+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 4 Sayfa var 1 2 3 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 35

Konu: Esbab-a Teşebbüs mü Cüz-i İhtiyariden Dahi Vazgeçip Hakikat-i Tevekküle Yapışmak mı?

  1. #1
    MuM
    MuM isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Guest MuM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Mesajlar
    3.600

    Standart Esbab-a Teşebbüs mü Cüz-i İhtiyariden Dahi Vazgeçip Hakikat-i Tevekküle Yapışmak mı?

    Alıntı MuM Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    yok benim şu tür konuşmalarıma biraz kızarlardı abiler. kızma değil de pek tasvib etmezlerdi...

    Sanki zorlardım manaları.İğne deliğinden çıkarmak gibi...Ya nerden çıkarıyorsun bunu der gibi. Yani herkesin normal bildiğinin dışında herkesin aynı anladığı ama benim biraz latife, biraz muziplik olarak, belki de biraz ortalığı karıştırmak adına farklı noktalara çektiğim... şeyler...

    o dersi hatırlıyorum:

    bir sual etmiştim mevzu tevekkül idi...

    şöyle bir sual etmiş idim:

    üstad hazretleri 17. sözde :
    O çare ise şudur ki: O cüz-i ihtiyârîden dahi vazgeçip, irâde-i İlâhiyeye işini bırakıp, kendi havl ve kuvvetinden teberrî edip, Cenâb-ı Hakkın havl ve kuvvetine ilticâ ederek, hakikat-i tevekküle yapışmaktır.



    demiştir ... yani cüz-i ihtiyariden dahi vazgeç hakikati tevekküle yapış...


    ben de dedim ki...



    bir yerde de şöyle demiştir:tevekkül esbabı bütün bütün reddetmek değildir....



    ama dedim esbaba teşebbüs te cüz-i ihtiyari ile oluyor. esbab-a teşebbüs cüz-i ihtiyarla olur...hakikat-i tevekkül ise cüz-i ihtiyardan dahi vazgeçmekle oluyor...



    nasıl çıkıcaz işin içinden


    bu ve buna benzer sualler işte... zorlardım sanırım biraz olur olmaz şeyleri...


    ben derdim esbabtan vazgeçmek lazım. abiler derdi sarılmak lazım) ben ısrar edince onlar da haliyle fesubhanallah derdi)
    tekrar izah etmeden bir konuda yazdığım cevabı buraya alıntı olarak aldım... sualim yukarıda gayet açık...

    fikirlerinizi ve tefekkürlerinizi inşaallah bu fakir kardeşinizden eksik etmeyiniz...

    selam ve dua ile.

    MuM

  2. #2
    Ehil Üye nurhanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    3.463

    Standart

    Kader risalesinde ki tarifi; Yani mü'min herşeyi, hattâ fiilini, nefsini Cenab-ı Hakk'a vere vere, tâ nihayette teklif ve mes'uliyetten kurtulmamak için "Cüz'-i ihtiyarî" önüne çıkıyor. Ona "Mes'ul ve mükellefsin" der. Sonra, ondan sudûr eden iyilikler ve kemalât ile mağrur olmamak için, "Kader" karşısına geliyor. Der: "Haddini bil, yapan sen değilsin." Evet kader, cüz'-i ihtiyarî; iman ve İslâmiyetin nihayet meratibinde... Kader, nefsi gururdan ve cüz'-i ihtiyarî, adem-i mes'uliyetten kurtarmak içindir ki, mesail-i imaniyeye girmişler.
    (Sözler - 463)
    Şimdi her şeyi Allah vere vere en sonunda elimizde bir tek cüz'i ihtiyari kalır.
    Mesuliyet için.Fakat daha ileri seviyede ki bir ehl-i iman (yalnız bu hali ve vicdanidir) onuda ona verir.Yani cüz'i ihtiyarın kullanımınıda Allah'a verir.Kendi cüz' i ihtiyarından vaz geçer en nihayet nokta budur buda hakikatı tevekkül olur.Yalnız verdim demekle olmaz hali ve vicdanidir.En nihayet noktadır herkes oraya ulaşamaz.Onun için peygamberimiz a.s.m cevşen de dua kısmında la tekilana demiştir.Yani beni bana bırakma bir an olsun bile.
    Ben böyle anlıyorum.
    Yanlış anlaşılmasın şunu haşiye olarak belirteyim cüz'i ihtiyarını kullanarak;Cüz'i ihtiyarın'dan vaz geçer.Cüz'i ihtiyarını yine cüz'i ihtiyarıiyle Cenab'ı hakka devreder.Bunun gibi bir şey.
    Konu nurhanali tarafından (13.07.08 Saat 16:58 ) değiştirilmiştir.
    Risale-i nur bir imtihan kitabıdır.
    Davasına sadık olmayan insanların başarı ihtimali yoktur.



  3. #3
    MuM
    MuM isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Guest MuM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Mesajlar
    3.600

    Standart

    Teşbihte hatâ olmasın, sen bir iktidarsız çocuğu omzuna alsan, onu muhayyer bırakıp, "Nereyi istersen seni oraya götüreceğim" desen; o çocuk yüksek bir dağı istedi, götürdün. Çocuk üşüdü yahut düştü. Elbette, "Sen istedin" diyerek itâb edip, üstünde bir tokat vuracaksın. İşte, Cenâb-ı Hak, Ahkemü'l-Hâkimîn, nihayet zaafta olan abdin irâdesini bir şart-ı âdi yapıp, irâde-i külliyesi ona nazar eder.aklıma şöyle geliyor ki:

    burada çocuk farz-ı muhal omuzuna alan kişiye şöyle deseydi:
    "beni sen nereyi istersen oraya götür, çünki ben neyin iyi neyin kötü bir yer olduğunu bilemem, çünki iktidarsızım, sen ise bu yerlerin hakimisin, iktidarlısın bu yerleri biliyorsun, üşüyüp üşümeyeceğimi, üzülüp üzülmeyeceğimi, hasta olup olmayacağımı sen benden daha iyi bilirsin" dese idi...

    Cüz-i İhtiyarından vazgeçmiş olacaktı....

    O cüz-i ihtiyârîden dahi vazgeçip,irâde-i İlâhiyeye işini bırakıp, kendi havl ve kuvvetinden teberrî edip, Cenâb-ı Hakkın havl ve kuvvetine ilticâ ederek, hakikat-i tevekküle yapışacaktı...

    ..........
    ..............
    ..................

  4. #4
    Yasaklı Üye susuzluk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    78

    Standart

    Burda kime sorarsanız sorun cevap mum kardeşin ki gibi olacak

  5. #5
    MuM
    MuM isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Guest MuM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Mesajlar
    3.600

    Standart

    Alıntı susuzluk Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Burda kime sorarsanız sorun cevap mum kardeşin ki gibi olacak
    kendimiz sorduk suali kendimiz cevapladık

  6. #6
    Ehil Üye nurhanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    3.463

    Standart

    Alıntı MuM Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Teşbihte hatâ olmasın, sen bir iktidarsız çocuğu omzuna alsan, onu muhayyer bırakıp, "Nereyi istersen seni oraya götüreceğim" desen; o çocuk yüksek bir dağı istedi, götürdün. Çocuk üşüdü yahut düştü. Elbette, "Sen istedin" diyerek itâb edip, üstünde bir tokat vuracaksın. İşte, Cenâb-ı Hak, Ahkemü'l-Hâkimîn, nihayet zaafta olan abdin irâdesini bir şart-ı âdi yapıp, irâde-i külliyesi ona nazar eder.aklıma şöyle geliyor ki:

    burada çocuk farz-ı muhal omuzuna alan kişiye şöyle deseydi:
    "beni sen nereyi istersen oraya götür, çünki ben neyin iyi neyin kötü bir yer olduğunu bilemem, çünki iktidarsızım, sen ise bu yerlerin hakimisin, iktidarlısın bu yerleri biliyorsun, üşüyüp üşümeyeceğimi, üzülüp üzülmeyeceğimi, hasta olup olmayacağımı sen benden daha iyi bilirsin" dese idi...

    Cüz-i İhtiyarından vazgeçmiş olacaktı....

    ..........
    ..............
    ..................
    Evet fakat ilk evvelinde ki mertebelerden geçmek lazım.Yani kendisinin iktidarsız olduğunu ve cenab'ı hakkın ne kadar herşeyde kudreti olduğunu anlaması lazım ondan sonra o mertebeye vasıl olur.Sonra diyebilir ben bu cüz'i ihtiyarımı kullanamıyorum çünkü cahilim acizim v.s.Ya rabbi sen benim cüz'i ihtiyarımı kullanmama yardım et yada sen beni yönlendir bunun gibi.
    Risale-i nur bir imtihan kitabıdır.
    Davasına sadık olmayan insanların başarı ihtimali yoktur.



  7. #7
    Yasaklı Üye susuzluk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    78

    Standart

    Alıntı MuM Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    kendimiz sorduk suali kendimiz cevapladık
    O zaman kastteddiğimi anlamışssımız kardeş

  8. #8
    MuM
    MuM isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Guest MuM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Mesajlar
    3.600

    Standart

    Alıntı nurhanali Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Evet fakat ilk evvelinde ki mertebelerden geçmek lazım.Yani kendisinin iktidarsız olduğunu ve cenab'ı hakkın ne kadar herşeyde kudreti olduğunu anlaması lazım ondan sonra o mertebeye vasıl olur.Sonra diyebilir ben bu cüz'i ihtiyarımı kullanamıyorum çünkü cahilim acizim v.s.Ya rabbi sen benim cüz'i ihtiyarımı kullanmama yardım et yada sen beni yönlendir bunun gibi.
    ya ne güzel hakikatler nurhaneli kardeş.

    insan tuhaf oluyor. garib bir kalb haleti oluyor... hafifletiyor manalar ruhu...kalbi...

  9. #9
    Ehil Üye gulsah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.641

    Standart

    Cenab-ı Allah ' ın iki türlü kanunlar manzumesi vardır ki beşerden her ikisinede uymasını ister. Kuran-ı kerim ' deki teklifi ayetlerde ifade edilen şeriat ile kainat kitabına koyduğu tekvini ayetlerle uyulması işaret edilen fıtrat kanunları...

    Kainatta nizam ve intizamın temini için vaz edilen tekvini emirlere mesela tarlayı süren bir çobanı örnek verebiliriz . Çoban aslında tarlasını sürerek , sulayarak aslında şeriata itaat etmiş oluyor peki hangi tür şeriata ?
    şeriat-ı fıtriye-i kübra olan nizam-ı fıtrata ve kavanin-i adetullaha mutidir

    Öyle ise diyebilir miyiz ki ;
    nasıl Ramazanda orucunu tutan bir mümin cüz'i ihtiyarisini Allah ' ın külli iradesine teslim etmiş yani kendi kşisel tercihini Allah ' ın iradesi doğrultusunda kullamış ise
    aslında netice için esbaba başvuran kişide otomatikman tekvini emirlere uymuş olur ki işinde Allah ' ın külli iradesi doğrultusunda hareket etmesi n demektir yani yine cüz'i ihhtiyari dediğimiz meylini külli iradeye muvafık hareketten yana kullanmıştır.

    Her iki şeriata uyarak tevekküllün birinci basamağını bihakkın ifa etmiştir.
    Tevekkülün ikinci basamağı ise neticenin husulu esnasında sergilenen tavırdan ibarettir. Sergilediğimiz hal ise ;
    netice ister matluba uysun ister uymasın her halükarda '' memnuniyet ve rıza ' ise işte hakikat-i tevekkül o kişiden zuhur etmiş demekir.

    Hz. Ömer'in şu hatırası mevzuya güzel temas ediyor:
    Yol kenarında oturan birkaç kişi görür ve neden oturup çalışmadıklarını sorar Hz. Ömer...
    Oturanlar : '' biz tevekkül ehliyiz ''
    Hz. Ömer ise şu veciz cevabı verir :
    '' hayır siz teekkül ehlisiniz ''

    teekkül : yiyiciler demektir.Yani hazır yiyenler

    Demek kainata konulan şeriat-i fitriye itaat edilmeden sergilenen bir tevekkül hali aslında bizi ehl-i teekkül kıldığı gibi aynı şekilde şeriat-i fıtriye uyulupda neticeden razı olmadığımız bir halde ise ehl-i teşekki oluyoruz.

    ''Şahsın üslub-u beyanı , şahsın timsal-i şahsiyetidir.

    Ben ise :

    gördüğünüz veya işittiğiniz gibi , halli müşkil bir muammayım ''

    Said Nursi


  10. #10
    Yasaklı Üye bizzatkendim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Bulunduğu yer
    Cehennem Mah.Günahkarlar Sok.Ceset Aprt.
    Mesajlar
    145

    Standart

    Alıntı MuM Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    kendimiz sorduk suali kendimiz cevapladık
    güzel olay

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Âlem dahi büyük bir insandır, o dahi ölümün pençesinden kurtulamaz.
    By fanidünya... in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 19.06.14, 13:20
  2. Sünnete yapışmak = 100 şehit sevabı kazanmak
    By gamze-i_dilruzum in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 31.05.14, 01:13
  3. Esma-i İlahiyeye Yapışmak Nasıl Olur? Ne Demektir?
    By hazeret in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 24
    Son Mesaj: 28.11.13, 20:18
  4. Sünnete Yapışmak = 100 Şehit Sevabı Kazanmak
    By insirah in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 23.12.07, 07:21
  5. Cüz’-i İhtiyârîden Nasıl Vazgeçilir?
    By katre_44 in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 27.10.07, 18:02

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0