+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 5 ve 5

Konu: Komünizm ve Risale-i Nur

  1. #1
    Yasaklı Üye halenur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    2.932

    Standart Komünizm ve Risale-i Nur

    Muhterem hâkimler!

    Böyle bir İslâm kahramanı ve bu asrın ve istikbalimizin bir hidayet serdarı ve eşine rastlanmayan İslâmiyet fedaisi Bedîüzzaman’ın eserlerini okumak; dinsizlerin, komünistlerin, imandan bîhaberlerin elbette işine gelmez.

    Üstadımız Bedîüzzaman’ın beyanı ki:

    Risale-i Nur koca bir Cennet’in fiatı olacak bir servet ve hayat-ı ebediyeyi kazandıracak bir âb-ı hayat ve hakikata muarız bütün feylesofları ilzam edip hayrette bırakacak bir keşfiyattır. Risale-i Nur Sahabe-i Kiram’ın âlî seciyesini ve Hazret-i Peygamber (A.S.M.) nuranî meşrebini beyan eden bir nur ve feyiz hazinesidir. Risale-i Nur bu asırda Kur’an-ı Hakîm’in bir mu’cize-i maneviyesi, hakikî, yüksek ve parlak bir tefsiridir. Risale-i Nur şu zamanın yaralarına en münasib bir ilâç, bir merhem ve zulümatın tehacümüne maruz heyet-i İslâmiyeye en nâfi’ bir nur ve dalalet vâdilerinde hayrete düşenler için en doğru bir rehber olduğunu yüzbinlerle kimseler tarafından idrak ve tasdik edilen bir eser külliyatıdır. Risale-i Nur, veraset-i nübüvvet yoluyla doğrudan doğruya hakikat-ül hakaika yol açmış Cadde-i Kübra-i Kur’aniye’dir. Bunun içindir ki, Avrupa’nın felsefî dalaletlerine galebe ediyor ve cerhedilmez aklî, mantıkî, ilmî hüccetlerle, dünyayı saran komünizmi ve masonluğu kökünden yıkıyor. Risale-i Nur, avamdan en âlim ve en münevvere kadar her sınıfın kendi istidadı nisbetinde istifade edebileceği bir eser külliyatıdır.


    NUR CESMESI


    Bir tarafta komünizm gibi din, ahlâk ve an’ane aleyhinde olup pek müdhiş bir tahribatla yarı Avrupa’yı, Çin’i istilâ eden, umum dünyaya karşı müfsid, yırtıcı rejim-i küfrîsine mukabil, milletler devletler mabeyninde tedbir aldıran ve bununla beraber haricî, gizli ifsad komiteleri de bu vatan aleyhinde müdhiş bir herc ü merce çalıştıkları bir zamanda; biz otuz senelik pek hâlis ve tesirli geniş bir hizmeti ibraz ederek ve Üstadımız Said Nursî’nin eserleri olan Risale-i Nur nüshalarından yüzbinlerinin intişarıyla ve yüzbinleri geçen okuyucularının hüsn-ü halini göstererek ve zabıtaca Nur Talebelerinden asayiş aleyhinde bir tekinin gösterilmemesini şahid tutarak deriz ve kat’iyyen sabittir ki; Risale-i Nur o tahribatçı cereyanı durduran Kur’anî ve imanî bir seddir. İnsaflı zabıta ehli de bu tahakkuk etmiş hakikata şehadet ediyorlar. İman hizmetinin manevî, uhrevî faidelerinden kat’-ı nazar, dünyevî, millete ait mühim bir faidesini vaktiyle Üstadımız şu suretle ifade etmiştir ki, zaman bunun ne kadar doğru olduğunu göstermiştir.
    O zaman demiş: Şimdi bu memleketin, bu vatan ve milletin saadet-i hayatiye ve ebediyesi noktasında iki müdhiş cereyan var:
    Birisi: Şimalde çıkan dehşetli dinsizlik cereyanının bu vatanı manevî istilâsına karşı, Kur’an’ın hakikatları ve imanın nurlarıyla mukabele etmektir. Çünki o dinsizlik cereyanı manevî tahribat nev’inden olduğundan, karşısında bir manevî mukabele olmalıdır. Hakaik-i Kur’aniyenin lemaatı olan Risale-i Nur manevî tamirci bir atom bombası olarak, bu dalalet cereyanına mukabele edebilir ve etmiştir.
    İkincisi: Bin seneden beri İslâmiyet’in kahraman bir ordusu ve bayraktarı olan Türk milletine âlem-i İslâm’ın adavetini izale etmek, Türkler yine eskisi gibi İslâmiyet’in kahramanıdırlar kanaatını verdirmektir. Bu suretle dörtyüz milyon hakikî kardeşleri bu millete kazandırmakla saadet-i hayatiyesine en ehemmiyetli bir hizmeti îfa eylemektir ki, Risale-i Nur iman hakikatlarını bu vatanda neşrederek bu azîm faideyi fiilen göstermiştir.
    Risale-i Nur’un bir talebesi evvelce elinde Nur Risaleleriyle ve oradan çıkardığı mev’izelerle şark hudud bölgesinde Ruslar’ın o zamanda o havalideki propagandalarını durdurmuştu. Bu suretle bir tek talebe bir ordu kadar vatana, millete ve asayişe hizmet etmiştir. Risale-i Nur’un gaye ve maksadı tamamen uhrevî ve rıza-yı İlahî dairesinde imana hizmet etmek olduğundan, netice verdiği sair dünyevî iyilikler, dolayısıyla hayat-ı içtimaiyeye ait bir faidesidir.

    ........................

    Asrımızın efkârının anlayışına ve idrakine hitab edici mahiyeti ve Kur’an-ı Hakîm’in bu zamanın fehmine bir dersi olması noktasından Nur Risaleleri, bilhâssa bu memlekette büyük ehemmiyet kazanmıştır. Asırlarca Kur’an’a bayraktarlık yapan ve dünyayı diyanetiyle ışıklandıran bu necib millet, yine dünyaya örnek, ahlâk ve fazilette üstad olarak insanlığın geçirdiği müdhiş buhranlardan halas için çare-i necatı göstermektedir. Beşeriyeti dehşetli sadmelere uğratan, tehdid eden anarşiliğin, ifsad ve tahribin yegâne çaresi ancak ve ancak İlahî, semavî bir dinin ezelî ve ebedî hakikatlarıdır, hakikat-ı İslâmiyettir. Risale-i Nur, hakikat-ı İslâmiye ve Kur’aniyeyi müsbet ve müdellel bir şekilde insanlığın nazar-ı tahkikine arz ve ifade etmektedir.
    Hem Nur Müellifi bir mektubunda “Dâhilde tarafgirane adavet ve münakaşalara vesile olan füruatı değil, belki bütün nev’-i beşerin en ehemmiyetli mes’elesi olan erkân-ı imaniyeyi ve beşerin medar-ı saadeti ve umum İslâm’ın esas ve rabıta-i uhuvveti bulunan Kur’anın hakaik-i imaniyesini bulmak ve muhtaçlara buldurmaya hayatımı vakfettim” demek suretiyle hizmet-i İslâmiyenin ve mesail-i diniyenin umumunu tazammun eden vüs’at ve câmiiyeti haiz bulunduğunu; dinî hizmetlerin her nev’ini teyid ve teşvik ettiğini ve bir cadde-i kübra-yı Kur’aniye olan Risale-i Nur dairesinin umum ehl-i iman ve İslâm’a şamil bulunduğunu ifade ediyor. Ve yine aynı mektubunda devamla “Hattâ değil Müslümanlarla, belki dindar Hristiyanlarla dahi dost olup adaveti bırakmağa çalışıyorum. Harb-i Umumî ve komünizm altındaki anarşistlik tehlike ve tahribatlarının lisan-ı haliyle “Dünya fânidir, firaklarla doludur. Ey insanlar adaveti bırakınız, Kur’an dersini dinleyip birleşiniz; yoksa sizi mahvedeceğiz” diye beyanıyla bu zamanın şartları ve îcabları karşısında tarz-ı hizmeti yine Kur’anın nuruyla göstererek hakîmane irşadın ve tevfik-i İlahiyeye muvafık hareketle isabetli hizmetin îfası gibi noktalardan Risale-i Nur’un lüzum ve ehemmiyetini tebarüz ettiriyor.

    Emirdag Lahikasi

    Bütün bunları teemmül ve tefekkür ettikten sonra, o zâtın doğruluğunda, davasının hakkaniyetinde bir şek ve şübhe ihtimali olabilir mi? Kaldı ki, onun dava ettiği hakikat; bin dört yüz sene evvel âlem-i beşeriyete arş-ı rahmetten nüzul eden mukaddes İslâmiyet güneşinin tâ kendisi olup, ona hizmet ve insanlığa dünyevî ve uhrevî saadetler bahşeden nurunu yaymaktan ibarettir.
    Evet âlem-i beşeriyet, tarihin hiçbir devrinde görülmemiş mânevî sarsıntı ve tezelzüle, bu son asırdaki gibi dûçar olmuş değildir. En büyük bir misali, insaniyetin yarısını idaresi altına alan komünizm rejiminin her memleketi ciddî surette düşündüren ve tahribatına karşı çareler aramağa sevk eden tehlikesidir. Dinsizliği bir şiar-ı medeniyet telâkki ederek harekete geçen bu şiddetli cereyan, maddî kuvveti ile değil, belki mânevî tahribatı ile zihinleri idlâl, efkâr ve kulûbü ifsad etmekle, kısa bir zamanda beş yüz milyon Çin’i ve yarı Avrupa’yı istilâ etmiş ve her memlekette zehirini saçacak vasıtalar elde etmiştir. Bu tehlikeye karşı bütün beşeriyet mukabeleye çalışmaktadır.


    ...........................

    Âlem-i İslâmın ileri karakolu ve en kahraman ordusu olan Türk Milletinin bu azîm tehlikeden mahfuz kalması, doğrudan doğruya bir inayet-i İlahiye ve bir himayet-i Rabbaniye iledir. Yoksa yalnız kuvvet değildir.
    Risale-i Nur müellifi yemin ile defalarca beyan etmiştir ki: Komünizme karşı en büyük ve kat’î çare Kur’andır. Kur’an’ın bu zamanın fehmine uygun bir dersi ve hakikatlarının delil ve hüccetleri olan Risale-i Nur’dur.
    Evet, Risale-i Nur hak ve hakikata dayanan, delil ve hüccete istinad eden iman ve Kur’an hakikatlarını, zamanın fehmine uygun, cem’iyetin telâkki tarzına münasib çekici bir üslûb ve sühulet-i beyanla isbat ve izah eylemesi ile milyonlarca insanın iman ve itikadını tahkikî yaparak, ruhlarda İslâmî aşk ve muhabbeti uyandırmak suretiyle anarşizmin şiarı olan dinsizlik ve ahlâksızlığa karşı mânevî bir sed te’sis eylemiştir.


    Bediuzzaman Cevap Veriyor

    Risale-i Nur’u okuyan kimseler, bilhâssa idrakli gençler, kuvvetli bir imana sahib oluyorlar. Sarsılmaz ve fedakâr bir dindar, bir vatanperver oluyorlar. Yıpranmaz bir imanın bulunduğu bir yere, menfî bir ideolojinin aşıladığı ahlâksızlık ve sefahet giremez. Bu sarsılmaz imana sahib olanlar çoğaldıkça, masonluğun ve komünizmin dairesi aslâ genişleyemiyor. Komünistlerin dayandığı materyalist (maddiyyun) felsefenin hak ve hakikat ile hiç bir ilgisi olmadığını, nazariyelerinin tamamen asılsız olduğunu Risale-i Nur Kur’an-ı Kerim’in âyetleri ile ve gayet kuvvetli bürhan ve hüccetlerle aklen, fikren ve mantıken isbat ediyor. O çürük fikir karanlıklarına düşenleri tenvir edip kurtarıyor. Yalnız gözünün görebildiği yere inanan maddecilere dahi Allah’ın varlığını, inkâr ve itiraz kabil olmayan kuvvetli delillerle isbat ediyor.

    .......

    Bedîüzzaman Said Nursî’yi hapse sokturmak ve eserlerini zararlı gibi göstermek için hükûmet erkânına uydurma ihbarlar yapılmakla beraber, hiç bir ferdin inanmadığı menfî propagandalar yapılıyor.
    Bedîüzzaman Said Nursî’nin bu asırda nâdir bir İslâm dâhîsi ve her bir cihette eşsiz bir şahsiyet olduğuna, bu millet senelerden beri o kadar inanmış ki; hakikî olan bu kanaatı hiçbir propaganda çürütemiyor ve çürütemez.
    Büyük bir üstadın eserlerinden müstefid olmayı lütuf buyuran Cenab-ı Hakk’a hamd ü senalar ederim… İman, İslâmiyet dersi alarak büyük faidelere nailiyetime sebeb olan bir üstada, bütün ruh u canımla medyunum. Senelerden beri sıkıntılar içerisinde eser yazarak gençliğimizi komünizm yemi olmakla ebedî haps-i münferidliğe mahkûm edilmekten kurtaran bir müstakim üstad için senelerce dünya hapsinde kalmağa hazırım.
    Yirmi seneden beri milyonlarla insana din, iman, İslâmiyet, fazilet dersi veren ve onları dinsizlikten muhafaza eden Kur’an tefsiri Risale-i Nur uğrunda i’dam edileceksem, sehpaya “Allah Allah.. Ya Resulallah” sadâları ile koşarak gideceğim. Komünizme kapılıp dininden çıkan, ebedî felâketlere yuvarlanan ve vatan haini olarak kurşuna dizdirecek cürümlerden gençlerimizi koruyan Risale-i Nur uğrunda kurşunla öldürüleceksem, o kurşunlara çekinmeden göğsümü gereceğim. Üstadım Bedîüzzaman için hançerlerle parçalanırsam etrafa sıçrayacak kanlarımın “Risale-i Nur! Risale-i Nur!” yazmasını Rabbimden niyaz ediyorum.


    Sualar


    Komünizmi yikma, nasil oluyor?
    Hem dinsizligi yikiyor, hem de RIZK tayinine karsi cikilmamasi gerektigini mi aciklamak istiyor ?

  2. #2
    Yasaklı Üye recbisen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    327

    Standart

    ellerine sağl?k "kardeş"

  3. #3
    Dost turacsezer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Mesajlar
    3

    Standart

    s.a arkadaşlar nereye hangi adrese yazacağımı bilmiyorum? yanlış anlmayın mailimede cevap yazabilirsiniz. bir kaç sorum olacak ?.. kusura bakmayın ben sizin gibi said nursi için üstad ermiş olmuş falan diyemeyeceğim. demem için sorularıma cevap verecek gerçekten bu işi bilen ve maneviyatla veya inançla değilde akılcı tutarlı elle tutulur yanıtlara ihtiyacım var. çok sitelerde ve forumlarsa araştırdım atıldım ama öğrenmek istiyorum. ya birileri allah rızası için akılcı cevaplar versin saçmalamadn mantıklı arapça farsça kürtçe kelimeler olmayan cevaplar lütfen. 1- üç ay medrese eğitimi almış 28 senesi hapiste geçmiş birisi kurtuluş savaşı ve ikinci dünya savaşını yaşamış bir insan yokluk içinde olan bir ülkede bu kadar kalın ciltleri olan bir "benim tabirimle kitabı ansiklopediyi " nasıl yazar bu kadar bilgiye nasıl ulaşır okur anlar ve süzgeçten geçirip yazar??? 2- tek başına yapmadıysa yazmadıysa bu nasıl o na mal edilebilir? asılları orjinalleri nerde ve her basımda ve yayın evinde farklı şekillerde neden çıkıyor? lütfen cevaplama zahmetine girenler TÜRKÇE kelimelerle cevap yazsınlar diğer dillerde olanları anlamıyorum. Lütfen cevaplarınızı maneviyat falan gibi bahanelere dayandırmayın. Kuran-ı Kerimde her şey mantıkla ve bilimle açıklanırken tefsiri denilen bir ansiklopedide maneviyata sığınmak çok kolaycılık ve kandırma olur .

  4. #4
    Gayyur elcevaz13 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesajlar
    62

    Standart

    s.a arkadaşlar nereye hangi adrese yazacağımı bilmiyorum? yanlış anlmayın mailimede cevap yazabilirsiniz. bir kaç sorum olacak ?.. kusura bakmayın ben sizin gibi said nursi için üstad ermiş olmuş falan diyemeyeceğim. demem için sorularıma cevap verecek gerçekten bu işi bilen ve maneviyatla veya inançla değilde akılcı tutarlı elle tutulur yanıtlara ihtiyacım var. çok sitelerde ve forumlarsa araştırdım atıldım ama öğrenmek istiyorum. ya birileri allah rızası için akılcı cevaplar versin saçmalamadn mantıklı arapça farsça kürtçe kelimeler olmayan cevaplar lütfen.
    1- üç ay medrese eğitimi almış 28 senesi hapiste geçmiş birisi kurtuluş savaşı ve ikinci dünya savaşını yaşamış bir insan yokluk içinde olan bir ülkede bu kadar kalın ciltleri olan bir "benim tabirimle kitabı ansiklopediyi " nasıl yazar bu kadar bilgiye nasıl ulaşır okur anlar ve süzgeçten geçirip yazar???
    O sırada şöyle bir rü'ya görür:
    Kıyamet kopmuş, kâinat yeniden dirilmiş. Molla Said, Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm'ı nasıl ziyaret edebileceğini düşünür. Nihayet Sırat Köprüsü'nün başına gidip durmak hatırına gelir. "Herkes oradan geçer, ben de orada beklerim" der ve Sırat Köprüsünün başına gider. Bütün Peygamberan-ı İzam hazeratını birer birer ziyaret eder, Peygamber Efendimizi de ziyarete mazhar olunca uyanır.
    Artık bu rü'yadan aldığı feyiz, tahsil-i ilim için (HaşiyeTarihçe-i hayatında yazılmamış, o rü'yada mazhar olduğu bir hakikatı sonradan şöyle anladık ki: Molla Said, Hazret-i Peygamber'den ilim talebinde bulunmasına karşılık; Hazret-i Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, ümmetinden sual sormamak şartıyla ilm-i Kur'anın talim edileceğini tebşir etmişler. Aynen bu hakikat hayatında tezahür etmiş. Daha sabavetinde iken bir allâme-i asır olarak tanınmış ve kat'iyen kimseye sual sormamış, fakat sorulan bütün suallere mutlaka cevab vermiştir.) büyük bir şevk uyandırır. Pederinden izin alarak, tahsil yapmak üzere Arvas nahiyesine gider. Burada icra-yı tedris eden meşhur Molla Mehmed Emin Efendi kendisine ders vermeye tenezzül etmeyip talebelerinden birisine okutmasını tavsiye edince, izzetine ağır gelir. Bir gün bu meşhur müderris câmide ders okutmakta iken, Molla Said itiraz ederek:
    -Efendim, öyle değil!
    Hitabında bulunur. Okutmasına tenezzül etmediğini hatırlatır. Orada bir müddet kaldıktan sonra, Mîr Hasan Veli Medresesi'ne gitti. Aşağı derecede okuyan talebelere ehemmiyet verilmemek bu medresenin âdeti olduğunu anlayınca, sıra ile okunması îcabeden yedi ders kitabını terkederek, sekizinci kitabdan okuduğunu söyledi.
    Birkaç gün sonra Vastan kasabasına gitti ise de, orada tebdil-i hava için ancak bir ay kadar kaldı, bilâhare Molla Mehmed isminde bir zâtın refakatinde Erzurum Vilayetine tâbi' Bayezid'e hareket etti. Hakikî tahsiline işte bu tarihte başlar. Bu zamana kadar hep "Sarf" ve "Nahiv" mebadileriyle meşgul olmuştu ve "İzhar"a kadar okumuştu. Bayezid'de Şeyh Mehmed Celalî Hazretlerinin nezdinde yaptığı bu hakikî ve ciddî tahsili, üç ay kadar devam etmiştir. Fakat pek garibdir. Zira Şarkî Anadolu usûl-ü tedrisiyle, "Molla Câmî"den nihayete kadar ikmal-i nüsah etti. Buna da her kitabdan bir veya iki ders, nihayet on ders tederrüs etmekle muvaffak oldu ve mütebâkisini terkeyledi. Hocası Şeyh Mehmed Celalî Hazretleri ne için böyle yaptığını sual edince Molla Said cevaben:
    -Bu kadar kitabı okuyup anlamaya muktedir değilim. Ancak bu kitablar bir mücevherat kutusudur, anahtarı sizdedir. Yalnız sizden şu kutuların içinde ne bulunduğunu göstermenizin istirhamındayım. Yani bu kitabların neden bahsettiklerini anlayayım da, bilâhare tab'ıma muvafık olanlara çalışırım, demiştir.
    Maksadı ise, esasen kendisinde fıtraten mevcud bulunan icad ve teceddüd fikrini medrese usûllerinde göstermek ve bir teceddüd vücuda getirmek (HaşiyeYirmiüç senede te'lifi tamamlanan ve yüz otuz kitabdan müteşekkil "Risale-i Nur" adlı eserleriyle, İlm-i Kelâm sahasında bir teceddüd yaptığı görülmüştür. Evet kendisi onbeş sene tahsili lâzım gelen ilmi üç ayda elde etmesi, gaybî bir işarettir ki: "Bir zaman gelecek, onbeş sene değil, bir sene bile ilm-i iman dersini alacak medreseler ele geçmeyecek. İşte o zamanda müştaklara onbeş senelik dersi onbeş haftada ellere verebilecek Kur'anî bir tefsir çıkacak ve Said onun hizmetinde bulunacak." Evet tam zuhur etti ve aynen görüldü. Risale-i Nur, otuz senelik müdhiş bir zamanda gizli dinsiz ve ifsad komitelerinin hücumlarına rağmen iman hakikatları derslerini yüzbinler nüshalarıyla her tarafta neşrettiler ve binler kalemlerin gayretleriyle matbaalara ihtiyaç bırakmadan Kur'anın bu yeni dersleri yayıldı; milyonlarca insanın imanlarının takviyesine vesile oldu. Anadolu'daki Risale-i Nur'un faaliyeti, iman hizmeti ve makul yüksek dersleri, herkesin nazar-ı dikkatini celbetti. Mahkemeler ve tedkikler yoluyla Cenab-ı Hak, Nurları ehl-i siyaset ve hükûmete de okutturdu ve mektebliler arasında yayıldı, genç İslâm ve iman fedakârları çoğaldı; ve bunun büyük bir neticesi olarak, küfr-ü mutlakın ve dalaletin hücumu önlendi, geri çekildi. Yer yer bütün vatanda din lehinde cereyanlar başladı. İzn-i İlahî ile, âlem-i İslâm ve insaniyete doğmaya başlayan İslâmî saadetin fecr-i sadıkını gösterdi, Elhamdülillahi Rabb-il Âlemin...) Bunun üzerine hocalarının; "hangi ilim tab'ına muvafık" olduğu sualine cevaben:
    -Bu ilimleri birbirinden tefrik edemiyorum. Ya hepsini biliyorum veyahut hiçbirisini bilmiyorum, der.
    Herhangi bir kitabı eline alırsa, anlardı. Yirmidört saat zarfında "Cem'-ül Cevâmi", "Şerh-ül Mevakıf ", "İbn-ül Hacer" gibi kitabların ikiyüz sahifesini, kendi kendine anlamak şartıyla mütalaa ederdi. O derece ilme dalmıştı ki, hayat-ı zâhirî ile hiç alâkadar görünmezdi. Hangi ilimden olursa olsun sorulan suale tereddüdsüz derhal cevap verirdi.
    2- tek başına yapmadıysa yazmadıysa bu nasıl o na mal edilebilir? asılları orjinalleri nerde ve her basımda ve yayın evinde farklı şekillerde neden çıkıyor?
    Üstadımız ahir ömründe külliyata; bizzat tashihat yaparak son şeklini vermiştir ve Latin harfleriyle tamamını bastırmıştır. Ancak bazı ağabeylere; kendi zamanında bastırmadığı bazı risale ve eserlerin sonradan neşredilmesine dair müsaadeleri olmuştur. Üstadın tarzına, tavsiye ve vasiyetine uygun olarak neşredilen eserler tahrif edilme anlamına gelmez. Tahrif; ortadan kaldırma, asıllarının yerine başka fikir ve düşünceleri ikame etme anlamına gelir.

    Üstadın; kendilerine vasiyet ettiği ve eserleri neşretme müsadesi verdiği zevatın meşveretle yaptıkları neşir ve basma meselesi yukarıda izah edilen tahrif mana ve muhtevasına girmez. Bilakis, neşir, basım, yayım, tavzih anlamınadır. Ancak üstadımızın meslek ve meşrebine muhalif bazı cereyanlar var ki; onlar bazı cümle ve kelimeleri tahrif ederek külliyatı ve üstadı alet edebilirler. Bunlar maalesef mevcuttur. Bizlerin bu cereyanlara ve fraksiyonlara karşı dikkat ve itinalı olmamız icab eder. Bunlar ise; malum ve ekalliyet teşkil eden gruplardır. Ancak, külliyat dünya insanlarının malı olmuştur.

    Klasik ve Orijinal hale gelmiş olan eserler adeta her tarafta bulunmaktadır. Bu sebebe binaen, Ne kadar menfi düşünceler, faaliyetler ve tahrifler olsa da; aslına zarar vermez. Çünkü bu eser; artık klasik hale gelmiş ve orijinal olarak dünyaya tamim edilmiştir.Artık iyileri kötülerden, faydalıları, tahrifat ve zararlılarından ayıracak olan; insanların muhakemesi, ciddiyeti, itinası ve hassasiyetidir.

    lütfen cevaplama zahmetine girenler TÜRKÇE kelimelerle cevap yazsınlar diğer dillerde olanları anlamıyorum. Lütfen cevaplarınızı maneviyat falan gibi bahanelere dayandırmayın. Kuran-ı Kerimde her şey mantıkla ve bilimle açıklanırken tefsiri denilen bir ansiklopedide maneviyata sığınmak çok kolaycılık ve kandırma olur .
    Muhterem kardeşim sen bir müftüye soru sormak istediğinde müftüyümü ayağına çağırırsın yoksa müftünün ayağına mı gidersin elbette anlamadığın kelimeler olacak önemli olan anlamaya gayret etmek.
    “Ya Erhamarrahimin! Üstadımızdan ebediyen razı ol. Bizleri Resul-i Ekrem (A.S.M.)’a hakiki ümmet, Üstadımıza ve Risale-i Nur’a hakiki talebe olmak, makam-ı alalarından bizleri temaşa ve teveccüh eden ervah-ı tayyibeye “MaşALLAH, TebarekALLAH” dedirtecek evsafa muvafık hareket ve ihlas ve istikamet ve muvaffakiyet nasib et.” AMİN…

  5. #5
    Yasaklı Üye halenur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    2.932

    Standart

    Bu soruyu bu sitede birkac yerde sormussunuz, orada cevaplar verilmis zaten...

    Risale-i Nur'la İlgili Birkaç Soru



    Alıntı turacsezer Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    s.a arkadaşlar nereye hangi adrese yazacağımı bilmiyorum? yanlış anlmayın mailimede cevap yazabilirsiniz. bir kaç sorum olacak ?.. kusura bakmayın ben sizin gibi said nursi için üstad ermiş olmuş falan diyemeyeceğim. demem için sorularıma cevap verecek gerçekten bu işi bilen ve maneviyatla veya inançla değilde akılcı tutarlı elle tutulur yanıtlara ihtiyacım var. çok sitelerde ve forumlarsa araştırdım atıldım ama öğrenmek istiyorum. ya birileri allah rızası için akılcı cevaplar versin saçmalamadn mantıklı arapça farsça kürtçe kelimeler olmayan cevaplar lütfen. 1- üç ay medrese eğitimi almış 28 senesi hapiste geçmiş birisi kurtuluş savaşı ve ikinci dünya savaşını yaşamış bir insan yokluk içinde olan bir ülkede bu kadar kalın ciltleri olan bir "benim tabirimle kitabı ansiklopediyi " nasıl yazar bu kadar bilgiye nasıl ulaşır okur anlar ve süzgeçten geçirip yazar??? 2- tek başına yapmadıysa yazmadıysa bu nasıl o na mal edilebilir? asılları orjinalleri nerde ve her basımda ve yayın evinde farklı şekillerde neden çıkıyor? lütfen cevaplama zahmetine girenler TÜRKÇE kelimelerle cevap yazsınlar diğer dillerde olanları anlamıyorum. Lütfen cevaplarınızı maneviyat falan gibi bahanelere dayandırmayın. Kuran-ı Kerimde her şey mantıkla ve bilimle açıklanırken tefsiri denilen bir ansiklopedide maneviyata sığınmak çok kolaycılık ve kandırma olur .

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. 'Abdestli Kapitalizm”e Karşı “Teyemmümlü Komünizm!'
    By Sirdugumu in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 15.08.11, 10:32
  2. Risale-i Nurda Bir Risale Var ki Bir Kutb-u Azamdan Beklenen Feyzi Verebilir....?
    By MuM in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 22.02.09, 01:47
  3. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 18.08.08, 07:50
  4. Komünizm Materyalizm ve Risale-i Nur
    By sami in forum Resim - Fotoğraf Galeri
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 14.08.08, 12:47

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0