+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 7 ve 7

Konu: 26. Mektup'daki Bir Bölüm

  1. #1
    Gayyur esatiri - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Mesajlar
    65

    Standart 26. Mektup'daki Bir Bölüm

    26. mektubta kur'an için... Ey Şeytan ve ey Şeytanın şakirtleri! Kur'ân ya Arş-ı Âzamdan ve İsm-i Âzamdan gelmiş bir kelâmullahtır veyahut-hâşâ, sümme hâşâ, yüz bin kere hâşâ-yerde, Allah'tan korkmaz ve Allah'ı bilmez, itikadsız bir beşerin düzmesidir...burda Arş-ı A'zamdan ve İsm-i A'zamdan derken kasdedilen nedir?açıklayabilirmisiniz bana..
    لا تحزن انا الله معنا Bir Kitabullah-ı azamdır seraser kainat...Hangi harfi yoklasan manası hep ALLAH çıkar...

    Düşmanlarım bana ne yapabilir ki !

    Hapsolunmam halvet,

    Sürülmem seyahat,

    Öldürülmem şehadet!!!


  2. #2
    Ehil Üye nurhanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    3.463

    Standart

    Kur'ân, ?sm-i Âzamdan ve her ismin âzaml?k mertebesinden gelmiş.
    Hem bütün âlemlerin Rabbi itibâriyle Allah'?n kelâm?d?r.
    Hem bütün mevcudât?n ilâh? ünvan?yla Allah'?n ferman?d?r.
    Hem semâvât ve arz?n Hâl?k? haysiyetiyle bir hitâbd?r.
    Hem Rubûbiyet-i mutlaka cihetinde bir mükâlemedir.
    Hem saltanat-? âmme-i Sübhâniye hesâb?na bir hutbe-i ezeliyedir.
    Hem rahmet-i vâsiâ-i muhîta noktas?nda bir defter-i iltifatât-? Rahmâniyedir.
    Hem Ulûhiyetin azamet-i haşmeti haysiyetiyle, başlar?nda bâzan şifre bulunan bir muhâbere mecmûas?d?r.
    Hem ?sm-i Âzam?n muhîtinden nüzûl ile Arş-? Âzam?n bütün muhât?na bakan, teftiş eden hikmetfeşân bir kitâb-? mukaddestir.
    ?şte bu s?rdand?r ki, "Kelâmullah" ünvan? kemâl-i liyâkatle Kur'ân'a verilmiş.
    Risale-i nur bir imtihan kitabıdır.
    Davasına sadık olmayan insanların başarı ihtimali yoktur.



  3. #3
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Arş-? a'zam; Cenâb-? Hakk'?n kudret ve saltanat?n?n en büyük dairesi veya esman?n tecelli makam?.

    ?sm-i Âzâm;Cenab-? Hakk?n binbir isminden en büyük ve manâca diğer isimleri kuşatm?ş olan? isim.

    Herşeye muhit olan Arş-? Âzam?n külliyat-? umurunu idareden,(Münacat)

    Esmâ-i ?lâhînin nas?l ki tecelliyât?, Arş-? Âzam dairesinden tâ bir zerreye kadar cilveleri var; ve o esmâya mazhariyet de, o nisbette tefavüt eder.(Yirmi Dokuzuncu Mektup)

    ?şte, On Dokuzuncu Sözün On Dördüncü Reşhas?nda bir nebze tarif edilen o kelâmullah ?sm-i Âzamdan, Arş-? Âzamdan, Rububiyetin tecellî-i âzam?ndan nüzul edip, ezeli ebede raptedecek, ferşi Arşa bağlayacak bir vüs'at ve ulviyet içinde, bütün kuvvetiyle ve âyât?n?n bütün kat'iyetiyle, mükerreren Lâ ilâhe illâ Hû der, bütün kâinat? işhad eder ve şehadet ettirir.(Yirmi ?kinci Söz)

    ?sm-i Âzam veyahut ?sm-i Âzam?n alt? nurundan bir nuru olan Kuddûs isminin bir cilvesi...(Otuzuncu Lem'a)

    Haşr-i âzam, ?sm-i Âzam?n tecellîsiyle olduğundan, Cenâb-? Hakk?n ?sm-i Âzam?n?n ve her ismin âzamî mertebesindeki tecellîsiyle zahir olan ef'âl-i azîmeyi görmek ve göstermekle, haşr-i âzam bahar gibi kolay ispat ve kat'î iz'ân ve tahkikî iman edilir. (Onuncu Söz)

    Demek nas?l esmâda bir ?sm-i Âzam var; öyle de, o esmân?n nukuşunda dahi bir nakş-? âzam var ki, o da insand?r.(Otuz Üçüncü Söz)

    Mektubunda ?sm-i Âzam? sual ediyorsun. ?sm-i Âzam gizlidir. Ömürde ecel, Ramazan'da Leyle-i Kadir gibi, esmâda ?sm-i Âzam?n istitar?, mühim hikmeti var. Kendi nokta-i nazar?mda hakikî ?sm-i Âzam gizlidir, havassa bildirilir. Fakat her ismin de âzamî bir mertebesi var ki, o mertebe ?sm-i Âzam hükmüne geçiyor. Evliyalar?n ?sm-i Âzam? ayr? ayr? bulmas? bu s?rdand?r. Hazret-i Ali'nin (r.a.) Ercûza nam?nda bir kasidesi Mecmuatü'l-Ahzab'da var.

    ?sm-i Âzam? alt? isimde zikrediyor. ?mam-? Gazâlî onu Cünnetü'l-Esmâ nam?ndaki risalesinde, Hazret-i Ali'nin zikrettiği ve ?sm-i Âzam?n muhîti olan o esmâ-i sitteyi şerh ve hassalar?n? beyan etmiştir. O alt? isim de Ferd, Hayy, Kayyûm, Hakem, Adl, Kuddûs'tur.(Barla Lâhikas? )

    O zat?n yanl?ş sualine mümâşât edip, yanl?ş?n? kabul ettiği için, yanl?ş etmiş. Çünkü Onuncu Sözün Haşiyesinde, ?sm-i Âzam, yaln?z her ismin bir mertebesinden ibaret olduğu zikredilmemiş. Belki çok yerlerde demişiz: ?sm-i Âzamdan ve her ismin âzamî mertebesinden tezahür eder. ?sm-i Âzam? ispat etmekle beraber, her ismin bir mertebe-i âzam? var ki, Resul-i Ekrem (a.s.m.) bunlara mazhar olduğu gibi, haşr-i âzam da onlara bak?yor. Meselâ ism-i Hâl?k merâtibi, benim Hâl?k?mdan tut, tâ Hâl?k-? Küll-i Şey'e kadar olan mertebe-i âzama kadar merâtibi var.

    O şüpheli zat?n, her ismin bir mertebe-i âzam? olduğunu tezyif etmek niyetiyle, "Mutasavv?fa-i mütefelsife fikridir" demiş. Halbuki, başta ?mam-? Âzam, ?mam-? Gazâlî, Celâleddin-i Süyûtî, ?mam-? Rabbânî, Şâh-? Geylânî gibi s?dd?kîn-i muhakk?kîn, ?sm-i Âzam? ayr? ayr? görmüşler. ?mam-? Âzam demiş: el-Adl, el-Hakem ism-i âzamd?r, ve hâkezâ. Her neyse, bu mesele bu kadar yeter.(Barla Lâhikas? )

    ?kinci sualin: ?brahim Hakk?, "Cû' ?sm-i Âzamd?r" demesinin murad?n? bilmiyorum. Zahiren mânâs?zd?r, belki de yanl?şt?r. Fakat ism-i Rahmân madem çoklara nisbeten ?sm-i Âzam vazifesini görüyor. Mânevî ve maddî cû' ve açl?k, o ?sm i Âzam?n vesile-i vüsulü olduğuna işareten, mecazî olarak, "Cû' ?sm-i Âzamd?r, yani bir ?sm-i Âzama bir vesiledir" denilebilir.(Barla Lâhikas? )

    ?şte, zât-? Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâm, çünkü ?sm-i Âzama mazhard?r ve nübüvveti umumîdir ve bütün esmâya mazhard?r. Elbette, bütün devâir-i rububiyetle alâkadard?r. Elbette o dairelerde makam sahibi olan enbiyalarla görüşmek ve umum tabakattan geçmek, hakikat-i Mirac? iktiza ediyor.(Otuz Birinci Söz )

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  4. #4
    Ehil Üye karatoprak1975 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Yaş
    43
    Mesajlar
    1.126

    Standart

    Alıntı esatiri Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    26. mektubta kur'an için... Ey Şeytan ve ey Şeytanın şakirtleri! Kur'ân ya Arş-ı Âzamdan ve İsm-i Âzamdan gelmiş bir kelâmullahtır veyahut-hâşâ, sümme hâşâ, yüz bin kere hâşâ-yerde, Allah'tan korkmaz ve Allah'ı bilmez, itikadsız bir beşerin düzmesidir...burda Arş-ı A'zamdan ve İsm-i A'zamdan derken kasdedilen nedir?açıklayabilirmisiniz bana..

    burda şeytana ve şeytanın öğrencilerine bir veto gibi cümleler gözlemliyorum
    ve devamında Bediüzzaman hazretleri bu avanelere diyorki senin kasır fehminle perdenin arkasını göremeyen sathi ve inatçı bakışınla Kur'an ya yüksek makamdan gelmiş bir kitap bir kelamdır yada haşa haşa sümme haşa yüzbinkere haşa yeryüzünde Allahtan korkmaz Allahı bilmez itikadı bozuk daha doğrusu itikat yoksunu bir beşerin düzmesidir bunu ve buna benzer sözleri aklı başında kimseler söyleyemez buna burhanlar gösteremezler

    sizin açıklanmasını istediğiniz yeride zaten nurhanali ağabey güzel açıklamış Allah kendisinden razı olsun

  5. #5
    Ehil Üye karatoprak1975 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Yaş
    43
    Mesajlar
    1.126

    Standart

    Abdülbaki ağabeyin yaz?s?n? henüz gördüm Allah ondanda raz? olsun böyle bir konuyu istifademize açt?ğ?n?z için Allah sizdende raz? olsun

  6. #6
    Gayyur esatiri - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Mesajlar
    65

    Standart

    ?lgi ve cevablar için teşekürler.Ama Risaleye risale ile cevab vermişsiniz.ben risalye çok vak?f değilim biraz daha net bi aç?klama yaparsan?z sevinirim...
    لا تحزن انا الله معنا Bir Kitabullah-ı azamdır seraser kainat...Hangi harfi yoklasan manası hep ALLAH çıkar...

    Düşmanlarım bana ne yapabilir ki !

    Hapsolunmam halvet,

    Sürülmem seyahat,

    Öldürülmem şehadet!!!


  7. #7
    Ehil Üye nurhanali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    3.463

    Standart

    Bununla beraber, kâinatın her bir âleminde, her bir tâifesinde, Esmâ-i Hüsnâdan bir ismin ünvânı tecellî eder. O isim, o dairede hâkimdir; başka isimler orada ona tâbidirler, belki onun zımnında bulunurlar.
    Hem mahlûkatın her bir tabakasında az ve çok, küçük ve büyük, has ve âmm her birisinde, has bir tecellî, has bir rubûbiyet, has bir isimle cilvesi vardır. Yani, o isim her şeye muhît ve âmm olduğu halde, öyle bir kasd ve ehemmiyetle bir şeye teveccüh eder; güyâ o isim yalnız o şeye hastır.
    Hem, bununla beraber, Halık-ı Zülcelâl her şeye yakın olduğu halde, yetmiş bine yakın nurânî perdeleri vardır. Meselâ, sana tecellî eden Halık isminin mahlûkiyetindeki cüzî mertebesinden tut, tâ bütün kâinatın Halıkı olan mertebe-i kübrâ ve ünvân-ı âzama kadar ne kadar perdeler bulunduğunu kıyas edebilirsin. Demek bütün kâinatı arkada bırakmak şartıyla, mahlûkıyetin kapısından Halık isminin müntehâsına yetişirsin, daire-i sıfâta yanaşırsın.
    Mâdem perdelerin birbirine temâşâ eder pencereleri var; ve isimler birbiri içinde görünüyor; ve şuûnât birbirine bakar; ve temessülât birbiri içine girer; ve ünvanlar birbirini ihsâs eder; ve zuhurât birbirine benzer; ve tasarrufât birbirine yardım edip itmâm eder; ve Rubûbiyetin mütenevvi' terbiyeleri birbirine imdat edip muâvenet eder; elbette gerektir ki, Cenâb-ı Hakkı bir isim, bir ünvan ile, bir rubûbiyetle ve hâkezâ, tanısa, başka ünvanları, rubûbiyetleri, şenleri, içinde inkâr etmesin. Belki, her bir ismin cilvesinden sâir esmâya intikal etmezse, zarar eder. Meselâ, Kadîr ve Halık isminin eserini görse, Alîm ismini görmezse, gaflet ve tabiat dal düşebilir. Belki, lâzım gelir ki, onun nazarı dâimâ karşısında -1- okusun, görsün. Onun kulağı her şeyden -2- dinlesin, işitsin. Onun lisânı -3- desin, ilân etsin.
    İşte, Kur'ân-ı Mübîn, -4- fermanıyla, zikrettiğimiz hakikatlere işaret eder. Eğer o yüksek hakikatleri yakından temâşâ etmek istersen, git fırtınalı bir denizden, zelzeleli bir zeminden sor, "Ne diyorsunuz?" de; elbette, "Yâ Celîl, yâ Celîl, yâ Azîz, yâ Cebbâr" dediklerini işiteceksin. Sonra, deniz içinde ve zemin yüzünde merhamet ve şefkatle terbiye edilen küçük hayvanâttan ve yavrulardan sor, "Ne diyorsunuz?" de; elbette "Yâ Cemîl, yâ Cemîl, yâ Rahîm, yâ Rahîm" diyecekler. 24.söz




    Risale-i nur bir imtihan kitabıdır.
    Davasına sadık olmayan insanların başarı ihtimali yoktur.



+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Hz.Meryem (((11 cd))) -2 bölüm- (film)
    By osmanyuksel in forum Klip, Video, Film ve Animasyon
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04.06.07, 09:48
  2. İşaratü'l-İ'caz dan Bir Bölüm
    By bayasis in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 15.04.07, 21:38
  3. Anlayamadığım Bir Bölüm
    By gulsah in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 29
    Son Mesaj: 17.02.07, 16:18
  4. Reşhalar' dan Anlayamadığm Bir Bölüm
    By gulsah in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 18.01.07, 09:58
  5. Özel, Gül Bölüm...
    By ANTİKOR in forum İstek, Öneri ve Forum Yardımı
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 14.08.06, 14:47

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0