+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 11

Konu: 23.Söz 2.Mebhas 2.Nükte.

  1. #1
    Ehil Üye beylikdüzü73 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Bulunduğu yer
    istanbul/beylikdüzü
    Mesajlar
    1.163

    Standart 23.Söz 2.Mebhas 2.Nükte.

    Bismillah


    İnsanda iki vecih var.
    -Birisi, enâniyet cihetinde şu hayat-ı dünyeviyeye nâzırdır.
    -Diğeri, ubûdiyet cihetinde hayat-ı ebediyeye bakar.

    Evvelki vecih itibarıyla öyle bir biçare mahlûktur ki, sermayesi, yalnız,
    ihtiyardan bir şa’re (saç) gibi cüz’î bir cüz-ü ihtiyarî; ve
    iktidardan zayıf bir kesb;ve
    hayattan, çabuk söner bir şule; ve
    ömürden çabuk geçer bir müddetçik; ve
    mevcudiyetten çabuk çürür küçük bir cisimdir.

    O haliyle beraber(Birde üstüne üstlük), kâinatın tabakatında serilmiş hadsiz envâın hesapsız efradından nazik, zayıf bir fert olarak bulunuyor.

    İkinci vecih itibarıyla ve bilhassa ubûdiyete müteveccih acz ve fakr cihetinde, pek büyük bir vüs’ati var, pek büyük bir ehemmiyeti bulunuyor. Çünkü, Fâtır-ı Hakîm, insanın mahiyet-i mâneviyesinde nihayetsiz azîm bir acz ve hadsiz cesîm bir fakr derc etmiştir tâ ki, kudreti nihayetsiz bir Kadîr-i Rahîm ve gınâsı nihayetsiz bir Ganiyy-i Kerîm bir Zâtın hadsiz tecelliyâtına cami’ geniş bir âyine olsun.(Aczimiz ve fakrımız nihayetsiz olmasa, Rahmeti ve gınası nihayetsiz bir zatın tecelliyatına cami' bir ayine olamıyoruz)

    Evet, insan bir çekirdeğe benzer. Nasıl ki o çekirdeğe

    kudretten mânevî ve ehemmiyetli cihazat ve
    kaderden ince ve kıymetli program verilmiş;

    tâ ki toprak altında çalışıp, tâ o dar âlemden çıkıp, geniş olan hava âlemine girip, Hâlıkından istidat lisanıyla bir ağaç olmasını isteyip, kendine lâyık bir kemâl bulsun. Eğer o çekirdek, sû-i mizacından dolayı, ona verilen cihâzât-ı mâneviyeyi toprak altında bazı mevadd-ı muzırrayı celbine sarf etse, o dar yerde, kısa bir zamanda, faidesiz tefessüh edip çürüyecektir. Eğer o çekirdek, o mânevî cihâzâtını, فَالِقُالْحُبِّوَالنَّوٰى nın emr-i tekvînîsini imtisal edip hüsn-ü istimal etse, o dar âlemden çıkacak, meyvedar koca bir ağaç olmakla, küçücük cüz’î hakikati ve ruh-u mânevîsi büyük bir hakikat-i külliye suretini alacaktır.

    cami’ : toplayan, kapsamlı
    cesîm : büyük
    cihâzât : donanımlar
    cihâzât-ı mâneviye : mânevî donanım, cihazlar
    cüz’î : küçük, az
    cüz-ü ihtiyarî : insanın elindeki seçim gücü, irade
    derc etmek : içine yerleştirmek
    efrad : fertler, bireyler
    emr-i tekvinî : yaratılışa dair emir
    enaniyet : benlik
    envâ : türler
    fakr : ihtiyaç hali
    Fâtır-ı Hakîm : her şeyi hikmetle ve benzersiz şeyleri üstün sanatıyla yaratan Allah
    Ganiyy-i Kerîm : sonsuz cömertlik ve zenginlik sahibi olan Allah
    gınâ : zenginlik
    hakikat-i külliye : kapsamlı hakikat
    Hâlık : herşeyi yaratan Allah
    hüsn-ü istimal etmek : güzel kullanmak
    ihtiyar : irade, tercih, seçme gücü
    imtisal : yerine getirme
    istidat : kabiliyet, yetenek
    itibariyle : özelliğiyle
    kader : Allah’ın meydana gelecek herşeyi olmadan önce takdir etmesi, planlaması
    Kadîr-i Rahîm : gücü her şeye yeten, rahmeti her şeyi kuşatan Allah
    kemâl : mükemmellik, kusursuzluk
    kesb : kazanma
    mahiyet-i mâneviye : mânevî yapı
    mevadd-ı muzırra : zararlı maddeler
    müteveccih : yönelik
    nâzır : bakan
    nihayetsiz : sonsuz
    ruh-u mânevî : mânevî ruh
    sû-i mizaç : kötü huy
    şule : alev
    tabakat : tabakalar
    tecelliyât : yansımalar
    tefessüh etmek : bozulmak
    ubûdiyet : kulluk
    vecih : yön, yüz
    vüs’at : genişlik
    ________________

    Andolsun ki Duha'ya
    Ve leyl-i iza seca'ya
    Rabbin ne terkeder seni,
    Ne darılır sana.
    ________________
    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

  2. #2
    Ehil Üye beylikdüzü73 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Bulunduğu yer
    istanbul/beylikdüzü
    Mesajlar
    1.163

    Standart

    İşte, aynen onun gibi(o çekirdek gibi), insanın mahiyetine,

    kudretten ehemmiyetli cihazat ve
    kaderden kıymetli programlar tevdi edilmiş.

    Eğer insan,

    şu dar âlem-i arzîde,
    hayat-ı dünyeviye toprağı altında (Toprağın çekirdeğe sunduğu imkanlar gibi dünya hayatının insana sunduğu imkanlar var ve zahiren toprağın çekirdeğe uyguladığı bir baskı, hararet var. Çekirdek meşakkate katlanıp toprak altından çıksa çok geniş bir hayata kavuşacak. İnsan dünya hayatı imtihanını bitirse nasıl bir aleme kavuşacak. Göz görmemiş, kulak işitmemiş.)

    o cihâzât-ı mâneviyesini nefsin hevesâtına sarf etse; bozulan çekirdek gibi, bir cüz’î telezzüz için, kısa bir ömürde, dar bir yerde ve sıkıntılı bir halde çürüyüp tefessüh ederek, mes’uliyet-i mâneviyeyi bedbaht ruhuna yüklenecek, (Hem çürüyecek, hem manevi mesuliyetin ağırlğını ruhunda sürekli hissedecek. Cehennemde de o yük kendisinden indirilmeyecek.) şu dünyadan göçüp gidecektir.

    Eğer o istidat çekirdeğini

    İslâmiyet suyuyla,
    imanın ziyasıyla,
    ubûdiyet toprağı altında terbiye ederek,
    evâmir-i Kur’âniyeyi imtisal edip
    cihâzât-ı mâneviyesini hakikî gayelerine tevcih etse;

    elbette
    âlem-i misal ve berzahta dal ve budak verecek ve
    âlem-i âhiret ve Cennette hadsiz kemâlât ve nimetlere medar olacak bir şecere-i bâkiyenin ve bir hakikat-i daimenin cihâzâtına cami’, kıymettar bir çekirdek ve
    revnakdâr bir makine ve bu şecere-i kâinatın mübarek ve münevver bir meyvesi olacaktır.

    Evet, hakikî terakki ise, insana verilen kalb, sır, ruh, akıl, hattâ hayal ve sair kuvvelerin hayat-ı ebediyeye yüzlerini çevirerek, herbiri kendine lâyık hususî bir vazife-i ubûdiyetle meşgul olmaktadır. Yoksa, ehl-i dalâletin terakki zannettikleri, hayat-ı dünyeviyenin bütün inceliklerine girmek ve zevklerinin her çeşitlerini, hattâ en süflîsini tatmak için bütün letâifini ve kalb ve aklını nefs-i emmâreye musahhar edip yardımcı verse, o terakki değil, sukuttur.
    (işte bunu çocuklarımıza anlatabilirsek daha büyük bir miras bırakmış olmayız herhalde.)

    âlem-i âhiret : âhiret âlemi
    âlem-i arzî : dünya âlemi
    âlem-i misal : görüntüler âlemi
    bedbaht : talihsiz
    berzah : kabir âlemi
    cami’ : kapsayan, içine alan
    cazibedarlık : çekicilik
    cihazat : cihazlar, donanım
    cihâzât-ı mâneviye : mânevî duygular
    ehemmiyetli : önemli
    ehl-i dalâlet : sapıklık ve inkâr ehli
    evâmir-i Kur’âniye : Kur’ân’ın emirleri
    hakikat-i daime : devamlı hakikat
    hevesât : hevesler, gelip geçici arzular
    imtisal : yerine getirme
    istidat : yetenek, kabiliyet
    kader : Allah’ın meydana gelecek herşeyi olmadan önce takdir etmesi, planlaması
    kemâlât : mükemmellikler
    kuvve : duyu
    letâif : insanın mânevi yapısındaki ince duygular
    mahiyet : öz nitelik, asıl yapı
    medar : eksen, vesile
    mes’uliyet-i maneviye : mânevî sorumluluk
    musahhar etmek : boyun eğdirmek, hizmetine vermek
    münevver : nurlu, aydınlık
    nazar-ı dikkat : dikkatle bakış
    nefis : can, kişinin kendisi
    nefs-i emmâre : insanı daima kötülüğe, yasak zevk ve isteklere teşvik eden güç
    revnaktar : süslü, hoş, güzel
    sukut : düşüş, alçalma
    süflî : aşağı
    şecere-i bâkiye : ölümsüz ağaç
    şecere-i kâinat : kainat ağacı, evren
    tefessüh : bozulma, kokuşma
    telezzüz : lezzetlenme, tad alma
    temsil : kıyaslama tarzında benzetme, analoji
    terakkî : ilerleme
    tevcih : yöneltme
    tevdi etmek : emânet vermek
    ubûdiyet : kulluk
    vakıa-i hayaliye : hayalî olay
    vazife-i ubûdiyet : kulluk görevi
    yabanî : yabancı
    ziya : ışık

    ________________

    Andolsun ki Duha'ya
    Ve leyl-i iza seca'ya
    Rabbin ne terkeder seni,
    Ne darılır sana.
    ________________
    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

  3. #3
    Ehil Üye beylikdüzü73 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Bulunduğu yer
    istanbul/beylikdüzü
    Mesajlar
    1.163

    Standart

    Şu hakikati, bir vakıa-i hayaliyede(Ben buradan Üstad'ın hayal alemini dahi ruhuna ve kalbine musahhar ettiğini anlıyorum. Yoksa bazı kardeşlerin düşündüğü gibi böyle temsilatın aslında başka bir boyutta yaşanan olaylar olduğunu düşünmüyorum.) şöyle bir temsilde gördüm ki:

    Ben büyük bir şehre giriyorum. Baktım ki, o şehirde büyük saraylar var. Bazı sarayların kapısına bakıyorum; gayet şenlik, parlak bir tiyatro gibi nazar-ı dikkati celb eder, herkesi eğlendirir bir cazibedarlık vardı. Dikkat ettim ki, o sarayın efendisi kapıya gelmiş, itle oynuyor ve oynamasına yardım ediyor. Hanımlar yabanî gençlerle tatlı sohbetler ediyorlar. Yetişmiş kızlar dahi çocukların oynamasını tanzim
    ediyorlar. Kapıcı da onlara kumandanlık eder gibi bir aktör tavrını almış. O vakit anladım ki, o koca sarayın içerisi bom boş, hep nazik vazifeler muattal kalmış, ahlâkları sukut etmiş ki, kapıda bu sureti almışlardır.(Koca bir saray içeride olması gerekenlerin hepsi dışarıda, boş işlerle uğraşıyor. Kimse aslı makamında değil. Dışarıdaki köpek bile asli görevini yapamadığı için aslında depresyonda. Tabiki bu görüntü içerisinin boş olduğu izlenimini uyandırıyor. Amma gerçek manada boşluk olmadığına göre acaba içeride kim var?)

    Sonra geçtim, bir büyük saraya daha rast geldim. Gördüm ki, kapıda uzanmış vefadar bir it ve kaba, sert, sakin bir kapıcı ve sönük bir vaziyet vardı. Merak ettim, niçin o öyle, bu böyle? İçeriye girdim. Baktım ki, içerisi çok şenlik. Daire daire üstünde, ayrı ayrı nazik vazifelerle saray ehli meşguldürler. Birinci dairedeki adamlar, sarayın idaresini, tedbirini görüyorlar. Üstündeki dairede kızlar, çocuklar ders okuyorlar. Daha üstünde hanımlar, gayet lâtif san’atlar, güzel nakışlarla iştigal ediyorlar. En yukarıda efendi, padişahla muhabere edip halkın istirahatini temin için ve kendi kemâlâtı ve terakkiyâtı için, kendine has ve ulvî vazifelerle iştigal ediyor gördüm. Ben onlara görünmediğim için, yasak demediler, gezebildim.(Yani aslında mahrem bir bölge burası. ilginç.)

    Sonra çıktım, baktım. O şehrin her tarafında bu iki kısım saraylar var. Sordum.
    Dediler: “O kapısı şenlik ve içi boş saraylar, kâfirlerin ileri gelenlerinindir ve ehl-i dalâletindir. Diğerleri, namuslu Müslüman büyüklerinindir.”

    Sonra bir köşede bir saraya rast geldim. Üstünde “Said” ismini gördüm. Merak ettim. Daha dikkat ettim, suretimi üstünde gördüm gibi bana geldi. Kemâl-i taaccübümden bağırarak aklım başıma geldi, ayıldım.(Burada üstadın Nur ismine mazhar olduğunu bir kez daha anlıyoruz. Aynı anda bir kaç yerde olabiliyor.)

    İşte, o vakıa-i hayaliyeyi sana tabir edeceğim. Allah hayır etsin.

    İşte, o şehir ise, hayat-ı içtimaiye-i beşeriye ve medine-i medeniyet-i insaniyedir. O saraylar, herbirisi birer insandır. O saray ehli ise, insandaki göz, kulak, kalb, sır, ruh, akıl gibi letâif ve nefis ve hevâ ve kuvve-i şeheviye ve kuvve-i gadabiye gibi şeylerdir. Herbir insanda herbir lâtifenin ayrı ayrı vazife-i ubûdiyetleri var. Ayrı ayrı lezzetleri, elemleri var. Nefis ve hevâ, kuvve-i şeheviye ve gadabiye, bir kapıcı ve it hükmündedirler. İşte o yüksek letâifi nefis ve hevâya musahhar etmek ve vazife-i asliyelerini unutturmak, elbette sukuttur, terakki değildir.

    Sair cihetleri sen tabir edebilirsin.

    amel : davranış, iş
    ehl-i dalâlet : sapıklık ve inkâr ehli
    elem : acı, sıkıntı
    fiil : iş, hareket
    has : özel
    hayat-ı içtimaiye-i beşeriye : insanların toplumsal hayatı
    hevâ : kabiliyet ve duyguları nefsin yasak arzu ve isteklerinin emrine verme
    istirahat : rahatlık, huzur
    iştigal etmek : meşgul olmak
    itibar : özellik
    kâfir : Allah’ı veya Onun kesin olarak emrettiği şeylerden birini inkâr eden kimse
    kemâlât : mükemmellikler, kusursuzluklar
    kemâl-i taaccüp : tam bir şaşkınlık
    kuvve-i gadabiye : öfke gücü
    kuvve-i şeheviye : şehvet gücü
    lâtif : ince, hoş
    letâif : insanın mânevî yapısındaki ince duygular
    medine-i medeniyet-i insaniye : insanlığın uygarlık şehri
    muattal kalma : kullanılmaz olma
    muhabere : haberleşme
    musahhar etmek : boyun eğdirmek, hizmetine vermek
    nazik : ince, zarif
    nefis : can, bir kimsenin kendisi
    sa’y-i maddî : maddi çalışma
    sair : diğer
    sukut : düşme, alçalma
    suret : şekil, görüntü
    tabir : yorumlama
    tanzim : düzenleme
    tedbir : idare etme, çekip çevirme
    terakki : ilerleme
    terakkiyât : ilerlemeler
    ulvî : yüce
    vakıa-i hayaliye : hayalî olay
    vazife-i asliye : esas vazife
    vazife-i ubûdiyet : kulluk görevi
    vefadar : vefalı
    ________________

    Andolsun ki Duha'ya
    Ve leyl-i iza seca'ya
    Rabbin ne terkeder seni,
    Ne darılır sana.
    ________________
    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

  4. #4
    Ehil Üye Majâz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Mesajlar
    1.707

    Standart

    ağabey biraz vakte ihtiyaç var bi okuyalım inşallah

    İşte burada oturuyorum, yaşlı bir örümcek, sabırla
    bir sözü bir ötekinin ardına diziyor,
    bütünün bir anlamı olacağını umarak,
    bir vahiy, bir ebedi kesinlik
    ya da bir mükemmeliyet kazası
    her yaşamda olduğu gibi nasılsa.

    ...




  5. #5
    Ehil Üye beylikdüzü73 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Bulunduğu yer
    istanbul/beylikdüzü
    Mesajlar
    1.163

    Standart

    Alıntı Uşşak-ı Serbaz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    ağabey biraz vakte ihtiyaç var bi okuyalım inşallah
    Abi biraz vakitten kastın neydi?
    ________________

    Andolsun ki Duha'ya
    Ve leyl-i iza seca'ya
    Rabbin ne terkeder seni,
    Ne darılır sana.
    ________________
    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

  6. #6
    Ehil Üye Majâz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Mesajlar
    1.707

    Standart

    ha diyince olmuyor abi dün okudum.amma velakin bişey diyemeden çıkmak zorunda kaldım hayırlısıyla cuma namazına gideyim (ezan okunuyor şu an) gelince inşallah bir daha okuyup biryeşler karalamaya çalışırız..cumanız mübarek olsun...

    İşte burada oturuyorum, yaşlı bir örümcek, sabırla
    bir sözü bir ötekinin ardına diziyor,
    bütünün bir anlamı olacağını umarak,
    bir vahiy, bir ebedi kesinlik
    ya da bir mükemmeliyet kazası
    her yaşamda olduğu gibi nasılsa.

    ...




  7. #7
    Dost yorgunnn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2007
    Bulunduğu yer
    Afyonkarahisar
    Mesajlar
    32

    Standart

    Daire daire üstünde, ayrı ayrı nazik vazifelerle saray ehli meşguldürler. Birinci dairedeki adamlar, sarayın idaresini, tedbirini görüyorlar. Üstündeki dairede kızlar, çocuklar ders okuyorlar. Daha üstünde hanımlar, gayet lâtif san’atlar, güzel nakışlarla iştigal ediyorlar. En yukarıda efendi, padişahla muhabere edip halkın istirahatini temin için ve kendi kemâlâtı ve terakkiyâtı için, kendine has ve ulvî vazifelerle iştigal ediyor gördüm. Ben onlara görünmediğim için, yasak demediler, gezebildim.(Yani aslında mahrem bir bölge burası. ilginç.)
    SORU

    - arkadaslar dah oncede okumustum ..aklıma bu bolumle ılgılı bazı yerler takılmıstı ..birinci dairedeki adamlar ,

    -üstündeki dairede kızlar , cocuklar ders okuyorlar
    -daha ustunde hanımlar gayet GAYET latıf sanatlar, guzel nakıslar istigal edıyorlar..
    - en yukarıda efendi
    SORUM su burdakı temsılerın hakıkatı nedır
    Nefis ve hevâ, kuvve-i şeheviye ve gadabiye, bir kapıcı ve it hükmündedirler.mesela ustad bunun cevabını vermıs pekı yukardakı kızlar , hanımlar adamlar. efendi, cocuklar ne oluyor .. birde neden kız ve hanım ve cocuk a benzetmıs .. bunu cok merak edıyorum... ayrıca ust uste daıreler derken en uste olan daıre en ehenmıyuetlı daıremı yanı yukarı cıkıldıkca ehenmıyetı artıyormu .. cevablarınız beklıyorum ..

    selametle ...

  8. #8
    Dost yorgunnn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2007
    Bulunduğu yer
    Afyonkarahisar
    Mesajlar
    32

    Standart kemal-i taaccubumden

    Sonra bir köşede bir saraya rast geldim. Üstünde “Said” ismini gördüm. Merak ettim. Daha dikkat ettim, suretimi üstünde gördüm gibi bana geldi. Kemâl-i taaccübümden bağırarak aklım başıma geldi, ayıldım.

    üstadımız neden kendi sarayına nazar ettıgınde buyuk bır saskınlık yasıyor .. kendı sarayında onu bu kadar sasırtan nedır acaba...

    selametle ...

  9. #9
    Dost yorgunnn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2007
    Bulunduğu yer
    Afyonkarahisar
    Mesajlar
    32

    Standart yardım

    yokmu bu konuda yardım eden. beklıyorum.

  10. #10
    Ehil Üye beylikdüzü73 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Bulunduğu yer
    istanbul/beylikdüzü
    Mesajlar
    1.163

    Standart

    Alıntı yorgunnn Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sonra bir köşede bir saraya rast geldim. Üstünde “Said” ismini gördüm. Merak ettim. Daha dikkat ettim, suretimi üstünde gördüm gibi bana geldi. Kemâl-i taaccübümden bağırarak aklım başıma geldi, ayıldım.

    üstadımız neden kendi sarayına nazar ettıgınde buyuk bır saskınlık yasıyor .. kendı sarayında onu bu kadar sasırtan nedır acaba...

    selametle ...
    aynı anda üç farklı alemde kendini gördüğünden şaşırıyor diye anlıyorum ben.
    ________________

    Andolsun ki Duha'ya
    Ve leyl-i iza seca'ya
    Rabbin ne terkeder seni,
    Ne darılır sana.
    ________________
    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. 23.söz 2.mebhas 5 nükteyi açıklarmısınız lütfen.perşembe dersimiz var
    By ahsen rana in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 21.12.11, 12:37
  2. 23.Söz 2 Mebhas 2 Nükte
    By elifnuray in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 19.12.09, 15:04
  3. 11 Lem'a 2.Nükte
    By bir_damla_nur in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 04.01.09, 23:55
  4. 23. Söz İkinci Mebhas 1. Nükte
    By muhayrık in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 12
    Son Mesaj: 07.10.08, 13:30
  5. 23. Söz, 4. Nükte
    By rukiye2 in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 02.09.08, 00:16

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0