+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 10

Konu: Hem Akıl Hem Kalb İttifakı ile Gitmek İstedim...

  1. #1
    Müdakkik Üye aczmendi reşha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    652

    Standart Hem Akıl Hem Kalb İttifakı ile Gitmek İstedim...

    بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
    وَ بِهِ نَسْتَعِينُ
    اَلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَ الصَّلاَةُ وَ السَّلاَمُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلَى

    اَلِهِ وَ صَحْبِهِ اَجْمَعِينَ


    MUKADDEME

    akla dayanmak ne demek?
    ..........akıl midesinde hazm edilen ilimlerin tümü (orda hazmedilip letaiflere dağıtılıyorsa) letaiflerin ihtiyacını görüyorsa, yazılanları nasıl anlamak gerekir?
    manaları birbirine nasıl bağlamak gerekir...
    .................. Muhalefet edip de akla dayananlar ise, uzun bir minare ile semaya çıkma...
    (mesnevi i nuriye katrenin zeylinden)

    BİRİNCİ MESELE OLAN BİRİNCİ KISIM;

    Birinci Nokta:
    Kırk elli sene evvel Eski Said,
    ziyade ulûm-u akliye ve felsefiyede hareket ettiği için,
    hakikat-ül hakaike karşı ehl-i tarîkat ve ehl-i hakikat gibi bir meslek aradı.
    Ekser ehl-i tarîkat gibi yalnız kalben harekete kanaat edemedi.
    Çünki aklı, fikri hikmet-i felsefiye ile bir derece yaralı idi; tedavi lâzımdı.
    Sonra hem kalben, hem aklen hakikata giden bazı büyük ehl-i hakikatın arkasında gitmek istedi. (mesnevi i nuriye)
    (üstadın eski said dönemindeki harika ilmi ve harikalıkları dikkate alınırsa onun fikri bir derece yaralı olmuşsa bizim fikrimiz nasıldır acaba?)
    Sonra hem kalben, hem aklen hakikata giden bazı büyük ehl-i hakikatın arkasında gitmek istedi...

    kalb ne işler görecek,nasıl görecek?

    Âdi bir samimî ehl-i ......................;
    surî, zahirî bir mütefenninden daha ziyade kendini muhafaza eder.
    O zevk-i ................. vasıtasıyla ve o muhabbet-i evliya cihetiyle imanını kurtarır.
    Kebairle fâsık olur, fakat kâfir olmaz; kolaylıkla zındıkaya sokulmaz.
    Şedid bir muhabbet ve metin bir itikad ile aktab kabul ettiği bir silsile-i meşayihi, onun nazarında hiçbir kuvvet çürütemez.
    Çürütmediği için, onlardan itimadını kesemez.
    Onlardan itimadı kesilmezse, zındıkaya giremez.
    ................ hissesi olmayan ve kalbi harekete gelmeyen,
    bir muhakkik âlim zât da olsa!!!, şimdiki zındıkların desiselerine karşı kendini tam muhafaza etmesi müşkilleşmiştir.


    İşte madem kalb ve dimağ-ı insanî bumerkezdedir;
    çekirdek haletinde bir şecere-i azîmenin cihazatını tazammun eder
    ve ebedî, uhrevî, haşmetli bir makinenin âletleri ve çarkları içinde dercedilmiştir.
    Elbette ve her halde o kalbin Fâtırı,
    o kalbi işlettirmesini ve bilkuvve tavırdan bilfiil vaziyetine çıkarmasını
    ve inkişafını
    ve hareketini
    irade etmiş ki, öyle yapmış.
    Madem irade etmiş,
    elbette o kalb dahi akıl gibi işleyecek.
    Ve kalbi işlettirmek için en büyük vasıta, velayet meratibinde zikr-i İlahî ile
    tarîkat yolunda hakaik-i imaniyeye teveccüh etmektir.

    Birinci Nükte:
    Şeriat doğrudan doğruya, gölgesiz, perdesiz, sırr-ı ehadiyet ile rububiyet-i mutlaka noktasında hitab-ı İlahînin neticesidir.
    Tarîkatın ve hakikatın en yüksek mertebeleri, şeriatın cüzleri hükmüne geçer.
    Yoksa daima vesile ve mukaddime ve hâdim hükmündedirler.
    Neticeleri, şeriatın muhkematıdır.
    Yani: Hakaik-i şeriata yetişmek için, tarîkat ve hakikat meslekleri,
    vesile ve hâdim ve basamaklar hükmündedir.
    Git gide en yüksek mertebede, nefs-i şeriatta bulunan mana-yı hakikat ve sırr-ı tarîkata inkılab ederler. O vakit, şeriat-ı kübranın cüzleri oluyorlar.
    Yoksa bazı ehl-i tasavvufun zannettikleri gibi,
    şeriatı zahirî bir kışır, hakikatı onun içi ve neticesi ve gayesi tasavvur etmek doğru değildir. Evet şeriatın, tabakat-ı nâsa göre inkişafatı ayrı ayrıdır.
    Avam-ı nâsa göre zahir-i şeriatı, hakikat-ı şeriat zannedip, havassa münkeşif olanşeriatın mertebesine "hakikat ve tarîkat" namı vermek yanlıştır. Şeriatın umum tabakata bakacak meratibi var.
    İşte bu sırra binaendir ki: Ehl-i tarîkat ve ashab-ı hakikat ileri gittikçe,
    İkinci Nükte:Tarîkat ve hakikat, vesilelikten çıkmamak gerektir.
    Eğer maksud-u bizzât hükmüne geçseler;
    o vakit şeriatın muhkematı ve
    ameliyatı
    ve Sünnet-i Seniyeye ittiba',
    resmî hükmünde kalır...


    Birinci Nokta:
    Velayet yolları içinde en güzeli, en müstakimi, en parlağı, en zengini; Sünnet-i Seniyeye ittiba'dır. Yani: A'mal ve harekâtında Sünnet-i Seniyeyi düşünüp ona tabi olmak ve taklid etmek ve muamelât ve ef'alinde ahkâm-ı şer'iyeyi düşünüp rehber ittihaz etmektir.
    İşte bu ittiba ve iktida vasıtasıyla,
    âdi ahvali ve örfî muameleleri ve fıtrî hareketleri ibadet şekline girmekle beraber;
    herbir ameli, sünneti ve şer'i o ittiba' noktasında düşündürmekle,
    bir tahattur-u hükm-ü şer'î veriyor.
    O tahattur ise, sahib-i şeriatı düşündürüyor.
    O düşünmek ise, Cenab-ı Hakk'ı hatıra getiriyor.
    O hatıra, bir nevi huzur veriyor.
    O halde mütemadiyen ömür dakikaları, huzur içinde bir ibadet hükmüne getirilebilir.
    İşte bu
    cadde-i kübra,
    velayet-i kübra olan
    ehl-i veraset-i nübüvvet olan
    sahabe ve selef-i sâlihînin caddesidir.


    aczi_reşha
    Konu aczmendi reşha tarafından (02.08.08 Saat 19:48 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Biz
    Biz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Yasaklı Üye Biz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    1.668

    Standart

    "Felillâhilhamd, sırr-ı temsil dürbünüyle, en uzak hakikatler gayet yakın gösterildi.

    Hem sırr-ı temsil cihetü'l-vahdetiyle, en dağınık meseleler toplattırıldı.

    Hem sırr-ı temsil merdiveniyle, en yüksek hakaike kolaylıkla yetiştirildi.

    Hem sırr-ı temsil penceresiyle, hakaik-i gaybiyeye, esâsât-ı İslâmiyeye, şuhuda yakın bir yakîn-i imaniye hâsıl oldu.

    Akıl ile beraber vehim ve hayal, hattâ nefis ve hevâ teslime mecbur olduğu gibi, şeytan dahi teslim-i silâha mecbur oldu." mek

  3. #3
    Müdakkik Üye aczmendi reşha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    652

    Standart

    Alıntı Biz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    "Felillâhilhamd, sırr-ı temsil dürbünüyle, en uzak hakikatler gayet yakın gösterildi.

    Hem sırr-ı temsil cihetü'l-vahdetiyle, en dağınık meseleler toplattırıldı.

    Hem sırr-ı temsil merdiveniyle, en yüksek hakaike kolaylıkla yetiştirildi.

    Hem sırr-ı temsil penceresiyle, hakaik-i gaybiyeye, esâsât-ı İslâmiyeye, şuhuda yakın bir yakîn-i imaniye hâsıl oldu.

    Akıl ile beraber vehim ve hayal, hattâ nefis ve hevâ teslime mecbur olduğu gibi, şeytan dahi teslim-i silâha mecbur oldu." mek


    ve bihi nesteinu

    bunu diyen bediüzzaman r.a o yazdıklarımı yaşadıktan ve YENİ SAİD DİYE İFADE ETTİĞİ SAİD OLDUKTAN SONRA DEMİŞ...

    evet bakalım;
    şeffafiyyet sırrı;
    bir manevi güneşi ve onun aksini ( 21.lem adaki lamba meselesini nasıl tatbik edecez ve anlamak yaşamak için ise nasıl yaşayacaz...

    itaat sırrı;

    madem; Allaha asker olmak dünya ve ahiretin saadeti ve şu sırrı anlamak için ve yaşamak için gerekir, komutanı ,askerliği, şahsı kabul edemeyen bunu ne ile yaşamayı düşünür...

    hem
    mukabele sırrı nı

    ve diğer sırları ANLAMAK hayal kurmak değildir, HAYAL KURMAKTA
    MAALESEF TEFEKKÜR DEĞİLDİR...
    tefekkür AKLIN İNKİŞAFINDAN SONRADIR...

    25. söz de
    o Kur'anın hakikatlerine sadakte diyebilmek için,
    kalbin tasfiyesi
    nefsin tezkiyesi
    sonra ruhun terakkisi
    sonra aklın tekemmülü n den sonra beşer ukulu sadakte diyebilir nerde geçiyor...

    İLTİBAS EDİLEN İKİNCİ NOKTA;

    her dersi kendimize her hitabı muhatabı olarak nefsimize alırken, bunlara o konu ile ilgili mesele den meseleler getirmek, iltibasımızın ikincisidir...
    bunun delili ise
    dersler
    değişik mevzu ve makamlarda
    değişik muhatablara hitab ederken

    kendini yazılan her dersin muhatabı görüp,
    cevap ile mukabele edip, o dersi anladığımızı ilan ederken , aslında anlamadığını ilan edişimizdir,

    oyaski aynı yazı sahibi ÜSTADI R.A İÇİN BEN OKUDUKÇA yı yazıp üstadımızın üstad olarak okuyup anlamak için gayretini bize ders vermesinden anladığı, yazanın yazısını anlamak yerine kendi anladığını ifadeyi seçiyor...oysa üstadımız r.a bizlere
    olduğunuz yeri önce bulun
    sonra bilin bilirsiniz...
    ve
    biliniz
    der
    ders verir...

    aczi_reşha

  4. #4
    Gayyur bigoceansm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    68

    Standart

    soru hakkaten çok kaliteli tebrik ederim

  5. #5
    Müdakkik Üye aczmendi reşha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    652

    Standart

    ve bihi nesteinu


    şeytan'ın desiselerine mübtela olan bîçare insana,
    hayat-ı diniye,
    hayat-ı şahsiye ve
    hayat-ı içtimaiye selâmeti
    ve
    sıhhat-ı fikir ve
    istikamet-i nazar ve
    selâmet-i kalb için
    muhkemat-ı Kur'aniye mizanlarıyla ve
    Sünnet-i Seniye terazileriyle a'mal ve hatıratını tart ve Kur'an'ı ve
    Sünnet-i Seniyeyi daima rehber yap ve
    "Eûzü billahi mineşşeytanirracîm" diyerek Cenab-ı Hakk'a ilticada bulun,

    (Barla Lahikasý - 153)




  6. #6
    Müdakkik Üye aczmendi reşha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    652

    Standart

    bismillahirrahmanirrahim

    ...................en mühim esası, ihlastır.
    Çünki ihlas ile hafî şirklerden halas olur.
    İhlası kazanmayan, o yollarda gezemez.
    Ve o yolların en keskin kuvveti, muhabbettir.
    Evet muhabbet, mahbubunda bahaneler aramaz ve
    kusurlarını görmek istemez.
    Ve kemaline delalet eden zaîf emareleri,
    kavî hüccetler hükmünde görür. Daima mahbubuna tarafdardır.


    İşte bu sırra binaendir ki, muhabbet ayağıyla marifetullaha teveccüh eden zâtlar;
    şübehata ve itirazata kulak vermezler,
    ucuz kurtulurlar.
    Binler şeytan toplansa,
    onların mahbub-u hakikîsinin kemaline işaret eden bir emareyi,
    onların nazarında ibtal edemez.
    Eğer muhabbet olmazsa,
    o vakit kendi nefsi ve şeytanş ve
    haricî şeytanların ettikleri itirazat içinde çok çırpınacak.
    Kahramancasına bir metanet ve
    kuvvet-i iman ve
    dikkat-i nazar lâzýmdır ki,
    kendisini kurtarsın.

    İşte bu sırra binaendir ki;
    umum meratib-i velayette marifetullahtan gelen muhabbet,
    en mühim maye ve iksirdir.

    (Mektubat - 450)

    Üstadımız r.a ha vazifelilik ciheti ile yani Allaha olan kullğuna ve s.a.m olan ittibası ve vezifeliliği için bakıp Muhabbet edenler, yukarda yazılan şekli ile hareket etmişler...Bu bir sırdır... ve kanundur... daha sonrada bu devam etmiştir etmektedir...

    Bir üstad r.a ki sadece kur'an hizmetine ait kapıyı açık bırakıs digerlerini kapasın, ona bakan ne görmelidir... O hazrete karşı hali ne olmalıdır...

    Muhabbet KALB ile olan faaliyyettir...
    Marifetullahtanb gelen MUHABBETULLAHIN DAHİ FAALİYYET YERİ KALBDİR...

    aczi_reşha

  7. #7
    Dost süedaaa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2008
    Bulunduğu yer
    izmir
    Yaş
    40
    Mesajlar
    1

    Standart

    aferdersiniz ama ben yeni üye oldum foruma.yalnızca böle atışma vari yazılarla karşılaşacağım aklıma gelmezdi.lütfen aczimendi kardeş tabiri caizse sivri çıkışlar yapmayınız.(ilk mesajımın böle olmasını istemezdim

  8. #8
    Müdakkik Üye aczmendi reşha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    652

    Standart

    ve bihi nesteinu


    Allah senden razı olsun...
    uyarın için teşekkür ederim...
    gördüğünüz eksik ve hata ve yanlışımızı Allah rızası için yine değiniz inşaallah...

    aczi_reşha

  9. #9
    Müdakkik Üye aczmendi reşha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    652

    Standart

    Zeyl


    بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ


    [Bu Küçücük Zeylin Büyük Bir Ehemmiyeti Var.
    Herkese Menfaatlidir.]

    Cenab-ı Hakk'a vâsıl olacak tarîkler (yollar) pek çoktur.
    Bütün hak tarîkler (yollar)Kur'andan alınmıştır.
    Fakat tarîkatların bazısı, bazısından daha kısa,
    daha selâmetli,
    daha umumiyetli oluyor.
    O tarîkler (yollar) içinde,
    kasır fehmimle Kur'andan istifade ettiğim
    "Acz ve fakr ve şefkat ve tefekkür" tarîkıdır.(yoludur)
    Evet acz dahi, aşk gibi belki daha eslem bir tarîktir (yoldurki) ki; ubudiyet tarîkıyla mahbubiyete kadar gider.
    Fakr dahi, Rahman ismine îsal eder.
    Hem şefkat dahi aşk gibi, belki daha keskin ve daha geniş bir tarîktir(yoldurki) ki Rahîm ismine îsal eder.
    Hem tefekkür dahi aşk gibi, belki daha zengin, daha parlak, daha geniş bir tarîktir ki, Hakîm ismine îsal eder.
    Şu tarîk (yol), hafî tarîkler misillü, "Letaif-i Aşere" gibi on hatve değil ve tarîk-ı cehriye gibi "Nüfus-u Seb'a" yedi mertebeye atılan adımlar değil, belki "Dört Hatve"den ibarettir.
    Tarîkattan (tasavvuftan) ziyade hakikattır, şeriattır.
    Yanlış anlaşılmasın: Acz ve fakr ve kusurunu,
    Cenab-ı Hakk'a karşı görmek demektir.
    Yoksa onları yapmak veya halka göstermek demek değildir.
    Şu kısa tarîkın (yolun) evradı:
    İttiba-ı sünnettir,
    feraizi işlemek,
    kebairi terketmektir.
    Ve bilhassa
    namazı ta'dil-i erkân ile kılmak,namazın arkasındaki tesbihatı yapmaktır.

    (26.sözün zeyli -sözlerSözler)


    Allaha vasıl olmak için Kur'andan alınmış kısa bir yol...
    Bütün hak yollar(tarikler, tarikatler,) Allaha vasıl olma yollarıdır...
    Daha kısa, selametli,daha umumiyetli(herkesin gidebileceği) bir yolu Üstadımız kur'andan almış...seriüsseyr olan şu zaman evladına ihsan edilen kısa tarik(yol)...
    Acz; ubudiyet tariki(yolu)ile
    MAHBUBİYYETE kadar
    gider...
    Fakr;
    RAHMAN ismine isal ( Ulaştırmak, vâsıl etmek. Yetiştirmek.) eder...
    şefkat;
    RAHİM ismine isal ( ulaştırmak.vâsıl etmek,yetiştirmek) eder...
    Tefekkür;
    HAKİM ismine isal (ulaştırmak,vasıl etmek, yetiştirmek) eder...

    Not;
    tarik ve ya tarikat (YOL) manasınadır...
    O Yolda gidenler
    ya TASAVVUF İLMİ İLE...
    ya HAKİKAT İLMİ İLE...
    ya ŞERİAT İLMİ İLE giderler...
    Risale i nurlarda
    bazı yerlerde tarikat (tasavvuf) manasına kullanılır(genellikle nasın o kelimeden anladığı şimdiye kadar o olmuş) ...
    bazı yerlerde de tarikat yol manasına kullanılmıştır...
    RİSALE İ NUR MESLEĞİ İLE GİDENLER HAKİKAT İLMİ İLE O YOLLARI KAT EDERLER...mesleğimiz tarikat(tasavvuf) değildir...

    aczi_reşha
    Konu aczmendi reşha tarafından (07.08.08 Saat 06:23 ) değiştirilmiştir.

  10. #10
    Müdakkik Üye aczmendi reşha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    652

    Standart

    وَ بِهِ نَسْتَعِينُ
    اَلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَ الصَّلاَةُ وَ السَّلاَمُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلَى اۤلِهِ وَ صَحْبِهِ اَجْمَعِينَ







    Bu risalenin te'lifinden sekiz sene evvel istanbul'da, Ramazan-ı şerifte, meslek-i felsefe ile münasebette bulunan Eski Said'in Yeni Said'e inkılab edeceği bir hengâmdadır ki, Fatiha-i şerife'nin âhirinde

    صِرَاطَ الَّذِينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَ لاَ الضَّالِّينَ


    ile işaret ettiği üç mesleği düşünürken şöyle bir vakıa-i hayaliye, bir hâdise-i misaliye, rü'yaya benzer bir hâdise gördüm ki:

    Kendimi, bir sahra-yı azîmede görüyorum.
    Bütün zeminin yüzünü; karanlıklı, sıkıcı ve boğucu bir bulut tabakası kaplamış.
    Ne nesim var, ne ziya, ne âb-ı hayat.. hiçbirisi bulunmuyor.
    Her tarafı canavarlar, muzır ve muvahhiş mahluklarla dolu olduğunu tevehhüm ettim.
    Kalbime geldi ki: "şu zeminin öteki tarafında ziya, nesim, âb-ı hayat var. Oraya geçmek lâzım." Baktım ki, ihtiyarsız sevk olunuyorum. Zeminin içinde, tünel-vari bir mağaraya sokuldum. Gitgide zeminin içinde seyahat ettim. Bakıyorum ki: Benden evvel o taht-el arz yolda çok kimseler gitmişler. Her tarafta boğulup kalmışlar. Onların ayak izlerini görüyordum. Bazılarının bir zaman seslerini işitiyordum. Sonra sesleri kesiliyordu.

    Ey, hayali ile benim seyahat-ı hayaliyeme iştirak eden arkadaş! O zemin, tabiattır ve felsefe-i tabiiyedir. Tünel ise, ehl-i felsefenin efkârı ile hakikata yol açmak için açtıkları meslektir. Gördüğüm ayak izleri, Eflatun ve Aristo (Haşiye)gibi meşahirlerindir. ittiğim sesler, ibn-i Sina ve Farabî gibi dâhîlerindir. Evet ibn-i Sina'nın bazı sözlerini, kanunlarını bazı yerlerde görüyordum. Sonra, bütün bütün kesiliyordu. Daha ileri gidememiş. Demek boğulmuş. Her ne ise, seni meraktan kurtarmak için hayalin altındaki hakikatın bir köşesini gösterdim.şimdi seyahatıma dönüyorum.Gitgide baktım ki benim elime iki şey verildi. Biri, bir elektrik; o taht-el arz tabiatın zulümatını dağıtır. Diğeri, bir âlet ile dahi azîm kayalar, dağ-misal taşlar parçalanıp bana yol açılıyor. Kulağıma denildi ki: "Bu elektrik ile o âlet, Kur'anın hazinesinden size verilmiştir." Her ne ise, çok zaman öylece gittim. Baktım ki, öteki tarafa çıktım. Gayet güzel bir bahar mevsiminde bulutsuz bir güneş, ruh-efza bir nesim, hayatdar bir âb-ı leziz, her taraf şenlik içinde bir âlem gördüm. Elhamdülillah dedim.

    Sonra baktım ki, ben kendi kendime mâlik değilim. Birisi beni tecrübe ediyor. Yine evvelki vaziyette o sahra-yı azîmede, boğucu bulut altında yine ben kendimi gördüm. Daha başka bir yoldabir saikbeni sevkediyordu. Bu defa taht-ez zemin değil, belki seyr ü seyahatla yeryüzünü kat'edip öteki yüze geçmek için gidiyordum. O seyahatımda öyle acaib ve garaibi görüyordum ki, tarif edilmez. Deniz bana hiddet ediyor, fırtına beni tehdid eder, herşey bana müşkilât peyda eder. Fakat yine Kur'andan bana verilen bir vasıta-i seyahatımla geçiyordum, galebe çalıyordum. Gitgide bakıyordum, her tarafta seyyahların cenazeleri bulunuyor. O seyahatıbitirenler, binde ancak birdir. Her ne ise... O buluttan kurtulup, zeminin öteki yüzüne geçip güzel güneşle karşılaştım. Ruh-efza nesimi teneffüs ederek, Elhamdülillah dedim. O cennet gibi o âlemi seyre başladım.

    Sonra baktım: Biri var ki, beni orada bırakmıyor. Başka yolu bana gösterecek gibi, yine beni bir anda o müdhiş sahraya getirdi. Baktım ki:
    Yukarıdan inmiş aynı asansörler gibi muhtelif tarzlarda
    bazı tayyare,
    bazı otomobil,
    bazı zenbil gibi şeyler görünüyor.
    Kuvvet ve istidada göre onlara atılsayukarıya çekiliyor.
    Ben de birisine atladım.
    Baktım, bir dakika zarfında bulutun fevkine beni çıkardı.
    Gayet güzel, müzeyyen, yeşil dağların üstüne çıktım.
    O bulut tabakası, dağın yarısına kadar gelmemişti.
    En latif bir nesim, en leziz bir âb, en şirin bir ziya her tarafta görünüyor.
    Baktım ki: O asansörler gibi nurani menziller, her tarafta var.
    Hattâ iki seyahatımda ve zeminin öteki yüzünde onları görmüştüm. anlamamıştım.
    şimdi anlıyorum kişunlar, Kur'an-ı Hakîm'in âyetlerinin cilveleridir.

    te وَلاَ الضَّالِّينَ ile işaret olunan evvelki yol, tabiata saplananların ve tabiiyyun fikrini taşyanların mesleğidir ki; onda, hakikata ve nura geçmek için ne kadar müşkilât olduğunu hissettiniz.
    غَيْرِ الْمَغْضُوبِ ile işaret olunan ikinci yol, esbabperestlerin ve vesaite icad ve tesir verenlerin, Meşaiyyun hükeması gibi; yalnız akıl ile, fikir ile hakikat-ül hakaika ve Vâcib-ül Vücud'un marifetine yol açanlarýn mesleðidir.
    اَلَّذِينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ ile işaret olunan üçüncü yol ise: Sırat-ı müstakim ehli olan ehl-i Kur'anın cadde-i nuraniyesidir ki en kısa, en rahat, en selâmet ve herkese açık, semavî ve rahmanî ve nuranî bir meslektir.

    * * *

    (30. söz ene bahsinden - Sözler - 546)


    aczmendi_reşha
    Konu aczmendi reşha tarafından (10.08.08 Saat 13:50 ) değiştirilmiştir.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Kur'an-ı Kerim, akıl ve kalb gözüyle hak ve hakikatı görmeyi temin eder.
    By fanidünya... in forum Bediüzzaman'ın Talebeleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08.06.14, 14:23
  2. Allah'dan İstedim
    By h anzala in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 28.01.09, 15:26
  3. Açmayacaktım Ama Sormak İstedim...
    By Lebid24 in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 23
    Son Mesaj: 16.12.07, 10:41
  4. Paylaşmak İstedim....
    By Ebu Laşey in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 19.04.07, 22:28
  5. Bir İsteğim Var!!!
    By sliha87 in forum İstek, Öneri ve Forum Yardımı
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 23.08.06, 22:18

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0