+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 ve 4

Konu: Nam-ı Celil-i Muhammedi

  1. #1
    Dost haciahmetaltiner - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Mesajlar
    32

    Post Nam-ı Celil-i Muhammedi

    NAM-I CELİL-İ MUHAMMEDİ

    [SÖZLER, 19. SÖZ]

    (Risâlet-i Ahmediye'ye Dairdir)


    Rabbimizi bize târif eden üç büyük, küllî(Kapsamlı) muarrif(Tanıtıcı) var.

    Birisi: Şu kitab-ı kâinattır(Kainat kitabıdır)

    Birisi: Şu kitab-ı kebirin(Büyük kitabın) âyet-i kübrâsı(En büyük ayeti) olan Hâtem-ül Enbiya(Peygamberlerin en sonuncusu Hz. Muhammed) Aleyhissalâtü Vesselâm(Salât ve Selâm onun üzerine olsun)'dır.

    Birisi de Kur'an-ı Azîmüşşan(Şanı yüce Kur`ân)'dır.

    Şimdi şu ikinci bürhân-ı nâtıkî(Anlayan ve konuşan delil) olan Hâtem-ül Enbiya(Peygamberlerin en sonuncusu Hz. Muhammed) Aleyhissalâtü Vesselâm'ı tanımalıyız, dinlemeliyiz.

    Evet, o bürhânın
    (Delilin) şahs-ı mânevîsine(Manevi şahsiyetine) bak:

    Sath-ı Arz(Yeryüzü) bir mescid,

    Mekke bir mihrab(Câmide cemaatle namaz kılarken imamın bulunduğu yer),

    Medine bir minber(Câmide hatibin hutbe okuduğu kürsü)...

    O bürhân-ı bâhir(Açık delil) olan Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm bütün ehl-i îmânâ(Hakkı kabul ve tasdik etmiş olanlara, dînin bütün hakîkatlerini kabul edenlere, îmân sahiplerine) imam, bütün insanlara hatib(Hitâbeden. Söz söyleyen. Cemaate, topluluğa karşı güzel söz söyleyen kimse. Câmi'de müslümanlara dini nasihatlar ve güzel sözlerle hitâbeden vazifeli zat), bütün enbiyaya reis, bütün evliyaya seyyid(Efendi, büyük, önder), bütün enbiya ve evliyadan mürekkeb(Oluşan) bir halka-i zikrin(Zikir halkasının) serzâkiri(Zikredenlerin başı)... Bütün enbiya hayattar kökleri, bütün evliya taravettar(Taze, eskimemiş, tazece) semereleri(Meyveleri) bir şecere-i nuraniyedir (Tûba ağacı gibi parlak ve şeffaf ağaçıdır) ki; herbir dâvasını, mu'cizâtlarına(Mu`cizelerine, İnsanı aciz bırakan hâdiselerine) istinad eden(Dayanan) bütün enbiya ve kerametlerine itimad eden(Güvenme, emniyet etme, bir şeye kalben güvenip dayanma) bütün evliya tasdik edip imza ediyorlar. Zira o,

    لاَ اِلهَ اِلاَّ اللّهُ(Allah’tan başka ilah yoktur) der, dâva eder. Bütün sağ ve sol, yâni mâzi(Geçmiş) ve müstakbel(Gelecek) taraflarında saf tutan o nuranî zâkirler(Zikredenler), aynı kelimeyi tekrar ederek, icmâ'(Fikir birliği. Bir meselede âlimlerin ittifak etmesi) ile mânen "Sadakte ve bil-hakkı natakte"(Doğru söyledin ve hakkı konuştun) derler. Hangi vehmin(Mübhem ve mânasız korku; belirsiz fikir ve düşünce) haddi var ki, böyle hesabsız imzalarla teyid edilen(Kuvvetlendirilen, desteklenen, sağlamlaştırılan)bir müddeâya(İddiâ edilen şeye) parmak karıştırsın?

    El Baki Hüvel Baki

    SAİD NURSİ

    BİR MUMUN ARDINDA BEKLEYEN RÜZGAR, IŞIKSIZ RUHUMU SALLAR DA DURUR...


  2. #2
    Dost haciahmetaltiner - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Mesajlar
    32

    Post

    NAM-I CELİL-İ MUHAMMEDİ



    (AÇIKLAMASI)




    Resülullah Efendimiz (SAV) buyurdular ki:



    “Nam-ı Celil-i Muhammedi güneşin doğup battığı her yere ulaşacaktır.”




    Yüce Rabbimiz (cc), buyurdular ki:



    “O (Allah), müşrikler hoşlanmasalar da (kendi) dinini bütün dinlere üstün kılmak için Resûlünü hidayet ve Hak Din ile gönderendir.” [1]




    Rabbimizi bize tanıttıran üç külli muarrif vardır. Bunlar:



    Birincisi, Kur’an-ı Kerim.



    İkincisi, Peygamberimiz Muhammed Mustafa (SAV).



    Üçüncüsü de, kainat kitabıdır.



    Şimdi, şu ikinci muarrif olan son peygamber Muhammed Mustafa (SAV)’i tanımalı ve onu dinleyip itaat etmeliyiz. Evet O’nun(SAV) manevi şahsiyetine baktığımız zaman: Yeryüzü, O’nun için bir mescid; Mekke, bir mihrab; Medine, bir minber; kendiside iman sahiplerine, imam; bütün insanlara, hatip; bütün peygamberlere, reis; bütün evliyaya da seyyiddir.[2]




    Yeryüzünün, Hz. Peygamber (SAV) için mescid kılınması’[3] hükmünün hem maddi (fıkhi), hem manevi yönü vardır. Fıkhi tarafı bir Müslüman, dünyanın neresinde olursa olsun ibadetlerini



    istediği yerde gerçekleştirebilir. İster camide, isterse evinde, iş yerinde veya piknikte çimler üzerinde namazını kılabilir. Bulunduğu yer temizse ve namazı engelleyecek herhangi bir resim, heykel veya başka bir inanışa ait sembol yoksa namazı sahihtir.




    Manevi yönüne bakacak olursak dünyanın Hz. Peygamber (SAV) için bir mescid kılınması demek, dünya mescidinin imam-hatibinin Hz. Peygamber (SAV) olması demektir. Nasıl ki bir camide hoparlör vasıtasıyla hatibin sesi, caminin her yerine ulaşıyorsa aynen bunun gibi, tüm dünyaya peygamber olarak gönderilen ve dünya mescidinin imam-hatibi olan Efendimizin (SAV) sesini soluğunu, ulaşmayan yerlere ulaştırmak; sesin net çıkmadığı yerlere de net çıkacak hoparlörler kurmak bizim ana vazifemizdir.




    İşte dünyanın her tarafında vatan, millet, dil ve din adına açılan müesseseler birer hoparlördür. Ve o müesseselerde vazife yapan kişiler söz ve davranışlarıyla O’nun (SAV) sesi soluğu olmaktadır. Her hoparlör bir elektrik gücü ister ki, bu müesseselerin maddi gücünü de vatanını, milletini, dilini ve dinini seven fedakar Anadolu insanı üslenmektedir.




    Bu hoparlörlerin bağlı olduğu mikrofonun başında da insanlığın efendisi peygamberimiz (SAV) bulunmaktadır. Zira Hz. Peygamber için zaman ve mekan söz konusu değildir. O’nun (SAV) manevi varlığı daima aramızdadır.




    Hz. Peygamberin (SAV) bu vaadi muhakkak gerçekleşecektir. Bu hem müjde, hem de emirdir. Bizim bu dünyadaki vazifemiz nam-ı celil-i muhammediyi her yere ve herkese ulaştırmaktır. İstesek te, istemesek te Allah nurunu tamamlayacak ve Allah’ın nuru dünyanın her tarafına ulaşacaktır. Kur’an-ı Kerim’de buyurulduğu gibi:




    ‘Onlar Allah’ın nurunu ağızlarıyla üfleyerek söndürmek isterler. Fakat kafirlerin hoşuna gitmese de, Allah nurunu tamamlayacaktır. (dünyanın her tarafına ulaştıracaktır)’[4]



    Bu ayetin indiği sırada, Müslümanların sayısı birkaç bin kişiydi ve toprakları sadece Medine şehrinden ibaretti. O dönem itibarıyla hayal bile edilmesi zor bu durumu her şeyi bilen Yüce Rabbimiz ve Rabbimizin bildirdiği Hz. Peygamberimiz müjdelemişlerdir. Madem Allah nurunu tamamlanacaktır. Çünkü (haşa) Allah’ın ve Hz. Peygamberin (SAV) yalan söylemesi düşünülemez. Öyleyse biz kaybedenlerden olmayalım. Bu dava biz çalıştığımız için kazanmayacak, aksine biz bu dava da olduğumuz için kazanacağız. Şunu hiç aklımızdan çıkarmayalım ki:



    Bu dava kazanacak, biz kaybedenlerden olmayalım. Kazanma kuşağında kaybetmeyelim.



    [1] Tevbe suresi: (9)/33
    [2] Bediüzzaman Sait Nursi, Sözler, 19. söz, sh 231, sözler yayınevi 2002
    [3] “…Arzın tamamı bize mescid kılındı” (Müslim, Mesacid 4); ayrıca “…Yer bana pak ve mescid kılındı” (Buhari, Teyemmüm 3, Salat 56, humus 8; Müslim, Mesacid, 3; Nesai, Gusl, 26)
    [4] Saff suresi:61/8, Parantez içindeki bölüm Suat Yıldırım’ın, Kur’an-ı Hakim ve meali’nde geçmektedir.

    BİR MUMUN ARDINDA BEKLEYEN RÜZGAR, IŞIKSIZ RUHUMU SALLAR DA DURUR...


  3. #3
    Dost haciahmetaltiner - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Mesajlar
    32

    Post

    Risalet-i Ahmediye’nin akıl yönüyle temellendirilmesi olan 19. Söz’ün tamamının kısa bir özetini çıkaracak olursak:



    19. SÖZ



    Birinci Reşha(Sızıntı)



    Efendimiz(SAV) Allah’ın varlığına bir bürhan-ı natıktır.(konuşan bir delildir) Bu reşhada Efendimizin şahs-ı manevisi yani konumu üzerinde duruyor. Efendimiz(SAV) öyle muhteşem bir ağaçtır ki geçmiş peygamberler hayattar kökleri sonradan gelen evliya asfiya ve islam alimleri de taze meyveleridir.



    İkinci Reşha



    Tarihte bütün mukaddes kitaplar, İncil Tevrat ve Zebur’un işaratı(İşaretleri), irhasat mucizeleri(Efendimizin peygamberlikten önceki harika hâlleri), Hatiflerin(Sesi işitilen görünmez varlıkların) beşaratı(Müjdeleri) ve şehadetleri, ayrıca Efendimizin mucizeleri, ahlaki güzellikleri, kendinden emin oluşu, ciddiyeti, dayanma gücü güneş gibi peygamber olduğunu gösteriyor.



    Üçüncü Reşha



    Elinde muciznüma(mûcize gösteren) bir kitap, dilinde hakaik aşina bir hitap (Ve hayalden bahsetmiyor anlattıkları gerçek hayatla örtüşüyor.) Müthiş suallere cevap veriyor. Demek ki Allahın resulüdür.



    Dördüncü Reşha



    İddiası itibariyle onun nuru olmasa kainat bir matemhaneye dönerdi. O bize sevmeyi ve mutluluğu öğretti. Evrene ve her şeye anlamlı bakmayı sağladı.



    Beşinci Reşha



    Diyalektik süreçte evren değişiyor ama onun nuru ile değişimde yok olma yoktur. O insanı alıyor ister aciz olsun ister fani olsun Allahın muhatabı haline getiriyor. Değişimin arkasındaki esmaya dikkat çekmekle fena ve zevalin olumsuz etkilerinden bizleri koruyor.



    Altıncı Reşha



    Efendimizin mükemmel kulluğa mazhar oluşu da onun resul olduğuna delildir. Ayrıca getirdiği hakikatle insanlığı şereflendiriyor. O halde onu kabul ederek insan-ı kamil olmalıyız.



    Yedinci Reşha



    Efendimizin tarihsel süreçteki etkisi ve oynadığı rol itibariyle mükemmelliği peygamberliğine delildir. Mahbub-u kulub(Kalplerin sevgilisi), muallim-i ukul-mürebbi-i nüfus oldu.



    Sekizinci Reşha



    En katı toplumdan en sürekli adetleri, hiçbir destekçisi ve müsait ortamı olmadan bir anda kaldırması ve yerine fazilet duygularıyla süslemesi onun devrimci değil, resulullah olduğunu gösteriyor. Devrimci olduğunu iddia edenler bugün aynı deneyi Araplar üzerinde yapmak isteseler 100 sene çalışsalar onun başarısına ulaşamazlar.



    Dokuzuncu Reşha



    Küçük bir toplumda küçük bir meselede insanlar karşısında uzun süre yalan söylenemezken Efendimiz pek büyük vazifede pek büyük bir haysiyetle hicabsız gayet ciddi yalan söyler mi? Efendimiz kendinden emin pervasız ve iddialı yalan söylemesi mümkün değil. Hakikati gören göz aldatmaz.



    Onuncu Reşha



    Efendimizin davası çok ilginç çok gerekli ve dehşetli hakikatlerin gösterildiği bir davadır. Kıyametten bahsediyor. Rengârenk ve ilginç ahiret tabloları sunuyor. Merak ediyorsan elbette dikkatini çekecek şeyler bunlar.



    Onbirinci Reşha



    Bu kadar merakaver meseleleri insan merak eder. Böyle gerçeklere karşı kör ve sağır tavrı gösterilir mi?



    Onikinci Reşha



    Allahın birliğinin ve ölünce dirilmenin delili Efendimiz(SAV)’dir. Onun varlığı bu imtihan dünyasının yaratılma sebebi, duası da ahiretin varlığının delilidir. Onun duası bizim de duamızdır.



    Onüçüncü Reşha



    Efendimiz duasında beka istiyor, Allaha kavuşmayı diliyor. Bu zatın şu duası karşılığı Allah ahireti verecektir. O zatın varlığı dünyanın, duası da ahiretin yaratılmasına sebeptir. Not: Bu reşhadaki salavat marifet eksenli ve müthiş bir salavattır. Çokça okunmalı eğer imkan varsa ezberlenmelidir.



    Ondördüncü Reşha



    Kuran-ı Kerim onu anlatıyor. Kuran doğru ve mucizevi bir kitap olduğundan ondan bahsettiği iddiası da Efendimizin Allah’ın Resulü olduğunu ispat eder. Kuran’ın varlığı Efendimiz’in(SAV) varlığının; Efendimiz’in(SAV) varlığı da Kuran’ın varlığının delilidir.

    BİR MUMUN ARDINDA BEKLEYEN RÜZGAR, IŞIKSIZ RUHUMU SALLAR DA DURUR...


  4. #4
    Dost haciahmetaltiner - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Mesajlar
    32

    Post

    MAHŞERDE NEBİLER BİLE SENDEN(SAV) MEDET İSTER



    Resûlullah (SAV), buyurdular ki:



    "Kıyamet günü geldi mi, ben peygamberlerin imamı, hatibi ve (onlar arasında) şefaat (etmeye yetki) sahibi olacağım. Bunda övünme yok."[1]




    Yüce Rabbimiz, buyurdular ki:




    "…Resullerden kimini kimine üstün kıldık. Allah onlardan bazısına hitap buyurdu, bazısını birçok derecelerle yükseltti..."[2]




    Yüce Rabbimizin, insanlara örnek ve önder olması için göndermiş olduğu peygamberler içinde şüphesiz Peygamberimizin (SAV), ayrı bir yeri vardır. Bunun içindir ki, Peygamber Efendimiz (SAV), diğer peygamberlere imam olmuş ve mahşerde nebilerin bile kendisinden medet isteyeceği yüce bir konuma Rabbimiz tarafından yükseltilmiştir.




    Mahşerde insanlar içinden ilk diriltilecek kişi Efendimizdir. O (SAV),Yüce Rabbimizin huzurunda (peygamberlerde dahil olmak üzere) tüm insanlık adına önder, imam ve hatip olacaktır. Herkesin nefsini düşündüğü yerde O (SAV) ümmetini düşünecek; Allah’ın rahmetinden ümidimizi kestiğimizde, bize rahmet ve merhameti müjdeleyecek; ve Allah’ın en değerli kulu olarak şükür sancağını taşıyacaktır.[3] O (SAV) bütün insanlık için, Allah’ın rahmet ve merhametini kazanmak için vesiledir.[4]




    Çünkü O (SAV), Allah’ın sevgilisi ve son peygamberidir.[5] Din O’nunla (SAV), kemale ermiştir.[6] Diğer bütün peygamberler, kendi getirdikleri hükümleri tasdik eden bir peygamber gelince, ona inanıp yardım etme hususunda Rablerine söz vermişlerdir.




    “Allah peygamberlerden ahid (söz) almıştı: ‘And olsun ki size Kitap ve hikmet verdim; sizde olanı tasdik eden bir peygamber gelecek, ona mutlaka inanacaksınız ve ona mutlaka yardım edeceksiniz; ikrar edip bu ahdi kabul ettiniz mi?’ Dediğinde onlar: ‘İkrar (kabul) ettik’ demişlerdi. Allah Teala da: ‘Şahit olun, Ben de sizinle beraber şahitlik edeceğim’ buyurdu.”[7]




    Yüce Allah, gönderdiği her peygambere, Hz. Muhammed (SAV)’in vasıflarını bildirmiş ve O’na (SAV) ulaştığı takdirde destek verme sözü almıştır. Ayrıca onların da kendi ümmetlerine bu gerçeği bildirmelerini istemiştir. Böylelikle silsile halinde Hz. Muhammed’e (SAV) gelinmiş ve tevhid dini kemale ermiştir. O’na gelinceye kadar hep bir şeyler eksik kalmış; O (SAV) gelince tabiri caizse taş gediğe oturmuştur. Ebu Hüreyre’nin (ra) naklettiği bir hadiste Efendimiz (SAV) bu durumu şöyle açıklamaktadır:



    “Benimle benden önceki diğer peygamberlerin misali, şu adamın misali gibidir: Adam mükemmel ve güzel bir ev yapmıştır, sadece köşelerinin birinde bir ker*** yeri boş kalmıştır. Halk evi hayran hayran dolaşmaya başlar ve (o eksikliği görüp): ‘Bu eksik ker*** konulmayacak mı?’ der. İşte ben bu ker***im, ben peygamberlerin sonuncusuyum.” Buyurmaktadır.[8]



    Ayrıca Peygamber Efendimize (SAV), diğer hiçbir peygambere verilmeyen birtakım özellikler verilmiştir. Bunları kendisi Hz. Cabir(ra)’ın naklettiği bir hadiste şöyle açıklamışlardır:



    “Bana beş şey verilmiştir ki, bunlar benden önceki peygamberlerden hiçbirine verilmemiştir. -Her peygamber sadece kendi kavmine gönderilmiştir. Ben ise kırmızılara



    (Acemlere) ve siyahlara (Araplara) da gönderildim. -Bana ganimetler helal kılındı. Halbuki benden



    öncekilerden kimseye helal değildi. -Yer bana tahâr, pâk ve mescid kılındı. Her kim namaz vaktine



    girerse, nerede olursa olsun namazını kılar. -Ben, bir aylık mesafede olan düşmanımın içine düşen



    bir korku ile yardıma mazhar oldum. -Bana şefaat (etme yetkisi) verildi.”[9]



    Nesai, bir rivayettin de şu eklemeyi kaydetmiştir: ‘-Ben, cevâmi’ul-kelim[10] (veciz sözlerle de gönderildim)’ buyurmuştur.



    Gerçektende O (SAV) cevami’ul-kelimdir. Hayatı boyunca ağzından yalan çıkmadığı gibi boş söz de çıkmamıştır. Çok az sözle kitapları dolduracak bilgiyi bize sunmuştur. Bizim şuan yapmaya çalıştığımızda yine O’nun (SAV) birkaç cümleden oluşan hadislerini anlamaya çalışmaktan ibarettir.



    Allah Resulünü, diğer peygamberlerden ayıran ve üstün kılan en önemli özellik O’nun (SAV) son peygamber olup[11], bütün insanlığa (cinlerde dahil olmak üzere[12]) evrensel mesajla gönderilmiş olmasıdır.[13] Kendisine Kevser,[14] Makam-ı Mahmud,[15] Miraç[16] ve Kadir[17] verilmiş; geçmiş ve gelecek günahlarının bağışlanarak[18] dininin üstün geleceği[19] bildirilmiştir.



    Ayrıca yukarıdakilere ek olarak Kur’an-ı Kerim’de: Kendisine kitap verilen diğer dinlerdeki kişilerin Hz. Muhammed’i (SAV), kendi evlatları gibi tanıdıkları fakat bazılarının bunu bile bile gizledikleri;[20] Muhammed ümmetinin en hayırlı ümmet olduğu[21] ve Allah’ın yardımına mazhar olduğu;[22] Hz. Peygamberin, müminlere kendi canlarından daha yakın olup, Eşlerinin onların anaları olduğu;[23] O’na (SAV) itaat etmenin Allah’a itaat etmek olduğu[24] ve kişinin günahlarının bağışlanmasına vesile olduğu;[25] ve O’na (SAV) uyan kişinin daima doğru yolda olacağı belirtilmiştir.[26]




    Hatta değil O’nu(SAV) inkar etmek veya O’na(SAV) itaat etmemek, O’na (SAV) yapılan



    bir saygısızlık bile, küfür sayılıp bütün iyi işleri iptal ettirir. Çünkü peygamberine yapılan



    saygısızlık Allah’a yapılmış bir saygısızlıktır.




    “Ey iman edenler! Seslerinizi Peygamberin sesinden fazla yükseltmeyin. Birbirinizle



    yüksek sesle konuştuğunuz gibi onunla da öylece konuşmayın. Yoksa siz farkında olmadan bütün



    emekleriniz hiçe iniverir.”[27]




    “Ey iman edenler: Söz ve hareketlerinizde ileri gidip de Allah’ın ve Resulünün önüne



    geçmeyin. Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah her şeyi hakkıyla işitir ve bilir.”[28]




    “Resülullahın sizi çağırmasını, sizin birbirinizi davet etmenizle bir tutmayın.”[29]



    Evet bu ve bunun gibi ayetler gösteriyor ki, Hz. Peygamberin (SAV) Allah katında çok



    yüce bir mevkii ve derecesi vardır. Bunun için Hz. Peygambere hitap ederken veya O’ndan(SAV)



    bahsederken nübüvvet makamını ifade eden ‘Resülullah veya Peygamber Efendimiz’ gibi bir



    vasfını söylemeli; Hadis-i şeriflerine karşı saygılı olup, sükunetle dinleyip gereklerini yerine



    getirmeli; ve en önemlisi de karşılaştığımız bir meselede Allah’ın ve Resulünün o konuda bir



    hükmünün bulunup bulunmadığını araştırmalı ve o hükme uyup keyfi uygulamalara girmemeliyiz.




    Peygamber Efendimiz (SAV), vazifesini eksiksiz ve mükemmel bir şekilde yapmıştır. Buna



    gerek veda hutbesini dinleyen yüz yirmi bin sahabe, gerek kendisinden sonra gelen milyarlarca



    müslüman, gerekse Allah (cc) şahittir. Nasıl ki O (SAV), bize karşı görevini yaptıysa, bizde O’na



    (SAV) karşı görev ve sorumluluklarımızı yerine getirmeliyiz.




    Evet Allah’a karşı birtakım görevlerimiz olduğu gibi, O’nun elçisi Hz. Muhammed



    (SAV)’e karşı da bazı görevlerimiz vardır. Bunları kısaca: O’na (SAV), inanmak;[30] O’na (SAV),



    itaat etmek;[31] O’nu (SAV), her şeyden çok sevmek[32] ve O’na (SAV), salât u selâm getirmek[33]



    şeklinde özetleyebiliriz.




    Rabbim, Efendimizin (SAV) yolundan bizleri ayırmasın. O’na (SAV) karşı görev ve



    sorumluluklarını bilerek tatbik etmeyi nasip etsin. Bizleri O’nun (SAV) şefaatine mazhar etsin.



    (AMİN)



    [1] Tirmizi, Menakıb, 3

    [2] Bakara suresi: (2)/253; ayrıca benzer mealde bkz İsra suresi: (17)/55

    [3] “İnsanlar (kıyamet günü) diriltilecekleri zaman yerden ilk çıkacak olan benim. Onlar (huzur-u ilahiye) geldiklerinde (onlar adına) hatipleri ben olacağım. (Allah'ın rahmetinden) Ümitlerini kestiklerinde (rahmet ve mağfireti) onlara ben müjdeleyeceğim. O gün Livâu'l-hamd (şükür sancağı) benim elimde olacak. Ademoğlunun Allah'a en kerim olanı da benim. Bunda fahr (övünme) yok!” (Tirmizi, Menakıb, 2)

    [4] Biz seni alemlere (bütün insanlar için) sırf bir rahmet vesilesi olman için gönderdik.” Enbiya suresi: (21)/107

    [5] “…O (SAV), Allah’ın resulü ve peygamberlerin sonuncusudur.” Ahzab suresi: (33)/40

    [6]“İşte bugün sizin dininizi kemâle erdirdim” Maide suresi: (5)/3

    [7] Al-i İmran suresi: (3)/81

    [8] Buhari, Menakıb, 18; Müslim, Fedail, 21

    [9] Buhari, Teyemmüm 3, Salat 56, humus 8; Müslim, Mesacid, 3; Nesai, Gusl, 26

    [10]Cevâmi’ul-kelim: Az sözle, çok şey anlatma özelliğidir.

    [11] Ahzab suresi: (33)/40

    [12] Cinlerin ümmet olmasıyla ilgili bkz. Ahkaf suresi: (46)/29 ve Cinn suresi: (72)/1-3

    [13] “Deki: Ey insanlar! ben sizin hepinize Allah tarafından gönderilmiş bir peygamberim” A’raf suresi: (7)/158

    [14] “(Resulüm!) Kuşkusuz biz sana Kevser'i verdik.” Kevser suresi: (108)/1

    [15] Makam-ı mahmud: Allah’a yakınlık ve âhiretteki en büyük şefaat makamıdır. “Geceleyin uyanıp, yalnız sana mahsus olarak fazladan namaz kıl. Belki de Rabbin seni Makam-ı Mahmud’a yükseltir.” İsra suresi: (17)/79

    [16] “Bir gece, kendisine bazı delillerimizi gösterelim diye kulu Muhammedi, Mescid-i Haramdan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksaya götüren O zatın şanı ne yücedir!” İsra suresi: (17)/1

    [17] “Biz Kur’an’ı bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi indirdik.” Kadir suresi: (97)/1-3

    [18] “Biz sana apaçık fetih ihsan ettik. Böylece Allah, senin geçmiş ve gelecek günahını bağışlar.” Fetih suresi: (48)/1-3

    [19] “O (Allah), müşrikler hoşlanmasalar da (kendi) dinini bütün dinlere üstün kılmak için Resûlünü hidayet ve Hak Din ile gönderendir.” Tevbe suresi: (9)/33

    [20]Kendilerine kitap vermiş olduğumuz kimseler, O’nu(Muhammed’i) tıpkı evlatlarını tanıdıkları gibi tanırlar. Böyle iken, onlardan bir kısmı, bile bile gerçeği gizler.” Bakara suresi: (2)/146

    [21] “Ey Ümmet-i Muhammed! Siz insanların iyiliği için meydana çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz: İyiliği yayar, kötülüğü önlersiniz, çünkü Allah’a inanırsınız.” Al-i İmran suresi: (3)/110

    [22] “Andolsun, sizler güçsüz olduğunuz halde Allah, Bedir'de de size yardım etmişti.” Al-i İmran suresi: (3)/123

    [23]Peygamber, müminlere kendi canlarından daha yakındır. Eşleri, onların analarıdırAhzap suresi: (33)/6

    [24] Kim Resûl'e itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur.” Nisa suresi: (4)/80

    [25]Ey Resulüm, de ki: “Ey insanlar, eğer Allah’ı seviyorsanız, gelin bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah gafurdur, rahimdir.” Al-i İmran suresi: (3)/31

    [26] “…Ümmî Peygambere iman edin ve O'na uyun ki doğru yolu bulasınız.” A’raf suresi: (7)/158

    [27] Hucurat suresi: (49)/2

    [28] Hucurat suresi: (49)/1

    [29] Nur suresi: (24)/63

    [30] Bakara suresi: (2)/136 ve 285; Nisâ suresi: (4)/152; A'râf suresi: (7)/158; Teğabun suresi: (64)/8 vb. ayetler.

    [31] Âl-i İmran suresi: (3)/31-32; Nisâ suresi: (4)/13-14, 64-65 ve 69. ayetler; Tevbe suresi: (9)/71 vb. ayetler.

    [32] Tevbe suresi: (9)/24; Âli İmran suresi: (3)/31; Ahzab suresi: (33)/56.

    [33]Muhakkak ki Allah ve melekleri Peygambere hep salat ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin ve tam bir içtenlikle selam verin.” Ahzab suresi: (33)/56

    BİR MUMUN ARDINDA BEKLEYEN RÜZGAR, IŞIKSIZ RUHUMU SALLAR DA DURUR...


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. İttihad-ı Muhammedi(a.s.m)
    By gamze-i_dilruzum in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 14.12.12, 20:10
  2. Ezan-ı Muhammedî
    By Bîçare S.V. in forum Şiirler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 24.01.12, 13:15
  3. Muhammedi Ahlaka Muhtacız
    By Bîçare S.V. in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 22.12.08, 14:54
  4. Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 20.12.07, 03:05
  5. Sevginin Özü Muhammedî (sas) Muhabbet
    By sehervakti in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07.12.07, 06:32

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0