+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 10

Konu: Bastırılmış Duygular

  1. #1
    Ehil Üye karatoprak1975 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Yaş
    43
    Mesajlar
    1.126

    Standart Bastırılmış Duygular

    Serbestliği savunan belirli bir kesimden bazen işitiyoruzki bastırılmış duygular dışa vurulmayan tecrübe edilmeyen cinsellik kişinin başına ilerki zamanlarda yaralar açıyormuş oysaki Risalelerde bir kişi hayvaniyette terakki ettikçe daha hayvani bir tarz alır ona müptela olur daha bu hayvaniyetten kurtulması bir büyük bir çabaya himmete muhtaçtır diye belirtiliyor sizlerin bu konuda fikirleriniz nedir bu konuda neler söylemek istersiniz teşekkür ederim

  2. #2
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    şeytanın bir oyunudur.şeytan hiç boş durmaz.haram yoldamı tecrübe kazanacak.halbuki helal dairesinin sınırları belli.kuran ve sünnet bu sınırları çizerkuran ve sünnet ne tavsiye ediyorsa ona uymakla mükellefiz.kuran ve sünnette haşa böyle bir teklif olmadığına göre..anlıyalımki şeytanın oyunudur.hayvaniyet mertebesi derken;insanın yeme,içme,uyuma ve cinsellik arzuları akla gelir.yani bedene dönük arzular peşinde koşmak demektir.hep bedene dönük arzular peşinde koşan insan bu yönden meleke haline gelir.kurtulması kolay olmaz.işte dindeki teklifler namz olsun ,oruç olsun,ilim olsun..bunlar insanı bedeni arzularını frenler..derlerki sadece beden değilsin.senin ruhun var.buda gıdasını ister.insan derken ,senin kalb ve ruh hayatındaki mana demektir.yoksa beden hayatındaki mana ahseni takvimle ilgisi yoktur.öylese gel kalb ve ruh hayatına çık.derler.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  3. #3
    Gayyur nur_mütefekkiri - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    101

    Standart

    Böyle iddialarda bulunanlara şöyle demeli:


    Ey sersem nefsim ve ey pürheves arkadaşım! Âyâ, zannediyor musunuz ki, vazife‑i hayatınız; yalnız terbiye‑i medeniyye ile güzelce muhâfaza‑i nefs etmek, ayıb olmasın, batın ve fercin hizmetine mi münhasırdır? Yâhut, zannediyor musunuz ki, hayâtınızın makinesinde dercedilen şu nâzik letâif ve mâneviyat; ve şu hassas âzâ ve âlât; ve şu muntazam cevarih ve cihâzât; ve şu mütecessis havas ve hissiyatın gaye‑i yegânesi; şu hayât‑ı fâniyede, nefs‑i rezîlenin, hevesât‑ı süfliyyenin tatmini için isti'maline mi münhasırdır? Hâşâ ve kellâ!


    --------------
    "Allah'ın hesabına kâinata bakan adam her ne müşahede ederse ilimdir. Eğer gafletle esbab hesabına bakarsa, ilim zannettiği şey de cehl olur."


  4. #4
    Gayyur nur_mütefekkiri - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    101

    Standart

    İnsanın cihazat cihetiyle zenginliği şu sırdandır ki: Akıl ve fikir sebebiyle insanın hasseleri, duyguları fazla inkişaf ve inbisat peyda etmiştir. Ve ihtiyacatın kesreti sebebiyle çok çeşit çeşit hissiyat peyda olmuştur. Ve hassasiyeti çok tenevvü etmiş. Ve fıtratın câmiiyyeti sebebiyle pek çok makasıda müteveccih arzulara medar olmuş ve pek çok vazife‑i fıtriyyesi bulunduğu sebebiyle, âlât ve cihâzatı ziyade inbisat peyda etmiştir. Ve ibâdâtın bütün enva'ına müstaid bir fıtratta yaratıldığı için bütün kemalâtın tohumlarına câmi bir istidat verilmiştir. İşte şu derece cihazatça zenginlik ve sermayece kesret, elbette ehemmiyetsiz muvakkat şu hayat‑ı dünyeviyyenin tahsili için verilmemiştir. Belki şöyle bir insanın vazife‑i asliyyesi, nihayetsiz makasıda müteveccih vezaifini görüp, acz ve fakr ve kusurunu ubûdiyyet suretinde ilân etmek ve küllî nazariyle mevcudatın tesbihatını müşahede ederek şehadet etmek ve ni'metler içinde imdâdât‑ı Rahmaniyyeyi görüp şükretmek ve masnuatta kudret‑i Rabbâniyyenin mu'cizâtını temâşa ederek nazar‑ı ibretle tefekkür etmektir.



    İşte bu sırlardan gafil olanlar ancak bu tip iddialarda bulunurlar....




    ------------
    "Allah'ın hesabına kâinata bakan adam her ne müşahede ederse ilimdir. Eğer gafletle esbab hesabına bakarsa, ilim zannettiği şey de cehl olur."


  5. #5
    Gayyur nur_mütefekkiri - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    101

    Standart

    Ehli iman ise bu iddialara kulak vermez, ve şöyle der:

    Evet hakikî terakki ise; insana verilen kalb, sır, ruh, akıl hattâ hayal ve sair kuvvelerin hayat‑ı ebediyyeye yüzlerini çevirerek, herbiri kendine lâyık hususî bir vazife‑i ubûdiyyet ile meşgul olmaktadır. Yoksa ehl‑i dalâletin terakki zannettikleri, hayat‑ı dünyeviyyenin bütün inceliklerine girmek ve zevklerinin her çeşitlerini, hattâ en süflîsini tatmak için bütün letâifini ve kalb ve aklını nefs‑i emmareye müsahhar edip yardımcı verse; o, terakki değil, sukuttur. Şu hakikati bir vâkıa‑i hayaliyyede, şöyle bir temsilde gördüm ki:

    Ben büyük bir şehre giriyorum. Baktım ki, o şehirde büyük saraylar var. Bâzı sarayların kapısına bakıyorum, gayet şenlik, parlak bir tiyatro gibi nazar‑ı dikkati celbeder, herkesi eğlendirir bir cazibedarlık vardı. Dikkat ettim ki, o sarayın efendisi kapıya gelmiş, it ile oynuyor ve oynamasına yardım ediyor. Hanımlar, yabanî gençlerle tatlı sohbetler ediyorlar. Yetişmiş kızlar dahi, çocukların oynamasını tanzim ediyorlar. Kapıcı da onlara kumandanlık eder gibi bir aktör tavrını almış. O vakit anladım ki, o koca sarayın içerisi bomboş. Hep nâzik vazifeler muattal kalmış. Ahlâkları sukut etmiş ki kapıda bu sureti almışlardır.

    Sonra geçtim, bir büyük saraya daha rast geldim. Gördüm ki; kapıda uzanmış vefadar bir it ve kaba, sert, sâkin bir kapıcı ve sönük bir vaziyet vardı. Merak ettim. Ne için o öyle? Bu böyle? İçeriye girdim. Baktım ki, içerisi çok şenlik... Daire daire üstünde, ayrı ayrı nâzik vazifeler ile saray ehli meşguldürler. Birinci dairedeki adamlar sarayın idaresini, tedbirini görüyorlar. Üstündeki dairede kızlar, çocuklar ders okuyorlar. Daha üstünde hanımlar, gayet lâtif san'atlar, güzel nakışlarla iştigal ediyorlar. En yukarıda efendi, padişahla muhabere edip halkın istirahatını te'min için ve kendi kemâlâtı ve terakkiyatı için kendine has ve ulvî vazifeler ile iştigal ediyor gördüm. Ben onlara görünmediğim için, "Yasak" demediler, gezebildim. Sonra çıktım, baktım. O şehrin her tarafında bu iki kısım saraylar var. Sordum, dediler: "O kapısı şenlik ve içi boş saraylar, kâfirlerin ileri gelenlerinindir. Ve ehl‑i dalâletindir. Diğerleri, namuslu müslüman büyüklerinindir." Sonra bir köşede bir saraya rast geldim. Üstünde "SAİD" ismini gördüm. Merak ettim. Daha dikkat ettim, suretimi üstünde gördüm gibi bana geldi. Kemâl‑i taaccübümden bağırarak, aklım başıma geldi, ayıldım.
    İşte, o vâkıa‑i hayaliyyeyi sana tâbir edeceğim. Allah hayır etsin.

    İşte o şehir ise, hayat‑ı içtimaiyye‑i beşeriyye ve medine‑i medeniyyet‑i insaniyyedir. O sarayların herbirisi, birer insandır. O saray ehli ise; insandaki göz, kulak, kalb, sır, ruh, akıl gibi letâif ve nefs ve heva ve kuvve‑i şeheviyye ve kuvve‑i gadabiyye gibi şeylerdir. Herbir insanda herbir lâtifenin ayrı ayrı vazife‑i ubûdiyetleri var. Ayrı ayrı lezzetleri, elemleri var. Nefis ve heva, kuvve‑i şeheviyye ve gadabiyye, bir kapıcı ve it hükmündedirler: İşte o yüksek letâifi, nefis ve hevaya müsahhar etmek ve vazife‑i asliyyelerini unutturmak, elbette sukuttur, terakki değildir.


    selam ile....
    "Allah'ın hesabına kâinata bakan adam her ne müşahede ederse ilimdir. Eğer gafletle esbab hesabına bakarsa, ilim zannettiği şey de cehl olur."


  6. #6
    Ehil Üye nurhanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    3.463

    Standart

    İKİNCİ NOKTANIN İKİNCİ MEBHASI

    Ehl-i dalaletin vekili, tutunacak ve dalaletini ona bina edecek hiçbir şey bulamadığı ve mülzem kaldığı zaman şöyle diyor ki:

    "Ben, saadet-i dünyayı ve lezzet-i hayatı ve terakkiyat-ı medeniyeti ve kemal-i san'atı; kendimce, âhireti düşünmemekte ve Allah'ı tanımamakta ve hubb-u dünyada ve hürriyette ve kendine güvenmekte gördüğüm için, insanın ekserisini bu yola şeytanın himmetiyle sevkettim ve ediyorum.

    Elcevab: Biz dahi Kur'an namına diyoruz ki: Ey bîçare insan! Aklını başına al! Ehl-i dalaletin vekilini dinleme! Eğer onu dinlersen hasaretin o kadar büyük olur ki, tasavvurundan ruh, akıl ve kalb ürperir. Senin önünde iki yol var:

    Birisi: Ehl-i dalaletin vekilinin gösterdiği şekavetli yoldur.

    Diğeri: Kur'an-ı Hakîm'in tarif ettiği saadetli yoldur. İşte o iki yolun pekçok müvazenelerini, çok Sözlerde, hususan Küçük Sözlerde gördün ve anladın. Şimdi makam münasebetiyle binde bir müvazenelerini yine gör, anla. Şöyle ki:
    (Sözler - 632)






    Evet eski terbiye-i İslâmiyeyi alanların yüzde ellisi meydanda varken ve an'anat-ı milliye ve İslâmiyeye karşı yüzde elli lâkaydlık gösterildiği halde;

    elli sene sonra,(2000 li yıllar) yüzde doksanı(yüzde 10'a girmeye çalışmak lazım) nefs-i emmareye tâbi' olup millet ve vatanı anarşiliğe sevketmek ihtimalinin düşünülmesi ve o belaya karşı bir çare taharrisi, yirmi sene evvel beni siyasetten ve bu asırdaki insanlarla uğraşmaktan kat'iyyen men'ettiği gibi; Risale-i Nur'u, hem şakirdlerini, bu zamana karşı alâkalarını kesmiş; hiç onlarla ne mübareze, ne meşguliyet yok.
    (Emirdağ - 1 - 22)
    Risale-i nur bir imtihan kitabıdır.
    Davasına sadık olmayan insanların başarı ihtimali yoktur.



  7. #7
    Gayyur nur_mütefekkiri - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    101

    Standart

    Alıntı nurhanali Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

    Biz dahi Kur'an namına diyoruz ki: Ey bîçare insan! Aklını başına al! Ehl-i dalaletin vekilini dinleme! Eğer onu dinlersen hasaretin o kadar büyük olur ki, tasavvurundan ruh, akıl ve kalb ürperir.(Emirdağ - 1 -

    22)
    Allah razı olsun nuhanali kardeş... Çok güzel bir açılım olmuş...

    Bende bu meseleye ışık tutacak birkaç ayeti vermek istiyorum...

    46- AHKÂF SÛRESİ

    20. İnkâr edenler ateşe sunuldukları gün, (onlara şöyle denir “Dünyadaki hayatınızda güzelliklerinizi bitirdiniz, onların zevkini sürdünüz. Bugün ise yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanızdan ve yoldan çıkmanızdan dolayı, alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız.”



    47- MUHAMMED SÛRESİ

    12. Şüphesiz Allah, inanıp salih ameller işleyenleri, içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. İnkâr edenler ise (dünya zevklerinden) yararlanırlar ve hayvanların yediği gibi yerler. Onların kalacakları yer ateştir.



    44- DUHÂN SÛRESİ

    38 Biz, gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları, eğlenmek için yaratmadık.



    41- FUSSİLET SÛRESİ:

    19. Allah’ın düşmanlarının, toplanıp yığın yığın cehenneme sevk edilecekleri günü hatırla!

    20. Nihâyet cehenneme vardıklarında, kulakları, gözleri ve derileri, yapmış oldukları işler hakkında, kendileri aleyhine şahitlik ederler.

    21. Onlar derilerine, “Niçin aleyhimize şâhitlik ettiniz?” derler. Derileri, “Bizi her şeyi konuşturan Allah
    konuşturdu. İlk defa sizi O yaratmıştı ve yine yalnızca ona döndürülüyorsunuz?”

    22. “Siz (günahları işlerken) kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şâhitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Lakin, yaptıklarınızın çoğunu Allah’ın bilmediğini sanıyordunuz.”

    23. “İşte bu sizin, Rabbiniz hakkında beslediğiniz zannınızdır. O sizi mahvetti de ziyâna uğrayanlardan oldunuz.”

    24. Şimdi eğer dayanabilirlerse artık cehennem onların yeridir! Eğer Allah’ın rızasını kazandıracak amelleri
    işlemeye izin isteseler onlara izin verilmez.

    25. Biz onların başına birtakım arkadaşlar sardık da bu arkadaşlar onlara geçmişlerini ve geleceklerini süslü gösterdiler. Böylece kendilerinden önce gelip geçmiş olan cin ve insan toplulukları ile ilgili o söz (azap), onlar için de gerçekleşti. Çünkü onlar ziyana uğrayanlardı.



    selam ile...
    "Allah'ın hesabına kâinata bakan adam her ne müşahede ederse ilimdir. Eğer gafletle esbab hesabına bakarsa, ilim zannettiği şey de cehl olur."


  8. #8
    Ehil Üye seyyah_salih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Şan(S)lıUrfa'DaN
    Yaş
    51
    Mesajlar
    15.435

    Standart

    "Hey arkadaş! Gel, gel. Beraber işret edip keyfedelim. Şu güzel kız sûretlerine bakalım. Şu hoş şarkıları dinleyelim. Şu tatlı yemekleri yiyelim."
    "Hâ, hâ, nedir ağzında gizli okuyorsun?"
    "Bir tılsım."
    "Bırak şu anlaşılmaz işi. Hazır keyfimizi bozmayalım. Hâ, şu ellerindeki nedir?"
    "Bir ilâç."
    "At şunu. Sağlamsın. Neyin var? Alkış zamanıdır. Hâ, şu beş nişanlı kâğıt nedir?"
    "Bir bilet. Bir tâyinât senedi."
    "Yırt bunları. Şu güzel bahar mevsiminde yolculuk bizim nemize lâzım" der. Her bir desîse ile onu iknâa çalışır. Hattâ o bîçare ona biraz meyleder. Evet, insan aldanır. Ben de öyle bir dessasa aldandım.
    .................................................. .......................
    .................................................. ................
    İşte ey tenbel nefsim! Beş vakit namazı kılmak, yedi kebâiri terk etmek ne kadar az ve rahat ve hafiftir. Neticesi ve meyvesi ve fâidesi ne kadar çok, mühim ve büyük olduğunu aklın varsa, bozulmamış ise anlarsın. Ve fısk ve sefâhete seni teşvik eden şeytana ve o adama dersin:
    "Eğer ölümü öldürüp, zevâli dünyadan izâle etmek ve aczi ve fakrı beşerden kaldırıp kabir kapısını kapamak çaresi varsa, söyle; dinleyelim.

    YOKSA SUSSSSSS!
    KÂİNAT MESCİD-İ KEBÎRİNDE, KUR'ÂN, KÂİNATI OKUYOR. ONU DİNLEYELİM. O NUR İLE NURLANALIM.
    HİDÂYETİYLE AMEL EDELİM. VE ONU VİRD-İ ZEBÂN EDELİM. EVET, SÖZ ODUR VE ONA DERLER. HAK OLUP, HAKTAN GELİP, HAK DİYEN VE HAKİKATİ GÖSTEREN VE NURÂNÎ HİKMETİ NEŞREDEN ODUR."
    Marifet ufku....

    Muhabbet denizinde çalan bir melodi gibidir

  9. #9
    MuM
    MuM isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    Guest MuM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Mesajlar
    3.600

    Standart

    Bir kardeşimiz vardı.

    Evlilik noktasında evliliğe ihtiyacı vardı lakin hizmette de devam etmek istiyordu(evlenmeden, dersanelerde kalıp)

    kader-i ilahi onun hizmetini başka yerlerde nasip etti ve maalesef cemaat ortamı değil de tek başına kaldı bu durumda...

    Bir yanı hizmet dedi, bir yanı günahlara muhatap olmamak...belki de bastırdı duygularını...

    fıtratı ile istediği uyuşmadı...

    ama aklıma bir şeyler geliyor benim..

    üstadımız diyor ki: "Benim kalbimi başka noktalar doldurmuş"....

    İnsan hakiki manada kalbini başka noktalarla(iman hizmeti, iman meseleleri, hizmet) doldur(a)madığı vakit diğer hislerini bastırmada da elbette zorlanacak...

    İkisi arasında kaldığı vakit? nefsi, ruhu zorlananacak...

    Bir yerlerde sorun varsa eğer hakiki manada bazı noktaları kalbimize yerleştiremediğimiz için... hakiki manada razı olamadığımız içindir....

    Ya da fıtrata ters düşerek nefsini zorlamış... belki de bastırılmış dediğimiz duygular bunları ifade ediyor...

    bilemiyorum...

  10. #10
    Ehil Üye karatoprak1975 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Yaş
    43
    Mesajlar
    1.126

    Standart

    Hepinize teşekkür ederim

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Evlilikte mantık mı, yoksa duygular mı öne çıkmalı?
    By *SAHRA* in forum İslam'a Göre Kadın ve Aile
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 10.11.14, 15:36
  2. Cevaplar: 13
    Son Mesaj: 31.07.08, 13:49
  3. Mektup (Efendimiz İçin Yazdığım Acizane Duygular...)
    By SeRV-i SiMiN in forum Hz. Muhammed (S.A.V)
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 15.05.08, 12:42
  4. 'Gençlik Rehberi\'ni ilk okuduğumda hissettiğim duygular'
    By Yeni Said in forum Bediüzzaman'ın Talebeleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 17.06.07, 14:20
  5. Risale-i Nur'dan Duyular ve Duygular/Vicdan,Kalp..
    By Abdulbaki in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 103
    Son Mesaj: 08.03.07, 18:34

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0