+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 7 ve 7

Konu: Ruhsal ve Psikolojik Hastalıklar Müptela Olunan Günahların Birer Neticesi midir...?

  1. #1
    MuM
    MuM isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Guest MuM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Mesajlar
    3.600

    Standart Ruhsal ve Psikolojik Hastalıklar Müptela Olunan Günahların Birer Neticesi midir...?

    SEKİZİNCİ DEVÂ



    Ey âhiretini düşünen hasta! Hastalık, sabun gibi, günahların kirlerini yıkar, temizler. Hastalıklar keffâretü'z-zünub olduğu hadis-i sahihle sabittir. Hem hadiste vardır ki, "Ermiş ağacı silkmekle nasıl meyveleri düşer; imanlı bir hastanın titremesi de öyle günahları silker."


    Günahlar, hayat-ı ebediyede daimî hastalıklardır;bu hayat-ı dünyeviyede dahi kalb, vicdan, ruh için mânevî hastalıklardır. Sen eğer sabredip şekvâ etmezsen, şu muvakkat bir hastalıkla daimî pek çok hastalıklardan kurtuluyorsun. Eğer günahları düşünmüyorsan, yahut âhireti bilmiyorsan veya Allah'ı tanımıyorsan, sende öyle dehşetli bir hastalık var ki, milyon defa sendeki bu küçük hastalıktan daha büyüktür; ondan feryad et. Çünkü, bütün dünyanın mevcudatıyla kalbin, ruhun ve nefsin alâkadardır.



    Mütemadiyen firak ve zeval ile o alâkalar kesilip, sende hadsiz yaralar açılır. Bahusus âhireti bilmediğin için, ölümü idam-ı ebedî tahayyül ettiğinden, adeta, güya yara bere içinde, dünya kadar hastalıklı bir vücudun var. İşte en evvel, hadsiz yaralı ve hastalıklı bu büyük mânevî vücudun hadsiz hastalıklarına katî ilâç ve katî şifa verici bir tiryak olan İmân ilâcını aramak ve itikadını düzeltmek gerektir ki, o ilâcı bulmakta en kısa yol, bu maddî hastalığın yırttığı gaflet perdesinin altında sana gösterdiği aczin ve zaafın penceresiyle, bir Kadîr-i Zülcelâlin kudretini ve rahmetini tanımaktır....




    hastalar risalesinde kırmızı renkle yazdığım kısım beni düşünceye itti...


    malum bir çok kardeşimin bildiği bir rahatsızlığım var, (psikiyatr-nörolojik)... tam net teşhis ve sebeb koyulmuş değil...her 7-10 günde bir iki günüm sıkıntılı geçer... üç dört insan sesi kuvvetinde bir nara gibi sesle bağırıp kasılarak düşerim...


    çok mutlu iken de oluyor...çok üzüntülüyken de...hiç bir emaresi yokken bir lambanın düğmesine basılınca lamba nasıl açılır ve yanar anlık bir anda o düğmeye basar gibi bir anda yığılıyorum... sonra kaslarım boşalıyor ve yorgunluk ve uyku hali...


    psikiyatr ilaçları kilo vs aldırdı...vs...evet bir derece geçirdi...önceden hergün oluyordu şu an 7-10 günde bir iki gün... ama ilaçaları bıraktım çünki sosyal kişisel hayatımı doğrudan etkiliyor..uyku vs yapıp...gibi...


    geçen hastalar risalesindeki bu kısmı okurken manevi hastalıkların işlenen günahlar neticesinde manevi rahatsızlıklara sebeb olacağını düşününce kendi hastalığımı da bu sebebten görmeye başladım... şimdi "kardeş ne günahı işliyorsun diye sual edeceksiniz" günahlara şahid tutulmaz değil mi..fakat benim hem maddi hem manevi..hem ibadet hayatımı etkileyen ve üzülüp kahrolduğum ve belki de bile bile işlediğim günahlarım var ki... hani ya rab zarar bana dokundu yara dilime ve kalbime işledi...diyor ya...aynen..ya rab zarar bana dokundu...ibadetime halel veriyor dediğim çok günahlarım var...


    bu kendi içimde kendi durumumla düşündüğüm ve kendime tatbik etmeye çalıştığım bir mana...


    peki gerçekten ruhsal vs denilen problemler ve hastalıkların neticesi acaba işlenen ve maruz kalınan ve ruha ve kalbe ağır gelen...kalbi karartan...ruhu daraltan günahlar mıdır... asıl sebebleri bu olabilir mi?


    genelleme yapılabilir mi ki bunu iddia etmek çok zor olur...


    sebeb noktasında karşılaştığım bu rahatsızlık nasıl bir sebebten meydana gelmiş olabilir...şu an bir çok hastalık var ki doktorlar tam sebeb söyleyemiyorlar...emin olamıyor ve bulamıyorlar...


    fakülte son sınıfta prof.dr bir psikiyatre gittiğim de hocam bunun sebebi ne diye sual ettiğim zaman bana şu cevabı vermişti. "evladım sebebini bilsem Amerikada manşet olurdum"...


    bir sebeb söylenmeyince kendi iç alemimde işlediğim ve müptela olduğum günahlarımın birer neticesi olduğunu düşündüm... üstadımın o cümlesini okuyunca...


    bilmem ki umuma teşmil etmek doğru olabilir mi...


    ruh hakkında ayeti kerimenin manasıyla ruh hakkında insanlar ancak çok az şey bilebiliyorken...


    hakkınızı helal edin. kafanızı şişirdim...
    selam ve dua ile..








  2. #2
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart

    Üçüncü Mesele:

    Her zamanın bir hükmü var. Şu gaflet zamanında musibet şeklini değiştirmiş. Bazı zamanda ve bazı eşhasta belâ, belâ değil, belki bir lûtf-u İlâhîdir.

    Ben şu zamandaki hastalıklı sair musibetzedeleri-fakat musibet dine dokunmamak şartıyla-bahtiyar gördüğümden, hastalık ve musibet aleyhtarı bulunmak hususunda bana bir fikir vermiyor.

    Ve bana, onlara acımak hissini iras etmiyor. Çünkü, hangi bir genç hasta yanıma gelmişse, görüyorum, emsallerine nisbeten bir derece vazife-i diniyeye ve âhirete karşı merbutiyeti var.

    Ondan anlıyorum ki, öyleler hakkında o nevi hastalıklar musibet değil, bir nevi nimet-i İlâhiyedir.


    Çünkü, çendan o hastalık onun dünyevî, fâni, kısacık hayatına bir zahmet iras ediyor, fakat onun ebedî hayatına faydası dokunuyor.

    Bir nevi ibadet hükmüne geçiyor. Eğer sıhhat bulsa, gençlik sarhoşluğuyla ve zamanın sefahetiyle, elbette hastalık hâletini muhafaza edemeyecek, belki sefahete atılacak.

    Lemalar | İkinci Lem´a | 19
    Konu Şahide tarafından (20.09.08 Saat 10:24 ) değiştirilmiştir.





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  3. #3
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart

    Cenâb-ı Hak, hadsiz kudret ve nihayetsiz rahmetini göstermek için, insanda hadsiz bir acz, nihayetsiz bir fakr derc eylemiştir.

    Hem hadsiz nukuş-u esmâsını göstermek için insanı öyle bir surette halk etmiş ki, hadsiz cihetlerle elemler aldığı gibi, hadsiz cihetlerle de lezzetler alabilir bir makine hükmünde yaratmış.

    Ve o makine-i insaniyede yüzer âlet var. Herbirinin elemi ayrı, lezzeti ayrı, vazifesi ayrı, mükâfâtı ayrıdır. Adeta insan-ı ekber olan âlemde tecellî eden bütün esmâ-i İlâhiye, bir âlem-i asgar olan insanda dahi o esmânın umumiyetle cilveleri var.

    Bunda sıhhat ve âfiyet ve lezâiz gibi nâfi emirler nasıl şükrü dedirtir, o makineyi çok cihetlerle vazifelerine sevk eder, insan da bir şükür fabrikası gibi olur.

    Öyle de, musibetlerle, hastalıklarla, âlâm ile, sair müheyyiç ve muharrik ârızalarla, o makinenin diğer çarklarını harekete getirir, tehyiç eder.

    Mahiyet-i insaniyede münderiç olan acz ve zaaf ve fakr madenini işlettiriyor.

    Bir lisanla değil, belki herbir âzânın lisanıyla bir iltica, bir istimdat vaziyetini verir. Güya insan o ârızalarla, ayrı ayrı binler kalemi tazammun eden müteharrik bir kalem olur, sahife-i hayatında veyahut levh-i misalîde mukadderât-ı hayatını yazar, esmâ-i İlâhiyeye bir ilânnâme yapar ve bir kaside-i manzume-i Sübhâniye hükmüne geçip, vazife-i fıtratını ifa eder.

    Lemalar | İkinci Lem´a | 19






    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  4. #4
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart

    BEŞİNCİ DEVÂ

    Ey maraza müptelâ hasta! Bu zamanda tecrübemle kanaatim gelmiştir ki, hastalık bazılara bir ihsan-ı İlâhîdir, bir hediye-i Rahmânîdir.

    Bu sekiz dokuz senedir, liyakatsiz olduğum halde, bazı genç zatlar hastalık münasebetiyle dua için benimle görüştüler. Dikkat ettim ki: Hangi hastalıklı genci gördüm; sair gençlere nispeten âhiretini düşünmeye başlıyor.

    Gençlik sarhoşluğu yok. Gaflet içindeki hayvânî hevesattan bir derece kendini kurtarıyor.

    Ben de bakıyordum, onların tahammül dahilindeki hastalıklarını bir ihsan-ı İlâhî olduğunu ihtar ederdim.

    Derdim ki:
    "Kardeşim, senin bu hastalığının aleyhinde değilim. Hastalık için sana karşı bir şefkat hissedip acımıyorum ki, dua edeyim. Hastalık seni tam uyandırıncaya kadar sabra çalış. Ve hastalık vazifesini bitirdikten sonra, Hâlık-ı Rahîm inşaallah sana şifa verir."

    Hem derdim:

    "Senin bir kısım emsalin sıhhat belâsıyla gaflete düşüp, namazı terk edip, kabri düşünmeyip, Allah'ı unutup, bir saatlik hayat-ı dünyeviyenin zâhirî keyfiyle hadsiz bir hayat-ı ebediyesini sarsar, zedeler, belki de harap eder.

    Sen hastalık gözüyle, herhalde gideceğin bir menzilin olan kabrini ve daha arkasında uhrevî menzilleri görürsün ve onlara göre davranıyorsun.

    Demek senin için hastalık bir sıhhattir;


    bir kısım emsalindeki sıhhat bir hastalıktır."

    Lemalar | Yirmi Beşinci Lem´a | 208
    Konu Şahide tarafından (20.09.08 Saat 10:39 ) değiştirilmiştir.





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  5. #5
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart

    Ezcümle, arkadaşlarımızdan-Allah rahmet etsin-iki genç vardı: Biri İlâmalı Sabri, diğeri İslâmköylü Vezirzâde Mustafa.

    Bu iki zat, talebelerim içinde kalemsiz oldukları halde, samimiyette ve İmân hizmetinde en ileri safta olduklarını hayretle görüyordum. Hikmetini bilmedim.

    Vefatlarından sonra anladım ki, her ikisinde de ehemmiyetli bir hastalık vardı. O hastalık irşadıyla, sair gafil ve ferâizi terk eden gençlere bedel, en mühim bir takvâ ve en kıymettar bir hizmette ve âhirete nâfi bir vaziyette bulundular.

    İnşaallah, iki senelik hastalık zahmeti, milyonlar sene hayat-ı ebediyenin saadetine medar oldu. Ben onların sıhhati için bazı ettiğim duayı, şimdi anlıyorum, dünya itibarıyla beddua olmuş. İnşaallah, o duam, sıhhat-i uhreviye için kabul olunmuştur.

    İşte bu iki zat, benim itikadımca, on senelik bir takvâ ile elde edilecek bir kazanç kadar bir kâr buldular.

    Eğer ikisi, bir kısım gençler gibi sıhhat ve gençliğine güvenip gaflet ve sefahete atılsaydılar, ölüm de onları tarassut edip tam günahlarının pislikleri içinde yakalasaydı, o nurlar definesi yerine, kabirlerini akrepler ve yılanlar yuvası yapacaklardı.

    Madem hastalıkların böyle menfaati var. Ondan şekvâ değil, tevekkül, sabır ile, belki şükredip rahmet-i İlâhiyeye itimad etmektir.

    Lemalar | Yirmi Beşinci Lem´a | 213





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  6. #6
    Vefakar Üye Teenni - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2008
    Mesajlar
    486

    Standart

    Mum kardes bahs ettiginiz hastaliginiz daha bebek yada cocukken ortaya cikan bir hastalik degilmi? sizin islemis oldugunuz günahlarla ne alakasi varki? Büyük bir ihtimal bu hastalikla dogdunuz,genetik faktorlerin rolü büyük...

    Almanyada ikamet ettigimden bu hastaliktan Nörolojik-psikiyatrik (Tourette) müptela olmus hastalari biliyorum.Hastalik gecici degil fakat kontrol altina alinabilecek bir hastalik.Kisiler evleniyor cocuk sahibi olabiliyor hastaliklarinin bilincinde onunla yasamasini ögrenmisler.Artik eskisi gibi arka kapilar ardinda yasanmayan bir hastallik...Bilinen 100 senelik bir gecmisi var üzülmeyin,stress tetikleyen faktörlerden.Kontrol altina alinmasi önemli, bu ilacla oldugu gibi,ameliyat imkanida var.Geri kalan kismi ise Sahide kardes eklemis Allah razi olsun oradan okuyalim.
    Ey uykuda iken kendilerini ayık zannedenler! Umûr-u diniyede müsamaha veya teşebbühle medenîlere yanaşmayın. Çünkü, aramızdaki dere pek derindir; doldurup hatt-ı muvasalayı temin edemezsiniz. Ya siz de onlara iltihak edersiniz, veya dalâlete düşer, boğulursunuz.

    Bediüzzaman Said Nursi

  7. #7
    Müdakkik Üye aczmendi reşha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    652

    Standart

    ve bihi nesteinu

    bizim bu meselede kanaatimiz şöyledir;
    Evvela kardeşimize geçmiş olsun der Allahın şafi ismi ile en kısa zamanda şifa ihsan etmesini dua ederiz..Eger duanın vakti dolmamış ve hastalık devam edecekse en hafif yollu ve sıkıntı vermeden bir kolaylığı Rabbi rahimimizden niyaz ederiz..


    -; eger hastalıklar günahların bir neticesi olmuş olsa idi hastalık , o zaman insanlar günahları nisbetinde hasta olurlardı ki en sağlıklı ortalarda gezenler ve o günahları işleyenlerin hasta ,vellilerin salihlerin ehli takvanın ise sıhhatli olması gerekirdi..
    Bunun böyle olmadığı bakıncada görülen işlerdendir..
    Hastalıklar ve usibetler günahları temizler..
    hastalıklar Günahları olmayanlardada var mesela '' eyyub a.s.''
    veya çok günahkar olupta sıhhatli olan çok..

    her bir günah kalbe, akla,ve diger letaife manen ve ya maddeten zarar verir o cihazatı vazifesinin haricinde işlerle iş yaptırır..
    BU LETAİFİN TAMİRİ İSTİĞFARLADIR..
    cihazatı tamiriyeniz istiğfardır..
    gibi ifadelerle anlatılmış..
    Hulasa ne var sa yaradan Allahtır..esbab perdedir..
    bizim kanaatimiz sizin rahatsızlığınızın günahların bir neticesi değilde..
    cenabı hakkın sevdiği kullarına musibet ve sıkıntı vermesi türündendir..buda hi tecelli eden esmaya ismi azamınıza bakan meselelerdendir..
    Rabbi rahimimiz size bu rahatsızlığı en kolay şekli ile mazhar edip en kısa zamndada sizi daha aktif hizmet etmeniz için kolaylıklar ihsan eder inşaallah..

    bu yazdıklarımıza delilimiz:
    evliyaların salihlerin ehli takvanın ve Peygamberlerin (a.s) hastalıkları ve başlarına gelen musibetler sıkıntılardır..

    Günahların hastalıklara sebeb olan kısmı ise ehli isyan ehl-i gaflet vb lerinde görülenlerdendir ki ruh ve kalblerinde olduğu kadar bedenlerindede mevcuddur..

    hulasa bizlerinki dünyada temizlenmemiz günahlarımızın temizlenmesi ve manen inkişaf ve terakki vb. içindir..
    ehl-i iman günah işlese tövbe eder..tövbe dahi ibadettir günahı siler

    onlarınki kendilerine verilen cihazatı gayrı meşru dairede kullanmalarındandır..
    ehl-i gaflet günah işlese tövbe etmez tekrar işlemek için arar..
    hatta ehl-i gaflett uyansınlar diye hastalıklar musibetler verilir ta perde-i gaflet yırtıla bu dahi hakka sevk olduğundan hayrdır..nimettir.. çok musibet var şeklen musibet ike altında nice rahmet meyveleri mevcuddur..

    ve Mihengimiz;
    Asrı saadette yaşları ilerlemiş oldukları halde iman eden ashab r.a dan olanların geçmişte işledikleri AF EDİLDİĞİ SİLİNDİĞİ GİBİ ..GEÇMİŞTE İŞLEDİKLERİ GÜNAHLARIN ONLARIN HASTALIKLARINA SEBEBİYYET VERMEDİĞİDE MALUMDUR..

    hulasa nazar ile niyet mahiyeti eşyayı tağyir ettiği gibi..
    hastalığı dahi tağyir eder..

    evet o bahçeye giren kardeşlerden kötü ahlaklı olanda aynı bahçeye girdi..
    güzel ahlaklı olanda aynı bahçeye girdi.. fark NAZARLARINDA ZANLARINDA İDİ..
    Bizler hüsnü zanna memuruz..
    en tehlikeli varta ve vesveselerden kurtulmanın en kolay yolu ÜSTADININ O MESELEDE DEDİĞİNİ TASDİKTİR..
    bu konuda Allaha şükür nur talebeleri müthiştir..
    bazan SEHİVLER OLMASINDAN
    NAZARLARIN KARIŞMASINDAN VEYA MESELELERİN KARIŞTIRILMASINDAN sehivler olsa bile geçicidir..

    evet
    hitab muhatabadır;
    ehli gaflete hastalık dersi başkadır hastalığın mahiyeti başkadır.
    ehl-i takva ve nur talebesine başkadır..
    muhatab olanın konumuna bakınca mesele açılır inşaallah..sehiv açıklığa kavuşur inşaallah..

    günah işledikleri halde kendilerine ne hastalık nede musibet uğramayanlar ve günahlarda haddi aşanlar mevzumuzun dışındadır..

    Not; ramazan boyunca yazmama kararında idim bu yazınız bu kardeşinizi gördüğü an bir yazı yazmaya zorladı ..yazdım ama yollayamadım takıldı gitmedi vaz geçtim.. bu gün yine görüp okuyunca tekrar yazdım.

    kardaşım; senin yazdıkların ve anladıklarına ve anlayacaklarına olan kanaatimiz sizin nur talebesi olduğunuza olan kanaatimiz sizin bu hastalığı en kolay hale sokacak güce ve manevi etkisinden kurtulacak kadarda kuvvetli olduğunuz kanaatını bize evvleden vermiştir..

    şimdiden size geçmiş olsun deriz..


    aczmendi_reşha
    Konu aczmendi reşha tarafından (24.09.08 Saat 18:44 ) değiştirilmiştir.

    اِهْدِنَاالصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ

    aczmendi reşha


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Çadıra birer birer çağırdı. Gizli bir koyun kesti; ..
    By fanidünya... in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 05.11.14, 18:34
  2. Musîbetler İlâhî Birer İhtar, Birer İkazdır
    By bahtiyarsb in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 11.09.09, 13:17
  3. Ruhsal Zeka
    By SergeanTiM in forum Kitap, Dergi, Albüm Tanıtımları ve E-Kitap Paylaşımları
    Cevaplar: 22
    Son Mesaj: 01.11.08, 12:55
  4. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 11.10.06, 10:55
  5. Günahların Ruhumu Kirletmesine İzin Vermeyeceğim!
    By elff in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 16.09.06, 16:45

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0