarlık cihetiyle ve vazifedarlık îtibârıyla Şâhittir, meşhûddur, vâciddir, mevcuddur.
    Şu makamda tezkiyesi ve tathîri şudur ki: Vücudunda adem, ademinde vücudu vardır. Yani kendini bilse, vücud verse, kâinat kadar bir zulümât-ı adem içindedir. Yani, vücud-u şahsîsine güvenip, Mûcid-i Hakîkiden gaflet etse, yıldız böceği gibi bir Şahsî ziyâ-i vücudu nihayetsiz zulümât-ı adem ve fıraklar içinde bulunur, boğulur. Fakat enâniyeti bırakıp, bizzat nefsi hiç olduğunu ve Mûcid-i Hakîkinin bir âyine-i tecellîsi bulunduğunu gördüğü vakit, bütün mevcudâtı ve nihayetsiz bir vücudu kazanır. Zîrâ bütün mevcudât esmâsının cilvelerine mazhar olan Zât-ı Vâcibü'l-Vücudu bulan bir kalp, herşeyi bulur.



    1- Nefsinin arzusunu kendisine mâbud edinip onun her emrine uyan kimse... (Furkan Sûresi: 43.)
    2- Nefsini qünahlardan arındıran kurtuluşa ermiştir.(Şems Sûresi: 9.)

    Mektubat | Yirmi Dokuzuncu Mektup |

    ''Şahsın üslub-u beyanı , şahsın timsal-i şahsiyetidir.

    Ben ise :

    gördüğünüz veya işittiğiniz gibi , halli müşkil bir muammayım ''

    Said Nursi


  5. #5
    Ehil Üye gulsah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.641

    Standart

    Kardeş işte Risale - i Nur mesleğinde nefis terbiyesi için 4 hatve ve tezkiye metodları...
    Yukarıdaki dersi okuyp , kabul eden ve amel eden nefsin desiselerinden kurtulmuş demektir. İnşallah

    ''Şahsın üslub-u beyanı , şahsın timsal-i şahsiyetidir.

    Ben ise :

    gördüğünüz veya işittiğiniz gibi , halli müşkil bir muammayım ''

    Said Nursi


  6. #6
    Pürheves adas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Mesajlar
    205

    Standart Sorumu tam soramamışım

    Alıntı gulsah Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Kardeş işte Risale - i Nur mesleğinde nefis terbiyesi için 4 hatve ve tezkiye metodları...
    Yukarıdaki dersi okuyp , kabul eden ve amel eden nefsin desiselerinden kurtulmuş demektir. İnşallah
    Allah razı olsun abla,ama ben bunu kastememiştim sorumu yanlış sordum sanırım.Anlamadığım nefis terbiye oluyor mu ki.Nefis terbiye olursa Nefis herzman kötü şeyleri emreder düsturu ve Nefsin senin en zararlı düşmanındır düsturu nasıl olacak?Burasını anlayamıyorum:Nefsin temizlenmesi mümkün müdür demek istemiştim?Nefis her zaman kötü şeyleri emredeceğine göre temizlenmiyor gibi geldi bana

  7. #7
    Ehil Üye gulsah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.641

    Standart

    Alıntı adas Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Allah razı olsun abla,ama ben bunu kastememiştim sorumu yanlış sordum sanırım.Anlamadığım nefis terbiye oluyor mu ki.Nefis terbiye olursa Nefis herzman kötü şeyleri emreder düsturu ve Nefsin senin en zararlı düşmanındır düsturu nasıl olacak?Burasını anlayamıyorum:Nefsin temizlenmesi mümkün müdür demek istemiştim?Nefis her zaman kötü şeyleri emredeceğine göre temizlenmiyor gibi geldi bana
    Tamam kardeş şimdi anladım.
    Sualinize şu bölüm ışık tıtar kanaatindeyim

    Üçüncü mesele: Bir kardeşimiz, kusurunu görmediği münasebetiyle, onu ikaz için yazılmış ince bir meseledir. Belki size faydası olur, diye yazdık.

    Bir zaman, evliya-yı azimeden, nefs-i emmâresinden kurtulanlardan birkaç zattan, şiddetli mücahede-i nefsiyeler ve nefs-i emmâreden şekvâlarını gördüm. Çok hayret ediyordum. Hayli zaman sonra, nefs-i emmârenin kendi desaisinden başka, daha şiddetli ve daha ziyade söz dinlemez ve daha ziyade ahlâk-ı seyyieyi idame eden ve heves ve damar ve âsab, tabiat ve hissiyat halitasından çıkan ve nefs-i emmârenin son tahassungâhı bulunan ve nefs-i emmâreyi tezkiyeden sonra onun eski vazife-i seyyiesini gören ve mücahedeyi ahir ömre kadar devam ettiren bir manevi nefs-i emmâreyi gördüm.

    Ve anladım ki, o mübarek zatlar, hakikî nefs-i emmâreden değil, belki mecazî bir nefs-i emmâreden şekvâ etmişler. Sonra gördüm ki, İmam-ı Rabbanî dahi bu mecazî nefs-i emmâreden haber veriyor

    Bu ikinci nefs-i emmârede ;

    şuursuz kör hissiyat bulunduğu için, akıl ve kalbin sözlerini anlamıyor ve dinlemiyor ki onlarla ıslah olsun ve kusurunu anlasın. Yalnız tokatlar ve elemlerle nefret edip, veya tam bir fedailiğe her hissini maksadına feda etsin. Ve Risale-i Nur'un erkânları gibi, herşeyini, enaniyetini bıraksın. Bu acip asırda dehşetli bir aşılamak ve şırıngayla hem hakikî, hem mecazî iki nefs-i emmâre ittifak edip öyle seyyiata, öyle günahlara severek giriyor. Kâinatı hiddete getiriyor. Hatta kendim, bir dakika zarfında, yirmi paralık bir sıkıntıyla, altmış liralık bir haseneye tercih etmeye çalıştım.
    .
    Kastamonu Lâhikası | Tahlil

    ''Şahsın üslub-u beyanı , şahsın timsal-i şahsiyetidir.

    Ben ise :

    gördüğünüz veya işittiğiniz gibi , halli müşkil bir muammayım ''

    Said Nursi


  8. #8
    Ehil Üye gulsah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.641

    Standart

    Mecazi nefsi emmare , hakiki nefs-i emmarenin tezkiyeden sonra mücadeleyi ahir ömre kadar götüren mirascısı.
    Konu gulsah tarafından (01.08.09 Saat 14:48 ) değiştirilmiştir.

    ''Şahsın üslub-u beyanı , şahsın timsal-i şahsiyetidir.

    Ben ise :

    gördüğünüz veya işittiğiniz gibi , halli müşkil bir muammayım ''

    Said Nursi


  9. #9
    Ehil Üye seyyah_salih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Şan(S)lıUrfa'DaN
    Yaş
    51
    Mesajlar
    15.435

    Standart

    Allah razı olsun..marifetimize yön vermişsiniz..

    Alıntı gulsah Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Mecazi nefsi emmare , hakiki nefs-i emmarenin tezkiyeden sonra mücadeleyi ahir ömre kadar götüren mirascısı.
    bu mananın aşağıdaki manalarla ilgisi var mı? yardımcı olabilirmisniz..


    Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etmiş:


    (Allah bir topluluk için hayır murad ettiğinde, onlara nefislerinin ayıplarını gösterir." el-Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, 1:81. )

    Kur'ân-ı Hakîmde Hazret-i Yusuf Aleyhisselâm demiş:


    Ben nefsimi temize çıkarmam. Çünkü nefis kötülüğü emredicidir." (Yusuf Sûresi: 12:53.)

    Evet, nefsini beğenen ve nefsine itimad eden, bedbahttır. Nefsinin ayıbını gören, bahtiyardır. Öyleyse sen bahtiyarsın.
    Fakat Bazen olur ki, nefs-i emmâre, ya levvâmeye veya mutmainneye inkılâp eder, fakat silâhlarını ve cihâzâtını âsâba devreder. Âsab ve damarlar ise, o vazifeyi âhir ömre kadar görür. Nefs-i emmâre çoktan öldüğü halde, onun âsârı yine görünür. Çok büyük asfiya ve evliya var ki, nüfusları mutmainne iken, nefs-i emmâreden şekvâ etmişler. Kalbleri gayet selim ve münevver iken, emrâz-ı kalbden vâveylâ etmişler. İşte bu zatlardaki, nefs-i emmâre değil, belki âsâba devredilen nefs-i emmârenin vazifesidir. Maraz ise, kalbî değil, belki maraz-ı hayalîdir.
    İnşaallah, aziz kardeşim, size hücum eden nefsiniz ve emrâz-ı kalbiniz değil, belki mücahedenin devamı için beşeriyet itibarıyla âsâba intikal eden ve terakkiyât-ı daimîye sebebiyet veren, dediğimiz gibi bir hâlettir. Yirmi Altıncı Mektup
    Marifet ufku....

    Muhabbet denizinde çalan bir melodi gibidir

  10. #10
    Müdakkik Üye aczmendi reşha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    652

    Standart

    ve bihi nesueinu

    ADAS kardeşim

    Evvela Allah senden razı olup, razı olacağı amelleri ve halleri sana nasib etsinki, RİSALE-İ NURUN 1.TALEBESİ HACI HULUSİ EFENDİNİN usulu olan sormak yollu ilim tahsiline girişmişsin.
    Üstadımız O zata hitaben:
    EY KARDEŞ BENDEN BİR KAÇ NASİHAT İSTEDİN ile sohbetin usulunude ilan etmiştir.

    Mes'ele Şöyledir: Sizin isteklerinizin ve hesablarınızın hiçbir mahiyeti yoktur ACZ nefste faaliyete başladıktan sonra.
    Öncesi ise Ehemmiyetli değildir artık.

    Peki neden AŞK, ACZ başka yol denmemiş.

    Üstadı azam Bediüzzanam demiş:
    Muhabbet etmek çendan ihtiyari değildir. Fakat ihtiyar ile muhabbetin mecrası bir merkezden başka bir mecraya kaydırabilir.

    yani: Ya o mubabbet ettiğinden daha evlsı ve hakikatte muhabbete layık olan gösterilecek, işte bu AŞK tır ve tasavvuf mesleklerinde denilen, aşkı mecazidir. Bu yolla AŞKI HAKİKİye giderler.

    Digeri ise: nefsinin kusurunu görecek kendi nefsinin o muhabbete layık olmadığını görecek bu görme ile ACZ meydana gelecek nefsinden muhabbetini kaldırıp elini alıp CENAB-I HAKKA VERECEK.

    Soru: peki bu nasıl olacakki ACZ meydana gelsin.Bir insan kendine olan muhabbetini kırabilirmi ? acz meydana getirebilirmi?.
    Bunu diyen BEDİÜZZAMAN bunu nasıl yaptı ?

    cevab: Kendi seven avukat gibi savunan bir nefs bunu yapamaz. Bediüzzaman bunu böylede yapmadı. Yani kendinde ACZ meydana getirmedi.

    Peki ya nasıl oldu, olur bu ?

    Hiç merak edipde düşünenimiz oldumu acaba ?
    Koskoca BEDİÜZZAMAN ve o kendine verilen istidatlar ile nefsine olan muhabbeti nasıl kırabildide,kırıldıda ACZ meydana geldi ve o kısa tarike GİRDİ ve yolu alıp açtı.HAKİKATI TARİK-İ MESLEĞİN BAŞLANGICI OLARAK TATBİK EDİP BAŞLATTI.

    Üstadımız anlatıyor: Ben ABDULKADİR GEYLANİNİN r.a FUTUHUL GAYB isimli eserini elime aldım. BANA HİTAB EDİYOR GİBİ OKUDUM.
    Kitabın yarısına gelmmeden bende şiddetli ameliyeler yaptı dayanamadım, bitiremedim, TAKATİM YETMEDİ ,ACZ'DEN o ÜSTADIMIZıN kitabı (sözleri) NEFSİMDE ŞİDDETLİ AMELİYELER YAPTI.Öylece yazım bıraktım bitiremedim.
    Sonra O ameliyatın acısı gidipte, NEFSİMDE ŞİFALARI KALINCA O ÜSTADIMIN KİTABINI Bİ TAMAM OKUDUM VE TAM İSTİFADE ETTİM .

    İşte BEDİÜZZAMANA ACZ YOLUNU AÇAN ÜSTADI ABDULKADİR GEYLANİ R.A ve eseri FUTUHUL GAYB dır.

    Mesleğimizde ise İHVAN (MÜRŞİD) kendine ders arkadaşı olana RİSALE-İ NUR dersleri vererek ACZ in oluşmasına ve hakikat mesleğinin tatbikine başlar.

    Üstad r.a demiş : YANLIŞ ANLAŞILMASIN aczini ve fakrını,KUSURLARINI ALEME İLAN ETMEK DEĞİLDİR ACZ.

    ACZ VE fakr kusurlarını cenab-ı hakka karşı görmek demektir.Risale-i Nur'da Üstadın nefsinin hallerini açıklaması ise gidilen yoluda nefsin alacağı hallerdir o yolun esaslarıdır ve Risale-i Nur dairesine intisablılara ders numuneleridir.
    Ondandırki ÜSTAD R.A ERKAN TALEBELERİ ÜSTADA HİTABEN BARLA LAHİKASINDA O MEKTUBLARI YAZMIŞLAR BİR NUMUNE:

    BİLİRİM DEĞİLSİN ENBİYADAN BİR NEBİ
    LAKİN NEDİR ELİNDE BU NURU MUTEBER.

    Bunun başlangıcı talimi evvela ihvan ile olur. MADDİ İŞTİGALLER MANEVİ MEBFEZLERİ(KAPILARI) AÇMAK İÇİNDİR.

    Üstad demiş: mesleğimizde şeyhlik yoktur peder vaziyeti almakta yoktur müşidlik vaziyeti takınmakta yasak olduğundan.

    DEMİŞKİ: MÜRŞİDLİK VAZİFESİ İFA EDEN, MESLEĞİ BİLEN, SENİ DERS ARKADAŞI BİLİR, ONA GÖRE HAREKET EDER, İHVANIN VARDIR. FENAFİLİHVANI ANLAMAMIZ İÇİN VERDİĞİ MİSALDE BUNA DELİLDİR.

    Ehl-i tarikat ve ehli hakikatçe müttefıkunaleyh bir hakikat vardır ki:

    NEFSİN ENANİYYETİNİ VE SERKEŞLİĞİNİ KIRMAK İÇİN, NEFSİNDE OLAN MUHABBETİNİ KALDIRIP ŞEYHİNE-İHVANINA-MÜRŞİDİNE VERECEK.

    BEN DEDİĞİ ZAMAN ONUN HİSSİYATI İLE KONUŞACAK.
    HER RİYADAN VE BENZERİ AHLAKI REZİLEDEN KURTULMANIN DAHI YOLU FENADAN VE İHLASTAN GECER.

    soru:Peki bir insan risale-i nurları alıp okuyup amel etse YALNIZ BAŞINA yeterli değilmidir, istifade edemezmi ?.

    cevab: istifade eder,
    (Bizim kasdedtiğimiz en kamil manada istifadedir).
    İmanını dahi tahkiki eder BU KATRE OLMAKTAN 2.YOLDAN GİTMEKTEN İLERİSİNE GİDEMEZ.İLME-EL YAKİNDE SEYREDER.
    AYNE-L-YAKİNE VARAMAZ.

    Bunu Üstad AYET-ÜL KÜBRA risalesinde o seyyahın seyahatinde anlatır.

    Ve yine insanın İMANINI ZEVALDEN MAHFUZ TUTATN KISMININ İSE AYNEL YAKİNDEN HAKKEL YAKİNE DOĞRU OLAN KISMININ OLDUĞUNDA NURLARDA VARDIR.
    ve yine EHL-İ TARİK (TASAVVUFCU) adi bir sofinin kebairlere de girse, ZINDIKAYA GİRMEDİĞİ VE İMANINI O EVLİYAYA OLAN MUHABBETİ İLE KURTARDIĞIDA YAZILIDIR.
    KALBİ HAREKETE GELMEYEN TARİKATTE HİSSESİ OLMAYANIN İSE BU ZAMANIN MUHAKKİK BİR ALİMİDE OLSA KENDİSİNİ MUHAFAZA ETMESİNİN MÜŞKÜLLEŞTİĞİNİ 29.MEKTUB 9.KISIMDA yazanda BEDİÜZZAMANDIR R.A.

    Hulasa:
    Kardeşim Madem Risale-i Nurlar yaşanmak içindir. Bu ilim hayatlanıp amale dökülecek. Bu risale-i nuru, hayatı ile hayatlandırıp ,yaşayanı bulup.

    RİSALE-İ NURU ONUNLA, ONU RİSALE İ NUR İLE MÜTALAA EDERSEN VE O İHVANINA MÜRŞİD NAZARI İLE BAKARSAN, YOLUN GAYET KISA VE 40 DAKİKADA HAKİKATİN İÇİNE GİRDİĞİNİ, RİSALE-İ NURLARIN KENDİNİ SANA ACTIĞINI,KALBİNİN ACZ HATVESİNDE MUHABBETLE SEYR ETTİĞİNİ, SONRADA NEFSİN TEZKİYE OLARAK TEMİZLENDİĞİNİ GÖRRÜSÜN.

    Bu aynı anda NUR-U İMANIN DA ETKİSİNİ GÖSTERDİĞİ, NURUNUN GÖRÜNDİÜİ YERDİRKİ. NUR-U İMAN SAHİBİNİN BÜTÜN HAL VE HAREKATINA İSTİKAMET VEREN NURDUR.

    Bu yolun aynı anda ZAHİRDEN HAKİKATE GİDEN KAPI YOL DOLDUĞUNUDA GÖRÜRSÜN.aYET-ÜL KÜBRADA VERİLEN DERGAHA GİREN O SEYYAH..

    RİSALE-İ NUR DAİRESİNDE ÇALILAŞARAK VARILACAK YER: ACZ VE FAKR HATVESİNİN SONUDUR.

    Yani ehli tasavvufun NEFS-İ MUTMAİNNE DEDİĞİ YERDİR VE HALDİR.
    VE CENNETLE MÜJDELENMİŞTİR BU NEFS.

    BEDİÜZZAMANDA RİSALE-İ NUR TALEBELERİNİ CENNETLE BU DELİL İLE MÜŞDELEMİŞTİR.BU AYNI HAK VE HAKİKATTİR.

    Burdan ilerisi olan şefkat ve tefekkür hatveleri ise VERİLİR, İHVANIN SANA OLAN İKRAMI,SANA KARŞI HİMMETİ VE YARDIMI İLE OLUR, MAHZA İHSANDIR.

    ŞEFKAT O ŞEYDİRKİ:

    RAHİM ESMASINA İSAL EDER VE ORDAN TERENNÜM EDER

    YANİ: AHİRETİ TAM MUHAFAZA EDER, ALLAHIN ALEMLERE RAHMET GÖNDEDİĞİ VE RAHMETİN KAPISI OLAN A.S.M HAKKINDA 1. sözün 2.kısmı ders olur.

    ANNELERİN ŞEFKATLERİ SAFİDİR VE ONUN İLE EVLATLARI ALİM OLSUN,HAFIZ OLSUN,ŞEHİD OLSUN DEMİŞLER VE EVLATLARINI ÖYLEDE YETİŞTİRMİŞLER O ŞEFKATİN TESİRİ İLE.

    yoksa milletin dünyasını imar etmek için ahiretten fetva yollu,onları dünyaya teşvik,ile ALLAH'IN RAHMETİNİ AŞAN VE ALEMLERE RAHMET OLAN A.S.M IN RAHMET OLAN SÜNNETLERİNİ TERKE CEVAZ VERENİN ya şefkatten nasibi yoktur, yada olduğunu idda ettiği şeyi yanlış kullanmaktadır.

    DÜNYAYA DAVET VE TEŞVİK :
    DİNİ HAYATI 1. DERECEDEN muhafaza
    VE RIZA-İ İLAİHİYİ VE AHİRETİ MUHAFAZA İLE DÜNYAYADA 2.-3.-4.DERECEN BAKMAKLA OLMALIDIR.

    BU MUHAFAZA EDİLMEDEN DÜNYAYI 1. DERECEDE TUTUP EHL-İ İMANI DÜNYAYA DAVET VE TEŞVİK EDENLERE ÜSTAD R.A DENMESİ GEREKENLERİ DEMİŞ VESSELAM .

    اِهْدِنَاالصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ

    aczmendi reşha


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Gerçek Hac(ı) Nasıl Olur?...
    By insirah in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 21.12.08, 20:05
  2. Nefsin Mahiyeti ve Nefsin Halleri
    By Abdulbaki in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 50
    Son Mesaj: 24.11.08, 18:31
  3. Nefsin Terbiyesi Nasil Olur?
    By HUZURA DOĞRU in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 27.08.08, 10:49
  4. İncinmemek Nasıl Olur?
    By ibnulvakt in forum Beyin Fırtınaları
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 19.08.08, 13:58
  5. Kur'an, Nasıl Şefaatçi Olur?
    By LeMaLaR in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 06.08.06, 09:41

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0