+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 3 Sayfa var 1 2 3 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 22

Konu: Ene Hakkında Bir Cümle

  1. #1
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Alıntı insirah Nickli Üyeden Alıntı
    ''Alemin miftah? insan?n elindedir ve nefsine tak?lm?şt?r.Kainat kap?lar? zahiren aç?k görünürken ,hakikaten kapal?d?r.Cenab-? Hak,emanet cihetiyle insana(ene) nam?nda öyle bir miftah vermiş ki,alemin bütün kap?lar?n? açar...''
    Miftah:Anahtar
    Beni etkileyen bir cümle.30.söz,Ene bahsinden ald?ğ?m bir cümle..
    Ene,enaniyet,öyle bir şey ki diye düşündüm,kainat?n kap?lar?n? bize açm?yor .Ene 'de bir çok şey gizli...Onu yenince neler neler kazanacağ?m?z? düşünemiyorum bile.Devaml? surette acziyetimizi anlamam?z isteniyor.Bunu kabul ediyoruz ama olaylar karş?s?nda devaml? surette ,bizler fark?nda bile olmuyoruz,enaniyetimiz devreye giriyor...Ve kulluk vazifeleriimizi ihlasla yapmam?za büyük bir engel oluyor...
    Sani-i Hakîm, insan?n eline emanet olarak, rububiyetinin s?fât ve şuunat?n?n hakikatlar?n? gösterecek, tan?tt?racak, işarat ve nümuneleri câmi' bir ene vermiştir. Tâ ki o ene, bir vâhid-i k?yasî olup, evsaf-? rububiyet ve şuunat-? uluhiyet bilinsin .(30.söz)”?şte bütün s?r buradad?r.Nefse tak?lan bu anahtar? doğru kullanabilmek.Nefsin mahiyetinde ise devaml? kötülükleri isteme arzusu vard?r.Bizde böylece imtihan edilmekteyiz.
    Konu HakanBa tarafından (02.06.07 Saat 23:47 ) değiştirilmiştir.

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  2. #2
    Ehil Üye Meyvenin Zeyli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    3.341

    Standart

    Alıntı insirah Nickli Üyeden Alıntı
    "Eğer vücuduna itimad edersen, ademe düşersin. Çünkü ancak vücudun terkiyle vücut bulunabilir. Ve keza, vücuduna k?ymet vermek fikrinde isen, o vücuttan senin elinde ancak bir nokta kalabilir. Bütün vücudun cihât-? erbaas?yla ademler içerisinde kal?r. Amma, o noktay? da elinden atarsan vücudun tam mânâs?yla nurlar içinde kal?r." (mesnevi-i nuriye
    ?nsana nihayetsiz kabiliyet, latife, his, duygu, cihaz vs verilmiş. ?nsan eneyle bu cihazlar? açar. Bu cihazlar aç?lmay? bekleyen gizli birer hazinedir. Bu cihazlar hem anahtar hem de aç?lmay? bekleyen ve aç?lmadan anahtarl?k vazifesini yapamayan birer hazinedirler. Evvela enenin mahiyeti bilinmeli, ard?ndan o hazineler aç?l?r ve daha sonra ene ve o cihazlarla insan kainat?n t?ls?m-? muğlak?n? keşfeder...

    Ayr?ca ene bir vahid-i k?yasî olup Cenab-? Hakk?n s?fat ve işlerini anlamam?z? sağlar. Fakat hakiki vücudu yoktur, farazî bir hatt?r...
    Konu HakanBa tarafından (02.06.07 Saat 23:47 ) değiştirilmiştir.

    Ve sen yine denendiğinde.. Ve yine kalbin daraldığında.. Ve yine bütün kapılar kapandığında.. Ve yine ne yapman gerektiğini bilemediğinde.. Uzun uzun düşün.. Ve hatırla yaratanını!.. "ALLAH kuluna kafi değil mi?" [Zümer Suresi - 36]


  3. #3
    Ehil Üye aşur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    1.446

    Standart

    İşte ene'ye bu şekilde bakılıp mahiyeti bilinirse inşaallah hata yapılmaz. Bunu bir vahid-i kiyasi değilde nefsin elinde bir oyuncak olarak bakılsa ve emrine verilse Allah muhafaza eylesin insanı dalalete kadar götürebilir.

  4. #4
    Ehil Üye aşur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    1.446

    Standart

    Alıntı insirah Nickli Üyeden Alıntı
    yap?lan işleri ben yapt?m desen yapmam?ş gibi olursun.çünkü yapan sen değilsin.seni yaratand?r yapan.

    ben nefes al?yorum desen zaten yapmad?ğ?n belli olduğu için ademe düşersin.

    ademin içinde günahlar,eksiklikler,kusurlar,kötülükler vard?r.

    iyiliği Allahdan kötülük nefsindedir.

    Allah hep hay?rl? olan güzellikleri yaratm?şt?r .bunlar?n hepsi vücudun içine girer.

    kötülüklere kul sebep olduğu için yaratm?şt?r.bunlar?n hepside ademe gider.

    demek kendine güvensen Allah tan gaflet etsen ademe düşüyorsun.

    misaller çoğalt?labilir.
    (saidnursi.de/forumdan yunusum abi'nin yazd?ğ? cümleler)...

    Alıntı insirah Nickli Üyeden Alıntı
    Ali ?hsan Tola abiyi duymayan yoktur...Üstad?n yaşayan talebelerinden..
    O abiye üstad,ene bahsini yazd?rm?ş(elle çoğalt?l?rken risaleler)Yaza yaza o ders ona manevi olarak aç?lm?ş ve bir süre sonra şöyle olmaya başlam?ş:

    Bulaş?k y?k?yormuş;y?katt?r?ld?m.Oturuyormuş;otutturuldum. Her işi yaparken ;yapt?r?ld?m diyormuş.
    Ve şuan ona bitkiler alemi aç?lm?ş ve bitkilerin dilini anl?yor ve hastal?klara hangi otun şifa verdiğini ALlah'?n izni ile öğreniyormuş.
    Ya safranboludayd? ya da ?spartadayd? abi.Bir kaç arkadaş?m baz? rahats?zl?g? için başvurmuştu hatta..

    Yani demek istedğimiz eneyi y?rt?nca kainat?n s?rlar? aç?l?yor ya,kainatta bulunan bitkiler aleminin şifresi o abiye-izni ilahi ile- aç?lm?ş...
    Allah raz? olsun ?nşirah kardeş. Ali ?hsan Tola Ağabey, Isparta- Senirkent'te oturuyor.
    Konu HakanBa tarafından (02.06.07 Saat 23:48 ) değiştirilmiştir.

  5. #5
    Müdakkik Üye terennüm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    910

    Standart

    ''Alemin miftah? insan?n elindedir ve nefsine tak?lm?şt?r.Kainat kap?lar? zahiren aç?k görünürken ,hakikaten kapal?d?r.Cenab-? Hak,emanet cihetiyle insana(ene) nam?nda öyle bir miftah vermiş ki,alemin bütün kap?lar?n? açar...''

    Ene öyle bir s?rd?r ki, ene ile kainat?n t?ls?m?n? çözebiliriz. Ene k?yas için insana verilmiştir. Yani Cenab-? Hak'ta bulunan şe'nlerin çok cüzi miktarlar? bizde vard?r. Mesela insanlardaki şefkat hakikati Allah'?n Rahim ismininin bir tecellisidir. Mesela insandaki güzellik Cemil isminin bir tecellisidir. Bizdeki o mum ?ş?ğ? gibi özellikleri tabiri caizse güneş gibi olan Allah'?n şe'nleri ile k?yas ederek ne kadar aciz, fakir ve kusurlu olduğumuzu düşünerek tek nokta-i istinad?m?z olan Rabbimize bağlan?r?z. Ve bunun neticesinde de elbette O'nun istediğini gibi bir hayat sürdürürüz.

    Ene bahsi beni en çok heyecanland?ran konulardan biridir.
    Konu HakanBa tarafından (02.06.07 Saat 23:49 ) değiştirilmiştir.

  6. #6
    Ehil Üye insirah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    Kure-i Arz
    Mesajlar
    3.312

    Standart

    Alıntı Abdulbaki Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sani-i Hakîm, insan?n eline emanet olarak, rububiyetinin s?fât ve şuunat?n?n hakikatlar?n? gösterecek, tan?tt?racak, işarat ve nümuneleri câmi' bir ene vermiştir. Tâ ki o ene, bir vâhid-i k?yasî olup, evsaf-? rububiyet ve şuunat-? uluhiyet bilinsin .(30.söz)”.
    ?nsana ''emanet'' olarak verilen diğer bir nimet ise ''ene'' duygusu ,hissi...Ve bu duygu ya insan? firavun yapar ya da Rabl?ğ?n s?fat?,işlerinin hakikatlerini,gerçek yüzünü gösterecek bir alet yapar.

    ?nsan ''ene'' duygusunu Rububiyet s?fat?n? kendisi için k?yas olarak kullan?rsa,ayn? zamanda da insan ''mahiyetini'' ve ''kainattaki s?rlar?'' açar...

    Ben bunu şuna benzetiyorum,nas?l bir insan arkadaş?yla iyi anlaş?r ve muhabbetini ve sadakatini gösterir ve her an yan?nda olursa daha sonra s?rlar?n? birbirlerine açarlar ya,işte ''ene'' duygusunu dogru yolda kullanmam?z için ve bundan sonra da kainat?n t?ls?mlar?n?n aç?lmas? için de Yarat?c?ya karş? vazifelerimizi ve en büyük görevimiz olan kullugumuzu istikamet yolunca yaşarsak ozaman ''ene''yi de dogru kullan?r?z,kulluk sayesinde de''ene''yi kullanmay? öğrenir.Birbiriyle orant?l? olarak.


    rububiyetinin s?fât ve şuunat?n?n hakikatlar?n? gösterecek, tan?tt?racak, işarat ve nümuneleri câmi' bir ene vermiştir
    Kainat?n t?ls?m?n? ve 3 mühim sualin''Nerden geldim,neciyim ve nereye gidiyorum?'' cevab?n? merak eden şahsa,bu t?ls?mlar?n hakikatini gösterecek mühim bir hazine verilmiş.

    Ene:Rab olan,Terbiye eden Zat?n;S?fat ve şuunat?n,işlerinin, hakikatini gösteren,tan?tt?ran,işaretlerin ve örneklerin toplu olduğu bir cihaz.
    Konu insirah tarafından (05.01.08 Saat 08:32 ) değiştirilmiştir.
    Kainattaki gidisati izlesek ve israfin ve intizamsizligin olmadigini gorsek,sanirim bu bizim icin en buyuk tahkik egitimi olacaktir.

  7. #7
    Ehil Üye insirah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    Kure-i Arz
    Mesajlar
    3.312

    Standart

    Ozaman yağmur ,kar yağarken ''Kar yağ?yor,yağmur yağ?yor'' yerine,''Kar yağd?r?l?yor,yağmur yağd?r?l?yor'' cümlelerini hayat?m?za geçirelim inşallah
    Kainattaki gidisati izlesek ve israfin ve intizamsizligin olmadigini gorsek,sanirim bu bizim icin en buyuk tahkik egitimi olacaktir.

  8. #8
    Dost hsny - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesajlar
    19

    Standart

    peki ene teklif sırrının sırrıdır diyebilirmiyiz?

  9. #9
    Dost seray - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    39

    Standart

    diyebiliriz san?r?m, çünkü emaneti kabul etmeyen diğer varl?klarla insan aras?ndaki en büyük fark enenin bulunmas?.

  10. #10
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Cenâb-? Hak, emanet cihetiyle, insana “ene” nam?nda öyle bir miftah vermiş ki, âlemin bütün kap?lar?n? açar.” ve "Cenâb-? Hak taraf?ndan insanlara verilen benlik ve hürriyet, uluhiyet s?fatlar?n? fehmetmek üzere bir vâhid-i k?yasî vazifesini görür.
    Ene, “ben” demektir. Benlik, insan?n kendi varl?ğ?ndan ve s?fatlar?ndan haberdar olmas?, nefsini ve mal?n? kendine nispet edebilmesidir. ?nsan, güttüğü koyunlar için ‘benim koyunlar?m’ diyebildiği halde o koyunlar, meselâ, kendi ayaklar? için ‘benim ayaklar?m’ diyemiyorlar. Güneş de gezegenlerine sahip ç?kam?yor.

    Halife, sultan?n mülkünde, O’nun nam?na tasarruf eder. ‘Benim mal?m, benim mülküm’ derken, mülkün gerçek sahibini hat?r?ndan ç?karmaz. Onun böyle deyişi, bir askerin ‘benim tüfeğim’ yahut ‘benim koğuşum’ demesi gibidir.
    Benlik yerinde kullanmas? şart?yla büyük bir nimet, büyük bir sermayedir.
    Arz?n halifesi olduğunu unutmay?p Kâinat Sultan?’n?n nam?na hareket etmek, O’nun emanetlerini, yine O’nun r?zas? yolunda kullanmak şart?yla... Hiçbir icraat?na şahsî reyini, hevesini ve nefsini kar?şt?rmamak şart?yla...
    ‘Nefsini bilen Rabbini bilir’ s?rr?na ermek, ‘ben’ diyebilmeyi bir anahtar yap?p ‘O’ diyebilmek şart?yla...

    Tarlas?na tohum serperken, rüzgârdan pek farkl? bir iş yapmad?ğ?n?, keza bahçesini sularken de yağmurun vazifesini taklide çal?şt?ğ?n? bilmek, t?pk? onlar gibi kendisinin de Allah’?n mülkünde bir hizmetçi olduğunu unutmamak şart?yla...

    Kendi varl?ğ?n? düşünürken, ‘Bana bu varl?ğ? kim lûtfetti ise, şu bütün âlemi de yoktan var eden ancak O’dur.’ diyebilmek ve mutlak varl?ğ?n ancak O’na mahsus olduğunu bilmek şart?yla...

    ?lmini ve kuvvetini düşünürken de, ‘Bana ilmi tatt?ran elbette Âlim, bana kuvvet bahşeden elbette Kâdirdir.’ diyebilmek şart?yla... Kendisine tak?lan diğer s?fatlar?, kabiliyetleri ve halleri de bu mânâda değerlendirebilmek şart?yla...

    Kâinat, bir yönüyle, ‘benlikten’ uzak tutulanlar ordusu!.. Semâ yüksekliğine güvenmez, toprak çiğnenir ald?rmaz. Ay, dünyaya bağl? olmay? mesele yapmaz, bülbül sesiyle övünmez, ar? bal?yla gururlanmaz... Niçin?
    Cevap tektir:
    “Hiçbirinde benlik olmad?ğ? için.”

    Benlikten uzak tutulan her mahlûk, bir yönüyle mahrumdur, ama diğer yönüyle korunmuştur. Meselâ, şu güneşimiz, “ben” diyebilseydi, belki Allah’? bilme ve sevmede hayli yol kat edebilirdi. Ama bilemiyoruz, belki de büyüklük iddias?nda bulunur, kuvvetine güvenir, gezegenleriyle gururlan?r, ziyas?yla övünürdü... Bu ise onun için feci bir hâl olurdu... Şimdi bu gafletten korunmuş ve bu sap?kl?ktan uzak, sürdürüyor vazifesini...

    Bir de melekler âlemi var. Onlar benlik dâvâs? gütmekten çok çok uzakt?rlar. Gurur nedir bilmez, k?skançl?ktan anlamaz, hasedi tan?mazlar. Bu isyans?z varl?klar, Rablerine kim daha iyi ibadet ederse onu daha çok severler.

    Üstad, benlik konusunda şu harika tespiti yapar:
    Cenâb-? Hak taraf?ndan insanlara verilen benlik ve hürriyet, uluhiyet s?fatlar?n? fehmetmek üzere bir vâhid-i k?yasî vazifesini görüyor. Maalesef sû’-i ihtiyar ile hâkimiyet ve istiklaliyete âlet ederek tam bir firavun olur.

    Vâhid-i kiyasî; mukayese unsuru, ölçek demektir.

    ?nsanoğlu çoğu zaman, sözlerine “ben” diye başlar ve “şunu yapt?m, bunu ettim” diye sürdürür konuşmas?n?. Yapt?ğ? işlere sahip ç?kmakla, onlar? kendi hür iradesiyle tercih ettiğini ve öylece icra sahas?na koyduğunu ifade etmiş olur. Hürriyet nimeti olmaks?z?n, kendisine zorla yapt?r?lan işlere ise sahip ç?kmaz. Onlar hakk?nda konuşurken, “ben yapt?m” demez ve o işlerde bir sorumluluğu olmad?ğ?n? savunur.

    Demek ki, bu ve benzeri işlerde, konuşmalarda iki unsur birlikte iş görürler: Benlik ve hürriyet.

    ?nsan, benlik ve hürriyet sayesinde kendisine tak?lan ?lâhî hediyeleri kendine nispet edebiliyor; “benim gözüm, benim akl?m, benim kalbim” diyebiliyor. Ve bunlar? dilediği gibi kullanma serbestisine sahip. Ama gözden ?rak tutmamas? gereken bir gerçek var: Bütün bunlar birer ?lâhî emanet. Gerek organlar?n? ve ruh dünyas?n?, gerekse, mal?n?, mülkünü ve makam?n? sadece ve sadece Allah’?n raz? olduğu sahalarda kullanmak durumunda.

    ?nsanoğlu, benlik ve hürriyet sermayesini nas?l kullanacakt?r? Bu sorunun cevab?nda iki ş?kla karş? karş?ya bulunuruz: Biri doğru, diğeri yanl?ş.

    ?nsan kendi ruhuna tak?lan s?fatlar?, hisleri, duygular? hür olarak kullanmakla bir tak?m işler görüyor ve kendisine verilen benlikle de bu işlere sahip ç?k?yor. ?şte, bu kabiliyetini ?lâhî marifet sahas?nda kullanabilirse, soruya doğru cevap vermiş olur. Bunu nas?l başaracağ? Nur Külliyat?nda çok güzel bir misâlle ortaya konuluyor. Bu misâl bir anahtard?r ve bizi çok gerçeklere kavuşturabilir.

    “Meselâ: Bir adam Cenâb-? Hakk’?n kudretini anlamak için bir taksimat yapar: “Buradan buraya benim kudretimdedir, bundan o yan? da Onun kudretindedir” diye vehmî bir çizgi çizmekle mes’eleyi anlar. Sonra mevhum hatt? bozar, hepsini de ona teslim eder.” (Mesnevî-i Nuriye)

    ?nsan, elli kilograml?k bir taş? havaya kald?rd?ğ?nda, bu işi kendisine ihsan edilen kuvvet sayesinde yapt?ğ?n? bilir; ama yine de “ben bu taş? kald?rd?m” diyerek o işe sahip ç?kar. Zira o işi irade eden ve yapan kendisidir; bir başkas? değil.

    ?şte insan, bu kuvvetini vahid-i k?yasî yaparak der ki “Allah da şu üzerinde durduğum dünyay? ?lâhî kudretiyle döndürüyor.”

    ?nsan, kendisine ihsan edilen kuvvet sayesinde bu hükme varabiliyor. Sonra ‘mevhum hatt?’ bozuyor. Yani, dünyay? döndüren kudretin, onu ve elindeki taş? da birlikte döndürdüğünü düşündüğünde kendi kuvvetinin vehim kadar zay?f olduğunu anlayarak, bütün kuvvet ve kudretin Allah’a ait olduğunu tasdik ediyor.

    Bu konu üzerinde düşünürken, öncelikle, Allah’?n varl?ğ?n?n “vacip”, insan varl?ğ?n?n ise “mümkin” olduğu dikkatten uzak tutulmamal?. ?nsan mahlûk olduğu gibi, s?fatlar? da mahlûktur. ?nsan mümkin olduğu gibi, s?fatlar? da mümkindir. Ve nihayet bir mahlûk olan insan?n Hâl?k’?na benzemesi düşünülemeyeceği gibi, onun mahlûk s?fatlar?n?n da, meselâ, iradesinin, ilminin, kudretinin de Allah’?n ilim, kudret ve iradesine hiçbir cihetle benzemeyeceği unutulmamal?d?r.

    Sözler’de benlik için, “rububiyetinin s?fât ve şuunat?n?n hakikatlar?n? gösterecek, tan?tt?racak, işarat ve nümuneleri câmi’ bir ene” ifadesi kullan?l?r.

    Önce işaretten başlayal?m: Bir insan, parmağ?yla güneşi işaret edebilir, ama parmakla güneş aras?nda da hiçbir benzerlik yoktur. Keza, haritadaki bir nokta da bir şehre işaret eder. Ama o noktada söz konusu şehrin ne yollar?n?, ne binalar?n?, ne de insanlar?n? bulabiliriz.

    Bize tak?lan s?fatlar da ?lâhî s?fatlara birer işaret... Bunlarla o vacip, sonsuz ve mutlak s?fatlar?n varl?klar?n? bilebiliriz. Ama haritadaki noktalara benzeyen bu s?fatlar?m?zla, ?lâhî kudret aras?nda hiçbir benzerlik olamayacağ?n? da hat?rdan ç?karmay?z. Bunlar birer işarettirler, o kadar.

    Numuneye gelince:
    ?nsanoğlu, meselâ, bir ev yapacağ? zaman önce onun plan?n? zihninde kurar ve bunu bir kâğ?da döker. ?kinci safhada ise irade ve kudretini sarf ederek o plana uygun bir ev koyar ortaya. ?şte bütün bunlar birer numunedirler.

    Biz bu numuneye bakarak as?l hakk?nda bir derece fikir sahibi olur ve deriz ki:
    Şu kâinat saray? önce takdir edilmiş ve bu takdire uygun olarak inşa edilmiştir.

    Ene, hem işaret hem de numuneleri cami olduğuna göre, ondaki numuneler de işaretler gibi mahlûktur, kişinin kendine hast?r ve bunlar?n da ?lâhî takdir, irade ve kudretle hiçbir benzerlikleri düşünülemez.

    Şimdi şöyle bir düşünelim: ?nsanda bu numuneler yarat?lmam?ş olsayd? insan?n ?lâhî s?fatlar? tan?mas?, bilmesi nas?l mümkün olacakt??

    Meselâ, insana irade verilmeseydi ve insan bu iradeye benliğiyle sahip ç?k?p onu hür olarak kullanamasayd? Allah’?n irade s?fat?n? bilebilir miydi?
    ?nsan?n o cüzi kuvveti ve kudreti olmasayd?, Allah’?n Kudret s?fat?n? ve Kadir ismini bilmesi mümkün olabilir miydi?

    Merhamet nedir, gazap nedir bilmeseydi, Allah’?n rahmet ve gazab? olduğunu hayal bile edemezdi.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Sen son cümle, ben noktayım
    By *SAHRA* in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 13.03.14, 08:51
  2. Cümle Bab...
    By m_safiturk in forum Şiirler
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 09.11.09, 14:07
  3. Üstad Hakkında Herkes 1 Cümle Yazabilir mi?
    By havf_reca in forum Bediüzzaman'ın Hayatı (Eski, Yeni ve Üçüncü Said Dönemleri)
    Cevaplar: 55
    Son Mesaj: 10.07.08, 09:45
  4. Nur Külliyatından Bir Cümle:
    By .münzevi. in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 03.09.07, 01:09

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0