+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 7 ve 7

Konu: Pederâne ve Mürşidane Tavır

  1. #1
    Yasaklı Üye Cennetâsâ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    5.827

    Standart Pederâne ve Mürşidane Tavır

    Fakat mesleğimiz uhuvvettir. Kardeş kardeşe peder olamaz, mürşid vaziyetini takınamaz.
    Lemalar | Yirmi Birinci Lem�a | 170

    Pederaneyi azıcık anladık gibi de, mürşidâne tavır niçin takınamaz?

  2. #2
    Yönetici SeRDeNGeCTi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    33
    Mesajlar
    5.901

    Standart

    Pederâne, mürşidâne mesleklerdeki gıptakârâne hırs-ı sevap ve ulüvv-ü himmet cihetiyle çok zararlı ve hatarlı neticeler vücuda geldiğine delil, ehl-i tarikatin o kadar mühim ve azîm kemâlâtları ve menfaatleri içindeki ihtilâfâtın ve rekabetin verdiği vahîm neticelerdir ki, onların o azîm, kudsî kuvvetleri bid'a rüzgârlarına karşı dayanamıyor. Yirmi Birinci Lem'a
    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

    Sual: Belki onlar eski hali istiyorlar?
    Cevap: Size kısa bir söz söyleyeceğim; ezber edebilirsiniz: İşte, eski hal muhal; ya yeni hal veya izmihlâl...
    (Bediüzzaman Said Nursi)


    Ne hayal, ne kuruntu hakikat istiyorum.
    Hakikat, hakikat, hakikat istiyorum!.. (Osman Yüksel SERDENGEÇTİ)




  3. #3
    Yasaklı Üye Cennetâsâ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    5.827

    Standart

    Bu kısım zaten suale me'haz olan cümlenin devamıdır..
    Yani bu mürşidâne tavrı izahen bizatihi hayat içerisinden verebileceğimiz misaller nelerdir?

  4. #4
    Ehil Üye alanyali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Alanya
    Mesajlar
    2.491

    Standart

    Mürşid vaziyetini takınmak’


    RİSALE-İ NUR müellifi, lâhikalar içerisinde yer almayan, sonradan Latif Nükteler’de yayınlanan bir mektubunda, doğrudan Risale-i Nur ile iman iklimine girenler ile evvelce başka bir yoldan bu iklime girenler için, ikili bir tahlilde bulunur. Risale ehlinin Bediüzzaman’ın bazı ifadelerini yanlış yorumlayarak sergiledikleri ‘ya o, ya bu’ tutumunun aksine, o, meselâ tasavvuf yoluyla, tarikat berzahıyla, bir şeyhin himmetiyle iman iklimine girenlerin ‘tarikat ile Risale’ arasında bir tercih mecburiyetinde olmadıklarını beyan eder ilgili mektup. Bilakis, bir yanda tarikat berzahında seyr-i sülûk yaşarken, beri yanda Risale’ye kalblerini ve akıllarını açık tutmaları önerisinde bulunur; ve Risale okumanın ‘mürşidlerini terk’ anlamına gelmediğini, gelemeyeceğini bildirir.
    Buna karşılık, doğrudan Risale-i Nur ile iman iklimine girenlerin, Risale dairesi dışında mürşid aramalarını müsaade etmez. Bununla birlikte, herkesin, bu arada Risale ehlinin de bir ‘mürşid’ ihtiyacı olduğunun farkındadır. Evet, Risale-i Nur yol gösterici bir eserdir, ama ruhu o eserle yoğrulmuş birinin fiilî örnekliğine, tecrübesine itibar ederek insan daha kolay ve muhtemelen daha hızlı yol alabilecektir.
    İlgili mektubun Nur Talebelerinin ‘daire içinden bir mürşid’ edinmelerine imkân tanıyan muhtevasına mukabil, İhlas Risalesi Risale mesleğini ‘hillet’ ile tarif ederken, “Mesleğimiz uhuvvettir. Kardeş kardeşe peder olamaz, mürşid vaziyetini takınamaz” der.
    Bir tarafta, Nur Talebelerinin Risale-i Nur dairesi içinden mürşidler edinmelerine müsaade eden, hatta bunun fıtrî bir ihtiyaç olduğuna dikkat çeken bir mektup; beri tarafta, İhlas Risalesi’den ‘mürşid vaziyeti takınma’yı yasaklayan cümleler...
    Bu ikisi arasında bir çelişki olmadığını ise, dikkatli her Risale okuyucusu sanırım zorlanmadan görebilir.
    Çünkü, ‘mürşid edinmek’ başka şeydir, ‘mürşid olmak’ daha başka şeydir, ‘mürşid vaziyetini takınmak’ çok daha başka şeydir.
    Görüldüğü üzere, Bediüzzaman, Risale dairesi içinde bir kişinin değil ‘lider’ olarak ortaya çıkmak, ‘mürşid vaziyetini takınma’sına dahi müsaade etmemekte; bunu İhlas’ın bir lazımı olarak ‘hillet’ sırrına aykırı görmektedir.
    Ama ‘mürşid vaziyetini takınmak’ ayrı, ‘mürşid olarak görülmek’ ayrıdır. Kendisi mürşid vaziyetini takınmayan, kendisini Risale dairesi içinde iman kardeşlerini irşad etme gibi bir makam biçmeyen kişi; buna mukabil ilmiyle, ahlâkıyla, tecrübesiyle, faziletiyle pekâlâ bu iman kardeşlerine bir mürşid olabilir, onlar tarafından mürşid edinilebilir.
    Kısacası, Risale dairesi içinde kimse kendini mürşid olarak tayin etmez; kardeşlerince öyle tayin olunabilir. Kendini mürşid addetmez, ama mürşid addolunabilir.
    Ne mutlu mürşid vaziyetini takınmadan mürşid olabilenlere...


    cehennem ağzını açmış, bekliyor; cennet ise ağuş-u nazdaranesini açmış, gözlüyor.

  5. #5
    Yönetici SeRDeNGeCTi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    33
    Mesajlar
    5.901

    Standart

    Alıntı nazende Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bu kısım zaten suale me'haz olan cümlenin devamıdır..
    Yani bu mürşidâne tavrı izahen bizatihi hayat içerisinden verebileceğimiz misaller nelerdir?
    Sorunuzda hayattan misaller istememiştiniz, mürşidane tavır takınmanın gerekçesini sormuştunuz, o da alıntının devamında mevcut.
    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

    Sual: Belki onlar eski hali istiyorlar?
    Cevap: Size kısa bir söz söyleyeceğim; ezber edebilirsiniz: İşte, eski hal muhal; ya yeni hal veya izmihlâl...
    (Bediüzzaman Said Nursi)


    Ne hayal, ne kuruntu hakikat istiyorum.
    Hakikat, hakikat, hakikat istiyorum!.. (Osman Yüksel SERDENGEÇTİ)




  6. #6
    Yasaklı Üye Cennetâsâ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    5.827

    Standart

    Mürşid yol göstermek ise mürşidane tavır takınmadan yol nasıl gösterilecek?

  7. #7
    Yasaklı Üye Cennetâsâ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    5.827

    Standart

    Hem hâriçteki irşâda hevesli zâtlar, Risale-i Nur'un şâkirtleriyle meşgul olmamalı. Çünkü üç cihetle zarar görmeleri muhtemeldir. Takvâ dâiresindeki talebeler irşâda muhtaç olmadıkları gibi, hâriçte kesretli namazsızlar var. Onları bırakıp bunlarla meşgul olmak irşad değildir.

    Eğer bu şâkirtleri severse, evvelâ dâire içine girsin,
    o şâkirtlere peder değil,
    belki kardeş olsun-
    fazileti ziyade ise ağabeyleri olsun.
    (Yirmi Sekizinci Lem'a )

    Takvâ dâiresindeki talebeler irşâda muhtaç olmadıkları gibi,

    Buradan, zaten mürşidane vaziyetin mümkün olmadığı mı anlaşılır?

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. İnsanlara nasıl tavır takınacağım
    By *SAHRA* in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 05.09.14, 16:03
  2. Kolaylaştırıcı Bir Tavır
    By YİĞİDO in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 25.09.11, 12:04
  3. Kötülüklere Karşı Doğru Tavır Nedir?
    By Bîçare S.V. in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 12.04.09, 06:33
  4. Kahramanâne Bir Tavır..
    By Cennetâsâ in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 15
    Son Mesaj: 25.08.08, 10:15
  5. İşte Tavır Bu Olmalıdır
    By sitem in forum İnanca ve Düşünceye Özgürlük Platformu
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 09.01.08, 13:45

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0