+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 6 Sayfa var 1 2 3 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 56

Konu: Risale Açıklamaları

  1. #1
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Hem deme ki: 'Ben mazhar?m. Güzele mazhar ise, güzelleşir.' Zira, temessül etmediğinden mazhar değil, memer olursun.Memer, yol ve geçit mânâs?na geliyor.

    Aynada güneş temessül eder, yani bir misâlini onda gösterir. Ayna da bu sayede parlar ve ayd?nl?ğa kavuşur. Ayn? ?ş?k bir taş?n da üzerinden geçer, ama o taş bu nimetten gereğince istifade edemez. Güneş taşta “temessül etmemiş” yani ona bir misâlini, görüntüsünü verememiştir. Dolay?s?yla da taş, ?ş?ğa mazhar olamam?ş sadece memer olmuştur.

    “Faydas?z ilimden Allah’a s?ğ?n?r?m” buyuran Allah Resulü (asm.) bir yönüyle de bize bu gerçeği ders verir. ?lim de nurdur, ama insan ilim tahsil ettiği halde kendisindeki karanl?klar izale olmam?şsa, ilimden fayda görememiş demektir. ?lim tevazu gerektirirken o kibir yolunu tutuyorsa, ilim takvay? art?r?rken o, günahlar? rahatl?kla işleyebiliyorsa onun ilimden nasibi bir kayan?n güneşten nasibi kadard?r. Güneş o kayay? sadece ?s?tm?ş, hararetini art?rm?şt?r o kadar. Bunun sonucu ise, insanlar?n o yak?c? varl?ktan uzak durmalar?d?r.

    Memerin lügat mânâs?ndan hareketle şöyle diyebiliriz: Bir yoldan âlim bir zat?n geçmesiyle o yola ilimden bir nasip, bir pay düşmez. ?lmini amele dökemeyen bir kimsenin dimağ? da o yol gibidir.
    Konu MuhammedSaid tarafından (02.06.07 Saat 22:58 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  2. #2
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    ..Kendi kusurunu görüp istiğfar ile ve Rabbini bütün nekaisden pak ve müberra ve ehl-i dalâletin efkâr-? bât?las?ndan münezzeh ve muallâ ve kâinat?n bütün kusurat?ndan mukaddes ve muarra olduğunu tesbih ile sübhanallah ile ilân...Bu ifadelerde, tesbihin üç ciheti nazar?m?za sunuluyor:



    Birincisi, Rabbimizi bütün noksan s?fatlardan pak ve müberra bilmemiz; görmemek, işitmemek, gücü yetmemek gibi noksanl?klardan tenzih etmemiz.



    ?kincisi, Rabbimizi kendi hakk?nda beslenen yanl?ş inançlardan tenzih etmemiz; üç ilâh safsatas?ndan, meleklerin Allah’?n k?zlar? olduğu hurafesine kadar...



    Üçüncüsü de, varl?k âleminin sahip olduğu hiçbir noksanl?ğ?n Allah için söz konusu olamayacağ?n? ilân etmemiz.



    Değişen iklimler, yorulan, uyuyan ve uyanan insanlar; hastalanan, yaşlanan ve ölen canl?lar; batan güneş, durmaktan âciz gezegen ve daha nice varl?klar bu noksanl?klar?yla bize şu mesaj? verirler: “Biz hepimiz mahlûkuz. Bizdeki hiçbir noksanl?k Hâl?k?m?z için söz konusu olamaz.”



    Konu MuhammedSaid tarafından (02.06.07 Saat 22:58 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  3. #3
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    “Bütün vücud âlemlerinin ‘Elhamdülillah Elhamdülillah’ ve bütün adem âlemlerinin de ‘Sübhanallah Sübhanallah’ ” demesini nas?l değerlendirmeliyiz?
    “Bütün kusurlar ademden ve kabiliyetsizlikten ve tahribden ve vazife yapmamaktan -ki birer ademdirler- ve vücudî olmayan ademî fiillerden geliyor.”

    Şualar




    “O dehşetli Cehennem fabrikas?, sair vazifeleri içinde, âlem-i vücud kâinat?n? âlem-i adem pisliklerinden temizlettiriyor.”

    Şualar


    Vücud, varl?k; adem ise yokluk mânâs?na geliyor.

    Her varl?ğ?n terki, bir yokluğu netice veriyor. S?hhatin bozulmas?na hastal?k, doğru olmayana yalan, dürüstlüğün terkine sahtekârl?k, imandan mahrum kalmaya küfür, tevhitten sapmaya şirk deniliyor.

    Yok iken var olan insanoğlu, kendisini bu varl?k nimetine kavuşturan Rabb’inin de var olduğunu anlam?ş ve böylece, “iman varl?ğ?”na erişmiştir.

    Nur Külliyat?'ndan bir cümle:


    “Bütün kusurlar ademden ve kabiliyetsizlikten ve tahribden ve vazife yapmamaktan -ki birer ademdirler- ve vücudî olmayan ademî fiillerden geliyor.” (Şualar)



    Ademî fiil denilince, yokluğa dayanan, yahut sonu yokluğa ç?kan işleri anl?yoruz. Adem-i itimat, “itimats?zl?k” demek oluyor; adem-i kifayet ise “yeterli olmama.”

    Meselâ, namaz k?lmak vücudî bir fiildir, k?lmamak ise ademîdir. Namaz k?lmamak diye müstakil bir iş yoktur; ama insan namaz k?lma fiilini terk ettiğinde bu adem kendiliğinden ortaya ç?km?ş olur.

    Görmek vücut âlemindendir, körlük ise adem. Birisini kör eden insan, adem âlemleri hesab?na çal?şm?ş demektir.

    Hidayet vücut âlemindendir, dalalet ise adem âleminden. ?man ve hidayet ile kalp gözü aç?l?r ve insan sonsuz bir varl?ğa kavuşur.

    Küfür, iman?n yokluğu, dalâlet ise hidayetten mahrumiyettir.

    Ayn? şekilde, ilim “vücuttur”, cehalet ise “adem”. Cehalet ilmin yokluğudur.

    Tevhid, yani Allah’? bir bilmek vücut âlemindendir. Bir insan tevhid hakikatini kabul etmekle ortaya müspet bir inanç koymuş oluyor. Ama şirk ademdir. Allah’?n, şeriki olmad?ğ?ndan ona koşulan şirk de boşlukta kal?r, adem âleminden ç?kamaz.

    Şu var ki, hakikati olmayan bu yanl?ş inanca birtak?m kimseler sahip ç?kabilirler. O müşriklerin vücudu vard?r, ama “şirkin vücudu” yoktur.

    Doğru söylemek vücut âlemindendir, yalan söylemek ise ademî bir fiil. Misalleri çoğaltabiliriz.

    Ademin kaynaklar?ndan birisi: Kabiliyetsizlik.

    Yumurtada kuzu olma kabiliyeti yoktur. Ve bu ademin neticesi de bir başka ademdir: Yumurtadan kuzu ç?kmamas?.

    Bir diğer kaynak: Tahrip.

    Meselâ, insanlar?n ahlâk?n? tahrip eden yay?nlar, adem hesab?na çal?ş?rlar. Bu ademin ad?, ahlâks?zl?kt?r. Ahlâk vücuttur, bundan mahrumiyet ise adem.

    Ademin başka bir kaynağ?: Vazife yapmamak. ?ş görmemek, tembelce yat?p ortaya bir şey koymamak “adem” hesab?na geçer.

    Üstad hazretleri, Asa-y? Musa adl? eserinde, “Bütün vücud âlemlerinin ‘Elhamdülillah Elhamdülillah’ ve bütün adem âlemlerinin de ‘sübhanallah Sübhanallah’ ” dediğini kaydeder.

    Allah’?n cemal, kemal ve rahmetini gösteren bütün tecelliler karş?s?nda kul, Rabb’ine hamd eder, “Elhamdülillah” der. Yani bütün medih ve senalar?n ancak Allah’a mahsus olduğunu beyan eder.

    Allah’? noksan s?fatlardan tenzih ederken de “Sübhanallah” der.

    Demek oluyor ki, hay?r, ihsan, güzellik, kemal, hayat, görme, işitme gibi bütün vücut âlemleri, insan? hamd etmeğe götürürken, noksanl?k, bilgisizlik, çirkinlik, görmeme, işitmeme, hayattan mahrum olma gibi bütün adem âlemleri de insana Sübhanallah dedirtir, yani Allah bütün bu ve benzeri noksanl?klardan münezzehtir, mukaddestir.

    Peygamberler ve onlar?n yolundan gidenler hep vücut âlemleri nam?na çal?şm?şlard?r. Günümüz tabiriyle onlar hep “yap?c?” olmuşlard?r; “y?k?c?” değil. Zira, tamir vücuttur, tahrip ise adem.

    Onlar, insanlar?n ruh binalar?n?, “iman, takva, salih amel ve güzel ahlâk” üzerine kurmak istemişler, şeytanlar ve onlar?n temsilcileri ise küfür, günah, isyan ve ahlâks?zl?k yolunu tutarak adem âlemlerinde faaliyet göstermişlerdir.

    Bu ikinci güruhun ak?beti de ayn? eserde şöyle dile getirilir:


    “O dehşetli Cehennem fabrikas?, sair vazifeleri içinde, âlem-i vücud kâinat?n? âlem-i adem pisliklerinden temizlettiriyor.” (Şualar)


    Cehennemde küfür yoktur, zira oraya girenler art?k bütün iman hakikatlerine inanm?şlard?r. Kabri görmüşler, orada azap meleklerini tan?m?şlar, dirilmeyi yaşam?şlar, mahşerde Rablerinin huzurunda hesap vermişler ve işte şimdi bu hesaptan müflis olarak ayr?ld?ktan sonra azap diyar?na girmişlerdir.

    Cehennemde şirk de yanm?ş, kavrulmuş ve yerini tevhide b?rakm?şt?r. Art?k Cehennemin her ferdi çok iyi bilmektedir ki, Allah’tan başka Mabud, Ondan başka Hâl?k ve Mâlik yoktur.

    Ahiret ülkesi, iman ve itaat edenlerin mükafat beldesidir; etmeyenlerin de ceza menzili. Cennet vücut âlemlerinin, cehennem ise adem âlemlerinin mahsûlleriyle dolup taşacakt?r.

    Cennet ehli, “cemal, rahmet, ihsan ve kerem” tecellileriyle mest olacaklar, Cehennem ehli ise Allah’?n kahr?n?, izzet ve celalini en kâmil mânâs?yla idrak edeceklerdir.
    Konu MuhammedSaid tarafından (02.06.07 Saat 22:58 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  4. #4
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Vahidiyet ve ehadiyet ne demektir; farklar? ne(ler)dir?</STRONG>Hatibî, vahidiyet ve ehadiyet kavramlar?n? şu şekilde aç?klar: “Ehadiyet zât?n birliğidir, Vahidiyet ise s?fatta ortakl?ğ? red içindir.”

    Bu konu Nur Küliyat?nda şöyle nazara verilir:

    “Vahidiyet ise, bütün o mevcudat birinindir ve birine bakar ve birinin icad?d?r demektir. Ehadiyet ise herşeyde Hâl?k-? külli şey’in ekser esmas? tecelli ediyor demektir.” (Mektubat)



    Allah, Vahiddir, birdir. S?fatlar?n?n tecellileri bütün mahl&#251;kat? kuşatm?şt?r. Nihayetsiz kudret, sonsuz ilim, mutlak irade ancak O Vahide mahsustur.

    Allah, Ehaddir, birdir. Mümkin ve mahluk olmayan, başlang?c? ve sonu bulunmayan yegâne zât odur. Mahl&#251;kat?n zâtlar?ndaki bütün noksanl?klardan, s?fatlar?ndaki bütün eksikliklerden, fiillerindeki bütün âcizliklerden münezzeh olan ve onlar?n hiçbirine benzemeyen yegâne bir, tek bir, benzersiz eşsiz bir ancak O’dur.

    Her mahl&#251;k noksanl?ğ?n esiri. Evveli ve ahiri olmada bütün mahl&#251;kat eşit. Mekâna bağl? kalmaya, bütün maddîler mahk&#251;m. Görüp işitmekten bütün cans?zlar mahrum. R?zka, bütün canl?lar muhtaç.

    ?şte böyle her cihetle noksan, muhtaç, âciz ve zaif olan mahl&#251;kat?na Cenâb-? Hak, isimleriyle medet veriyor. Noksan s?fatlardan münezzeh O Ehad, noksaniyet âlemlerindeki bütün varl?klar?yla ayr? ayr? alâkadar oluyor. Herbirinin yan?nda s?fatlar?yla haz?r bulunuyor ve isimlerinin muhtelif tecellileriyle onlar?n ihtiyaçlar?n? görüyor.

    Evet Cenâb-? Hakk’?n ehadiyeti cihetiyle herbir mahl&#251;kuna hususî bir teveccühü var. Semadaki her y?ld?z, zemindeki her çiçek, deryadaki her bal?k bu teveccühden kendi kabiliyetine göre bir nasip ve bir şeref pay? almakta. “Beni O parlat?yor”, “beni O gezdiriyor”, “beni O yüzdürüyor”, “beni O büyütüyor”, “beni O açt?r?yor”, gibi.

    &#194;lemlerin Rabbi olan Allah’?n, her insana da ayr? bir teveccühü var. Her birini değişik s?k?nt?lar, yahut ayr? nimetlerle farkl? imtihanlara tâbi tutuyor. Simas?n? diğer insanlardan farkl? k?ld?ğ? kulunu, ayr? hâdiselerin içine at?yor. O Zât-? Ehad, Cennette de herbir kuluyla bizzat ilgilenecek, herbirini ayr? derecelerde r?z?kland?racak, onlara farkl? seviyelerde sür&#251;r ve zevk tatt?racak. Ve Ehad ismi de kemâliyle o âlemde tecelli edecek.
    Konu MuhammedSaid tarafından (02.06.07 Saat 22:59 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  5. #5
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Bütün insanlar?n azalar?n?n birbirine benzemesi vahidiyet,
    simalar?n?n,duygular?n?n,hislerinin başka başka olmas? ehadiyettir.

    Bütün mahlukata r?z?k veren Rezzak olan Allahd?r.bu vahidiyet,

    mahlukat?n r?z?klar? başka başka olmas? ehadiyettir.

    bütün isimlerin mahlukatta tecelli etmesi vahidiyettir.

    iisimlerin mahlukatta başka başka tecelli etmesi ehadiyettir.
    Konu MuhammedSaid tarafından (02.06.07 Saat 22:59 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  6. #6
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Bütün insanlar? imtihan eden Allahd?r.bu vahidiyettir.
    insanlar?n imtihanlar?n?n başka başka olmas? ehadiyettir.

    bütün dualara Alah?n cevap vermesi vahidiyettir.

    dualar?n başka başka olmas?da ehadiyettir.
    Konu MuhammedSaid tarafından (02.06.07 Saat 22:59 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  7. #7
    Ehil Üye karatoprak1975 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Yaş
    44
    Mesajlar
    1.126

    Standart

    eyvallah abi Allah razı olsun bizi bu güzelliklerin devamından mahrum etmeyin

  8. #8
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Cenab-? Hakk? tan?yan ve seven; nihayetsiz saadete, nimete, envara, esrara; ya bilkuvve veya bilfiil mazhard?r." cümlesindeki bilfiil mazhariyeti anl?yoruz, ancak "bilkuvve" mazhariyet nas?l oluyor?</STRONG>Çekirdek ile ağaç bilkuvve ve bilfiile birer örnektir. Ağaç, çekirdekteki bilkuvvenin bilfiile dönüşmüş şeklidir.
    Benzeri bir şekilde, iman? elde eden her insan imandan gelen bir saadete ulaşm?ş demektir. Ancak, bu saadetin kuvveden fiile ç?kmas? ve kemale ermesi için baz? şartlar? vard?r. Takva, salih amel, güzel ahlak, ilim tahsili, tefekkür gibi şartlar? tam yerine getirmeyenlerde saadet bilkuvve mertebesinde kal?r, ama bu da yine bir saadettir.
    Allah’? tan?yan ve seven bir insan, iman, marifet, muhabbet, lezzet-i ruhaniye gibi manevi hazlar? derecesine göre tatmakla birlikte, bu imandan gelen çok farkl? manevi lezzetleri de al?r. Kendisini bu dünyada Rabbinin misafiri, nimetleri ise Allah’?n kendisine birer ihsan? bilmenin hazz? tarif edilmez. Yine kendisinin, bütün mahlukat içinde Allah’?n bütün isimlerine mazhar en mükemmel bir eser olduğunu idrak etmenin de ayr? bir zevki vard?r. Keza, insan?n ebede yolcu olduğunun ve ölümün de hiçlik, yokluk, zindan olmad?ğ?n?n bilinmesi apayr? bir manevi zevktir. Misaller çoğalt?labilir.
    Konu MuhammedSaid tarafından (02.06.07 Saat 22:59 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  9. #9
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    33.sözün baş?nda "münkirler pek ileri gittiler, ne vakte kadar" ve hüve ala külli şeyin kadir" diyeceğiz?” denilmiş. Burada ne ifade edilmek isteniyor? ?lgili risalenin yaz?ld?ğ? y?llarda dine planl? hücumlar yap?l?yor, dine ve dindarlara göz açt?r?lm?yordu. ?nananlar? şüpheye düşürmek maksad?yla, şüphe ve tereddüt verici fikirlerin kas?tl? olarak ve planl? bir şekilde üretilip yay?ld?ğ? bir dönem yaşan?yordu. ?şte bu gibi risalelerle ehl-i iman rahat nefes ald?, inand?ğ? değerleri daha kolay savunur hale geldi.
    Konu MuhammedSaid tarafından (02.06.07 Saat 23:00 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  10. #10
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Ak?l ve nakil tearuz ettikleri vakitte, ak?l as?l itibar ve nakil tevil olunur. Fakat o ak?l, ak?l olsa gerektir
    Nakil denilince, ayet-i kerimeler ve hadis-i şerifler anlaş?l?r. Tearuz; “karş?l?kl? muaraza etmek, birbirine ters düşmek, çelişmek” demektir.



    Ak?l, Allah’?n bir mahl&#251;kudur, her mahluk gibi o da s?n?rl?d?r, acizdir. Bu aciz ve s?n?rl? mahl&#251;kun, bütün ?lahi hükümlerde hakem kabul edilmesi, insan? sap?k anlay?şlara, yanl?ş görüşlere, bât?l felsefelere götürür.



    Gerçeği böylece tespit ettikten sonra, bu kaidenin nerede ve nas?l kullan?labileceğine bakmağa çal?şal?m:



    Ak?lla naklin tearuz etmesi halinde, nakli tevile yetkili olan ak?l, söz konusu meselede mütehass?s olan, sözü ve reyi geçerli bir ak?ld?r. Konu âyet ise, tevile yetkili şah?s, sahas?nda söz sahibi bir tefsir âlimidir. &#194;yet f?khî bir hüküm ihtiva ediyorsa, söz hakk?, f?k?h âlimlerine, müçtehitlere ait olur. Bahse konu olan bir hadis-i şerif ise, bu defa vazife, hadis ilminin mütehass?slar?na düşer. Yoksa, ilimden nasipsiz, sadece kendi hevesini ve nefsini ölçü tutan insanlar?n akl?, bu konuda söz hakk?na sahip olamaz.



    Naklin birinci şubesi olan âyet-i kerimelerden bir misâl verelim.



    Fetih Suresinin onuncu âyetinde,

    “Allah’?n eli, onlar?n ellerinin üzerindedir”

    buyrulur.



    Ak?l, bütün madde ve mânâ âlemlerinin yarat?c?s? olan Allah’?n, el sahibi olmaktan münezzeh olduğuna hükmeder. Nakilde ise elden söz edilmektedir. ?şte burada ak?l ile nakil tearuz etmişlerdir. Bu durumda, ak?l esas al?narak naklin tevili cihetine gidilecektir.



    Tefsir âlimleri bu gibi müteşabih âyetlerin tevili konusunda iki guruba ayr?lm?şlard?r. Mütekaddimîn denilen önceki müfessirler, müteşabih âyetleri tevil etmemiş, “Bununla ne murat edildiğini en iyi bilen Allah’t?r.” diyerek susmay? tercih etmişlerdir. Müteahhirîn ülemas? ise, yaz?m?za konu olan kaideden hareketle, bu gibi âyetlerin tevili yoluna gitmişler ve “el”den maksad?n “kudret” olduğunu ifade etmişlerdir. Bu bir tevildir ve bu tevili yapmaya da tefsir âlimleri yetkilidir.



    Bir başka misâl:



    Bakara Suresinin 154’ üncü âyetinde,



    “Allah yolunda öldürülmüş olanlara ‘ölüler’ demeyiniz. Hay?r onlar diridirler, fakat siz bilmezsiniz”

    buyrulur.



    Ak?l, şehitlerin öldüğüne hükmetmekte, nakilde ise “Onlara ölü demeyiniz.” buyrulmaktad?r. ?şte burada da ak?l esas al?nm?ş, “Her nefis ölümü tad?c?d?r.” âyeti gereğince, şehitlerin de ölümü tatt?klar?na hükmedilmiş ve onlar?n cenaze namazlar? k?l?nm?şt?r. Ama kabir âleminde, bu iman kahramanlar?n?n kendilerini ölmüş bilmedikleri ve diğer ölülerden çok daha farkl? bir kabir hayat? sürdükleri kanaatine var?lm?ş, ölü dememek böylece tevil edilmiştir.



    Ak?l, Hakk’?n mahl&#251;ku ve nakil, ayet-i kerimeler ve hadis-i şerifler olduğuna göre, hak din ile ak?l aras?nda bir çelişki düşünülemez. Baz? mecazi mânâlarda böyle bir ayr?l?ğ?n görülmesi hâlinde, sözünü ettiğimiz kaide uygulanacak ve konunun ehli olan mütehass?s kişiler akl? esas tutarak nakli tevil edecekledir.



    Akl?n böyle bir tevilde bulunmas? onun için ayr? bir şeref, ayr? bir ibadettir. Cenâb-? Hakk dileseydi bütün hükümleri tevile gerek kalmayacak şekilde vaz’ ederdi ve akla fazla bir iş düşmezdi. ?lâhî hikmet ve rahmet akla da bir şeref hissesi ay?rm?ş ve az say?daki bir k?s?m âyet-i kerimelerde ve hadis-i şeriflerde insan akl?n? tevil etmeye ve içtihat yapmaya sevk etmiştir.



    ?slâm âlimleri meseleyi böyle değerlendirmişlerdir. Yoksa, söz konusu kaideyi, kişinin akl?na uygun düşmeyen dinî hükümlerin değiştirilmesine yahut reddedilmesine aç?k kabul etmek, elbette, doğru değildir. Çünkü, bu durumda, kişiler adedince farkl? görüşler ortaya ç?kar. Ve hak dinin izi, görünmez olur.
    Konu MuhammedSaid tarafından (02.06.07 Saat 23:00 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Risale-i Nurda Bir Risale Var ki Bir Kutb-u Azamdan Beklenen Feyzi Verebilir....?
    By MuM in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 22.02.09, 00:47
  2. Müfessirlerin Değişik Açıklamaları Hakkında
    By semerat in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 28.11.08, 20:15
  3. Ahmedinejad'ın Açıklamaları
    By TURKUAZ in forum Gündem
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 14.08.08, 22:33
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 29.11.07, 09:31

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0