+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 6 ve 6

Konu: Yoksa O Vücud-u İnsanın Hayatı Söner, Ruhu Kaçar, Cismi de Dağılır....?

  1. #1
    MuM
    MuM isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Guest MuM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Mesajlar
    3.600

    Standart Yoksa O Vücud-u İnsanın Hayatı Söner, Ruhu Kaçar, Cismi de Dağılır....?

    İKİNCİ DÜSTURUNUZ
    Bu hizmet-i Kur'âniyede bulunan kardeşlerinizi tenkit etmemek ve onların üstünde faziletfuruşluk nev'inden gıpta damarını tahrik etmemektir.
    Çünkü nasıl insanın bir eli diğer eline rekabet etmez, bir gözü bir gözünü tenkit etmez, dili kulağına itiraz etmez, kalb ruhun ayıbını görmez. Belki birbirinin noksanını ikmal eder, kusurunu örter, ihtiyacına yardım eder, vazifesine muavenet eder.Yoksa o vücud-u insanın hayatı söner, ruhu kaçar, cismi de dağılır. (Burdaki Vücud-u insandan teşbih, ruhtan teşbih ve cisimden teşbih risalei nur talebeliğini noktasında nedir? ne söylenmek istenmiştir)



    Hem nasıl ki bir fabrikanın çarkları birbiriyle rekabetkârâne uğraşmaz, birbirinin önüne tekaddüm edip tahakküm etmez, birbirinin kusurunu görerek tenkit edip, sa'ye şevkini kırıp atâlete uğratmaz. Belki bütün istidatlarıyla birbirinin hareketini umumî maksada tevcih etmek için yardım ederler; hakikî bir tesanüd, bir ittifakla gaye-i hilkatlerine yürürler. Eğer zerre miktar bir taarruz, bir tahakküm karışsa, o fabrikayı karıştıracak, neticesiz, akîm bırakacak. Fabrika sahibi de o fabrikayı bütün bütün kırıp dağıtacak.(Buradaki fabrikayı karıştıracak, neticesiz akim bırakacak ve "fabrika sahibi" de o fabrikayı bütün bütün kırıp dağıtacak, teşbihinden söylenmek istenen nedir risalei nur talebeliği noktasında)

    İşte, ey Risale-i nur şakirtleri ve Kur'ân'ın hizmetkârları! Sizler ve bizler öyle bir insan-ı kâmil ismine lâyık bir şahs-ı mânevînin âzâlarıyız. Ve hayat-ı ebediye içindeki saadet-i ebediyeyi netice veren bir fabrikanın çarkları hükmündeyiz. Ve sahil-i selâmet olan Dârüsselâma ümmet-i Muhammediyeyi (a.s.m.) çıkaran bir sefine-i Rabbâniyede çalışan hademeleriz. Elbette, dört fertten bin yüz on bir kuvvet-i mâneviyeyi temin eden sırr-ı ihlâsı kazanmakla tesanüd ve ittihad-ı hakikîye muhtacız ve mecburuz.
    Evet, üç elif ittihad etmezse, üç kıymeti var. Sırr-ı adediyet ile ittihad etse, yüz on bir kıymet alır. Dört kere dört ayrı ayrı olsa, on altı kıymeti var. Eğer sırr-ı uhuvvet ve ittihad-ı maksat ve ittifak-ı vazife ile tevafuk edip bir çizgi üstünde omuz omuza verseler, o vakit dört bin dört yüz kırk dört kuvvetinde ve kıymetinde olduğu gibi, hakikî sırr-ı ihlâs ile, on altı fedakâr kardeşlerin kıymet ve kuvvet-i mâneviyesi dört binden geçtiğine, pek çok vukuat-ı tarihiye şehadet ediyor...
    .......................


    1-Sizler ve bizler öyle bir insan-ı kâmil ismine lâyık bir şahs-ı mânevînin âzâlarıyız.

    2-Ve hayat-ı ebediye içindeki saadet-i ebediyeyi netice veren bir fabrikanın çarkları hükmündeyiz.

    3-evet... bu çarklarda elbet dağılacak mı yukarıdaki uyarıları dikkate almazsak...

    4- Fabrika sahibi kimdir?

    5-
    "fabrika sahibi" de o fabrikayı bütün bütün kırıp dağıtacak mı?

    6-
    Vücudu insandan maksat " şahs-ı mânevînin âzâları ise... cisminin dağılması...ruhunun sönmesi..."CİSMİNİN DAĞILMASI...

    cisim dağılıyor mu...?

    çarklar takaddüm mü ediyor...


    ya da nur talebeliği böyle sıkıntılarla mı ancak sönecek....dağılacak...


    çok sual sordum hakkınızı helal edin...

    beni düşündüren şeylerdi bunlar...

    fikirlerinizi, tefekkürlerinizi dikkatle takip edip tefekkür edeceğim inşaallah...

    selam ve dua ile.

    MuM.



  2. #2
    Yasaklı Üye halenur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    2.932

    Standart

    Halil, cok soru sormussun yahu...


  3. #3
    MuM
    MuM isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Guest MuM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Mesajlar
    3.600

    Standart

    Alıntı halenur Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Halil, cok soru sormussun yahu...

    Himmetiniz çerçevesinde himmetiniz kadarını cevaplarsınız abla.

  4. #4
    Ehil Üye Müellif-e - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Zindan-ı dünya'da bir garib yolcu
    Mesajlar
    4.073

    Standart

    Şaban DÖĞEN
    Üstadın en çok üzerinde durduğu mesele



    Her meselenin gereği, esasları ve şartları vardır. Ticaretle uğraşan kişi, kurallarına uymalı ki sonuç alabilsin. Çiftçilik yapan kişi gerekli işlemleri gerekli zamanlarda yapmazsa verim alamaz.

    Peki, imana, Kur'ân'a hizmet gibi yüce bir maksat için yapılan hizmetlerin de bir kısım gerekleri ve şartları yok mudur? Vardır elbetteki. Bunlara uyulmadığında da salim bir netice alınamaz.

    Hizmetini iman ve Kur'ân hakikatlerini izah, ispat ve neşri üzerinde odaklaştıran Bediüzzaman Hazretlerinin hizmetinin esaslarından birini ihlâs teşkil ediyorsa, diğerini de tesanüd oluşturur.

    Onun için, ''Evvel âhir tavsiyemiz; tesanüdünüzü muhafaza; enaniyet, benlik, rekabetten tehaffuz ve itidal-i dem ve ihtiyattır''1 der.

    Tesanüd bir vücudun azaları gibi kenetleşmeyi, dayanışma içerisinde bulunmayı gerektiriyor. Bunu, Bediüzzaman, İhlâs Risâlesi'nde bir vücudun azalarına ve bir fabrikanın çarklarına benzetir.

    İnsanın bir eli diğer eline rekabet etmediği, bir gözü diğer gözünü tenkit etmediği, gözü kulağına itiraz etmediği, kalp ruhun ayıbını görmediği, aksine birbirlerinin noksanını tamamladığı, kusurlarını örttüğü, ihtiyacına yardım ettiği, vazifesine muâvenet ettiği gibi kardeşler de birbirlerine destek vermek zorundadırlar. Aksi halde o insan vücudunun hayatı söner, ruhu kaçar ve cismi de dağılır.

    Fabrikaya benzetirken de şunları söyler: ''Nasıl ki bir fabrikanın çarkları birbiriyle rekabetkârâne uğraşmaz, birbirinin önüne tekaddüm edip tahakküm etmez, birbirinin kusurunu görerek tenkit edip sa'ye şevkini kırıp atâlete uğratmaz. Belki bütün istidatlarıyla birbirinin hareketini umumi maksada tevcih etmek için yardım ederler; hakiki bir tesanüd, bir ittifakla gaye-i maksatlarına yürürler. Eğer zerre miktar bir taarruz, bir tahakküm karışsa, o fabrikayı karıştıracak, neticesiz, akîm bırakacak. Fabrika sahibi de o fabrikayı bütün bütün kırıp dağıtacak.''2

    Demek hizmetin tesanüdsüz yürümesi mümkün değil. Tesanüd bu hizmetin hakkı ve şânından olduğu halde tesanüd için yapılması gerekenler yapılmazsa o zaman neler olur? Olumsuz sonuçları daha dünyadayken görülmeye başlar.

    Bediüzzaman Hazretleri der ki: ''Cemaatte vahid-i sahih olmazsa, cem ve zam, kesir darbı gibi küçültür.''
    Yani cemaatte sağlam bir birlik beraberlik olmazsa kesir çarpımında olduğu gibi rakam çoğaldıkça değer küçülür. Dört kere dört on altı ederken kesirlerde çarpma ve toplamalar küçültür. 1/4'i 1/4'le çarptığımızda 1/16 yapar.

    Bunun gibi insanlarda sıhhat ve istikamet ile birlik olmazsa, rakam arttıkça değer küçülür, bozuk olur, kıymetsiz olur.3

    Sonra cemiyetteki tesanüd durgun şeyleri harekete geçirmek için yaratılmış bir âlet iken karşılıklı haset ise, harekette olanları dahi durduran bir âlet olur.4

    Evet, hizmet durur ve akamete uğrarsa, İslâm düşmanlarının aradıkları atmosfer doğar, ekmeklerine yağ sürülmüş olur, insî ve cinnî şeytanlar sevinir, nefis bayram yapar.

    Allah'ın dinine hizmet gibi yüce bir maksat için yola çıkan kişi, insî ve cinnî şeytanları sevindirmek, nefsi güldürmek değil, onlara en büyük darbeyi indirmek için vardır. Demek ehl-i iman, hizmetin gereği hareketlerini kontrol etmek zorundadır.

    Dipnotlar: 1- Şualar, s. 262. 2- Lem'alar, s. 165 3- Mektûbât, s. 459 4- A.g.e.


    03.04.2008


  5. #5
    Ehil Üye seyyah_salih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Şan(S)lıUrfa'DaN
    Yaş
    51
    Mesajlar
    15.435

    Standart

    Risale-i Nur, kendi sadık ve sebatkar şakirtlerine kazandırdığı çok büyük kar ve kazanç ve pekçok kıymettar neticeye mukabil, fiat olarak o şakirtlerden tam ve halis bir sadakat ve daimî sarsılmaz bir sebat ister.
    Evet, Risale-i Nur, on beş senede medresede kazanılan kuvvetli îman-ı tahkîkîyi, on beş haftada ve bazılara on beş günde kazandırdığına yirmi bin zat tecıübeleriyle şehadet ederler. Hem, "iştirak-i a'mal-i uhreviye" düsturuyla, herbir şakirdinin herbir günde binler halis lisanlarıyla edilen makbul duaları ve binler ehl-i salahatin işledikleri a'mal-i salihanın misil sevaplarını kazandırıp, herbir hakîki, sadık ve sebatkar şakirdlerini, amelce binler adam hükmüne getirdiğini, kerametkarane ve takdirkarane İmam-ı Ali'nin üç ihbarı ve keramet-i gaybiye-i Gavs-ı Azam'daki tahsinkarane ve teşvikkarane beşareti ve Kur'an-ı Mu'eizü'l-Beyanın kuvvetli işaretleri, o halis şakirdlerin ehl-i saadet ve ehl-i Cennet olacaklarını pek katî ispat ederler. Elbette böyle bir kazanç, öyle fiat ister.
    Madem hakîkat budur, Risale-i Nur dairesinin yakınında bulunan ehl-i ilim ve ehl-i tarîkat ve sofimeşreb zatlar, onun cereyanına girmek ve ilim ve tarîkatten gelen sermayeleriyle ona kuvvet vermek ve genişlemesine çalışmak ve şakirtlerini teşvik etmek ve bir buz parçası olan enaniyetini, tam bir havuz kazanmak için, o dairedeki ab-ı hayat havuzuna atıp eritmek gerektir. Yoksa, başka bir çığır açmakla, hem o zarar eder, hem bu müstakîm ve metîn cadde-i Kur'- aniyeye bilmeyerek zarar verir; belki zındıkaya bilmeyerek bir nevî yardım hesabına geçer.
    Said Nursî
    Marifet ufku....

    Muhabbet denizinde çalan bir melodi gibidir

  6. #6
    Biz
    Biz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Yasaklı Üye Biz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    1.668

    Standart

    Alıntı MuM Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    1-Sizler ve bizler öyle bir insan-ı kâmil ismine lâyık bir şahs-ı mânevînin âzâlarıyız.

    Ayrı ayrı kabiliyetlerin bir araya gelmesi ile insan-ı kamil dediğimiz bir insanlık çıkar ki bu asır cemaat asrı olduğu için imani anlamdaki hizmetin de ancak bu şuur ile olması gerkir ki hakiki anlamda insan-ı kamil zuhur edebilsin. Bu durumda da her bir nur talebesi bu insan-ı kamilin azaları olmuş oluyor.
    2-Ve hayat-ı ebediye içindeki saadet-i ebediyeyi netice veren bir fabrikanın çarkları hükmündeyiz.

    Akibetimiz ya cenent ya da cehennem. Elbetteki saadet-i ebediyeyi cennette yaşamak arzu etiğimize göre Allah'da bu zamanda bunun bir yolunu nur hizmeti olarak nasip ettiğine göre bu hizmette bulunmak demek saadet-i ebediye mamülü üreten bir fabrikanın çarkları hükmüne geçmek demek. Hem de o ebedi saadeti kazanmanın şartlarından biri de bu zamanda cemaati bilince sahip olmaktan geçmesidir.
    3-evet... bu çarklarda elbet dağılacak mı yukarıdaki uyarıları dikkate almazsak...

    Fabrika kuruluş gayesine uygun bir şekşlde ürün üretmezse elbetteki zarar etmemek ve fabrikanın varlığı abes olmaması için o fabrika dağıtılır.

    4- Fabrika sahibi kimdir?
    Malum değil mi? Onun için bu hizmette doğrudan doğruya O'nun (c.c) rızasını maksat yapmalıyız.
    5- "fabrika sahibi" de o fabrikayı bütün bütün kırıp dağıtacak mı?

    Abes olunca yabni maksud mana alınamayınca hikmetine zıt olacağından abes iş yapması mümkün olmadığına göre tabiki.
    6-
    Vücudu insandan maksat " şahs-ı mânevînin âzâları ise... cisminin dağılması
    tesanüd olmazsa cisim dağılır. ayrı ayrı olunur hep. Dağoılmadan önce insan varken dağılınca kalp vardır , ciğer vardır, kemik vardır vs.vs.
    ...ruhunun sönmesi... insan yapısı gidince o yapıda artık ruhun durmasına gerek olmadığı gibi cemati şuuru bırakanlar tesanüdden ayrılanlar o yapıyı bozunca hizmet ruhu alınır layık olan başkalarına tebdi edilir. Malum Allah nurunu muhakkaki tamamlayacaktır
    "CİSMİNİN DAĞILMASI...

    cisim dağılıyor mu...?

    çarklar takaddüm mü ediyor...

    ya da nur talebeliği böyle sıkıntılarla mı ancak sönecek....dağılacak...

    Evet.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Aile Hayatı, İnsanın Tahassungâhıdır
    By Bîçare S.V. in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 29.12.09, 23:18
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01.10.08, 12:25
  3. Bir An-ı Seyyâle Vücud-u Münevver, Milyon Sene Bir Vücud-u Ebtere Müreccahtır
    By BiKeS_ in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 30.07.08, 00:42

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0