+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 8 Sayfa var 1 2 3 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 75

Konu: Zamanımızın Cihadı

  1. #1
    Ehil Üye seyyah_salih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Şan(S)lıUrfa'DaN
    Yaş
    51
    Mesajlar
    15.435

    Standart Zamanımızın Cihadı

    Bazı konularda kardeşler yorum yaparken mehdi geldiği (gelmiş olan bir zat bir daha nasıl gelir oda ayrı konu ....) zaman insanları küffara karşı harbe davet edecek davetine icabet farzdır manasında bazı şeyler şöylemişlerdi...hutbe-i şamiyeyi okurken aşağıdaki cümleler gözüme ilişti...ilgililerin dikkatine, üsdadımız ne demek istemiş olabilir...

    Evet, nasıl ki eski zamanda İslamiyetin terakkîsi düşmanın taassubunu parçalamak ve inadını kırmak ve tecavüzatını defetmek silah ile, kılınç ile olmuş; istikbalde, silah, kılınç yerine, hakîki medeniyet ve maddî terakkî ve hak ve hakkaniyetin manevî kılınçları düşmanları mağlûp edip dağıtacak.


    Marifet ufku....

    Muhabbet denizinde çalan bir melodi gibidir

  2. #2
    Vefakar Üye yenipınar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesajlar
    419

    Standart

    Esasında bütün mesele aşağıya alacağımız yerde.Burayı net olarak anlarsak mesele vuzuha kavuşmuş olur.Birilerinin kabul etmemesi Nur talebelerini fazla bağlamamalıdr.

    Evet evvelâ: Başta لاَاِكْرَاهَفِىالدِّينِقَدْتَبَيَّنَالرُّشْدُ cümlesi, makam-ı cifrî ve ebcedî ile bin üçyüz elli (1350) tarihine parmak basar ve mânâ-yı işârî ile der: Gerçi o tarihte, dini dünyadan tefrik ile dinde ikraha ve icbara ve mücâhede-i diniyeye ve din için silâhla cihada muarız olan hürriyet-i vicdan, hükûmetlerde bir kanun-u esasî, bir düstur-u siyasî oluyor ve hükûmet lâik cumhuriyete döner. Fakat ona mukâbil mânevî bir cihad-ı dinî, îmân-ı tahkikî kılıncıyla olacak. Çünki dindeki rüşd-ü irşad ve hak ve hakikatı gözlere gösterecek derecede kuvvetli bürhanları izhar edip tebyin ve tebeyyün eden bir nur Kur'ân'dan çıkacak diye haber verip, bir lem'a-i i'caz gösterir.(On Birinci Şua )

    Demek oluyor ki "لاَاِكْرَاهَفِىالدِّينِقَدْتَبَيَّنَالرُّشْدُ cümlesi ile Kur'an bu asra işaret ediyor ve "makam-ı cifrî ve ebcedî ile bin üçyüz elli (1350) tarihine parmak basar ve mânâ-yı işârî ile der: Gerçi o tarihte, dini dünyadan tefrik ile dinde ikraha ve icbara ve mücâhede-i diniyeye ve din için silâhla cihada muarız olan hürriyet-i vicdan, hükûmetlerde bir kanun-u esasî, bir düstur-u siyasî oluyor ve hükûmet lâik cumhuriyete döner. " işte burası meselenin can alıcı noktasıdır.

    O zaman Üstad bizlere nasıl bir yol gösteriyor "Fakat ona mukâbil mânevî bir cihad-ı dinî, îmân-ı tahkikî kılıncıyla olacak. " diyerek Risale-i Nur yolu ve metodu ile mücahede yapılacağını yine Kur'an heber veriyor.Çünkü "dindeki rüşd-ü irşad ve hak ve hakikatı gözlere gösterecek derecede kuvvetli bürhanları izhar edip tebyin ve tebeyyün eden bir nur Kur'ân'dan çıkacak diye haber verip, bir lem'a-i i'caz gösterir" diye Kur'andan bu manayı çıkaran Bediüzzaman bize Risale-i Nurlarla bu ahirzaman asrının mücahedesinde manevi cihadla vazifemizi yapacağımızı Kur'ana dayanarak göstermektedir.
    Mariz bir asrın, hasta bir unsurun, alil bir uzvun reçetesi, ittibâ-ı Kur'ân'dır.

    Bediüzzaman


  3. #3
    Vefakar Üye Kur'aniyyun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    Gaziantep
    Yaş
    47
    Mesajlar
    577

    Standart

    Butn zulumlerin ve dalaletlerin mensei enenin farazi bir hat olamktan cikip hayalin ve evhamin yardimi ile hakiki bir varlik oldugunun tevehhumudur.
    Ayni zamanda esbabin te'siri hakikiyesahip oldugu vehmi enenin nesv u numa bulmasina yadim etmis ve yekdigerini besleyerek gunumuzdeki kemaline erismistir.
    Butun hidayetin mensei ise enenin huveyi tanimak ve O'na tabi olmak icin farazi bir varlik olmasinin bilnmesi ve zevk edilmesi olmustur.
    Bu ilim de ,tamamen kelam-i ilahiden gelmis ve gunumuzdeki kemaline erismistir.
    Ibrahim suresindeki secere-i tayyibetin tamlamasi bunu en guzel sekilde aciklamistir.
    Cihat nasil olmalidir? Sorusunun cevabi, cihad eneye karsi olmalidir.
    Gecen gunlerde,kelime-i tevhidi vird-i zeban ediyordum.Zikrederken,ehl-i tarikat neden kelime-i tevhidi ozellikle La ilahe illa huve seklinde cekiyor diye bir soru geldi.
    ehl-i tarikat,bu zikri bu sekilde cekiyor cunki,enenin farazi uluhiyetine her cekilen kelime-i tevhid siddetli bir sekilde darbe vuruyor ve haddini bil O'ndan baska bir ilah yoktur.Sen sadece O'nun abdisin ve ibadet ile mukellefsin.
    Ibadet ise, yine O'nun istedigi sekilde sadece O'nun rizasi icin yapilir diyerek
    kendini begenen ve alemin merkezinde kendini goren eneyi uyariyor.
    Gercek cihad;eneye ve tabiate karsi verilen cihaddir.
    Bu gecmiste de boyle idi,bugun de boyle ve geleckte de boyle olacaktir.
    Hakik medeniyet Kur'an medeniyetidir ve Kur'an Huveden gelimstir. Ene O'na uymakla mukelleftir.
    Kur'an'a uyan enelerin maddii terakki etmemesi imkansiz gibi birseydir. Cunki, Kur'an bizzat maddi terakkiyi emretmektedir.
    Kur'an bizzat hak oldugu icin,hickimseye ve hicbir gruba iltmas gecmez.Kur'an medeniyeti tamamen hukuk medeniyetidir.Cunki hic bir enenin mali degildir.
    Konu Kur'aniyyun tarafından (25.03.08 Saat 20:02 ) değiştirilmiştir.
    الحمدلله على نور الايمان والقرآن

  4. #4
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Alıntı Kur'aniyyun Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Cihat nasil olmalidir? Sorusunun cevabi, cihad eneye karsi olmalidir.
    Gercek cihad;eneye ve tabiate karsi verilen cihaddir.
    Herkes kendi âleminde bir kumandan olduğundan, âlem-i asgarında cihad-ı ekber ile mükelleftir. Ve ahlâk-ı Ahmediye (aleyhissalâtü vesselâm) ile tahallûk ve sünnet-i Nebeviyeyi ihyâ ile muvazzaftır.(Divan-ı Harb-i Örfî)

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  5. #5
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Bizim düşmanımız cehalet, zaruret, ihtilâftır. Bu üç düşmana karşı san'at, marifet, ittifak silâhıyla cihad edeceğiz. (Divan-ı Harb-i Örfî )

    En az on beş günde bir defa okunması emir buyurulan Yirmi Birinci Lem'a: Evrad edinilecek kadar ehemmiyetlidir. Malûmdur ki, kale içinden fetholunur. Bugünkü muvaffakiyete sebep olan ihlâs kalkarsa, maâzallah, o zaman çok vahîm neticeler tevellüd eder. En büyük düşmanımız nefsimizdir.

    Onu susturmak için, zannedersem, şu ihtar kâfidir: "Ey nefs-i nâdân! Beni kandıramazsın. Madem ki, peygamber-i azîmü'l-kadr bir nebiyyullah olan Hazret-i Yusuf Aleyhisselâm,"Ben nefsimi temize çıkarmam. Çünkü nefis dâimâ kötülüğe sevk eder." (Yûsuf Sûresi, 12:53)." demiştir. Aldatamazsın; senden ve senin samimî yoldaşların cinnî ve insî şeytan, ehl-i bid'a ve ulemâü's-sû şerlerinden Allah'a sığınırım." (Barla Lâhikası)

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  6. #6
    Vefakar Üye Kur'aniyyun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    Gaziantep
    Yaş
    47
    Mesajlar
    577

    Standart

    Alıntı Abdulbaki Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Herkes kendi âleminde bir kumandan olduğundan, âlem-i asgar?nda cihad-? ekber ile mükelleftir. Ve ahlâk-? Ahmediye (aleyhissalâtü vesselâm) ile tahallûk ve sünnet-i Nebeviyeyi ihyâ ile muvazzaft?r.(Divan-? Harb-i Örfî)
    Allah razi olsun.Zaten hepimizi nurunu risale-i nur kamerinden alan cam parcalari degilmiyiz.Biz kameri gosteriyoruz,kamer Kur'an gunesini gosteriyor.Bu gecenin son vakitlerini yasadigimiz bu zamanda Kur'an gunesinin tekrar nurlu asirlari ziyalandirmasini bekliyoruz.
    Duamiz odur ki,bu cam parcalari uflanip asli olan kuma donmeden once Kur'an gunesini de yansitsinlar.
    الحمدلله على نور الايمان والقرآن

  7. #7
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Biz de, fen ve san'at silâhıyla i'lâ-yı kelimetullahın en müthiş düşmanı olan cehil ve fakr ve ihtilâf-ı efkârla cihad edeceğiz.

    Amma cihad-ı haricîyi şeriat-ı garrânın berahin-i kàtıasının elmas kılınçlarına havale edeceğiz. Zira medenîlere galebe çalmak ikna iledir, söz anlamayan vahşîler gibi icbar ile değildir. Biz muhabbet fedaileriyiz; husumete vaktimiz yoktur. (Divan-ı Harb-i Örfî )


    Zira şimdi hükümfermâ, şecaat-i imaniye ve akliye ve fenniyedir. (Divan-ı Harb-i Örfî )


    Amma ecnebîlerin vahşî oldukları kurun-u vustada, İslâmiyet vahşete karşı husumet ve taassuba mecbur olduğu halde adalet ve itidalini muhafaza etmiş. Hiçbir vakit engizisyon gibi etmemiş. Ve zaman-ı medeniyette ecnebiler medenî ve kuvvetli olduklarından, zararlı olan husumet ve taassup zâil olmuştur. Zira din nokta-i nazarından medenîlere galebe çalmak ikna iledir, icbar ile değildir. Ve İslâmiyeti, mahbup ve ulvî olduğunu, evâmirine imtisalen ef'al ve ahlâk ile göstermekledir. İcbar ve husumet, vahşîlerin vahşetine karşıdır.(Hutbe-i Şâmiye )

    Şimdiye kadar ecnebiler bahane-mahane tutarlardı. Milletimizi eziyorlardı. Şimdi ise, ellerinde uruk-u insaniyetkârânelerine veya damar-ı müteassıbânelerine veya âsâb-ı dessasânelerine dokunduracak, ellerinde serrişte-i bahane olacak öyle nokta bulamazlar. Bulsalar da tutamazlar. Bâhusus medeniyet, hubb-u insaniyeti tevlid eder.(Münazarat)

    Devletler, milletler muharebesi, tabakat-ı beşer muharebesine terk-i mevki ediyor. Zira, beşer esir olmak istemediği gibi, ecîr olmak da istemez.(Hakikat Çekirdekleri)

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  8. #8
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    iki cihad?n ruhunu beraber taş?mal?...

    şimdi ki cihad risalei nurun neşriyle..

    ittihad? islam olunca her iki cihadla küffara karş? mücadele edeceğiz..

    çok çal?şal?mki..ittihad? islam oluşsun..
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  9. #9
    Müdakkik Üye uSuLca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2007
    Bulunduğu yer
    Ankara & Kütahya
    Mesajlar
    877

    Exclamation

    Alıntı bedevi_arap_çölü Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bazı konularda kardeşler yorum yaparken mehdi geldiği (gelmiş olan bir zat bir daha nasıl gelir oda ayrı konu ....) zaman insanları küffara karşı harbe davet edecek davetine icabet farzdır manasında bazı şeyler şöylemişlerdi...hutbe-i şamiyeyi okurken aşağıdaki cümleler gözüme ilişti...ilgililerin dikkatine, üsdadımız ne demek istemiş olabilir...

    Evet, nasıl ki eski zamanda İslamiyetin terakkîsi düşmanın taassubunu parçalamak ve inadını kırmak ve tecavüzatını defetmek silah ile, kılınç ile olmuş; istikbalde, silah, kılınç yerine, hakîki medeniyet ve maddî terakkî ve hak ve hakkaniyetin manevî kılınçları düşmanları mağlûp edip dağıtacak.



    Sayın hocalarım beni yanlıs anlamayın sakın ama Risale bir Hüccet değildirki.
    Mutlaka bu şekilde yada Risalede yazılan şeklinde olacak ta değildir olaylar.
    Bunu aklımızdan çıkarmamalıyız Risale ilahi bir metin değil beşeri bir telakkidir.


  10. #10
    Ehil Üye hadema - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    1.622

    Standart

    Sözler | Onuncu Söz | 95

    nefislere hak ve hakikat dairesinde hükmeden, terbiye eden, idare eden bu manevi sultan-? zişan?n birtek işareti, böyle bir hakikati ispat etmeye kafi iken, binler tasrihat ile bu hakikat-i haşriyeyi gösterip ispat ettikten sonra, o hakikati tan?mayan bir echel ahmak için, cehennem azab? laz?m gelmez mi? ve ayn-? adalet olmaz m?? hem, birer zamana ve birer devre hükmeden bütün semavi suhuflar? ve mukaddes kitaplar? ... kabul ile beraber, tafsilats?z ve perdeli ve muhtasar bir surette beyan, fakat kuvvetli bir tarzda iddia ve ispatlar?, kur'an'?n davas?n? binler imza ile tasdik ederler. bu bahsin münasebetiyle, risale-i münacat?n ahirinde, rüknüne sair rükünlerin, hususan rusül ... kuvvetli ve hulasal? ve bütün evhamlar? izale eden bir hüccet-i haşriye, aynen buraya giriyor. şöyle ki: münacat'ta demiş: ... görülen celalli ve cemalli isimlerinin tecellileri, daha parlak bir surette ebedü'l-abadda devam edeceğine ve bu fani alemde rahimane cilveleri, numuneleri müşahede edilen ihsanat?n?n daha şaşaal? bir tarzda dar-? saadette istimrar?na ve bekas?na ve bu ... başta resul-i ekrem ve kur'an-? hakimin olarak, bütün nurani ruhlar?n sahipleri olan peygamberler ve bütün münevver kalblerin kutuplar? olan veliler ve bütün keskin ve nurlu ak?llar?n madenleri olan s?ddikinler ve bütün suhuf-u semaviyede ve kütüb-ü mukaddesede senin çok tekrarSözler | Onuncu Söz | 96tasdik etmekten yüz binler derece mukaddessin ve hadsiz derece münezzeh ve alisin. böyle nihayetsiz bir zulümden ve nihayetsiz bir çirkinlikten, senin o nihayetsiz adaletini ve nihayetsiz cemalini ... güneşi ve hamisi olan hak isminin en büyük bir şua?, bu hakikat-i ekber-i haşriye olduğunu iman ederek, ... ve talimlerinin hakk? ve hürmeti için, bize ve risale-i nur talebelerine iman-? ekmel ve hüsn-ü hatime ver. ve ... semavi kitaplar?n hakkaniyetini ispat eden umum deliller ve hüccetler; ve habibullah?n, belki bütün enbiyan?n nübüvvetlerini ispat eden ... vücuduna ve vahdetine şehadet eden ekser deliller ve hüccetler, dolay?s?yla, rububiyetin ve uluhiyetin en büyük medar? ve ... lüzum derecesinde ahireti iktiza ve vücub derecesinde baki bir alemi istilzam ve zaruret derecesinde mükafat ve mücazat için haşri ve neşri isterler. • evet, madem ezeli, ebedi bir Allah var; elbette saltanat-? uluhiyetinin sermedi bir medar? olan ahiret vard?r. ve madem, bu kainatta ve zihayatta gayet haşmetli ve hikmetli ve şefkatli bir rububiyet-i mutlaka var ve görünüyor; elbette o rububiyetin haşmetini sukuttan, hikmetini abesiyetten ve şefkatini gadirden kurtaran ebedi bir dar-? saadet bulunacak ve girilecek. • hem ... ihsanlar, lütuflar, keremler, inayetler, rahmetler, perde-i gayb arkas?nda bir zat-? rahman-? rahimin bulunduğunu sönmemiş ak?llara, ölmemiş kalblere ... ve ihsan? ihsan eden ve nimeti nimet eden bir alem-i bakide, bir hayat-? bakiye var ve olacakt?r.Sözler | On Üçüncü Söz | 141saniyen: madem risale-i nur, bu mu'cize-i kübran?n elinde, bir elmas k?l?nç hükmünde hizmetini göstermiş; ve muannid düşmanlar?n? ... hem hissiyat? tam tenvir edecek ve ilaçlar?n? verecek bir tarzda, hazine-i kur'aniyenin dellall?ğ?n? yapan ve ondan başka mehaz? ve mercii olmayan ve bir mu'cize-i maneviyesi bulunan risale-i nur, o vazifeyi tam yap?yor. ve aleyhindeki dehşetli propagandalara ... geniş perdelerinde, asa-y? musa'daki meyvenin alt?nc? meselesi ve birinci, ikinci, üçüncü, sekizinci hüccetleriyle gayet parlak bir tarzda gafleti dağ?t?p, nur-u tevhidi göstermiş. elbette, bize laz?m ve millete ... tedrisat? için, hususi dershaneler aç?lmaya izin verilmesine binaen, nur şakirdleri, mümkün olduğu kadar, her yerde küçücük birer dershane-i nuriye açmak laz?md?r. gerçi, herkes kendi kendine bir derece istifade eder; fakat herkes herbir meselesini tam anlamaz. iman hakikatlerinin izah? olduğu için, ... ibadettir. eski medreselerde beş on seneye mukabil, inşaAllah nur medreseleri beş on haftada ayn? neticeyi temin edecek; ... bulunan bu kur'an lemeatlar?na ve kur'an dellal? olan risale-i nur'a, değil ilişmek, belki tamam?yla terviç ve neşrine çal?şmalar? ... keffaret ve gelecek şiddetli belalara ve anarşiliğe karş? bir set olabilsin. said nursi "elbette, bize laz?md?r ki. " ile başlayan sonSözler | On Üçüncü Söz | 142meyve risalesinden alt?nc? mesele [risale-i nur'un çok yerlerinde izah? ve kati hadsiz hüccetleri bulunan "iman-? billah" rüknünün binler külli bürhanlar?ndan birtek bürhana k?saca bir işarettir.] kastamonu'da lise talebelerinden bir k?sm? yan?ma geldiler. "bize hal?k?m?z? tan?tt?r; muallimlerimiz Allah'tan ... değil, onlar? dinleyiniz. mesela, nas?l ki mükemmel bir eczahane ki, her kavanozunda harika ve hassas mizanlarla ... var. şüphesiz, gayet maharetli ve kimyager ve hakim bir eczac?y? gösterir. öyle de, küre-i arz eczahanesinde bulunan ... gözlere de gösterir, tan?tt?r?r. hem, mesela, nas?l bir harika fabrika ki, binler çeşit çeşit kumaşlar? basit bir maddeden dokuyor; şeksiz, bir fabrikatörü ve maharetli bir makinisti tan?tt?r?r. öyle de, küre-i arz denilen yüz ... hem mesela, nas?l ki gayet mükemmel, bin bir çeşit erzak, etraf?ndan celb edip içinde muntazaman istif ve ihzar edilmiş depo ve iaşe ambar? ve dükkan, şeksiz bir fevkalade iaşe ve erzak malikini ve sahibini ve memurunu bildirir. öyle de, bir senede, yirmi dört bin senelik bir dairede muntazaman seyahat eden; ve yüz binler ve ... taifeleri içine alan; ve seyahat?yla mevsimlere uğray?p, bahar? bir büyük vagon gibi, binler ayr? ayr? taamlarla doldurarak, ... küre-i arz denilen bu rahmani iaşe ambar? ve bir sefine-i sübhaniye ve bin bir çeşit cihazat? ve mallar? ve konserve paketleri taş?yan ... ve o derecede, küre-i arz deposunun sahibini, mutasarr?f?n?, müdebbirini bildirir, tan?tt?r?r, sevdirir.Sözler | Yirmi Beşinci Söz | 410birinci zeyl makam itibariyle yirmi beşinci söze ilhak edilen zeyillerden yedinci şuan?n birinci makam?n?n on yedinci mertebesidir. bu dünyada hayat?n ... münasebetiyle, en evvel manevi i'caz-? kur'aniyenin lem'alar? olan risale-i nur'a bakt? ve onun yüz otuz risaleleri, ayat-? fürkaniyenin nükteleri ve ?ş?klar? ve esasl? tefsirleri olduğunu gördü. ve risale-i nur, bu kadar muannid ve mülhid bir as?rda her tarafa hakaik-? kur'aniyeyi mücahidane neşrettiği halde, ... güneşi olan kur'an, semavidir, beşer kelam? değildir. hatta, risale-i nur'un yüzer hüccetlerinden birtek hüccet-i kur'aniyesi olan yirmi beşinci söz ile on dokuzuncu ... i'caz?n? ve hak kelamullah olduğunu ispat etmek cihetini risale-i nur'a havale ederek, yaln?z, bir k?sa işaretle, büyüklüğünü gösteren birkaç noktaya dikkat etti. birinci nokta: nas?l ki, kur'an bütün mu'cizat?yla ve hakkaniyetine delil olan bütün hakaik?yla muhammed aleyhissalatü vesselam?n bir mu'cizesidir; öyle de, muhammed aleyhissalatü vesselam da bütün mu'cizat?yla ve delail-i nübüvvetiyle ve kemalat-? ilmiyesiyle kur'an'?n bir mu'cizesidir ve kur'an kelamullah olduğuna bir hüccet-i kat?as?d?r. ikinci nokta: kur'an, bu dünyada öyle nurani ve saadetli ve hakikatli bir surette bir tebdil-i hayat-? içtimaiye ile beraber, insanlar?n hem nefislerinde, ... şahsiyelerinde hem hayat-? içtimaiyelerinde, hem hayat-? siyasiyelerinde öyle bir ink?lap yapm?ş ve idame etmiş ve idare etmiş ... ruhlara inkişaf ve terakki ve ak?llara istikamet ve nur ve hayata hayat ve saadet veriyor. elbette böyle bir kitab?n misli yoktur, harikad?r, fevkaladedir, mu'cizedir.
    bu hayatın gayesi ve neticesi hayat-ı ebediye olduğu gibi, bir meyvesi de, hayatı veren Zât-ı Hayy ve Muhyîye karşı şükür ve ibadet ve hamd ve muhabbettir ki, bu şükür ve muhabbet ve hamd ve ibadet ise, hayatın meyvesi olduğu gibi, kâinatın gayesidir.


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0