+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 5 ve 5

Konu: Allah Kendi Cemal ve Kemalini Neden Göstermek İstiyor?

  1. #1
    Gayyur hendeseci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Mesajlar
    60

    Standart Allah Kendi Cemal ve Kemalini Neden Göstermek İstiyor?

    11.söz'ü dün bir arkadaşa okurken ''her cemal ve kemal sahibi kendi cemal ve kemalini göstermek istemesi sırrınca'' ibaresi arkadaşın mantığına yatmadı ve ''insanda bu istek var ama Allah neden böyle birşeye ihtiyaç duysun,bu istek insana ait bir duygu''dedi. birkaç cevap verdim ama tam mukni olmadı.
    sizce bu Risale'de konuyla ilgili yer nereler?
    ''HER SÖYLEDİĞİN HAK OLSUN.FAKAT HER HAKKI SÖYLEMEĞE SENİN HAKKIN YOKTUR.'' 22.MEKTUP

  2. #2
    Gayyur hendeseci - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Mesajlar
    60

    Standart

    konu sanırım çok basit ki cevap yazmaya bile gerek yok.
    ''HER SÖYLEDİĞİN HAK OLSUN.FAKAT HER HAKKI SÖYLEMEĞE SENİN HAKKIN YOKTUR.'' 22.MEKTUP

  3. #3
    Ehil Üye nurhanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    3.463

    Standart

    her cemal ve kemal sahibi kendi cemal ve kemalini göstermek istemesi sırrınca'
    Bu bedihidir buna itiraz olmazki eğer itiraz ediyorsa delil getirmeli insan da bu duyguların var olması ise Allahı bilmek için verilmiş.Yani insanda cüzzi cemal ve cüzzi kemal sahibi ise bunu görmek ve göstermek ister ki




    Otuzbirinci Pencere

    لَقَدْ خَلَقْنَا اْلاِنْسَانَ فِى اَحْسَنِ تَقْوِيمٍ * وَ فِى اْلاَرْضِ اۤيَاتٌ لِلْمُوقِنِينَ * وَ فِى اَنْفُسِكُمْ اَفَلاَ تُبْصِرُونَ




    Şu pencere insan penceresidir ve enfüsîdir. Ve enfüsî cihetinde şu pencerenin tafsilâtını binler muhakkikîn-i evliyanın mufassal kitablarına havale ederek yalnız feyz-i Kur'andan aldığımız birkaç esasa işaret ederiz. Şöyle ki:

    Onbirinci Söz'de beyan edildiği gibi: "İnsan, öyle bir nüsha-i câmiadır ki: Cenab-ı Hak bütün esmasını, insanın nefsi ile insana ihsas ediyor." Tafsilâtını başka Sözlere havale edip yalnız üç noktayı göstereceğiz.

    BİRİNCİ NOKTA: İnsan, üç cihetle esma-i İlahiyeye bir âyinedir.

    Birinci Vecih: Gecede zulümat, nasıl nuru gösterir. Öyle de: İnsan, za'f ve acziyle, fakr u hacatıyla, naks ve kusuru ile, bir Kadîr-i Zülcelal'in kudretini, kuvvetini, gınasını, rahmetini bildiriyor ve hakeza pek çok evsaf-ı İlahiyeye bu suretle âyinedarlık ediyor. Hattâ hadsiz aczinde ve nihayetsiz za'fında, hadsiz a'dasına karşı bir nokta-i istinad aramakla, vicdan daima Vâcib-ül Vücud'a bakar. Hem nihayetsiz fakrında, nihayetsiz hacatı içinde, nihayetsiz maksadlara karşı bir nokta-i istimdad aramağa mecbur olduğundan, vicdan daima o noktadan bir Ganiyy-i Rahîm'in dergâhına dayanır, dua ile el açar. Demek her vicdanda şu nokta-i istinad ve nokta-i istimdad cihetinde iki küçük pencere, Kadîr-i Rahîm'in barigâh-ı rahmetine açılır, her vakit onunla bakabilir.

    İkinci Vecih âyinedarlık ise: İnsana verilen nümuneler nev'inden cüz'î ilim, kudret, basar, sem', mâlikiyet, hâkimiyet gibi cüz'iyat ile kâinat Mâlikinin ilmine ve kudretine, basarına, sem'ine, hâkimiyet-i rububiyetine âyinedarlık eder. Onları anlar, bildirir. Meselâ: "Ben nasıl bu evi yaptım ve yapmasını biliyorum ve görüyorum ve onun mâlikiyim ve idare ediyorum. Öyle de şu koca kâinat sarayının bir ustası var. O usta onu bilir, görür, yapar, idare eder ve hâkeza...

    Üçüncü Vecih âyinedarlık ise: İnsan, üstünde nakışları görünen esma-i İlahiyeye âyinedarlık eder. Otuzikinci Söz'ün Üçüncü Mevkıfının başında bir nebze izah edilen insanın mahiyet-i câmiasında nakışları zahir olan yetmişten ziyade esma vardır. Meselâ: Yaradılışından Sâni', Hâlık ismini ve hüsn-ü takviminden Rahman ve Rahîm isimlerini ve hüsn-ü terbiyesinden Kerim, Latif isimlerini ve hâkeza... Bütün a'za ve âlâtı ile, cihazat ve cevarihi ile, letaif ve maneviyatı ile, havas ve hissiyatı ile ayrı ayrı esmanın ayrı ayrı nakışlarını gösteriyor. Demek nasıl esmada bir ism-i a'zam var, öyle de o esmanın nukuşunda dahi bir nakş-ı a'zam var ki, o da insandır.

    Ey kendini insan bilen insan! Kendini oku... Yoksa hayvan ve camid hükmünde insan olmak ihtimali var!
    (Sözler - 687)
    Risale-i nur bir imtihan kitabıdır.
    Davasına sadık olmayan insanların başarı ihtimali yoktur.



  4. #4
    Dost dua_ayetleri - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    7

    Standart

    Alıntı hendeseci Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    11.söz'ü dün bir arkadaşa okurken ''her cemal ve kemal sahibi kendi cemal ve kemalini göstermek istemesi sırrınca'' ibaresi arkadaşın mantığına yatmadı ve ''insanda bu istek var ama Allah neden böyle birşeye ihtiyaç duysun,bu istek insana ait bir duygu''dedi. birkaç cevap verdim ama tam mukni olmadı.
    sizce bu Risale'de konuyla ilgili yer nereler?
    Her cemal ve kemal sahibi kendi cemal ve kemalini görmek ve göstermek
    ister."
    cümlesi, Allah için bunun bir ihtiyaç oldugunu göstermez mi? Ayni cinsten
    olanlar mukayeseye gelebilir ve muvazene edilebilirler. Mesela elma ile
    elma, armut ile armut mukayese edilebilir. Amma karpuz ile nar, üzüm ile
    kayisi muvazene ve mukayeseye gelmez. Ancak her biri kendi sartinda ve
    özelliklerinde degerlendirilebilirler. Bu kaide kainatta her sey için
    geçerlidir. Bitkiler en basit hayat tabakasinda iken iki farkli tür
    birbiriyle mukayese edilmezse, iki farkli cins ve iki farkli mahiyet yani
    bir bitkiyle hayvan, hayvan ile insan hiç ölçülebilir mi, mukayeseye
    gelebilir mi? Hatta iki farkli insan muvazene ve mukayese edilemez.
    Maddeten iki farkli özelliklere haiz olduklari halde manen hiç muvazeneye gelmez. Ana meseledeki benzerlik çok yüzeysel ve basittir. Bir insanin hayatini yazan
    bir tarihçi, baska bir insanin hayatinda cahil ve ek******. Bu böyleyken,
    kemalatin en kutsisinde ve yarattigi hiç bir mahluka benzemeyen, misli
    olmayan maddeden, zamandan, mekandan münezzeh olan ALLAHu Zülcelal nasil bir insanin hususiyetleriyle muvazene ve mukayese edilsin?
    Misli ve benzeri olanlar arasinda tam bir mukayese olmaz ise misli olmayan
    ALLAH (cc) kesinlikle mahlukatin bütün özelliklerinden müstagnidir. Ve
    mukayeseye gelmez. Sadece tefekküre bir vasita olmak cihetiyle bazi temsilat
    olabilir. Her kemal ve cemal sahibi kendi cemal ve kemalini görmek ve
    göstermek ister ifadesinde insanlardaki bu arzu ve hususiyetler sadece
    tefekküre bir bakis açisidir. Yoksa mukayese için degildir. Yani
    mikroskoplar mikroplari, teleskoplar yildizlari ve semayi müsahede ettirir.
    Fakat ne mikroskopta gösterdiklerinden bir özellik, ne de teleskopta
    yildizlarda ve semadan bir hususiyet bulunmaz. Her sey ALLAH'i tavsif eder.
    Fakat onunla muttasif olmaz. Insan da bir mikroskop ve teleskop gibi Cenab-i
    Hakk'i külli manada bildirir ve tanittirir. ALLAH'in zat, sifat ve esmasini
    gösterir. Onunla kesinlikle muttasif olamaz. O zattan bir hususiyeti
    kendinde tasiyamaz. Aynen öyle de, insanin kendi güzellik ve kemalatini
    görmek ve göstermek istemesiyle, Cenab-i Hak'taki bu hususiyet ayni
    degildir. Sadece cam gibi vasita olmaktan öteye geçmez. Tefekkür için bir
    rasat vazifesini görür. Baska türlü yakistirmalar ALLAH için sirktir.
    Ayrica insanlarin güzelliklerini göstermesi bir ihtiyaçtan gelir, kemale ve
    ikmale gider. O güzellik var olmaz ve görünmezse o insan eksik ve nakis
    olur. Alkis ve taltif insani keyiflendirir, noksani ikmal eder. Oysa Cenab-i
    Hakk'in kendi cemal ve kemalini göstermek istemesi ihtiyaçtan degil,
    iradeden gelen bir suunattir, kemalati ikmal etmez. Çünkü hakiki kemalat
    ihtiyaca bina edilmez. Ihtiyaçtan baskasinin mukayesesinden gelen güzellik
    ve kemalat ise, hakiki güzellik ve kemal degildir.
    O da nisbidir. Çünkü nisbet edilenler gitse onlar da degerden ve kiymetten düser. Mesela ALLAH mabud oldugu için ibadet ederiz. O, insanlar ibadet ettigi için mabud degildir. Burada mabudiyet nisbetle kaim degildir. Nisbetle kaim olanlar;
    mesela insanlarin batil mabudlari bir zamanlar ibadet edildigi için mabud
    ittihaz edilmis, insanlar ibadet etmekten vazgeçince ise mabudiyetten
    düsmüsler. Hakiki mabudiyet öyle olamaz.
    Insanlar olmazsa, bir insan, yalniz basina kendi kemalat ve güzelligini
    göstermek ister mi? Sanatta, meharette, neyi kime gösterecek Yani mukabele
    ve nisbet istiyor. Ta ki kemalati zuhur etsin. Seyredenler olmazsa sanatlar,
    panayirlar ve pazarlar olmazsa ticaretler görünmek istemezler. Bu mahlukat
    için genel bir kaidedir. Fakat ALLAH ezeli ve ebedidir. Insanligin ömrü
    alemin sonunda baslamistir. O halde milyarlarca yil önce ALLAH'in cemal,
    kemal ve sanatini kimler seyrediyordu?
    Demek insanlardaki cemal ve kemalini görmek ve göstermek istemesi arzusu ALLAH'in cemalini ve kemalini ölçmek ve mukayese için degil insanlarini kendi kemalatini artirmasi ve tezahürü ve imtihan içindir.
    Ayrica Ilahi kemal ve cemalin inceligini insanlar, melekler ve hiçbir mahluk
    tamamen anlayamaz, idrak edip kavrayamaz. Ancak ALLAH, kemal ve cemalini
    bilir.
    Bizdeki güzellik gibi ALLAH'in cemal ve kemali bir ihtiyaçtan gelse, ihtiyaç
    bittiginde güzellik ve kemalatin da eksilmesi lazim. Mesela insan açliktan
    dolayi yemek ister. Ihtiyaçtan dolayi gezmek, keyiften dolayi seyir ister.
    Bu ihtiyaçlar kesilse artik yemek, seyir ve tenezzüh te biter. Cenab-i
    Hak'ta ise bu suunat ezelidir. Asirlardan beri yaratma, tezyinat, taltifat
    ve kemalat devam ediyor. Ve ebediyen devam edecektir. Demek ki Cenab-i
    Hak'in kendi cemal ve kemalini görmek ve istemesi, ihtiyaçtan degil IRADE-YI
    ILAHIYEDENDIR. Ihtiyaç ve iradenin farkini idrak edemeyenler bu tefekkürü yapamazlar.

  5. #5
    Dost akif44 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    28

    Standart

    İnsanda bulunan duygular mutlaka bir esma-i ilahiyenin aksidir..Eğer menfilik varsa bu mazharların kabiliyetsizliklerindendir...

    "..kâinat denilen dünyadan, meşher-i acaip ve saray-ı muhteşemin hüsünlerini gören ve aklı çürük ve kalbi bozuk olmayan elbette intikal edecek ki, bu saray bir aynadır; başkasının cemâlini ve kemâlini göstermek için böyle süslenmiş. Evet, madem bu saray-ı âlemin başka emsâli yok ki, güzellikleri ondan iktibas edip taklit edilsin. Elbette ve herhalde bunun ustası kendi zâtında ve esmâsında kendine lâyık güzellikleri var ki, kâinat ondan iktibas ediyor ve ona göre yapılmış ve onları ifade etmek için bir kitap gibi yazılmış" 4. Şua-

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Genişleme Neden İslam (Neden ALLAH C.C'e inanmalıyız? )
    By vertyucek in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 09.08.13, 02:10
  2. Neden İslam (Neden ALLAH C.C'e inanmalıyız?)
    By vertyucek in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 03.10.12, 23:23
  3. Allah(cc) Bizim Nasıl Bir Kul Olmamızı İstiyor?
    By hicap in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 12.10.11, 14:42
  4. Cevaplar: 13
    Son Mesaj: 13.12.08, 17:27
  5. Allah'in İsmi Neden Allah?
    By Ahmad in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj: 16.11.08, 12:34

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0