+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 16
Like Tree1Beğeni

Konu: Haşr-i Cismaninin Mücmel Bırakılması

  1. #1
    Dost zeynonaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Mesajlar
    32

    Standart Haşr-i Cismaninin Mücmel Bırakılması

    Enbiya-yı sâlife, niçin haşr-i cismanî gibi bir kısım erkân-ı imaniyeyi bir derece mücmel bırakmışlar, Kur’ân gibi tafsilât vermemişler; sonra ümmetlerinden bir kısmı, ileride o mücmel olan erkânı inkâra kadar gitmişler?

    Eski kitaplarda haşri cismani nasıl detaya inilmeden anlatılmış Kur'anı kerim nasıl tafsilat vermiş geçmiş kitaplarla Kur'anı kerimin bu konu hakkındaki kıyaslamasını yaparmısınız.

    oysaki gerçek tafsilata Hadis-i şeriflerde rastlıyoruz burasını biraz açarmısınız.

  2. #2
    Pürheves m.serkan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Mesajlar
    155

    Standart

    Alıntı zeynonaz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Eski kitaplarda haşri cismani nasıl detaya inilmeden anlatılmış Kur'anı kerim nasıl tafsilat vermiş geçmiş kitaplarla Kur'anı kerimin bu konu hakkındaki kıyaslamasını yaparmısınız.
    oysaki gerçek tafsilata Hadis-i şeriflerde rastlıyoruz burasını biraz açarmısınız.
    Bahsettiğiniz yerde şöyle bir ibare de var.
    Halbuki bütün Esmânın mertebe-i âzamlarının mazharı ve bütün enbiyânın serveri olan Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ve bütün kütüb-ü mukaddesenin reîs-i Enveri olan Kur'an-ı Hakîm, bütün erkân-ı îmâniyeyi vâzıh bir Sûrette, pek ciddî bir ifadede ve kasdî bir tarzda tafsil etmişlerdir
    Yani üstad, sadece kuranın değil, peygamber efendimizinde böyle tafsilatta bulunduğunu belirtiyor. . Ayrıca İslam muhakkikleri Kuranın Üçte birinin açıkca veya dolaylı olarak Haşirden bahsettiğini söylüyorlar. Diğer kitaplarla mukayese konusunda bir şey söyleyemeyeceğim. Bu konuda malumatım yok..

  3. #3
    Dost zeynonaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Mesajlar
    32

    Standart

    Cevap için teşekkür ederim

  4. #4
    Ehil Üye Bilal-i Sivasi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Bulunduğu yer
    İzmir
    Mesajlar
    1.298

    Standart

    "Eski zaman peygamberleri ümmetlerine Kur'an gibi izahat vermediklerinin sebebi, o devirler beşerin bedeviyet ve tufûliyet devri olmasıdır. İptidaî derslerde izah az olur. "Meyve
    Ey muhataplarım!
    Ben çok bağırıyorum. Zîra, asr-ı salis-i aşrın, yani on üçüncü asrın minaresinin başında durmuşum,

    sûreten medenî ve
    dinde lakayd ve
    fikren mazinin en derin derelerinde olanları
    camie davet ediyorum.


  5. #5
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    eski devirdeki insanlar ilkokul öğrencisi seviyesinde olduğu için kısaca anlatılmış...ama peygamber efendimiz zamanında üniversite öğrencisi seviyesine geldiği için ayrıntılı anlatılmıştır..
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  6. #6
    Ehil Üye Müellif-e - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Zindan-ı dünya'da bir garib yolcu
    Mesajlar
    4.073

    Standart

    Alıntı zeynonaz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Eski kitaplarda haşri cismani nasıl detaya inilmeden anlatılmış Kur'anı kerim nasıl tafsilat vermiş geçmiş kitaplarla Kur'anı kerimin bu konu hakkındaki kıyaslamasını yaparmısınız.

    oysaki gerçek tafsilata Hadis-i şeriflerde rastlıyoruz burasını biraz açarmısınız.

    Ve madem Kur'ân'ın dörtten birisi haşir ve âhirettir ve bin âyâtıyla onun ispatına çalışır ve onu haber verir;
    elbette Kur'ân'ın hakkaniyetine şehadet ve delâlet eden bütün hüccetleri ve delilleri ve bürhanları, dolayısıyla âhiretin vücûduna ve tahakkukuna ve açılmasına dahi delâlet ve şehadet ederler.

  7. #7
    Ehil Üye gulsah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.641

    Standart

    Kardeş mevzuya birde şu açıdan bakalım inş.

    "Enbiyâ-i sâlife, niçin haşr-i cismânî gibi bir kısım erkân-ı imâniyeyi bir derece mücmel bırakmışlar, Kur'ân gibi tafsilât vermemişler? Sonra, ümmetlerinden bir kısmı, ileride o mücmel olan erkânı inkâra kadar gitmişler''

    Mevzu 24. sözde bu şekilde geçiyor. Önceki peygambler döneminde haşir mevzuu detaylı bahsedilmediği için sonraki ümmetler o noktada inkara yada batıl te'villere ( haşr-i cismani değil yanlız ruhen olacağı gibi... ) gitmişler.
    Sonraki ümmetlerin inkar gitmelerinden şunu anlıyoruzki ;haşrin delilleri , izahı , yakini kuvvetlendirmek noktasıda örneklerle tasviri vb. noktalarda mücmel bırakılmış olmalı ki sonraki ümmetler inkara düşmüşler . Halbuki Kuran-ı kerime baktığımızda sık sık bahar sayfayında tekrar dirilen nebatat - hayvanat , insanın ilk yaradılışına yapılan atıflar, ilk yaradılışın ikrarı ile ikincisinin daha suhuletle olacağı , gecenin gündüze gündüzün geceye dönmesi vb. pek çok metodlarla haşrin isbatı , delillerle zikredilmiş öyleki Kuran-ı Kerim ' in muhtevasının dörtte birini haşrin delilleri ve tasviri teşkil etmektedir.


    Demek ki Kuran ' ın haşirden bahsi yanlız , cennet şöyledir cehennem böyledir , mahşer bu şeklinde değil mevzuda vurgulanan bahis haşrin , ahiretin direk delilleri noktasında yapılan izahattir. Çünkü sonraki kavimlerin inkara gitmesinden anlıyoruzki delil noktasında bir mücmel bırakılış var . Çünkü ahiretin tasviri değil delili insanı inkardan korur. Müddeanın tasviri istediğimiz ikadar çok olsun delili olmadığı takdirde tahkiki bir iman oluşamaz.
    biz delil isteriz; tasvir-i müddea ile aldanmayız...tasvir ve tezyin-i müddea, zihnimizi işba' etmiyor. burhan isteriz.said nursi

    Hadis-i şeriflerde yapılan bahis ve tafsilat ise daha çok o berzah meskenlerinin tasviri noktasındadır. Yani cennet nasıl , cehennem nasıl , orada bizleri neler bekliyor vb. noktalarda izahatlar çok mevcut. Fakat delil ve bürhan noktasında Kuran - ı kerim akılları ve klapleri ikna edecek kadar izahat vermiş.
    Ararad bunu beğendi.

    ''Şahsın üslub-u beyanı , şahsın timsal-i şahsiyetidir.

    Ben ise :

    gördüğünüz veya işittiğiniz gibi , halli müşkil bir muammayım ''

    Said Nursi


  8. #8
    Yasaklı Üye Ene-Zerre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Kainat Mescidi...
    Mesajlar
    2.455

    Standart

    Alıntı gulsah Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Kardeş mevzuya birde şu açıdan bakalım inş.

    "Enbiyâ-i sâlife, niçin haşr-i cismânî gibi bir kısım erkân-ı imâniyeyi bir derece mücmel bırakmışlar, Kur'ân gibi tafsilât vermemişler? Sonra, ümmetlerinden bir kısmı, ileride o mücmel olan erkânı inkâra kadar gitmişler''

    Mevzu 24. sözde bu şekilde geçiyor. Önceki peygambler döneminde haşir mevzuu detaylı bahsedilmediği için sonraki ümmetler o noktada inkara yada batıl te'villere ( haşr-i cismani değil yanlız ruhen olacağı gibi... ) gitmişler.
    Sonraki ümmetlerin inkar gitmelerinden şunu anlıyoruzki ;haşrin delilleri , izahı , yakini kuvvetlendirmek noktasıda örneklerle tasviri vb. noktalarda mücmel bırakılmış olmalı ki sonraki ümmetler inkara düşmüşler . Halbuki Kuran-ı kerime baktığımızda sık sık bahar sayfayında tekrar dirilen nebatat - hayvanat , insanın ilk yaradılışına yapılan atıflar, ilk yaradılışın ikrarı ile ikincisinin daha suhuletle olacağı , gecenin gündüze gündüzün geceye dönmesi vb. pek çok metodlarla haşrin isbatı , delillerle zikredilmiş öyleki Kuran-ı Kerim ' in muhtevasının dörtte birini haşrin delilleri ve tasviri teşkil etmektedir.


    Demek ki Kuran ' ın haşirden bahsi yanlız , cennet şöyledir cehennem böyledir , mahşer bu şeklinde değil mevzuda vurgulanan bahis haşrin , ahiretin direk delilleri noktasında yapılan izahattir. Çünkü sonraki kavimlerin inkara gitmesinden anlıyoruzki delil noktasında bir mücmel bırakılış var . Çünkü ahiretin tasviri değil delili insanı inkardan korur. Müddeanın tasviri istediğimiz ikadar çok olsun delili olmadığı takdirde tahkiki bir iman oluşamaz.
    biz delil isteriz; tasvir-i müddea ile aldanmayız...tasvir ve tezyin-i müddea, zihnimizi işba' etmiyor. burhan isteriz.said nursi

    Hadis-i şeriflerde yapılan bahis ve tafsilat ise daha çok o berzah meskenlerinin tasviri noktasındadır. Yani cennet nasıl , cehennem nasıl , orada bizleri neler bekliyor vb. noktalarda izahatlar çok mevcut. Fakat delil ve bürhan noktasında Kuran - ı kerim akılları ve klapleri ikna edecek kadar izahat vermiş.
    Bu dediklerinizden peygamberler (haşa) maslahata göre
    tebliğ etmedikleri anlaşılma ihtimali var.Çünkü diyorsunuz ki;onların kavimleri ahireti inkar ettiler çünkü "Sonraki ümmetlerin inkar gitmelerinden şunu anlıyoruzki ;haşrin delilleri , izahı , yakini kuvvetlendirmek noktasıda örneklerle tasviri vb. noktalarda mücmel bırakılmış olmalı ki sonraki ümmetler inkara düşmüşler "..Eger evvelki enbiya mücmel bıraktılarsa "Cenab-ı Allah(c.c.) tarafından mezkur konular mücmel bıraktırıldılar" eger mücmel bıraktılırdıysa demek ki maslahata göre tebliğ etmişlerdir.Çünkü peygamberlerin sıfatları arasında
    fetânet(zeki olmak) ve tebliğ(emirleri eksiksiz ulaştırmaları) vardır.

    Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, O’nun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah, seni insanlardan korur. Şüphesiz Allah, kâfirler topluluğunu hidayete erdirmeyecektir.(Maide-67)

    Demek peygamberlerin görevi maslahata göre emredileni eksiksiz ulaştırmaktır.

    Hülasa ahiret konusu geçmik kavimlerde mücmel olarak tebliğ edilmişse demek ihtiyaç yoktu çünkü maslahata göre tebliğ edilir.Allah razı olsun.Vesselam

  9. #9
    Ehil Üye gulsah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.641

    Standart

    Kardeş burada mevzu peygamberler değil o peygamberlere inen kitaplar ve suhuflardır. Ve cenab-ı Hak o suhuf ve kitablarda ahireti elbette hakim ismi ile mücmel bırakmıştır ki bunda maslahat , gaye faide hikmet gözetmeden bir nüzül söz konusu olamaz. Yani burada eski kitapları ahiret noktasıdna mücmel bırakan peygambler değil Cenab-ı Hak ' dır. Peygamberlerin hadisleri ise onlar dahi kendilerinden konuşmaz yine yaptıkları izah yada yaptıkları mücmel yine sevk-i Rabbani noktasındadır.

    önceki peygamblere nazil olan kitaplarda ahiretin mücmel bırakılması o peygamblerin görevlerini eksik yapmalarından değil vahyin o şekilde nazil olmasından kaynaklanmaktatır. Hadislerinde ( önceki peygamberlerin ) ahireti mücmel bırakmaları ise yine bir görevi ihmal manası değil hikmet-i Rabbani ile sevk-i ilahiye dayanmaktatır.

    Efendimizin ( a.s.m) ahiretin tasviri gerek Kuran ' ı kerimin tafsilatla izahı ise yine hikmet-i Rabbani penceresinden bakıldığında mukteza-i hale mutabakattan ibarettir.

    ''Şahsın üslub-u beyanı , şahsın timsal-i şahsiyetidir.

    Ben ise :

    gördüğünüz veya işittiğiniz gibi , halli müşkil bir muammayım ''

    Said Nursi


  10. #10
    Ehil Üye _MerHeM_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    Alem-i şehadet
    Mesajlar
    2.225

    Standart

    Alıntı Ene-Zerre Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bu dediklerinizden peygamberler (haşa) maslahata göre
    tebliğ etmedikleri anlaşılma ihtimali var.Çünkü diyorsunuz ki;onların kavimleri ahireti inkar ettiler çünkü "Sonraki ümmetlerin inkar gitmelerinden şunu anlıyoruzki ;haşrin delilleri , izahı , yakini kuvvetlendirmek noktasıda örneklerle tasviri vb. noktalarda mücmel bırakılmış olmalı ki sonraki ümmetler inkara düşmüşler "..Eger evvelki enbiya mücmel bıraktılarsa "Cenab-ı Allah(c.c.) tarafından mezkur konular mücmel bıraktırıldılar" eger mücmel bıraktılırdıysa demek ki maslahata göre tebliğ etmişlerdir.Çünkü peygamberlerin sıfatları arasında
    fetânet(zeki olmak) ve tebliğ(emirleri eksiksiz ulaştırmaları) vardır.

    Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, O’nun verdiği peygamberlik görevini yerine getirmemiş olursun. Allah, seni insanlardan korur. Şüphesiz Allah, kâfirler topluluğunu hidayete erdirmeyecektir.(Maide-67)

    Demek peygamberlerin görevi maslahata göre emredileni eksiksiz ulaştırmaktır.

    Hülasa ahiret konusu geçmik kavimlerde mücmel olarak tebliğ edilmişse demek ihtiyaç yoktu çünkü maslahata göre tebliğ edilir.Allah razı olsun.Vesselam
    Çendan o akisler onun ünvanlarıdır; fakat, bütün âsâr-ı haşmetini gösteremiyorlar.
    İşte, şu hakikatle karışık temsilde, böyle başka başka üç tarîk ile kemâle gidilir. Ve o kemâlâtın mezâyâsında ve mertebe-i şuhudun tafsilâtında başka başkadırlar. Fakat, neticede ve hakka iz'an ve hakikati tasdikte ittifak ederler. İşte nasıl, bir gece adamı ki, hiç güneşi görmemiş, yalnız kamer aynasında bir gölgesini görüyor. Güneşe mahsus haşmetli ziyâyı, dehşetli câzibeyi aklına sığıştıramıyor; belki, görenlere teslim olup, taklid ediyor. Öyle de, verâset-i Ahmediye (a.s.m.) ile Kadîr ve Muhyî gibi isimlerin mertebe-i uzmâsına yetişmeyen, haşr-i âzamı ve Kıyâmet-i Kübrâyı taklidî olarak kabul eder; "Aklî bir mesele değildir" der.

    Çünkü, hakikat-i haşir ve Kıyâmet, İsm-i Azamın ve bâzı esmânın derece-i âzamının mazharıdır.

    Kimin nazarı oraya çıkmazsa, taklide mecburdur. Kimin fikri oraya girse, haşir ve Kıyâmeti, gece-gündüz, kış ve bahar derecesinde kolay görür, itminân-ı kalb ile kabul eder.
    İşte şu sırdandır ki, haşir ve Kıyâmeti, en âzam mertebede, en ekmel tafsilâtla Kur'ân zikrediyor ve İsm-i Azamın mazharı olan Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselâm ders veriyor.

    Ve eski peygamberler ise, hikmet-i irşâdın iktizâsıyla, bir derece basit ve ibtidâî bir halde olan ümmetlerine, haşri en âzam bir derecede, en geniş bir tafsilâtla ders vermemişler.

    Hem, şu sırdandır ki, bir kısım ehl-i velâyet, bâzı erkân-ı imâniyeyi mertebe-i uzmâsında görmemişler veya gösterememişler. Hem, şu sırdandır ki, mârifetullahta derecât-ı ârifîn çok tefâvüt ediyor. Daha bunlar gibi çok esrar, şu hakikatten inkişaf eder. Şimdi şu temsil, hem bir derece hakikatı ihsâs ettiğinden, hem hakikat çok geniş ve çok derin olduğundan, biz dahi temsil ile iktifâ ediyoruz. Haddimizin ve tâkatimizin fevkinde olan esrâra girişmeyeceğiz 24. söz..

    Amelinizde rıza-yı İlâhî olmalı.

    Eğer O razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok.

    Eğer O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok.


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. ishak Danış - Haşr Suresi
    By fanidünya... in forum Klip, Video, Film ve Animasyon
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 14.10.14, 20:13
  2. Haşr Suresi
    By Melis in forum Klip, Video, Film ve Animasyon
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 12.01.09, 12:27
  3. Ahmed-El Acemi Haşr Süresi
    By Scorponork in forum Ezgi, İlahi ve Kur'an-ı Kerim Tilavetleri
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 09.01.09, 23:12
  4. Yalnız Gezen, Yalnız Ölen, Yalnız Haşr Olacak Sahabi...Ebu Zerr
    By Hanedan19 in forum Sahabeler ve Sünnet-i Seniyye
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 29.08.08, 09:57
  5. Haşr Meydanında, Tek Şefaatçimiz Efendimiz Olacak
    By muntehab in forum Hadis-i Şerifler
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 15.04.07, 22:44

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0