+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 3 Sayfa var 1 2 3 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 25

Konu: Mülkten Melekûta Harfi Bakış

  1. #1
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart Mülkten Melekûta Harfi Bakış

    Mülk ve Melekût Allah'ın iki alemidir.

    Alem-i Mülk,sahip olunan, üzerinde tasarruf hakkı bulunan ve şahit olduğumuz alem.Görünen alemdir.

    Melekût,bir şeyin iç yüzü, hakikati, aslı.Görünen alem değil müttali olmadığımız gayb alemleri.

    Âlem-i melekût,melekût âlemi, ruhlar ve melekler âlemi.Gözle görülmeyen semâvî varlıklar âlemi.

    Yukarıda kısaca tariflerini yaptığımız mülk ve melekût alemleri ile ilgili Risale-i Nurlardan da alıntılarla konuya devam edelim inşallah.

    Özellikle yer yer mülk alemindeki eşyanın melakût boyutlarına yoğunlaşmaya çalışalım.

    Mülkten melekûta bakış açılarımızı mana-i harfi bakış ile bakmaya yöneltelim.Mülk aleminin mülevves yansımalarının altında melekût cihetine tecelli eden parlak ve güzel yansımaların perdelerini aralamaya çalışalaım.

    Öncelikle konu ile ilgili Risale-i Nurlarda geçen bölümleri paylaşalım.

    Hem hayatın iki yüzü, yani mülk, melekut vecihleri parlaktır, kirsizdir, noksansızdır, ulvîdir. Onun için, perdesiz, vasıtasız, doğrudan doğruya dest-i kudret-i Rabbâniyeden çıktığını âşikâre göstermek için, sair eşya gibi zâhirî esbabı, hayattaki tasarrufât-ı kudrete perde edilmemiş bir müstesna mahlûktur. (Otuzuncu Lem'a)

    Kâinatın iki ciheti var-aynanın iki vechi gibi: Biri mülk, biri melekûtiyet.

    Mülk ciheti ezdadın cevelangâhıdır. Hüsün-kubh, hayır-şer, sağîr-kebîr gibi umurun mahall-i tevarüdüdür. Onun için vesait ve esbab vaz edilmiş, tâ dest-i kudret zahiren umur-u hasise ile mübaşir olmasın. Azamet, izzet öyle ister. Hakikî tesir verilmemiş; vahdet öyle ister.

    Melekûtiyet ciheti ise, mutlaka şeffafedir; teşahhusat karışmaz. O cihet vasıtasız Hâlıka müteveccihdir. Terettüp, teselsül yoktur. İlliyet, mâlûliyet giremez. İ'vicâcâtı yoktur. Avâik müdahale edemez. Zerre, şemse kardeş olur.

    Kudret hem basit, hem nâmütenâhi, hem zâtî; mahall-i taallûk-u kudret hem vasıtasız, hem lekesiz, hem isyansızdır. Büyük küçüğe tekebbürü, cemaat ferde rüçhanı, küll cüz'e nisbeten kudrete karşı fazla nazlanması olamaz.( Sünuhat)

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  2. #2
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Mülkten Melekûta Harfi Bakış

    Mülk aleminde yaratılan eşyanın melekûta yansıması vardır.Mülkteki esbap müessir-i hakiki değil sadece "Mülk ciheti ezdadın cevelangâhıdır. Hüsün-kubh, hayır-şer, sağîr-kebîr gibi umurun mahall-i tevarüdüdür. Onun için vesait ve esbab vaz edilmiş, tâ dest-i kudret zahiren umur-u hasise ile mübaşir olmasın. Azamet, izzet öyle ister. Hakikî tesir verilmemiş; vahdet öyle ister."

    Şimdi mülkten melekûta bir bakışla harfi bakışın nasıl olması gerektiğine bir misalle bakalım.

    Önümüzde mülk aleminde bulunan bir yemek tabağını düşünelim.(Bu misali diğer mülkalemindeki diğer eşyalar içinde düşünebiliriz.)Tabağın şekli,görünüşü,rengi,küçük ve büyüklüğü ,hangi maddelerden yapıldığı v.b.halleri mülk aleminde görülen şahit olduğumuz yönleridir.

    Şimdi mülkten melekûta bir bakışa geçelim.Tabak hangi iş için kullanılıyor?Elbetteki yiyeceklerin servis edilmesi ve içlerine meyve,sebze ve gıdalar konulması için kullanılıyor.Bu yiyecekler harfi bakışta neyi ifade ediyor?Allah'ın Mün'im,Rahman ve Rezzak gibi isimlerinin cilvelerini ve yansımalarını ifade ediyor.

    Öyleyse yemek tabağının görünüşü olan mülk cihetinden Allah'ın esması olan cihetine bakmamız ve geçmemiz ise melekûti bir bakış oluyor.

    İşte her bir eşyanın mülk boyutundan melekûtuna geçmek mana-i isminden mana-i harfiye geçmek oluyor ki iman-ı tahkiki bunu zaruri kılmaktadır.

    Eşyanın melekûtu her zaman esma-i hüsnaya baktığı için parlak ve şeffaftır ve güzeldir.

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  3. #3
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Ey esbab-perest gafil! Esbab bir perdedir; çünkü izzet ve azamet öyle ister. Fakat iş gören, kudret-i Samedâniyedir; çünkü tevhid ve celâl öyle ister ve istiklâli iktiza eder. Sultan-ı Ezelînin memurları, saltanat-ı Rububiyetin icraatçıları değillerdir. Belki o saltanatın dellâllarıdırlar ve o Rububiyetin temâşâger nazırlarıdırlar. Ve o memurlar, o vasıtalar kudretin izzetini, Rububiyetin haşmetini izhar içindir, tâ umur-u hasise ile kudretin mübaşereti görünmesin. Acz-âlûd, fakr-pîşe olan insanî bir sultan gibi, acz ve ihtiyaç için memurları şerik ittihaz etmiş değildir.
    Demek esbab vaz edilmiş, tâ aklın nazar-ı zahirîsine karşı kudretin izzeti muhafaza edilsin.


    Zira, aynanın iki veçhi gibi, herşeyin bir mülk ciheti var ki, aynanın mülevven yüzüne benzer; muhtelif renklere ve hâlâta medar olabilir. Biri melekût'tur ki, aynanın parlak yüzüne benzer. Mülk ve zahir veçhinde, kudret-i Samedâniyenin izzetine ve kemâline münâfi hâlât vardır. Esbab, o hâlâta hem merci, hem medar olmak için vaz edilmişler. Fakat melekûtiyet ve hakikat cânibinde herşey şeffaftır, güzeldir, kudretin bizzat mübaşeretine münasiptir, izzetine münâfi değildir. Onun için, esbab sırf zahirîdir; melekûtiyette ve hakikatte tesir-i hakikîleri yoktur.( Yirmi İkinci Söz)

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  4. #4
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Alıntı Abdulbaki Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Zira, aynanın iki veçhi gibi, herşeyin bir mülk ciheti var ki, aynanın mülevven yüzüne benzer; muhtelif renklere ve hâlâta medar olabilir. Biri melekût'tur ki, aynanın parlak yüzüne benzer. ( Yirmi İkinci Söz)
    Aynanın kirli ve boyalı kısmı görünüşte pek sevimli değildir.Neye kıyasen böyle düşünürüz?Aynanın ön ve parlar,şeffaf kısmına kıyasen biliriz ki arka yani kirli,boyalı kısmı çirkin gibi görülür.

    Ancak hakikatte ön cihetteki parlak ve şeffaflık kirli yüzdeki mat ve boyanın tezahurudur.Kirli kısımdaki boyaların silinmesi ön kısımdaki şeffafiyeti ve parlaklığı da yok eder.Öndeki parlaklık ve güzellik arka kısımdaki kirlilik ile mana kazanır.O halde her şey bizim mülk aleminde gördüğümüz gibi değildir.Mülk alemindeki çirkin,şer gibi görünen hadiseler melekut alamine öyle yansımıyor.

    İşte burada da Allah'ın esmasına bakan cihetlerin şeffafiyetini anlamak için mülkten melekuta tecelli eden manaya bakmak ve mülkteki çirkinliklere dercedilen esma tecellilerini farketmek imanın tezahurunun gereğidir ki itiraz çıkmasın ve ittiham edilmesin.Melekut cihetinde irade ve kudre-i Rabbaniyenin tecellileri farkedilsin.Esbap geçilsin ve esbabın arkasında esma tecellileri anlaşılsın.

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  5. #5
    Ehil Üye nâme-i nur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Mesajlar
    1.460

    Standart

    Yani, insana der ve ispat eder ki:
    "Dünya bir kitâb-ı Samedânîdir. Huruf ve kelimâtı nefislerine değil, belki Başkasının zât ve sıfât ve esmâsına delâlet ediyorlar. Öyle ise mânâsını bil, al; nukuşunu bırak, git.

    ........
    "Hem muvakkat bir seyrangâhtır. Öyle ise nazar-ı ibretle bak ve zâhirî çirkin yüzüne değil, belki Cemîl-i Bâkîye bakan gizli, güzel yüzüne dikkat et, hoş ve faydalı bir tenezzüh yap, dön; ve o güzel manzaraları irâe eden ve güzelleri gösteren perdelerin kapanmasıyla, akılsız çocuk gibi ağlama, merak etme.
    (Sözler'den)

  6. #6
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Herşeyin, içine melekût, dışına da mülk denir. Bu itibarla insanla kalb, birbirine hem zarf, hem mazruf olur. Çünkü, insan mülk cihetiyle kalbe zarf olur, melekût cihetiyle de mazruf olur.

    Bu kaide, Arş ile kevn hakkında da tatbik edilir. Şöyle ki: Arş Zahir, Bâtın, Evvel, Âhir isimlerinin halita ve karışığıdır.

    Bu halitada dahil olan ism-i Zahir itibarıyla, Arş, mülk, kevn melekût olur. İsm-i Bâtın itibarıyla, Arş, melekût, kevn mülk olur.

    Demek, Arşa ism-i Zahir nazarıyla bakılırsa, kendisi zarf, kevn de mazruf olur.

    İsm-i Bâtın gözüyle bakılırsa, kendisi mazruf, kevn zarf olur. Ve keza, ism-i Evvel itibarıyla, “Arşı su üzerindeyken..." Hûd Sûresi, 11:7.”âyetinin işaret ettiği kevnin bidayetini içine alıyor.

    Ve ismi Âhir itibarıyla, “"Cennetin damı Rahmân'ın Arşıdır." el-Münâvî, Künûzü'l-Hakâik, s. 78.”hadis-i şerifinin ima ettiği kevnin nihayetini içine alıyor.

    Demek, Arş öyle bir halitadır ki, şu dört isimden aldığı hisselerle kevn ve vücudun sağını solunu, üstünü ve altını ihata etmiş olur.( Mesnevî-i Nuriye - Hubâb)

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  7. #7
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Fesübhânallah! Mülkle melekût aras?ndaki hicap ne kadar incedir, aralar?ndaki mesâfe ne kadar büyüktür!

    Kezâlik, mülkle melekût, dünyayla âhiret aras?nda ehl-i kalb için şeffaf, ehl-i hevâ için kesif ince bir perde vard?r.(Mesnevî-i Nuriye - Şemme.)

    Herşeyin bât?n? zahirinden daha âli, daha kâmil, daha lâtif, daha güzel, daha müzeyyen olduğu gibi, hayatça daha kavî, şuurca daha tamd?r. Ve zahirde görünen hayat, şuur, kemal ve saire, ancak bât?ndan zahire süzülen zay?f bir tereşşuhtur. Yoksa bât?n câmid, meyyit olup da ilim ve hayat? d?şar?ya vermiş olduğuna zehaba ihtimal yoktur.

    Evet, karn?n (miden) evinden, cildin gömleğinden ve kuvve-i hâf?zan senin kitab?ndan, nak?ş ve intizamca daha yüksek ve daha gariptir. Binaenaleyh, âlem-i melekût âlem-i şehadetten, âlem-i gayb dünya ve âhiretten daha âli ve daha yüksektir. Maalesef, nefs-i emmâre, hevâ-i nefisle bakt?ğ? için, zahiri, hayatl?, ünsiyetli bir perde gibi meyyit ve zulmetli ve vahşetli zannettiği bât?n üstüne serilmiş olduğunu görüyor.( Mesnevî-i Nuriye - Zerre)

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  8. #8
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Ulûhiyetin azameti, izzeti, istiklâliyeti, herşeyin küçük olsun, büyük olsun,yüksek olsun, alçak olsun taht-ı tasarrufunda bulunduğunu istiyor. Senin hissetin veya hakaretin, Onun tasarrufundan hariç kalmasına sebep olamaz.

    Çünkü senin Ondan bu'dun varsa da, Onun senden bu'du yoktur. Veya senin bir sıfatının hakareti, vücudunun hakaretini istilzam etmez.

    Veya mülk cihetinin mülevves olması, melekut cihetinin de mülevves olmasını iktiza etmez.

    Ve keza, Hâlıkın azameti, çirkin şeylerin, tasarrufundan çıkmasını istilzam etmez. Bilâkis, azamet-i hakikiye, icad hususunda infiradı, tasarruf cihetiyle de ihatayı iktiza eder.( Mesnevî-i Nuriye - Şemme

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  9. #9
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Alıntı Abdulbaki Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

    Herşeyin bâtını zahirinden daha âli, daha kâmil, daha lâtif, daha güzel, daha müzeyyen olduğu gibi, hayatça daha kavî, şuurca daha tamdır.

    Ve zahirde görünen hayat, şuur, kemal ve saire, ancak bâtından zahire süzülen zayıf bir tereşşuhtur. Yoksa bâtın câmid, meyyit olup da ilim ve hayatı dışarıya vermiş olduğuna zehaba ihtimal yoktur.
    ( Mesnevî-i Nuriye - Zerre)
    Her şeyin batını zahirinden daha yüksek,mükemmel daha latif,daha güzel ve daha ziynetli olması melekût cihetinin kemalatına,şeffafiyetine ve mükemmelliğine delalet ediyor.

    İşte bu melekût cihetinin özellikleri hayatça daha kuvvetli ve şuurca daha tam ve sağlamdır.

    Özellikle zahiren görünen hayat,şuuri,kemal ve saire,batından yani içten dışa süzülen zayıf bir tereşşuhtur.

    Öyleyse içten dışa sızmak mahareti ne kadar ehemmiyetli ve önemli.
    İçteki,kalbdeki imani hakikat simalara ve etvarlara sızmalı ki imanın tezahuru ve tereşşuhatı makes bulsun.

    Ehl-i imanın simasındaki nuraniyet içten dışa bir tereşşuat olmalıdır.

    Ehl-i imanın etvarındaki sızıntılar kalbi nur-u imanın tezahuratı ve tereşşuatı olmalıdır.

    Ne mutlu içten dışa imani tereşşuhata mazhar olabilenlere.

    Ya Rabbi,biz aciz kullarını da kalbi imandaki nur-u imanı zahiri simalarımıza ve etvarımıza tereşşuh eylemeyi nasip eyle.
    Batından zahire süzülen rızana ulaşacağımız tereşşuhatlar eyle.
    Bizleri batını camit,ölü olup yaşıyor zenabına kaptırma.
    İman hayata hayat verir.Önce zahirimize hayat veren imanımızı sonra zahirimize eksettir ya Rabbi.Amin.

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  10. #10
    Ehil Üye insirah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    Kure-i Arz
    Mesajlar
    3.312

    Standart

    Ozaman üstad?n da üzerinde durmak istediği,ruhu inkişaf ettirmek olay? bu nedenden olsa gerek...Cesedi beslemek,maddiyata önem vermek ve o konuda ihtisaslaşmak bizi melekut alemindeki s?rlar? anlamam?za büyük engel teşkil ettiriyor...
    Kainattaki gidisati izlesek ve israfin ve intizamsizligin olmadigini gorsek,sanirim bu bizim icin en buyuk tahkik egitimi olacaktir.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Aşkın 29 Harfi...
    By HüZnÜ HaZan in forum Edebiyat
    Cevaplar: 12
    Son Mesaj: 17.06.09, 15:31
  2. Bir Mülk Var, Mülkten İçeri
    By KıL_BeNi_Ey_NaMaZ in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 10.12.08, 14:35
  3. A Harfi
    By Mübtela_68 in forum Mizah
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 10.08.08, 16:06
  4. Bir`D` Harfi
    By yuksek-Sadakat in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 03.03.08, 05:43
  5. Mânâ-yı Harfî ve Siyâset
    By Meyvenin Zeyli in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 21.07.07, 19:37

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0