+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 10 Sayfa var 1 2 3 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 95

Konu: İştirak-i A'mâl-i Uhreviye Kanunu

  1. #1
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart İştirak-i A'mâl-i Uhreviye Kanunu

    Aziz ve çok kıymetli kardeşlerim,
    Biliyoruz ki Risale-i Nur hizmetlerinde ferdin tek başına pek kıymet-i harbiyesi yoktur. Elbette ki ferdi yapılan hizmetler ve ibadetler münferid olarak Rabbimiz tarafından değerlendirilecektir.Ancak Üstadımızın bu asırda tek başına yapılacak olan ibadetlerin o kişinin maruz kaldığı günahlar karşınında yeterli olamayabileceğini söyler ve şöyle devam eder.

    “Aziz, sıddık kardeşlerim,
    Lâtif ve mânidar ve beşaretli iki hadiseyi beyan ediyorum.

    Birincisi: Meyusâne bir hatıradan müjdeli bir ihtar:
    Bugünlerde hatırıma geldi ki, hayat-ı içtimaiyeye giren hangi şeye temas etse, ekseriyetle günahlara mâruz kalıyor. Her cihette günahlar serbestçe insanı sarıyorlar. "Bu kadar günahlara karşı insanın hususî ibadet ve takvâsı nasıl mukabele edebilir?" diye meyusâne düşündüm.
    Hayat-ı içtimaiyedeki Risale-i Nur talebelerinin vaziyetlerini tahattur ettim. Risale-i Nur şakirtleri hakkında necatlarına ve ehl-i saadet olduklarına dair kuvvetli işaret-i Kur'âniyeyi ve beşaret-i Aleviyeyi ve Gavsiyeyi düşündüm. Kalben dedim ki: "Herbiri bin yerden gelen günahlara karşı bir dille nasıl mukabele eder, galebe eder, necat bulur?" diye mütehayyir kaldım.

    Bu tahayyürüme mukabil ihtar edildi ki:
    Risale-i Nur'un hakikî ve sadık şakirtlerinin mâbeynlerindeki düstur-u esasiye olan iştirak-i a'mâl-i uhreviye kanunuyla ve samimî ve hâlis tesanüd sırrıyla herbir hâlis, hakikî şakirt, bir dille değil, belki kardeşleri adedince dillerle ibadet edip istiğfar eder. Bin taraftan hücum eden günahlara, binler dille mukabele eder. Bazı melâikenin kırk bin dille zikrettikleri gibi, hâlis, hakikî, müttakî bir şakirt dahi kırk bin kardeşinin dilleriyle ibadet eder, necata müstehak ve inşaallah ehl-i saadet olur. Risale-i Nur dairesinde sadakat ve hizmet ve takvâ ve içtinab-ı kebâir derecesiyle o ulvî ve küllî ubudiyete sahip olur. Elbette, bu büyük kazancı kaçırmamak için, takvâda, ihlâsta, sadakatte çalışmak gerektir.( Kastamonıu Lâhikası - Mektup No: 65)

    İşte bu mektupta da görüyoruz ki Üstadımız ;” Bugünlerde hatırıma geldi ki, hayat-ı içtimaiyeye giren hangi şeye temas etse, ekseriyetle günahlara mâruz kalıyor. Her cihette günahlar serbestçe insanı sarıyorlar. "Bu kadar günahlara karşı insanın hususî ibadet ve takvâsı nasıl mukabele edebilir?" diye meyusâne düşündüm.”

    “Kalben dedim ki: "Herbiri bin yerden gelen günahlara karşı bir dille nasıl mukabele eder, galebe eder, necat bulur?" diye mütehayyir kaldım.” Diyerek kararsız kaldığını ve endişe ettiğini belirtir.Tam bu durumda iken Üstada ihtar gelir ve;” Bu tahayyürüme mukabil ihtar edildi ki:
    Risale-i Nur'un hakikî ve sadık şakirtlerinin mâbeynlerindeki düstur-u esasiye olan iştirak-i a'mâl-i uhreviye kanunuyla ve samimî ve hâlis tesanüd sırrıyla herbir hâlis, hakikî şakirt, bir dille değil, belki kardeşleri adedince dillerle ibadet edip istiğfar eder. Bin taraftan hücum eden günahlara, binler dille mukabele eder.” Şeklindedir gelen ihtar.Bizlerde buna binaen “Şirket-i Maneviye-i Uhreviye” sırrını hem anlamak hem de o sırra ulaşmak için bu konuyu açmak istedik.

    Konunun içinde daha çok duracağımız kavramlar şunlar olacaktır.
    Âhirete ait mal ve servet kazanmak emval-i uhreviye düsturunu;
    Kur`ân`ın şifâlı Cennet suyu manasını taşıyan Kevser-i Kur’aniye sırrını;
    Duada mânevî ortaklık ve beraberlik sırrına işaret eden şirket-i maneviye-i duaiye sırını;
    Nur`un mânevî ortaklığı manasına tevafuk eden şirket-i meneviye-i Nuriye hakikatine;
    Ahirete ait hizmetlerle ilgili mânevî şirket, mânevî ortaklık manasını kuşatan şirket-i maneviye-i uhreviye manalarına ulaşmayı umuyoruz inşallah.

    İhlas Risalesinde bir haşiye olarak geçen “Evet, bahtiyar odur ki, kevser-i Kur'ânîden süzülen tatlı, büyük bir havuzu kazanmak için, bir buz parçası nev'indeki şahsiyetini ve enâniyetini o havuz içine atıp eritendir. ( Yirmi Birinci Lem'a)” hakikati de konumuza mihenk olabilecek önemli bir düsturdur.


    "Her ne ise, bu iştirak-i emval düsturu a'mâl-i uhreviyeye girse, zararsız azîm menfaate medardır. Çünkü bütün emval, o iştirak eden herbir ferdin eline tamamen geçmesinin sırrını taşıyor. Çünkü, nasıl ki dört beş adamdan, iştirak niyetiyle biri gazyağı, biri fitil, biri lâmba, biri şişe, biri kibrit getirip lâmbayı yaktılar. Herbiri tam bir lâmbaya mâlik oluyor. O iştirak edenlerin herbirinin bir duvarda büyük bir aynası varsa, herbirinin noksansız, parçalanmadan, birer lâmba, oda ile beraber aynasına girer. Aynen öyle de, emvâl-i uhreviyede sırr-ı ihlâs ile iştirak ve sırr-ı uhuvvet ile tesanüd ve sırr-ı ittihad ile teşrikü'l-mesâi, o iştirak-i a'mâlden hâsıl olan umum yekûn ve umum nur herbirinin defter-i a'mâline bitamâmihâ gireceği, ehl-i hakikat mâbeyninde meşhud ve vakidir. Ve vüs'at-i rahmet ve kerem-i İlâhînin muktezasıdır." ( Yirmi Birinci Lem'a)

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  2. #2
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    "Emvâl-i uhreviyede sırr-ı ihlâs ile iştirak ve sırr-ı uhuvvet ile tesanüd ve sırr-ı ittihad ile teşrikü'l-mesâi, o iştirak-i a'mâlden hâsıl olan umum yekûn ve umum nur herbirinin defter-i a'mâline bitamâmihâ gireceği, "(Yirmi Birinci Lem'a )

    "İşte, ey kardeşlerim! Sizleri inşaallah menfaat-i maddiye rekabete sevk etmeyecek. Fakat menfaat-i uhreviye noktasında bir kısım ehl-i tarikat aldandıkları gibi, sizin de aldanmanız mümkündür. Fakat şahsî, cüz'î bir sevap nerede, mezkûr misal hükmündeki iştirak-i a'mâl noktasında tezahür eden sevap ve nur nerede?"(Yirmi Birinci Lem'a )

    Yukarıdaki alıntılardan şu kavramlar üzerine yoğunlaşmaya çalışırsak inanıyorum ki güzel hakikatler inkişaf edecektir.

    "sırr-ı ihlâs ile iştirak ve
    sırr-ı uhuvvet ile tesanüd ve
    sırr-ı ittihad ile teşrikü'l-mesâi"

    Âhirete ait mal ve servetlerde hizmet etmek için öncelikle İhlâsın sır ve hakikati yani sadece Allah rızasını esas alma sırrı ile o işe iştirak etmek esastır.Çünkü uhrevi hizmetlerde sırr-ı ihlas olmazsa fayda vermez.Bu nedenle de bu hizmetlerde öncelikle hiçbir beklenti olmadan Allah rızası için iştirak gerekir.

    Daha sonra ise sırr-ı uhuvvet ile yani hakiki kardeşlik sırrı ile dayanışma, birbirine dayanma, birbirinden destek alma, birbirinden kuvvet alma ve birbirine kuvvet katma ile tesanüd gerekiyor. Bir fabrikanın birbirine kuvvet veren çarkları misüllü.

    Emval-i uhreviyede üçüncü sır ise sırr-ı ittihad ile teşrikü’l mesai.Sırr-ı ittihat; kâinattaki birlik hakikati, her şeyin birbirine bağlılık sırrı olarak müthiş bir işleyişin sahibini bizlere göstermektedir.Öyleyse bu işleyiş ve birlik sırrı ile bizler de ortak akıl birliği sırrıyla beraber ve birlikte çalışmak ruhu ile çalışma mesailerimizi birleştirmemiz gerekiyor.

    Bütün kainat bizlere zerreden kürelere kadar "sırr-ı ihlâs ile iştirak ve sırr-ı uhuvvet ile tesanüd ve sırr-ı ittihad ile teşrikü'l-mesâi" işleyişini ders vermektedir. Risale-i Nurlar ise kâinattaki bu sırları birer rehber olarak bizlere bir terkip olarak sunmaktadır.Sanırım bizler bu imtihandan daha şiddetli geçiyoruz.Bu kavramlar Risale-i Nurların sayfalarından öncelikle ekvalimize sonra ahvalimize ve daha sonra da etvarımıza in'ikas etmesi gerekiyor.Bence sır-ı ihlas burada başlıyor.

    Bu asrın hususiyetleri Risale-i Nurlarda deşifre edilmiştir.İki dinsizlik cereyanı özellikle ehl-i imanının itikat cihetine hücum etmiş ve imanlar zafiyete bürünürken eneler kuvvet bulmuştur.

    Burada çok farklı bir noktaya değinmek istiyorum. Bilmiyorum katılır mısınız? Ben biraz da tesanütteki zafiyet problemini cemaat enelerinde arıyorum. Risale-i Nurları okuduğumuz zaman belki enemizi tam eritip Kevser-i Kur’aniyeye dahil edemiyoruz. Bu eneler kendi meşrepleri içersinde birleşip bir nevi o meşrebin taassup sayılabilecek enesini oluşturuyor diye düşünüyorum.

    Çözüm için ise acilen Risale-i Nurlarla yüzleşmek,bir murakaba ve muhasebe ile arınmak ve Risale-i Nurlardaki sırr-ı ihlas ile keveser-i Kur'aniye havuzunda tam havuzu elde etmek için erimek ve ondan sonra diğer hizmet cihetlerine hamletmek gerekiyor diye düşünüyorum.Çünkü mesele çok net ve açık olarak gözüküyor.Öncelikle sırr-ı ihlâs ile iştirak gerekmiyor muydu?
    Konu Abdulbaki tarafından (10.10.08 Saat 10:43 ) değiştirilmiştir.

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  3. #3
    Ehil Üye _ŞuA_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    A'raf
    Yaş
    28
    Mesajlar
    1.430

    Standart

    Nasıl ki dört beş adamdan iştirak niyetiyle biri gazyağı,

    biri fitil, biri lâmba, biri şişe, biri kibrit getirip lâmbayı yaktılar.
    Her biri tam bir lâmbaya mâlik oluyor.

    O iştirak edenlerin her birinin bir duvarda büyük bir âyinesi varsa, her birinin noksansız, parçalanmadan birer lâmba oda ile beraber âyinesine girer.” (Lem’alar)

  4. #4
    Ehil Üye _ŞuA_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    A'raf
    Yaş
    28
    Mesajlar
    1.430

    Standart

    Çözüm için ise acilen Risale-i Nurlarla yüzleşmek,bir murakaba ve muhasebe ile arınmak ve Risale-i Nurlardaki sırr-ı ihlas ile keveser-i Kur'aniye havuzunda tam havuzu elde etmek için erimek ve ondan sonra diğer hizmet cihetlerine hamletmek gerekiyor diye düşünüyorum.Çünkü mesele çok net ve açık olarak gözüküyor.Öncelikle sırr-ı ihlâs ile iştirak gerekmiyor muydu?

    ---“Risale-i Nur dairesinde sadakat ve hizmet ve takva ve içtinab-ı kebair derecesiyle o ulvî ve küllî ubudiyete sahib olur.” (Kastamonu Lahikası)

  5. #5
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Alıntı Abdulbaki Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    "Bütün kainat bizlere zerreden kürelere kadar "sırr-ı ihlâs ile iştirak ve sırr-ı uhuvvet ile tesanüd ve sırr-ı ittihad ile teşrikü'l-mesâi" işleyişini ders vermektedir. Risale-i Nurlar ise kâinattaki bu sırları birer rehber olarak bizlere bir terkip olarak sunmaktadır.
    Bu konuya Risale-i Nurlardan iki yer eklemek istiyorum.

    "Ferdiyet cilvesi, kâinat yüzünde öyle bir sikke-i vahdet koymuştur ki, kâinatı tecezzî kabul etmez bir küll hükmüne getirmiştir. Bütün kâinata tasarruf edemeyen bir zat, hiçbir cüz'üne hakikî mâlik olamaz. O sikke de şudur:
    Kâinatın mevcudatı, envâları en muntazam bir fabrika çarkları gibi birbirine muavenet eder, birbirinin vazifesini tekmile çalışır. Öyle bir tesanüd, öyle birbirine muavenet, öyle birbirinin sualine cevap vermek ve birbirinin imdadına koşmak ve birbirine sarılmak, birbiri içine girmek suretiyle öyle bir vahdet-i vücut teşkil ediyorlar ki, bir insanın cesedindeki unsurlar gibi, birbirinden kabil-i tefrik olmaz. Bir unsurun dizginini tutan, umumun dizginlerini tutamazsa, o tek unsurun dizginini zaptedemez.

    İşte, kâinatın simasındaki bu teavün, tesanüd, tecavüb, teanuk, pek parlak bir sikke-i kübrâ-yı vahdettir. (Otuzuncu Lem'a)

    Evet, nasıl ki sahife-i arz üstünde Ehad ve Samedin hâtemlerini görebiliyorsun. Bak, kitab-ı kâinat üstünde de, büyüklüğü nispetinde bir vuzuh ile hâtem-i vahdet okunuyor.


    Çünkü, şu mevcudat, bir fabrikanın ve bir kasrın ve bir muntazam şehrin eczaları gibi birbirine karşı muavenet ellerini uzatmış, birbirinin sual-i hâcetlerine lebbeyk derler. El ele verip, bir intizamla çalışırlar. Baş başa verip, zevilhayata hizmet ederler. Omuz omuza verip, bir gayeye müteveccihen, bir Müdebbire itaat ederler.

    Evet, şems ve kamerden, gece ve gündüzden, kış ve yazdan tut, tâ nebatat hayvanların imdadına, hayvanlar insanların imdadına, zerrat-ı gıdaiye semeratın imdadına, mevadd-ı taamiye, hüceyrat-ı bedenin imdadına koşup gelmelerine kadar câri olan düstur-u teavünle bütün mevcudat, Kerîm bir Mürebbinin emriyle hareket ettiklerini gösteriyorlar.

    İşte, şu kâinat içinde câri olan bu tesanüd, bu teavün, bu tecavüb, bu teânuk, bu musahhariyet, bu intizam, birtek Müdebbirin terbiyesiyle idare ve birtek Mürebbînin tedbiriyle sevk edildiğine kat'iyen şehadet eden bu meşhudumuz hikmet-i âmme içindeki inayet-i tâmme ve o inayet içindeki rahmet-i vasia ve o rahmet içindeki rızk-ı âmm ve her müterezzika lâyık bir tarzda rızık vermek, öyle parlak bir hâtem-i tevhiddir ki, bütün bütün kör olmayan görür. (Mesnevî-i Nuriye - Nur'un İlk Kapısı)

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  6. #6
    Ehil Üye insirah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    Kure-i Arz
    Mesajlar
    3.312

    Standart

    BBiz insanların sıkıntılarına katlanmayan imani imandan saymayız.Rıza yolunda biraz cefa gördük diye Allah'a naz mı edeceğiz..
    Musab Bin umeyr...

    Bu eklentiler bana bu sözü hatırlattı..
    Kainattaki gidisati izlesek ve israfin ve intizamsizligin olmadigini gorsek,sanirim bu bizim icin en buyuk tahkik egitimi olacaktir.

  7. #7
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    1- iştirak-i a'mâl-i uhreviye kanunuyla :YANİ BUNUN OLUŞMASI İÇİN BİR İŞİ BİRLİKTE YAPMAK GEREKİR Kİ amelde ortak olunsun..buda bilerek olmalı.rastgele değil.bir vazifeye birlikte el atmakla oluşur ortak ameller.2-ve samimî ve hâlis tesanüd sırrıyla :AHİRETTEKİ AMELLERDE OLMAK OLMANIN BİRİNCİ ŞARTI samimi ve halis tesanüd olacak..tesanüd olacak.samimane ve ihlasane..samimi ve ihlaslı tesanüd olacak.bu olursa o zaman iştiraki ameli uhreviye kanunu oluşur..şimdi düşünelim..hakikaten bu manayı düşünerekmi cemaate gidiyoruz..?
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  8. #8
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    "sırr-ı ihlâs ile iştirak ve (SIRRI İHLAS NEDİR?)sırr-ı uhuvvet ile tesanüd ve (SIRRI UHUVVET NEDİR?)sırr-ı ittihad ile teşrikü'l-mesâi" (SIRRI İTTİHAD NEDİR)?İHLASIN ,UHUVVETİN,İTTİHADIN SIRRI NEDİR?
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  9. #9
    Ehil Üye hadema - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    1.622

    Standart

    Alıntı yunusyavuz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    "sırr-ı ihlâs ile iştirak ve (SIRRI İHLAS NEDİR?)sırr-ı uhuvvet ile tesanüd ve (SIRRI UHUVVET NEDİR?)sırr-ı ittihad ile teşrikü'l-mesâi" (SIRRI İTTİHAD NEDİR)?İHLASIN ,UHUVVETİN,İTTİHADIN SIRRI NEDİR?
    Burada benim hissettiğim ısrarla vurgulanan ilk önce Sırr-ı İhlâs

    Sırr-ı ihlâs olmazsa diğerleride gerçekleşmez gibi geliyor. Adeta 3 aşamalı bir merdiven gibi. İlk basamağa basmadan öbürüne basmaya kalkmak düşmeye sebep verirse buda aynen öyle olur gibi.
    Bir üstteki msjnızda ki doğru söylüyorsunuz. Acaba bu düstürları tam anlayarakmı gidiyoruz sorusu çok önemli. En azından benim kendi açımdan.
    Tabi Baki Hocamızın dediği gibi derhal müracatımız R.Nur külliyatı olmalıdır.
    Onu okumaya tekrar tekrar devam etmeliyizki(kendi açımdan) bu sırları anlayabilelim.
    Aslandan kaçar gibi kebairden kaçmak, ubudiyetlerimizde noksanlık yapmamaya çalışmak düzenli bir şekilde Kur'an okumak ve R.Nurları okumak ihlasın ve takvanın da temel taşlarından yalnızca birkaç tanesidir.
    Evet ihlas ve takva çok önemli.
    İnsan anlamaya başlayınca dahada zor geliyor. Allah hepimiz muvaffak eylesin.
    Liyakat isteyerek gelmiyor. İnsan okudukça ve hakikatlerin künhünü görmeye başlayınca dahada liyakatsiz olduğunu görüyor.(Kendim için tabi)
    bu hayatın gayesi ve neticesi hayat-ı ebediye olduğu gibi, bir meyvesi de, hayatı veren Zât-ı Hayy ve Muhyîye karşı şükür ve ibadet ve hamd ve muhabbettir ki, bu şükür ve muhabbet ve hamd ve ibadet ise, hayatın meyvesi olduğu gibi, kâinatın gayesidir.


  10. #10
    Ehil Üye nurhanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    3.463

    Standart

    Alıntı hadema Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Burada benim hissettiğim ısrarla vurgulanan ilk önce Sırr-ı İhlâs

    Sırr-ı ihlâs olmazsa diğerleride gerçekleşmez gibi geliyor. Adeta 3 aşamalı bir merdiven gibi. İlk basamağa basmadan öbürüne basmaya kalkmak düşmeye sebep verirse buda aynen öyle olur gibi.
    hadema kardeşim herkesin anlayışı farklı fakat forumda paylaşaılmki böyle düşünenlerde varmış denilsin.

    Bence ilk önce sadakat gelir sadakat yoksa ihlas varsa olmaz gibi geliyor.Mesela talebe halis fakat risale-i nurlara sadık kalmıyor olmaz denilebilir ki halisse zaten sadık olur bence olmaz
    Risale-i nur bir imtihan kitabıdır.
    Davasına sadık olmayan insanların başarı ihtimali yoktur.



+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Lütfen Aminleriniz ile Duaya İştirak Edin
    By VbDeSTabe in forum Dualar
    Cevaplar: 68
    Son Mesaj: 29.07.13, 15:21
  2. Nedret kanunu
    By YİĞİDO in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 18.10.11, 14:31
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 21.05.11, 07:39
  4. Cuma'nın Duasına İştirak Edelim Mi?
    By SeRDeNGeCTi in forum Dualar
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 20.11.09, 12:53
  5. Istirak'i Amal'i Uhreviye
    By Ramazann in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 20
    Son Mesaj: 27.07.08, 11:34

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0