Hattâ, Seyyidü'ş-Şüheda olan Hazret-i Hamza Radıyallahu Anh, mükerrer vakıatla, kendine iltica eden adamları muhafaza etmesi ve dünyevî işlerini görmesi ve gördürmesi gibi çok vakıatla, bu tabaka-i hayat tenvir ve ispat edilmiş.

Cevabımız

Değerli Kardeşimiz;


Ayetin ifadesi ile şehitler ölmezler. İlgili mektupta da geçtiği üzere, Bediüzzamanın "Ubeyd" isminde bir talebesi şehit olduğu halde, kendisi şehit olduğunu bilmiyor, yaşadığını sanıyormuş.

Dolayısıyla, şehitler için, soruda geçen durumlar, Allah'ın izniyle söz konusu olabilmektedir.Hz. Hamza ise şehtilerin efendisidir. Bu durum onun için daha ziyade vâki olabilir.

Rızık sahibi olmak gibi, ilim sahibi olmanın da bazı şartları vardır. Allah, dünyada, her şeyi sebeplerle yaratır ve ortaya çıkarır. İnsanlara da sebeplere müracaat etmelerini emreder. Sebepleri yerine getirdikten sonra, sonucu yaratacak olan Allaht'ır. İlmi kazanmanın sebeplerinden birisi de Ashab-ı suffaya, yaşantı olarak taklit etmek ise, ona da müracaat ederiz. Zaten, Ashab-ı suffa, ilim tahsil etmiştir. ona uyanlar da ilim tahsil etmekle meşgul olacaklardır. İlim sahibi olmanın sebepler çizgisindeki yeri ilimle meşgul olmaktır. Tarladan buğday elde etmenin yolu, buğday ekmek olduğu gibi, "ekmeyen biçemez" düsturu ilim için de geçerlidir.

Selam ve dua ile...
Sorularla Risale-i Nur Editör