+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 11

Konu: Ettehiyat

  1. #1
    Müdakkik Üye ErekNUR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Bulunduğu yer
    Van-Horhor
    Yaş
    40
    Mesajlar
    854

    Standart Ettehiyat

    Hem nasıl ki o gecede Cenâb-ı Hak tarafından


    demesi, istikbâlde yüzer milyon insanların her biri, her gün, hiç olmazsa on defa


    demelerini âmirâne iş'ar eder ve o selâm-ı İlâhî, o kelimeye geniş bir nur ve yüksek bir mânâ verir. Öyle de, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın, o selâma mukabil


    demesi istikbalde muazzam ümmeti ve ümmetinin salihleri, selâm-ı İlâhîyi temsil eden İslâmiyete mazhar olmasını ve İslâmiyetin umumî bir şiarı olan mü'minler ortasındaki


    umum ümmet demesini râciyâne, dâîyâne Halıkından istediğini ifade ve ihtar eder.






    ´Ettehiyatu Elmubareketu Essalavatu Etteyyibalu lillahi. Esselamu âleyke eyyuhennebiyyu we rahmetullahi we bereketuhu. Esselamu âleyna we âla ibadillahisalihine. Eşhedu enla ilahe illallahu we eşhedu enne Mu-hammeden Resulullah.
    Allahumme salli âla seyyidina Muhammedin ve âla ali seyyidina Mu-hammed. Kema salleyte âla İbrahime ve âla ali İbrahime fil âlemine inne-ke hamidun mecid.´ [1]
    Türkçesi: "Tahiyyallar, bereketler, salavatlar ve güzel şeyler Allah´ındır. Ey nebi! Allah´ın selamı, rahmeti ve bereketi senin üzerine olsun. Bize salih kulların üzerine de selam olsun. Ben şehadet ederim ki Allah´tan başka ilah yoktur ve yine şehadet ederim ki Muhammad Allah´ın resulüdür.
    Allahım! İbrahim´e ve aline salat ettiğin gibi Muhammed´e ve aline salat et. İbrahim ve aline bereket verdiğin gibi Muhammed´e ve aline de bereket ver. Şüphesiz sen kendisine çok hamdedilen ve methedüensin."


    eyyuhennebiyyu

    kardeşlerim Risale-i Nurda ki tahiyyat şafii mezhebin de okunan tarzda yazılmış ancak şafii mezhebin de okunan şekli yukarı da verdim (arapçasını bulamadım)

    şafii mezhebinde eyyuhennebiyyu okunurken

    Risale-i Nurda ya eyyuhannebiyyu okunuyor

    bu acaba niçin böyle okunuyor onu merak ediyorum

    tahiyyatın tamamı alınamadığı için mi böyle yoksa bir baskı hatası mı var ki sanmıyorum

    birisi bizi aydınlatır sa sevinirim.



    Risale-i Nur bir derece muvaffak oluyorsa,
    bunun sırrı işte budur. Said yoktur.
    Said’in kudret ve ehliyeti de yoktur.
    Konuşan yalnız hakikattir,
    hakikat-i imaniyedir
    çünkü DAVAM DEVAM iledir
    vanasyanur


  2. #2
    Ehil Üye hadema - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    1.622

    Standart

    Bu benimde dikkatimi çekti sayın abim.

    Abdülbaki, Seyyah abi vd. abiler inşallah burayı görürler.
    bu hayatın gayesi ve neticesi hayat-ı ebediye olduğu gibi, bir meyvesi de, hayatı veren Zât-ı Hayy ve Muhyîye karşı şükür ve ibadet ve hamd ve muhabbettir ki, bu şükür ve muhabbet ve hamd ve ibadet ise, hayatın meyvesi olduğu gibi, kâinatın gayesidir.


  3. #3
    Pürheves esedullah_ali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    274

    Standart

    anladığım kadarıyla yaa eyyühennebiyyü ya zaten eyy manasında nebiyyü de peygamgamber efendimiz (SAV) e ithafen oldugunu gösteriyor sanırım yani mana değişikliği olmuyor sanırım,yine de bilgili abilerimiz aydınlatırsa daha güzel olcak inşaAllah...

    birde başlıgı değiştirme imkanın olsa da burda niye böyle diye de eklesen güzel olur diye düşünüyorum şimdi böyle olunca anlatım var sanıyor girmiyorlar heralde

    Hubb-u câhdan gelen şöhretperestlik sâikasiyle
    ve şan ü şeref perdesi altında teveccüh-ü âmmeyi kazanmak,
    nazar-ı dikkati kendine celbetmekle
    enâniyeti okşamak ve nefs-i emmâreye
    bir makam vermektir ki, en mühim
    bir maraz-ı rûhî olduğu gibi "şirk-i hafî"
    tâbîr edilen riyakârlığa, hodfuruşluğa kapı açar,
    ihlâsı zedeler


  4. #4
    Müdakkik Üye ayine-i samed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Bulunduğu yer
    ankara
    Yaş
    34
    Mesajlar
    881

    Standart


    arkadaşım dikkat edersen risale-i nur da da eyyühennebiyyü şeklinde okunuyor.eyyühe den sonra şedde var şedde sebebi med olduğu için meddi tabi yok burda.meddi tabi olsaydı he harfini ha harfi şeklinde okurduk.tecvit bilgin varsa ne demek istediğimi anlarsın.ben bu şekilde anladım.

  5. #5
    Ehil Üye hadema - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    1.622

    Standart

    Ettahiyyatü Duası





    Okunuşu:

    Ettehiyyâtü lillâhi vesselevâtü vetteyyibâtü esselâmü aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetullâhi ve berekâtühu esselâmü aleynâ ve alâ ibadillâhis-sâlihîn. Eşhedü enla ilâhe illâllâh ve eşhedü enne Muhammeden addühû ve Resûlüh.


    Bende başka birşey daha öğrenmek istiyorum. Şimdi biz yukarıdaki gibi okuyoruz.

    bu hayatın gayesi ve neticesi hayat-ı ebediye olduğu gibi, bir meyvesi de, hayatı veren Zât-ı Hayy ve Muhyîye karşı şükür ve ibadet ve hamd ve muhabbettir ki, bu şükür ve muhabbet ve hamd ve ibadet ise, hayatın meyvesi olduğu gibi, kâinatın gayesidir.


  6. #6
    Ehil Üye hadema - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    1.622

    Standart

    Ancak Risale-i Nurda Ettehiyatu Elmubareketu Essalavatu diye başlıyor.

    Bizde namazda yukarıdaki şekilde okuyoruz.

    Bunuda ben merak ediyorum.

    Yani biz Ettehiyyatü lillahi diyoruz. Üstad Risale-i Nurda Ettehiyyatü El Mübarekatü diyor. Burası aklıma takılıyor.
    bu hayatın gayesi ve neticesi hayat-ı ebediye olduğu gibi, bir meyvesi de, hayatı veren Zât-ı Hayy ve Muhyîye karşı şükür ve ibadet ve hamd ve muhabbettir ki, bu şükür ve muhabbet ve hamd ve ibadet ise, hayatın meyvesi olduğu gibi, kâinatın gayesidir.


  7. #7
    Gayyur mirzasaid - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    67

    Standart

    Alıntı hadema Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ancak Risale-i Nurda Ettehiyatu Elmubareketu Essalavatu diye başlıyor.

    Bizde namazda yukarıdaki şekilde okuyoruz.

    Bunuda ben merak ediyorum.

    Yani biz Ettehiyyatü lillahi diyoruz. Üstad Risale-i Nurda Ettehiyyatü El Mübarekatü diyor. Burası aklıma takılıyor.
    ettehiyatu el mubarekatu esselewatu ettayyibatu lillahi.esselamu aleyke eyyuhennebiyyu we rahmetullahi we berekatuhu.eesselamu aleyna we ala ibadillahi s salihin.eşhedu en la ilaha illaallah we eşhedu enne muhammeden resulallah.




    kardeş bu şafiilerde okunan teşehhuddür pek bir fark yok.ya eyyuhennebiyyu ile eyyuhennebiyyu arasındada böyle bir nüans var.

    erek nur kardeşte belirtmiş gerçi

    Konu mirzasaid tarafından (27.11.08 Saat 09:00 ) değiştirilmiştir.
    Beşer zulm eder kader adalet eder.
    Hakiki imanı elde eden adam kainata meydan okuyabilir.

  8. #8
    Gayyur mirzasaid - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    67

    Standart şafii teşehhüdarapça

    Beşer zulm eder kader adalet eder.
    Hakiki imanı elde eden adam kainata meydan okuyabilir.

  9. #9
    Pürheves esedullah_ali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    274

    Standart

    Alıntı ErekNUR Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

    şafii mezhebinde eyyuhennebiyyu okunurken

    Risale-i Nurda ya eyyuhannebiyyu okunuyor

    bu acaba niçin böyle okunuyor onu merak ediyorum

    asıl soru burası galiba bu kısma açıklık getirebilrseniz kardeşimizin sorusu daha da aydınlığa çıkacaktır...

    Hubb-u câhdan gelen şöhretperestlik sâikasiyle
    ve şan ü şeref perdesi altında teveccüh-ü âmmeyi kazanmak,
    nazar-ı dikkati kendine celbetmekle
    enâniyeti okşamak ve nefs-i emmâreye
    bir makam vermektir ki, en mühim
    bir maraz-ı rûhî olduğu gibi "şirk-i hafî"
    tâbîr edilen riyakârlığa, hodfuruşluğa kapı açar,
    ihlâsı zedeler


  10. #10
    Müdakkik Üye ErekNUR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Bulunduğu yer
    Van-Horhor
    Yaş
    40
    Mesajlar
    854

    Standart

    NAMAZDA TEŞEHHUD (TAHİYYAT OTURUŞU) VE OKUNACAK DUALAR


    Bil ki, iki rekâttan ibaret namazlarda -sabah ve nafile namazları gibi-yalnız ve teşehhüd (tahiyyata oturuş) vardır. Eğer namaz iki veya üç rekâth olursa, bunlarda iki teşehhüd vardır ki, bunlara birinci ve ikinci teşeh­hüd edinilir. Mesbûk olan (namazın bazı rekâtında imama yetişemeyen) kimse için üç teşehhüd mümkün olduğu gibi, akşam namazında da ona dört teşehhüd gerekebilir. Meselâ: İmama, akşam namazının ikinci rekâ-tının rükû´undan sonra yetişen bir mesbûk, ikinci rekâtın teşehhüdünde imama uyar, ondan sonraki ikinciye de uyar, (böylece imamla iki teşeh­hüd yapmış olur). İkinci rekâtın rükû´una yetişmediğinden, iki rekât ka­zaya bırakmış ve imamla yalnız bir rekât kılmış olur. İmam selâm yer­dikten sonra kılamadığı iki rekâtı yerine getirmek için kalkar; bir rekât kıldıktan sonra teşehhüde oturur; çünkü onun ikinci rekâtı oluyor. Son­ra üçüncü rekâtı kılar ve arkasında oturur, teşehhüd yapar. Böylece te-şehhüdleri dört adet olur.

    Bir kimse dört rekâttan fazla, yüz rekât gibi nafile namaz kılmaya ni­yet etmiş olursa, muhtar olan iki teşehhüdden fazla yapmamaktır. Niyet ettiği miktar namazdan iki rekât kıldıktan sonra teşehhüde oturur. Sonra iki rekât daha kılarak ikinci teşehhüde oturur ve selâm verir.

    Alimlerimizden bir cemaat demiştir ki, iki teşehhüdden fazla yapmak caiz olmaz ve iki teşehhüd arasında da iki rekâttan ziyade yapılmaz. Ancak iki teşehhüd arasında (akşam namazında olduğu gibi) bir rekât olur. İki teşehhüde ilave yapılsa, yahut, iki teşehhüt arasında iki rekâttan çok yapsa, namazı batıl olur. Diğer bazı alimler de demişlerdir ki, her rekâtta teşeh­hüd yapmak caizdir; fakat doğru olan, her iki rekâtta bir teşehhüd yap­maktır, her bir rekâtta değil... En doğrusunu Allah bilir.

    Bil ki, son (ikinci) teşehhüd, Şafi´î, Hanbelî ve pek çok alimlere göre vacibdir. İmam Malik ve Ebû Hanife´ye göre sünnettir. (Burada ya musan­nif yanılmıştır, yahud matbaa hatası olmuştur. Çünkü son oturuş, Hane­fî mezhebinde farzdır, sünnet olduğuna kail bir imama metinlerde rast­lanmamaktadır. Ancak birinci oturuş (teşehhüd) vacib ise de, İmam Ta-havî ve İmam Kerhî, bunun sünnet olduğunu söylemektedirler. Hanefî alimlerinin bu birinci oturuşta ihtilâfları vardır.)

    Birinci teşehhüd ise, Şafiî, Malikî, Hanefî (beyan edilen ihtilâfla) ve çoklarına göre sünnettir. İmam Ahmed´e göre de vacibdir. Şafi´i mezhe­bine göre, bir kimse bu teşehhüdü terk ederse, namazı sahîh olur; ancak ister kasden ve ister yanılarak terk etmiş olsun, yanılma secdesi yapar. En doğrusun Allah bilir.


    Peygamber Sallallahu Aleyhi Ve Sellem´den Sabit Olan Teşehhüd Duaları Şu Üçüdür


    148- Birincisi, İbni Mes´ud´un (Radıyallahu Anh), Resûlüllah Sallal-Iahu Aleyhi ve Sellem´den yaptığı rivayettir:

    "Ettehiyyâtü lillâhi, vesselâvâtü vettayyibâtü, esseîâmü ahyke eyyü-hennebiyyü ve rahmetullâhi ve berekâtühu. Esseîâmü aleynâ ve alâ ibâdillâhi´s-sâîihîn. Eşhedü en lâ ilahe illallah ve eşhedü enne muhamme-den abdühû ve resüiühu"

    (Gerçek mülk ve azamet Allah´a mahsustur, bütün ibâdetler ve terte­miz zikirlerle ameller de... Allah´ın selâmeti, Allah´ın rahmeti ve bere­ketleri senin üzerine olsun, ey Peygamber!... Allah´ın selâmeti bizim üze­rimize ve Allah´ın salih kulları üzerine olsun... Allah´dan başka hiç bir ilâh olmadığına sahicilik ederim ve yine şahidlik ederim ki, Muhammed, Allah´ın kuludur ve onun Resulüdür)"[1]

    149- İkincisi, İbni Abbas´ın (Radıyallahu Anhüma) Resûlüllah Sallal-lahu Aleyhi ve Sellem´den rivayet ettiğidir:

    "Ettehiyyâtü´I-mübârekâtü, esselavâtü´t-tayyibâtü lillâhi. Esseîâmü aleyke eyyühennebiyyu ve rahmetullâhi ve berekâtühu. Esseîâmü aleyna ve alâ ibâdillâhissâlihîn. Eşhedü en lâ ilahe illallah ve eşhedü enne mu~ hammeden resûlüllah"

    (Mübarek olan ulu sıfatlar, bütün ibâdetler ve tertemiz zikirlerle ameller Allah´a mahsustur. Allah´ın selâmeti, Allah´ın rahmeti ve bereketleri se­nin üzerine olsun, ey peygamber!... Allah´ın selâmeti, bizim üzerimize ve Allah´ın salih kullan üzerine olsun... Allah´dan başka hiç bir ilâh ol­madığına şahidlik ederim ve yine şahidlik ederim ki, Muhammed Allah´­ın Resûlüdür)"[2]

    150- Üçüncüsü, Ebû Musa El-Eş´ârî´nin (Radıyallahu Anh), Resûlül­lah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´den rivayetidir.

    "Ettehiyyâtü´t-tayyibâtü´s-salavâtü lillâhi. Esseîâmü aleyke eyyühen­nebiyyu ve rahmetullâhi ve berekâtühu. Esseîâmü aleynâ ve alâ ibâdillâhi´s-sâîihîn. Eşhedü en lâ ilahe illallah ve enne muhammeden abdühû ve resûlühü"

    (Bütün kemal sıfatları, bütün ibâdet ve tertemiz zikirlerle ameller Al­lah´a mahsustur. Allah´ın selâmeti, Allah´ın rahmeti ve bereketleri senin üzerine olsun, ey Peygamber!... Bizim de üzerimize ve Allah´ın salih kul­larının üzerine de selâm olsun. Allah´dan başka hiç bir ilâh olmadığına ve Muhammed O´nun kulu ve Resulü olduğuna şahidlik ederim"[3]

    151- Kasım´dan güzel bir isnadla rivayet edildiğine göre denmiştir ki, Aişe (Radıyallahu Anha) bana öğreterek, bu Resûlüllah Sallallahu Aley­hi ve Sellem´in Teşehhüdüdür dedi:

    "Ettehiyyâtü lillâhi vesselavâtü vettayyibâtü. Esselâmü aleyke eyyii-hennebiyyu ve rahmetullâhi ve berekâtühu. Esselâmü aleynâ ve aîâ ıbâdillâhi´s-sâlihîn. Eşhedii en lâ ilahe illallah ve eşhedü enne muhamme-den abdühû ve rasûlühû."[4]

    Bu rivayette güzel bir fayda vardır ki, o da, peygamber Sallallahu Aley­hi ve Sellem´in teşehhüdü, bizim teşehhüdümüzün lâfzıdır.

    152- Abdurrahman ibni Ömer´den sahîh isnadlarla rivayet edildiği­ne göre, babası Ömer´in minberde insanlara teşehhüdü öğreterek şöyle dediğini işitmiştir: Teşehhüd için şunu deyiniz:

    "Ettehiyyâtü lilâhi, ezzâkiyâtü lillâhi, etteyyibâtü´s-salavâtü lillâhi. Esselâmü aleyke eyyühennebiyyu ve rahmetullâhi ve berekâtühu. Esselâ­mü aleynâ ve ala ibâdi´lîâhissâlihîn. Eşhedü en lâ ilahe illallah ve eşhedü enne nnuhammeden abduhû ve rasûlühû."

    (Mülk ve azamet Allah´a mahsustur, çok sevablar Allah´a mahsus­tur, tertemiz zikir ve ibadetler Allah´a mahsustur. Allah´ın selâmı, rah­meti ve bereketleri senin üzerine olsun, ey peygamber!... Selam bizim üze­rimize ve Allah´ın salih kulları üzerine olsun. Allah´dan başka hiç bir ilâh olmadığına şahidlik ederim. Ve yine şahidlik ederim ki, Muhammed O1-nun kuludur ve Resulüdür.)"[5]

    153- Hazreti Aişe´den (Radıyallahu Anha) rivayet edildiğine göre, o teşehhüd ettiği zaman şöyle söylerdi:

    "Ettehiyyâtüttayyibâtü´s-salavâtu´z-zâkiyâtu Hllâhi. Eşhedü en lâ ilahe illallah ve enne muhammeden abduhû ve rasûlühû. Esselâmü aleyke ey­yühennebiyyu ve rahmetullâhi ve berekâtühu. Esselâmü aleynâ ve alâ ibâ-dillâhissâlihîn."

    Diğer bir rivayete göre de; Hazreti Aişe´nin (Radıyallahu Anha) şöyle teşehhüd ettiği rivayeti de vardır:

    "Ettehiyyâtüssalavâtü´ttayyibâtü´z-zâkiyâtü lillâhi. Eşhedü en lâ ila­he illâllâhu vahdehûî lâ şerike leh. Ve enne muhammeden abdühû ve re-sûlühu. Esselâmü aleyke eyyühennebiyyu ve rahmetullâhi ve berekâtühu. Esselâmü aleynâ ve ala ibâdillâhissâlihîn."[6]

    154- İbni Ömer´den (Radıyallahu Anhüma) yapılan rivayete göre, İbni Ömer teşehhüd ederek şöyle söylerdi:

    "Bismillâhi, ettehiyyâtü lillâhi, essalavâtü lillâhi, ezzâkiyâtü lillâhi. Esselâmü alennebiyyi ve rahmetullâhi ve berekâtühu. Esselâmü aleynâ ve alâ ibâdillâhis´sâlihîn. Şehidtü en lâ ilahe illallah. Şehidtü enne muhammeden resûiüllah. "[7] En iyisini Allah bilir.

    Bunlar teşehhüdün nevileridir. Beyhakî demiştir ki, Resûiüllah Sal-İallahu Aleyhi ve Sellem´den sabit olan bu husustaki hadîsler üç tanedir: İbni Mes´ûd Hazretlerinin hadîsi, îbni Abbas Hazretlerinin hadîsi ve Ebû Musa Hazretlerinin hadîsi... Bu, Beyhakî´nin sözüdür. Ondan başkası da demiştir ki, bu üç hadîs sahihtir; ancak en sahihleri, İbni Mes´ûd Hazret­lerinin rivayet ettiği hadîstir.

    Bil ki, zikri geçen teşehhüdlerden herhangi biri ile teşehhüd yapılırsa caizdir. İmamımız Şafi´î ve ondan başka alimler (Allah hepsinden razı olsun) böyle kabul etmişlerdir. İmam Şafi´î Hazretlerine göre bu teşeh-hüdlerin en faziletlisi, İbni Abbas´ın (Radıyallahu Anhüma) hadîsidir.Çün­kü onda (Mübârekât) sözü ziyadedir.

    Bu teşehhüdlerde genişlik ve muhayyerlik olmasından dolayı ravile-rin lâfızları değişik olmuştur. En iyisini Allah bilir.

    En uygun olan, ilk üç teşehhüdden birini tam olarak okumaktır. Aca­ba okunan bu teşehhüdün bir kısım lâfızlarım kaldırmak kifayet eder mi? Bu hususta tafsilât vardır:

    Bilinmelidir ki, teşehhüdde geçen "Mübârekât, Salavât, Tayyibât, Zâkiyât" lâfızları sünnettir, şart değildir. Eğer bunlar kaldırılarak: "Et-tihayyâtu lillâhi, esselâmü aleyke eyyühennebiyyu..." sonuna kadar okun­muş olursa, bunun cevazında bizde muhalefet yoktur. Fakat: "esselâmü aleyke eyyühennebiyyu..." sonuna kadar okunması vacibdir; bundan hiç bir şey kaldırmak caiz değildir; yalnız: "Ve rahmetullâhi ve berekâtühu" lâfızları üzerinde alimlerimizin üç görüşü vardır:

    1- Bu iki lâfızdan hiç birini kaldırmak caiz değildir ve bu görüş en sa­hîh olandır. Çünkü hadîs-i şerifler bu lâfızlar üzerinde ittifak etmektedirler.

    2- İki lâfzı da kaldırmak caiz olur.

    3- "Berekâtuhu" lâfzının kaldırılması caizdir; "Rahmetullâhi" sözü­nün kaldırılması değil...

    Alimlerimizden Ebû Abbas b. Süreye şöyle demiştir. Teşehhüdü yalnız şu sözlerle ifade etmek caiz olur: "Ettehiyyâtü lillâhi. Selâmün aleyke eyyühennebiyyu. Selâmün aîâ ibâ-dilîâhissâlihîn. Eşhedü en lâ ilahe illallah ve enne muhammeden resûiül­lah." Rivayetlerin çoğunda "El-Selâm = ESSELÂM" kelimesi, lamı ta­rifledir. Bazı rivayetlerde ise (burada geçtiği gibi), lamı tarifsiz "Selâmün" şeklindedir. Yani iki yerde lamı tarifli veya lamı tarifsiz geçer. Bunların ikisi de caiz ise de, alimlerimize göre lamı tariflisi daha faziletlidir; çünkü bu rivayet daha çoktur ve harfler de bunda ziyade olduğundan ihtiyat bun­dadır.

    Tahiyyattan önce "Besmele" getirme işine gelince; "Neseî ve Beyha-kî sünenlerinde ve bu ikisinden başkasında "Besmele"nin isbatı merfu´ hadîs olarak bize rivayet edilmiştir. Nitekim İbni Ömer´in teşehhüdünde geçmişti. Fakat hadîs alimlerinden Buharı, Nese´î ve bunlardan başkası demiştir ki, besmeleyi ziyade olarak söylemek, Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem´den sahîh olarak sabit olmuş değildir. Bunun içindir ki, alimle­rimizin çoğunluğu, teşehhüdde "Besmele" getirmek müstahab değildir, demişlerdir. Bir kısım alimlerimiz de müstahab olur, demişlerdir. Muh­tar olan, besmeleyi getirmemektir; çünkü teşehhüdü rivayet eden asha­bın çoğunluğu, besmeleyi rivayet etmemişlerdir.

    Bil ki, teşehhüd duası okunurken, sıra üzere okumak (kelimelerin ye­rini değiştirmemek) müstahabdır; vacib değildir. Alimlerin çoğunluğuna göre, muhtar olan sahîh mezhebde, bir kısım kelimeleri bir kısmı üzerine takdim etmek caizdir. îmam Şafi´î (Allah ona rahmet etsin), ÜMM kita­bında böyle kaydetmiştir. Fakat, Fatiha lâfızlarında olduğu gibi, bunda da caiz olmaz, diyen olmuştur. Ancak bazı rivayetlerde, Besmelenin Şe-hâdet lafzı üzerine takdîm edilmiş olması, işin cevazına delâlet eder. Ni­tekim daha önce geçtiği üzere bazı rivayetlerde de, Besmele sonraya bıra­kılmıştır.

    Fatiha sûresi ise, lâfız ve tertib bakımından da mu´cizdir; onun lâfız­larının yerini değiştirmek caiz olmaz. Bir de, arabca okumasını bilen kimse için, yabancı dil ile teşehhüd yapmak caiz değildir. Arabca okuyamayan kimse, kendi lisanı ile okur ve İftitah tekbîri bahsinde belirtiğimiz gibi, arabcasını öğrenir.

    Teşehhüdün gizli okunması, müslümanların icmaına binaen sünnettir.

    155- Abdullah b. Mes´ud´dan (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

    "Teşehhüdü gizli okumak, sünnettendir. "[8]

    link http://www.haznevi.net/icerikoku.aspx?kid=4664&bid=53



    Hakikate şehâdetle mi'râcî vuslatta hayrette hayrân kalıp "dâl" gibi diz çök oturup, Dâim, Kaim, Hazır, Nazır ve Murakıb olan RABB'ısını hazzetmek hâlihazırl huzurdaki hâli ki hazz... Tıpkı Cenab-ı Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in Muhammedî mi'râcında bizzât yaşadığı hârikalar karşısında ALLAHÜ ZÜ'L-CELÂL'e: "Ettehiyyatü lillahi vesselâvâtü vettayyibâtû...." buyurmasına karşılık ALLAH Tealânın: " Esselâmû aleyke yâ eyyûhennibiyyû ve rahmetullahî ve berâketihu!" buyurması. Resûl-i Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimizin rahmetin kendisi olan zâtının gereği gayretkeşliği ile: "Esselâmû aleynâ ve ibâdillahis sâlihin!" buyurmasına meleklerin ve RABB'ını bilir ruhların el birliğiyle canla başla: "Eşhedü en lâ ilâhe illellah ve eşhedü enne Muhammede'r resulullah" demelerini izler duyar ve uyar... Bunca lütûflara nâil olmasına vesile ve ni'meti uzma: azim ni'met olan Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'e sıla ve Salâvât eder. Kendine dönünce ise sağa (ashab-ı yemine, saîdlere) selâm verir. Rahmetullahı diler. Sonra sola (ashab-ı şimâle, şakîlere) de selâm verir. Rahmetullahı, islâh ve iflâh olmalarını diler... "Allahümme ente's- Selâmü ve minke's- Selâm:ALLAH'ım selâm sensin. Ve salâtı selâm sendendir. Bereketli kıl celâl ve ikrâm sahibi..." diye dua ile salâtını bitirir...Teslimiyete ve istikamete hidâyet buyuran RABB'ısına sırr-ı sıfır secdelerini yapan nefs ikinci secde sonunda ruhî nefistir... Ve âhirdeki Ulûhiyyet tevhidine kendi şehâdetini sunmak için diz çök oturmuştur. Elleri dizi üzerinde teslim ve kalbin istikameti kâmildir.

    linkhttp://www.muhammedinur.com/modules.php?name=Content&pa=showpage&pid=1290



    Risale-i Nur bir derece muvaffak oluyorsa,
    bunun sırrı işte budur. Said yoktur.
    Said’in kudret ve ehliyeti de yoktur.
    Konuşan yalnız hakikattir,
    hakikat-i imaniyedir
    çünkü DAVAM DEVAM iledir
    vanasyanur


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0