+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 10

Konu: Gayrullahı Cenab-ı Hak Hesabına Sevebilmeyi Nasıl Başarıcaz...?

  1. #1
    Ehil Üye Beste-i Rana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Bulunduğu yer
    Doğanın Derinlikleri
    Mesajlar
    4.544

    Standart Gayrullahı Cenab-ı Hak Hesabına Sevebilmeyi Nasıl Başarıcaz...?

    Fakat muhabbetin bir vartası var ki: Ubudiyetin sırrı olan niyazdan, mahviyetten, naza ve dâvâya atlar, mizansız hareket eder. Mâsivâ-yı İlâhiyeye teveccühü hengâmında mânâ-yı harfîden mânâ-yı ismîye geçmesiyle, tiryak iken zehir olur. Yani, gayrullahı sevdiği vakit, Cenâb-ı Hak hesabına ve Onun namına, Onun bir âyine-i esmâsı olmak cihetiyle rapt-ı kalp etmek lâzımken, bazen o zâtı, o zat hesabına, kendi kemâlât-ı şahsiyesi ve cemÂl-i zâtîsi namına düşünüp, mânâ-yı ismiyle sever. Allah'ı ve Peygamberi düşünmeden yine onları sevebilir. Bu muhabbet, muhabbetullaha vesile değil, perde oluyor. Mânâ-yı harfî ile olsa, muhabbetullaha vesile olur, belki cilvesidir denilebilir...




    Hest-i Nist-Nümâ



    "Müslümanın müslümana gülümsemesi sadakadır" sırrıyla espri yapıyorum...


    Hepimiz Cennette Kavuşalım...


  2. #2
    Ehil Üye Beste-i Rana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Bulunduğu yer
    Doğanın Derinlikleri
    Mesajlar
    4.544

    Standart

    Kimse sorumu cevaplayıp beni aydınlatmamış ama...




    Hest-i Nist-Nümâ



    "Müslümanın müslümana gülümsemesi sadakadır" sırrıyla espri yapıyorum...


    Hepimiz Cennette Kavuşalım...


  3. #3
    Müdakkik Üye NurTalebesi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Bulunduğu yer
    Diyar-ı bekir
    Mesajlar
    599

    Standart

    Fakat muhabbetin bir vartası var ki: Ubudiyetin sırrı olan niyazdan, mahviyetten, naza ve dâvâya atlar, mizansız hareket eder.

    Muhabbetin bir vartası niyaz makamından naz makamına geçmektir...Naz makamını bilirsiniz,önce niyazla Rabbe çok yakınlaşır...Ve çok çok sever,niyazdan naza geçer...Bazı zatlar bu makamda bulunmuşlardır...Niyaz makımdan naza atlamak,ölüçüsüzce hareket etmektir...
    Müslüman eriyiz, silsilemiz kahraman / Müslümanız, Hakk'a tapan Müslüman...

    Bir gün Kur an etrafındaki surların yıkıldığını görürsen, hemen kemiklerini taş, etlerini harç, kanını da su edeceksin. Etrafına ilimden, irfandan, faziletten ahlâktan kaleler dikeceksin. Kaleler, fedailer ister. Nasıl olsa sen de içinde fedai olacaksın.

  4. #4
    Müdakkik Üye NurTalebesi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Bulunduğu yer
    Diyar-ı bekir
    Mesajlar
    599

    Standart

    Mâsivâ-yı İlâhiyeye teveccühü hengâmında mânâ-yı harfîden mânâ-yı ismîye geçmesiyle, tiryak iken zehir olur. Yani, gayrullahı sevdiği vakit, Cenâb-ı Hak hesabına ve Onun namına, Onun bir âyine-i esmâsı olmak cihetiyle rapt-ı kalp etmek lâzımken, bazen o zâtı, o zat hesabına, kendi kemâlât-ı şahsiyesi ve cemÂl-i zâtîsi namına düşünüp, mânâ-yı ismiyle sever. Allah'ı ve Peygamberi düşünmeden yine onları sevebilir. Bu muhabbet, muhabbetullaha vesile değil, perde oluyor. Mânâ-yı harfî ile olsa, muhabbetullaha vesile olur, belki cilvesidir denilebilir...

    Allah'ın dışındaki herşeye teveccüh mana-i harfiyle olmalı,yoksa mana-i ismiyle olduğu zaman mahlukatı zatı hesabına sevmiş oluyoruz.Mana-i harfiyle mahlukata bakan,Allah'ın güzel isimlerinin nakışlarını görür.okur.Ve mevcudatın bir mektup olduğunu bilir.Mektubu okuyup mektup sahibini düşünmemek...Mektubun kendisini sevmeye benzer.Kalbin alakasına değen,Rabtir.Ve rab namına olan bakıştır.Ve o bakıştan esma-i hüsnayı okuyabilmektir...
    Mahlukatı anladıkta ya peygamberi....
    Evet hrişstiyanların hazreti İsaya Allah'ın oğlu demeleri,onu zatı namına sevip yüceltlmeleri dolayısıyladır...
    Ve bu sevgi peygamber içinde olsa Allah namına olmadığıu için makbul değildir...Aksine perde olur...
    Müslüman eriyiz, silsilemiz kahraman / Müslümanız, Hakk'a tapan Müslüman...

    Bir gün Kur an etrafındaki surların yıkıldığını görürsen, hemen kemiklerini taş, etlerini harç, kanını da su edeceksin. Etrafına ilimden, irfandan, faziletten ahlâktan kaleler dikeceksin. Kaleler, fedailer ister. Nasıl olsa sen de içinde fedai olacaksın.

  5. #5
    Müdakkik Üye NurTalebesi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Bulunduğu yer
    Diyar-ı bekir
    Mesajlar
    599

    Standart

    ALLAH İÇİN Mİ SEVİYORUZ?
    Niçin seviyoruz?
    Allah için mi?
    Nefsimizi hesabına mı?
    Mahlukatın zatı hesabına mı?

    Bu sorulara cevap verebiliyor muyuz? Veriyorsak, cevabımız ne‘’Allah hesabına’’mı? Emin miyiz? Yoksa vicdanımızı rahatlatmak için mi? Bu cevap…
    Allah için sevdiğimizi nasıl anlıyoruz? Hangi sonuçlardan anlarız Allah için sevdiğimizi… Evet, zamanın bediisinin 32.sözde sunduğu ölçüler takdire şayan…
    Önce Akla gelebilecek şöyle bir suale cevap verelim’’Allah’ıda seviyorum, ama başka şeyleri de kendi zatları namına sevmemde ne sakınca olabilir’’...Allah’ı zatı hesabına, mahlûkatı da zatı hesabına sevmeyi isteyen nefistir. Allah sevgisini mahlûkatından ayrı tutmak… Olabilir mi sizce? Düşünün, elmayı seviyorsunuz, çok lezzetli buluyorsunuz,’’çok güzel çok seviyorum’’diyorsunuz. Nimeti görüp mün’imi göremeden istifade ediyorsunuz… Nimetten in’ama geçip, mün’imi hakikiyi bulamamak… Bize hediye getireni değil de, hediyeyi sevmek… Hediye sevgisini verenden ayrı tutmak… Oysaki hediyenin güzelliliği nisbetinde hediye getiren zat sevilir… Bu sadece bir örnek. Bu kâinatta bize her türlü hediyeyi ihsan eden zatı sevmeliyiz… Bize sayısız hediyeler ve nimetler sunan zattan gafil olup hediyelere perestiş etmek... Ne kadar doğru? Her ihsan O’ndansa ihsana olan muhabbette O’na olmalıdır. O’nun için olmalıdır…
    Sadede dönelim. Allah için sevmenin ölçüsü nedir? Nasıl anlarız Allah için sevdiğimizi… Nur deryasından yudumladığım bazı katrelerden…
    Dünyayı niçin seviyoruz?’’Ahiret ve cennetin muvakkat fidanlığı’’olduğu için mi? Yoksa keyif ve eğlence yeri olduğu için mi? Niçin seviyoruz… Sevmiyor muyuz yoksa…
    Ahiretin tarlası ve esma-i hüsnanın nakışlarının tecelli ettiği bu mekân sevilmez mi? En büyük ticaret yapılacak olan bu mekân sevilmez mi? Bu iki yüzüyle… Ama Allah için nefret te edilir şu garip dünyaya… Çünkü hakiki manasıyla sevilmediği zaman insanı Allah’tan uzaklaştıran da dünyadır… Ve’’Dünya sevgisi hataların başı’’(hadis)olur…

    ’’leziz taamları ve meyveleri severim, peder ve valide ve evlâtlarımı severim, refika-i hayatımı severim, dost ve ahbaplarımı severim, enbiya ve evliyâyı severim, hayatımı, gençliğimi severim, baharı ve güzel şeyleri ve dünyayı severim. Nasıl bunları sevmeyeceğim? Nasıl bütün bu muhabbetleri Cenâb-ı Hakkın zât ve sıfat ve esmâsına verebilirim? Bu ne demektir?"(SÖZLER583)

    Bir elmayı yerken elmayı mı severiz? Rahman ve Mün’im isimlerini mi? Annemizi babamızı onlara muhtaç olduğunuz zaman mı severiz? Yoksa onlar bize muhtaç olduğu zaman mı? Ayetteki hürmet emrine mi ittiba ederiz? Yoksa hayatlarını istiskal mi ederiz? Ya eşlerimizi genç ve güzelken mi severiz? Yoksa yaşlandıkça ebedi hayat arkadaş olduklarını düşünüp daha çok mu severiz? Ya hayatı niçin severiz? Sermaye olduğu için mi? Yoksa ‘’bir kere daha mı dünyaya geleceğim’’mantığıyla mı? Elimizde muhafaza edemediğimiz kat’iyyen gidecek olan latif gençliğinizi hissiyatınıza mağlup olarak gayrı meşru dairede harcayarak mı seversiniz? Yoksa terbiye-i islamiye ile baki bir gençliği kazandırdığı için mi?
    Dostlar vardır salihtirler. Onları Salih amelleri cihetinde sevmek Allah namına sevmektir. H.z.Ebubekir’in H.z. Muhammed’e olan dostluğu bu sırdandır. Ensar muhacir kardeşliği gene bu sırdandır. Ve büyük zatlarıda amel-i Salih cihetinde sevmek lazımdır. Unutmayalım ki hala Hazreti İsa ve Ali’yi Allah namına değil de mecazi olarak seven ve helak olan birçok insan var. Zaten hadiste Hazreti Ali’ye denildiği gibi;
    ‘’Sende, Hazret-i İsâ (a.s.) gibi, iki kısım insan helâkete gider: Birisi ifrat-ı muhabbet, diğeri ifrat-ı adâvetle. Hazret-i İsâ'ya, Nasrânî, muhabbetinden, hadd-i meşrudan tecavüzle -hâşâ- 'ibnullah' dediler. Yahudi, adâvetinden çok tecavüz ettiler, nübüvvetini ve kemâlini inkâr ettiler. Senin hakkında da, bir kısım, hadd-i meşrudan tecavüz edecek, muhabbetinden helâkete gidecektir."(Mektubat107)

    Aklıma ve kalbime en çok sorduğum soru'’Gerçekten Allah için mi seviyorsun''...
    Düşünüyorum düşünüyorum düşünüyorum...

    Ağır bir imtihan...

    Bir sevgi Allah için başlayıp Allah için devam etmiyor da olabilir...

    Bu yüzden her an imtihan her an cihad burada da söz konusu...

    Beklentisiz safi bir sevgiyi elde edecek miyiz?

    İhlâs ihlâs ihlâs....

    O’nun için O’nun için O’nun için…

    Kolay mı? Karşılıksız sevmek…

    Karşılıksa,en büyük karşılık olan rızayı ilahi yetmiyor mu bize yoksa…

    Bu yazı nefsimedir…
    Müslüman eriyiz, silsilemiz kahraman / Müslümanız, Hakk'a tapan Müslüman...

    Bir gün Kur an etrafındaki surların yıkıldığını görürsen, hemen kemiklerini taş, etlerini harç, kanını da su edeceksin. Etrafına ilimden, irfandan, faziletten ahlâktan kaleler dikeceksin. Kaleler, fedailer ister. Nasıl olsa sen de içinde fedai olacaksın.

  6. #6
    Ehil Üye Beste-i Rana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Bulunduğu yer
    Doğanın Derinlikleri
    Mesajlar
    4.544

    Standart

    Alıntı NurTalebesi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Fakat muhabbetin bir vartası var ki: Ubudiyetin sırrı olan niyazdan, mahviyetten, naza ve dâvâya atlar, mizansız hareket eder.

    Muhabbetin bir vartası niyaz makamından naz makamına geçmektir...Naz makamını bilirsiniz,önce niyazla Rabbe çok yakınlaşır...Ve çok çok sever,niyazdan naza geçer...Bazı zatlar bu makamda bulunmuşlardır...Niyaz makımdan naza atlamak,ölüçüsüzce hareket etmektir...
    Allah razı olsun kardeşim açıklamanız için benim tam olarak sorup anlamak istediğim şu biz gayrullahı nasıl mana-i ismiyle değilde mana-i harfiyle sevebileceğiz...Yada bunu başarabiliyormuyuz...




    Hest-i Nist-Nümâ



    "Müslümanın müslümana gülümsemesi sadakadır" sırrıyla espri yapıyorum...


    Hepimiz Cennette Kavuşalım...


  7. #7
    Ehil Üye yağmur_damlası - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    1.189

    Standart

    Alıntı Hüve-l Ahsen Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Allah razı olsun kardeşim açıklamanız için benim tam olarak sorup anlamak istediğim şu biz gayrullahı nasıl mana-i ismiyle değilde mana-i harfiyle sevebileceğiz...Yada bunu başarabiliyormuyuz...
    Zor çok zor...

  8. #8
    Ehil Üye YıldızMisal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Yaş
    37
    Mesajlar
    2.694

    Standart

    Alıntı NurTalebesi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    ALLAH İÇİN Mİ SEVİYORUZ?
    Niçin seviyoruz?
    Allah için mi?
    Nefsimizi hesabına mı?
    Mahlukatın zatı hesabına mı?

    Bu sorulara cevap verebiliyor muyuz? Veriyorsak, cevabımız ne‘’Allah hesabına’’mı? Emin miyiz? Yoksa vicdanımızı rahatlatmak için mi? Bu cevap…
    Allah için sevdiğimizi nasıl anlıyoruz? Hangi sonuçlardan anlarız Allah için sevdiğimizi… Evet, zamanın bediisinin 32.sözde sunduğu ölçüler takdire şayan…
    Önce Akla gelebilecek şöyle bir suale cevap verelim’’Allah’ıda seviyorum, ama başka şeyleri de kendi zatları namına sevmemde ne sakınca olabilir’’...Allah’ı zatı hesabına, mahlûkatı da zatı hesabına sevmeyi isteyen nefistir. Allah sevgisini mahlûkatından ayrı tutmak… Olabilir mi sizce? Düşünün, elmayı seviyorsunuz, çok lezzetli buluyorsunuz,’’çok güzel çok seviyorum’’diyorsunuz. Nimeti görüp mün’imi göremeden istifade ediyorsunuz… Nimetten in’ama geçip, mün’imi hakikiyi bulamamak… Bize hediye getireni değil de, hediyeyi sevmek… Hediye sevgisini verenden ayrı tutmak… Oysaki hediyenin güzelliliği nisbetinde hediye getiren zat sevilir… Bu sadece bir örnek. Bu kâinatta bize her türlü hediyeyi ihsan eden zatı sevmeliyiz… Bize sayısız hediyeler ve nimetler sunan zattan gafil olup hediyelere perestiş etmek... Ne kadar doğru? Her ihsan O’ndansa ihsana olan muhabbette O’na olmalıdır. O’nun için olmalıdır…
    Sadede dönelim. Allah için sevmenin ölçüsü nedir? Nasıl anlarız Allah için sevdiğimizi… Nur deryasından yudumladığım bazı katrelerden…
    Dünyayı niçin seviyoruz?’’Ahiret ve cennetin muvakkat fidanlığı’’olduğu için mi? Yoksa keyif ve eğlence yeri olduğu için mi? Niçin seviyoruz… Sevmiyor muyuz yoksa…
    Ahiretin tarlası ve esma-i hüsnanın nakışlarının tecelli ettiği bu mekân sevilmez mi? En büyük ticaret yapılacak olan bu mekân sevilmez mi? Bu iki yüzüyle… Ama Allah için nefret te edilir şu garip dünyaya… Çünkü hakiki manasıyla sevilmediği zaman insanı Allah’tan uzaklaştıran da dünyadır… Ve’’Dünya sevgisi hataların başı’’(hadis)olur…

    ’’leziz taamları ve meyveleri severim, peder ve valide ve evlâtlarımı severim, refika-i hayatımı severim, dost ve ahbaplarımı severim, enbiya ve evliyâyı severim, hayatımı, gençliğimi severim, baharı ve güzel şeyleri ve dünyayı severim. Nasıl bunları sevmeyeceğim? Nasıl bütün bu muhabbetleri Cenâb-ı Hakkın zât ve sıfat ve esmâsına verebilirim? Bu ne demektir?"(SÖZLER583)

    Bir elmayı yerken elmayı mı severiz? Rahman ve Mün’im isimlerini mi? Annemizi babamızı onlara muhtaç olduğunuz zaman mı severiz? Yoksa onlar bize muhtaç olduğu zaman mı? Ayetteki hürmet emrine mi ittiba ederiz? Yoksa hayatlarını istiskal mi ederiz? Ya eşlerimizi genç ve güzelken mi severiz? Yoksa yaşlandıkça ebedi hayat arkadaş olduklarını düşünüp daha çok mu severiz? Ya hayatı niçin severiz? Sermaye olduğu için mi? Yoksa ‘’bir kere daha mı dünyaya geleceğim’’mantığıyla mı? Elimizde muhafaza edemediğimiz kat’iyyen gidecek olan latif gençliğinizi hissiyatınıza mağlup olarak gayrı meşru dairede harcayarak mı seversiniz? Yoksa terbiye-i islamiye ile baki bir gençliği kazandırdığı için mi?
    Dostlar vardır salihtirler. Onları Salih amelleri cihetinde sevmek Allah namına sevmektir. H.z.Ebubekir’in H.z. Muhammed’e olan dostluğu bu sırdandır. Ensar muhacir kardeşliği gene bu sırdandır. Ve büyük zatlarıda amel-i Salih cihetinde sevmek lazımdır. Unutmayalım ki hala Hazreti İsa ve Ali’yi Allah namına değil de mecazi olarak seven ve helak olan birçok insan var. Zaten hadiste Hazreti Ali’ye denildiği gibi;
    ‘’Sende, Hazret-i İsâ (a.s.) gibi, iki kısım insan helâkete gider: Birisi ifrat-ı muhabbet, diğeri ifrat-ı adâvetle. Hazret-i İsâ'ya, Nasrânî, muhabbetinden, hadd-i meşrudan tecavüzle -hâşâ- 'ibnullah' dediler. Yahudi, adâvetinden çok tecavüz ettiler, nübüvvetini ve kemâlini inkâr ettiler. Senin hakkında da, bir kısım, hadd-i meşrudan tecavüz edecek, muhabbetinden helâkete gidecektir."(Mektubat107)

    Aklıma ve kalbime en çok sorduğum soru'’Gerçekten Allah için mi seviyorsun''...
    Düşünüyorum düşünüyorum düşünüyorum...

    Ağır bir imtihan...

    Bir sevgi Allah için başlayıp Allah için devam etmiyor da olabilir...

    Bu yüzden her an imtihan her an cihad burada da söz konusu...

    Beklentisiz safi bir sevgiyi elde edecek miyiz?

    İhlâs ihlâs ihlâs....

    O’nun için O’nun için O’nun için…

    Kolay mı? Karşılıksız sevmek…

    Karşılıksa,en büyük karşılık olan rızayı ilahi yetmiyor mu bize yoksa…

    Bu yazı nefsimedir…
    yüreğine sağlık kardeşim.Allah ilmini artırsın

  9. #9
    Müdakkik Üye NurTalebesi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Bulunduğu yer
    Diyar-ı bekir
    Mesajlar
    599

    Standart

    Allah razı olsun...
    Menba:Nur...
    Müslüman eriyiz, silsilemiz kahraman / Müslümanız, Hakk'a tapan Müslüman...

    Bir gün Kur an etrafındaki surların yıkıldığını görürsen, hemen kemiklerini taş, etlerini harç, kanını da su edeceksin. Etrafına ilimden, irfandan, faziletten ahlâktan kaleler dikeceksin. Kaleler, fedailer ister. Nasıl olsa sen de içinde fedai olacaksın.

  10. #10
    Ehil Üye Beste-i Rana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Bulunduğu yer
    Doğanın Derinlikleri
    Mesajlar
    4.544

    Standart

    Alıntı NurTalebesi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Mâsivâ-yı İlâhiyeye teveccühü hengâmında mânâ-yı harfîden mânâ-yı ismîye geçmesiyle, tiryak iken zehir olur. Yani, gayrullahı sevdiği vakit, Cenâb-ı Hak hesabına ve Onun namına, Onun bir âyine-i esmâsı olmak cihetiyle rapt-ı kalp etmek lâzımken, bazen o zâtı, o zat hesabına, kendi kemâlât-ı şahsiyesi ve cemÂl-i zâtîsi namına düşünüp, mânâ-yı ismiyle sever. Allah'ı ve Peygamberi düşünmeden yine onları sevebilir. Bu muhabbet, muhabbetullaha vesile değil, perde oluyor. Mânâ-yı harfî ile olsa, muhabbetullaha vesile olur, belki cilvesidir denilebilir...

    Allah'ın dışındaki herşeye teveccüh mana-i harfiyle olmalı,yoksa mana-i ismiyle olduğu zaman mahlukatı zatı hesabına sevmiş oluyoruz.Mana-i harfiyle mahlukata bakan,Allah'ın güzel isimlerinin nakışlarını görür.okur.Ve mevcudatın bir mektup olduğunu bilir.Mektubu okuyup mektup sahibini düşünmemek...Mektubun kendisini sevmeye benzer.Kalbin alakasına değen,Rabtir.Ve rab namına olan bakıştır.Ve o bakıştan esma-i hüsnayı okuyabilmektir...
    Mahlukatı anladıkta ya peygamberi....
    Evet hrişstiyanların hazreti İsaya Allah'ın oğlu demeleri,onu zatı namına sevip yüceltlmeleri dolayısıyladır...
    Ve bu sevgi peygamber içinde olsa Allah namına olmadığıu için makbul değildir...Aksine perde olur...
    Alıntı NurTalebesi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    ALLAH İÇİN Mİ SEVİYORUZ?
    Niçin seviyoruz?
    Allah için mi?
    Nefsimizi hesabına mı?
    Mahlukatın zatı hesabına mı?

    Bu sorulara cevap verebiliyor muyuz? Veriyorsak, cevabımız ne‘’Allah hesabına’’mı? Emin miyiz? Yoksa vicdanımızı rahatlatmak için mi? Bu cevap…
    Allah için sevdiğimizi nasıl anlıyoruz? Hangi sonuçlardan anlarız Allah için sevdiğimizi… Evet, zamanın bediisinin 32.sözde sunduğu ölçüler takdire şayan…
    Önce Akla gelebilecek şöyle bir suale cevap verelim’’Allah’ıda seviyorum, ama başka şeyleri de kendi zatları namına sevmemde ne sakınca olabilir’’...Allah’ı zatı hesabına, mahlûkatı da zatı hesabına sevmeyi isteyen nefistir. Allah sevgisini mahlûkatından ayrı tutmak… Olabilir mi sizce? Düşünün, elmayı seviyorsunuz, çok lezzetli buluyorsunuz,’’çok güzel çok seviyorum’’diyorsunuz. Nimeti görüp mün’imi göremeden istifade ediyorsunuz… Nimetten in’ama geçip, mün’imi hakikiyi bulamamak… Bize hediye getireni değil de, hediyeyi sevmek… Hediye sevgisini verenden ayrı tutmak… Oysaki hediyenin güzelliliği nisbetinde hediye getiren zat sevilir… Bu sadece bir örnek. Bu kâinatta bize her türlü hediyeyi ihsan eden zatı sevmeliyiz… Bize sayısız hediyeler ve nimetler sunan zattan gafil olup hediyelere perestiş etmek... Ne kadar doğru? Her ihsan O’ndansa ihsana olan muhabbette O’na olmalıdır. O’nun için olmalıdır…
    Sadede dönelim. Allah için sevmenin ölçüsü nedir? Nasıl anlarız Allah için sevdiğimizi… Nur deryasından yudumladığım bazı katrelerden…
    Dünyayı niçin seviyoruz?’’Ahiret ve cennetin muvakkat fidanlığı’’olduğu için mi? Yoksa keyif ve eğlence yeri olduğu için mi? Niçin seviyoruz… Sevmiyor muyuz yoksa…
    Ahiretin tarlası ve esma-i hüsnanın nakışlarının tecelli ettiği bu mekân sevilmez mi? En büyük ticaret yapılacak olan bu mekân sevilmez mi? Bu iki yüzüyle… Ama Allah için nefret te edilir şu garip dünyaya… Çünkü hakiki manasıyla sevilmediği zaman insanı Allah’tan uzaklaştıran da dünyadır… Ve’’Dünya sevgisi hataların başı’’(hadis)olur…

    ’’leziz taamları ve meyveleri severim, peder ve valide ve evlâtlarımı severim, refika-i hayatımı severim, dost ve ahbaplarımı severim, enbiya ve evliyâyı severim, hayatımı, gençliğimi severim, baharı ve güzel şeyleri ve dünyayı severim. Nasıl bunları sevmeyeceğim? Nasıl bütün bu muhabbetleri Cenâb-ı Hakkın zât ve sıfat ve esmâsına verebilirim? Bu ne demektir?"(SÖZLER583)

    Bir elmayı yerken elmayı mı severiz? Rahman ve Mün’im isimlerini mi? Annemizi babamızı onlara muhtaç olduğunuz zaman mı severiz? Yoksa onlar bize muhtaç olduğu zaman mı? Ayetteki hürmet emrine mi ittiba ederiz? Yoksa hayatlarını istiskal mi ederiz? Ya eşlerimizi genç ve güzelken mi severiz? Yoksa yaşlandıkça ebedi hayat arkadaş olduklarını düşünüp daha çok mu severiz? Ya hayatı niçin severiz? Sermaye olduğu için mi? Yoksa ‘’bir kere daha mı dünyaya geleceğim’’mantığıyla mı? Elimizde muhafaza edemediğimiz kat’iyyen gidecek olan latif gençliğinizi hissiyatınıza mağlup olarak gayrı meşru dairede harcayarak mı seversiniz? Yoksa terbiye-i islamiye ile baki bir gençliği kazandırdığı için mi?
    Dostlar vardır salihtirler. Onları Salih amelleri cihetinde sevmek Allah namına sevmektir. H.z.Ebubekir’in H.z. Muhammed’e olan dostluğu bu sırdandır. Ensar muhacir kardeşliği gene bu sırdandır. Ve büyük zatlarıda amel-i Salih cihetinde sevmek lazımdır. Unutmayalım ki hala Hazreti İsa ve Ali’yi Allah namına değil de mecazi olarak seven ve helak olan birçok insan var. Zaten hadiste Hazreti Ali’ye denildiği gibi;
    ‘’Sende, Hazret-i İsâ (a.s.) gibi, iki kısım insan helâkete gider: Birisi ifrat-ı muhabbet, diğeri ifrat-ı adâvetle. Hazret-i İsâ'ya, Nasrânî, muhabbetinden, hadd-i meşrudan tecavüzle -hâşâ- 'ibnullah' dediler. Yahudi, adâvetinden çok tecavüz ettiler, nübüvvetini ve kemâlini inkâr ettiler. Senin hakkında da, bir kısım, hadd-i meşrudan tecavüz edecek, muhabbetinden helâkete gidecektir."(Mektubat107)

    Aklıma ve kalbime en çok sorduğum soru'’Gerçekten Allah için mi seviyorsun''...
    Düşünüyorum düşünüyorum düşünüyorum...

    Ağır bir imtihan...

    Bir sevgi Allah için başlayıp Allah için devam etmiyor da olabilir...

    Bu yüzden her an imtihan her an cihad burada da söz konusu...

    Beklentisiz safi bir sevgiyi elde edecek miyiz?

    İhlâs ihlâs ihlâs....

    O’nun için O’nun için O’nun için…

    Kolay mı? Karşılıksız sevmek…

    Karşılıksa,en büyük karşılık olan rızayı ilahi yetmiyor mu bize yoksa…

    Bu yazı nefsimedir…

    Allah razı olsun kardeşim...
    Rabbim hepimize tüm yaratılanlara mana-i harfiyle bakmayı nasip etsin...




    Hest-i Nist-Nümâ



    "Müslümanın müslümana gülümsemesi sadakadır" sırrıyla espri yapıyorum...


    Hepimiz Cennette Kavuşalım...


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Vatana Ecnebi Hesabına Darbeler Vuruyorlar!
    By Bîçare S.V. in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 12.03.09, 09:11
  2. Cenab-ı Hakkın 99 İsm-i Celilesi...
    By Garip_Maznun in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 09.02.09, 01:06
  3. Cenab-ı Hakk'ın İsimlerini Kainattan Okuma Nasıl Olur
    By Barla in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 10.01.09, 11:48
  4. Dilmestî-i Cenâb-ı Pîr
    By Tılsım in forum Edebiyat
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 01.05.08, 16:51
  5. Cenab-ı Hakkın Esmaları
    By zerre06 in forum Beyin Fırtınaları
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 27.01.08, 19:35

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0