+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 3 Sayfa var 1 2 3 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 23

Konu: Dua, İman Ve para?

  1. #1
    Dost yorgun_demokrat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yaş
    35
    Mesajlar
    9

    Standart Dua, İman Ve para?

    Başlıkdaki kelimelerin sizin için garipliğinin farkındayım ama yıllar yılı yaşadığım hayat tecrübelerinin neticesinde yavaş yavaş kanaat getirmekte olduğum nihai sonuç; iyi bir müslüman olmak için bile birtakım maddi problemleri aşmak gerektiği yönünde oldu.

    Duanın kabulü ile maddi gücün çok ciddi bir korelasyon içerdiğini hayat tecrübeleirmle müşehade ettim... Biz binbir elemle binbir hayatın kahredici yönleriyle mücadele etmeye çalışırken, dualarımızdaki sesimizin duyuluyor olabilmesini bilmek bile belki yeterli olabiliecekken sürekli acı bir biçimde yüz üstü kalmak insanı bize öğretilen bazı şeyleri sorgulamaya itiyor. Ve sorguladığmızda da maddi olanağı olan hayatta başarılı insanların din ve müslümanlık yönünden de bizden fersah fersah ilerde olduğu sonucuyla yüzleşmemiz oluyor. Allah'ın senin üzerindeki kanaatini nasıl bilebilirsin diye sorabilirsiniz. Bende biliyorum demiyroum ama şayet soluğumuzu sesimizi duyan ilahi bir mutlak güç var idiyse neden sürekli yoksullar rezil bir hayatın karanlık yüzüyle buluşurlarken varlıklı insanlar çok daha dengeli ve düzenli bir hayatı yaşıyor. Dengeli ve düzenliden kastım başta din için geçerli...

    Zengin bir müslümanın duaları yoksul bir müslümana göre daha çok kabul oluyor. Çünkü parası ve gücü sayesinde dilediğini dilediği şekilde yapabiliyor. Dua ediyor ve parası sayesinde istediğini kazanıyor. Ve duam kabul oldu şeklinde bir kanaate varıp yoksulun yaşadığı imani dalgalanmaların hiç birini yaşamıyor. Yoksul ise kendi acısının kasvetli yalnızlığında yüz üstü kaldığıyla kalıyor. Bu durumda insan iki sonuca varıyor ya tanrı paralı müslümanı seviyor ki buna ihtimal vermiyorum ya da bize anlatıldığı şekliyle haklıyla haksızı ayırt edecek ilahi bir güç maalesef yok. Ve yoksullar rastlantısallığın karanlık yalnızlığında bir hiç değerinde yok olup gidecek...

    Kaldıki çeşittli kaynaklardan islamiyeti araştırınca da cariyelik vs. gibi ilahi bir adaletle bağdaşmayacak zengini bariz bir biçimde kayıran gerçeklerle karşılaşıyoruz.

    Söyleyeceğim çok şey var. Sitenin geleneksel üslubundaki saygı çerçevesini aştığımın farkındayım. Lakin gayem gerçeği öğrenmek. Parası ve gücü olana bariz bir iltimas müşahade ettim hayat tecrübelerim neticesinde. Eğer bu böyle değilse risalei-nur noktasında nasıl bir cevabı var merak ediyorum... Teşekkürler...

    Ve yanlış anlaşılmamak için belirteyim; inanç noktasında şüpheye düşmüş biri olarak yazmıyorum. Artık inancı olmayan biri olarak bu soruyu soruyorum. Said Nursi'nin hayatını okuduğumda günümzdeki bilindik kadın ve para düşkünü müslümanlardan, din alimlerinden olmadığını görmüştüm. Bilakis evlenmeye dahi imkan bulamamış hayatı acılar ve ızdıraplar içinde sürgünlerde geçmiş biri olan Said Nursi'nin şahsiyetine derin bir saygım var. Ve söyledikleri, yazdıkları para içinde yüzen kadın düşkünü ve paragöz din alimlerine nazaran çok daha samimidir benim için.

  2. #2
    Dost erdal şenol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesajlar
    42

    Standart

    Sayın yorgun_demoktar, yukarda yazdığı satırlardan anladığım kadarıyla yorgun bir hayat yaşamış veya yaşıyor ve hayatın sıkıntılı ve meşakkatli safhalarından geçtiğini tahmin ediyorum. Hayatta samimi ve dindar insanların kimisi varlıkla kimisi de yoklukla imtihan oluyor.Önemli olan her insan içinde bulunduğu durumun gereklerini yapabilmesidir. Sabır ve şükür gibi, dini vecibeleri ve mükellefiyetleri yerine getirebilmek gibi. Önemli olan İnsanın ALLAH'ın bir kulu olarak başta yaratıcısına, insanlara ve topluma karşı vazifelerini yerine getirmesi ve adetullah kanunlarına riayet etmesidir.Nice inaçlı insanlar çok zengin iken bir zaman sonra dilenecek vaziyete düştüğü, nice fakir ve muhtaç durumda iken zenginliğin zirvelerine tırmanan insanlara hayatta rastlamışızdır. Veya inançsız olduğu halde Karun gibi zengin olanlara da...

    Aslında İslami manada zenginlik ve yoksulluk konuşulması gereken bir konu. Dinimizin bazı emirleri Zengin olanları mükellef kılar.. Başta Zekat ve Hac gibi. Ayrıca aşırı yoksulluktan da Allaha sığınılır. Dinimiz aslında müslümanın çalışmasını emreder ve çalıştığının karşılığını alacağını bildirir.

    İçinde bulunduğumuz durum ne olursa olsun insan olarak ve ALLAH'ın bir kulu olduğumuzu unutmadan ALLAHA karşı vazifelerimizi yapmalıyız vesselam.

  3. #3
    Vefakar Üye efnan_nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    500

    Standart

    (Başlıkdaki kelimelerin sizin için garipliğinin farkındayım ama yıllar yılı yaşadığım hayat tecrübelerinin neticesinde yavaş yavaş kanaat getirmekte olduğum nihai sonuç; iyi bir müslüman olmak için bile birtakım maddi problemleri aşmak gerektiği yönünde oldu.)
    parantez olan cümleler yorgun_demokrat abiye aittir
    bu sizin garip ve pek rastlanmamış tecrübeniz bence ne alakası var en iyi müslüman s.a.v efendimiz ama en fakirde o hatta tam aksi soylu zengin olan ebubekir ömer hz.leri gibi halifeler tam müslüman olunca tam da fakir olmuşlar hemde koskoca halifelik döneminde

    (Bende biliyorum demiyroum ama şayet soluğumuzu sesimizi duyan ilahi bir mutlak güç var idiyse neden sürekli yoksullar rezil bir hayatın karanlık yüzüyle buluşurlarken varlıklı insanlar çok daha dengeli ve düzenli bir hayatı yaşıyor. Dengeli ve düzenliden kastım başta din için geçerli...)
    tohumda toprak altında sıkışır rezil bir hayatgeçirir ve görüntüde ölür ama bu çürüme sonrasında dünyada dal budak açar çürümezsse hiçbişe olmaz aynen öyle dünya toprağında çürümezze rahatla yaşarsa ahirettede çiçek açamaz unutmayalım ahiret hayatı ebedi olduğu için dünya hayatının yanında hiç ender hiç mesabesindedir.
    Bediüzzamn yoksul bir dindar yoksulların yaşadığı hayata rezil diyorsanız ben de derim bediüzzamn yoksulluğu nisbetinde izzeti artmış bir alimdir amcasının çorbasını içmemiş kimsenin minnetini almamış asıl yoksul insanlar zenginlerden hatta çoğunlukla izzetli oluyor gayrın parasına tama etmiyor kuru ekmeğe talim etse bile
    ve gandi fazlasıyla yoksul ama o yoksulluğun kazandırdığı izzetle bağamsızlığın kazanılmasında büyük rol oynamış velev öyle olmasa bile gandi rezil bir hayat mı yaşamış.
    (Zengin bir müslümanın duaları yoksul bir müslümana göre daha çok kabul oluyor. Çünkü parası ve gücü sayesinde dilediğini dilediği şekilde yapabiliyor. Dua ediyor ve parası sayesinde istediğini kazanıyor. Ve duam kabul oldu şeklinde bir kanaate varıp yoksulun yaşadığı imani dalgalanmaların hiç birini yaşamıyor)

    zaten duanın memebaı ihtiyaç ve aczdir yni insan hep sıkışınca rabbini hatırlar.bu durumda zengin şakir değilse zaten pek dua etmiyordur direk maddi anlamda ki ihtiyaçlarını karşılıyordur ama maneviyat yoktur ki nice fakirler var ruh yüceliğiyle dünyada çürür alem-i bekada dal budak olur.
    zengin olan bir insanın evladı ölse onu geri getiremez her duası kabul olamaz demekki parası sayesinde her istediğini kazanamaz.
    (inanç noktasında şüpheye düşmüş biri olarak yazmıyorum. Artık inancı olmayan biri olarak bu soruyu soruyorum)
    Bu noktada belki nurlardan altta yazmışsınız birçok istifade edilecek şeyler var burada yazmayı isterdik fakat bu hakikatler öyle yazmakla tükenmez suyu kaynağından içmeli
    herkes inancı noktasında özgürdür bundan dolayı kınanmaz zaten kişinin ALLAH la arasındaki ince müdahaleyle değişmeyen çizgidir inancı bundan dolayı burada olduğunuza göre daha sorgulamanız bitmemiş gibi görünüyor lisan-ı haliniz bunu diyor gerçekten merak ediyorsanız açın RİSAL-İ NUR eserlerini iman suyundan için zira bunun için çaba göstermekte yine bana katkı sağlayacak ebedi hayatımın kurtulmasına vesile olacak.

    فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ

    Öyleyse Allah'a firar edin (kaçın ve sığının)


  4. #4
    Ehil Üye nurhanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    3.463

    Standart

    Herşeyiniz maddiyat olmuş bütün ölçüleriniz maddiyat ile yapılmış.Kabre girerken Kapıdaki sıfır arabadan havuzlu evden genç hanımdan ayrılmak daha zor olur.Yazılacak çok şey var fakat siz demir gibi maneviyata sert kalmışsınız rabbim yardımcınız olsun.Hem manevi lezzetleri tatmamışsınız ki bilmiyorsunuz hem sizin yazdıklarınız lezzetler zahmeti çok lezzeti azdır hem zehirli bala benzer hem başına beladır muhafaza etmek için öyle uğraşırki ila ahir neyse ....

    En güzel bir kıssanın güzel bir nüktesidir. Ahsen-ül kasas olan Kıssa-i Yusuf Aleyhisselâm hâtimesini haber veren تَوَفَّنِى مُسْلِمًا وَاَلْحِقْنِى بِالصَّالِحِينَ âyetinin, ulvî ve latif ve müjdeli ve i'cazkârane bir nüktesi şudur ki: Sair ferahlı ve saadetli kıssaların âhirindeki zeval ve firak haberlerinin acıları ve elemi, kıssadan alınan hayalî lezzeti acılaştırıyor, kırıyor. Bahusus kemal-i ferah ve saadet içinde bulunduğunu ihbar ettiği hengâmda, mevtini ve firakını haber vermek daha elîmdir; dinleyenlere "Eyvah!" dedirtir. Halbuki şu âyet, Kıssa-i Yusuf'un (A.S.) en parlak kısmı ki; Aziz-i Mısır olması, peder ve vâlidesiyle görüşmesi, kardeşleriyle sevişip tanışması olan, dünyada en büyük saadetli ve ferahlı bir hengâmda, Hazret-i Yusuf'un mevtini şöyle bir surette haber veriyor ve diyor ki: Şu ferahlı ve saadetli vaziyetten daha saadetli, daha parlak bir vaziyete mazhar olmak için, Hazret-i Yusuf kendisi Cenab-ı Hak'tan vefatını istedi ve vefat etti; o saadete mazhar oldu. Demek o dünyevî lezzetli saadetten daha cazibedar bir saadet ve ferahlı bir vaziyet kabrin arkasında vardır ki; Hazret-i Yusuf Aleyhisselâm gibi hakikat-bîn bir zât, o gayet lezzetli dünyevî vaziyet içinde gayet acı olan mevti istedi, tâ öteki saadete mazhar olsun.

    İşte Kur'an-ı Hakîm'in şu belâgatına bak ki, Kıssa-i Yusuf'un hâtimesini ne suretle haber verdi. O haberde dinleyenlere elem ve teessüf değil, belki bir müjde ve bir sürur ilâve ediyor.
    Hem irşad ediyor ki: Kabrin arkası için çalışınız, hakikî saadet ve lezzet ondadır.

    (ondadır diyor oradadır demiyor yani kabrin arkası için çalışmakta öyle bir lezzet ve saadet var ki sizin saydıklarınızla mukayese edilmez hem elemsizdir derdi yoktur v.s.)

    Hem Hazret-i Yusuf'un âlî sıddıkıyetini gösteriyor ve diyor: Dünyanın en parlak ve en sürurlu haleti dahi ona gaflet vermiyor, onu meftun etmiyor, yine âhireti istiyor.

    اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى

    Said Nursî
    (Mektubat - 283)




    Sizin dünyaca bazı müşkilâtınız, senin hesabına beni bir parça müteessir etti. Fakat madem dünya bâki değil ve musibetlerinde bir nevi hayır vardır; senin bedeline "Yahu bu da geçer" kalbime geldi. لاَ عَيْشَ اِلاَّ عَيْشُ اْلاۤخِرَةِ düşündüm, اِنَّ اللَّهَ مَعَ الصَّابِرِينَ okudum, اِنَّا لِلَّهِ وَاِنَّا اِلَيْهِ رَاجِعُونَ dedim. Senin yerine teselli buldum. Cenab-ı Hak bir abdini severse, dünyayı ona küstürür, çirkin gösterir. İnşâallah sen de o sevgililerin sınıfındansın.
    (Mektubat - 278)
    Risale-i nur bir imtihan kitabıdır.
    Davasına sadık olmayan insanların başarı ihtimali yoktur.



  5. #5
    Dost yorgun_demokrat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yaş
    35
    Mesajlar
    9

    Standart

    Öncelikle zaman ayırdığınız için teşekkür ederim. Üzerinde durduğum nokta yoksulluğun allahtan gelip gelmediği. Ve referans aldığım nokta da bizzat müslüman iinsanlardır. Tüm ölçülerimin, mikyaslarımın maddiyat üzerine yapıldığına gelirsem de; elbet sonsuz bir hayatla ortalama 80 yıllık bir ömrü mukayese ettiğimizde bu dünya bir hiç hükmünde olması gerekir. Mal, mülk, servet, güzel eş gibi mefhumlar bir hiç hükmüne gelir. Ancak müslüman insanların hayatına baktığımızda bunun böyle olmadığnı görüyoruz... Maddi ölçülerden bahsetmemin sebebi esasında bir eleştiri bir sitem mahiyetinde... Daha çok insanlara değil hayatı varlıklı insanlara daha kolay yapan düzene bir sitem benimkisi...

    Örneğin yoksul bir insanla varlıklı bir insanı kıyasladığımızda yoksul insanın imanına dair zihninde binbir türlü hezeyan vardır. Zengin bir insanda bu hezeyanlar ise yoksulunki kadar dalgalı değildir... Zengin dilediği gibi yaşar ama isyan eşiğine gelmediği için de islamiyet nazarında imanlıdır. Yoksul ise dilediği gibi yaşayamaz hayatta binbir türlü kahırla yüzleşir ve isyan eşiğine gelince de imansız olmuş olur... Zengin, günahkar bir imanlı. Yoksul ise daha az günahı olan ama imansız biri olur. İslamiyete göre yoksul cehennemde sonsuza dek yanacaktır. Zengin ise imanı olduğu için günahlarının bedelini ödeyince sonsuz bir cennete kavuşacaktır. Bu açıdan bakınca zenginin imanlı olma ihtimali bir yoksula nazaran daha garantidir. Çünkü isyan etmesine bir sebep yoktur. İşte sorum burada böyle bir düzen ilahi mi?

    Ayrıca Hz. Muhammed'in de yoksulluğa dair hadisleri var ki yoksulluğun nerdeyse küfre eş olabileceğine benzer şeyler okumuştum.
    Maddiyat denince Hz. Muhammed eş ve cariye seçerken ayet ve hadislerden öğrendiğimiz kadarıyla güzelliğe oldukça önem veren biriymiş ki sonsuz bir hayat vad edilen bir insan neden güzellik gibi oldukça kısa ömürlü bir değişkene bu kadar önem verir o da zihnimdeki ayrı bir soru veya sitem...

  6. #6
    Dost yorgun_demokrat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yaş
    35
    Mesajlar
    9

    Standart

    Bu arada müslüman insanlar dedim ama biraz daha açayım; kendilerine ahir zamanın cennet ehli insanları, adanmış ruhlar, gayeyi hayale sahip insanlar, hak erleri gibi sıfatlarla tanımlayan camiaların insanlarına bakın. Karakterleri, anlayışları, merhametleri vs. avam bir mertebedeki insana nazaran daha güçlü olabilir. Lakin para mevzuunda inançlarıyla birlikte tuhaf bir çelişkiyle maluldürler. Paranız, mevkiiniz, makamınız özetle onlara geri bildirim sağlayacak herhangi bir gücünüz yoksa sizin değeriniz bunlara sahip birine karşı "altına" verilen değerin yanında "paslı bir demir" gibi kalıyor. Halbuki bir insanın değeri, kutsal bir iradenin nezdinde parayla herhangi bir korelasyon içermemesi gerekirdi. Eğer referansımız bu insanlarsa ve yoksulsak bir hiç hükmündeyiz.

    Şimdi onlar ahir zamanın cennet ehli insanıysa ve yargılarını doğru kabul ettiğimizde yoksul ve hayatta başarılı olamamış birinin allah nezdinde de pek değeri olmadığı kanısına varmak içten bile değil...
    Konu yorgun_demokrat tarafından (27.07.09 Saat 02:03 ) değiştirilmiştir.

  7. #7
    Dost yorgun_demokrat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2009
    Yaş
    35
    Mesajlar
    9

    Standart

    Şu iki örneğe bakalım; İki insan iki farklı sosyal şartlarda doğuyor;

    Biri kışın soğuğunun rezilce titreten rüzgarın hissediyor, evini ısıtacak odunu dahi bulmakta zorlanan bir ailenin ferdi, yoksulluk içinde başlıyor yaşamaya, gözlerini dahi eski bir tulumda açıyor. Annesi bebeğini besleyecek emzirecek sütünü dahi yoksulluktan sağlıklı beslenemediği için üretemiyor. Yoksulluğun kahredici çirkinliğinde başka bir seçeneği olmadığı için rezilce bir yoklukta yaşayan bir ailenin ferdi olarak yaşıyor. Yoksulluktan dolayı türlü zorluklarla karşılaşıyor. Olması gereken fizyolojik, biyolojik, psikoljik gelişim evrelirini doğru yaşayamıyor. Yaşıtlarının yanında diş gıcırdatan bir ezikliği hissediyor. Ömrünün ilk demlerinde kahır dolu bir kaderin ilk basamaklarında yorulup kalıyor. Hayata geriden başladığı için ne kadar toparlasa da sosyal düzende her daim varlıklı doğan birinin fersah fersah ardında yer alıyor.
    Hatta yoksul bir hayatı yaşadığı için kendine bir eş bulmakta da zorlanacak ki “iyi huylu tatlı dilli suna boylu nur yüzlü kızların” da arsız zengin esnaf çocuklarına ayrılmış bir kontenjan olduğunu acı bir biçimde müşahede edecek. “Bu mevzuya dair de çok sorularım var ama apayrı bir mevzu.Başka bir yazıya umarım.”
    Diyelim ki bir eş buldu. Yoksul kahredici bir hayatı alımlı olmayan bir eşle paylaşacak. Sağlıklı genlere sahip güzel kızları zenginler kendilerine eş olarak seçtikleri için doğacak çocuklar da büyük ihtimal zengin bir ailenin ferdi kadar şanslı genlere sahip olmayacak.
    Kendi gelişimini layıkıyla sağlayamadığı için kendi çocuklarını da layıkıyla yetiştiremeyecek.Çocukları daha rezil bir hayatı yaşayacaklar. Onların çocukları daha da rezil. Ve bir nokta gelecek soyları artık kesilecek. Ve sonsuz bir karanlığın sessizliğinde kaybolup gidecekler.


    Diğer tarafta tatlı bir melodi gibi yağan kar tanelerinin mevsiminde lüks içerisinde doğuyor. Gözlerini yer yüzüne şanslı bir biçimde açıyor. Ailesinin kendi gelişimini sağlaycak oldukça geniş olanakları var. Güzel bir ömrün ilk basamaklarında hayatın güzellikleriyle karşılaşmaya başlıyor. Fizyolojik, Psikoljik gelişimini olması gereken şekilde maddi imkanlarını tesiriyle çok daha doğru bir şekilde yaşıyor. Cennetasa bir hayatın tadına varmaya başlıyor. Paranın getirdiği güven ve geleceğini neslini garantiye alıyor olmasının getirdiği esenlikle hayatındaki iniş çıkışlarda yoksullarınki gibi kahredici olmuyor. Ve kederleri , sıkıntıları,ıstırapları yoksullarınkine kıyasla çok daha kabul edilebilir bir düzeyde kalıyor

    Hayatın sürekliliğini ve sonsuza dek genlerini yaşatmasını sağlayacak sağlıklı genlere sahip “ iyi, huylu, alımlı, güzel” eşleri bulma noktasında da pek sorun yaşamıyor. Parasının getirdiği güç ve çekicilik ile cennetasa bir hayatı önünde buluyor. Kaliteli genlere sahip insanlarla genlerini paylaşıp daha kaliteli genlere sahip çocukları oluyor. Daha iyi yetişme imkanı bulan çocukları da daha kaliteli genlere sahip oluyor ve toplumda daha baskın bir konuma geliyorlar. Diğer yanda yoksullar bir hiç olup sefil bir hayatın sonsuz karanlığına gömülüyorlar.

    Varlıklı doğan biri psikososyal, psikolojik, psikoseksüel gelişim evrelerini daha daha sağlıklı yaşayacak. Daha iyi eğitim görecek, varlığının getirdiği potansiyelleri azami ölçüde değerlendirecek, iyi bir eğitim, maddi olanaklar ve güzel kadınlarla evlenen neslinin getirdiği sağlıklı genler sayesinde hayatla ve diğer insanlarla mücadele noktasında daha başarılı olacak.

    Yoksulla varlıklıyı kıyasladığımızda varlıklı islamiyeti yaşama noktasında da çok daha şanslı olduğunu müşahade ediyoruz. Varlıklı günah dolu bir gençlik yaşasa bile parası sayesinde “güzel, alımlı, iyi huylu eş” bulur, etrafında kendisine dua edecek insanlar belirir, haccına umresine gider, bağış yapar yoksulun alamayacağı sevapları kazanır ve en önemlisi bunları yaparken yoksulun yaşadığı inanca dair iç sıkıntısını da hiçbir şekilde yaşamaz. Çok daha dengeli bir ahenk içersinde inancı olur. Dileklerinin de yerine gelme ihtimali yoksula nazaran çok daha fazladır...

    Ve yoksula dönüp der ki; " Her şey maddiyat değil , sakın haline isyan etme isyan edersen bu benim sahip olduğum mala, mülke, servete ve güzel eşlere öldükten sonra da sahip olamayacaksın". Benim toplumda müşahede ettiğim zengin müslüman profili bu.

    Bu minvalde varlıklı bir insan için cennet çok daha ucuz bir vaziyete bürünüyor maalesef. Ki güçlü bir şekilde müşahade ettiğim bu olgu insanı herşeyi bilen ilahi bir irade inancının gerçekliğinden soğutuyor. Böyle değil de bir açıklaması var ise cevabını bekliyorum...

  8. #8
    Vefakar Üye .zemzemi. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Bulunduğu yer
    Berzahistan
    Mesajlar
    405

    Standart

    "Bu zamanda i'lay-ı kelimetullah madden terakkiye bağlıdır" sözü mucibince ekser islam ahalisi bu iklimin mucibince hayat şartlarını tevekkülle oluşturmaya çalışmalıdır. Hadislerde fakirliğğn ahirzamanda insanın dinini muhafaza etmede büyük bir engel olacağı bahsedilmektedir.

    Bununla birlikte ayetlerde: Allah'ın kimilerine rızkı genişlendirdiğini kimilerine ise darlaştırdığını, kıstığını görürürüz.

    O halde genel müslümanalrın dünya hayatı bu zmanada madden bir genişlik arzedecek şekilde olmalı, ama bazılarının da bunun yanında far u halde olmasının da hikmetlerinin olacağını göz ardı etmemek gerekir.

    O halde genel olarak bu zamanda insanın dinini yaşaması ve muhafaza etmesi maddi imkanlarla doğru orantılı olduğunu görürüz.

    Üstad gibi istiğnanın zirvesine çıkmış ve sadece Allah'ın minnetine girmeyi kabul eden birinin zühd halini avam tabakasının fakirliği ile iltibas etmek büyük bir hata ve galattır.
    Allah (c.c) hep 12'den vurur.

  9. #9
    Vefakar Üye efnan_nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    500

    Standart

    Alıntı .zemzemi. Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    "Bu zamanda i'lay-ı kelimetullah madden terakkiye bağlıdır" sözü mucibince ekser islam ahalisi bu iklimin mucibince hayat şartlarını tevekkülle oluşturmaya çalışmalıdır. Hadislerde fakirliğğn ahirzamanda insanın dinini muhafaza etmede büyük bir engel olacağı bahsedilmektedir.

    Bununla birlikte ayetlerde: Allah'ın kimilerine rızkı genişlendirdiğini kimilerine ise darlaştırdığını, kıstığını görürürüz.

    O halde genel müslümanalrın dünya hayatı bu zmanada madden bir genişlik arzedecek şekilde olmalı, ama bazılarının da bunun yanında far u halde olmasının da hikmetlerinin olacağını göz ardı etmemek gerekir.

    O halde genel olarak bu zamanda insanın dinini yaşaması ve muhafaza etmesi maddi imkanlarla doğru orantılı olduğunu görürüz.

    Üstad gibi istiğnanın zirvesine çıkmış ve sadece Allah'ın minnetine girmeyi kabul eden birinin zühd halini avam tabakasının fakirliği ile iltibas etmek büyük bir hata ve galattır.
    Bir zaman dünyaca sehâvetle meşhur Hâtem-i Tâî mühim bir ziyafet veriyor. Misafirlerine gayetfazla hediyeler verdiği vakit çölde gezmeye çıkıyor. Bakar ki bir ihtiyar fakir adam cesedine batıyor kanatıyor. Hâtem ona dedi:

    "Hâtem-i Tâî hediyelerle beraber mühim bir ziyafet veriyor. Sen de oraya git; beş kuruşluk çalı yüküne bedel beş yüz kuruş alırsın."

    O muktesit ihtiyar demiş ki: "Ben bu dikenli yükümü izzetimle çekerim kaldırırım; Hâtem-i Tâî'nin minnetini almam."
    tamam hadi üstad değil bu fakir yaşlı kimse olsun yoksullar yoksul olduğu için daha ezik bir hayat yaşamıyor.
    bi hadis okumuştum bilmana musibet karşısında sabreden sabir kul ilezenginlik içinde şükreden kul arasında fark yoktur diye bu beni çok etkiler bolluk içinde şükür de en az sıkıntıda sabır gibi zor ki aynı sevap veriliyor.
    Tamam ahir zamanda maddiyat ta önemli ama demokrat abinin yazdığıyla ne alakası var bizde demiyoruz müslümanlar fakir olsun ama tam aksi tarihe bakarsan en sıkıntılılar en zirvedeler ister müslüman ister müslüman değil hemde hiç delilsiz yanlış bi saptama abinin dediği zenginler ne güzel hem dünya hemde ahiretini kurtarıyor parasıysla böyle olan bi zengin bilmiyoruz istisnalar kaideyi bozmaz sadece zenginken bile şükreden ve hakkıyla cömertlik yapanların ahiretini kurtardığını grüyoz.

    فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ

    Öyleyse Allah'a firar edin (kaçın ve sığının)


  10. #10
    Vefakar Üye efnan_nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    500

    Standart

    SALEBE

    Ebu Ummet-ul Bahilî'nin rivayet ettiğine göre Salebe İbni Hâtip Peygamber'imize " Ya Rasûlallah, ALLAH'a duâ et de bana mal versin" dedi.

    Peygamber'imiz onun bu arzusunu "Yâ Salebe, şükrünü edâ ettiğin az mal, şükrünü yerine getiremeyeceğin çok maldan daha iyidir." diye karşılık verdi.
    Salabe yine de "Ya Rasûlallah , ALLAH'a dua et de bana mal versin" diye ısrar etti.
    Peygamberimiz ona "Ya Salabe, beni misâl almak istemezmisin? ALLAH'ın Rasûlu gibi olmak istemezmisin? Nefsimi kudret elinde tutan ALLAH'a yemin ederek söylüyorum ki, dağların benim için altın ve gümüş olmasını dilesem, olurlardı." diye cevap buyurdu.

    Salabe bu sefer dedi ki, "Seni Hak dinle peygamber gönderen ALLAH'a yemin ederim ki, bana mal versin diye ALLAH'a dua edersen, her hak sahibine hakkını vereceğim., şöyle şöyle yapacağım."

    Bunun üzerine Peygamber'imiz "ALLAH'ım, Salabe'ye mal nasib eyle" diye dua etti. Salabe de koyun edindi.

    Salabe'nin edindiği koyunlar böcek gibi üredi. Öyle ki, sürüsüne Medine dar geldiği için vâdiye taşındı. Bu yüzden öğle ve ikindiyi cemaatle kılıp, diğer vakitler cemaatten geri kalmaya başladı. Bu arada sürü üremesine devam ettiği için Salabe başka bir yere taşınmak ihtiyacını duydu ve Cuma'dan başka hiçbir namazı cemaatle kılmamaya başladı.

    Derken sürü böcek gibi üremeye devam etti. Salabe de Cuma günleri kervanların yoluna çıkarak Medine'de olup bitenleri öğrenir oldu.

    Bir gün Peygamber'imiz "Salabe ne yapıyor?" diye sordu. O'na "Ya Rasûlallah, sürü edinince Medine'ye sığmaz oldu" diye başlayarak olup bitenleri anlattılar. Peygamber'imiz "Yazık Salebe'ye, yazık Salebe'ye yazık Salebe'ye" diye buyurdu.

    Bu sırada "Onların mallarından belirli bir sadaka al, böylece onları temizlemiş ve nefislerini arındırmış olursun. Onlar için duâ et, senin duân onları huzura kavuşturur."(Tevbe süresi âyet: 103) meâlindeki âyet inerek zekat vermek farz kılındı.

    Peygamber'imiz Cuheyne kabilesi ile Beni Suleym kabilesinden iki kişiye yazılı bir emirname verip zekât toplamakla görevlendirdi., onlara "Saleb Bin Hatib ile Beni Suleym'den falan adama varıp zekâtlarını alın" diye emir verdi. Adamlar yola çıkıp Salebe'ye vardılar, Peygamber'imizin emirnamesini okuyarak kendisinden zekâtını vermesini istediler.

    Salebe tahsildarlara "Bu cizyeden başka birşey değil, Bu cizyeden başka birşey değil, Bu cizyenin kardeşidir, gidin işiniz bitince bana yine uğrayın" dedi.

    Bunun üzerine tahsildarlar Suleymi'ye yöneldiler. Suleymi onların geldiğini duyunca develerin en semizini seçerek onu zekatlık olarak ayırdı ve tahsildarları onunla karşıladı. Tahsildarlar bunu görünce " En semiz deveyi vermen gerekli değil, o yüzden bunu senden almak istemiyoruz" dediler. Suleymi "Ne münasebet alın onu, ben gönül hoşnutluğu ile veriyorum. Onu siz alasınız diye ayırdım." dedi.

    Tahsildarlar görevlendirdikleri diğer zekâtları toplamayı bitirince geri dönerken Salebe'ye bir daha uğradılar, zekâtını vermesini istediler. Salebe bu sefer onlara "Yanınızdaki yazıyı gösterin" dedi. Yazıya göz atarken yine "Bu cizyenin kardeşidir, siz gidin ben ne yapacağımı düşüneyim" dedi.

    Tahsildarlar Paygamber'imize döndüler. O onları görür görmez daha kendileri ile konuşmadan "Yazıklar olsun Salebe'ye" dedi. ve Suleymi'ye duâ etti. Tahsildarlar da Peygamber'imize gerekSalebe'nin ve gerekse Suleyni'nin nasıl davrandığını anlattılar. Bunun üzerine ALLAH (C.C.) Salebe Hakkında:

    "Onlardan bir kısmı "Eğer ALLAH bize mal bağışlarsa mutlaka zekat verir ve mutlaka salihlerden oluruz" diye söz verdiler. Fakat ALLAH onlara mal bağışlayınca onu cimrilik ettiler, arka dönüp sözlerinden caydılar.

    ALLAH da kendisine verdikleri sözden cayarak yalan söyledikleri için O'nun karşısına çıkacakları güne kadar kalblerine nifak ekmek suretiyle onları cezalandırdı." (Tevbe Suresi, Ayet: 75-77) mealindeki ayet indi.

    Bu sırada Peygamber'imizin yanında bulunan Salebe'nin bir akrabası, inen ayeti duyunca Salebe'ye vararak ona "Yâ Salebe, anan ölesi, ulu ALLAH senin hakkında öyle şöyle bir ayet indirdi." dedi.

    Bunun üzerine yola çıkan Salebe, Peygamber'imize vararak zekatını almasını istedi. Peygamber'imiz kendisine "ALLAH, bana senden zekat almayı yasakladı" diye cevap verdi.

    Peygamber'imizin bu cevabı üzerine Salebe başına toprak serperek döğünmeye koyuldu.

    Peygamber'imiz ona "İşte senin amelin, verdiğim emri yerine getirmedin." dedi.Peygamber'imiz (aleyhissalatu ve sellem) vereceği zekâtı almak istemeyince evine döndü.

    Peygamber'imiz (s.a.v.) Ahirete göçünce Salebe, zekât borcunu Hz. Ebû Bekr'e getirdi, fakat Ebû Bekr de onu geri çevirdi. Arkasından Hz. Ömer'e getirince o da kabul etmedi. Hz. Osman'ın halifeliğe geçişinden sonra da Salebe Öldü.

    ALLAH beni benden iyi bilir herkesin imtihanına göre davranır demek lazım
    yoka genelleme yapıp yoksullar şöyle dindar haksızlık var zenginler böyle dindar referans var demek bizi isyana götürür.
    Hoştur bana sende gelen,
    Kahrında hoş lütfunda hoş,
    Ya gonca gül yahut diken,
    Kahrında hoş lütfunda hoş.

    Gelse cemalinden vefa,
    Yahut celalinden cefa,
    İkiside şu gönlüme sefa,
    Kahrında hoş lütfunda hoş.

    Ağlatırsan zarı zarı,
    Eğer isterisen diyarı,
    Yok layık görürsen bana narı,
    Narında hoş nurunda hoş.

    فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ

    Öyleyse Allah'a firar edin (kaçın ve sığının)


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Ahiret Günü, Ahiret gününe İman, Diriliş Günü, Tekrar Dirilişe İman
    By muhsin iyi in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 22.04.13, 16:19
  2. Tahkiki İman-Taklidi İman Ayırımı
    By Ahsen Nur in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 41
    Son Mesaj: 03.12.09, 15:13
  3. Dua, İman ve para?
    By yırgun_demokrat in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 26.07.09, 15:41
  4. 'Ey İman Edenler İman Edin..(Nisa, 136)
    By SoNDeM in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 22.11.08, 11:01
  5. Ey İman Edenler, İman Edin?
    By beyzade in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 14.05.08, 09:34

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0