+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 14

Konu: Hizmete Şevk Dersleri...:

  1. #1
    MuM
    MuM isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Guest MuM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Mesajlar
    3.600

    Standart Hizmete Şevk Dersleri...:

    ON ÜÇÜNCÜ NOTA



    Medar-ı iltibas olmuş olan beş meseledir.



    Birincisi: Tarik-i hakta çalışan ve mücahede edenler, yalnız kendi vazifelerini düşünmek lâzım gelirken, Cenâb-ı Hakka ait vazifeyi düşünüp, harekâtını ona bina ederek hataya düşerler. Edebü'd-Din ve'd-Dünya risalesinde vardır ki:



    Bir zaman şeytan, Hazret-i İsâ Aleyhisselâma itiraz edip demiş ki: "Madem ecel ve herşey kader-i İlâhî iledir; sen kendini bu yüksek yerden at, bak nasıl öleceksin."
    Hazret-i İsâ Aleyhisselâm demiş ki:
    Yani, "Cenâb-ı Hak abdini tecrübe eder ve der ki: 'Sen böyle yapsan sana böyle yaparım. Göreyim seni, yapabilir misin?' diye tecrübe eder. Fakat abdin hakkı yok ve haddi değil ki, Cenâb-ı Hakkı tecrübe etsin ve desin: 'Ben böyle işlesem Sen böyle işler misin?' diye tecrübevâri bir surette Cenâb-ı Hakkın rububiyetine karşı imtihan tarzı, sû-i edeptir, ubudiyete münâfidir."


    Madem hakikat budur; insan kendi vazifesini yapıp Cenâb-ı Hakkın vazifesine karışmamalı.



    Meşhurdur ki, bir zaman İslâm kahramanlarından ve Cengiz'in ordusunu müteaddit defa mağlûp eden Celâleddin-i Harzemşah harbe giderken, vüzerâsı ve etbâı ona demişler:



    "Sen muzaffer olacaksın. Cenâb-ı Hak seni galip edecek."
    O demiş: "Ben Allah'ın emriyle, cihad yolunda hareket etmeye vazifedarım. Cenâb-ı Hakkın vazifesine karışmam. Muzaffer etmek veya mağlûp etmek Onun vazifesidir."


    İşte o zat bu sırr-ı teslimiyeti anlamasıyla, harika bir surette çok defa muzaffer olmuştur.



    Evet, insanın elindeki cüz-ü ihtiyarî ile işledikleri ef'allerinde, Cenâb-ı Hakka ait netâici düşünmemek gerektir. Meselâ, kardeşlerimizden bir kısım zatlar, halkların Risale-i Nur'a iltihakları şevklerini ziyadeleştiriyor, gayrete getiriyor.


    Dinlemedikleri vakit, zayıfların kuvve-i mâneviyeleri kırılıyor, şevkleri bir derece sönüyor. Halbuki, üstad-ı mutlak, muktedâ-yı küll, rehber-i ekmel olan Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, -1- olan ferman-ı İlâhîyi kendine rehber-i mutlak ederek, insanların çekilmesiyle ve dinlememesiyle daha ziyade sa'y ve gayret ve ciddiyetle tebliğ etmiş. Çünkü -2- sırrıyla anlamış ki, insanlara dinlettirmek ve hidayet vermek, Cenâb-ı Hakkın vazifesidir; Cenâb-ı Hakkın vazifesine karışmazdı.



    Öyleyse, İşte ey kardeşlerim! Siz de, size ait olmayan vazifeye harekâtınızı bina etmekle karışmayınız ve Hâlıkınıza karşı tecrübe vaziyetini almayınız.

  2. #2
    Ehil Üye aşk-ı ilahi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Yaş
    32
    Mesajlar
    2.407

    Standart

    Hizmet ederken de mi bu böyle..
    Vazifemiz olan hizmeti yapmalıyız..Gerisini Cenab-ı Hakka mı bırakmalıyız..
    Hidayet sahibi O çünkü..


    Ben artık Rabbime döndüm sakın bana gülme Leyla.

    Gerçek aşkı Onda buldum, sakın bana kızma Leyla.


  3. #3
    MuM
    MuM isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Guest MuM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Mesajlar
    3.600

    Standart

    İkinci mesele: Ben hem kendimde, hem bu yakındaki Risale-i Nur talebelerinde şuhur-u muharremeden sonra bir yorgunluk ve şevkte bir fütur görüyordum. Sebebini vâzıhan bilmiyordum. Şimdi, eskide söylediğim tahminî sebep, hakikat olduğunu gördüm. Şöyle ki:


    Nasıl maddî hava fena ise, fena tesir ediyor; manevi hava da bozulsa, herkesin istidadına göre bir sarsıntı verir.Şuhur-u selâse ve muharremede âlem-i İslamın manevi havası, umum ehl-i imanın ahiret kazancına ve ticaretine ciddi teveccühleri ve himmetleri ve tenvirleri o havayı sâfileştiriyor, güzelleştiriyor, müthiş ârızalara ve fırtınalara mukabele ediyor. Herkes o sayede ve sayesinde derecesine göre istifade eder. Fakat o şuhur-u mübareke gittikten sonra, âdeta o ahiret ticaretinin meşheri ve pazarı değiştiği gibi, dünya sergisi açılmaya başlıyor. Ekser himmetler, bir derece vaziyeti değişiyor. Havayı tesmim eden buharat-ı müzahrefe o manevi havayı bozar. Herkes derecesine göre ondan zedelenir.

    Bu havanın zararından kurtulmak çaresi, Risale-i Nur'un gözüyle bakmak ve ne kadar müşkilât ziyadeleşse, kudsi vazife itibarıyla daha ziyade ciddiyet ve şevkle hareket etmektir. Çünkü başkaların füturu ve çekilmesi, ehl-i himmetinşevkini, gayretini ziyadeleştirmeye sebeptir. Zira, gidenlerin vazifelerini de bir derece yapmaya kendini mecbur bilir ve bilmelidirler.

  4. #4
    MuM
    MuM isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Guest MuM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Mesajlar
    3.600

    Standart


    Hâmisen: Mücahidlerin üstadı ve efelerin hakikî bir nâsihi ve Risale-i Nur'un halis muhlis bir şakirdi olan Hasan Âtıf kardeşim,


    Senin uzun ve tesirli ve ehemmiyetli mektubun içindeki edîbâne, gayet ince hissiyatın ve sana mahsus lâtif t
    abiratın hoşuma gitti

    Kardeşim, mübtedi'lerin ve hodfuruşların ve mülhidlerin ilişmelerinden teessüratın beni, senin hesabına müteessir etti. Evvelce size yazdığım mektup, inşaallah o teessüratı izale eder. Risale-i Nur'un mesleği ise, vazifesini yapar, Cenab-ı Hakkın vazifesine karışmaz. Vazifesi tebliğdir; kabul ettirmek, Cenab-ı Hakkın vazifesidir.


    Hem, kemiyete ehemmiyet verilmez. Sen o havalideki bir tek Âtıf'ı bulsan, yüzü bulmuş gibidir. Merak etme. Hem, mümkün olduğu kadar hariçten gelen küçük ilişmelere ehemmiyet verme. Fakat ihtiyatla, bu atalet mevsimi ve gaflet zamanı ve derd-i maişet iptilâsı zamanında cüz'î bir iştigal de ehemmiyetlidir. Tevakkuf değil, muvaffakiyetsiz mağlubiyet yok! Risale-i Nur'un her tarafta galibâne fütuhatı var.

  5. #5
    MuM
    MuM isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Guest MuM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Mesajlar
    3.600

    Standart

    Alıntı MuM Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

    Hâmisen: Mücahidlerin üstadı ve efelerin hakikî bir nâsihi ve Risale-i Nur'un halis muhlis bir şakirdi olan Hasan Âtıf kardeşim,


    Senin uzun ve tesirli ve ehemmiyetli mektubun içindeki edîbâne, gayet ince hissiyatın ve sana mahsus lâtif t
    abiratın hoşuma gitti

    Kardeşim, mübtedi'lerin ve hodfuruşların ve mülhidlerin ilişmelerinden teessüratın beni, senin hesabına müteessir etti. Evvelce size yazdığım mektup, inşaallah o teessüratı izale eder. Risale-i Nur'un mesleği ise, vazifesini yapar, Cenab-ı Hakkın vazifesine karışmaz. Vazifesi tebliğdir; kabul ettirmek, Cenab-ı Hakkın vazifesidir.


    Hem, kemiyete ehemmiyet verilmez. Sen o havalideki bir tek Âtıf'ı bulsan, yüzü bulmuş gibidir. Merak etme. Hem, mümkün olduğu kadar hariçten gelen küçük ilişmelere ehemmiyet verme. Fakat ihtiyatla, bu atalet mevsimi ve gaflet zamanı ve derd-i maişet iptilâsı zamanında cüz'î bir iştigal de ehemmiyetlidir. Tevakkuf değil, muvaffakiyetsiz mağlubiyet yok! Risale-i Nur'un her tarafta galibâne fütuhatı var.

    aziz üstadımızın, atıf adlı talebesine(ağabeye) olan bu mektubunda "sen o havalideki bir tek atıf'ı bulsan yüzü bulmuş gibidir" cümlesi beni çok düşündürdü...

    atıf adlı talebesine bir tek atıf'ı bulsan diyor; bir insanı, bir kişiyi bulsan değil...

    bana öyle geliyor ki "kendini bulsan" "kendine hakiki manada okusan" "kendine yazsan", kendine neşretsen" yani bir tek atıf'ı bulsan... yüzü bulmuş gibi olursun manasınında olduğunu düşünüyorum...

    bu mektub hakkında bu düşüncem kusurlu ise risalei nurdan ve üstadımdan af diliyorum.

  6. #6
    Vefakar Üye dr_lal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Bulunduğu yer
    ...
    Yaş
    34
    Mesajlar
    390

    Standart

    Allah razı olsun...
    Söylenecek çok söz vardı;ama kelimeler kifayetsiz kaldı...

  7. #7
    Ehil Üye **Muttakİ** - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    İSTANBUL
    Mesajlar
    1.650

    Standart

    Muhterem ağabeyim çok önemli bir konuya deyinmişsiniz Allah razı olsun.
    konuyu defalarca okudum.Şu noktada ikilemde kaldım yardımcı olursanız duacınız olurum inşallah.
    Şimdi Nur Üstadın sözlerinden yola çıkarak şunumu diyebiliriz
    Çevremizdeki kardeşlerimizi imanlarını kurtarmak için derslerimize davet etmeliyiz.Elimizden geleni yapmalıyız ama sonrasında çok ısrarcı olmamalıyız Cenab-ı Hakka bırakmalıyız öylemi...
    Bizim ders ablamızın anlattığı bir hikaye var
    Sırat köprüsünden geçen bazı insanlar var.ama bazıları sürüklenerek zorla cennete götürülüyor.Ordan bir mubarek soruyor bunlar neden zorla sürüklenerek cennete götürülüyor diyor.Yanıt geliyor;Onlar dünya hayatında zorla ilim öğrenmek için derslere götürülen insanlar deniliyor.
    şunu ekleyerek ısrarcı olmamızı söylüyor
    çevrenizdeki her kardeşiniz ahirette sizden davacı olacak beni neden götürmedin,herşey için ısrar ederken ilim için neden ısrarcı olmadın diye vs...

    Misafirlik tuhaf şey...
    Oradasın,ama oralı değilsin...
    Önüne sofralar kuruluyor,izzet-ikram görüyorsun ama hiç bir şey sana ait değil...
    Rahatın yerinde de olsa kalkıp gideceksin birgün,gitmek zorundasın...
    Misafirlik dünya hayatına ne çok benziyor ve dünya hayatı misafirliğe...


    Hizmette SINIR ve SİNİR yoktur

  8. #8
    Dost mustafa6854 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Mesajlar
    22

    Standart

    allah razi olsun... çok güzel konulara değinilmiş, istifade ettik ellerinize sağlık...

    bizde kendi penceremizden gördüklerimizi dilimizin döndüğünce ifade edlim istedik inş...

    bir tek atıf derken hiç bir zaman kemiyetin ( adet çokluğu ) nun ehemm,iyeti yok... önemli olan keyfiyet ( kalite ) dir... yani bir kamyon çakılın olacağına bir tek kaşıkçı elmasın olsun...

    bi araba amatör futbolcun olacağına bi tane pelen olsun...

    levlake levlake lemahalaktul eflak... resulum eğer sen olmasaydın kainatı yaratmazdım hadisinde olduğu gibi allah katında resulullah bir kefede kainat bir kefede resulullah her zaman ağır geliyoo...

    bide aklıma gelmişken söleyim peygamberimizde duasında yarabbi islamiyeti iki ömerden biri ile aziz et diyor... çünkü iki ömerdede karizmatik lider sıfatı var kitleleri ardından sürükleyecek kabiliyet var... allah hidayeti hz. ömere veriyo nasip ediyo...

    sözün özü kalite herzaman önemlii... neticeye etki eden değer kalitedir... mesela barselonanın 110.000 kişilik stadı var 110,000 tane taraftarı var o taraftarın önünde bazen maç kaybediyo... skoru sadece 11 profösyönel ayak değiştirir...

    bir tek atıf gibi profösyönel....

    lenin demişki: muhammedin sahabileri gibi 10 kişi bende olsa bütün dünyayı kominist yapardım... cennetle müjdelendiği halde futur göstermeyen 10 kişi...

    bu meselede sözü çok uzattık kusura bakmayın...

  9. #9
    Müdakkik Üye aczmendi reşha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    652

    Standart

    Alıntı MuM Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    aziz üstadımızın, atıf adlı talebesine(ağabeye) olan bu mektubunda "sen o havalideki bir tek atıf'ı bulsan yüzü bulmuş gibidir" cümlesi beni çok düşündürdü...

    atıf adlı talebesine bir tek atıf'ı bulsan diyor; bir insanı, bir kişiyi bulsan değil...

    bana öyle geliyor ki "kendini bulsan" "kendine hakiki manada okusan" "kendine yazsan", kendine neşretsen" yani bir tek atıf'ı bulsan... yüzü bulmuş gibi olursun manasınında olduğunu düşünüyorum...

    bu mektub hakkında bu düşüncem kusurlu ise risalei nurdan ve üstadımdan af diliyorum.

    ve bihi nesteinu


    kardeşimin anlayışına bir anlayışta biz ekleyelim inşaallah

    sen o havalide bir atıfı bulsan....

    üstad r.a talebeleri için ..
    bir said yerine binler said..
    sen kur'an vekili saidin aynı olman..
    gibi
    yani
    ey atıf efendi sen orda seni fanefilihvanla ders abisi bilip üstadı namına sanin aynın olacak olan bir atıf bulsan yüzü bulmuş olursun..
    iki tane 1 olsa olsa 11 olur.. peki yüz nasıl olur..üstad r.a adına olunca olur yani
    111 üstad r.a atıf k.s. ve bulunacak yeni atıf (talebesi) yani olsa nasıl olur..
    buda bizim kanaatimiz.

    اِهْدِنَاالصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ

    aczmendi reşha


  10. #10
    Ehil Üye aşk-ı ilahi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Yaş
    32
    Mesajlar
    2.407

    Standart

    Nurcular, müşterileri ve kendilerine taraftarları aramaya kendilerini mecbur bilmiyorlar. "Vazifemiz hizmettir, müşterileri aramayız. Onlar gelsinler bizi arasınlar, bulsunlar" diyorlar. Kemiyete ehemmiyet vermiyorlar. Hakikî ihlâsı taşıyan bir adamı, yüz adama tercih ediyorlar.

    Emirdağ Lahikası


    Ben artık Rabbime döndüm sakın bana gülme Leyla.

    Gerçek aşkı Onda buldum, sakın bana kızma Leyla.


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Şevk mi Şefk mi?
    By myd38 in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 18.12.09, 10:53
  2. Risalelerin Verdiği Mutluluk ve Şevk
    By Özgürlük in forum Risale-i Nur'u Yeni Tanıyanlara
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 18.02.08, 22:24
  3. Şevk, Gayret, Heyecan
    By vakti_nehar in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 02.10.07, 20:04
  4. Geçmişin Şevk Akşamları
    By Ehl-i telvin in forum Şiirler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 15.08.07, 20:09
  5. Tenkit Tozlar, Şevk Yağmurlar
    By elff in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 31
    Son Mesaj: 07.08.07, 19:36

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0