+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 3 Sayfa var 1 2 3 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 21

Konu: İhlas Risalesinden Bir Sorum Olacak…

  1. #1
    Gayyur nur_mütefekkiri - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    101

    Standart İhlas Risalesinden Bir Sorum Olacak…

    İhlas Risalesinden bir sorum olacak…

    S.a. Kardeşler, uzun bir aradan sonra tekrar formu takip edebilme imkanına kavuştum elhamdülillah.
    Geçen gün ihlas risalesini okurken bir mesele aklıma takıldı. Üstadımız,
    İhlası kazanmak ve muhafaza etmek ve mânileri defetmek için, düsturları sıralarken dördüncü düsturda birden :

    DÖRDÜNCÜ DÜSTURUNUZ: Kardeşlerinizin meziyetlerini şahıslarınızda ve faziletlerini kendinizde tasavvur edip, onların şerefleriyle şâkirâne iftihar etmektir. Ehl-i tasavvufun mabeyninde "fenâ fi-ş şeyh, fenâ fi-r resûl" ıstılâhatı var. Ben sôfî değilim. Fakat onların bu düsturu, bizim meslekte "fenâ fi-l ihvân" suretinde güzel bir düsturdur. Kardeşler arasında buna "tefânî" denilir. Yâni: birbirinde fâni olmaktır. Yâni: Kendi hissiyat-ı nefsaniyesini unutup, kardeşlerinin meziyyât ve hissiyâtiyle fikren yaşamaktır. Zaten mesleğimizin esası uhuvvettir. Peder ile evlâd, şeyh ile mürid mâbeynindeki vasıta değildir. Belki hakikî kardeşlik vasıtalarıdır. Olsa olsa bir üstadlık ortaya girer. Mesleğimiz "Halîliye" olduğu için, meşrebimiz "hıllet"tir. Hıllet ise, en yakın dost ve en fedakâr arkadaş ve en güzel takdir edici yoldaş ve en civanmerd kardeş olmak iktiza eder. Bu hılletin üss-ül-esâsı, samimî ihlâstır. Samimî ihlâsı kıran adam, bu hılletin gâyet yüksek kulesinin başından sukut eder. Gâyet derin bir çukura düşmek ihtimali var. Ortada tutunacak yer bulamaz.

    şu ifade den sonra

    Evet yol iki görünüyor. Cadde-i Kübrâ-yı Kur'aniye olan şu mesleğimizden şimdi ayrılanlar, bize düşman olan dinsizlik kuvvetine bilmiyerek yardım etmek ihtimali var. İnşâallâh Risale-i Nur yoluyle Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan'ın daire-i kudsiyesine girenler; daima nura, ihlâsa, îmânâ kuvvet verecekler ve öyle çukurlara sukut etmeyeceklerdir.


    Gibi bir cümle kullanıyor. Konu bütünlüğü açısından düşünürsek burada üstad farklı bir pencere açıyor. Acaba üstadı bu ifade kullanmaya sevkeden hâl nedir, bu konuda bilgisi olan var mı? Üstadın aklına birden Risale-I Nur mesleğinden ayrılanlar mı geldi bu ifadeyi kullandı yoksa başka bir hikmeti mi var?





    measselam...
    "Allah'ın hesabına kâinata bakan adam her ne müşahede ederse ilimdir. Eğer gafletle esbab hesabına bakarsa, ilim zannettiği şey de cehl olur."


  2. #2
    Yasaklı Üye halenur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    2.932

    Standart

    Cok güzel bir soru...Cevaplari merak ediyorum...

  3. #3
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    55
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Yirmibirinci Lem'ay-ı İhlasta geçen"Cadde-i kübrâ-yı Kur'âniyeden ayrılanlar"bahsi çoğu zaman Risale-i Nurlara muhatap olanların sıkça kullandıkları ve kendi tarzı ile hizmet etmeyenleri bu kısım ile itham ettiklerini sıkça gördüm ve bizzat da yaşadım.Her Risale muhatabının en mühüm ve olmazsa olmazı olan bir Risaledir İhlas Risalesi.Bu nedenle her okuyanın kendisinin ve muhatap olduğu cemaatinin önemle dayanak noktası yaptığı ve üzerinde çokça müzakere yapıldığına şahit olmadığım bu kısım toptancı bakışlara kolaylıkla tevessül edildiği bir yer olarak duruyor önümüzde.Ancak Risale-i Nur müellifinin böyle toptancı bir bakış açısı yoktu halbuki.Bu bakış açısına nasıl ulaşabilirdi Risale muhatapları?Belki uzun zamandır bunları düşündüm ve Risale-i Nurlardan kesinlikle bu bölümün Risale muhataplarına bakmadığını anlamaya çalıştım.İşte o kısmı;" Evet, yol iki görünüyor. Cadde-i kübrâ-yı Kur'âniye olan şu mesleğimizden şimdi ayrılanlar, bize düşman olan dinsizlik kuvvetine bilmeyerek yardım etmek ihtimali var. İnşaallah, Risale-i Nur yoluyla Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyânın daire-i kudsiyesine girenler, daima nura, ihlâsa, imana kuvvet verecekler ve öyle çukurlara sukut etmeyeceklerdir.(21.Lema)" diye tamamlıyor Asrın Sahibi.

    Şimdi burada bir kaç noktayı nazarlara sunmak istiyorum.Üstad hazretleri "Cadde-i kübrâ-yı Kur'âniye olan şu mesleğimizden şimdi ayrılanlar" cümlesinde mesleğini "Cadde-i kübrâ-yı Kur'âniye " olarak ifade ediyor.Yani Üstadın mesleği Kur'anın büyük ve geniş caddesidir ki işte bu meslekten ayrılanlar"bize düşman olan dinsizlik kuvvetine bilmeyerek yardım etmek ihtimali var" şümulüne dahil olanlardır.

    Üstad hazretleri "Cadde-i kübrâ-yı Kur'âniye olan şu meşrebimizden şimdi ayrılanlar" diye bir cümle kullanmıyor.Burası çok önemli ve dikkate değer diye düşünüyorum ve bu bölümün can alıcı noktası burasıdır diye inanıyorum.

    Meslek ve meşrep.Bunlar birbirinden farklı kavramlardır.Üstadın mesleğim dediği cadde-i Kübray-i Kuraniye içersinde çok farklı meşrepler olacaktır ve de olmuştur.Önemli olan o geniş Kur'an caddesinin içersinde olabilmektir. İşte bu geniş caddeden ayrılanlar Üstadın mesleğinden de ayrılmıştır ve bilmiyerek dinsizlik cereyanına yardım etme ihtimalinde olanlardır. Meşreplerin ise aynı olması bir zaruret değil hatta bir zenginliktir ve caizdir.Risale-i Nurların bu gibi ince noktalarını acizane paylaşmak istedim.

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  4. #4
    Ehil Üye hadema - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    1.622

    Standart

    Evet yol iki görünüyor. Cadde-i Kübrâ-y? Kur'aniye olan şu mesleğimizden şimdi ayr?lanlar, bize düşman olan dinsizlik kuvvetine bilmiyerek yard?m etmek ihtimali var. ?nşâallâh Risale-i Nur yoluyle Kur'an-? Mu'ciz-ül Beyan'?n daire-i kudsiyesine girenler; daima nura, ihlâsa, îmânâ kuvvet verecekler ve öyle çukurlara sukut etmeyeceklerdir.



    ?nşâallâh Risale-i Nur yoluyle Kur'an-? Mu'ciz-ül Beyan'?n daire-i kudsiyesine girenler; daima nura, ihlâsa, îmânâ kuvvet verecekler ve öyle çukurlara sukut etmeyeceklerdir.

    R.nur yolu ile iman hakikatlerini öğrenen bir kişi sağlam bir imanla Allah?n izni ile bu yanl?şa düşmezler diyor Üstad. Ben bunu anl?yorum Abdülbaki abi.






    bu hayatın gayesi ve neticesi hayat-ı ebediye olduğu gibi, bir meyvesi de, hayatı veren Zât-ı Hayy ve Muhyîye karşı şükür ve ibadet ve hamd ve muhabbettir ki, bu şükür ve muhabbet ve hamd ve ibadet ise, hayatın meyvesi olduğu gibi, kâinatın gayesidir.


  5. #5
    Ehil Üye beylikdüzü73 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Bulunduğu yer
    istanbul/beylikdüzü
    Mesajlar
    1.163

    Standart

    bende böyle anlıyorum ama şimdi ikileme düştüm siz başka birşeyden mi bahsetmiştiniz abdülbaki abi.
    Alıntı h.sarar Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Evet yol iki görünüyor. Cadde-i Kübrâ-yı Kur'aniye olan şu mesleğimizden şimdi ayrılanlar, bize düşman olan dinsizlik kuvvetine bilmiyerek yardım etmek ihtimali var. İnşâallâh Risale-i Nur yoluyle Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan'ın daire-i kudsiyesine girenler; daima nura, ihlâsa, îmânâ kuvvet verecekler ve öyle çukurlara sukut etmeyeceklerdir.



    İnşâallâh Risale-i Nur yoluyle Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan'ın daire-i kudsiyesine girenler; daima nura, ihlâsa, îmânâ kuvvet verecekler ve öyle çukurlara sukut etmeyeceklerdir.

    R.nur yolu ile iman hakikatlerini öğrenen bir kişi sağlam bir imanla Allahın izni ile bu yanlışa düşmezler diyor Üstad. Ben bunu anlıyorum Abdülbaki abi.






    ________________

    Andolsun ki Duha'ya
    Ve leyl-i iza seca'ya
    Rabbin ne terkeder seni,
    Ne darılır sana.
    ________________
    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

  6. #6
    Pürheves sarıca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    189

    Standart



    RİSALE-İ NUR’U tanıdığım günden bugüne, çok hikmetlerini sonradan farkettiğim birden fazla ihtilafa şahit oldum. Geri dönüp baktığımda, satıh altındaki saikini esasen içtihad çatışması yahut meşrep ve mizaç farkı olarak gördüğüm bu ihtilafların her birinde, ruhumu inciten ama izahını bulamadığım bir yorumla karşılaştım. Her bir ihtilaf hengâmında, sair zamanlar ihmal ettiğimiz İhlas Risaleleri daha yoğun bir biçimde okunuyor; ama ekseriya, maalesef, muhalif tarafın ‘ihlas’ını yargılama bâbında okunuyordu. Muhalif tarafın da yaptığı, farklı olmuyordu. Sonuçta, birbirinin ihlasını yargılayarak kendi ihlasını yitirenler hanesine dahil oluyorduk beraberce…
    Ruhumu inciten bu genel tablo dahilinde kalbimin özellikle kabullenemediği, aklen izahını da bulamadığım bir husus, İhlas Risalesi’nden—o hengâmda—sıklıkla okunan bir pasaj idi:
    “… Samimi ihlası kıran adam, bu hılletin gayet yüksek kulesinin başından sukut eder. Gayet derin bir çukura düşmek ihtimali var. Ortada tutunacak yer bulamaz.
    “Evet, yol iki görünüyor. Cadde-i kübrâ-yı Kur’âniye olan şu mesleğimizden şimdi ayrılanlar, bize düşman olan dinsizlik kuvvetine bilmeyerek yardım etmek ihtimali var…”
    Bir sonraki cümle ‘Risale-i Nur yoluyla Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan’ın daire-i kudsiyesine girenler’e dair bir ümit ve beşaret üslubu taşısa da, ihtilaf zamanının ruh hali içinde, burada iktibas ettiğim bahsin yorumu, şu şekilde oluyordu:
    Bu ihtilafta bizim tarafta yer alanlar kurtulur. Karşı tarafta olanlar ise, ‘ortada tutunacak yer’ bulamadıkları gayet derin bir çukura düşüyorlar. Mesleğimizden ayrılarak, dinsizlik kuvvetine yardımcı olur hale geliyorlar!

    Sözkonusu ihtilaflarda ruhumu ziyadesiyle inciten, ama izahını bulamadığım hal işte bu yorum ve bu tavır olmuştur. Ki, taraflar yekdiğerini İhlas Risalesi’nin bu bahsine yerleştirerek, yani her bir taraf karşı tarafı ‘hılletin gayet yüksek kulesinden sukut eden,’ ‘gayet derin bir çukura düşen,’ ‘cadde-i kübrâ-yı Kur’âniye’den ayrılan’ ve de ‘dinsizlik kuvvetine yardım eden’ zümre diye görerek yargıladığı için de, sonuçta kalbler karşılıklı olarak gelen bu feci ithamlarla o derece kırılmıştır ki, Risale-i Nur dairesinde, gereğinde bir ehl-i dünya ile, hatta bir lâdinî ile kurduğu teşrik-i mesaiyi Risale-i Nur’a kendi meşrebince muhatap olan ‘ihtilaflı’ kardeşinden esirgeyen niceleri vardır. Maalesef, bu durumun örnekleri rakama vurulacak olsa bir değil, bin değil, belki yüzbin, hatta bir milyon bile az kalır.

    Ruhumu inciten budur; izahını bulamadığım husus ise, ilgili bahsi böyle okuyup yorumlamanın feci sonuçları ortada olduğuna göre, bu bahsin doğru okuma biçiminin ne olduğu olmuştur.

    Buradaki ‘ayrılanlar’ı meşrep, mizaç veya içtihad farkından kaynaklanan ihtilaflara uyarlamak çok hatarlı ve feci sonuçlara kapı açabildiğine; üstelik, bu yorumun haksızlığı her bir tarafın ihtilafın akabinde kendi anlayışınca Risale-i Nur dairesindeki hizmetine devam etmesinden de anlaşılabileceğine göre, bu ‘ayrılanlar’ kim?

    Geçmiş bazı ihtilaflarda farklı taraflara düşmüş bazı iman kardeşlerimle yapageldiğim bir ders müzakeresi esnasında, “Yirmidördüncü Mektup” gibi doğrudan bu hususla hiçbir münasebeti gözükmeyen bir bahsi anlama yönündeki ortak gayretimizin uyandırdığı çağrışımla, bu ‘bulamadığım’ izaha veya onun bir ipucuna kavuştuğumu sanıyorum. İhlas Risalesi’nin ilgili pasajındaki ‘cadde-i kübra-yı Kur’âniye’ ve de ‘şu mesleğimizden şimdi ayrılanlar’ ifadeleri de, bu kanaatimi kuvvetlendiriyor.

    Dikkat edilirse, ‘samimi ihlası kıran adam’ ifadesi, en yoğun biçimde, ‘cadde-i kübrâ-yı Kur’âniye olan şu mesleğimizden şimdi ayrılanlar’a bakıyor; ve özellikle dikkat edersek, mesleğimizden ayrılanlar sözkonusu ediliyor—meşrebimizden, mizacımızdan yahut içtihadımızdan ayrılanlar değil!Yani, ilgili bahisteki sert ifadelerin muhatabı, bizim meşrebimizden ayrılanlar, bizim görüş ve anlayışımızdan uzaklaşanlar değil. Bilakis, ancak ‘cadde-i kübrâ-yı Kur’âniye’den ayrılanlar, ana vasfı bu olan ‘mesleğimizden’ ayrılanlar sınıfında anılmayı hak ediyor. Bu meslek içre kalan; ama ilgili meslek içinde yorum farklılığına düşen, meşrep ve mizaç ihtilafıyla birbirinden ayrılanlar değil. İkinci grubun, ‘meslek’ten ayrılmadığı için, hem yarın tekrar hakkıyla beraber olma imkânı saklı kalıyor, hem de ‘cadde’den ayrılmadığı için dinsizlik kuvvetine yardım gibi tehlikeli uçurumlardan uzak kalıyor.

    Kısacası, ilgili bahis, Risale-i Nur dairesi dahilinde vuku bulan meşrep, mizaç veya içtihad eksenli ihtilaflara bakmıyor. Risale-i Nur’a muhatap olan, ama sonra Risale-i Nur mesleğinden ayrılarak doğrudan bu mesleğe ilişen, eleştiren ve ona karşı bayrak ve çığır açanlara bakıyor. Ki böyleleri, ‘en güzel’i bile beğenmeyip attıkları için ‘güzel’i zaten elinin tersiyle itiyor; sonuçta düşmanımız olan dinsizlik kuvvetinin elinde, bize karşı kullanılan bir silaha yahut piyona dönüşüyor.

    Ve bu bahsi böyle anlayınca, ‘cadde-i kübra’yı ancak bizim gibi düşünenlerin yürüyebildiği bir patikaya dönüştürme riski kalkıyor.

    http://www.karakalem.net/?article=257Alıntı:
    Konu sarıca tarafından (05.05.08 Saat 15:26 ) değiştirilmiştir.
    Tesettür gizle(n)mektir. Kılık, kıyafet ve tavırlarıyla “Ben buradayım!” diyenin başında tesettürden çok tereddütler vardır. Osman Sertuğ Çalışkan

  7. #7
    Yasaklı Üye halenur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    2.932

    Standart

    Allah razi olsun, güzel tespitler...

  8. #8
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    55
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Yukarıda Üçüncü mesajda anlatmak istediğimi "sarıca" kardeşimiz 6.mesaja karakalem.net sitesinden eklediği yazı ile birlikte değerlendirilirse bizim meramımız daha net anlaşılmış olur ümidindeyim.

    Üstadımız kendi mesleğini "cadde-i Kübra-i Kur'aniye" olarak görüyor.yani Kur'anın dar değil geniş caddesi Üstadımızın da mesleğidir.Bu mesleğin içine bütün ehl-i iman dahildir.

    Hem Üstad Kastamonu Lahikasında "Feraizi işleyen,kebairi terkeden kurtulur."der.Hem Risale-i Nur dairesi mütedahil daireler gibidir der.İşte o kısım:

    "Risale-i Nur, bir daire değil; mutedahil daireler gibi tabakatı var.Erkânlar ve sahipler ve haslar ve nâşirler ve talebeler ve taraftarlar gibi tabakatları var. Erkân dâiresine liyakatı olmayan Risale-i Nur'a muhalif cereyana taraftar olmamak şartıyla; dâire haricine atılmaz. Hasların hâsiyeti, bulunmayan, zıt bir mesleğe girmemek şartıyla talebe olabilir. Bid'a ile amel eden, kalben taraftar olmamak şartıyla dost olabilir. Onun için, az bir kusurla düşman sınıfına iltihak etmemek için, dışarıya atmayınız. Fakat Risale-i Nur'un erkânlarında ve sahiplerindeki esrarlar ve nazik tedbirlere onları teşrik etmemek gerektir.(Kastamonıu Lâhikası - Mektup No: 162)

    Hem Üstad Emirdağ Lahikasında şöyle der:

    "Evet, her tarafta, hattâ Hint ve Çin'de ehl-i iman, bu zamanın çok dehşetli dalâletinin galebesinden, "Acaba İslâmiyette bir hakikatsizlik mi var ki, sarsılmış?" diye şüpheye ve vesveseye düştüğü vakit birden işitir ki, bir risale çıkmış, imanın bütün hakikatlerini kat'î ispat eder, felsefeyi mağlûp edip zındıkayı susturuyor, diye anlar. Birden o şüphe ve vesvese zâil olup imanı kurtulur ve kuvvet bulur.(Emirdağ Lâhikası (1) - Mektup No: 54)

    Yine Üstadımız Kastamonu Lahikasında Risale-i Nurların ehemmiyetini şu cümlelerle ifade eder.

    "Bu hasta ve gaddar ve bedbaht asrın belâ ve vebasından ve zulüm ve zulmetinden en mücerreb bir kurtarıcı, Risale-i Nur'un mizanları ve muvazeneleriyle, neşrettiği nur olduğunu kırk bin şahit vardır. Demek Risale-i Nur'un dâiresine yakın bulunanlar içine girmezse, tehlike ihtimali kavîdir."(Kastamonıu Lâhikası - Mektup No: 75 )

    Şimdi bu iafadeleri de nazara alarak düşünelim ve Risale-i Nurlar için Üstadımızın cadde-i Kübray-i Kur'aniye dediği mesleğimizi şimdi anlamaya çalışalım derim.

    Üstadımızın mesleği dar bir cadde değidir.Bu meslek Kur'an mesleğidir.

    Hen Üstad İhlas Risalesinde şöyle önemli bir cümle daha nazarlarımıza ve alamimize düşürür.

    "İşte, ey Risale-i nur şakirtleri ve Kur'ân'ın hizmetkârları! Sizler ve bizler öyle bir insan-ı kâmil ismine lâyık bir şahs-ı mânevînin âzâlarıyız. Ve hayat-ı ebediye içindeki saadet-i ebediyeyi netice veren bir fabrikanın çarkları hükmündeyiz. Ve sahil-i selâmet olan Dârüsselâma ümmet-i Muhammediyeyi (a.s.m.) çıkaran bir sefine-i Rabbâniyede çalışan hademeleriz. Elbette, dört fertten bin yüz on bir kuvvet-i mâneviyeyi temin eden sırr-ı ihlâsı kazanmakla tesanüd ve ittihad-ı hakikîye muhtacız ve mecburuz."(Yirmi Birinci Lem'a)

    Buraya göre de bizler bütün ehl-i imanı sahil-i selamete taşıyan bir Rabbani geminin hademeleri durumundayız.İşte önemli olan budur.Bu geminin içine bütün ehl-i iman binmelidir.Kimseyi dışarıda bırakamayız ve böyle bir vazifemizde yoktur.Bazıları gemide yatabilir ve keyif çatabilir ancak bizim böyle bir keyfimiz ve lüksümüz olamaz.

    Eğer birileri bu gemiye binmeyip bu Cadde-i Kübra-i Ku'aniyenin dışında kalmak istiyorsa işte onlar Üstadımızın mesleğimizden ayrılanlar dediği ve bilerek veya bilmeyerek dinsizlik cereyanına kuvvet verme ihtimalini nazarlara sunmaktadır.

    Risale-i Nurlara dost olanlar dahi onun bereketinden ve feyzinden istifade etmektedir.Yeterki düşman olmasınlar.

    Elbetteki Risale-i Nurların daire-i kudsiyesine dahil olanlar böyle çukurlara düşmeyeceklerdir inşallah.
    Selam ve dua ile...

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  9. #9
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    55
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Cadde-i Kübra-y? Kur'aniye olan geniş caddeden ayr?lanlar z?t mesleğe bilmeyerek taraftar olmak durumuna düşebilirler.Böylece Cadde-i Kübra-y? Kur'aniye olan Risale-i Nur Mesleğine zarar verme ihtimali kuvvetle muhtemekdir.Çünkü bu zamanda Ku'an?n işareti (Hud:112) s?rr?yla istikameti muhafaza edecek olan Risale-i Nurlard?r.Bu meslekten ayr?larak rakibane tav?r almak z?t mesleğe yard?m hükmüne geçebilir diye anl?yorum.Önemli olan O geniş caddenin içinde kalabilmektir.

    Cadde-i kübra-y? Kur'aniye caddesi sadece Risale-i Nurlar diyebilir miyiz?Biz ancak şunu söyleyebilirz.Risale-i Nur mesleği diğer meslekleri cem eder.Diğer meslekleri yok saymaz.Her meslek Risale-i Nur mesleğinin içinde kendini bulmal?d?r.Öyle görmeseler bile biz tüm ehl-i sünnet dairesinde olan meslekleri Risale-i Nur mesleğinin içersinde görürüz.

    Ayr?lanlar bilerek karş? cereyana yard?m ediyor değildir.Belki de daha iyi hizmet etmek gayesi ile ayr?l?y?r olabilir.Ancak "Hakk? bulduktan sonra ehak için ihtilâf? ç?karma. Ey talib-i hakikat! Madem hakta ittifak, ehakta ihtilâft?r. Bazan hak, ehaktan ehakt?r. Hem de olur hasen, ahsenden ahsen.(Lemaat)" düstürunu iyi tutmak gerekir.Kur'an?n o geniş caddesinden ayr?lmak yukar?daki Üstad?n ikaz? yönünde s?k?nt?lara vesile olur.Dost kalabilirlerse elbetteki dizsizlik cereyan?na yard?m olmaz.Yaln?z dost şartlar?n? taş?mak şart?yla tabiki.
    Konu Abdulbaki tarafından (05.05.08 Saat 19:06 ) değiştirilmiştir.

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  10. #10
    Dost hadimi_kuran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesajlar
    48

    Standart

    kardeşim orda cümle bütünlüğü bozulmuyor kii hazreti üstan devam ediyor.. evet yol iki görünüyor

    birincisi ya sen bu hizmetin alt?na girersin islam davas?n? omuzlars?n

    ikincisi ise yada sen bu dava alt?na girmeyerek bilmeden veya girmek istemeyerek bilerek yard?m edersin..

    burda ki tenakuz ney???normal cümleler(özür dilerim belkide ebn yanl?ş anlam?ş?md?r)..VESSELAMMM

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. İhlas Risalesinden---ah ene ah
    By turabuakdamululema in forum Risale-i Nur'u Yeni Tanıyanlara
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 28.07.12, 21:08
  2. Bir sorum olacak?
    By aşk-ı ilahi in forum Bediüzzaman'ın Talebeleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 21.10.08, 12:05
  3. İhlas Risalesinden
    By hadema in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 25
    Son Mesaj: 15.03.08, 18:54
  4. İhlas Risalesinden Bir Cümle ?
    By gulsah in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 22
    Son Mesaj: 07.08.07, 06:46

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0