+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 4 Sayfa var 1 2 3 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 33

Konu: "Ene"den "Hüve"nin Tebarüz Etmesi

  1. #1
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart "Ene"den "Hüve"nin Tebarüz Etmesi

    Ene ve Enaniyet.Bu iki kelime arasında fark var mı bilemiyorum.Belki de Eneden Enaniyet tebarüz ediyor.Halbu ki "“Ene”den “hüve”nin tebarüz etmesi" gerekiyor.

    Ene ve enenin mahiyeti üzerine Üstadımız müstakil olarak Otuzuncu Sözü yazmış.Özellikle Mesnevi-i Nuriye eserinde de çok önemli açıklamalar yapmış.Risale-i Nur külliyatının değişik eserlerine Ene ile ilgili açıklamalar serpiştirilmiş.Ancak Otuzuncu Söz bu konuda müşahhas olarak ene meselesini ayrıntısı ile izah etmiş.

    Ene hatt-ı zatında kendiside muğlak bir mahiyettedir.Zaten ene kendisi bilinse kainatın sırları da bilinecek ve çözülecek. İnsanın nefsine takılan ene anahtarı hayır cihetinde kullanılınca kainatın gizli hazineleri açılacak ve kul Rabbini bilecektir.Böylece yaratılış gayemiz olan kulluğun gereği Nübüvvet çizgisi ile kemalata doğru çıkabilecektir.

    Üstad Hazretleri enenin mahiyeti için çok enterasan izahlar yapmaktadır.Mesela Mesnevi-i Nuriyede şöyle der:

    Ene, haddizatında bir hava, bir buhar gibi iken, verilen ehemmiyete göre mâyi haline gelir. Sonra ülfetle kalınlaşır. Sonra gaflet ve isyan ile öyle kalınlaşır ki, sahibini yutar.(Mesnevî-i Nuriye - Şemme)

    Bu başlıkta inşallah önce eneyi tanımaya sonra da enenin hayır cihetini nasıl kullanmamız gerektiğini mütaala etmeye çalışalım inşallah.

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  2. #2
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Ene” ve "Tabiat"
    • Otuz seneden beri iki tâğut ile mücadelem vardır. Biri insandadır, diğeri âlemdedir.
    • Biri ene'dir, diğeri tabiattır.
    • Birinci tâğutu gayr-ı kastî, gölgevâri bir ayna gibi gördüm.
    • Fakat o tâğutu kasten veya bizzat nazar-ı ehemmiyete alanlar, Nemrud ve Firavun olurlar.
    • İkinci tâğut ise, onu İlâhî bir san'at, Rahmânî bir sıbğat, yani nakışlı bir boya şeklinde gördüm.
    • Fakat gaflet nazarıyla bakılırsa, tabiat zannedilir ve maddiyunlarca bir ilâh olur.
    • Maahaza, o tabiat zannedilen şey, İlâhî bir san'attır.
    • Cenab-ı Hakka hamd ve şükürler olsun ki, Kur'ân'ın feyziyle, mezkûr mücadelem her iki tâğutun ölümüyle ve her iki sanemin kırılmasıyla neticelendi.
    • Mevhum olan tabiat perdesi parçalanarak altında şeriat-ı fıtriye-i İlâhiye ve san'at-ı şuuriye-i Rahmâniye güneş gibi ortaya çıkmıştır.
    • Ve keza, firavunluğa delâlet eden ene'den, Sâni-i Zülcelâle râci olan Hüve tebârüz etti. .( Mesnevî-i Nuriye)
    Demek ki ene miftahıyla künuz-u mahfiye olan ilahi hazineler açılarak “ene'den, Sâni-i Zülcelâle râci olan Hüve” ye kavuşarak enfüsi tefekkür ile kendisi de muğlak bir ölçek olan ene kıyas-ı vahidi ile ilahi sanatlar bilinebilir ve marifetulah delilleri ile insan yaratılış sırrına ulaşabilir.

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  3. #3
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    İNSANIN YARATILIŞI VE ENENİN MAHİYETİ

    1. İnsanın hilkatinden maksat, mahfî hazine-i İlâhiyeyi keşifle göstermek ve Kadîr-i Ezelîye bir burhan, bir delil, bir mâkes-i nurânî olmakla cemal-i ezelînin tecellîsi için şeffaf bir mir'at, bir ayna olmaktır.
    2. Hakikaten, semâvat, arz ve cibâlin hamlinden âciz kaldıkları emâneti insan haml ettiği cihetle cilâlanmış, cilvelenmiş bir şekle girmiştir.
    3. Çünkü, o emânetin mazmunlarından biri de, insanın sıfât-ı İlâhiyeyi fehmetmek için bir vâhid-i kıyasî vazifesini görmektir.
    4. İnsanın hilkatinden maksat bu gibi şeyler olduğu halde, kısm-ı ekserîsi perde olurlar, sed olurlar.
    5. Vazifesi fetih ve açmak iken kapatıyor, bağlıyor.
    6. Ziya ve ışığı neşir iken söndürüyor.
    7. Allah'ı tevhid etmek yerine şirk yapıyor.
    8. Ve keza, nur-u imanla Allah'a bakıp mülkü ona teslim etmekle îtikaden mükellef iken, ene rasadıyla halka bakarak Allah'ın mülkünü onlara taksim ediyor.
    9. Hakikaten İnsan çok zâlim ve çok câhildir.( Mesnevî-i Nuriye)

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  4. #4
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    ENENİN İKİ VECHİ VE MAHİYETİ

    Ene'nin iki veçhi vardır. Bir veçhini nübüvvet almıştır, bir veçhini de felsefe almıştır.
    Birinci Vecih
    1. Ubudiyet-i mahzâya menşedir.
    2. Mahiyeti harfiye olup müstakil değildir.
    3. Vücudu tebeî olup aslı değildir.
    4. Mâlikiyeti vehmî olup hakikî değildir.
    5. Vazifesi Hâlıkın sıfâtını fehmetmek için bir mîzan ve bir mikyas olmaktır.
    6. Enbiya (aleyhimüsselâm) enâniyetin bu veçhine bakmakla, mülkü tamamen Allah'a teslim ederek ne mülkünde, ne rububiyetinde, ne ulûhiyetinde şeriki olmadığına hükmetmişlerdir.
    7. Ene'nin bu veçhinden, Cenab-ı Hak şecere-i tûbâ-i ubudiyeti inbat edip dal ve budakları kâinat bahçesinde enbiya, evliya, sıddîkîn gibi mübarek semereleri vermiştir.

    İkinci Vecih
    1. İkinci veçhi alan felsefe, ene'nin vücudunu aslî ve kendisini müstakil ve mâlik-i hakikî olduğunu zu'm etmişlerdir.
    2. Vazifesi de yalnız hubb-u zâtıyla tekemmül-ü hayattır.
    3. Ene'nin bu siyah yüzünden envâen şirkler, dalâletler çıkmıştır.
    4. Ezcümle: Kuvve-i behîmiye dalında sanemler doğmuşlardır.
    5. Kuvve-i gadabiye gusnundan firavunlar, nemrutlar çıkmıştır.
    6. Kuvve-i akliyeden dehriyun, maddiyun, felâsife çıkmışlardır ki, Vâcibü'l-Vücuda bir mahlûk-u vahidi verir, bâki kalan mülkünü gayra taksim ederler.

    Ene, haddizatında bir hava, bir buhar gibi iken, verilen ehemmiyete göre mâyi haline gelir. Sonra ülfetle kalınlaşır. Sonra gaflet ve isyan ile öyle kalınlaşır ki, sahibini yutar. Halkı, esbabı da kendisine kıyas ederek Hâlıkın evâmirine mübarezeye başlar. Küçük âlemde, yani insanda ene, büyük insanda, yani kâinatta tabiata benziyor. İkisi de tâğutlardandır.( Mesnevî-i Nuriye - Şemme)

    Evet, küçük alemin zerresi ene ve büyük insanın enesi zerre .Bu bahsi birde bu bakış açısı ile mütalaa edebilir miyiz?
    Sanırım insanın ve kainatın sırlarının açılması bu iki sırrın anlaşılması ve doğru kullanılmasına bağlı olsa gerek.İşte o zaman insanda ve kainatta tezahür eden ilahi şuunat-ı ilahi tecellileri anlaşılacak ve o tezahurların anlaşılması için ise yukarıya aldığımız tefekküri yolları kullanmamız gerekir diye düşünüyorum.
    Rabbim bizleri enenin birinci vechini anlayıp kullanabilenlerden eylesin. Nefsimize takılan ene miftahını doğru olarak kullanmayı nasip etsin.

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  5. #5
    ege
    ege isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Vefakar Üye ege - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2007
    Mesajlar
    462

    Standart

    aminnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnn inşallah!!!!!!!!!
    ecmain............ allah razı olsun abi....
    “Dost sureti gözgüdurur, bakan kendi yüzün görür”
    YUNUS EMRE

  6. #6
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Biliyoruz Cenab-ı Hak eneyi nefse bir anahtar olarak takmış ki kainatın hazinelerini açması için ve mülkü Malik-i Mülke vermek için.Buhar halinde bulunan ene anahtarını kullanan nefistir.Nefis ya kendi istekleri istikametinde eneyi kullanacak ve bu kullanış enenin şer cephesine kapı açacaktır.Kul kendini mülkün sahibi kabul edecek ve nefsin hazcılık dediğimiz istekleri ile ene buhar halinden mayi sonra da katılaşacak ve sahibini yutacaktır.İşte böyle bir hal alan kişi eneniyet cihetinde firavunşalacak ve daha ileri giderek kendini ilah gibi görmeye kalkacaktır.

    İşte Allah'ın nefse taktığı ene anahtarını kalbdeki iman ile ruhtan gelen ihtizazat ve ihtiyacat ile Nübüvvet cephesine yönelecek ve eneyi buhar halinde kullanacak eneyi bir kıyas-ı vahidi olarak istimal edecek ve sonunda benlik ile kendi mülküne önce sahip olup sonra buraya kadar benim, buradan sonrası kimindir? Sorusunu sorarak eneyi hakiki manasında istimal edecek ve bütün mülkü Malik-i Mülke vererek hakiki kul olmak yolunda kulluğun gereği yönünde terakkiye ve arş-ı kemalata uruc edecektir.

    İşte suret-i faniyeden ve kendinden yani enenin şer ve mülke sahibiyet veçhesinden vaz geçmek, böylece fenadan bekaya namzet olmak ve namzet olduğunu anlamak kulluğun ve imtihanın gereği olacaktır. Ne mutlu enenin bu veçhesini istikamette kullananlara.


    Ene kendisi de muğlâk ve bilinmeyen bir duygudur. Ene kendisi bilinse ve şifreleri çözülse ve tanınsa kâinatın da şifreleri çözülecek ve Esma hazineleri açılacaktır.

    O zaman Risale-i Nurlar enenin hem bilinmesi, tanınması ve şifrelerinin çözülmesi, hem de enenin kullanma kılavuzudur. Ne kadar çok Risale-i Nurlara yoğunlaşırsak enemizi Nübüvvet veçhesinde istimal etmiş oluyoruz.

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  7. #7
    Ehil Üye BiKeS_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    2.770

    Standart

    Abi sizden Allah razı olsun.Bu çok kısa zaman içerisinde aldığım 3.ene dersi gerçekten ihtiyacım var ki.Çok kısa zamanlarda böyle dersler karşıma çıkıyor..

    Yâ Rab, garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvânem, alîlem, âcizem, ihtiyarem,


    Bî-ihtiyarem, el-aman-gûyem, afv-cûyem, meded-hâhem, zidergâhet İlâhî!




  8. #8
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Alıntı bikes_ Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Abi sizden Allah razı olsun.Bu çok kısa zaman içerisinde aldığım 3.ene dersi gerçekten ihtiyacım var ki.Çok kısa zamanlarda böyle dersler karşıma çıkıyor..
    Allah sizlerden de razı olsun bikes_ kardeşim.Hakikaten bazen ihtiyaca binaen bazı dersler tevafuken tekrar ediyor ve bizim inşallah ihtiyacımıza binaen yaralarımıza tiryak oluyor.Allah acziyetimize ve fakriyetimize binaen bizlere bazı dersleri şiddet-i ihtiyaca binaen yakın ediyor.Bu hali bizzat kendim çokça yaşıyorum.

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  9. #9
    Yasaklı Üye celine - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Mesajlar
    390

    Standart

    evvelen, şunu belirtmek isterimki, hazırladıgınız, ders istifadeye medar,ve çok harika olmuş.. ALLAH razı olsun..inş...

    Ene kendisi de muğlâk ve bilinmeyen bir duygudur. Ene kendisi bilinse ve şifreleri çözülse ve tanınsa kâinatın da şifreleri çözülecek ve Esma hazineleri açılacaktır


    saniyen,ene nasıl bilinecek?, hani bir hasisi şerifte''kendini bilen Rabbini bilir '' diyordu..demekki ''kendimizi '' bilmek zorundayız..

    dersin devamını şevkle bekliyorum...teşekkürler.


  10. #10
    Ehil Üye Bilal-i Sivasi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Bulunduğu yer
    İzmir
    Mesajlar
    1.298

    Standart

    4.telvih
    ----------------------

    Ezcümle, tarikatte "seyr-i enfüsî" ve "seyr-i âfâkî" tabirleri altında iki meşrep var.

    Enfüsî meşrebi, nefisten başlar, hariçten gözünü çeker, kalbe bakar, enâniyeti deler geçer, kalbinden yol açar, hakikati bulur. Sonra âfâka girer. O vakit âfâkı nuranî görür. Çabuk o seyri bitirir. Enfüsî dairesinde gördüğü hakikati, büyük bir mikyasta onda da görür. Turuk-u hafiyenin çoğu bu yolla gidiyor. Bunun da en mühim esası enâniyeti kırmak, hevâyı terk etmek, nefsi öldürmektir.


    İkinci meşrep âfâktan başlar, o daire-i kübrânın mezâhirinde cilve-i esmâ ve sıfâtı seyredip sonra daire-i enfüsiyeye girer. Küçük bir mikyasta, daire-i kalbinde o envârı müşahede edip, onda en yakın yolu açar. kalp âyine-i Samed olduğunu görür, aradığı maksada vâsıl olur.

    İşte, birinci meşrepte sülûk eden insanlar nefs-i emmâreyi öldürmeye muvaffak olamazsa, hevâyı terk edip enâniyeti kırmazsa, şükür makamından fahir makamına düşer, fahirden gurura sukut eder. Eğer muhabbetten gelen bir incizap ve incizaptan gelen bir nevi sekir beraber bulunsa, "şatahat" namıyla haddinden çok fazla dâvÂlar ondan sudur eder. Hem kendi zarar eder, hem başkasının zararına sebep olur.
    Meselâ, nasıl ki bir mülâzım, kendinde bulunan kumandanlık zevkiyle ve neşesiyle gururlansa, kendini bir müşir zanneder. Küçücük dairesini o küllî daire ile iltibas eder. Ve bir küçük aynada görünen bir güneşi, denizin yüzünde haşmetiyle cilvesi görünen güneşle bir cihet-i müşabehetle iltibasa sebep olur. Öyle de, çok ehl-i velâyet var ki, bir sineğin bir tavus kuşuna nispeti gibi, kendinden o derece büyük olanlardan kendini büyük görür ve öyle de müşahede ediyor, kendini haklı buluyor. Hattâ ben gördüm ki, yalnız kalbi intibaha gelmiş, uzaktan uzağa velâyetin sırrını kendinde hissetmiş, kendini Kutb-u Âzam telâkki edip o tavrı takınıyordu. Ben dedim:
    "Kardeşim, nasıl ki kanun-u saltanatın, sadrazam dairesinden tâ nahiye müdürü dairesine kadar bir tarzda cüz'î, küllî cilveleri var. Öyle de, velâyetin ve kutbiyetin dahi öyle muhtelif daire ve cilveleri var. Herbir makamın çok zılleri ve gölgeleri var. Sen, sadrazam-misal kutbiyetin âzam cilvesini, bir müdür dairesi hükmünde olan kendi dairende o cilveyi görmüşsün, aldanmışsın. Gördüğün doğrudur, fakat hükmün yanlıştır. Bir sineğe bir kap su bir küçük denizdir."
    O zat şu cevabımdan inşaallah ayıldı ve o vartadan kurtuldu.
    Ey muhataplarım!
    Ben çok bağırıyorum. Zîra, asr-ı salis-i aşrın, yani on üçüncü asrın minaresinin başında durmuşum,

    sûreten medenî ve
    dinde lakayd ve
    fikren mazinin en derin derelerinde olanları
    camie davet ediyorum.


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Yalnızca "La İlahe İllallah" Demek Yeterli midir? "Muhammedür Resulullah" Demeden?
    By ZÜMRÜT in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 25.04.17, 13:15
  2. "Ene" ve "Zerre"den İbaret Bir "Elif" Bir "Nokta"dır.
    By Ene-Zerre in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 29
    Son Mesaj: 21.04.17, 20:29
  3. Hayatıyla bir "Elif" yazar, "Vav" vuslatıyla yürür, yüreği "Hu" okur..
    By gamze-i_dilruzum in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 21.04.17, 20:28
  4. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 05.09.08, 13:57
  5. "Vücudunu, Mucidine Feda Et" ve "Ruhumu Rahmana Teslim Eyledim" Ne Demektir?
    By sahabe86 in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 24.07.08, 15:22

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0