+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 6 ve 6

Konu: Cenab-ı Hak Musibetleri Veriyor,Masumların Suçu Ne

  1. #1
    Ehil Üye aşur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    1.446

    Standart Cenab-ı Hak Musibetleri Veriyor,Masumların Suçu Ne

    Alıntı insirah Nickli Üyeden Alıntı
    Cenâb-? Hak musibetleri veriyor, belâlar? musallat ediyor. Hususan masumlara, hattâ hayvanlara bu zulüm değil mi?

    Elcevap
    :

    Hâşâ! Mülk Onundur; mülkünde istediği gibi tasarruf eder. Hem acaba, san'atkâr bir zat, bir ücret mukabilinde seni bir model yap?p, gayet san'atkârâne yapt?ğ? murassâ bir libas? sana giydiriyor; hünerini, maharetini göstermek için k?salt?yor, uzalt?yor, biçiyor, kesiyor, seni oturtuyor, kald?r?yor. Sen ona diyebilir misin ki, "Beni güzelleştiren elbiseyi çirkinleştirdin; bana oturtup kald?rmakla zahmet verdin"? Elbette diyemezsin. Dersen divanelik edersin.

    Aynen öyle de, Sâni-i Zülcelâl göz, kulak, lisan gibi duygularla murassâ, gayet san'atkârâne bir vücudu sana giydirmiş. Mütenevvi esmâs?n?n nak?şlar?n? göstermek için seni hasta eder, müptelâ eder, aç eder, tok eder, susuz eder, bu gibi ahvalde yuvarlat?r. Mahiyet-i hayatiyeyi kuvvetleştirmek ve cilve-i esmâs?n? göstermek için, seni böyle çok tav?rlarda gezdiriyor. Sen eğer desen, "Beni niçin bu mesâibe müptelâ ediyorsun?" Temsilde işaret edildiği gibi, yüz hikmet seni susturacak.

    Zaten sükûn ve sükûnet, atâlet, yeknesakl?k, tevakkuf, bir nevi ademdir, zarard?r. Hareket ve tebeddül vücuttur, hay?rd?r. Hayat, harekâtla kemâlât?n? bulur, beliyyat vas?tas?yla terakki eder. Hayat, cilve-i esmâ ile muhtelif harekâta mazhar olur, tasaffî eder, kuvvet bulur, inkişaf eder, inbisat eder, kendi mukadderât?n? yazmas?na müteharrik bir kalem olur, vazifesini ifa eder, ücret-i uhreviyeye kesb-i istihkak eder

    Harika bir izah. Allah Üstad'dan raz? olsun.
    Konu HakanBa tarafından (02.06.07 Saat 17:48 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Bizler yalnızca Allah’ın kullarıyız ve yalnızca Allah’a dönüyoruz. Başımıza gelen her türlü hastalıkları ve musibetleri Cenab-ı Hakk’ın emriyle gelen vazifeli birer memur biliyoruz. Bunları vesile kılarak Rabbimize yaklaşıyoruz. Bu hastalıkların ve musibetlerin açtığı duâ musluğundan halisâne içiyoruz. Fiilî ve kavlî duamızı riyasız yapıyoruz. Bir yandan şüphesiz tedavi için elimizden gelen gayreti gösterirken, diğer yandan şifayı doğrudan Allah’tan bekliyoruz. Ve her şifa pırıltısı için doğrudan Cenab-ı Allah’a minnettar oluyoruz, doğrudan Cenab-ı Allah’a teşekkür ediyoruz.
    Bedîüzzaman Hazretleri, Hazret-i Eyyûb Aleyhisselâm’ın hastalığını tahlil ettiği İkinci Lem’a’da insanoğlunun başına gelen musibet ve hastalıkları, belâ ve sıkıntıları, hafif veya ağır acıları ve yaraları ele alır ve kader cihetiyle bunların altında yatan hikmetlere ışık tutar. Bilindiği gibi Eyyûb Aleyhisselâm pek çok yara bere içinde epey müddet kaldığı halde, o hastalığın büyük mükâfatını düşünerek, tam bir sabır çağlayanı olmuştu. Yaralarından doğan kurtlar zikir yeri olan diline ve Allah’ı bilme mahalli olan kalbine iliştiği zaman kulluğuna zarar geleceği düşüncesiyle, kendi istirahatı için değil; Allah’a kulluğunun selâmeti için, “Yâ Rab! Zarar bana dokundu. Lisanen zikrime ve kalben ubûdiyetime halel veriyor” diye duâ ediyor. Cenab-ı Hak da onun hâlis, sâfî, garazsız ve sırf Allah için yaptığı duâsını hârika bir sûrette kabul ediyor, ona şifâ veriyor ve âfiyet ihsan ediyor.
    Hazret-i Eyyûb Aleyhisselâmın tüm insanlık için örnek bir sabır kahramanı oluşu ve sabrı hayatıyla tebliğ edişi üzerinde elbette durmamız, dersler çıkarmamız ve ibretler almamız gerekir. İşte Üstad Hazretleri, Eyyûb Aleyhisselâmın duâsını konu alan Enbiyâ Sûresinin 83. âyetini böyle bir ihtiyaca cevap olarak tefsir ediyor ve insanlığın yaşadığı musîbetler, hastalıklar ve dertler hakkında, beş nükte içinde muhtelif ve orijinal değerlendirmelerde bulunuyor. Nükteleri kısaca hatırlayalım:
    Birinci Nükte: Burada bütün yoğunluk içimizde ve ruhumuzda hissettiğimiz mânevî yaralarımıza tahsis edilmiştir. Hazret-i Eyyüb Aleyhisselâmın bedenî yaralarının karşılığında, bizim de rûhî yaralarımızın olduğuna dikkat çekilmiş; bedenî yaraların nihayet yüz yıllık bir hayatı tehdit ettiği, fakat bizim mânevî yaralarımızın pek uzun olan ebedî hayatımızı sıkıp mahvetmeye çalıştığı kaydedilmiştir. Burada bildirilmiştir ki, tevbe ve istiğfarla çabuk imha edilmeyen her bir günah kalbi siyahlandırıyor. Her bir günah içinde küfre gidecek bir yol vardır. Günah eğer istiğfarla derhal imha edilmez ise, kurt değil; küçük bir mânevî yılan olarak kalbimizi ısırıyor. Meselâ günahlarının başkası tarafından bilinmesini istemeyen insan oğlu, tevbeye muvaffak olamayınca meleklerin varlığını ağır görmeye başlıyor, hattâ Allah’ın varlığına karşı inkâr meyli içine giriyor ve bu yönde içine girdiği küçük bir zanna büyük bir delil gibi yapışıyor. Bu durum ise, inkâra götürmeye yetiyor.
    Karaman’dan okuyucumuz: “Bir hastamız var. Hastalığından dolayı çok üzüntü duyuyor. Teselli etmekte zorlanıyoruz. Hastalık kullara neden verilmiş? Hikmetlerini yazar mısınız?”
    İkinci Nükte, maddî hastalıkları konu alıyor ve insanın hastalıklara karşı şikâyet etmesinin hakkı olmadığını, çünkü insanın vücut elbisesinin tamamen Mâlikü’l-Mülk’e ait olduğunu hatırlatıyor. Bununla beraber maddî musibetler insana sevap ve feyiz kaynağı teşkil etmektedirler. Nitekim musibete uğrayan kişi zaafını ve aczini tam hissederek Rabb-i Rahîm’ine tam sığınmakta, yalnız O’nu düşünmekte, yalnız O’na yalvarmakta ve böylece hâlis bir ibâdet haline ulaşmaktadır. Öyle ki, riyasız bir ibadet hükmünde olan böyle hastalıklar, yaralar, bereler, sakatlıklar ve musibetler, bu noktadan, aslında birer Rahmanî hediye olarak başımıza gelmektedir.
    Üçüncü Nükte, sevap sebebi olan maddî musibetlerin, hastalıkların ve yaraların insanı Allah’a daha çok yaklaştıracağını ve duâya zemin hazırlayacağını nazara veriyor.
    (Meselâ, Allah Teâlâ buyurdu ki: “Mü’min kullarımdan birine bir belâ ve hastalık verdiğimde Bana hamd eder ve verdiğim belâ ve hastalığa isyan etmeyip sabır gösterirse, yatağından kalktığında annesinden doğduğu günkü gibi günahlardan temizlenmiş olarak kalkar. Allah hafaza meleklerine şöyle buyurur: ‘Ben bu kulumu yatağa esir ettim. Ve ona belâ verdim. O halde ondan önce sıhhatteyken kendisine yazmış olduğunuz sevapları yazmaya devam edin.’1)
    Dördüncü Nükte, maddî musibetlere, hastalıklara ve yaralara karşı sabır kuvvetini kullanma adabını konu alır ve bize Hazret-i Eyyüb Aleyhisselâmın sabrını öğretir.
    Beşinci Nüktede, asıl musibetin dîne gelen musîbet olduğu, dînî olmayan musîbetlerin bir kısmının birer Rahmânî ihtar, birer Rabbânî iltifat ve birer arındırma ameliyesi, bir kısmının günahlara kefâret, bir kısmının da aczi ve zaafı tam hissettirip Allah’a sığınmayı netîce verdiğinden tam bir huzur kaynağı teşkil ettiğini beyan eder. Dînî musîbetlerden ise her zaman Allah’ın dergâhına ilticâ edip feryat etmek gerektiği hatırlatılır.2
    Üstad Hazretleri asıl hastalığa, asıl yaraya, asıl musibete ve asıl derde şöyle dikkat çeker ve hastalığın böylesinden milyon defa feryat etmemiz gerektiğini bildirir: “Eğer sen, günahları düşünmüyorsan yahut âhireti bilmiyorsan veya Allah’ı tanımıyorsan sende öyle dehşetli bir hastalık var ki, milyon defa sendeki bu küçük hastalıktan daha büyüktür; ondan feryat et. Çünkü bütün dünyanın mevcudatıyla kalbin, ruhun ve nefsin alâkadardır. Mütemadiyen ayrılık ve yokluk ile o alâkalar kesilip, sende hadsiz yaralar açılır. Bahusus âhireti bilmediğin için, ölümü ebedî yok oluş olarak düşündüğünden, yara bere içinde dünya kadar hastalıklı bir vücudun var.”3
    Şüphesiz musîbetin her türlüsünden Cenâb-ı Hakk’ın yardım ve inâyetine sığınmalıdır. Cenâb-ı Hak cümlemizi maddî mânevî musîbetlerden korusun. Âmîn.
    Dipnotlar:
    1- Câmiü’s-Sağîr, 3/1274
    2- Lem’alar, s. 20-24
    3- Lem’alar, s. 268
    Konu HakanBa tarafından (02.06.07 Saat 17:51 ) değiştirilmiştir.

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  3. #3
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Alem-i islam?n baş?ndaki fitne ve musibetlerin alt?nda neler yat?yor olabilir.


    Eğer denilse: Mübarek ?slâmiyet ve nuranî Asr-? Saadetin baş?na gelen o dehşetli kanl? fitnenin hikmeti ve vech-i rahmeti nedir? Çünki onlar, kahra lây?k değil idiler?
    Elcevab: Nas?lki baharda dehşetli yağmurlu bir f?rt?na, her taife-i nebatat?n, tohumlar?n, ağaçlar?n istidadlar?n? tahrik eder, inkişaf ettirir; herbiri kendine mahsus çiçek açar; f?trî birer vazife baş?na geçer. Öyle de: Sahabe ve Tâbiînin baş?na gelen fitne dahi, çekirdekler hükmündeki muhtelif ayr? ayr? istidadlar? tahrik edip kamç?lad?; "?slâmiyet tehlikededir, yang?n var!" diye her taifeyi korkuttu, ?slâmiyetin h?fz?na koşturdu. Herbiri, kendi istidad?na göre câmia-i ?slâmiyetin kesretli ve muhtelif vazifelerinden bir vazifeyi omuzuna ald?, kemal-i ciddiyetle çal?şt?. Bir k?sm? hadîslerin muhafazas?na, bir k?sm? şeriat?n muhafazas?na, bir k?sm? hakaik-i imaniyenin muhafazas?na, bir k?sm? Kur'an?n muhafazas?na çal?şt? ve hakeza.. Herbir taife bir hizmete girdi. Vezaif-i ?slâmiyette hummal? bir surette sa'yettiler. Muhtelif renklerde çok çiçekler aç?ld?. Pek geniş olan âlem-i ?slâmiyetin aktar?na, o f?rt?na ile tohumlar at?ld?; yar? yeri gülistana çevirdi. Fakat maatteessüf o güller ve gülistan içinde ehl-i bid'a f?rkalar?n?n dikenleri dahi ç?kt?.

    Güya dest-i kudret, celal ile o asr? çalkalad?, şiddetle tahrik edip çevirdi, ehl-i himmeti gayrete getirip elektriklendirdi. O hareketten gelen bir kuvve-i anilmerkeziye ile pek çok münevver müçtehidleri ve nuranî muhaddisleri, kudsî hâf?zlar?, asfiyalar?, aktablar? âlem-i ?slâm?n aktar?na uçurdu, hicret ettirdi. Şarktan garba kadar ehl-i ?slâm? heyecana getirip, Kur'an?n hazinelerinden istifade için gözlerini açt?rd?.[1]



    ----------------------------------------------------------


    – Musibet, şerr-i mahz olmad?ğ? için, bazan saadette felâket olduğu gibi, felâketten dahi saadet ç?kar. Eskidenberi ?'lâ-y? Kelimetullah ve beka-y? istiklâliyet-i ?slâm için farz-? kifaye-i cihad? deruhte ile, kendini yekvücut olan Âlem-i ?slâma fedaya vazifedar ve hilâfete bayraktar görmüş olan bu devlet-i ?slâmiyenin felâketi, Âlem-i ?slâm?n saadet-i müstakbelesiyle telâfi edilecektir. Zira şu musibet, mâye-i hayat?m?z ve âb-? hayat?m?z olan uhuvvet-i ?slâmiyenin inkişaf ve ihtizaz?n? harikulâde ta'cil etti. Biz incinir iken, Âlem-i ?slâm ağl?yor. Avrupa ziyade incitse, bağ?racakt?r. Şayet ölsek, yirmi öleceğiz, üçyüz dirileceğiz. Harikalar asr?nday?z. ?ki üç sene mevtten sonra meydanda dirilenler var. Biz mağlûbiyetle bir saadet-i âcile-i muvakkata kaybettik, fakat bir saadet-i âcile-i ( müstemirre bizi bekliyor. Pek cüz'î ve mütehavvil ve mahdut olan hâli, geniş istikbal ile mübadele eden kazan?r.[2]


    ------------------------------------------------------------------

    Bir hak bilkuvve (Fiil mertebesine varmadan. Tasavvurda, tasavvurî olarak. Düşünce halinde. Kabiliyet ve istidat ile.) kalm?ş, yahut kuvvetsiz kalm?ş, ya mahluttur (Kar?şt?r?lm?ş. Kat?lm?ş. Kar?ş?k.), hem mahşuş (Kuru ot.). Ona da bir inkişaf, ya bir taze kuvvet vermek lâz?m gelmiştir.

    Mühezzeb (Lüzumsuzu ç?kar?lm?ş, temizlenmiş. Safileştirilmiş.) ve müzehheb (Yald?zlanm?ş, yald?zl?, alt?n sürülmüş.) yapmak için, muvakkat bât?l ona musallat, tâ ki sebike-i hak (hakk?n bât?l ile mücadelesinin olmad?ğ? zamanda, hakk?n k?ymet ve lüzumu derecesinin bir cihette bilinememesi.) ne miktar lüzum vard?r

    Tâ mahz (Safi ve kat?ks?z.) ve hâlis ç?ks?n. Mebadide (başlang?çda), dünyada bât?l etse galebe, fakat kazanmaz harbi. "Akibet-ül müttakin" ona vurur bir darbe!

    ?şte bât?l mağlubdur. "El-hakku ya'lu" s?rr? onu çarpar ikaba; işte hak da galibdir.[3]

    -----------------------------------------------------------

    Korkakl?kta herkesçe bilinen tavuk, çocuklar? yan?nda iken yavrular?na şevketinden câmusa sald?r?r. ?şte dehşetli bir cesaret...

    Hem atasözü olmuş, keçinin kurttan korkusu, zor bir vaktinde şecaate ve mukavemete dönüşür; boynuzuyla kurdun karn?n? deldiği vâkidir. ?şte harika bir şecaat…!

    Yarat?l?ştaki meyillere, karş? koyulmaz. Bir avuç su, kal?n bir demir gülle içine at?lsa, k?şta soğuğa mâruz b?rak?lsa, genişleme meyli demiri parçalar.

    Evet, şefkatli tavuk cesareti, hamiyetli keçi zorda kald?ğ?nda şecaati gibi f?trî bir heyecan, demir güllede su gibi zulmün o soğuk husumetine maruz kald?kça her şeyi parçalar.

    Bununla beraber iman?n mahiyetindeki hârikulâde azamet, ?slâm?n izzetindeki şecaat, ?slam kardeşliğinin uyanmas?yla her vakit mucizeleri gösterebilir.

    Birgün olur elbette doğar şems-i hakikat

    Hiç böyle müebbed mi kal?r zulmet-i âlem?[4]

    (B. Ç.)





    --------------------------------------------------------------------------------

    [1] Ondukuzuncu Mektup s: 101

    [2] Tarihçe-i Hayat s: 134

    [3] Sözler-Lemaat’tan(El hakku yalu)

    [4] Sünihat:Rüyada hitabenin sonu
    Konu HakanBa tarafından (02.06.07 Saat 17:52 ) değiştirilmiştir.

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  4. #4
    Pürheves arayis_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2006
    Mesajlar
    162

    Standart

    Allah razı olsun.

  5. #5
    Gayyur mardynli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Mardin
    Mesajlar
    129

    Standart

    Sağolun Arkadaşlar
    Ey kendini insan bilen insan! kendini oku. yoksa, hayvan ve camid hükmünde insan olmak ihtimali var.

  6. #6
    Ehil Üye karatoprak1975 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Yaş
    44
    Mesajlar
    1.126

    Standart

    Bu sabah geçmişi bir gözden geçirip, bilgilerimi tazeleyeyim diyerek, arşivden s?ra ile yaz?lar? okumaya başlad?m. Şimdi, yapacağ?m al?nt?daki pskolojiyi biraz açabilirmisiniz. ?nkar okadar kolaym?ki ,kişi sinek gibi* günah psikolojisinden, y?lan gibi inkar?n ağz?na giriyor .










    günahlar?n?n başkas? taraf?ndan bilinmesini istemeyen insan oğlu, tevbeye muvaffak olamay?nca meleklerin varl?ğ?n? ağ?r görmeye başl?yor, hattâ Allah’?n varl?ğ?na karş? inkâr meyli içine giriyor ve bu yönde içine girdiği küçük bir zanna büyük bir delil gibi yap?ş?yor. Bu durum ise, inkâra götürmeye yetiyor.



    *Günah için, sinek tabiri biraz ağ?r oldu galiba, ama konuyu anlatmak aç?s?ndan böyle bir kelime sarfetme gereğini duydum .

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Ahirzaman musîbetleri...
    By fanidünya... in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 11.11.13, 10:18
  2. Masumların Musîbet İçinde Yanması Nedendir?
    By Bîçare S.V. in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 16.01.10, 10:52
  3. Adı... Suçu...!
    By Melis in forum Sahabeler ve Sünnet-i Seniyye
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 16.02.09, 23:41
  4. Büyük Musibetleri Defeden Ayet
    By visal in forum Dualar
    Cevaplar: 13
    Son Mesaj: 26.12.07, 15:37
  5. Masumların Ah'ları Rahmet Bulutlarını Teşkil Eder
    By Şakird in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 03.09.06, 12:38

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0