+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 13

Konu: "Haram Sevgilerimizdeki Müstehak Olduğumuz Elemlerimiz.."

  1. #1
    MuM
    MuM isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Guest MuM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Mesajlar
    3.600

    Standart "Haram Sevgilerimizdeki Müstehak Olduğumuz Elemlerimiz.."

    Aziz üstadımızın risalei nurda bir çok muvazene ile anlattığı bir mesele.

    Meyve risalesi 5. meselede geçen kısım belki de gayr-i meşru dediğimiz, kimilerinin çıkmak,flört, kimilerinin görüşmek, kimilerinin konuşmak, kimilerinin hoşlanmak, kimilerinin sadece masumca seviyoru dediği bir durum bir hal... Fakat burada tüm bahsettiğimiz kavramlar aralarında dini ve beşeri hukuk açısından bir hukuk oluşmayan yani daha birbirine refika-i hayat olamamış kardeşlerimizin, arkadaşlarımızın, insanların ve bizim durumumuz.


    Hakikat-i hal böyle olunca birbirine hukuken, daha refika-i hayat olamamış insanların, belki de kur'ani olarak, belki de risalei nur müvazenelerinde ki refika-i hayat tabiri, açıklamaları içinde birbirlerini sevmeleri mümkün olmuyor...olamaz da. Çünki orada ki hakikatler bir refike, bir refika-i hayata mahsus his ve duygular. Kaldı ki bizler daha o hukuk içinde olamadık o hukuku oluşturamadık..

    Biz birbirimizi Allah için seviyoruz denmesi... evet Allah için sevmek ne güzel. Fakat daha birbirine eş olamamış aralarında hukuk oluşmamış kimseler hangi kavramla ve sıfatla birbirlerini Allah için seviyorlar. Kardeş mi...? Dost mu...? Arkadaş mı?... Refika-i hayat mı diyeceğim ama daha öyle bir şey söz konusu değilken... Ya da şimdi manen kardeş gibiyiz, refika-i hayat olunca o manada seveceğiz gibi duygular mı...

    Aziz üstadımızın 5. meseledeki ifadeleri, ehl-i dünya olsun olmasın, ehl-i ukba olsun olmasın...irademizle ya da irade dışı, karşılıklı cinslerimizle girmiş olduğumuz ve daha refika-i hayat olamadan adına sevda, aşk dediğimiz mevhumların ne gibi neticeler doğuracağını o kadar veciz bir ifade ile anlatıyor ki.


    Meselâ, haram sevmekte, bir kıskançlık elemi ve firak elemi ve mukabele görmemek elemi gibi çok ârızalarla o cüz'î lezzet zehirli bir bal hükmüne geçer.

    evet , tam mütedeyyin olalım, olmayalım, irademizle girelim girmeyelim, hiç bir günahımız da olmasın karşılıklı ilişki de lakin bu cümleden sonra gelecek elemlere muttali dahi olmasak bile bu cümledeki zehirli bal kısmına hepimiz giriyoruz...girdik...

    haram sevmek tabiri. teşbihi. rızka mı bakıyor. yoksa dünyayı sevmeye mi bakıyor bilemiyorum fakat burada refika-i hayat dışında adı ne olursa olsun karşılıklı cinsler olarak yaşadıklarımızın elemleri gibi geliyor bana.

    haram sevmekte;

    bir kıskançlık elemi; her şeyi kıskanır durulur. Aralarında hukuku olmayan kişiler birbirine eşleri imiş gibi bakar ve öyle görür ve birbirlerine karışmaya başlar. Manen zulmü ve vehimi netice vererek o insanları sıkıntı ve ızdırab içine sokar.

    firak elemi ki belki en acısıdır. Yani ayrılık elemi. Aralarında hukuk oluşmamış ve oluşmadığı halde birbirine refik-refika diye bakan insanlar çeşitli arızalarla ayrılık yaşadıklarında; aylardır veya senelerdir yaşadıkları kimlerin omuzlarındaki sevab ve günah defterine yazılacak... ve her daim gizli saklı ilişkilerde acaba ayrılık olacak mı endişesi firak endişesi...

    ve mukabele görmemek elemi. Ne kadar da sarih ve net...Birbirlerine hakiki manada mukabele edemezler. Ya biri çok sever diğeri az. Birisi az sever diğeri çok. Belki hiç sevmezler ve sever gibi yaparlar...mukabelesiz bir sevgi... ve karşılıksız...zamanla mukabele gördüğünü zaman insanlar olası bir firak durumunda mukabelesiz bir halde ortada kaldıklarındaki elemi düşünebiliyormusunuz...

    ölçüsüz muhabbetimiz, ölçüsüz alakamız ne kadar da elim elemleri doğurdu hayatımızda...

    düştük...bir daha düştük girdiğimiz yerlerden...

    Allah için seviyoruz sandık... Adına flört demiyorduk. Korkuyorduk. Gezip tozmamıştık ki sair flört eden gençler gibi...

    Evet belki onlar gibi değildik... Ama onlar gibi olmasak da....

    Nedendi bu içimizdeki, kıskançlık, firak ve mukabele görmemek elemleri....

    Nedendi...

    ve son cümleler:


    -Gayr-i meşru muhabbetin âkıbetinin mükâfatı, mahbûbun gaddârâne adâvetidir.

    -"Gayr-i meşrû bir muhabbetin neticesi, merhametsiz azab çekmektir"


    -Halbuki, muhabbet ettiği mevcudat durmuyorlar, gidiyorlar. Firaktan daima azap çekiyor. Onun o hadsiz muhabbeti, hadsiz bir mânevî azâba medar oluyor.O azâbı çekmekte kabahat, kusur ona aittir. Çünkü kalbindeki hadsiz istidad-ı muhabbet, hadsiz bir cemâl-ı bâkiye mâlik bir Zâta tevcih etmek için verilmiş. O insan sûiistimal ederek o muhabbeti fâni mevcudata sarf ettiği cihetle kusur ediyor, kusurunun cezasını firâkın azâbıyla çekiyor.


    Hakkınızı helal edin nahoş olan cümlelerim oldu ise

    Helal ve meşru muhabbetlerimle...

    Dualarınızı beklerim.






  2. #2
    Ehil Üye seyyah_salih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Şan(S)lıUrfa'DaN
    Yaş
    51
    Mesajlar
    15.435

    Standart

    Bazı muhakemeler ve murakabeler özeldir..
    Onlar nefiste yapılacak murakabelerdir..
    islami hayat tarzında adı her ne olursa olsun nikahı düşen insanlarla olan iletişim doğru değildir...Bu durum her nasıl yorumlanırısa yorumlansın nefsin hissesi her zaman vardır...Eğer böyle bir durum nefislerimizde varsa bunu tövbe istiğfarla izale eder...yanlış örnek teşkil etmesin diye sağda solda söylenmemesi daha münasiptir..Rabbim gafurdur günahları affeder..Settardır örter...Bizlerde günahları ve günahlarımızı örtelim ki Allah örtsün afva müstahak olsun..
    Marifet ufku....

    Muhabbet denizinde çalan bir melodi gibidir

  3. #3
    Ehil Üye tazarru - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Yaş
    32
    Mesajlar
    1.374

    Standart

    "Ey nefisperest nefsim, ey dünyaperest arkadaşım! Muhabbet, şu kâinatın bir sebeb-i vücududur, hem şu kâinatın râbıtasıdır, hem şu kâinatın nurudur, hem hayatıdır. İnsan kâinatın en câmi' bir meyvesi olduğu için, kâinatı istilâ edecek bir muhabbet, o meyvenin çekirdeği olan kalbine derc edilmiştir. İşte şöyle nihayetsiz bir muhabbete lâyık olacak, nihayetsiz bir kemâl sahibi olabilir."

    "Güzel değil batmakla gâib olan bir mahbub. Çünkü, zevâle mahkûm, hakiki güzel olamaz; aşk-ı ebedî için yaratılan ve âyine-i Samed olan kalb ile sevilmez ve sevilmemeli.

    Bu satırlar defalarca okuduğunduğu halde akibeti görmeyen kör hissiyat zamanın finesine kapılıp gayr-ı meşru muhabbetlere müşteri olabiliyor.
    ne hikmettir ki dini kanallarda bile meşru bir diziyi izlerken bile bu tarz muhabbetler çok masumane gösteriliyor adeta bir bakıma teşvik ediliyor.

    Yusuf as bile "İnnennefse leemmâratün bis'sûi illa ma rahime rabbi"deyip Allaha sığınmış.Bizlerin bu zamanda bu duaya herzamankinden çok ihtiyacımız var.
    Rabbim cümlemizi ahirzamanın bu fitnesinden muhafaza etsin.
    Konu tazarru tarafından (29.01.09 Saat 13:46 ) değiştirilmiştir.
    " Ey Rabbim,
    Kuran'ı kalbimin baharı,sıkıntı ve gamlarımın atılma vesilesi kılmanı Senden niyaz ediyorum."




    O, “ben Senin Rabbin değil miyim?” dedi. Sen “Evet” dedin. “Evet” demenin şükrü nedir, bilir misin? Çok bela çekmektir. Bilir misin bela çekmenin sırrı nedir? Yani fakr u fena dergahındaki halkaya katılmaktır...

  4. #4
    Ehil Üye **Muttakİ** - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    İSTANBUL
    Mesajlar
    1.650

    Standart

    Refika-i hayatına muhabbetin, madem hüsn-ü sîret ve maden-i şefkat ve hediye-i rahmet olduğuna bina edilmiş. O refikaya samimî muhabbet ve merhamet edersen, o da sana ciddî hürmet ve muhabbet eder. İkiniz ihtiyar oldukça o hal ziyadeleşir, mes’udâne hayatını geçirirsin. Yoksa, hüsn-ü surete muhabbet nefsânî olsa, o muhabbet çabuk bozulur, hüsn-ü muaşereti de bozar."


    "Hem refika-i hayatını, rahmet-i İlâhiyenin mûnis, lâtif bir hediyesi olduğu cihetiyle sev ve muhabbet et. Fakat çabuk bozulan hüsn-ü suretine muhabbetini bağlama. Belki kadının en cazibedar, en tatlı güzelliği, kadınlığa mahsus bir letâfet ve nezaket içindeki hüsn-ü sîretidir. Ve en kıymettar ve en şirin cemâli ise, ulvî, ciddî, samimî, nuranî şefkatidir. Şu cemâl-i şefkat ve hüsn-ü sîret, âhir hayata kadar devam eder, ziyadeleşir. Ve o zaife, lâtife mahlûkun hukuk-u hürmeti o muhabbetle muhafaza edilir. Yoksa, hüsn-ü suretin zevâliyle, en muhtaç olduğu bir zamanda biçare hakkını kaybeder."

    Misafirlik tuhaf şey...
    Oradasın,ama oralı değilsin...
    Önüne sofralar kuruluyor,izzet-ikram görüyorsun ama hiç bir şey sana ait değil...
    Rahatın yerinde de olsa kalkıp gideceksin birgün,gitmek zorundasın...
    Misafirlik dünya hayatına ne çok benziyor ve dünya hayatı misafirliğe...


    Hizmette SINIR ve SİNİR yoktur

  5. #5
    MuM
    MuM isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Guest MuM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Mesajlar
    3.600

    Standart

    Bugün bir kütüphanede bir arkadaşı ziyaret maksatlı gitmiştim.

    Raflarda kitapları karıştırırken, Peygamber efendimizden hadislerle tavsiyeler ve açıklamalar adlı bir kitap elime düştü.

    Hadisler ve hadis üzerine tefekkürler vardı.

    şu hadis gerçekten çok manidardı:

    Rasulullah a.s.m zevcesi ümmü habibe r.a dan rasullahın şöyle buyurduğu rivayet olunmuştur: Allaha ve ahiret gününe iman eden bir kadının kocasından başka bir ölü için üç günden fazla yas tutmaşı helal değildir.Lakin kadın, kocasına karşı dört ay on gün yas tutabilir.(buhari-müslim)

    evet...

    konumuzla alakalı olarak bu hadis-i şerifi tefekkür nev'inden tahlil etmeye çalışacak olursak. Beşeri sevgilerimiz ve sevdalarımızı aşklarımızı nikahi bir hukukla tamamlayamadan gençlerimizin, çocuklarımızın, bizlerin hikmet-i ilahinin takdiri ile herhangi bir firak yaşadıklarında hayata küsen, ve kulluk ve iman, taat hususunda zaafa düşen, herşeyden ümidini kesen kişiler haline geldikleri ve geldiğimiz görülmüş olabilir.

    insanların ve özellikle biz gençlerin dudaklarından beşeri sevdalarımız için;

    "O'nsuz yapamam,"
    "O benim her şeyimdi,"
    "O'nu nasıl unuturum" nevinden

    ruhu ızdırap, bedeni çökmüşlük, kalbi sıkıntılar halinde bırakan ve sürekli olarak bu cümlelerde yaşayan gençlerimiz olmuştur. Olacaklardı da.

    Hadis-i şerife dönecek olursak. Hadis iki cümle. Birinci cümle:
    -Allaha ve ahiret gününe iman eden bir kadının kocasından başka bir ölü için üç günden fazla yas tutmaşı helal değildir.
    Evet Allaha ve ahiret gününe iman eden kadının( burada bu hadis erkekleri bağlamaz denilebilir mi. Şahsen denilemeyeceği kanaatindeyim. Çünki fıtraten ve hilkaten zayıf ve hissi olan kadınlara bu yas tutmayı yasaklayan hadis elbette fıtraten kadınlar kadar hissi olmayan, duygusal olmayan erkekleri hayli hayli bağlar kanaatindeyim. Allahu alem)

    Evet Allaha ve ahiret gününen iman eden. Yani imanı olanlar... Kocasınıdan başka bir ölü için üçgünden fazla yas tutması helal değildir...Acaba burada kocasından başka bir ölüden kasıt, kadının anne babası, kardeşleri vs gibi kişilermidir bir fikir oluşmuyor. Fakat umumi bir tabir olsa dahi yas tutup ümitsizlik çekmek hayata küsmek, rabbin taktirine bir rızasızlık olabileceği için herkes için geçerli olabilir diyebiliriz...(Allahu alem...)

    Peki vefat eden birisi eğer kocası ise, ne kadar süre yas tutabilir. 4 ay on gün. Bu da fıkhımızdaki iddet müddeti dediğimiz süreyi ifade ediyor. Yani bu süre zarfından sonra bir başkasıyla evlenebilir. Yani duygusal manada fıtraten çok zaif ve himayeye muhtaç bir kadın, hele hele kocası vefat ettikten sonra daha da himayeye muhtaç olduğu düşünülürse...mana daha iyi anlaşılacaktır.

    Netice olarak...

    Güzel ve hikmetleri, her düsturu; kalb, ruh, beden ve sair latifelerimiz için ölçü olan kur'an ve sünnetde ne kadar faideler, lezzetler, huzurlar olduğu anlaşılıyor. Ve kur'an ve sünnet ölçülerinde uymayan His, heves, fikir ve düşüncelerimizde nasıl da kendimize manen ağırlıklar yüklediğimiz ve altında ezilip büzüldüğümüz anlaşılıyor.

    Nikah durumu oluşmadan belki de iradesi dışında, bazı hallere girip de çıkmak istediği halde çıkamayan gençlerin, olası bir ayrılık-firak aşamasında omuzlarına yükledikleri "mazide yaşananların manevi ağırlıkları" ne olur gençlerimizin ve bizlerin kulluğunu, hayata olan bağlılığını, ümitlerini kırmasın...

    Hissi olarak fıtraten çok muhtaç olduğu kocasına dahi belli süre yas sınırı koyan ve o sürenin aşılmamasını isteyen ve onu ümitsiz koymayan, Allaha ve ahiret gününe iman eden böyle yapmalıdır diyen bir hikmet, elinizde, olmadan veya olarak girilen hallerde size ve bizlere ne olur ümitsizlik halleri, geçmişe takılıp kulluk adına donukluk ve gayretsizlik halleri vermesin...

    tevbe ve istiğfarla ve kur'anımızın ve sünnetimizin ve bizleri teselli eden nurlarımızın düsturlarıyla halimize bakalım ve kulluğumuzu yeniden inşaa edelim inşaallah...

    Hakkınızı helal ediniz bu konuda çok kelam ettim.

    Selam ve dua ile.

  6. #6
    Pürheves ebrarbedia - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Bulunduğu yer
    bilinmezlik...
    Yaş
    34
    Mesajlar
    279

    Standart

    hepinizden Allah razı olsun...gercektende insan daha sonradan bunun cezasını cekiyor...


    Ne ömrünü Yûsuf uğruna adayacak Zûleyha var…
    Ne de uğruna ömür adanacak bir Yûsuf…


  7. #7
    Ehil Üye aşk-ı ilahi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Yaş
    33
    Mesajlar
    2.407

    Standart

    Rabbim hepimize birbirimize küfüv eşler nasip etsin..
    En önemli olan zaten dini bakımdan eşit olmak..
    Ve Rabbim herşeyin en hayırlısını nasip etsin..
    Duam umuma inşaallah..


    Ben artık Rabbime döndüm sakın bana gülme Leyla.

    Gerçek aşkı Onda buldum, sakın bana kızma Leyla.


  8. #8
    Ehil Üye aşk-ı ilahi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Yaş
    33
    Mesajlar
    2.407

    Standart

    Tevafuk az önce bu yeri okumuştum işaretül icazdan;

    Saadetin esaslarından "nikâh" ise: Evet, insanın en fazla ihtiyacını tatmin eden, kalbine mukabil bir kalbin mevcud bulunmasıdır ki, her iki taraf sevgilerini, aşklarını, şevklerini mübadele etsinler ve lezaizde birbirine ortak, gam ve kederli şeylerde de yekdiğerine muavin ve yardımcı olsunlar.


    Ben artık Rabbime döndüm sakın bana gülme Leyla.

    Gerçek aşkı Onda buldum, sakın bana kızma Leyla.


  9. #9
    MuM
    MuM isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Guest MuM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Mesajlar
    3.600

    Standart

    Allah razı olsun kardeşler sizden de.

  10. #10
    Ehil Üye seyyah_salih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Şan(S)lıUrfa'DaN
    Yaş
    51
    Mesajlar
    15.435

    Standart

    Halbuki en keskin tarîk olan aşk, nefisten elini çeker, fakat mâşuk-u mecâzîye yapışır. Onun zevâlini bulduktan sonra Mahbub-u Hakikiye gider.
    Marifet ufku....

    Muhabbet denizinde çalan bir melodi gibidir

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Yalnızca "La İlahe İllallah" Demek Yeterli midir? "Muhammedür Resulullah" Demeden?
    By ZÜMRÜT in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 25.04.17, 13:15
  2. "Ene" ve "Zerre"den İbaret Bir "Elif" Bir "Nokta"dır.
    By Ene-Zerre in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 29
    Son Mesaj: 21.04.17, 20:29
  3. Hayatıyla bir "Elif" yazar, "Vav" vuslatıyla yürür, yüreği "Hu" okur..
    By gamze-i_dilruzum in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 21.04.17, 20:28
  4. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 05.09.08, 13:57
  5. "Vücudunu, Mucidine Feda Et" ve "Ruhumu Rahmana Teslim Eyledim" Ne Demektir?
    By sahabe86 in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 24.07.08, 15:22

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0