+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 13

Konu: Nur Talebesi Herşeyi Sineyemi Çeker ?

  1. #1
    Ehil Üye karatoprak1975 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Yaş
    44
    Mesajlar
    1.126

    Standart Nur Talebesi Herşeyi Sineyemi Çeker ?

    Bir ortamda bir işyerindesiniz elinizden geldiğince ortama uymaya çalışıyor herşeye eyvalllah diyor kendinizi değilde Risaleinurun hakikatlerini göstermek için azami dikkat ediyorsunuz Risaleinurdan aldığınız terbiyeyle insanlarada saygınız var ama karşıdaki kişi ister ustabaşı olsun ister aynı yerde çalıştığınız bir arkadaş olsun siz eyvallah tamam muhterem diyerek çok hassas davranıyorsunuz ama karşınızdaki kişi bunu pasiflik olarak algılıyor sizi aşağı görmeye başlıyor burda nasıl bir politika izlenmeli izzette gösterilemlimi bu konuda Risaleinurdan dersler verirmisiniz?

  2. #2
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart

    “Mesai arkadaşlarına hürmet ve sevgi beslemeyenler dava ve idare adamı olamazlar.
    Sevgi, şefkat, müsamaha, hürmet, müdebbir (tedbirli) ve muvaffakiyetlere namzet bir dava adamının mümtaz hasletleridir.”

    Zübeyir Gündüzalp





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  3. #3
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart

    Hiddetle heyecanla konuşmanıza asla itimad etmeyiniz. Zira nefis ve şahsî hissiyat karışır. Yapacağım derken parçalarsınız. Hem de kendinizi parçalamış olursunuz.

    Çok defa kendisini tenkîd etmek kâmilliğine erişememiş, yakın akraba veya mesai arkadaşlarını tenkid etmeye alışanlarla bir yerde oturmayınız. Onu dinleye dinleye siz de münekkid ve yıkıcı bir ahlâk sahibi olursunuz.

    Adaletten ayrılmamak, hakikati itiraf ve tasdik etmektir. Zıddı zulümdür.

    Nefsini daima itab eden, din ve dâvâ arkadaşlarının iyiliklerine hasr-ı nazar eden başkalarınca nefret edilmekten kurtulur.

    Dedikodu ile, arkadan çekiştirmekle mesele halletmeye çalışmak, ya safdillik, ya şuur altı veya şuur üstü garaz ve muhalefet nişanıdır. Veya canı incitilmişin intikam korkusudur.

    Dışarıdan tenkid kolaydır. Aynı işin içine girdikten sonra, tenkidin zulümkârlığını anlamak o kimse için ne acı, ne felâketli, ne hasaretli ve ne derece mânevî mes'uliyetlere dûçâr olucudur!..


    Zübeyir Gündüzalp





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  4. #4
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart

    Alıntı karatoprak1975 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bir ortamda bir işyerindesiniz elinizden geldiğince ortama uymaya çalışıyor herşeye eyvalllah diyor kendinizi değilde Risaleinurun hakikatlerini göstermek için azami dikkat ediyorsunuz Risaleinurdan aldığınız terbiyeyle insanlarada saygınız var ama karşıdaki kişi ister ustabaşı olsun ister aynı yerde çalıştığınız bir arkadaş olsun siz eyvallah tamam muhterem diyerek çok hassas davranıyorsunuz ama karşınızdaki kişi bunu pasiflik olarak algılıyor sizi aşağı görmeye başlıyor burda nasıl bir politika izlenmeli izzette gösterilemlimi bu konuda Risaleinurdan dersler verirmisiniz?
    Kendi fikirlerinizi isabetli, birlikte çalıştığınız kişilerin fikirlerini isabetsiz görmeyiniz

    Müşterek bir işte çalışan şahıslar, dinî veya dünyevî bir müessese mensupları müdavele-i efkâr yaparlarken, herkes kendi fikrini mutlak bir isabet bilmesi, diğer arkadaşlarının fikirlerini isabetsiz görmesi, müessese arkadaşlarının reylerini hakir bulmasıdır. Kendi fikirleri ile yapılan işlerin zararlı ve iflâsa gittiğini hatırlatan en yakın arkadaşlarına yüz çevirmesi, müessesenin maddî imkânlarını elinde bulunması, şubelerdeki işin içyüzünden haberi olmayanların ve teveccühüne aldanmasıdır. Müesseseye sekiz-on işte şahsî kanaatinden ve başka arkadaşların fikirlerinden zararlar gelince de bir takım teviller yapma yoluna sapmak, telâşsız görünerek kendi cebindekini değil, umumun hukukunu zayi etmesidir.



    Müdavele-i efkârda bir işi isabetsiz veya zararlı bulduğunu arkadaşına söylerken, edep, terbiye, hürmet gibi yüksek ahlâkı çiğneyerek tehevvürle, şiddetle söylememesi, karşısındakinin izzetini kırması, İslâmî terbiye ve ahlâka sırt çevirmek olduğu halde, bunu hiç nazara almayarak, "Bana böyle dedi, şöyle dedi" gibi hiddetle mukabele etmesidir. Dehşetli zararlarda kendisinin dahil olmadığına, ya cehl-i mürekkeple veya gururla iddiada bulunmasıdır. Halbuki mesai arkadaşlarına hürmetle mukabele edip, kendi fikirlerinin isabetsiz olabileceğine ihtimal vererek, yirmi meselede hiç olmazsa on adedini arkadaşlarının kanaatlerine münasip bulup iş yapmasıyla fikirler menfî hislerin karışmadığı anlaşılmış olur.



    Fikirlerindeki isabetsizlik zararlara sebep olunca, diğerleri bu zarara sebep olana hürmetkârâne, asilâne, alçak gönüllülükle kendi fikirlerindeki veya vazifelerdeki kusurlarını da sayarak, ondan özür dileyerek söylemesi - velev kırkıncı defa da kabul etmeyecek olsa- yine o yanlış yapana söylemek yerine şuna buna söylemesi; böylece müeesese mensuplarına olan hüsn-ü zan ve itimadın kırılması; bir kimsenin aile çatısı altında kalması icab eden hatalarını yayması; o kimseyi kötüleyip şuna veya buna söylemekle bin zarar getireceğini hissiyatının tesiriyle görememesidir.



    Zübeyir Gündüzalp





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  5. #5
    Müdakkik Üye aczmendi reşha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    652

    Standart

    ve bihi nesteinu

    Risale-i nurda tüm ihtiyaçları karşılayacak dersler mevcuddur.. sorunuzla ilgili dersler hulasa edilse şu dersler ve manalar o derslerden çıkar;

    avam; herkes bilmediğinin, ilk muhatab olduğu mes'elenin avamıdır.

    AVAMA ders veren FİİLDİR ,sözden ziyade risale-i nur derslerini halle ders vermektir buda şu demektir; VAZİFENİN GEREKTİRDİĞİ HAL VE TAVIRdır Risale-i nurda yazanları biz kendimiz yaşayarak gösterecez, AVAMA ilk ders FİİLDEN verilir(buna ŞE'N de inkişaf denir),
    AKLI GÖZÜNDE OLAN AVAM fiilden ders alır.
    senin aldığın dersin (anlattıklarının) evvela sende ne işe yaradığınu görecek kendi ile seni tartacak, kendindeki zararlı ve ölçüsüz olanları sendeki faydalı ve ölçülü hareketlerle kıyas edip anlayacak.

    Risale-i nur talebesinin tüm hal ve hareketi risale-i nurdan olmalı mümkün mertebe.

    bilmemiz ve yapmamız gereken, EMREDİLENİ YAPMAK yani amelimizde rıza-i ilahi olmalı, bunun dışında neki girse bir işe, o iş o nisbette sorunlarla devam eder.yani başkaları razı ve memnun etmek işimiz değildir. bu dersi 21.lem'a 1. düstur ders verir

    her doğruyu demek doğru değildir,
    her hakkıda söyleme hakkımızda yoktur, o zaman söylediklerimiz doğru ve hak olanlardan olmalı ve tamirat yapan sözler olmalı buda vazifenin gereği olduğundan ifa edilir, ki bunun en güzel dersleri 20.lem'adadır.

    Risale-i nur adam aramaz, muhtaç olanada ihitiyacı nisbetinde nur verir.
    muhterem olmayana muhterem demek , onu olduğu yerin dışında vasvetmektir, onda olan bir vasıfla vasfetki o o vasıfta olsun, usta ise usta, iş arkadaşın ise iş arkadaşı, dostsa dost ,kardeşse kardeş..

    hulasa; İslamdan olana yaklaşıldığı nisbette, bizde yaklaşana sıcak ve yakın,islamdan uzaklaşıldığı nisbettede uzaklaşana uzak ve soğuk olursak ki, bunu Risale-i nur dersleri der ve dostluğun hassasındandır.bu kalbi bir iştir ve fiile karşı alınan haldir.
    Risale-i nurları çok ama çok iyi bilmemiz gerek,bunun içinde çokça okumamız gerekli, Risale-i nurlardan alınan ne olursa olsun, doğru vakitte, doğru yerde, doğru muhataba doğru miktarda ve muhabbetle ve vazifenin ifası olarak verilirse, tamirat o nisbette başarılı olur.
    Hem Risale-i nurdan olan hiçbir ders ve mesele hiçbir tahribat yapmaz,yani; Risale-i Nurun kerametindendirki ARSLANA ET, ATA OT ATAR,
    sen karıştırsanda RİSALE-İ NUR KARIŞTIRMAZ.muhatabına verilmesi gerekeni açar hazmedeceği yiyeceğini verir.
    hulasatul hulasa; Sizin onlara görünen şahsiyetinize göre size karşı hareketler ederler, siz Nurlarla hareket ederseniz, o nisbette Risale-i nur tesir eder.
    Niyet-i halise ve ciddiyet muvaffakiyyetin ANAHTARIDIR.
    biz sadece vazifemizi yapmakla mükellefiz,
    sonuç takdir-i ilahidir .

    اِهْدِنَاالصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ

    aczmendi reşha


  6. #6
    Dost Veka - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Mesajlar
    14

    Standart

    Alıntı karatoprak1975 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bir ortamda bir işyerindesiniz elinizden geldiğince ortama uymaya çalışıyor herşeye eyvalllah diyor kendinizi değilde Risaleinurun hakikatlerini göstermek için azami dikkat ediyorsunuz Risaleinurdan aldığınız terbiyeyle insanlarada saygınız var ama karşıdaki kişi ister ustabaşı olsun ister aynı yerde çalıştığınız bir arkadaş olsun siz eyvallah tamam muhterem diyerek çok hassas davranıyorsunuz ama karşınızdaki kişi bunu pasiflik olarak algılıyor sizi aşağı görmeye başlıyor burda nasıl bir politika izlenmeli izzette gösterilemlimi bu konuda Risaleinurdan dersler verirmisiniz?
    Bir kere dünya ve ahirete ait mesleklerede kaideler farklı farklı fakat girift bir vaziyettedir.

    Evvela bir kişi mensub olduğu cenahın izzeti ile bir değer kesbeder. Demek Nur talebesi Risale-i Nur'a intisabı ciheti ile kazandığı değere muvafık bir ahval içinde olmalı.

    Bu da dünya işinde Adetullah dairesinde, ahirete temas eden işlerde Şeriat kaidelerine ve hatta takvaya uygun bir haldir.

    Demek iş yerinde Adetullah kaideleri öne alınmalı. Zira, intisab ettiğiniz cenah böyle münasib görür.

    O zaman iş yerinizde vuku bulan meselelerde her bir mesele ayrı ayrı ele alınmalı. Genelleme yapmak çok doğru olmamak ile beraber şunu söyleyebiliriz. Mesela, eğer mesai arkadaşınız , vazifenizi hakkı ile ifaya engel bir taleb ve eleştiri ve tavır ile gelmişse münasip bir şekilde mukabele etmek -mesela- emanet hukuku veya iş ahlakı gereği mecburdur. Eğer bu noktada tevazu niyetli bir hal ve tavır olsa zillettir. Hem şeriata ait emanete hıyanet tehlikesine düşlür. Burdaki izzeti muhafaza mensub olunan cenahtan değil nefsi olur. Zira, o cenahta emanete sahip çıkmamak ve iş ahlakına muhallif bir tavır kabul edilemez.

    Elbette iş harici beşeri münasebetin şekli noktasında mesai arkadaşı veya bir başkası fark yoktur. Usul, hal,tavır farklı olacaktır. İş yerinde lakayt bir hal takınmak zillettir. Evde ise ciddi bir hale bürünmek kibirdir. Demek ölçü budur. Demek iş arkadaşları ile mesai sırasında iş haricindeki münasebetlere uygun bir hal takınmak, iş haricinde ise mesai esnasındaki tavrı takınmak doğru olmaz.

    Gıybet olmayacak bir tarzda mesai arkadaşlarınla başından geçen bir vukuatı anlatsan ve onun üzerinden bir talim yapılsa daha münasip olur kanaatindeyim.

  7. #7
    Pürheves ebrarbedia - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Bulunduğu yer
    bilinmezlik...
    Yaş
    34
    Mesajlar
    279

    Standart

    Allah razı olsun ciddi anlamda ihtiyacm olan bir konuydu...


    Ne ömrünü Yûsuf uğruna adayacak Zûleyha var…
    Ne de uğruna ömür adanacak bir Yûsuf…


  8. #8
    Ehil Üye Beste-i Rana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Bulunduğu yer
    Doğanın Derinlikleri
    Mesajlar
    4.544

    Standart

    Günümüzde maalesef kişilere eyvallah demek bir pasiflik bir korkaklık olarak addediliyor...Bir nur talebesi bence her ortamda fikrini söyleyebilmelidir...Çünkü insanlara ne kadar eyvallah derseniz o kadar kendilerini haklı zannederler ondan dolayıdır ki ne Üstadın devrinde yaşıyoruz ne de Hz.Mevlananın devrinde yaşıyoruz günümüz insanının hak ettiği şekilde hareket etmek en doğrusudur...




    Hest-i Nist-Nümâ



    "Müslümanın müslümana gülümsemesi sadakadır" sırrıyla espri yapıyorum...


    Hepimiz Cennette Kavuşalım...


  9. #9
    Müdakkik Üye aczmendi reşha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    652

    Standart

    ve bihi nesteinu

    İHTAR;
    Risale-i nurda lisanı kal,lisanı hal olarak,lisanı hal misali bir şahıs olarak ele alındığından, anlatılan hikayelerde hakikatın ilmi ve kanunları olduğundan o hikayeler dahi lisanı hal gibi AVAMA DERS VERİR.

    Niyet-i halise ve ciddiyet muvaffakiyyetin anahtarıdır. da ifade edilen ciddiyet ise iştigal ettiğimiz halin risale-i nura uygun bir hal olarak devamındaki sebatımız, ciddi olup o hali muhafaza edişimizdir, bu tevazuda olsa aynıdır yani istikrar kasd edilir.

    Risale-i nurdan ihtiyaç nisbeti alıp dersimize devam edelim;

    Hasletlerin Yerleri Değişse, Mahiyetleri Değişir
    Bir haslet.. yer ayrı, sîma bir. Kâh dev, kâh melek, kâh sâlih, kâh tâlih;
    misali şunlardır:
    Zaîfin kavîye karşı izzet-i nefsi sayılan bir sıfat, ger olursa kavîde, tekebbür ve gururdur.
    Kavînin bir zaîfe karşı da tevazuu sayılan bir sıfatı, ger olursa zaîfte, tezellül ve riyadır.
    Bir ulü-l emr, makamında olursa ciddiyeti, vakardır; mahviyeti, zillettir.
    Hanesinde bulunsa mahviyeti tevazu', ciddiyeti kibirdir.(hakikat çekirdekleri)


    Tevazu, nasılki ahlâk-ı seyyieden olan tezellülden manen ayrı ve sureten benzer bir haslet-i memduhadır.

    Ve vakar, nasılki kötü hasletlerden olan tekebbürden manen ayrı ve sureten benzer bir haslet-i memduhadır. (19.lem'a)


    Her adam için, heyet-i içtimaiyede görmek ve görünmek için mertebe denilen bir penceresi vardır.
    O pencere kamet-i kıymetinden yüksek ise, tekebbür ile tetavül edecek;
    eğer kamet-i kıymetinden aşağı ise, tevazu' ile tekavvüs edecek ve eğilecek..
    tâ o seviyede görsün ve görünsün.
    İnsanda büyüklüğün mikyası; küçüklüktür, yani tevazu'dur.
    Küçüklüğün mizanı; büyüklüktür, yani tekebbürdür.
    Kâmillerde, büyüklük mikyasıdır küçüklük.
    Nâkıslarda, küçüklük mizanıdır büyüklük... (lemaat)


    Bir insanın müteaddid şahsiyeti olabilir.
    O şahsiyetler ayrı ayrı ahlâkı gösteriyorlar.
    Meselâ: Büyük bir memurun, memuriyet makamında bulunduğu vakit bir şahsiyeti var ki;
    vakar iktiza ediyor, makamın izzetini muhafaza edecek etvar istiyor.
    Meselâ: Her ziyaretçi için tevazu' göstermek tezellüldür, makamı tenzildir.
    Fakat kendi hanesindeki şahsiyeti, makamın aksiyle bazı ahlâkı istiyor ki, ne kadar tevazu' etse iyidir. Az bir vakar gösterse, tekebbür olur.
    Ve hâkeza... Demek bir insanın, vazifesi itibariyle bir şahsiyeti bulunur ki,
    hakikî şahsiyeti ile çok noktalarda muhalif düşer.
    Eğer o vazife sahibi, o vazifeye hakikî lâyıksa ve tam müstaid ise, o iki şahsiyeti birbirine yakın olur.

    Eğer müstaid değilse, meselâ bir nefer, bir müşir makamında oturtulsa, o iki şahsiyet birbirinden uzak düşer; o neferin şahsî, âdî, küçük hasletleri; makamın iktiza ettiği âlî, yüksek ahlâk ile kabil-i te'lif olamıyor.26.mektub.2.mebhas


    Çünki mütekebbirlere karşı tevazu, tezellül zannedildiğinden, tevazu etmemek gerektir.
    Belki ehl-i insaf ve mütevazi ve âdil kısmına derim ki:
    "Ben felillahilhamd kendi kusurumu, aczimi biliyorum.
    Değil müslümanlar üstünde mütekebbirane bir makam-ı ihtiram istemek,
    belki her vakit nihayetsiz kusurlarımı, hiçliğimi görüp, istiğfar ile teselli bulup, halklardan ihtiram değil, dua istiyorum.

    Hem zannederim benim bu mesleğimi, benim bütün arkadaşlarım biliyorlar. Yalnız bu kadar var ki: Kur'an-ı Hakîm'in hizmeti esnasında ve hakaik-i imaniyenin dersi vaktinde o hakaik hesabına ve Kur'an şerefine o makamın iktiza ettiği izzet ve vakar-ı ilmiyeyi ders vaktinde muhafaza edip, başımı ehl-i dalalete eğmemek için, o izzetli vaziyeti muvakkaten takınıyorum. Zannederim, ehl-i dünyanın kanunlarının haddi yoktur ki, bu noktalara karşı çıkabilsin! (22.lem'a)



    Evet imanlı fazilet, medar-ı tahakküm olmadığı gibi, sebeb-i istibdad da olamaz.
    Tahakküm ve tagallüb etmek, faziletsizliktir.

    Ve bilhassa ehl-i faziletin en mühim meşrebi,
    acz ve fakr ve tevazu ile hayat-ı içtimaiye-i beşeriyeye karışmak tarzındadır.
    "Lillahilhamd" bu meşreb üstünde hayatımız gitmiş ve gidiyor. 22.lem'a


    kendi nefslerini Cenab-ı Hakk'ın edna bir mahlukunun üstünde büyük tutmuyor.
    Nihayet izzet içinde, nihayet tevazuu cem'ediyor. 17.lem'a 5.nota


    Cenab-ı Hak, onlardaki nihayet tevazu ve mahviyette tam izzet ve kahramanlık seciyesini umum kardeşlerimize teşmil ettirsin, âmîn!(13.şua)


    Bizler birbirimize
    -lüzum olsa- ruhumuzu feda etmeğe,hizmet-i Kur'aniye ve imaniyemiz iktiza ettiği halde, sıkıntıdan veya başka şeylerden gelen titizlikle hakikî fedakârlar birbirine karşı küsmeğe değil, belki kemal-i mahviyet ve tevazu ve teslimiyetle kusuru kendine alır; muhabbetini, samimiyetini ziyadeleştirmeğe çalışır.


    Sizi ruh u canımla tebrik ederim ki, çabuk yaramızı tedavi ettiniz. Ben de bu gece şifadan tam ferahlandım. Zâten "Medreset-üz Zehra" tevessü' edip, hakikî ihlas ve tam fedakârane terk-i enaniyeti ve tevazu-u tâmmı daire-i Nur'da aşılıyor, neşreder. Elbette gayet cüz'î ve muvakkat hassasiyet ve titizlik ve nazlanmak, o kuvvetli dersini ve uhuvvet alâkasını bozamaz ve İhlas Lem'ası bu noktada mükemmel nâsihtir. (gençlik rehberinin haşiyesi şualar)


    Evet, kardeşlerim! Sizler, ihlas sırrını tam muhafaza ediyorsunuz.
    Bu kadar esbab-ı tefrika içinde vahdetinizi muhafaza, hakikaten bir hârikadır.
    Hâfız Ali'nin hakikaten müstesna bir mahviyet ve tevazuu içinde ihlası ve fena fi-l ihvan düsturunu muhafaza etmesi; (Kastamonu Lahikası)



    اِهْدِنَاالصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ

    aczmendi reşha


  10. #10
    Dost Veka - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Mesajlar
    14

    Standart

    @aczmendi_rasha
    Allah razı olsun kardeşim. Şahane toparlamışsın.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Kaderin Herşeyi Güzeldir
    By Mutella in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 25.12.08, 14:45
  2. Herkes Aslına Çeker
    By **Muttakİ** in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 16.12.08, 21:57
  3. Allah (c.c) Herşeyi Güzel Yaratır?
    By acizizfakiriz in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 19.08.07, 12:52
  4. Herşeyi Bilenlere İthaf!
    By yagmur in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 21.12.06, 16:43

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0