+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 9 ve 9

Konu: 28. Lemanın 28. Nüktesinden Öğrenmek İstediklerim

  1. #1
    Ehil Üye karatoprak1975 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Yaş
    43
    Mesajlar
    1.126

    Standart 28. Lemanın 28. Nüktesinden Öğrenmek İstediklerim

    Cin ve şeytanın casusları, semâvat haberlerine kulak hırsızlığı yapıp, gaybî haberleri getirerek, kâhinler ve maddiyyunlar ve bazı ispirtizmacılar gibi gaipten haber vermelerini, nüzûl-ü vahyin bidâyetinde, vahye bir şüphe getirmemek için onların o daimî casusluğu o zaman daha ziyade şahaplarla recim ve men edildiğine dair olan mezkûr âyetler münasebetiyle, gayet mühim üç başlı bir suale muhtasar bir cevaptır.
    Soru1 Cin ve şeytanın casusları kimlerdir gaibden haberleri kime getiriyorlar
    soru2 vahye şüphe getirmeme mevzuu nedir o haberler nasıl ne şekilde kime ulaşacak



    bunları merak ediyorum

  2. #2
    Ehil Üye Müellif-e - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Zindan-ı dünya'da bir garib yolcu
    Mesajlar
    4.073

    Standart

    [quote=karatoprak1975;162057]Soru1 Cin ve şeytanın casusları kimlerdir gaibden haberleri kime getiriyorlar

    Cin ve şeytanın casusları kendi cinslerinden olsa gerek.....Zira onlardan başka kim oraya çıkabilirki...
    kâhinler ve maddiyyunlar ve bazı ispirtizmacılar gibi gaipten haber vermelerini, nüzûl-ü vahyin bidâyetinde,.....



    soru2 vahye şüphe getirmeme mevzuu nedir o haberler nasıl ne şekilde kime ulaşacak


    Evet bir melaikenin üfürmesiyle uçurulabilir olan casus şeytanları, böyle bir işaret-i azîme-i semaviye ile, melaikelerle mübareze ettirmek, elbette o vahy-i Kur'anînin haşmet-i saltanatını göstermek içindir. Hem bu haşmetli olan beyan-ı Kur'anî ve azametli tahşidat-ı semaviye ise; cinnîlerin, şeytanların, semavat ehlini mübarezeye ve müdafaaya sevkedecek bir iktidarları, bir müdafaaları bulunduğunu ifade için değil, belki kalb-i Muhammedîden (A.S.M.) tâ semavat âlemine, tâ Arş-ı Azam'a kadar olan uzun yolda, hiçbir yerde cin ve şeytanın müdahâleleri olmamasına işaret için, vahy-i Kur'anî, koca semavatta, umum melaikece medâr-ı bahsolan bir hakikattır ki, bir derece ona temas etmek için, şeytanlar tâ semavata kadar çıkmaya mecbur olup, hiçbir şeye muvaffak olamayarak recmedilmesiyle işaret ediyor ki; kalb-i Muhammedîye (A.S.M.) gelen vahy ve huzur-u Muhammediyeye (A.S.M.) gelen Cebrail ve nazar-ı Muhammedîye (A.S.M.) görünen hakaik-i gaybiye, sağlam ve müstakimdir, hiçbir cihetle şüphe girmez diye Kur'an-ı Mu'ciz-ül Beyan mu'cizane haber veriyor.

  3. #3
    Ehil Üye Müellif-e - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Zindan-ı dünya'da bir garib yolcu
    Mesajlar
    4.073

    Standart

    Beşinci Basamak: Mâdem arzdan semâya gidip gelmek var. Semâdan arza inip ç?kmak oluyor. Ehemmiyetli levaz?mat-? arziye, oradan gönderiliyor ve mâdem ervah-? tayyibeler semâya gidiyorlar. Elbette ervah-? habîse dahi, ahyâr? taklîden semâvat memleketine gitmeğe teşebbüs edecekler.

    Çünki vücutça letâfet ve hiffetleri var. Hem şübhesiz tard ve ref'edilecekler. Çünki mahiyetçe şeraret ve nühusetleri vard?r. Hem bilâşek velâ şübhe, şu muamele-i mühimmenin ve şu mübareze-i mâneviyenin âlem-i şehadette bir alâmeti, bir işareti bulunacakt?r.


    Çünki Saltanat-? Rubûbiyetin hikmeti iktiza eder ki: Zîşuur için, bâhusus en mühim vazifesi müşahede ve şehadet ve dellâll?k ve nezaret olan insan için tasarrufat-? gaybiyenin mühimlerine bir işaret koysun, birer alâmet b?raks?n.

    Nas?lki nihayetsiz bahar mu'cizât?na yağmuru işaret koymuş ve havârik-? san'at?na esbab-? zâhiriyeyi alâmet etmiş. Tâ, âlem-i şehadet ehlini işhad etsin. Belki o acib temaşaya, umum ehl-i semâvat ve sekene-i arz?n enzar-? dikkatlerini celbetsin. Yâni o koca semâvât?, etraf?nda nöbettarlar dizilmiş, burçlar? tezyin edilmiş bir kal'a hükmünde, bir şehir Sûretinde gösterip haşmet-i Rubûbiyetini tefekkür ettirsin.

    Mâdem şu mübareze-i ulviyenin ilân?, hikmeten lâz?md?r. Elbette ona bir işaret vard?r. Halbuki hâdisat-? cevviye ve semâviye içinde şu ilâna münasib hiçbir hâdise görünmüyor. Bundan daha ensebi yoktur. Zira yüksek kalelerin muhkem burçlar?ndan at?lan manc?n?klar ve işaret fişeklerine benzeyen şu hâdisat-? necmiye, bu recm-i şeytana ne kadar enseb düştüğü bedâheten anlaş?l?r. Halbuki şu hâdisenin, bu hikmetten ve şu gayeden başka ona münasib bir hikmeti bilinmiyor. Sâir hâdisat öyle değil. Hem şu hikmet, zaman-? Âdem'den beri meşhurdur ve ehl-i hakikat için meşhuddur.

    Alt?nc? Basamak: Beşer ve cin, nihayetsiz şerre ve cühuda müstaid olduklar?ndan, nihayetsiz bir temerrüd ve bir tuğyan yaparlar. ?şte bunun için Kur'an-? Kerim, öyle i'câzkâr bir belâgatla ve öyle âlî ve bâhir üslûblarla ve öyle gâlî ve zâhir temsiller ve mesellerle ins ve cinni isyandan ve tuğyandan zecreder ki; kâinat? titretir. Meselâ:

    Ey ins ve cin! Emirlerime itaat etmezseniz, haydi hudud-u mülkümden elinizden gelirse ç?k?n?z, meseline işaret eden âyetindeki âzametli inzara ve dehşetli tehdide ve şiddetli zecre dikkat et.

    Nas?l, ins ve cinnin gâyet mağrurane temerrüdlerini, gâyet mu'cizane bir belâgatla k?rar. Aczlerini ilân eder. Saltanat-? Rubûbiyetin genişliği ve âzameti nisbetinde ne kadar âciz ve bîçâre olduklar?n? gösterir. Gûya şu âyetle, hem وَجَعَلْنَاهَا رُجُومًا لِلشَّيَاطِينِ âyetiyle böyle diyor ki:

    "Ey hakareti içinde mağrur ve mütemerrid ve ey za'f ve fakr? içinde serkeş ve muannid olan cin ve ins! Nas?l cesaret edersiniz ki isyan?n?zla öyle bir Sultan-? Zîşan'?n evâmirine karş? geliyorsunuz ki; y?ld?zlar, aylar, güneşler emirber neferleri gibi emirlerine itaat ederler.

    Hem tuğyan?n?zla öyle bir Hâkim-i Zülcelâl'e karş? mübareze ediyorsunuz ki, öyle âzametli muti' askerleri var; faraza şeytanlar?n?z dayanabilseler, onlar? dağ gibi güllelerle recmedebilirler.

    Hem küfran?n?zla öyle bir Mâlik-i Zülcelâl'in memleketinde isyan ediyorsunuz ki, ibâd?ndan ve cünudundan öyleleri var ki, değil sizin gibi küçücük âciz mahlûklar?, belki farz-? muhal olarak dağ ve arz büyüklüğünde birer adüvv-ü kâfir olsayd?n?z, arz ve dağ büyüklüğünde y?ld?zlar?, ateşli demirleri, şüvazl? nühaslar? size atabilirler, sizi dağ?t?rlar. Hem öyle bir kanunu k?r?yorsunuz ki, o kanun ile öyleler bağl?d?r, eğer lüzum olsa, arz?n?z? yüzünüze çarpar. Gülleler gibi küreniz misillü y?ld?zlar? üstünüze yağd?rabilirler."

    Evet Kur'anda Bâz? mühim tahşidat vard?r ki, düşmanlar?n kuvvetli olduğundan ileri gelmiyor. Belki haşmetin izhar? ve düşman şenaatinin teşhiri gibi sebeblerden ileri geliyor. Hem bâzan Kemâl-i intizâm? ve nihayet adli ve gâyet ilmi ve kuvvet-i hikmeti göstermek için, en büyük ve kuvvetli esbab?, en küçük ve zaîf bir şeye karş? tahşid eder ve üstünde tutar; düşürtmez, tecavüz ettirmez.


    Yedinci Basamak: Melekler ve semekler gibi, y?ld?zlar?n dahi gâyet muhtelif efradlar? vard?r. Bir k?sm? nihayet küçük, bir k?sm? gâyet büyüktür. Hattâ gök yüzünde her parlayana y?ld?z denilir. ?şte bu y?ld?z cinsinden bir nev'i de, nâzenin semâ yüzünün murassa zînetleri ve o ağac?n münevver meyveleri ve o denizin müsebbih bal?klar? hükmünde, Fât?r-? Zülcelâl, Sâni'-i Zülcemâl onlar? yaratm?ş ve meleklerine mesîreler, binekler, menziller yapm?şt?r ve y?ld?zlar?n küçük bir nev'ini de, şeyâtînin recmine âlet etmiş. ?şte bu recm-i şeyatîn için at?lan şahablar?n üç mânâs? olabilir:

    Birincisi: Kanun-u mübareze, en geniş dairede dahi cereyan ettiğine remz ve alâmettir.

    ?kincisi: Semâvatta hüşyar nöbettarlar, mutî' sekeneler var. Arzl? şerirlerin ihtilat?ndan ve istima'lar?ndan hoşlanmayan cünudullah bulunduğuna ilân ve işarettir.

    Üçüncüsü: Müzahrafat-? arziyenin mümessilât-? habiseleri olan casus şeytanlar?, temiz ve temizlerin meskeni olan semây? telvis etmemek ve nüfus-u habîse hesab?na tecessüs ettirmemek için, edebsiz casuslar? korkutmak için at?lan manc?n?klar ve işaret fişekleri misillü, o şeytanlar? ebvâb-? semâdan o şahablarla red ve tardd?r.

    ?şte y?ld?z böceği hükmünde olan kafa fenerine îtimad eden ve Kur'an güneşinden gözünü yuman kozmoğrafyac? efendi! Şu yedi basamaklarda işaret edilen hakikatlara birden bak. Gözünü aç, kafa fenerini b?rak, gündüz gibi i'câz ?ş?ğ? içinde şu âyetin mânâs?n? gör!. O âyetin semâs?ndan bir hakikat y?ld?z? al, senin baş?ndaki şeytana at, kendi şeytan?n? recmet!.. Biz dahi etmeliyiz ve -1- beraber demeliyiz.
    -2- -3- 1- "Ey Rabbim, şeytanlar?n vesveselerinden Sana s?ğ?n?r?m. (Mü'minûn Sûresi: 97.)
    2- Tam ve kesin delil [ve aç?k ve kat'î görünen hikmet] Allah'?nd?r. (En'âm Sûresi 149. âyetten iktibast?r.)
    3- Seni her türlü kusur ve noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka hiçbir bilgimiz yoktur. Sen herşeyi hakk?yla bilir, her işi hikmetle yapars?n. (Bakara Sûresi: 32.)
    Konu Müellif-e tarafından (17.04.08 Saat 17:22 ) değiştirilmiştir.



  4. #4
    Dost hadimi_kuran - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesajlar
    48

    Standart

    Birinci sorunun cevab?nda soruyu yanl?ş demişsin kardeşm tam anlamam?şs?n galiba..Zaten casus olan cin ve şeytanlard?r..o maddiyuncu kahin insanlar?n casuslar? oluyor...

    ?kincisi ise o cin ve şeytanlar herşeyin yaz?l? olduğu levh-i mahfuza bak?p öyle haber veriyorlard? ki o da kuran indiktern sonra vahye zarar vermesn diye yasakland?..Ondan usulu-d dinde bir mevzuudur ki "Ben gaibten haber verebilrm" diyn kişi hafizanallah dinden ç?kar(f?khu-l ekber,imam-? azam)..

    bilmyrm yetti mi???VESSELAMM

  5. #5
    Ehil Üye nurhanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    3.463

    Standart

    Alıntı karatoprak1975 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Soru1 Cin ve şeytanın casusları kimlerdir gaibden haberleri kime getiriyorlar
    soru2 vahye şüphe getirmeme mevzuu nedir o haberler nasıl ne şekilde kime ulaşacak



    bunları merak ediyorum
    cevap 1;
    Şimdi, ilham-ı Rabbânî ile gaibden haber veren bu âriflerden sonra,gaibden ruh ve cin vasıtasıyla haber veren kâhinler, pek sarih bir surette, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın geleceğini ve nübüvvetini haber vermişler. Onlar çoktur; biz, onlardan meşhurları ve mânevî tevatür hükmüne geçmiş ve ekser tarih ve siyerde nakledilmiş birkaçını zikredeceğiz. Onların uzun kıssalarını ve sözlerini siyer kitaplarına havale edip, yalnız icmâlen bahsedeceğiz.19.mektup

    Birinci nümunesi: Nurlarla şiddetli alâkası bulunan birkaç has kardeşimizin nazarını, fikrini başka tarafa çevirmek veya zevkli ve ruhanî bir meşreple meşgul edip hizmet-i imaniyeye karşı zayıflaştırmak için, bazı şahıslar ispritizma denilen, ölülerle muhabere namı altında cinnîlerle muhabere etmek gibi, hattâ bazı büyük evliyalarla, hattâ peygamberlerle güya bir nevi konuşmak gibi, eski zamanda "kâhinlik" denilen, şimdi de "medyumluk" namı verilen bu mesele ile bazı kardeşlerimizi meşgul ediyorlar.
    Emirdağ Lâhikası




    Cevap 2;Bu paragraf 15.sözde açıklanıyor.
    Onuncusu: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm dünyaya geldikten sonra, bahusus velâdet gecesinde, yıldızların düşmesinin çoğalmasıdır ki, şu hadise, On Beşinci Sözde Katiyen bürhanlarıyla ispat ettiğimiz üzere, şu yıldızların sukutu, şeyâtin ve cinlerin gaybî haberlerden kesilmesine alâmet ve işarettir. İşte, madem Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm vahiyle dünyaya çıktı; elbette yarım yamalak ve yalanlarla karışık, kâhinlerin ve gaibden haber verenlerin ve cinlerin ihbârâtına sed çekmek lâzımdır ki, vahye bir şüphe iras etmesinler ve vahye benzemesin. Evet, bi'setten evvel kâhinlik çoktu. Kur'ân nâzil olduktan sonra onlara hâtime çekti. Hattâ çok kâhinler imana geldiler. Çünkü daha cinler taifesinden olan muhbirlerini bulamadılar. Demek Kur'ân hâtime çekmişti. İşte, eski zaman kâhinleri gibi, şimdi de medyumlar suretinde yine bir nevi kâhinlik, Avrupa'da, ispritizmacıların içlerinde baş göstermiş. Her ne ise...
    19.mektup
    Öyle ise kâhinler ve sair gaibden haber verenler gibi, onun haberlerine değil cinn, değil ervah, değil melaike, belki Cibril'den başka Melaike-i Mukarrebîn dahi karışamıyor.
    (Mektubat - 193)



    Amma bir daire-i külliyenin cüz'î bir hadise-i şahsiye ile meşgul olması, yani, kâhinlere gaybî haberleri getirmek için şeytanlar tâ semâvâta çıkıp kulak veriyorlar, yarım yamalak haberler getiriyorlar diye tefsirlerdeki ifadelerin bir hakikati şu olmak gerektir ki:
    Semâvat memleketinin payitahtına kadar gidip o cüz'î haberleri almak değildir. Belki cevv-i havaya dahi şümulü bulunan semâvat memleketinin-teşbihte hata yok-karakolhaneleri hükmünde bazı mevkileri var ki, o mevkilerde arz memleketiyle münasebettarlık oluyor. Cüz'î hadiseler için, o cüz'î makamlardan kulak hırsızlığı yapıyorlar. Hattâ kalb-i insanî dahi o makamlardan birisidir ki, melek-i ilham ile şeytan-ı hususî, o mevkide mübareze ediyorlar. Ve hakaik-i imaniye ve Kur'âniye ve hâdisât-ı Muhammediye (a.s.m.) ise, ne kadar cüz'î de olsa, en büyük, en küllî bir hadise-i mühimme hükmünde, en küllî bir daire olan Arş-ı Âzamda ve daire-i semâvatta-temsilde hata olmasın-mukadderât-ı kâinatın mânevî ceridelerinde neşrolunuyor gibi, her köşede medar-ı bahis oluyor diye beyan ile beraber, kalb-i Muhammedîden (a.s.m.) tâ Arşa varıncaya kadar ise, hiçbir cihetle müdahale imkânı olmadığından, semâvâtı dinlemekten başka şeytanların çaresi kalmadığını ifade ile, vahy-i Kur'ânî ve nübüvvet-i Ahmediye (a.s.m.) ne derece yüksek bir derece-i hakkaniyette olduğunu ve hiçbir cihetle hilâf ve yanlış ve hile ile ona yanaşmak mümkün olmadığını, gayet beliğane, belki mucizâne ilân etmek ve göstermektir.
    Said Nursî

    Lemalar | Yirmi Sekizinci Lem´a | 282


    Eskiden kahinlik denilen şimdi de medyumluk namı verilen cinnilerle veya ervahlarla irtibatı olan bazı insanlara haber getiriyorlar.Demek bazı insanlar cinnilerle veya ervahlarla görüşüyor onlardan aldıkları haberleri veriyorlar.Hem illa onlarla irtibatı olanlar değil kalpte bulunan lümme şeytaniyeden şeytan herkesle konuşur ders verir.Mubareze kanunun en küçük dairesi kalpte şeytanın vesvesesi ile melek ilhamın çarpışmasıdır.En geniş daireside semavatta meleklerin şeytanları taşlamasına kadar açılımı vardır.
    Kur'an nazil olduktan sonra vahye şüphe gelmemesi için bu haberler kesilmiş.Mesela Kur'an bazı hadiseleri gaybi olarak bildirmiş fetih suresinde mekkenin fethi gibi; eğer cinni şeytanlar bu haberleri çalabilseydi insi şeytanlara söyleyecekti onlarda diğer insanlara söyleyecek Kur'an a vahye şüphe getirebilirdi.Bak bizde bildik gibi v.s.Hem bu gaibten haber çalma o sadece Vahyin indirildiği zaman için değil Kur'andan sonraki zamanlarıda kapsıyor gibi anlaşılıyor.Bazı cüzzi hadiseleri bilmeleri ise mavi yer lemalarda geçiyor.



    Risale-i nur bir imtihan kitabıdır.
    Davasına sadık olmayan insanların başarı ihtimali yoktur.



  6. #6
    Ehil Üye karatoprak1975 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Yaş
    43
    Mesajlar
    1.126

    Standart

    Soru1 Cin ve şeytan?n casuslar? kimlerdir gaibden haberleri kime getiriyorlar
    1.sorunun cevab?

    Eskiden kahinlik denilen şimdi de medyumluk nam? verilen cinnilerle veya ervahlarla irtibat? olan baz? insanlara haber getiriyorlar.Demek baz? insanlar cinnilerle veya ervahlarla görüşüyor onlardan ald?klar? haberleri veriyorlar.Hem illa onlarla irtibat? olanlar değil kalpte bulunan lümme şeytaniyeden şeytan herkesle konuşur ders verir.Mubareze kanunun en küçük dairesi kalpte şeytan?n vesvesesi ile melek ilham?n çarp?şmas?d?r.En geniş daireside semavatta meleklerin şeytanlar? taşlamas?na kadar aç?l?m? vard?r.



    soru2 vahye şüphe getirmeme mevzuu nedir o haberler nas?l ne şekilde kime ulaşacak
    2.sorunun cevab?

    soru2 vahye şüphe getirmeme mevzuu nedir o haberler nas?l ne şekilde kime ulaşacak

  7. #7
    Ehil Üye nurhanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    3.463

    Standart

    Kur'an nazil olduktan sonra vahye şüphe gelmemesi için bu haberler kesilmiş.Mesela Kur'an bazı hadiseleri gaybi olarak bildirmiş fetih suresinde mekkenin fethi gibi; eğer cinni şeytanlar bu haberleri çalabilseydi insi şeytanlara (kahinler v.s.)söyleyecekti onlarda diğer insanlara(müşriklere) söyleyecek Kur'an a vahye şüphe getirebilirdi.Bak bizde bildik gibi v.s.
    Risale-i nur bir imtihan kitabıdır.
    Davasına sadık olmayan insanların başarı ihtimali yoktur.



  8. #8
    Ehil Üye nurhanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    3.463

    Standart

    Hattâ vahyin bir kâtibi şu âyeti yazarken, daha şu kelime gelmezden evvel şu kelimeyi söylemiştir. "Acaba bana da m? vahy gelmiş" zann?nda bulunmuş. Halbuki evvelki kelâm?n kemal-i nizam ve şeffafiyetidir ve insicam?d?r ki, o kelâm gelmeden kendini göstermiştir.
    (Sözler - 419)
    Risale-i nur bir imtihan kitabıdır.
    Davasına sadık olmayan insanların başarı ihtimali yoktur.



  9. #9
    Ehil Üye karatoprak1975 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Yaş
    43
    Mesajlar
    1.126

    Standart

    Nurhanali ağabeyim sorduğum ikinci soruyada verdiğiniz cevab? anlam?şt?m mesaj? gönderirken sorun meydana geldi. K?ymettar ağabeylerim burda beni hakikatin anlam?yla buluşturmak için emeklerinizden dolay? müteşekkir olduğumu belirtmek istiyorum .

    bununla birlikte Risalelerin orjinaline vak?f olmad?ğ?mdan dolay? verilen cevaplar?n kendi aç?mdan orjinalden uzak olmalar? birde bu hakikatleri kavray?ş?m?n uzakl?ğ? nedeniyle nurhanali ağabey gibi Risale-i nurdaki hakikatlerin akl?ma yatmas? için aç?l?m yap?larak anlat?lmas? benim için daha uygun oluyor tekrar tekrar hepinize teşekkür ediyorum Allah sizlerleden raz? olsun

    Nurhanali ağabeyden al?nt?

    Soru1 Cin ve şeytan?n casuslar? kimlerdir gaibden haberleri kime getiriyorlar
    1.sorunun cevab?

    Eskiden kahinlik denilen şimdi de medyumluk nam? verilen cinnilerle veya ervahlarla irtibat? olan baz? insanlara haber getiriyorlar.Demek baz? insanlar cinnilerle veya ervahlarla görüşüyor onlardan ald?klar? haberleri veriyorlar.Hem illa onlarla irtibat? olanlar değil kalpte bulunan lümme şeytaniyeden şeytan herkesle konuşur ders verir.Mubareze kanunun en küçük dairesi kalpte şeytan?n vesvesesi ile melek ilham?n çarp?şmas?d?r.En geniş daireside semavatta meleklerin şeytanlar? taşlamas?na kadar aç?l?m? vard?r.








    soru2 vahye şüphe getirmeme mevzuu nedir o haberler nas?l ne şekilde kime ulaşacak
    2.sorunun cevab?


    Kur'an nazil olduktan sonra vahye şüphe gelmemesi için bu haberler kesilmiş.Mesela Kur'an baz? hadiseleri gaybi olarak bildirmiş fetih suresinde mekkenin fethi gibi; eğer cinni şeytanlar bu haberleri çalabilseydi insi şeytanlara söyleyecekti onlarda diğer insanlara söyleyecek Kur'an a vahye şüphe getirebilirdi.Bak bizde bildik gibi v.s.Hem bu gaibten haber çalma o sadece Vahyin indirildiği zaman için değil Kur'andan sonraki zamanlar?da kaps?yor gibi anlaş?l?yor.Baz? cüzzi hadiseleri bilmeleri ise mavi yer lemalarda geçiyor.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Hüve Nüktesinden 3 Misal ve Şerhi
    By zerre06 in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 27.08.08, 08:45
  2. 6. Lemanın Düşündürdükleri...
    By seyyah_salih in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 14.07.08, 17:51
  3. Şefkat Tokatları Bölümünden Öğrenmek İstediklerim
    By karatoprak1975 in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 12
    Son Mesaj: 15.10.07, 15:35
  4. 31.Sözden Öğrenmek İstediklerim
    By karatoprak1975 in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 11.08.07, 21:33
  5. Kader Risalesinden Öğrenmek İstediklerim
    By karatoprak1975 in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 15.02.07, 15:26

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0