Başlıkdaki kelimelerin sizin için garipliğinin farkındayım ama yıllar yılı yaşadığım hayat tecrübelerinin neticesinde yavaş yavaş kanaat getirmekte olduğum nihai sonuç; iyi bir müslüman olmak için bile birtakım maddi problemleri aşmak gerektiği yönünde oldu.

Duanın kabulü ile maddi gücün çok ciddi bir korelasyon içerdiğini hayat tecrübeleirmle müşehade ettim... Biz binbir elemle binbir hayatın kahredici yönleriyle mücadele etmeye çalışırken, dualarımızdaki sesimizin duyuluyor olabilmesini bilmek bile belki yeterli olabiliecekken sürekli acı bir biçimde yüz üstü kalmak insanı bize öğretilen bazı şeyleri sorgulamaya itiyor. Ve sorguladığmızda da maddi olanağı olan hayatta başarılı insanların din ve müslümanlık yönünden de bizden fersah fersah ilerde olduğu sonucuyla yüzleşmemiz oluyor. Allah'ın senin üzerindeki kanaatini nasıl bilebilirsin diye sorabilirsiniz. Bende biliyorum demiyroum ama şayet soluğumuzu sesimizi duyan ilahi bir mutlak güç var idiyse neden sürekli yoksullar rezil bir hayatın karanlık yüzüyle buluşurlarken varlıklı insanlar çok daha dengeli ve düzenli bir hayatı yaşıyor. Dengeli ve düzenliden kastım başta din için geçerli...

Zengin bir müslümanın duaları yoksul bir müslümana göre daha çok kabul oluyor. Çünkü parası ve gücü sayesinde dilediğini dilediği şekilde yapabiliyor. Dua ediyor ve parası sayesinde istediğini kazanıyor. Ve duam kabul oldu şeklinde bir kanaate varıp yoksulun yaşadığı imani dalgalanmaların hiç birini yaşamıyor. Yoksul ise kendi acısının kasvetli yalnızlığında yüz üstü kaldığıyla kalıyor. Bu durumda insan iki sonuca varıyor ya tanrı paralı müslümanı seviyor ki buna ihtimal vermiyorum ya da bize anlatıldığı şekliyle haklıyla haksızı ayırt edecek ilahi bir güç maalesef yok. Ve yoksullar rastlantısallığın karanlık yalnızlığında bir hiç değerinde yok olup gidecek...

Kaldıki çeşittli kaynaklardan islamiyeti araştırınca da cariyelik vs. gibi ilahi bir adaletle bağdaşmayacak zengini bariz bir biçimde kayıran gerçeklerle karşılaşıyoruz.

Söyleyeceğim çok şey var. Sitenin geleneksel üslubundaki saygı çerçevesini aştığımın farkındayım. Lakin gayem gerçeği öğrenmek. Parası ve gücü olana bariz bir iltimas müşahade ettim hayat tecrübelerim neticesinde. Eğer bu böyle değilse risalei-nur noktasında nasıl bir cevabı var merak ediyorum... Teşekkürler...

Ve yanlış anlaşılmamak için belirteyim; inanç noktasında şüpheye düşmüş biri olarak yazmıyorum. Artık inancı olmayan biri olarak bu soruyu soruyorum. Said Nursi'nin hayatını okuduğumda günümzdeki bilindik kadın ve para düşkünü müslümanlardan, din alimlerinden olmadığını görmüştüm. Bilakis evlenmeye dahi imkan bulamamış hayatı acılar ve ızdıraplar içinde sürgünlerde geçmiş biri olan Said Nursi'nin şahsiyetine derin bir saygım var. Ve söyledikleri, yazdıkları para içinde yüzen kadın düşkünü ve paragöz din alimlerine nazaran çok daha samimidir benim için.