+ Konu Cevaplama Paneli
2. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var BirinciBirinci 1 2
Gösterilen sonuçlar: 11 ile 17 ve 17

Konu: 19. Söz 14. Reşha'nın Açıklaması?

  1. #11
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Sebeb-i kusur(KURANI ANLAMAYAN İÇİN KUSUR SEBEBİ) tevehhüm edilen (VARSAYILAN)tekrarâtındaki lem'a-i i'câza (MUCİZE DAMLASINA)bak ki; Kur'ân, hem bir kitâb-ı zikir(ZİKİR KİTABI), hem bir kitâb-ı duâ(DUA KİTABI), hem bir kitâb-ı dâvet (DOĞRUYA DAVET KİTABI)olduğundan, içinde tekrar müstahsendir(GÜZELDİR,BEĞENİLENDİR), belki elzemdir(TEKRAR ÇOK LAZIMDIR) ve eblağdır(BELİĞDİR,), ehl-i kusurun(KUSUR OLARAK DÜŞÜNENİN) zannı(ANLADIĞI) gibi değil. Zîrâ, zikrin şe'ni(GEREĞİ), tekrar ile tenvirdir(NURLANMAKTIR); duânın şe'ni(GEREĞİ), terdad(TEKRAR) ile takrirdir(AĞIZDAN OKUMAKTIR); emir ve dâvetin şe'ni(GEREĞİ), tekrar ile te'kiddir(MANASINI KUVVETLENDİRMEKTİR). Hem, herkes her vakit bütün Kur'ân'ı okumaya muktedir(GÜÇ YETİREMEZ) olamaz, fakat bir sûreye gâliben muktedir(GÜÇ YETİREBİLİR,OKUYABİLİR) olur. Onun için, en mühim makâsıd-ı Kur'âniye(KURANIN EN KIYMETLİ MAKSADLARI OLAN;TEVHİD,NÜBÜVVET,HAŞİR,İBADET VE ADALET) ekser uzun sûrelerde derc edilerek(YERLEŞTİRİLEREK), herbir sûre bir küçük Kur'ân hükmüne geçmiş. Demek, hiç kimseyi mahrum etmemek için tevhid ve haşir ve kıssa-i Mûsâ gibi bâzı maksadlar tekrar edilmiş. Hem, cismânî(BEDENİ) ihtiyaç gibi, mânevî hâcât(İHTİYAÇ) dahi muhteliftir. Bâzısına insan her nefes muhtaç olur: cisme hava, ruha Hû gibi. Bâzısına her saat: Bismillâh gibi ve hâkezâ. Demek, tekrar-ı âyet(AYETİN TEKRARI), tekerrür-ü ihtiyaçtan (İHTİYACIN TEKRARINDAN)ileri gelmiş ve o ihtiyaca işaret ederek, uyandırıp teşvik etmek, hem iştiyâkı ve iştihâyı tahrik etmek (HAREKETE GEÇİRMEK)için tekrar eder.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  2. #12
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Hem Kur'ân, müessistir(TESİS EDEN), bir Din-i Mübînin(İSLAMIN) esâsıdır ve şu âlem-i İslâmiyetin temelleridir ve hayat-ı içtimâiye-i beşeriyeyi(İNSANIN TOPLUM HAYATINI) değiştirip, muhtelif tabakâta, mükerrer(TEKRARLI) suâllerine cevaptır. Müessise(TESİS EDENE), tesbit etmek için tekrar lâzımdır, te'kid(KUVVETLENDİRMEK) için terdad(TEKRAR) lâzımdır, teyid(DESTEKLEME) için takrîr(KARARLAŞTIRMA,YERLEŞTİRME), tahkik(ARAŞTIRMA), tekrîr (TEKRARLAMAK)lâzımdır. Hem öyle mesâil-i azîme (BÜYÜK MESELELER)ve hakâik-ı dakîkadan(İNCE HAKİKATLARDAN) bahsediyor ki, umumun(BÜTÜN İNSANLARIN) kalblerinde yerleştirmek için çok defa muhtelif sûretlerde tekrar lâzımdır. Bununla beraber, sûreten tekrardır, fakat mânen herbir âyetin çok mânâları, çok faydaları, çok vücuh(YÖNLERİ) ve tabakâtı vardır. Herbir makamda ayrı bir mânâ ve fayda ve maksadlar için zikrediliyor. Hem Kur'ân'ın, mesâil-i kevniyenin(KAİNAT MESELELERİNİN) bâzısında ibhâm (KAPALI)ve icmâli(KISACA ANLATMIŞ;MESELA KURAN ŞÖYLE DEMİŞ OLSAYDI SUYUN İÇİNDEKİ MİKROPLARA BAKARAK ALLAHIN VARLIĞINA İNANIN VEYA GÜNEŞİN DÜNYANIN DÖNMESİNE BAKARAK ALLAHIN VARLIĞINA İNANIN O ZAMAN BİLİMİN GELİŞTİĞİ ASIRDAN ÖNCEKİLERİN AKILLARI ANLAMAZDI..ONUN İÇİN KURAN BİLİMLE İLGİLİ AYETLERİ KAPALI VE KISA TUTMUŞ ..BU) ise, irşâdî(İRŞAD EDİCİ) bir lem'a-i i'câzdır(MUCİZE DAMLASIDIR). Ehl-i ilhâdın(DİNSİZLERİN) tevehhüm ettikleri(VARSAYDIKLARI) gibi medâr-ı tenkid(ELEŞTİRİ SEBEBİ) olamaz ve sebeb-i kusur değildir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  3. #13
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Eğer desen: "Acaba neden Kur'ân-ı Hakîm, felsefenin mevcudâttan(KAİNATTAN) bahsettiği gibi etmiyor? Bâzı mesâili(MESELELERİ) mücmel(KISA) bırakır, bâzısını nazar-ı umumiyi(BÜTÜN İNSANLARIN BAKIŞLARINI) okşayacak, hiss-i âmmeyi(HEPSİNİN HİSSİNİ) rencide etmeyecek(KIRMAYACAK), fikr-i avâmı(ÇOĞU İNSANLARIN FİKRİNİ) tâciz edip(USANDIRIP) yormayacak bir sûret-i basitâne-i zâhirânede(BASİT BİR ŞEKİLDE) söylüyor." Cevaben deriz ki: Felsefe, hakikatin yolunu şaşırmış onun için. Hem, geçmiş derslerden ve sözlerden elbette anlamışsın ki, Kur'ân-ı Hakîm şu kâinattan bahsediyor; tâ zât ve sıfât ve esmâ-i İlâhiyeyi(İLAHİ İSİMLERİ) bildirsin. Yani bu kitâb-ı kâinatın(KAİNAT KİTABININ) maânîsini(MANASINI) anlattırıp, tâ Hâlıkını(YARATICISINI) tanıttırsın. Demek, mevcudâta(KAİNATTAKİ HERŞEYE) kendileri için değil, belki Mûcidleri(İCADEDENİNİN NAMINA) için bakıyor. Hem, umuma hitâb ediyor. İlm-i hikmet(FELSEFE) ise, mevcudâta (KAİNATA)mevcudât için (KAİNAT NAMINA)bakıyor. Hem, hususan ehl-i fenne(BİLİM ADAMLARINA) hitâb ediyor. Öyle ise, mâdem ki Kur'ân-ı Hakîm mevcudâtı delil yapıyor, bürhan yapıyor; delil zâhirî olmak, nazar-ı umuma çabuk anlaşılmak gerektir. Hem mâdem ki Kur'ân-ı Mürşid, bütün tabakât-ı beşere(İNSAN TABAKALARINA YANİ ALİMİ,CAHİLİ,ZENGİNİ,FAKİRİ,GENÇ,ÇOÇUK,İHTİYAR ..BUNLARIN HEPSİNE) hitâb eder; kesretli(ÇOĞUNLUK) tabaka ise, tabaka-i avâmdır(ALİM SINIFI DIŞINDAKİ HALKTIR). Elbette irşâd ister ki, lüzumsuz şeyleri ibhâm (KAPALI)ile icmâl etsin(KISA BIRAKSIN) ve dakîk(İNCE) şeyleri temsil ile takrîb (AKLA YAKINLAŞTIRSIN)etsin; ve mugâlâtalara(yANILTICI SÖZLERE) düşürmemek için zâhirî nazarlarında bedihî(AÇIK) olan şeyleri, lüzumsuz, belki zararlı bir sûrette tağyir etmemektir(DEĞİŞTİRMEMEKTİR).
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  4. #14
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Meselâ, güneşe der: "Döner bir siracdır(KANDİLDİR), bir lâmbadır." Zîrâ(ÇÜNKÜ), güneşten güneş için, mahiyeti(HAKİKATI,ÖZÜ) için bahsetmiyor. Belki bir nevi intizamın(düzenin) zenbereği ve nizâmın(DÜZENİN) merkezi olduğundan; intizam ve nizam ise Sâniin(SANATKARININ) âyine-i mârifeti olduğundan bahsediyor. Evet, der: -1- "Güneş döner." Bu "döner" tâbiriyle, kış-yaz, gece-gündüzün deverânındaki muntazam tasarrufât-ı kudreti ihtar ile azamet-i Sânii ifham eder. İşte, bu dönmek hakikati ne olursa olsun, maksud olan ve hem mensuc, hem meşhud olan intizama tesir etmez. Hem, der: -gÜNEŞİ de bir kandil olarak asmıştır. (Nuh Sûresi: 16.) - Şu "sirac" tâbiriyle âlemi bir kasır sûretinde; içinde olan eşya ise, insana ve zîhayata ihzâr edilmiş müzeyyenât ve mat'umât ve levâzımât olduğunu ve güneş dahi musahhar bir mumdar olduğunu ihtar ile, rahmet ve ihsan-ı Hâlıkı ifham eder.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  5. #15
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    YANİ Kuran kainattakilere Allah namına bakıyor..mesela güneşi anlatırken..bu dünyayı saray şeklinde güneşide bu sarayın kandili,lambası şeklinde anlatıyor..Allahın kudretini gösteriyor...AMA FELSEFE İSE..güneşten neden oluşmuş,,içinde ne var ne yok..bundan bahsediyor..
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  6. #16
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Kuran nedir ve tarifi nasıldır?" başlığı altında yapılan izahı ayeti kerimelerle açıklayabilir misiniz? 21-Şubat-2009 - 11:17:20Cevabımız

    Değerli Kardeşimiz;

    Kur'ân,

    •şu kitab-ı kebir-i kâinatın bir tercüme-i ezeliyesi,

    •ve âyât-ı tekviniyeyi okuyan mütenevvi dillerinin tercüman-ı ebedîsi,

    •ve şu âlem-i gayb ve şehadet kitabının müfessiri,

    •ve zeminde ve gökte gizli esmâ-i İlâhiyenin mânevî hazinelerinin keşşafı,

    •ve sutûr-u hâdisâtın altında muzmer hakaikin miftahı,

    •ve âlem-i şehadette âlem-i gaybın lisanı,

    •ve şu âlem-i şehadet perdesi arkasında olan âlem-i gayb cihetinden gelen iltifâtât-ı ebediye-i Rahmâniye ve hitâbât-ı ezeliye-i Sübhâniyenin hazinesi,

    •ve şu İslâmiyet âlem-i mânevîsinin güneşi, temeli, hendesesi,

    •ve avâlim-i uhreviyenin mukaddes haritası,

    ve Zât ve sıfât ve esmâ ve şuûn-u İlâhiyenin kavl-i şârihi, tefsir-i vâzıhı, burhan-ı kàtıı, tercüman-ı sâtıı,

    "Elif, Lam, Ra. İşte bunlar hikmetli Kitabın âyetleridir." * (Yunus 1)

    "Göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde, insanlara yararlı şeylerle denizde süzülen gemilerde, Allah’ın gökten indirip yeri ölümünden sonra dirilttiği suda, her türlü canlıyı orada yaymasında, rüzgarları ve yerle gök arasında emre amade duran bulutları döndürmesinde düşünen kimseler için âyetler vardır." * (Bakara 124)

    "Gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde, Allah’ın göklerde ve yerde yarattıklarında, O’na karşı gelmekten sakınan kimseler için âyetler vardır." * (Yunus 6)

    "Gece ile gündüz, Güneş ile Ay, Allah’ın varlığının âyetlerindendir. Güneşe ve Ay’a secde etmeyin. Eğer Allah’a kulluk etmek istiyorsanız bunları yaratana secde edin." * (Fussilet 37)

    "Sizi topraktan yaratması O’nun varlığının âyetlerindendir. Sonra hemen birer insan olup yeryüzüne yayılırsınız. İçinizden kendileriyle huzura kavuşacağınız eşler yaratıp aranızda muhabbet ve rahmet var etmesi O’nun varlığının âyetlerindendir. Bunlarda tefekkür eden bir kavim için âyetler vardır. Gökleri ve yeri yaratması, dillerinizin ve renklerinizin değişik olması, O’nun varlığının âyetlerindendir. Doğrusu bunda bilenler için âyetler vardır. Geceleyin uyumanız, gündüz de lütfundan rızık aramanız O’nun varlığının âyetlerindendir. Bunlara kulak veren bir kavim için âyetler vardır. Size korku ve ümit veren şimşeği göstermesi, gökten su indirip ölümünden sonra yeri onunla diriltmesi O’nun varlığının âyetlerindendir. Bunlarda akleden kavim için âyetler vardır. Göğün ve yerin, O’nun emri ile ayakta durması O’nun varlığının âyetlerindendir. Sonra sizi kabirlerinizden bir çağırmaya görsün, hemen çıkıverirsiniz." (Rum 20-25)

    "Göklerde ve yerde inananlara nice ayetler vardır." * (Casiye 3)

    "…Allah’ın göklerde ve yerde yarattıklarında âyetler vardır." * (Yunus 6)

    "Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde akıl sahiplerine şüphesiz deliller vardır. Onlar ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah’ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür ederler. Rabbimiz sen bunları boşuna yaratmadın. Sen münezzehsin. Bizi ateşin azabından koru, derler." * (Al-i İmran 190-191)

    "Dünya hayatı, gökten indirdiğimiz su gibidir ki, onunla insan ve hayvanların yiyeceği bitkiler yetişip birbirine karışmıştır. Yeryüzü süslenip bezendiği ve yerin sahiplerinin bütün bunlara mâlik olduklarını sandıkları sırada gece veya gündüz, buyruğumuz o yere gelmiş ve orayı hiçbir şey bitirmemişe çevirmişiz; bir gün önce bir şey yokmuş gibi olmuştur. Tefekkür eden bir kavim için âyetleri böylece uzun uzun açıklıyoruz." * (Yunus 24)

    "Yeri düzleyen, orada dağlar nehirler var eden, her türlü üründen çift çift yetiştiren, gündüzü geceyle bürüyen de O’dur. Doğrusu bunlarda tefekkür eden kimseler için ibretler vardır." * (Ra’d 3)

    "Rabbin bal arısına: Dağlarda, ağaçlarda ve hazırlanmış kovanlarda yuva edin; sonra her çeşit üründen ye; sonra da Rabbinin işlemen için gönderdiği yoldan yürü diye öğretti. Karınlarından, insanlara şifa olan çeşitli renklerde bal çıkar. Tefekkür eden bir millet için bunda ibret vardır." * (Nahl 68-39)

    Bu ve buna benzer yüzlerce ayet üstadın yukardaki tanım ve tarifini destekler mahiyettedir. Bu ayetler kainat kitabını okuyan ve okutturan ayetlerdir. İnsanlığa kainatın dilini anlamak noktasında rehber ve tercüman olan ayetlerdir.

    •ve şu âlem-i insaniyetin mürebbîsi,

    •ve insaniyet-i kübrâ olan İslâmiyetin mâ ve ziyası,

    •ve nev-i beşerin hikmet-i hakikiyesi,

    •ve insaniyeti saadete sevk eden hakikî mürşidi ve hâdîsi,

    •ve insana hem bir kitab-ı şeriat,

    •hem bir kitab-ı dua,

    •hem bir kitab-ı hikmet,

    •hem bir kitab-ı ubudiyet,

    •hem bir kitab-ı emir ve davet,

    •hem bir kitab-ı zikir,

    •hem bir kitab-ı fikir,

    •hem bütün insanın bütün hâcât-ı mâneviyesine merci olacak çok kitapları tazammun eden tek, câmi bir kitab-ı mukaddestir.

    •Hem bütün evliya ve sıddıkîn ve urefâ ve muhakkıkînin muhtelif meşreplerine ve ayrı ayrı mesleklerine, herbirindeki meşrebin mezâkına lâyık ve o meşrebi tenvir edecek ve herbir mesleğin mesâkına muvafık ve onu tasvir edecek birer risale ibraz eden mukaddes bir kütüphane hükmünde bir kitab-ı semâvîdir.

    "Ben, cinleri ve insanlari yalnizca bana ibadet etsinler diye yarattim," (Zarriyat Suresi, 56)

    "Bundan (Kuran'dan) önce (onlar) insanlar için bir hidayet idiler. Doğruyu yanlıştan ayıran (Furkan)ı da indirdi. Gerçek şu ki, Allah'ın ayetlerini inkar edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah güçlüdür, intikam alıcıdır."

    (Al-i İmran Suresi, 4)

    Onların sana getirdikleri hiçbir örnek yoktur ki, biz (ona karşı) sana hakkı ve en güzel açıklama tarzını getirmiş olmayalım." (Furkan Suresi, 33)

    "Bak, iyice kavrayıp-anlamaları için ayetleri nasıl çeşitli biçimlerde açıklıyoruz?"

    (Enam Suresi, 65)

    "Bilin ki, kalplerin yatışıp rahatlaması Allah'ın zikri ile olur." (Ra'd, 13/28)

    "Bu, Bizim O'na indirdiğimiz mübârek bir Zikirdir. Şu halde, onu inkâr edecek olanlar siz misiniz?" (21/Enbiyâ, 50)

    "Hiç şüphesiz Zikr'i (Kur'an'ı) Biz indirdik Biz; onun koruyucuları da gerçekten Biziz."(15/Hıcr, 9)

    "(Rasûlüm!) İşte böylece geçmiştekilerin haberlerinden bir kısmını sana anlatıyoruz. Şüphesiz ki, tarafımızdan sana bir zikir (Kur'an) verdik." (20/Tâhâ, 99)

    Ey iman eden akıl sahipleri! Allah'tan korkun. Allah size gerçekten bir zikir (Kur'an) indirmiştir." (65/Talak, 10)

    Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah’ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki “Rabbimiz, Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek Yücesin, bizi ateşin azabından koru.” “Rabbimiz, şüphesiz Sen kimi ateşe sokarsan, artık onu ‘hor ve aşağılık’ kılmışsındır; zulmedenlerin yardımcıları yoktur.” “Rabbimiz, biz: “Rabbinize iman edin” diye imana çağrıda bulunan bir çağırıcıyı işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz, bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve bizi de iyilik yapanlarla birlikte öldür.” “Rabbimiz, elçilerine va’dettiklerini bize ver, kıyamet gününde de bizi ‘hor ve aşağılık’ kılma. Şüphesiz Sen, va’dine muhalefet etmeyensin.” Nitekim Rableri onlara (dualarını kabul ederek) cevab verdi: “Şüphesiz Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden bir işte bulunanın işini boşa çıkarmam…” (Al-i İmran Suresi, 191-195)

    Yürüyüşünde orta bir yol tut, sesinden de (yüksek perdeleri) eksilt. Çünkü, seslerin en çirkin olanı gerçekten eşeklerin sesidir. (Lokman Suresi, 19)

    De ki: "Allah, diye çağırın, 'Rahman' diye çağırın, ne ile çağırırsanız; sonunda en güzel isimler O'nundur." Namazında sesini çok yükseltme, çok da kısma, bu ikisi arasında (orta) bir yol benimse. (İsra Suresi, 110)

    , Hayy (diri) olandır. O’ndan başka ilah yoktur; öyleyse dini yalnızca Kendisi’ne halis kılanlar olarak O’na dua edin. Alemlerin Rabbine hamdolsun. (Mü’min Suresi, 65)

    Öyleyse, dini yalnızca O’na halis kılanlar olarak Allah’a dua (kulluk) edin; kafirler hoşgörmese de. (Mü’min Suresi, 14)

    De ki: “Rabbim adaletle davranmayı emretti. Her mescid yanında (secde yerinde) yüzlerinizi (O’na) doğrultun ve dini yalnız Kendisi’ne has kılarak O’na dua edin. “Başlangıçta sizi yarattığı” gibi döneceksiniz.” (A’raf Suresi, 29)

    De ki “Sizin duanız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi?” 25 Furkan [Ayırıcı> Suresi 77

    Kur`an , insanlari Allah`a imana, O`na itaat ve ibadete davet eder.Haram ve helal olanlari aciklar.ilmi tesvik eder (Zümer suresi,9)

    Okumayi ve ögrenmeyi ibadet sayar.cahillikten ve cahillerden uzak durmayi ögütler (A`raf suresi,199)

    "Bu, kendisinde süphe olmayan kitaptir. Allah`a karsi gelmekten sakinanlar icin yol göstericidir." (Bakara suresi,2)

    "Gercekten bu Kur`an en dogru olan yola götürür ve iyi isler yapan mü`minler icin büyük bir mükafat oldugunu ve ahirete inanmayanlar icin elem dolu bir azap hazirladigimizi müjdeler." (Isra suresi,9,10)

    De ki: “ Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” Zümer : 9

    “ De ki: Rabbim ilmimi arttır!” Tâhâ : 114

    “ Yaratan Rabbinin adıyla oku. Oku, Rabbin en büyük kerem sahibidir. O ki kalemle (yazmayı) öğretti. İnsana bilmediğini öğretti.” Alâk : 1,3,4,5

    " Hikmeti (ilmi) dilediğine verir. Hikmet verilen kimseye çok hayır verilmiştir. Bunu ancak sağduyu sahipleri düşünüp anlarlar." Bakara : 269

    “ Kulları içinden ancak alimler, Allah’tan gereğince korkar.” Fâtır : 28

    “ Göklerde ve yerde nice ayetler vardır ki, onların yanından (hiç düşünmeden) yüz çevirerek geçerler.” Yusuf : 105

    “ Allah, sana Kitab’ı ve hikmeti indirdi ve sana bilmediğin şeyleri öğretti.” Nisa : 113

    “ Allah demişti ki: “ Ey Meryem oğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi hatırla, hani seni Ruhu’l Kudüs ile desteklemiştim; beşikte ve yetişkin iken insanlarla konuşuyordun; sana Kitab’ı, hikmeti, Tevrat’ı, İncil’i öğrettim.” Maide : 110

    “ Evlerinizde okunan Allah ayetlerini ve hikmeti hatırlayın.” Ahzâb : 34

    “ Geceyi, gündüzü, güneşi ve ay’ı sizin hizmetinize verdi. Yıldızlar da O’nun emriyle (size) boyun eğdirilmiştir. Şüphesiz bunda aklını kullanan aklını kullanan bir toplum için ibretler vardır.” Nahl : 12

    “ Allah bilendir, hikmet sahibidir.” Nur : 58

    “ Aklınızı kullanmıyor musunuz?” Bakara : 44

    “ Size ayetlerini gösterir ki düşünesiniz.” Bakara : 73

    “ Düşünürseniz size ayetleri açıkladık.” Âl-i İmrân :118

    "Bilmiyorsanız ilim erbâbına sorunuz. " Nahl : 43

    “ Bu misalleri ancak âlim olanlar anlar." (Ankebut 43) “

    Üstadın tarifleri içinde geçen hikmet, dua, fikir, zikir gibi kavramların Kuran da geçen ayetlerinin bir kısmını yukarda verdik. Daha bunun gibi onlarca ayet üstadın tarifini teyit ve takviye ediyor.

    İKİNCİ CÜZ VE TETİMME-İ TARİF: Kur'ân Arş-ı Âzamdan, İsm-i Âzamdan, her ismin mertebe-i âzamından geldiği için, On İkinci Sözde beyan ve ispat edildiği gibi,

    Kur'ân,

    •bütün âlemlerin Rabbi itibarıyla Allah'ın kelâmıdır;

    •hem bütün mevcudatın İlâhı ünvanıyla Allah'ın fermanıdır;

    •hem bütün semâvat ve arzın Hâlıkı namına bir hitaptır;

    •hem rububiyet-i mutlaka cihetinde bir mükâlemedir;

    •hem saltanat-ı âmme-i Sübhâniye hesabına bir hutbe-i ezeliyedir;

    •hem rahmet-i vâsia-i muhîta nokta-i nazarında bir defter-i iltifâtât-ı Rahmâniyedir;

    •hem Ulûhiyetin azamet-i haşmeti haysiyetiyle, başlarında bazan şifre bulunan bir muhabere mecmuasıdır;

    •hem İsm-i Âzamın muhitinden nüzul ile Arş-ı Âzamın bütün muhâtına bakan ve teftiş eden hikmetfeşan bir kitab-ı mukaddestir.

    "İşte bu Kur'an muazzam bir kitabdır. Onu biz indirdik. Çok mübarektir. (Fayda ve bereketi çoktur). Artık buna uyun, emirlerine bağlanın ve Allah'tan korkun. Tâ ki merhamet olunasınız" (En'âm: 155).

    - "Şu indirilmiş Kur'an, mübarek ve feyizli bir kitabdır ki elleri önündekini (Tevrat ve İncil'i) tasdik edicidir. Tâ ki onunla Mekke halkını ve bütün çevresindeki insanları korkutsun. åhirete îman edenler, namazlarına gereği üzere devam ettikleri gibi, Kur'an'a da inanırlar" (En'âm: 92).

    - "Onlar, hâlâ Kur'an'ın Allah kelâmı olduğunu ve mânasını düşünmeyecekler mi? Eğer o, Allah'tan başkası tarafından olsaydı, muhakkak ki içinde birbirini tutmayan birçok söz ve ifadeler bulurlardı." (Nisâ: 82).

    "O Kur'an, insanları Hakk'a ulaştırır; helâl ile haramda ve din hükümlerinde hakkı bâtıldan ayırır..." (Bakara: 185).

    "Kur'ân-ı Kerîm doğru yol gösterici, mü'minlere derecelerle kurtuluşu müjdeleyicidir" (Bakara: 97).

    "Bu Kur'an, akıl sâhiplerinin, âyetlerini iyice düşünüp anlamaları ve ders almaları için, sana indirdiğimiz saadet kaynağı bir kitabtır" (Sâd: 29).

    (Bu Kuran,) Ayetlerini, iyiden iyiye düsünseler ve temiz akil sahipleri ögüt alsinlar diye sana indirdigimiz mübarek bir kitaptir." (Sad Suresi, 29)

    * "Kur`an apaçık bir nur, hakîm bir zikir ve en doğru yoldur." *

    "Kur`an-ı Kerîm, Allah Teâlâ`nın gökten yeryüzüne uzatılmış bir ipidir." *

    "Kur`an`ın sair sözlere üstünlüğü, Rahman`ın mahlûkatına nazaran üstünlüğü gibidir." *

    "Kim Allah`ın kitabından bir âyet okursa, Kıyâmet günü kendisine nûr olur." *

    "Evlerinizi namaz kılarak ve Kur`an okuyarak nurlandırınız."

    Üstadın Kuran hakkında yapmış olduğu tarif ve tanım kapsamlı ve geniş bir tariftir. Tamamı ile ayet ve hadisler ışığında yapılmış bir tanımdır. Biz bir nebze üstadın tarifinde geçen kavramları Kuran ayetleri ile temellendirmeye çalıştık. Şüphesiz tarifte geçen kavramlarla ilgili ayetleri tamamı ile çıkarıp göstermek ancak üstada ait bir durumdur. Bu yüzden tam bir cevap nazarı ile bakılmamalıdır. Yapılacak uzun bir araştırmada daha nice ayet ve hadisin bu tarif içinde yer aldığı görülecektir.

    Selam ve dua ile...
    Sorularla Risale-i Nur Editör
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  7. #17
    Dost dua dilencisi_19 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Mesajlar
    5

    Standart

    Bana yardım edin ALLAH c.c. rızası için ..

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Reşha-Misal!.....
    By _ŞuA_ in forum Bediüzzaman'ın Talebeleri
    Cevaplar: 20
    Son Mesaj: 22.10.08, 13:29
  2. Bir Açıklaması Var mıdır ?
    By deli_poyraz in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 33
    Son Mesaj: 27.08.08, 18:01
  3. Zühre, Katre, Reşha
    By Gül-ihamra in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 12
    Son Mesaj: 28.04.08, 22:08
  4. Genelkurmay'ın Açıklaması
    By erdinç in forum Gündem
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 10.05.07, 17:54
  5. Reşha Mesleği
    By elff in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 16.01.07, 17:59

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0