+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 14

Konu: Beşeriyet Ruhundan Dünyaya Nâzır Menfezler Hakkında...

  1. #1
    Gayyur nur_mütefekkiri - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    101

    Standart Beşeriyet Ruhundan Dünyaya Nâzır Menfezler Hakkında...

    S.a., geçenlerde Mesnevi-i Nuriyeyi okurken aşağıdaki fıkraya rastladım. Burada Üstadımız meseleyi üstü kapalı ifade etmiş…



    İ’lem Eyyühel-Aziz! Küre-i Arzı bir köy şekline sokan şu medeniyet-i sefihe ile gaflet perdesi pek kalınlaşmıştır. Ta'dili, büyük bir himmete muhtaçtır. Ve keza beşeriyet ruhundan dünyaya nâzır pek çok menfezler açmıştır. Bunların kapatılması ancak Allah'ın lütfuna mazhar olanlara müyesser olur.

    Yukarıdaki ifade de yeralan ;

    Ve keza beşeriyet ruhundan dünyaya nâzır pek çok menfezler açmıştır.


    Cümlesini düşündüğümde mesele zihnimde pek inkişaf etmedi. Sizlerin bu konuda düşünceniz nedir, üstadımızın ifade ettiği dünyaya nazır pencereler nelerdir, fikri olan var mı?


    _____________
    selametle...
    "Allah'ın hesabına kâinata bakan adam her ne müşahede ederse ilimdir. Eğer gafletle esbab hesabına bakarsa, ilim zannettiği şey de cehl olur."


  2. #2
    Ehil Üye BiKeS_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    2.770

    Standart

    Benim sürekli okuduğum, hiç yanımdan ayırmadığım bir kitap var Risalelerden;
    Mesnev-i Nuriye..
    Burada küçük bir bölüm var ki, tüm olumsuz medeniyet telakkîlerine değiniyor ve çözüm yolunu apaçık gösteriyor.. Harika!..
    O zamanlar tabii internet falan yoktu veya vardı da şimdiki kadar ayağa düşmemişti : )

    Bakınız Üstad’ın şu tabirleri aynen neti, windowsları, gaflet perdesini anlatıyor..

    Gerçekten çok ilginçtir..

    “İ’lem Eyyühel-Aziz!
    Küre-i arzı bir köy şekline sokan şu medeniyet-i sefihe ile
    gaflet perdesi pek kalınlaşmıştır..
    Tâdili, büyük bir himmete muhtaçtır.
    Ve keza,
    Beşeriyet ruhundan dünyaya nâzır pek çok menfezler açmıştır.
    Bunların kapatılması ancak Allah’ın lütfuna mazhar olanlara müyesser olur.”

    Evet ruhumuzdan dünyaya nâzır pek çok menfezler, bir anlamda pencereler açılmıştır..
    Burada Üstad’ın kullandığı “menfez” kelimesi çok ilginçtir..

    Menfez: Nüfuz edilecek delik, açıklık, pencere, ağız, girilecek yer anlamlarına geliyor..

    Bugün tüm dünyanın kara sevdası bilgisayarları,ruhları âdetâ esir eden, alıp götüren, dünyaya nâzır windowsları düşününüz..


    Evindesin ama, dünyanın öte ucundasın da..
    Bedenin odanda lâkin, mânen seyeran ediyorsun ötelerde..
    Bu, olumlu olursa tabii ki güzel..
    Fakat olumsuz olduğunda tam bir felâket!..
    Mühürlenmiş kalpler, gözler, kulaklar...
    Gaflet üstüne gaflet..
    Yakılan vakitler.. Evet ben yakılan vakitler diyorum..
    Nasıl iyi değerlendirildiğinde; zamanlara, anlara adres bırakıyorsun..
    O ânı kendi adına durduruyorsun..
    -Ki, ilmî olarak bu isbatlanmış;
    Vücuttan çıkan ısı dalgaları, biz durumumuzu değiştirsek bile fezada muhafaza olunuyor..
    Yani şimdi bu durumda insan, tüm hayatı boyunca projektörler önünde demek..
    Ağızdan çıkan her söz nasıl fezada mahfuzsa aynen, vücudumuzun her hareketi de öyle..-
    Evet; iyi amellerle kendi lehimize durdurduğumuz zaman, aksi durumda hebâ edilmiş oluyor.. İşte onun için “yakılan zamanlar” diyorum ben..

    Evet: yakılan vakitler, yıkılan yuvalar, sanal aşklar, sanal hırsızlıklar, şantajlar, hatta net cinayetleri bile oluyormuş..

    Evet ne diyor Üstad;

    “...Tâdili, büyük bir himmete muhtaçtır. “
    “Bunların kapatılması ancak Allah’ın lütfuna mazhar olanlara müyesser olur.”

    kardeş benimde ilk aklıma gelen teknoloji falan mı acaba.dedim biraz araştırayım dedim..

    alıntıdır başka bir forumdan..

    Yâ Rab, garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvânem, alîlem, âcizem, ihtiyarem,


    Bî-ihtiyarem, el-aman-gûyem, afv-cûyem, meded-hâhem, zidergâhet İlâhî!




  3. #3
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    beşerin ruhunda açılan o deliklerin kapanıp eski haline gelmesi büyük himmete muhtaçtır.insanın ruhundaki duygular ahirete bakar.gafletle kapandığından ,dünya işleriyle sürekli meşguliyetle duygularını köreltmişler.bu duygular yönünü ahiretten dünyaya çevirmişlerdir.tabiri diğerle kalb ve ruh dairesinden düşüp cismaniyet ve nefis dairesine geçmişlerdir.burdan kurtulup tekrar kalb ve ruh dairesine geçmek büyük himmetle olur.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  4. #4
    Ehil Üye seyyah_salih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Şan(S)lıUrfa'DaN
    Yaş
    51
    Mesajlar
    15.435

    Standart

    Hazret-i Eyyüb Aleyhisselâmın zâhirî yara hastalıklarının mukabili, bizim bâtınî ve ruhî ve kalbî hastalıklarımız vardır. İç dışa, dış içe bir çevrilsek, Hazret-i Eyyüb'den daha ziyade yaralı ve hastalıklı görüneceğiz. Çünkü işlediğimiz herbir günah, kafamıza giren herbir şüphe, kalb ve ruhumuza yaralar açar.

    Hazret-i Eyyüb Aleyhisselâmın yaraları, kısacık hayat-ı dünyeviyesini tehdit ediyordu. Bizim mânevî yaralarımız, pek uzun olan hayat-ı ebediyemizi tehdit ediyor. O münâcât-ı Eyyübiyeye, o hazretten bin defa daha ziyade muhtacız.
    Bahusus, nasıl ki o hazretin yaralarından neş'et eden kurtlar kalb ve lisanına ilişmişler. Öyle de, bizleri, günahlardan gelen yaralar ve yaralardan hasıl olan vesveseler, şüpheler-neûzu billâh-mahall-i İmân olan bâtın-ı kalbe ilişip imanı zedeler ve imanın tercümanı olan lisanın zevk-i ruhanîsine ilişip zikirden nefretkârâne uzaklaştırarak susturuyorlar.
    Marifet ufku....

    Muhabbet denizinde çalan bir melodi gibidir

  5. #5
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    çok güzel ekledin bedevi kardeşim...
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  6. #6
    Ehil Üye seyyah_salih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Şan(S)lıUrfa'DaN
    Yaş
    51
    Mesajlar
    15.435

    Standart

    menfezlerden maksat günahları anladımm..çünkü en büyük menfezzz nefsimizde...
    Marifet ufku....

    Muhabbet denizinde çalan bir melodi gibidir

  7. #7
    Ehil Üye hadema - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    1.622

    Standart

    Ve keza beşeriyet ruhundan dünyaya nâzır pek çok menfezler açmıştır.


    Burda benim anladığım menfezde; delik manasında hissettim. İnsanların gerek kendi şahsi gerekse ailevi birçok ihtiyaçları vardır. Hem diyorki üstad dünya büyük bir köy. Nasılki bir köyde bir gelişme bir olay olsa herkes duyar öğrenir. İhtiyaçların giderilmesi ve zevk ve duygulara hitap eden bir mal veya bir ihtiyaç çıksa herkes görür.
    En azından şöylede düşünebiliriz. Eskiden Üstadın zamanlarında veya çok daha önceleri sofralarda yemek çeşidi olarak en fazla bir veya iki çeşit taam bulunurdu. Şimdi ise günümüzde bakıyoruz. Sofralarımız çeşit çeşit. Bunu giyeceklerde de düşünebiliriz.
    Yani ihtiyaçları ve zevkleri o kadar çeşitlendirdilerki. Normal maaşla çalışan bir aile reisinin bu delikleri( Yani bu çeşitlilikleri) kapayana kadar canı çıkıyor. Adeta çeşme misali düşünün. Bir çeşmeyi kapıyor, bakıyor öbürüde akıyor. Koşuyor onu kapatıyor başka bir tane çeşme çıkıyor.
    İşte Üstad R.Nurda bu meseleyide müthiş bir şekilde halletmiş abiler.
    Yazdı İktisat Risalesini. Kapattı fazla olan çeşmeleri.
    bu hayatın gayesi ve neticesi hayat-ı ebediye olduğu gibi, bir meyvesi de, hayatı veren Zât-ı Hayy ve Muhyîye karşı şükür ve ibadet ve hamd ve muhabbettir ki, bu şükür ve muhabbet ve hamd ve ibadet ise, hayatın meyvesi olduğu gibi, kâinatın gayesidir.


  8. #8
    Ehil Üye nurhanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    3.463

    Standart

    Cazibedar hizmeti, heva ve hevesi teşci ve arzularını tatmin ve metalibini teshildir. O heva ise, şe'ni, insaniyeti derece-i melekiyeden dereke-i kelbiyete indirmektir. İnsanın mesh-i mânevîsine sebeb olmaktır. Bu medenîlerden çoğu, eğer içi dışına çevrilse, kurt, ayı, yılan, hınzır, maymun postu görülecek gibi hayâle gelir. İşte onun için bu medeniyet-i hâzıra; beşerin yüzde seksenini meşakkate, şekavete atmış; onunu, mümevveh (hayalî) saadete çıkarmış; diğer onu da, beyne-beyne (ikisi ortası) bırakmış. Saadet odur ki; külle ya eksere saadet ola. Bu ise ekall-i kalilindir ki, nev-i beşere rahmet olan Kur'an, ancak umumun, lâakal ekseriyetin saadetini tazammun eden bir medeniyeti kabul eder. Hem serbest hevânın tahakkümüyle, havâic-i gayr-i zaruriye, havâic-i zaruriye hükmüne geçmişlerdir. Bedeviyette bir adam dört şeye muhtaç iken; medeniyet, yüz şeye muhtaç ve fakir etmiştir. Sa'y, masrafa kâfî gelmediğinden; hileye, harama sevketmekle ahlâkın esasını şu noktadan ifsad etmiştir. Cemaate, nev'e verdiği servet, haşmete bedel; ferdi, şahsı fakir, ahlâksız etmiştir.

    Kurûn-u ulânın mecmu-u vahşetini, bu medeniyet bir defada kustu!
    (Tarihçe-i Hayat - 132)
    Risale-i nur bir imtihan kitabıdır.
    Davasına sadık olmayan insanların başarı ihtimali yoktur.



  9. #9
    Ehil Üye seyyah_salih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Şan(S)lıUrfa'DaN
    Yaş
    51
    Mesajlar
    15.435

    Standart

    Alıntı nurhanali Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Cazibedar hizmeti, heva ve hevesi teşci ve arzularını tatmin ve metalibini teshildir. O heva ise, şe'ni, insaniyeti derece-i melekiyeden dereke-i kelbiyete indirmektir. İnsanın mesh-i mânevîsine sebeb olmaktır. Bu medenîlerden çoğu, eğer içi dışına çevrilse, kurt, ayı, yılan, hınzır, maymun postu görülecek gibi hayâle gelir. İşte onun için bu medeniyet-i hâzıra; beşerin yüzde seksenini meşakkate, şekavete atmış; onunu, mümevveh (hayalî) saadete çıkarmış; diğer onu da, beyne-beyne (ikisi ortası) bırakmış. Saadet odur ki; külle ya eksere saadet ola. Bu ise ekall-i kalilindir ki, nev-i beşere rahmet olan Kur'an, ancak umumun, lâakal ekseriyetin saadetini tazammun eden bir medeniyeti kabul eder. Hem serbest hevânın tahakkümüyle, havâic-i gayr-i zaruriye, havâic-i zaruriye hükmüne geçmişlerdir. Bedeviyette bir adam dört şeye muhtaç iken; medeniyet, yüz şeye muhtaç ve fakir etmiştir. Sa'y, masrafa kâfî gelmediğinden; hileye, harama sevketmekle ahlâkın esasını şu noktadan ifsad etmiştir. Cemaate, nev'e verdiği servet, haşmete bedel; ferdi, şahsı fakir, ahlâksız etmiştir.

    Kurûn-u ulânın mecmu-u vahşetini, bu medeniyet bir defada kustu!
    (Tarihçe-i Hayat - 132)
    abicim aklımdan geçeni eklemişsinn...eklemeye çalışıyordum...allah razı olsun zahmetten kurtardın... maşallah
    Marifet ufku....

    Muhabbet denizinde çalan bir melodi gibidir

  10. #10
    Ehil Üye nurhanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    3.463

    Standart

    Alıntı bedevi_arap_çölü Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    abicim aklımdan geçeni eklemişsinn...eklemeye çalışıyordum...allah razı olsun zahmetten kurtardın... maşallah
    İkincisi: Herkes kendi başına bu kudsî hizmete tam ihlas ve tam
    tesanüd ile tam liyakat göstermediğimizden, kader dahi buna baktı. Şimdi kader-i İlahî, ayn-ı adalet içinde hakkımızda ayn-ı merhamettir ki; birbirine müştak kardeşleri bir meclise getirdi, zahmetleri ibadete ve zayiatları sadakaya çevirdi. Ve yazdıkları risaleleri her taraftan nazar-ı dikkati celbetmek ve dünyanın mal ve evlâdı ve istirahatı pek muvakkat ve geçici ve herhalde bir gün onları bırakıp toprağa girecek olmasından, onların yüzünden âhiretini zedelememek ve sabır ve tahammüle alışmak ve istikbaldeki ehl-i imana kahramanane bir nümune-i imtisal, belki imamları olmak gibi çok cihetle ayn-ı merhamettir. Fakat yalnız bir cihet var ki, beni düşündürüyor. Nasıl bir parmak yaralansa; göz, akıl, kalb ehemmiyetli vazifelerini bırakıp onunla meşgul oluyorlar; öyle de: Bu derece zarurete giren sıkıntılı hayatımız; yarasıyla kalb ve ruhumuzu kendiyle meşgul eder. Hattâ dünyayı unutmak lâzım olduğu bir zamanımda, o hal beni masonların meclisine getirdi, onları tokatlamakla meşgul eyledi. Cenab-ı Hak bu gaflet halini de bir mücahede-i fikriye nev'inden kabul etmek ihtimaliyle teselli buldum.
    (Şualar - 301)



    Birinci Hassa: Bana mensub her şeye malları gibi tesahub ediyorlar. Bir Söz yazılsa, kendileri yazmış ve te'lif etmiş gibi zevk alıyorlar, Allah'a şükrediyorlar. Âdeta cesedleri muhtelif, ruhları bir hükmünde hakikî manevî vereselerdir.
    (Barla Lahikası - 21)

    Hepimize maaşallah olsun.



    Risale-i nur bir imtihan kitabıdır.
    Davasına sadık olmayan insanların başarı ihtimali yoktur.



+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Dünyaya Veda
    By __tİryakİ in forum Şiirler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 14.12.08, 11:48
  2. Necla Nazır: 'Rabbimden utanıyorum'
    By muhibbülkurra in forum Tesettür
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 16.09.08, 14:43
  3. Dünyaya Niçin Geldik?
    By Hüsn-ü Sermedi in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 26.04.08, 01:35

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0