+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 3 Sayfa var 1 2 3 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 22

Konu: Sadaka ve İhlas Sırrı

  1. #1
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart Sadaka ve İhlas Sırrı

    Vakti zamanında bir adam; “Bu gece illâ ki Allah için birine sadaka vereceğim” deyip evinden çıktı ve sokakları dolaşmaya başladı. Karşıdan gelen bir adamın avucuna bir miktar para sıkıştırdı ve evine geri döndü. Sabah olunca köyün bazı yerlerinde toplanan insanların:
    “Bu gece akılsızın biri, falan azılı hırsıza bir avuç dolusu sadaka vermiş. Sadaka verilecek başka kimse yok muydu?” diye konuşup gülüştüklerini, olayı anlatıp alay ettiklerini duydu ve üzüntü içinde evine döndü. Kendi içinden şöyle dedi:
    “Ey Allah’ım, şükür Sana lâyıktır, ben sadakayı Senin için verdim. Bu gece yine sadaka vereceğim” diyerek, gece olunca yine evinden çıktı. Bir sokağın kenarında bekleyen bir kadına sadakasını verip evine geri döndü. Ertesi sabah halkın:
    “Hayat kadınlığı yapıp hayasızlığı meslek edinmiş olan falan kötü kadına adamın biri sadaka vermiş, bu adam ne kadar akılsızdır, sadaka verecek başka birini bulamamış mıdır?” diye söylendiklerini, dedikodu yaptıklarını işitti. Adamın içinde bir burukluk meydana geldi. Adam evine gelip yine kendi içinden şöyle dedi:
    “Allah’ım, Sana şükürler olsun. Ne olursa olsun ben sadakayı Senin rızan için verdim. Bu gece yine Senin rızan için sadaka vereceğim” diyerek, gece vakti evinden çıktı. Sokakta ilk rastladığı bir adamın avucuna sadakasını sıkıştırıp geri döndü. Sabah olunca bazı köylülerin; “Bu gece delinin biri, zengin bir adama sadaka vermiş” dediklerini, alay edip gülüştüklerini duydu. İçindeki üzüntü ile evine geri döndü ve şöyle dedi:
    “Allah’ım! Sana tekrar tekrar şükürler olsun. Ben sırf Seni hoşnut etmek için sadaka vermek istedim. Birincisinde sadakamı bilmeden bir hırsıza vermişim. İkincisinde tanımadığım bir hayat kadınına vermişim. Üçüncüsünde ise sadakaya muhtaç olmayan zengin birine sadakam gitmiş. Ben hikmetini bilmesem de, Sana yine şükürler ediyorum” deyip uykuya daldı. Gece rüyasında ona şöyle seslenildi: Ey sadaka veren kişi! Verdiğin sadakaların her biri yerini bulmuştur. Hırsıza giden sadakan, onu hırsızlıktan alıkoyacaktır. Zinakâr kadına verdiğin sadakan ise onu zinadan tövbe ettirecektir. Zengine verdiğin sadakan ise, ona ders olacak; kendisinin de malından sadaka vermesini sağlayacaktır.” (Buhari) (Alıntı)

    Amelinizde rıza-yı İlâhî olmalı.
    Eğer O razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. Eğer O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok. O razı olduktan ve kabul ettikten sonra, isterse ve hikmeti iktiza ederse, sizler istemek talebinde olmadığınız halde, halklara da kabul ettirir, onları da razı eder. Onun için, bu hizmette, doğrudan doğruya, yalnız Cenâb-ı Hakkın rızasını esas maksat yapmak gerektir.( Yirmi Birinci Lem'a)

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  2. #2
    Ehil Üye BiKeS_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    2.770

    Standart

    Allah razı olsun Abdülbaki abi bize çok önemli bir hakikatı tekrar hatırlattınız..

    Yâ Rab, garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvânem, alîlem, âcizem, ihtiyarem,


    Bî-ihtiyarem, el-aman-gûyem, afv-cûyem, meded-hâhem, zidergâhet İlâhî!




  3. #3
    Gayyur Riyaziyeci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Bulunduğu yer
    Aydın
    Yaş
    38
    Mesajlar
    95

    Standart

    Alıntı Abdulbaki Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

    Amelinizde rıza-yı İlâhî olmalı.
    Eğer O razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok. Eğer O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok. O razı olduktan ve kabul ettikten sonra, isterse ve hikmeti iktiza ederse, sizler istemek talebinde olmadığınız halde, halklara da kabul ettirir, onları da razı eder. Onun için, bu hizmette, doğrudan doğruya, yalnız Cenâb-ı Hakkın rızasını esas maksat yapmak gerektir.( Yirmi Birinci Lem'a)
    Allah razı olsun

    HAYATI RAMAZAN OLANIN
    AHİRETİ BAYRAM OLUR


  4. #4
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Alıntı BiKeS_ Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Allah razı olsun Abdülbaki abi bize çok önemli bir hakikatı tekrar hatırlattınız..
    Alıntı Riyaziyeci Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Allah razı olsun
    Rabbim sizlerden de razı olsun.Hakikaten sırr-ı ihlas çok önemli.Onun için de Üstad; Niyet bir ruhtu.O ruhun ruhunun da ihlas olduğunu söyler.

    Samimiyetle istemek ve neticesinde Rabbimizin rızası.O razı olduktan sonra başka şeylerin bir kıymet-i harbiyesi olur mu?Ancak bir sırdır ki ihlasla isteyene rabbimiz ekserce veriyor.Ancak illede burada vermesi de icap etmez değil mi?Nasıl ki birçocuk ağlayarak istiyor ve o ağlamasında samimi.İşte aczi ve zaafı ile samimi ağlayan çocuğun ihtiyaçlarını rabbimiz anne ve babanın şefkatıile karşılıyor ve onları yavrularının etrafında pervane yapıyor.Aynen öyle de Rabbimizden acz ve fark cihetlerimizle O'nun merhametini ve şefkatını istemek bizim kulluğumuzun bir gereğidir.

    Bu manada daha önce okuduğum ve çokça etkilendiğim bir yazıyı da eklemek isterim

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  5. #5
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Şemsiyeli Dua
    (Ö. Faruk GÜLDEREN)
    Şehrin kara teslim olduğu günlerden biriydi. Otobüsten indiğinde kendini daha fazla tutamamıştı. Gözlerinden dökülen birkaç damla yaş, yanaklarına kadar süzülmüştü. Kenarı bembeyaz ağaçlarla dolu yoldan evine doğru yürüyordu. Başı öne eğik, yavaş adımlarla ilerliyordu. Kolları, karın ağırlığından yere değecek ağaç dalları gibiydi. Omzuna sanki çok ağır bir yük bırakılmıştı.
    Kapıyı açan eşine selâm verdiğinde, dudaklarında zoraki bir tebessüm vardı. Çocuklarını uzun zamandır görmüyormuş gibi hasretle kucaklayıp öptü. Eşi, bir yandan akşam yemeği için sofrayı hazırlarken, bir yandan da Metin Bey’in bu hâlini düşünüyordu. Bugün kontrol için hastaneye gidecekti, acaba akciğerindeki hastalık mı ilerlemişti? Eşinin çehresini saran hüznün sebebi ne olabilirdi ki? Derin bir iç çekip tabakları doldurmaya koyuldu.
    O akşam, yemeklerini sessizce yediler, belli ki sofranın başındaki herkes iç dünyasına dalmıştı. Evin hanımı bir terslik olduğunu sezmiş, çocuklar da bu havayı hissetmişler, ağızlarına kilit vurmuşlardı. Anlaşılan, babaları bu akşam onlarla oyun oynamayacak, okulda neler yaptıklarını sabırla dinlemeyecekti. Şimdi ne şirinlik, ne de yaramazlık yapmanın zamanıydı.
    Metin Bey ise, bugün öğrendiklerini nereye gömeceğini, bu sırrı eşi ve çocuklarından nasıl saklayabileceğini düşünüyordu. Acaba derdini, semayı donatan yıldızlara mı fısıldamalıydı, yoksa geceyi aydınlatan kandile mi ödünç vermeliydi? Ne olursa olsun çocuklarına söylememeli, onların gözlerindeki hayat parıltısını söndürmemeliydi.
    Sofra kaldırılırken Metin Bey abdest alıyordu. Biraz sonra ailecek oturma odasında namaza durdular. Evlerinin bu köşesini mescit olarak kullanıyorlardı. Sesindeki titreme, Metin Bey’in İlâhî huzurda nasıl bir ruh hâline büründüğünün de bir remziydi. Tesbihat yapıldıktan sonra evi derin bir sessizlik kaplamıştı.
    Sessizliği ilk bozan, izin isteyip kendi odalarına giden çocuklar oldu. Bunu fırsat bilen eşi, Metin Bey’e sordu:
    - Hayırdır inşallah bey, üzücü bir şey mi oldu?
    - Çok şükür hanım. Bir şikâyetim yok!
    - Hastaneye gidecektin bugün?
    - Gittim.
    - Ne dedi doktor bey?
    - Pek önemli bir şey söylemedi.
    Bir yağmur bulutu oluvermişti Metin Bey’in eşi, neredeyse inci inci dökecekti gözyaşlarını. On beş yıllık hayat arkadaşının her şeyini bilir, söylemediklerini de hâlinden hemen anlardı. Belli ki, evinin direğinin, başının tacının bir sıkıntısı vardı. Bir an önce derdini öğrenmek, bir şeyler yapmak istiyordu. Endişeli bir hâlde eşinin yanına sokuldu. Başını omzuna yaslayıp, her şeyi anlatmasını rica etti. Daha fazla saklamanın mümkün olmadığını anlayan Metin Bey, gözlerini kitaplıktan ayırmadan cevap verdi:
    - Doktor, karaciğerimde de bir rahatsızlık olduğunu söyledi bugün.
    - Karaciğerinde de mi?
    - Evet. Ama endişe etme hanım, derdi veren Allah dermanını da verir.
    Aslında durumunun iç açıcı olmadığının o da farkındaydı. Kan tahlilleri, hepatit virüsü enfeksiyonunu göstermişti. Bunun derecesini anlamak için, kanama riski olmasına rağmen, doktorlar karaciğerden doku örneği almaya (biyopsi) karar vermişlerdi. Netice ne yazık ki menfiydi ve hastalık çok ilerlemişti. Doktor, şu an itibarıyla modern tıbbın, bu hastalığa çözüm üretemediğini, en iyi ihtimalle, virüsün yayılmasının önüne geçilebileceğini ifade etmişti. En azından üç ay istirahat etmesi gerekiyordu, kendini yormamalıydı. Doktor bey böyle söylemişti. Bu işin şakası olmadığını da uzun uzun anlatmıştı.
    Bütün bunlara rağmen Metin Bey, hem eşini üzmek istemiyor, hem de hâlinden şikâyetçi olmaktan kaçınıyordu. Başına gelen her şeyi takdîr-i İlâhî olarak kabul ediyor ve O'na tevekkül ediyordu. Yavaşça yerinden kalktı ve gözlerini ayırmadığı kitaplıktan bir kitap aldı. Elindeki kitap, ‘Beyanların En Güzeli’ olan Kur'ân-ı Kerîm’den başkası değildi. O lâtif sesiyle Kehf Sûresi'ni okumaya başladığında eşi, şaşkın gözlerle onu izliyor, neden kaldıkları yeri değil de bu sûreyi okuduğunu anlamaya çalışıyordu. Sûrenin bitmesiyle merakını celbeden bu durumu sordu Metin Bey’e. Cevap mânidârdı:
    “Bir hadîs-i şerîfte Efendimiz (sas), bu sûrenin, cuma geceleri okunması hâlinde, ‘dubeyle’ye şifa olacağını ifade etmişler. Efendimiz (sas) dubeyle derken ne kastetti bilemiyorum; ama belki de günümüzdeki virüs, bakteri, mantar veya başka türlü bir parazit olma ihtimaline karşı, Efendimiz’e (sas) karşı olan itimadımdan bu sûreyi okudum. Şifa Allah’tandır.”
    Metin Bey sonra şu kıssayı anlattı:
    “Günlerden bir gün, kuraklık ve kıtlık çeken bir köyün sakinleri yağmur duasına çıkmışlar. Köyde, ne tarlaları canlandıracak, ne de hayvanların içebileceği bir damla su kalmış. Tam bir kuraklık havası hâkimmiş. Çaresiz köylüler, çareyi Hakk kapısında aramışlar. Çoluk çocuk herkesi toplamış, yanlarına hayvanlarını da alarak, yağmur duası için kırlara çıkmışlar. Köyün imamı eşliğinde tevbe ve istiğfar edip Allah’tan merhamet dilemişler. Henüz onlar ellerini indirmeden, Allah’ın inayetiyle gök gürlemeye başlamış. Köy halkı da sağanak yağmur altında sırılsıklam olmuş. Sadece şirin bir kız çocuğu ıslanmamış. Çünkü, duaedince yağmurun yağacağına bir tek o gönülden inanmış ve yanına minicik şemsiyesini almış.”
    O günden itibaren Metin Bey ve eşi, perşembeyi cumaya bağlayan her gece Kehf Sûresi’ni okudular. Maddî ve mânevî bütün hastalıklar için O’nun (cc) kapısını aşındırıp durdular. Çünkü, dua sebepler üstü bir tesire sahipti. Sebepler plânında dermansız gibi görünen dertlerde bile, hiç tereddüt etmeden ve kabul edileceğine kalbden inanarak Allah’a yakarılmalıydı.
    Yaklaşık üç ay sonra kontrol için hastaneye giden Metin Bey’i bir sürpriz bekliyordu. Duaları kabul olmuş, doktoru da hayretler içerisinde bırakacak şekilde, hastalık geri adım atmıştı. Tıbben pek mümkün görünmeyen bu durum karşısında şaşıran doktor, Metin Bey’in yüzüne bakakalmıştı. Bu durumu anlayamıyordu. Meraklı gözlerini büyütüp ‘Nasıl olur?’ diyebilmişti sadece.

    * Yaşanmış bir hâdisedir.

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  6. #6
    Ehil Üye BiKeS_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    2.770

    Standart

    Alıntı Abdulbaki Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Şemsiyeli Dua

    O günden itibaren Metin Bey ve eşi, perşembeyi cumaya bağlayan her gece Kehf Sûresi’ni okudular. Maddî ve mânevî bütün hastalıklar için O’nun (cc) kapısını aşındırıp durdular. Çünkü, dua sebepler üstü bir tesire sahipti. Sebepler plânında dermansız gibi görünen dertlerde bile, hiç tereddüt etmeden ve kabul edileceğine kalbden inanarak Allah’a yakarılmalıydı.

    Dua eden adam bilir ki, birisi var ki onun sesini dinler, derdine derman yetiştirir, ona merhamet eder. Onun kudret eli herşeye yetişir.Sanırım bunun sırrı bu.Bunları bilebilmek..

    Allah tekrar razı olsun Abdülbaki abi...Tamda istedğim birşeyin olmadığı bir anda, demek ben ihlassızım diye düşündüğüm bir zamanda yaralarıma merhem oldu bu hikaye...

    Yâ Rab, garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvânem, alîlem, âcizem, ihtiyarem,


    Bî-ihtiyarem, el-aman-gûyem, afv-cûyem, meded-hâhem, zidergâhet İlâhî!




  7. #7
    Vefakar Üye Hakkâni - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Bulunduğu yer
    Alemi Lahut
    Mesajlar
    515

    Standart

    Alıntı Abdulbaki Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ey sadaka veren kişi! Verdiğin sadakaların her biri yerini bulmuştur. Hırsıza giden sadakan, onu hırsızlıktan alıkoyacaktır. Zinakâr kadına verdiğin sadakan ise onu zinadan tövbe ettirecektir. Zengine verdiğin sadakan ise, ona ders olacak; kendisinin de malından sadaka vermesini sağlayacaktır.” (Buhari)
    Çok güzel bir paylaşım.. Allah razı olsun

    Bu hadisi şeriften şu gerçeği çıkarabilirmiyiz: bizim vazifemiz meşru dairede bize denileni yapmak, hayrı ve müsbet tesirini yaratacak Allahtır ?

  8. #8
    Müdakkik Üye CAN KARDEŞ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Bulunduğu yer
    zonguldak
    Yaş
    44
    Mesajlar
    885

    Standart

    Allah razı olsun abim her ikiyazyıda zevke okudum ve çok istifade ettim

    dularımız silahlarımızdır hangidurumda
    hangi silahı kullancağaımızı bilmek lazım
    herduruma aynı dua şifa olmaya bilir Rabbim eksik duadan korusun

  9. #9
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Alıntı Hakkâni Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Çok güzel bir paylaşım.. Allah razı olsun

    Bu hadisi şeriften şu gerçeği çıkarabilirmiyiz: bizim vazifemiz meşru dairede bize denileni yapmak, hayrı ve müsbet tesirini yaratacak Allahtır ?
    Ubudiyet, emr-i İlâhîye ve rıza-yı İlâhîye bakar. Ubudiyetin dâîsi emr-i İlâhî ve neticesi rıza-yı Haktır. Semerâtı ve fevâidi uhreviyedir. Fakat ille-i gaiye olmamak, hem kasten istenilmemek şartıyla, dünyaya ait faydalar ve kendi kendine terettüp eden ve istenilmeyerek verilen semereler, ubudiyete münâfi olmaz. Belki zayıflar için müşevvik ve müreccih hükmüne geçerler. Eğer o dünyaya ait faydalar ve menfaatler o ubudiyete, o virde veya o zikre illet veya illetin bir cüz'ü olsa, o ubudiyeti kısmen iptal eder. Belki o hâsiyetli virdi akîm bırakır, netice vermez.(On Yedinci Lem'a)

    Akaidî ve imanî hükümleri kavî ve sabit kılmakla meleke haline getiren, ancak ibadettir. Evet, Allah'ın emirlerini yapmaktan ve nehiylerinden sakınmaktan ibaret olan ibadetle, vicdanî ve aklî olan imanî hükümler terbiye ve takviye edilmezse, eserleri ve tesirleri zayıf kalır. Bu hale, âlem-i İslâmın hâl-i hazırdaki vaziyeti şahittir.

    Ve keza, ibadet, dünya ve âhiret saadetlerine vesile olduğu gibi, maaş ve maâde, yani dünya ve âhiret işlerini tanzime sebeptir ve şahsî ve nev'î kemâlâta vasıtadır ve Hâlıkla abd arasında pek yüksek bir nisbet ve şerefli bir rabıtadır.(İşârâtü'l-İ'câz)

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  10. #10
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Bir gece uykuda bir adam manevi canipten bir ses işitir.Bu ses şöyledir.
    -Ey kulum,sabah olunca barakanın (evinin) önündeki büyük kayayı itele.Adamın barakasının hemen önünde çok büyük bir kaya varmış ve yıllarca orada duruyormuş.

    Adam bu sesin manevi bir ses olduğuna hükmetmiş ve hemen sabah başlamış kayayı itmeye.

    Bir gün itmiş,iki gün,bir hafta,iki hafta derken her gün itme işine iki ay devam ettirmiş.

    Çünkü o gece duyduğu sesin kendisine Allah tarafından bir emir olduğunu düşünmüş.

    İtme işine devam edeken bir gün şeytan yanına yaklaşmış ve" Ne yapıyorsun "?demiş.

    Adam kayayı itiyorum demiş.Şeytan niçin itiyorsun deyince de adam rüyasında duyduğu sesi söylemiş.

    Şeytan hemen hilesine başlamış ve sen ahmak mısın?Hiç rüya ile olacak bir iş mi bu demiş.

    Hem bak kaç aydır kayayı iteliyorsun bir milim dahi kımıldatamamışsın demiş.Hem zaman kaybettin hemde hiç bir şey kazanamadın diye şüphe varmiş.

    Adam da düşünmüş ve hakikaten doğru,aylarca iteliyorum daha taşı kımıldatamadım bile demiş ve taşı itelemekten vaz geçmiş.

    O gece rüyasında yine aynı sesi işitmiş.Kulum niye kayayı itelemekten vaz geçtin?

    Aam kaç aydır iteliyorum taşı bir milim dahi kımıldatamadım demiş.O ses;

    -"Biz sana kayayı itele dedik,kımıldat demedik ki!"


    Adam hem hiç bir şey kazanmadım ki demiş.O ses;
    -"Nasıl olur?Bak bu süre içersinde sabrın arttı,kuvvetlendin,pazuların ve ayakların gelişti ve kuvvet kazandın."demiş.

    Adam sabah olunca tekrar kayayı itmeye başlamış.Bir gün itmiş,iki gün itmiş ve üçüncü güne gelince kaya kımıldamaya başlamış.Daha sonra ise yavaş yavaş kaya hareket etmiş ve yuvarlanmış.

    Kayanın altından ise büyük bir hazine çıkmış.


    Evet,bu bir hikaye olabilir.Belki de bir kıssa.Önemli olan buradan alınacak olan hissedir.

    Kayayı it emrinde tereddüt göstermemek ve sadece ve sadece kayayı itmek.


    Çünkü kayayı itmek bizim vazifemiz,kayayı kımıldatmak ise Allah'ın vazifesidir.

    Biz vazifemizi yalım gerisine karışmayalım.


    "Evet, iki vazife peşimiz
    de görünüyor. Biri padişahın vazifesidir; bazan biz onun angaryasını çekeriz ki, bizi beslemektir. Diğeri bizim vazifemizdir; padişah bize teshilât ile yardım eder ki, talim ve harptir."

    Ve o talim ve talimat ise, başta namaz, ibadettir.

    Ve o iki vazife ise, birisi hayatı verip beslemektir; diğeri hayatı verene ve besleyene perestiş edip yalvarmaktır, Ona tevekkül edip emniyet etmektir.(Beşinci Söz )

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Sadaka Vermenin Fazileti
    By nesl_hn in forum Hadis-i Şerifler
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 24.12.15, 18:37
  2. Sure-i İhlas'ın İsmi Neden İhlas ?
    By gulsah in forum Beyin Fırtınaları
    Cevaplar: 39
    Son Mesaj: 21.05.11, 15:48
  3. Sadaka Dersi....
    By Garip_Maznun in forum Hz. Muhammed (S.A.V)
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 28.11.08, 18:59
  4. Üç Gece,Üç Sadaka
    By azize in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 16.03.08, 23:24
  5. Sadaka Taşı
    By lasiyyema in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 18.08.07, 18:31

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0