+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 8 ve 8
Like Tree2Beğeni
  • 1 tarafından nurhanali
  • 1 tarafından nurhanali

Konu: 17. Söz'ü Açıklayabilecek Var mı?

  1. #1
    Dost leman ateş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesajlar
    1

    Standart 17. Söz'ü Açıklayabilecek Var mı?

    merhaba.ölümle ilgili bir açıklama

  2. #2
    Ehil Üye nurhanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    3.463

    Standart

    Yirmi Dördüncü Pencere
    -1-
    Mevt, hayat kadar bir bürhan-ı rubûbiyettir,
    gayet kuvvetli bir hüccet-i vahdâniyettir. -2- delâletince,
    mevt
    adem, idâm, fenâ, hiçlik, fâilsiz bir inkıraz değil,
    belki bir Fâil-i Hakîm tarafından hizmetten terhis
    ve tahvil-i mekân
    ve tebdil-i beden
    ve vazifeden paydos
    ve haps-i bedenden âzâd etmek
    ve muntazam bir eser-i hikmet olduğu, "Birinci Mektub"da gösterilmiş.

    Evet, nasıl zemin yüzündeki masnuât ve zîhayatlar ve hayattar zemin yüzü bir Sâni-i Hakîmin vücûb-u vücuduna ve vahdâniyetine şehâdet ediyorlar; öyle de,
    o zîhayatlar, ölümleriyle bir Hayy-ı Bâkînin sermediyetine ve vâhidiyetine şehâdet ediyorlar. Yirmi İkinci Sözde, ,mevt,
    gayet kuvvetli bir bürhan-ı vahdet ve bir hüccet-i sermediyet olduğu ispat ve izah edildiğinden, şu bahsi o söze havale edip yalnız mühim bir nüktesini beyân edeceğiz. Şöyle ki:
    Nasıl zîhayatlar vücudları ile bir Vâcibü'l-Vücudun vücuduna delâlet ediyorlar; öyle de,
    o zîhayatlar ölümleri ile bir Hayy-ı Bâkînin sermediyetine, vâhidiyetine şehâdet ediyorlar. Meselâ,
    yalnız birtek zîhayat olan zemin yüzü, intizamâtı ile, ahvâliyle Sânii gösterdiği gibi; öldüğü vakit,
    yani kış beyaz kefeni ile ölmüş o zemin yüzünü kapaması ile nazar-ı beşeri ondan çeviriyor veyahut nazar o giden bahar cenazesinin arkasından mâziye gider, daha geniş bir manzarayı gösterir.
    Yani herbiri birer mu'cize-i kudret olan zemin dolusu bütün geçen baharlar misillü, yeni gelecek birer hârika-i kudret ve birer hayattar zemin olan bahar dolusu hayattar mevcudât-ı arzıyenin gelmelerini ihsâs ve vücudlarına şehâdet ettiklerinden,
    öyle geniş bir mikyasta,

    öyle parlak bir sûrette,
    öyle kuvvetli bir derecede, bir Sâni-i Zülcelâlin, bir Kadîr-i Zülkemâlin, bir Kayyûm-u Bâkînin, bir Şems-i Sermedînin vücûb-u vücuduna ve vahdetine ve bekâ ve sermediyetine şehâdet ederler ve öyle parlak delâili gösterirler ki, ister istemez bedâhet derecesinde -1- dedirtir.
    Elhâsıl: -2- sırrınca, hayattar bu zemin, bir baharda Sânie şehâdet ettiği gibi, onun ölmesiyle, zamanın geçmiş ve gelecek iki kanadına dizilmiş mu'cizât-ı kudretine nazarı çeviriyor, bir bahar yerine binler baharı gösteriyor; bir mu'cize yerine binler mu'cizât-ı kudretine işaret eder.
    Ve onlardan her bahar, şu hazır bahardan daha katî şehâdet eder. Çünkü, mâzi tarafına geçenler zâhirî esbâblarıyla beraber gitmişler, arkalarında yine kendileri gibi başkalar yerlerine gelmişler. Demek, esbâb-ı zâhiriye hiçtir; yalnız bir Kadîr-i Zülcelâl onları halk edip, hikmetiyle esbâba bağlayarak gönderdiğini gösteriyor.
    Ve gelecek zamanda dizilmiş hayattar olan zemin yüzleri ise, daha parlak şehâdet eder. Çünkü yeniden, yoktan, hiçten yapılıp, gönderilecek yere konup, vazife gördürüp, sonra gönderilecekler.
    İşte ey tabiata saplanan ve bataklıkta boğulmak derecesine gelen gâfil! Bütün mâzi ve müstakbele ulaşacak hikmetli ve kudretli mânevî el sahibi olmayan birşey, nasıl bu zeminin hayatına karışabilir? Senin gibi hiç ender hiç olan tesadüf ve tabiat buna karışabilir mi? Kurtulmak istersen, "Tabiat, olsa olsa bir defter-i kudret-i İlâhiyedir; tesadüf ise, cehlimizi örten gizli bir hikmet-i İlâhiyenin perdesidir" de, hakikate yanaş.
    1- Ondan başka ilah yoktur. Her şey helak olup gidicidir - Ona bakan yüzü müstesna. Hüküm hükümranlık onundur; siz de Ona döndürüleceksiniz. (Kasas Sûresi: 88.)
    2- Ölümü de hayatı da yaratan Odur. (Mülk Sûresi: 2.)
    - Her bir şeye bütün kutsi sıfat ve isimleriyle birden yönelen, zât ve sıfatlarında eşsiz ve tek olan Allah'a İmân ettim.
    2- Yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltiyor! (Rûm Sûresi: 50.)
    seyyah_salih bunu beğendi.
    Risale-i nur bir imtihan kitabıdır.
    Davasına sadık olmayan insanların başarı ihtimali yoktur.



  3. #3
    Ehil Üye nurhanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    3.463

    Standart

    İkinci Sual: Furkan-ı Hakîmde,

    -1-
    gibi âyetlerde, "Mevt dahi hayat gibi mahlûktur; hem bir nimettir" diye ifham ediliyor. Halbuki, zâhiren mevt inhilâldir, ademdir, tefessühtür, hayatın sönmesidir, hâdimü'l-lezzâttır. Nasıl mahlûk ve nimet olabilir?
    Elcevap: Birinci sualin cevabının âhirinde denildiği gibi, mevt,
    vazife-i hayattan bir terhistir,
    bir paydostur,
    bir tebdil-i mekândır,
    bir tahvil-i vücuttur,
    hayat-ı bâkiyeye bir davettir,
    bir mebdedir,
    bir hayat-ı bâkiyenin mukaddimesidir.

    Nasıl ki hayatın dünyaya gelmesi bir halk ve takdirledir.
    Öyle de, dünyadan gitmesi de bir halk ve takdirle, bir hikmet ve tedbirledir.
    Çünkü, en basit tabaka-i hayat olan hayat-ı nebâtiyenin mevti,
    hayattan daha muntazam bir eser-i san'at olduğunu gösteriyor.
    Zira, meyvelerin, çekirdeklerin, tohumların mevti tefessühle, çürümek ve dağılmakla göründüğü halde,
    gayet muntazam bir muamele-i kimyeviye ve mizanlı bir imtizâcât-ı unsuriye ve hikmetli bir teşekkülât-ı zerreviyeden ibaret olan bir yoğurmaktır ki, bu görünmeyen intizamlı ve hikmetli ölümü, sümbülün hayatıyla tezahür ediyor.
    Demek çekirdeğin mevti,
    sümbülün mebde-i hayatıdır; belki ayn-ı hayatı hükmünde olduğu için, şu ölüm dahi hayat kadar mahlûk ve muntazamdır.
    Hem zîhayat meyvelerin yahut hayvanların mide-i insaniyede ölümleri, hayat-ı insaniyeye çıkmalarına menşe olduğundan, o mevt onların hayatından daha muntazam ve mahlûk denilir.
    İşte, en ednâ tabaka-i hayat olan hayat-ı nebâtiyenin mevti böyle mahlûk, hikmetli ve intizamlı olsa, tabaka-i hayatın en ulvîsi olan hayat-ı insaniyenin başına gelen mevt, elbette, yeraltına girmiş bir çekirdeğin hava âleminde bir ağaç olması gibi, yeraltına giren bir insan da âlem-i berzahta elbette bir hayat-ı bâkiye sümbülü verecektir. Amma mevt nimet olduğunun ciheti ise, çok vücuhundan dört veçhine işaret ederiz.
    Birincisi: Ağırlaşmış olan vazife-i hayattan ve tekâlif-i hayatiyeden âzâd edip, yüzde doksan dokuz ahbabına kavuşmak için âlem-i berzahta bir visal kapısı olduğundan, en büyük bir nimettir.
    İkincisi: Dar, sıkıntılı, dağdağalı, zelzeleli dünya zindanından çıkarıp, vüs'atli, sürurlu, ıztırapsız, bâki bir hayata mazhariyetle, Mahbûb-u Bâkînin daire-i rahmetine girmektir.
    Üçüncüsü: İhtiyarlık gibi, şerâit-i hayatiyeyi ağırlaştıran birçok esbab vardır ki, mevti, hayatın pek fevkinde nimet olarak gösterir. Meselâ, sana ıztırap veren pek ihtiyar olmuş peder ve validenle beraber, ceddin cedleri, sefalet-i halleriyle senin önünde şimdi bulunsaydı, hayat ne kadar nikmet, mevt ne kadar nimet olduğunu bilecektin. Hem meselâ, güzel çiçeklerin âşıkları olan güzel sineklerin, kışın şedâidi içinde hayatları ne kadar zahmet ve ölümleri ne kadar rahmet olduğu anlaşılır.
    Dördüncüsü: Nevm, nasıl ki bir rahat, bir rahmet, bir istirahattir-hususan musibetzedeler, yaralılar, hastalar için. Öyle de, nevmin büyük kardeşi olan mevt dahi, musibetzedelere ve intihara sevk eden belâlarla müptelâ olanlar için ayn-ı nimet ve rahmettir. Amma ehl-i dalâlet için, müteaddit Sözlerde katî ispat edildiği gibi, mevt dahi hayat gibi nikmet içinde nikmet, azap içinde azaptır; o bahisten hariçtir.


    1- Hanginiz daha güzel işler yapacaksınız diye sizi imtihan etmek için ölümü de, hayatı da yaratan Odur. Mülk Sûresi: 67:2.
    seyyah_salih bunu beğendi.
    Risale-i nur bir imtihan kitabıdır.
    Davasına sadık olmayan insanların başarı ihtimali yoktur.



  4. #4
    Ehil Üye seyyah_salih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Şan(S)lıUrfa'DaN
    Yaş
    51
    Mesajlar
    15.435

    Standart

    Alıntı leman ateş Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    merhaba.ölümle ilgili bir açıklama
    eski bir konu...konuyu açan arkadaş 17. sözü açıklayabilecek var mı demiş..sonra ölüm izahı istemiş...hem 17. söz hemde ölüm hakikatinin işlendiği bir konu ile mütalaa edilebilir..
    Marifet ufku....

    Muhabbet denizinde çalan bir melodi gibidir

  5. #5
    Ehil Üye seyyah_salih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Şan(S)lıUrfa'DaN
    Yaş
    51
    Mesajlar
    15.435

    Standart

    Ölüm için kısaca her bitiş gibi ölümde bir bitişin başlangıcıdır.. bir çekirdek toprağa gömülür... ceset gibi..daha önce çekirdek olan hayatı toprağa gömülerek sona erer..ölür.. ama o çekirdeğin hayatı toprak altında çekirdek olarak sona ererken..filiz ve ağaç olarak yeni bir başlangıçla yeniden başlar..işte bizde bir çekirdek gibi toprağa girer ölürüz..bu dünyada bir hayat biter..ama ahirette yeni bir hayat başlar.
    Marifet ufku....

    Muhabbet denizinde çalan bir melodi gibidir

  6. #6
    Ehil Üye seyyah_salih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Şan(S)lıUrfa'DaN
    Yaş
    51
    Mesajlar
    15.435

    Standart

    Dünyayı bir misafirhâne-i Rahmân olduğunu göstermekle ve dünyadaki mevcudât ise, esmâ-i İlâhiyenin aynaları olduklarını ve masnuâtı ise, her vakit tazelenen mektubât-ı Samedâniye olduklarını bildirmekle, insanın fenâ-i dünyadan ve zevâl-i eşyadan ve hubb-u fâniyâttan gelen yaralarını güzelce tedâvi eder ve evhâmın zulümâtından kurtarır.
    32.söz
    Marifet ufku....

    Muhabbet denizinde çalan bir melodi gibidir

  7. #7
    Ehil Üye seyyah_salih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Şan(S)lıUrfa'DaN
    Yaş
    51
    Mesajlar
    15.435

    Standart

    Hem, mevt ve eceli âlem-i berzaha giden ve âlem-i bekâda olan ahbablara visâl ve mülâkât mukaddimesi olarak gösterir. Ehl-i dalâletin nazarında bütün ahbabından bir firâk-ı ebedî telâkkî ettiği ölüm yaralarını böylece tedâvi eder. Ve o firâk, ayn-ı likâ olduğunu ispat eder. 32.söz
    Marifet ufku....

    Muhabbet denizinde çalan bir melodi gibidir

  8. #8
    Ehil Üye seyyah_salih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Şan(S)lıUrfa'DaN
    Yaş
    51
    Mesajlar
    15.435

    Standart

    Hem, kabrin âlem-i rahmete ve dâr-ı saadete ve bâğistân-ı Cinâna ve nuristân-ı Rahmâna açılan bir kapı olduğunu ispat etmekle, beşerin en müthiş korkusunu izâle edip, en elîm ve kasâvetli ve sıkıntılı olan berzah seyahatini, en leziz ve ünsiyetli ve ferahlı bir seyahat olduğunu gösterir. Kabir ile ejderha ağzını kapatır, güzel bir bahçeye kapı açar. Yani, kabir ejderha ağzı olmadığını, belki bâğistân-ı rahmete açılan bir kapı olduğunu gösterir.32.söz
    Marifet ufku....

    Muhabbet denizinde çalan bir melodi gibidir

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0