+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 3 Sayfa var 1 2 3 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 23

Konu: Hangi Azamızla İşitiyoruz?

  1. #1
    Ehil Üye seyyah_salih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Şan(S)lıUrfa'DaN
    Yaş
    51
    Mesajlar
    15.435

    Exclamation Hangi Azamızla İşitiyoruz?

    Rivayet-i hadiste vardır ki, her sabah bir melâike çağırıyor: * Yani, "Ölmek için tevellüd edip dünyaya gelirsiniz; harap olmak için binalar yapıyorsunuz" diyor.
    İşte bu hakikati kulağımla değil, gözümle işitiyordum.

    Bildiğimiz kadarı ile herkes kulağı ile işitir...fakat üstadımız gözü ile iştiYORDUM DİYOR..GÖZ İLE İŞİTMEK NASILDIR..??? ne dersiniz göz ile iştimek ne anlama geliyor..bu maNAda UFKUMUZA UFUK VERİRMİSNİZ..
    Marifet ufku....

    Muhabbet denizinde çalan bir melodi gibidir

  2. #2
    Yasaklı Üye Ene-Zerre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Kainat Mescidi...
    Mesajlar
    2.455

    Standart

    İşitmeyle duymak ayrıdır.Göz,kulak vs.ye işitme organları denmiyor mu?

  3. #3
    Ehil Üye Beste-i Rana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Bulunduğu yer
    Doğanın Derinlikleri
    Mesajlar
    4.544

    Standart

    Alıntı Ene-Zerre Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    İşitmeyle duymak ayrıdır.Göz,kulak vs.ye işitme organları denmiyor mu?
    Bildiğim kadarıyla duyu organları beştir:
    Göz ile görülür,kulak ile işitilir vs...Ama göz ile işitme diye bir tabir işitmedim...
    Üstadın söylediği bu manalarda başka bir boyut olmalıdır...




    Hest-i Nist-Nümâ



    "Müslümanın müslümana gülümsemesi sadakadır" sırrıyla espri yapıyorum...


    Hepimiz Cennette Kavuşalım...


  4. #4
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Alıntı yalnız_seyyah Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Rivayet-i hadiste vardır ki, her sabah bir melâike çağırıyor: * Yani, "Ölmek için tevellüd edip dünyaya gelirsiniz; harap olmak için binalar yapıyorsunuz" diyor.
    İşte bu hakikati kulağımla değil, gözümle işitiyordum.

    Bildiğimiz kadarı ile herkes kulağı ile işitir...fakat üstadımız gözü ile iştiYORDUM DİYOR..GÖZ İLE İŞİTMEK NASILDIR..??? ne dersiniz göz ile iştimek ne anlama geliyor..bu maNAda UFKUMUZA UFUK VERİRMİSNİZ..
    Birde bu açıdan bakalım.

    Sonra mecburiyetle arkama baktım. Gördüm ki, esassız, fâni olan dünya, hiçlik derelerinde ve yokluk zulümatında yuvarlanıp gidiyor. Derdime merhem ararken, zehir ilâve etti.
    O cihette dahi hayır göremediğimden, ön tarafıma baktım, ileriye nazarımı gönderdim. Gördüm ki, kabir kapısı tam yolumun üstünde açık görünüp, ağzını açmış, bana bakıyor. Onun arkasında, ebed tarafına giden cadde ve o caddede giden kafileler uzaktan uzağa nazara çarpıyor.(Yirmi Altıncı Lem'a )

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  5. #5
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Ey hizmet-i Kur'aniyede arkadaşlarım! İhlâsı kazanmanın ve muhafaza etmenin en müessir bir sebebi, Rabıta-i Mevttir. Evet ihlâsı zedileyen ve riyaya ve dünyaya sevkeden, tûl-i emel olduğu gibi; riyadan nefret veren ve ihlâsı kazandıran, râbıta-i mevttir. Yâni: Ölümünü düşünüp, dünyanın fâni olduğunu mülâhaza edip, nefsin desîselerinden kurtulmaktır. Evet ehl-i tarikat ve ehl-i hakikat, Kur'an-ı Hakîm'inكُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ اْلمَوْتِ .. اِنَّكَ مَيِّتٌ وَاِنَّهُمْ مَيِّتُونَgibi Âyetlerinden aldığı dersle, râbıta-i mevti sülûklarında esas tutmuşlar; tûl-i emelin menşei olan tevehhüm-ü ebediyeti o râbıta ile izale etmişler. Onlar farazî ve hayalî bir surette kendilerini ölmüş tasavvur ve tahayyül edip ve yıkanıyor, kabre konuyor farz edip; düşüne düşüne nefs-i emmare o tahayyül ve tasavvurdan müteessir olup uzun emellerinden bir derece vazgeçer.

    Bu râbıtanın fevâidi pek çoktur. Hadîste اَكْثِرُوا ذِكْرَ هَادِمِ اللَّذَّاتِ -ev kemâ kal- Yâni: "Lezzetleri tahrip edip acılaştıran ölümü çok zikrediniz!" diye bu râbıtayı ders veriyor. Fakat mesleğimiz tarikat olmadığı, belki hakikat olduğu için, bu rabıtayı ehl-i tarikat gibi farazî ve hayalî suretinde yapmağa mecbur değiliz. Hem meslek-i hakikata uygun gelmiyor. Belki âkîbeti düşünmek suretinde, müstakbeli zamân-ı hâzıra getirmek değil, belki hakikat noktasında zamân-ı hâzırdan istikbale fikren gitmek, nazaran bakmaktır. Evet hiç hayâle, faraza lüzum kalmadan bu kısa ömür ağacının başındaki tek meyvesi olan kendi cenazesine bakabilir. Onunla yalnız kendi şahsının mevtini gördüğü gibi, bir parça öbür tarafa gitse, asrının ölümünü de görür; daha bir parça öbür tarafa gitse, dünyanın ölümünü de müşâhede eder, ihlâs-ı etemme yol açar.(Lemalar : 21.Lema : ihlasi kazandiran 1.Sebeb)
    كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ اْلمَوْتِ .. اِنَّكَ مَيِّتٌ وَاِنَّهُمْ مَيِّتُونَ

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  6. #6
    Ehil Üye Meyvenin Zeyli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    3.341

    Standart

    Burada sanki Üstad Hazretleri rivayeti kulağıyla işitmekle kalmayıp gözüyle de bizzat şahit olduğunu anlatmak istemiş.

    Ve sen yine denendiğinde.. Ve yine kalbin daraldığında.. Ve yine bütün kapılar kapandığında.. Ve yine ne yapman gerektiğini bilemediğinde.. Uzun uzun düşün.. Ve hatırla yaratanını!.. "ALLAH kuluna kafi değil mi?" [Zümer Suresi - 36]


  7. #7
    Vefakar Üye Sağ Yolun Yolcusu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    Bazen Giresun; Bazen Manisa
    Mesajlar
    484

    Standart

    Alıntı yalnız_seyyah Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Rivayet-i hadiste vardır ki, her sabah bir melâike çağırıyor: * Yani, "Ölmek için tevellüd edip dünyaya gelirsiniz; harap olmak için binalar yapıyorsunuz" diyor.
    İşte bu hakikati kulağımla değil, gözümle işitiyordum.

    Bildiğimiz kadarı ile herkes kulağı ile işitir...fakat üstadımız gözü ile iştiYORDUM DİYOR..GÖZ İLE İŞİTMEK NASILDIR..??? ne dersiniz göz ile iştimek ne anlama geliyor..bu maNAda UFKUMUZA UFUK VERİRMİSNİZ..

    Üstad hersabah bir meleğin "Ölmek için tevellüd edip dünyaya gelirsiniz; harap olmak için binalar yapıyorsunuz" nidasını belki maddi kulağıyla duyamıyor olsa da; şu etrafına baktığında aynı mana ile bütün her yerde gördüğü hadsiz iftiraklar, fenalar ona adeta "Ölüm var, Ölüm var" diye haykırışını işitiyor.

    "Risale-i Nur'da İntak Sanatı Hakikatler ve Tevhidin Haykırılışı" adlı konuda Yalnız Seyyah abimizin sorusuna da temas ediyor.

    Mesela, Üstad yıldızlara tefekkür gözüyle bakıyor. Onlardan YILDIZNAME'yi dinliyor.


    Hatta şu bölüm de bunu çok iyi ifade ediyor.

    Semâyı dinle; nasıl "Yâ Celîl-i Zülcemâl" diyor. Ve arza kulak ver; nasıl "Yâ Cemîl-i Zülcelâl" diyor. Ve hayvanlara dikkat et; nasıl "Yâ Rahmân, yâ Rezzâk" diyorlar. Bahardan sor; bak nasıl, "Yâ Hannân, yâ Rahmân, yâ Rahîm, yâ Kerîm, yâ Latîf, yâ Atûf, yâ Musavvir, yâ Münevvir, yâ Muhsin, yâ Müzeyyin" gibi çok esmâyı işiteceksin. Ve insan olan bir insandan sor; bak nasıl bütün Esmâ-i Hüsnâyı okuyor ve cephesinde yazılı. Sen de dikkat etsen, okuyabilirsin. Güyâ, kâinat azîm bir mûsıka-i zikriyedir; en küçük nağme, en gür nağamâta karışmakla, haşmetli bir letâfet veriyor. Ve hâkezâ, kıyas et.

    Ey nefsim! Bir dakika gülmeye bedel on saat ağlıyorsun.


  8. #8
    Ehil Üye seyyah_salih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Şan(S)lıUrfa'DaN
    Yaş
    51
    Mesajlar
    15.435

    Standart

    Abdulbaki abim baki hakikatler ufuk verirken
    meyvenin zeyli abim hakikatin penceresii ile edebi bir pencere açarken
    ve sağyolunyolcu abimde marifet yolculuğunda ufkuma ufuk verirken değişik tefekkürler verdiniz Allah razı olsun..verdiğiniz tefekkürlerle , marifete destek verdiniz..o marifetle daha farkılı kapılar açılıbiliyor..çok şükür buda uhuvvetin verdiği sır olsa gerek..yada şahs-ı manevinin inayeti olur mu bilmem..
    nuraniyet sırrı ile tüm zerrelerin hem duyabiliceğini , görebileceğinii hissedebileceğini risale-i nur bize öğretiyor çok şükür..
    ayrıca konuyu dün bir abim ile paylaştığımda oda daha farklı boyutlarda gezdirdiki buda risale-i nurun Rabbimize karşı bize verdiği marifet olsa gerek diye insanın aklına geliyor..evet o abimiz şunu demişti..hadis beyan etmişti..ve o hadisin manasının olabileceğini ifade etmişti..hadis şöyle...
    "Onu bir sevdim mi artık ben onun işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli, yürüdüğü ayağı [aklettiği kalbi, konuştuğu dili) olurum."
    Artık Allah yar oldumu..her yer yarar..
    Marifet ufku....

    Muhabbet denizinde çalan bir melodi gibidir

  9. #9
    Yasaklı Üye Ene-Zerre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Kainat Mescidi...
    Mesajlar
    2.455

    Standart

    Alıntı Hüve-l Ahsen Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bildiğim kadarıyla duyu organları beştir:
    Göz ile görülür,kulak ile işitilir vs...Ama göz ile işitme diye bir tabir işitmedim...
    Üstadın söylediği bu manalarda başka bir boyut olmalıdır...
    Olabilir kardeşim.

  10. #10
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Alıntı yalnız_seyyah Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Rivayet-i hadiste vardır ki, her sabah bir melâike çağırıyor: * Yani, "Ölmek için tevellüd edip dünyaya gelirsiniz; harap olmak için binalar yapıyorsunuz" diyor.
    İşte bu hakikati kulağımla değil, gözümle işitiyordum.
    İşitmek zahirde kulağın vazifesi iken esasında işitme vazifesi beyne aittir.İşiten beyindir,cismani kular sesleri beyne iletmeye bir vasıtadır.Daha da ileriyi söylersek işitme işi ruhun şümulü içersindedir.

    Üstad hazretleri 13.Lemada çok çarpıcı izahlar yapmıştır.Birlikte okuyalım.


    "İnsan küçük bir âlem olduğu gibi, âlem dahi büyük bir insandır. Bu küçük insan o büyük insanın bir fihristesi ve hülâsasıdır. İnsanda bulunan nümunelerin büyük asılları, insan-ı ekberde bizzarure bulunacaktır. Meselâ, nasıl ki insanda kuvve-i hafızanın vücudu, âlemde Levh-i Mahfuzun vücuduna kat'î delildir; öyle de, insanda kalbin bir köşesinde lümme-i şeytaniye denilen bir âlet-i vesvese ve kuvve-i vâhimenin telkinatıyla konuşan bir şeytanî lisan ve ifsad edilen kuvve-i vâhime küçük bir şeytan hükmüne geçtiğini ve sahiplerinin ihtiyarına zıt ve arzusuna muhalif hareket ettiklerini, hissen ve hadsen herkes nefsinde görmesi, âlemde büyük şeytanların vücuduna kat'î bir delildir. Ve bu lümme-i şeytaniye ve şu kuvve-i vâhime bir kulak ve bir dil olduklarından, ona üfleyen ve bunu konuşturan haricî bir şahs-ı şerîrenin vücudunu ihsas ederler."(On Üçüncü Lem'a )

    Yukarıda geçen "Ve bu lümme-i şeytaniye ve şu kuvve-i vâhime bir kulak ve bir dil olduklarından" ifadesi çok manidar ve ilginçtir.Kuvve-i vahimenin bir kulak ve dil olması sanırım Risale-i Nurların uslup ve derslerinin ne kadar beliğ ve edebi olduğu dersini bizlere veriyor.

    Buradan "hakikati kulağımla değil, gözümle işitiyordum. " cümlesine gelirsek;bu cümlede ruhun dünyaya açılan penceresi olan gözün nazar-ı fikri ciheti veya mana-i harfi yönü yada kainattaki mevt hakikatinin bizzat tefekkür edilerek fehmedilmesi ve de dünyaya mecazi olarak bel bağlamamak manalarını ihtar ettiği de düşünülebilir diyor
    um.

    Bizler yine Risale-i Nur dersleri ile biliyoruz ki hakikat gözle müşahede edilen hakaiklerdir.Gözün hakikati görmesi ve hakiki manayı anlaması gözün bir manada işitmesi ve o hakikati temayülat-ı kalbiyeden bir hakikat ve nur olarak dimağa göndermesi ve dimağı hakikat ile bilgilendirmesi ve iman nuru ile o bilgilerin marifetullah boyutuna taşınması manaları da "gözümle işitiyordum" kavramına dahil olabilir diye tefekkür etmeye çalışıyorum.

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Tarihlerine Göre Hangi Risale Hangi Tarihte Yazıldı?
    By MuM in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 25.02.14, 07:26
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 20.09.13, 13:02
  3. En hoş, latif okunuşlu külliyat hangi yayının hangi boyu acaba?
    By sukrukali in forum Risale-i Nur'u Yeni Tanıyanlara
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 15.09.13, 22:46
  4. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 19.08.13, 09:45
  5. Hangi Irk, Hangi Meslek İyidir - Ahmed Şahin
    By muhibbülkurra in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 14.01.10, 13:42

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0