+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 3 Sayfa var 1 2 3 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 22

Konu: Din-i Hakiki ve Cennet

  1. #1
    Ehil Üye slim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    kayıp şehir
    Mesajlar
    1.184

    Question Din-i Hakiki ve Cennet

    "Şiddet-i şefkat ve rikkatten, bu kışın şiddetli soğuğuyla beraber mânevî ve şiddetli bir soğuk ve musibet-i beşeriyeden biçarelere gelen felâketler, helâketler, sefaletler, açlıklar şiddetle rikkatime dokundu. Birden ihtar edildi ki:

    Böyle musibetlerde kâfir de olsa hakkında bir nevi merhamet ve mükâfat vardır ki, o musibet ona nispeten çok ucuz düşer. Böyle musibet-i semaviye mâsumlar hakkında bir nevi şehadet hükmüne geçiyor.

    Üç dört aydır ki, dünyanın vaziyetinden ve harbinden hiçbir haberim yokken, Avrupa'da, Rusya'daki çoluk çocuğa acıyarak tahattur ettim. O mânevî ihtarın beyan ettiği taksimat bu elîm şefkate bir merhem oldu. Şöyle ki:

    O musibet-i semaviyeden ve beşerin zâlim kısmının cinayetinin neticesi olarak gelen felâketten vefat eden ve perişan olanlar, eğer on beş yaşına kadar olanlar ise, ne dinde olursa olsun şehit hükmündedir. Müslümanlar gibi büyük mükâfat-ı mâneviyeleri, o musibeti hiçe indirir.

    On beşinden yukarı olanlar, eğer mâsum ve mazlum ise, mükâfatı büyüktür, belki onu Cehennemden kurtarır. Çünkü âhirzamanda madem fetret derecesinde din ve din-i Muhammedîye (a.s.m.) bir lâkaytlık perdesi gelmiş. Ve madem âhirzamanda Hazret-i İsâ'nın (a.s.) din-i hakikîsi hükmedecek, İslâmiyetle omuz omuza gelecek . Elbette şimdi, fetret gibi karanlıkta kalan ve Hazret-i İsa'ya (a.s.) mensup Hıristiyanların mazlumları, çektikleri felâketler onlar hakkında bir nevi şehadet denilebilir. Hususan ihtiyarlar ve musibetzedeler, fakir ve zayıflar, müstebit büyük zâlimlerin cebir ve şiddetleri altında musibet çekiyorlar. Elbette o musibet onlar hakkında medeniyetin sefahetinden ve küfranından ve felsefenin dalâletinden ve küfründen gelen günahlara keffaret olmakla beraber, yüz derece onlara kârdır diye hakikatten haber aldım, Cenab-ı Erhamürrâhîmine hadsiz şükrettim. Ve o elîm elem ve şefkatten tesellî buldum.

    (kastamonu lahikasından)


    suallerim;


    İsevilik din-i hakikisini Üstad haricinde ifade eden eski zaman alimi var mı?


    İsevilik din-i hakikisi, ifadesinin yaygın anlayışa göre bir değeri var mı? İslam geldikten sonra İsevilik kalmış olmadı mı? Nihayetinde İsevi olan kişi İslamın itikat ve muamelat kısmını ifa etmemiş olmuyor mu?


    Cennet için "La ilahe illallah Muhammeden Resulallah" demek gerekmez mi? Peki gayr-ı müslüm nasıl cennete girer?

    sükût gibi münzevî, çığlık gibi hür

    *

    Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim

    Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim,

    Adam aldırma da git, diyemem aldırırım

    Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım.


  2. #2
    Biz
    Biz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Yasaklı Üye Biz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    1.668

    Standart

    Alıntı s_lim Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

    Cennet için "La ilahe illallah Muhammeden Resulallah" demek gerekmez mi? Peki gayr-ı müslüm nasıl cennete girer?
    "Hem Bazen oluyor ki, bir keyfiyet-i meczubâne veya bir hâlet-i istiğrakkârâne veya bir vaziyet-i münzeviyâne ve bedeviyâne suretinde, cadde-i Muhammediyeyi düşünmeyerek, yalnız onlara kâfi geliyor.


    Fakat bununla beraber, en mühim cihet budur ki: Adem-i kabul başkadır, kabul-ü adem başkadır. Bu çeşit ehl-i cezbe ve ehl-i uzlet veya işitmeyen veya bilmeyen adamlar, Peygamberi bilmiyorlar veya düşünmüyorlar ki kabul etsinler. O noktada cahil kalıyorlar. Marifet-i İlâhiyeye karşı yalnız biliyorlar. Bunlar ehl-i necat olabilirler." Said Nursi

  3. #3
    Ehil Üye slim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    kayıp şehir
    Mesajlar
    1.184

    Standart

    herşeyden evvel Allah razı olsun, cevap verdiğin için.

    Aslında 3 sualim de birbiriyle alakalı, diye düşünüyorum. bana çok karmaşık gelmeye başladı, bu konu..

    bunu, sohbete gidildiğinde abilere sorsanız olmaz mı?

    sükût gibi münzevî, çığlık gibi hür

    *

    Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim

    Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim,

    Adam aldırma da git, diyemem aldırırım

    Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım.


  4. #4
    Pürheves sarıca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    189

    Standart

    ..etmek ve mülkünde hiçbir şeriki olmadığına ve "Lâ ilahe illallah" kelime-i kudsiyesine, hakikatlarına iman etmek, kalben tasdik etmekle olur. Yoksa "Bir Allah var" deyip, bütün mülkünü esbaba ve tabiata taksim etmek ve onlara isnad etmek, hâşâ hadsiz şerikleri hükmünde esbabı merci' tanımak ve herşeyin yanında hazır irade ve ilmini bilmemek ve şiddetli emirlerini tanımamak ve sıfatlarını ve gönderdiği elçilerini, peygamberlerini bilmemek, elbette hiçbir cihette Allah'a iman hakikatı onda yoktur. Belki küfr-ü mutlaktaki manevî cehennemin dünyevî tazibinden kendini bir derece teselliye almak için o sözleri söyler”.
    (Emirdağ Lahikası-1/203)

    Yine Üstad Hazretleri “Yer yüzünde Allah Allah diyen kalmayacaktır” hadisinin te’vilinde, Uluhiyeti inkar etmek Allah’ın zatını inkar etmek değil, sıfatlarını inkar etmek demek olduğunu şöyle beyan etmektedir:
    “Çünki Allah'ı inkâr etmek, kâinatı inkâr etmek kadar akıldan uzaktır. Umum değil, belki ekser insanlarda dahi vukuunu akıl kabul etmez. Kâfirler Allah'ı inkâr etmiyorlar, yalnız sıfâtında hata ediyorlar”.

    (5. Şua 4. Mes’ele)

    Deccal, uluhiyeti inkar fikrini alemde nemrudane yayarken, hakiki İsevi bir cemaat-i ruhaniye çıkar ve Hz. İsa’nın din-i hakikisini ortaya koyar. İkazname’de de isbat edildiği üzere Hz. İsa'nın (A.S.) din-i hakikisi, bütün peygamberlerin dini olan din-i İslam’dır. Resul-i Ekrem’i (A.S.M.) ve Kur’an’ı kabul etmeyen bir kimse bütün peygamberleri ve kitabları, dolayısıyla da Hz. İsa (A.S.) ve İncil’i de inkar etmiş sayılır. Demek oluyor ki; o İsevi cemaat batıl Hıristiyanlık dinini terk ederek Hz. İsa'nın (A.S.) din-i hakikisi olan İslamiyet’i kabul edecekler ve Kur’an’a iktida edecekler, Kur’an’a ittiba eden diğer Müslümanlarla ittifak edip, bu kuvvetle dinsizlik cereyanını alemden kaldırıp manen öldürecekler. Yoksa Hıristiyan olarak kalacaklar demek değildir. Çünki Hz. İsa'nın (A.S.) dini Hıristiyanlık değildi. Hıristiyanlık ve Yahudilik peygamberlerle alakası olmayan ahbar ve ruhbanların ihdas ettiği batıl dinlerdir. (İkazname’ye müracaat olunsun.)
    Hem dikkat edilirse Üstad onlar için İsevi demiştir, Hıristiyan dememiştir. Yani onlar Hz. İsa'nın (A.S.) hakiki dinine (İslamiyet’e) tabi olan kimselerdir. Hz. İsa (A.S.) ile alakası olmayan ve batıl olan Hıristiyanlığa tabi olmayan kişilerdir.
    İşte Üstad bu hakikati “o ruhanîler, din-i İsevî'nin hakikatını hakikat-ı İslâmiye ile mezcederek o kuvvetle onu dağıtacak, manen öldürecek. Hattâ "Hazret-i İsa Aleyhisselâm gelir. Hazret-i Mehdi'ye namazda iktida eder, tâbi' olur." diye rivayeti bu ittifaka ve hakikat-ı Kur'aniyenin metbuiyetine ve hâkimiyetine işaret edercümlesiyle ifade etmektedir ve bu hakikat, hadisin sarahati olmayıp işarî bir manası olduğunu “işaret eder” diyerek belirtmiştir. Hadisin sarahati ise; Hz. İsa’nın (A.S.) cism-i beşerisiyle nüzul edip, şahs-ı Mehdî’ye namazda bilfiil iktida edeceğidir. Bu da aynen vuku bulacaktır.
    Bu hakikati (yani hakiki İsevilerin Kur’an’a iktidası, Müslüman olmaları manasında olduğunu, yoksa Hıristiyan olarak kaldıkları halde ittifak edecekleri manasında olmadığını) Üstad hazretleri bir başka eserinde daha sarih olarak şöyle beyan etmiştir:

    “Nasraniyet, ya intifa veya ıstıfa(Haşiye) edip İslâmiyet'e karşı terk-i silâh edecektir. Nasraniyet birkaç defa yırtıldı, protestanlığa geldi. Protestanlık da yırtıldı, tevhide yaklaştı. Tekrar yırtılmaya hazırlanıyor. Ya intifa bulup sönecek veya hakikî Nasraniyetin esasını câmi' olan hakaik-i İslâmiyeyi karşısında görecek, teslim olacaktır.
    İşte bu sırr-ı azîme, Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm işaret etmiştir ki: "Hazret-i İsa nâzil olup gelecek, ümmetimden olacak, şeriatımla amel edecektir." (Yani işari manasıyla hakiki İseviler, şeriat-ı Muhammediye ile amel edip Müslüman olacaklar)
    (Hakikat çekirdekleri-21. Madde)


    http://hamim.blogcu.com/430409/
    Tesettür gizle(n)mektir. Kılık, kıyafet ve tavırlarıyla “Ben buradayım!” diyenin başında tesettürden çok tereddütler vardır. Osman Sertuğ Çalışkan

  5. #5
    Pürheves sarıca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    189

    Standart

    “Hem âlem-i insaniyette inkâr-ı uluhiyet niyetiyle medeniyet ve mukaddesat-ı beşeriyeyi zîr ü zeber eden Deccal komitesini, Hazret-i İsa Aleyhisselâm'ın din-i hakikîsini İslâmiyetin hakikatıyla birleştirmeye çalışan hamiyetkâr ve fedakâr bir İsevî cemaatı namı altında ve "Müslüman İsevîleri" ünvanına lâyık bir cem'iyet, o Deccal komitesini, Hazret-i İsa Aleyhisselâm'ın riyaseti altında öldürecek ve dağıtacak; beşeri, inkâr-ı uluhiyetten kurtaracak.

    (29.mektub-441)


    Burada da Üstad Hazretleri “Hazret-i İsa Aleyhisselâm'ın din-i hakikîsini İslâmiyetin hakikatıyla birleştirmeye çalışan” ve "Müslüman İsevîleri" tabiriylebahsi geçen İsevilerin Müslüman olacaklarını ifade etmiştir. “Hazret-i İsa Aleyhisselâm'ın riyaseti altında” cümlesiyle de Hz. İsa'nın (A.S.) bizzat semadan nüzul edeceğini söylediği gibi, Hz. İsa’nın (A.S.) Müslüman olması ve Resul-i Ekrem’in (A.S.M.) “İsa gelecek ve şeriatımla amel edecek” demesine binaen, madem o İsevi cemaat Hz. İsa (A.S.)’a tabi olacaklar, o halde onlar da Müslüman olup Şeriat-ı Muhammediye ile amil olacaklar ve o zümre, müslümanlar içerisinde “İsevî Müslümanlar” ünvanıyla yad edilecekler demektir. Hem Üstad, yine bir başka yerde şöyle buyurmuştur:

    “Rivayette var ki: -İsa Aleyhisselâm Deccal'ı öldürdüğü münasebetiyle- "Deccal'ın fevkalâde büyük ve minareden daha yüksek bir azamet-i heykelde ve Hazret-i İsa Aleyhisselâm ona nisbeten çok küçük bulunduğunu" gösterir. لا يعلم الغيب الا اللهBunun bir tevili şu olmak gerektir ki: İsa Aleyhisselâm'ı nur-u iman ile tanıyan ve tâbi' olan cemaat-ı ruhaniye-i mücahidînin kemmiyeti, Deccal'ın mektebce ve askerce ilmî ve maddî ordularına nisbeten çok az ve küçük olmasına işaret ve kinayedir”.
    (5. Şua)
    Burada da Hz. İsa'nın (A.S.) maddeten nüzul edeceği ve cemaat-ı ruhaniyeye riyaset edeceği açıkca bildirilmiştir. Yine Üstad, Mektubat isimli eserinin Birinci Mektub’unda, beş nevi hayat tabakası olduğunu izah ederken şöyle diyor:

    “Üçüncü Tabaka-i Hayat: Hazret-i İdris ve İsa Aleyhimesselâm'ın tabaka-i hayatlarıdır ki, beşeriyet levazımatından tecerrüd ile, melek hayatı gibi bir hayata girerek nuranî bir letafet kesbeder. Âdeta beden-i misalî letafetinde ve cesed-i necmî nuraniyetinde olan cism-i dünyevîleriyle semavatta bulunurlar. Âhirzamanda Hazret-i İsa Aleyhisselâm gelecek, Şeriat-ı Muhammediye (A.S.M.) ile amel edecek mealindeki hadîsin sırrı şudur ki: Âhirzamanda felsefe-i tabiiyenin verdiği cereyan-ı küfrîye ve inkâr-ı uluhiyete karşı İsevîlik dini tasaffi ederek ve hurafattan tecerrüd edip İslâmiyete inkılab edeceği bir sırada, nasılki İsevîlik şahs-ı manevîsi, vahy-i semavî kılıncıyla o müdhiş dinsizliğin şahs-ı manevîsini öldürür; öyle de Hazret-i İsa Aleyhisselâm, İsevîlik şahs-ı manevîsini temsil ederek, dinsizliğin şahs-ı manevîsini temsil eden Deccal'ı öldürür.. yani inkâr-ı uluhiyet fikrini öldürecek”.
    (1.mektub-6)
    Üstad bu mektubda Hz. İsa'nın (A.S.), Hz. İdris (A.S.) gibi cism-i beşerisiyle semavatta bulunduğunu bildirdiği gibi ahirzamanda yeryüzüne ineceğini de buna dair hadisi zikrederek haber vermiştir. Hem hadisin bir işari manası olarak, Hz. İsa'nın (A.S.) Deccal’ı öldürmesi, tasaffi ederek ve hurafattan sıyrılarak İslamiyete inkılab eden hakiki İsevilik dinine (ki İslamiyettir, Hıristiyanlık değil) mensub bir cemaatin inkar-ı uluhiyet fikrini öldüreceğini haber vermiştir. Bu, hadisin işari bir manasıdır. Hadisin sarahatini inkar ederek sadece işari mana üzerine hamletmek ise dalalettir. Üstad buna işareten “hadisin sırrı şudur ki” demektedir. Yani hadisin içindeki gizli bir işaret budur demektir.
    Üstad Hazretleri, Hz. İsa'nın (A.S.) nüzulü ile ilgili en tafsilatlı izahı 15. Mektubda yapmıştır. Buraya kadar anlatılan hususları kendisi orada gayet açık bir şekilde izah etmektedir. Bahsi geçen mektubun bu kısmını, bu Cihadname’yi hazırlayan hey’etin yapmış olduğu haşiyelerle beraber derc ediyoruz:
    Hadîs-i sahihte rivayet edilen: "Hazret-i İsa Aleyhisselâm'ın geleceğini ve şeriat-ı İslâmiye ile amel edeceğini, Deccal'ı öldüreceğini" imanı zaîf olanlar istib'ad ediyorlar. Onun hakikatı izah edilse, hiç istib'ad yeri kalmaz. Şöyle ki:

    http://hamim.blogcu.com/430404/
    Tesettür gizle(n)mektir. Kılık, kıyafet ve tavırlarıyla “Ben buradayım!” diyenin başında tesettürden çok tereddütler vardır. Osman Sertuğ Çalışkan

  6. #6
    Pürheves sarıca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    189

    Standart

    O hadîsin ve Süfyan ve Mehdi hakkındaki hadîslerin ifade ettikleri mana budur ki: Âhirzamanda dinsizliğin iki cereyanı kuvvet bulacak:
    Birisi: Nifak perdesi altında, risalet-i Ahmediyeyi (A.S.M.) inkâr edecek Süfyan namında müdhiş bir şahıs, ehl-i nifakın başına geçecek, şeriat-ı İslâmiyenin tahribine çalışacaktır. Ona karşı Âl-i Beyt-i Nebevînin silsile-i nuranîsine bağlanan, ehl-i velayet ve ehl-i kemalin başına geçecek Âl-i Beytten Muhammed Mehdî isminde bir zât-ı nuranî, o Süfyan'ın şahs-ı manevîsi olan cereyan-ı münafıkaneyi öldürüp dağıtacaktır.
    İkinci cereyan ise: Tabiiyyun, maddiyyun felsefesinden tevellüd eden bir cereyan-ı Nemrudane, gittikçe âhirzamanda felsefe-i maddiye vasıtasıyla intişar ederek kuvvet bulup, uluhiyeti inkâr edecek(Haşiye-1)bir dereceye gelir. Nasıl bir padişahı tanımayan ve ordudaki zabitan ve efrad onun askerleri olduğunu kabul etmeyen vahşi bir adam, herkese, her askere bir nevi padişahlık ve bir gûna hâkimiyet verir. Öyle de: Allah'ı inkâr eden(Haşiye-2) o cereyan efradları, birer küçük Nemrud hükmünde nefislerine birer rububiyet verir. Ve onların başına geçen en büyükleri, ispirtizma ve manyetizmanın hâdisatı nev'inden müdhiş hârikalara mazhar olan Deccal ise(Haşiye-3); daha ileri gidip, cebbarane surî hükûmetini bir nevi rububiyet tasavvur edip uluhiyetini ilân eder. Bir sineğe mağlub olan ve bir sineğin kanadını bile icad edemeyen âciz bir insanın uluhiyet dava etmesi, ne derece ahmakçasına bir maskaralık olduğu malûmdur.
    İşte böyle bir sırada, o cereyan pek kuvvetli göründüğü bir zamanda, Hazret-i İsa Aleyhisselâm'ın şahsiyet-i maneviyesinden ibaret olan hakikî İsevîlik dini(Haşiye-4) zuhur edecek, yani rahmet-i İlahiyenin semasından nüzul edecek; hâl-i hazır Hristiyanlık dini(Haşiye-5) o hakikata karşı tasaffi edecek, hurafattan ve tahrifattan sıyrılacak, hakaik-i İslâmiye ile birleşecek(Haşiye-6); manen Hristiyanlık bir nevi İslâmiyete(Haşiye-7) inkılab edecektir. Ve Kur'ana iktida ederek, o İsevîlik şahs-ı manevîsi tâbi' ve İslâmiyet metbu' makamında kalacak; din-i hak(Haşiye-8) bu iltihak neticesinde azîm bir kuvvet bulacaktır. Dinsizlik cereyanına karşı ayrı ayrı iken mağlub olan İsevîlik ve İslâmiyet ittihad neticesinde, dinsizlik cereyanına galebe edip dağıtacak istidadında iken; âlem-i semavatta cism-i beşerîsiyle bulunan şahs-ı İsa Aleyhisselâm(Haşiye-9), o din-i hak cereyanının başına geçeceğini(Haşiye10), bir Muhbir-i Sadık, bir Kadir-i Külli Şey'in va'dine istinad ederek haber vermiştir. Madem haber vermiş, haktır; madem Kadir-i Külli Şey' va'detmiş, elbette yapacaktır. Evet her vakit semavattan melaikeleri yere gönderen ve bazı vakitte insan suretine vaz'eden (Hazret-i Cibril'in "Dıhye" suretine girmesi gibi) ve ruhanîleri âlem-i ervahtan gönderip beşer suretine temessül ettiren, hattâ ölmüş evliyaların çoklarının ervahlarını cesed-i misaliyle dünyaya gönderen bir Hakîm-i Zülcelal, Hazret-i İsa Aleyhisselâm'ı, İsa dinine ait en mühim bir hüsn-ü hâtimesi için, değil sema-i dünyada cesediyle bulunan ve hayatta olan Hazret-i İsa, belki âlem-i âhiretin en uzak köşesine gitseydi ve hakikaten ölseydi, yine şöyle bir netice-i azîme için ona yeniden cesed giydirip dünyaya göndermek, o Hakîm'in hikmetinden uzak değil.. belki onun hikmeti öyle iktiza ettiği için va'detmiş ve va'dettiği için elbette gönderecek(Haşiye11).

    (Haşiye-1) Yani Şeriattaki ahkam-ı ilahiyeyi inkar edecek.

    (Haşiye-2) Yani uluhiyetini inkar edecek. Uluhiyet-i ilahiyeyi inkar, Allah’ı inkar sayılır. İkaznameye müracaat edilsin!

    (Haşiye-3) Bu cümle dinsizlik cereyanı olan Deccaliyetin başında bulunan Deccal’ın da bir şahıs olduğunu gösteriyor.

    (Haşiye-4) Yani İslamiyet. Çünki Hz. İsa (A.S.) Müslüman idi.

    (Haşiye-5) Dikkat edin! İsevilik demiyor, Hıristiyanlık diyor. Yani ruhbanların ihdas ettiği Hz. İsa’ya (A.S.) dayanmayan batıl Hıristiyanlık dini tasaffi edip Hz. İsa'nın (A.S.) din-i hakikisi olan İslamiyet’e inkılab edecektir.

    (Haşiye-6) Yani Müslüman olacaklar.

    (Haşiye-7) Yani “Müslüman İseviler” ünvanını alacaklar.

    (Haşiye-8) Yani tek hak din olan İslamiyet. Üstad bu cümle ile işaret ediyor ki; İslam’ın haricindeki Hıristiyanlık gibi sair bütün dinler batıldır. Ve o İseviler de din-i hak olan İslamiyet’e iltihak edecekler. Madem tek bir hak din vardır ve diğer dinler batıldır, nasıl Üstad’ın bahsettiği o İsevilerin Hıristiyan oldukları ve İslam’ı kabul etmeden ehl-i necat olabilecekleri söylenebilir?Üstad’ın bahsettiği o bahtiyar İseviler, Kur’anı ve Resul-i Ekrem (S.A.V.)’i kabul eden Müslüman İsevilerdir.

    (Haşiye-9) Bu da Hz. İsa’nın cism-i beşerisiyle maddeten nüzul edeceğini bildiriyor.

    (Haşiye10) Demek Hz. İsa (A.S.) haşa Hıristiyan olarak gelmeyecek, din-i hak cereyanının başına geçecek.

    (Haşiye11) Acaba Hz. İsa'nın (A.S.) ceseden semevattan inmesi hususu, Üstad’ın bu ifadelerinden daha açık bir ifâde ile açıklanabilir mi? Bunun tevili kabil midir?

    http://hamim.blogcu.com/430403/
    Tesettür gizle(n)mektir. Kılık, kıyafet ve tavırlarıyla “Ben buradayım!” diyenin başında tesettürden çok tereddütler vardır. Osman Sertuğ Çalışkan

  7. #7
    Pürheves sarıca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    189

    Standart

    Hazret-i İsa Aleyhisselâm geldiği vakit, herkes onun hakikî İsa olduğunu bilmek lâzım değildir. Onun mukarreb ve havassı, nur-u iman ile onu tanır. Yoksa bedahet derecesinde herkes onu tanımayacaktır(Haşiye12).
    (15.mektub-57)

    Amma Üstad’ın şu sözlerine gelince;
    Hadis-i sahihle ahirzamanda İsevilerin hakiki dindarları ehl-i Kur’an ile ittifak edip, müşterek düşmanları olan zındıkaya karşı dayanacakları gibi, şu zamanda dahi ehl-i diyanet ve ehl-i hakikat, değil yalnız dindaşı, meslekdaşı, kardaşı olanlarla samimi ittifak etmek, belki Hıristiyanların hakiki dindar ruhanileri ile dahi medar-ı ihtilaf noktaları muvakkaten medar-ı münakaşa ve niza’ etmeyerek, müşterek düşmanları olan mütecaviz dinsizlere karşı ittifaka muhtaçtırlar.

    (20. Lem’a İkinci Sebeb)


    Üstad’ın bu sözlerinin manasını anlamak için şu hadis-i şeriflere ve arkasından gelen izahata dikkat etmek lazımdır:

    “Rumlar, benim soyumdan ve ismi ismime uygun bir vali (Mehdi)’ye gadr ettikten sonra Amik denilen yerde sizinle savaşacaklardır. Burada Müslümanların üçde biri öldürülür. Üçüncü gün ise savaş Rumların aleyhine döner, Müslümanlar böylece savaşa devam ederler Kostantiniyye’yi fetheder ve oradaki malları taksim ederler. Tam bu sırada “Deccal sizin evinize girmiş ve çocuklarınızı esir almıştır” şeklinde bir ses duyacaklardır*”.
    *Başka bir rivayette, bu sesin yalan söylediğinin zuhur edeceği belirtilmiştir.

    (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-i Mehdiy-yi Ahirzaman-73)


    ستصالحون الروم صلحا آمنا فتغزون انتم وهم عدوا من ورائكم فتنصرون وتغنمون وتسلمون ثم ترجعون حتى تنزلوا بمرج ذي تلول فيرفع رجل من اهل النصرانية الصليب فيقول غلب الصليب فيغضب رجل من المسليمين فيدقه فعند ذلك تغدر الروم وتجمع للملحمة ويثور المسلمون الى اسلحتهم فيقتتلون فيكرم الله تلك العصابة بالشهادة .
    “Rumlarla emniyetli bir sulh yapacaksınız. Ve siz, onlarla birlikte müşterek düşmanınızla savaşacak, muzaffer olacak ve ganimet alıp kurtulacaksınız. Sonra tepeleri ve bol bitkisi olan geniş bir yere döneceksiniz. Burada Nasranilerden bir adam haçı kaldırıp “Haç galip geldi” diyecek. Müslümanlardan bir adam da öfkelenip haçı kıracaktır. İşte bu sırada Rumlar anlaşmayı bozacak ve büyük savaş için toplanacaktır. Müslümanlar da silahlarına sarılıp savaşa gireceklerdir. Ve neticede Allah bu topluluğa şehid olma nimetini lutfedecektir”.

    (Taç-966. Hadis, Ebu Davud, Hakim)


    والذىنفسى بيذه ليوشكن ان ينزل فيكم ابن مريم حكما عدلا، فيكسر الصليب و يقتل الخنزير و يضع الجزية و يفيض المال حتى لا يقبله احد حتى تكون السجدة خيرا من الدنيا و ما فيها
    “Nefsimi kudret elinde tutan Zat’a yemin ederim ki; Meryem’in oğlu İsa (A.S.)’ın adil bir hakim olarak aranıza inmesi yaklaşmıştır. İnecek ve haçı kıracak, domuzu öldürecek, cizyeyi kaldırıp İslam’dan başka bir şeyi kabul etmeyecektir. Mal kimsenin kabul etmeyeceği kadar bollaşacak, bir tek secde dünya ve dünyadaki bütün şeylerden daha hayırlı olacaktır.”

    (Buhari-Müslim-Tirmizi)


    İşte bunlar gibi ahirzamanda Hıristiyanlarla Müslümanlar arasında cereyan edecek hadiselere işaret eden ehadis-i şerifelere dikkat edilirse görülür ki Hıristiyanlarla Müslümanlar arasındaki

    (Haşiye12) Devlet idaresinde Hz. Mehdî ve onun vefatından sonra yerine geçecek olan zat gözüktüğü ve Hz. İsa (A.S.) onların arkasında bulunduğu için, herkes onun hakiki İsa (A.S.) olduğunu bilmez. O’nun hakiki İsa olduğunu, devlet idaresinde ve sohbette ona yakın olan mukarreb ve havasları, şeriatın marifetinden gelen bir nur-u imanla bilir ve ittiba ederler. Sair insanlar adil bir hakim ve sultan olarak tanırlar.
    http://hamim.blogcu.com/430399/

    İlgili sitede konu tüm detaylarıyla incelenmiş.Kısaca hristiyanlığın din-i hakikisinde teslis diye bir şey yok!
    Tesettür gizle(n)mektir. Kılık, kıyafet ve tavırlarıyla “Ben buradayım!” diyenin başında tesettürden çok tereddütler vardır. Osman Sertuğ Çalışkan

  8. #8
    Biz
    Biz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Yasaklı Üye Biz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    1.668

    Standart

    Alıntı s_lim Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    herşeyden evvel Allah razı olsun, cevap verdiğin için.

    Aslında 3 sualim de birbiriyle alakalı, diye düşünüyorum. bana çok karmaşık gelmeye başladı, bu konu..

    bunu, sohbete gidildiğinde abilere sorsanız olmaz mı?
    Diğer iki sualinizin cevabı şu aslında. Her dinin aslı İslamiyyettir. Yani İslamiyet o dinlerin kemale ermiş halidir. Din-i hakikisinden maksat da ahirzamanda gölgelenen ve sadece teslimiyetle kendinin devamiyetini idame ettiren İslamiyet tekrar tahkiki iman ilmi ile ihya edilecek anlamıdadır. Bu durumda İslamiyetin kıvama gelmesi aynı zamanda İsevilğin din-i hakikisinin de gündeme gelmesi demektir.

    İşte bu anlamda İslamyet insanlara takdim edilemezse İslamiyet fetrette kalmış olur. Bu durumda da insanlar için ayrı bir hüküm cari olur. Bu onlar için bir mazerettir. Bu durumda da sadece lailahe illalah demek kafi gelebilir.

  9. #9
    Ehil Üye slim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    kayıp şehir
    Mesajlar
    1.184

    Standart

    cevaplar için teşekkürler. yani cennet her gayr-ı müslim için değil de Hz. İsa'ya tabi olanlar için geçerli -İsevilik din-i hakikisine tabi olanlar için- ..

    sükût gibi münzevî, çığlık gibi hür

    *

    Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim

    Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim,

    Adam aldırma da git, diyemem aldırırım

    Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım.


  10. #10
    Pürheves bir_damla_nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    264

    Standart

    Peki isevilik dini hakikisi ne tabi olan var mıdır günümüzde? Günümüzde ki bozulmuş haliyle hüküm sürmüyor mu?
    'Lezzetleri tahrib edip acılaştıran ölümü çok zikrediniz.'

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Hakiki Dostum..!!
    By gamze-i_dilruzum in forum Dualar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 29.01.14, 15:11
  2. Hakiki Muhabbet Eden Hakiki Düşman Olamaz
    By *SAHRA* in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07.02.12, 04:09
  3. Aşk-ı Hakiki...
    By BiRDüNYaUMuT in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 14.12.11, 18:22
  4. Hakiki Aşk...
    By sohbet-i canan in forum Edebiyat
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 27.09.08, 22:58
  5. Aşk-ı Hakiki
    By hasandemir in forum Edebiyat
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07.10.07, 13:58

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0