+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 8 ve 8

Konu: 21. Sözün Birinci Makamı

  1. #1
    Dost Erdal Yaman - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    2

    Standart 21. Sözün Birinci Makamı

    Selamün Aleyküm,
    arkadaşlar bana 21. sözde bazı acıklamalar yapabilen bir kardeş varmıdır

  2. #2
    Ehil Üye alanyali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Alanya
    Mesajlar
    2.491

    Standart

    Bedîüzzaman Hazretleri (ra) Yirmi Birinci Söz’de namazdan usançl?k duyan birisine verdiği cevapta, beş büyük îkaz içerisinde namaz?n ehemmiyetini anlat?r. Bu îkazlara Hazret-i Üstâd (ra); “Ey nefis!” diyerek başlar.
    Demek, içimizde, namaza itiraz eden bir nefis taş?yoruz; bu bir! Bunu tesbit edelim ki, bu itiraz?n kalbimizden geldiğini zannederek ümitsizliğe düşmeyelim! Yani bu itiraz, başlang?çta geçicidir, ehemmiyetsizdir, şeytan?n att?ğ? bir oktan ibarettir; ama ehemmiyet verirsek, gerçek zannedersek, üzerinde durursak, teslim olursak; Allah muhafaza önce namaz?m?z? elimizden al?r; sonra îman?m?za ilişmeye ba şlar!

    Bu îkazlardan birincisi; nefsin ömrü ebedî zannetmesine dayanarak verdiği itiraza cevap teşkil eder. Nefis anlar ki, ömür azd?r ve faydas?z gidiyor; ömrün hiç olmazsa yirmi dörtten birisini ebedî hayat?n saadeti için sarf etmek lâz?md?r. Bu da beş vakit namazla mümkündür!

    ?kinci îkaz; ekmeğin, suyun, havan?n nas?l temel ihtiyaçlar?m?zdan olduğunu inkâr edemiyorsak ve bunlar? her gün kulland?ğ?m?z halde usançl?k vermiyorsa; namaz?n da, kalbimizin g?das? ve rûhumuzun mânevî hayat kaynağ? oluşu, “vazgeçilmezliğinin” içimizdeki mührünü teşkil eder.

    Üçüncü îkaz; “sab?rs?zl?k” s?fat? ile malûl nefsimize verilen bir derstir ki, günde yirmi dört saatten bir saatini namaz gibi bir ibâdete sarf etmeye sabretmesi için nefsimiz iknâ edilir.

    Dördüncü îkaz; namaz?n dünyada kalbimize mânevî g?da; kabirde ?ş?k; Mahşerde Cehennemden kurtuluşumuzun senedi ve berat?; S?rat Köprüsünde ise bizzat kendi cismânî varl?ğ?m?za Nûr ve Burak olduğundan bahseder ve nefsimizin itiraz kap?lar?n? s?ms?k? kapat?r.

    Beşinci îkaz ise; namaz k?lmamak için dünya meşgalelerini bahane göstermek isteyen nefsimize karş?, kalbimiz için mühim bir siper teşkil eder. Ve namaz?n? k?lan bir mü’minin, diğer mubah dünyevî âmellerinin nas?l ibâdet değeri kazand?ğ?; dolay?s?yla namaz?n bütün ömrümüzü bir ibâdet ahengi içinde geçirmemize ne denli dayanak teşkil ettiği anlat?l?r.

    Ve az veya çok; ne biliyorsak; bildiğimiz kadar?yla namaz? eda etmemizin, namaz hakikatinin nûrundan istifademizi muhakkak temin edeceği, ümit dolu ve nûr çehreli ifâdelerle îzah edilir.

    Binâenaleyh, namazda huşûu yakalamak için duâ etmekten ve namaz gayretimizi hiç ara vermeden sürdürmekten başka çaremiz yok. Cenâb-? Hak, kalbimizin arzu ettiği ve b?rakmak istemediği namaz ibâdetini, nefsimize de kolaylaşt?rs?n; âmin!

    süleyman Kösmene YEN? ASYA


    cehennem ağzını açmış, bekliyor; cennet ise ağuş-u nazdaranesini açmış, gözlüyor.

  3. #3
    Dost mehlika_13 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    1

    Standart

    tabiat risalesin de şöyle bir konu geçiyor
    Allah ?n bizim ibadetimize ihtiyac? varm?d?r.
    Elcevap:Allah ?n değil bizim ibadetimize hiç bir şeye ihtiyac? yoktur. Yani diyeceğim 21.Söz de namaz a bizim ihtiyac?m?z olduğunu diğer dünyevi işler yan?n da ehemmiyetini nefse bile kabul ettirerek ispat ediyor.

  4. #4
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    21.sözden ;
    Birinci ikaz: Ey bedbaht nefsim!(ey kötü nefsim,ey ak?ls?z nefsim)

    Acaba ömrün ebedî midir! Hiç kat'î senedin var m? ki, gelecek seneye belki yar?na kadar
    kalacaks?n? (kesin bir delilin varm? ki yar?n yaşayacaks?n,öbürgün yaşayacaks?n.madem ki kesin delilin yok.her an ölebilirsin,onun için namazdan usanma veya namaz? sonraya b?rakma,çünkü bu vakit bir daha eline geçmeyebilir)

    Sana usanç veren, tevehhüm-ü ebediyettir.(Sana namaz k?lmakta usanç veren ebedi yaşamay? zannetmendir.halbuki bir k?s?m insanlar?n ölmeleri,yerine başkalar?n?n gelmesi gösteriyor ki,sen ölümlüsün,ölümün pençesinden kendini kurtaramazs?n)

    Keyf için, ebedî dünyada kalacak gibi nazlan?yorsun. Eğer anlasa idin ki, ömrün azd?r hem faidesiz gidiyor.

    Elbette onun yirmidörtten birisini, hakikî bir hayat-? ebediyenin(Ebedi cennet hayat?n?n) saadetine(huzuruna) medâr (sebep)olacak bir güzel ve hoş ve rahat ve rahmet bir hizmete sarfetmek;(namaz k?lmak insan?n ebedi cennet hayat?n? kazanmas?na sebep olur;eğer bunu anlasayd?n )

    usanmak şöyle dursun, belki ciddî bir iştiyak ve hoş bir zevki tahrike sebeb olur.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  5. #5
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    ?K?NC? ?KAZ: Ey şikem-perver nefsim!(Ey boğaz?na düşkün nefsim) Acaba hergün hergün ekmek yersin, su içersin, havay? teneffüs edersin; sana onlar usanç veriyor mu? Mâdem vermiyor; çünki ihtiyaç tekerrür ettiğinden, usanç değil belki telezzüz ediyorsun.
    (ekmeğe,suya ,havaya ihtiyac?n olduğunu bildiğin için,bunlar? devaml? tekrar etmede ,almada,yemede lezzet al?yorsun.Usanm?yorsun.çünkü ihtiyac?n vard?r.olmazsa bunlar yaşayamazs?n)

    Öyle ise: hâne-i cismimde(bedenimde) senin arkadaşlar?n olan kalbimin g?das?, ruhumun âb-? hayât?(hayat suyu) ve lâtife-i Rabbâniyemin(Allah?n verdiği duygular?m?n) havâ-y? nesimini(havas?n?) cezb(çekici) ve celbeden (çeken)namaz dahi, seni usand?rmamak gerektir.(Namazda kalbimizin g?das?,ruhumuzun ab? hayat? ve Allah?n verdiği latifelerin nefes almas?d?r.Sen namaz k?lmakla bunlar?n ihtiyac?n? karş?l?yorsun.onlar?n ihtiyaclar?n? vermediğinden s?k?nt? gekiyorsun.)

    Evet nihayetsiz teessürat ve elemlere maruz ve mübtelâ ve nihayetsiz telezzüzata ve emellere meftun ve pürsevda bir kalbin kut ve kuvveti; (kalbimizin herşeyden tesir alt?nda kal?r,herşeyden ac? çeker,çok istekleri,arzular? vard?r.böyle olan kalbe g?da ise)
    herşeye kadir bir Rahîm-i Kerîm'in(Şefkatli ve merhametli ikram eden Allah) kap?s?n? niyaz ile çalmakla (namaz k?lmakla)elde edilebilir. Evet şu fâni dünyada Kemâl-i sür'atle vaveylâ-y? firak? koparan giden ekser mevcûdâtla alâkadar bir ruhun âb-? hayât? ise; (ruhumuz her ayr?lan varl?kla alakadar olduğundan,buna karş? teselliyi)
    herşeye bedel bir Mâbûd-u Bâki'nin(Ebedi ibadete lay?k olan Allah?n), bir Mahbûb-u Sermedî'nin (Daimi sevilmeye lay?k olan Allah?n)çeşme-i rahmetine namaz ile teveccüh etmekle(yönelmekle) içilebilir.

    Evet f?traten(yarat?l?ş? gereği) ebediyeti isteyen(ebedi yaşamak istiyen) ve ebed için halkolunan ve ezelî ve ebedî bir Zât?n âyinesi olan ve nihayetsiz derecede nazik ve letafetli bulunan zîşuur bir s?rr-? insanî, zînur bir lâtife-i Rabbâniye; şu kasavetli, ezici ve s?k?nt?l?, geçici ve zulümatl? ve boğucu olan ahvâl-i dünyeviye(dünya olaylar?) içinde, elbette teneffüse pek çok muhtaçt?r ve ancak namaz?n penceresiyle nefes alabilir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  6. #6
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    ÜÇÜNCÜ ?KAZ: Ey sab?rs?z nefsim! Acaba geçmiş günlerdeki ibâdet külfetini(s?k?nt?s?n?,zorluğunu) ve namaz?n meşakkatini(s?k?nt?s?n?) ve musibet zahmetini, bugün düşünüp muzdarib olmak(s?k?lmak), hem gelecek günlerdeki ibâdet vazifesini ve namaz hizmetini ve musibet elemini, bugün tasavvur edip sab?rs?zl?k göstermek hiç kâr-? ak?l m?d?r? (Geçmişte yat?ğ?n ibadetlerde duyduğun hissettiğin s?k?nt?lar? düşünüp,sonra gelecekteki iyapacağ?n ibadetleride bugün düşünüp sab?rs?zl?k göstermek akl?n kar?m?d?r.geçmiş günler geçmiş,geriye sevab? kalm?ş,gelecek günler ise daha gelmediğine göre,o zamn? düşünme ,şimdiki saate sabr?n? ver,huzurla ibadetini yap)


    Şu sab?rs?zl?kta misâlin şöyle bir sersem kumandana benzer ki: Düşman?n sağ cenah kuvveti onun sağ?ndaki kuvvetine iltihak etmiş ve ona taze bir kuvvet olduğu halde; o tutar mühim bir kuvvetini sağ cenâha gönderir, merkezi zay?flaşt?r?r. Hem sol cenahta düşman?n askeri yok iken ve daha gelmeden, büyük bir kuvvet gönderir, «Ateş et!» emrini verir. Merkezi bütün bütün kuvvetten düşürtür. Düşman işi anlar, merkeze hücum eder; tar ü mar eder.(Bir sersem kumandan daha düşman?n sol taraf?ndaki düşman askerine karş? sağ taraf?ndaki askerlerle yetinmeyip,merkezdeki askeri tutar hem sola hemde düşman?n sağ taraf?ndaki askerler gelmeden ,sağa dağ?t?r,düşman işi anlar,merkeze hücum eder.darmadağ?n?k eder.işte buna benzersin.) Evet buna benzersin.

    Çünki:
    Geçmiş günlerin zahmeti, bugün rahmete kalbolmuş; elemi gitmiş, lezzeti kalm?ş. Külfeti, kerâmete iltihak ve meşakkati, sevaba ink?lab etmiş.

    Öyle ise ondan usanç almak değil, belki yeni bir şevk, taze bir zevk ve devama ciddî bir gayret almak lâz?mgelir. Gelecek günler ise mâdem gelmemişler. Şimdiden düşünüp usanmak ve fütur getirmek; aynen o günlerde açl?ğ? ve susuzluğu ile bugün düşünüp bağ?r?p çağ?rmak gibi bir divâneliktir. Mâdem hakikat böyledir.

    Âk?l isen, ibâdet cihetinde yaln?z bugünü düşün ve onun bir saatini, ücreti pek büyük, külfeti pek az, hoş ve güzel ve ulvî bir hizmete sarfediyorum, de. O vakit senin ac? bir füturun, tatl? bir gayrete ink?lâb eder.
    ?şte ey sab?rs?z nefsim! Sen üç sab?r ile mükellefsin.

    Birisi: Tâat üstünde(ibadetlere karş?) sab?rd?r. Birisi: Mâsiyetten(günahlara karş?) sab?rd?r. Diğeri: Musibete karş? sab?rd?r.

    Akl?n varsa, şu üçüncü ikazdaki temsilde görünen hakikat? rehber tut. Merdâne(erkekçesine) «Ya Sabur » de, üç sabr? omuzuna al. Cenâb-? Hakk'?n sana verdiği sab?r kuvvetini eğer yanl?ş yolda dağ?tmazsan, her meşakkate(zorluğa,s?k?nt?ya) ve her musîbete kâfi gelebilir ve o kuvvetle dayan.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  7. #7
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    DÖRDÜNCÜ ?KAZ: Ey sersem nefsim! Acaba şu vazife-i ubûdiyet(namz k?lmak) neticesiz midir, ücreti az m?d?r ki, sana usanç veriyor?

    Halbuki bir adam sana birkaç para verse veyahut seni korkutsa, akşama kadar seni çal?şt?r?r ve fütursuz çal?ş?rs?n.

    Acaba bu misafirhane-i dünyada(dünya misafirhanesinde)

    âciz ve fakir kalbine kût(g?da) ve g?nâ ve

    elbette bir menzilin olan kabrinde g?dâ ve ziya

    ve herhalde mahkemen olan Mahşer'de sened ve berat

    ve ister istemez üstünden geçilecek S?rat Köprüsü'nde nur ve burak olacak bir namaz, neticesiz midir veyahut ücreti az m?d?r?

    Bir adam sana yüz liral?k bir hediye va'detse, yüz gün seni çal?şt?r?r. Hulf-ul va'd edebilir(sözünde dönebilir) o adama îtimad edersin(güvenirsin), fütursuz(ciddi) işlersin. Acaba hulf-ul va'd (sözünde dönme konusunda)hakk?nda muhal(mümkün olmayan,yani Allah söz vermişse,sözünü yerine getirir.) olan bir zât,(Allah) Cennet gibi bir ücreti

    ve saadet-i ebediye gibi bir hediyeyi sana va'd etse(söz verse)

    , pek az bir zamanda, pek güzel bir vazifede seni istihdam etse(hizmet ettirse); sen hizmet etmezsen veya isteksiz, suhre gibi veya usançla, yar?m yamalak hizmetinle Onu(Allah?) va'dinde(sözünde) ittiham(suçlama) ve hediyesini istihfaf etsen(hafife alsan),

    pek şiddetli bir tedibe (terbiye edilmeye)ve dehşetli bir tazibe(azaba) müstehak(lay?k) olacağ?n? düşünmüyor musun? Dünyada hapsin korkusundan en ağ?r işlerde fütursuz(ciddi) hizmet ettiğin halde; Cehennem gibi bir haps-i ebedînin(ebedi hapsin) havf?(korkusu), en hafif ve lâtif bir hizmet için sana gayret vermiyor mu?
    (Orjinal Sayfa: 282)
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  8. #8
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    BEŞ?NC? ?KAZ: Ey dünyaperest nefsim! (ey dünyay? seven nefsim)

    Acaba ibâdetteki füturun(tembelliğin) ve namazdaki kusurun meşâgil-i dünyeviyenin(dünya işlerinin) kesretinden midir(çok olmas?ndan m?) veyahut derd-i maişetin(geçim derdi) meşgalesiyle vakit bulamad?ğ?ndan m?d?r?

    Acaba s?rf dünya için mi yarat?lm?şs?n ki, bütün vaktini ona sarfediyorsun!

    Sen istidad cihetiyle bütün hayvanat?n fevkinde olduğunu

    ve hayat-? dünyeviyenin(dünya hayat?n?n) levâz?mat?n?(ihtiyac?n?) tedârikte(haz?rlamakta) iktidar cihetiyle, bir serçe kuşuna yetişemediğini biliyorsun.

    Bundan neden anlam?yorsun ki, vazife-i asliyen(as?l vazifen) hayvan gibi çabalamak değil;

    belki hakikî bir insan gibi, hakikî bir hayat-? dâime(ebedi cennet hayat?) için sa'y etmektir(çal?şmakt?r).

    Bununla beraber meşâgil-i dünyeviye(dünya işleri) dediğin, çoğu sana ait olmayan ve fuzûli(faydas?z,mesela siyasi olaylar gibi) bir Sûrette kar?şt?ğ?n ve kar?şt?rd?ğ?n malâyâni(boş) meşgalelerdir.

    En elzemini(laz?m?n?,mesela namaz imandan sonra gelir,namaz?) b?rak?p, güya binler sene ömrün var gibi en lüzumsuz mâlûmat(bilgiler ile,şu parti böyle dedi,o öyle dedi,şu adam böyle,o kad?n şöyle ve benzeri.) ile vakit geçiriyorsun.

    Meselâ: Zühal'in(bir y?ld?z) etraf?ndaki halkalar?n keyfiyeti nas?ld?r ve Amerika tavuklar? ne kadard?r? gibi k?ymetsiz şeylerle k?ymettar vaktini geçiriyorsun. Güya kozmoğrafya ilminden ve istatistikçi fenninden bir kemâl al?yorsun.

    Eğer desen: «Beni namazdan ve ibâdetten al?koyan ve fütur veren(tembelliğe götüren) öyle lüzumsuz şeyler değil, belki derd-i maişetin(geçim derdinin) zarurî işleridir.»

    Öyle ise ben de sana derim ki: Eğer yüz kuruş bir gündelik ile çal?şsan; sonra biri gelse, dese ki: «Gel on dakika kadar şuray? kaz, yüz lira k?ymetinde bir p?rlanta ve bir zümrüt bulacaks?n.» Sen ona: «Yok, gelmem. Çünki on kuruş gündeliğimden kesilecek, nafakam azalacak » desen; ne kadar divanece bir bahane olduğunu elbette bilirsin.

    Aynen onun gibi; sen şu bağ?nda, nafakan için işliyorsun. Eğer farz namaz? terketsen, bütün sa'yin(çal?şman?n) semeresi(meyvesi,faydas?), yaln?z dünyevî(dünyaya) ve ehemmiyetsiz ve bereketsiz bir nafakaya münhas?r(ait olur) kal?r.

    Eğer sen istirahat ve teneffüs vaktini,
    ruhun rahat?na,

    kalbin teneffüsüne medâr(sebep) olan namaza sarfetsen;

    o vakit, bereketli nafaka-i dünyeviyye(dünyadaki bereketli r?zk?nla) ile beraber, senin nafaka-i uhreviyene(ahiretteki nafakana) ve zâd-? âhiretine(ahiret haz?rl?ğ?na) ehemmiyetli bir menba(kaynak) olan, iki mâden-i mânevî (manevi kaynak)bulursun:
    Birinci Mâden: Bütün bağ?ndaki (Haşiye Bu makam, bir bağda bir zâta bir derstir ki, bu tarz ile Beyân edilmiş)
    yetiştirdiğin -çiçekli olsun, meyveli olsun- her nebât?n, her ağac?n tesbihat?ndan, güzel bir niyyet ile, bir hisse al?yorsun.

    ?kinci maden: Hem bu bağdan ç?kan mahsulattan kim yese
    -hayvan olsun, insan olsun; inek olsun, sinek olsun; müşteri olsun, h?rs?z olsun- sana bir sadaka hükmüne geçer.

    Fakat o şart ile ki:

    Sen, Rezzak-? Hakikî nâm?na (Hakiki r?z?k veren Allah nam?na)ve izni dairesinde tasarruf etsen ve Onun mal?n?, Onun mahlûkat?na veren bir tevziat(dağ?tma) memuru nazar?yla kendine baksan...

    ?şte bak, namaz? terk eden ne kadar büyük bir hâsâret eder(zarar eder), ne kadar ehemmiyetli bir serveti kaybeder ve sa'ye(çal?şmaya) pek büyük bir şevk veren ve amelde büyük bir kuvve-i mânevî temin eden o iki neticeden ve o iki mâdenden mahrum kal?r, iflâs eder.

    Hattâ ihtiyarland?kça bahçecilikten usan?r, fütur gelir. «Neme lâz?m» der. «Ben zâten dünyadan gidiyorum. Bu kadar zahmeti ne için çekeceğim?» diyecek, kendini tenbelliğe atacak. Fakat evvelki adam der: «Daha ziyade ibâdetle beraber sa'y-i helâle çal?şacağ?m. Tâ, kabrime daha ziyade ?ş?k göndereceğim âhiretime daha ziyade zahîre tedârik edeceğim.»

    Elhas?l: Ey nefis! Bil ki dünkü gün senin elinden ç?kt?. Yar?n ise senin elinde sened yok ki, ona mâliksin. Öyle ise hakikî ömrünü, bulunduğun gün bil.

    Lâakal günün bir saatini, ihtiyat akçesi gibi, hakikî istikbal için teşkil olunan bir sandukça-i uhreviye olan bir mescide veya bir seccâdeye at.

    Hem bil ki: Her yeni gün, sana hem herkese, bir yeni âlemin kap?s?d?r.

    Eğer namaz k?lmazsan, senin o günkü âlemin zulümatl? ve perişan bir halde gider, senin aleyhinde Alem-i Misâlde şehadet eder.

    Zira herkesin, her günde, şu âlemden bir mahsus âlemi var. Hem o âlemin keyfiyyeti, o adam?n kalbine ve ameline tâbidir. Nas?lki âyinende görünen muhteşem bir saray, âyinenin rengine bakar. Siyah ise, siyah görünür. K?rm?z? ise, k?rm?z? görünür. Hem onun keyfiyyetine bakar. O âyine şişesi düzgün ise, saray? güzel gösterir. Düzgün değil ise, çirkin gösterir. En nâzik şeyleri kaba gösterdiği misillü; sen kalbinle, akl?nla, amelinle, gönlünle, kendi âleminin şeklini değiştirirsin.

    Ya aleyhinde, ya lehinde şehadet ettirebilirsin.

    Eğer namaz? k?lsan, o namaz?n ile o âlemin Sâni'-i Zülcelâl'ine müteveccih olsan; birden, sana bakan âlemin tenevvür eder. Âdeta namaz?n bir elektrik lâmbas? ve namaza niyyetin, onun düğmesine dokunmas? gibi, o âlemin zulümat?n? dağ?t?r ve o herc ü merc-i dünyyeviyedeki (dünyadaki)karmakar?ş?k perişaniyyet içindeki tebeddülât (değişmeler)ve harekât, hikmetli bir intizâm ve mânidar bir kitabet-i kudret olduğunu gösterir. اَللَّهُ نُورُ السَّمَوَاتِ وَاْلاَرْضِ âyet-i pür
    -envâr?ndan bir nûrû, senin kalbine serper. Senin o günkü âlemini, o nurun in'ikâs?yla ?ş?kland?r?r. Senin lehinde nuraniyyetle şehâdet ettirir.


    Sak?n deme: «Benim namaz?m nerede, şu hakikat-? namaz nerede...»

    Zira bir hurma çekirdeği, bir hurma ağac? gibi, kendi ağac?n? tavsif eder.

    Fark yaln?z icmâl ve tafsil ile olduğu gibi; senin ve benim gibi bir âminin -velev hissetmezse- namaz?, büyük bir velînin namaz? gibi şu nurdan bir hissesi var, şu hakikattan bir s?rr? vard?r -velev şuurun taalluk etmezse-. Fakat derecâta göre inkişaf ve tenevvürü ayr? ayr?d?r.

    Nas?l bir hurma çekirdeğinden, tâ mükemmel bir hurma ağac?na kadar ne kadar merâtib bulunur.

    Öyle de: Namaz?n derecât?nda da daha fazla merâtib bulunabilir. Fakat bütün o merâtibde, o hakikat-? nûrâniyyenin esâs? bulunur.
    اَللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى مَنْ قَالَ اَلصَّلَوةُ عِمَادُ الدِّينِ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ اَجْمَعِينَ
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. On Yedinci Sözün İkinci Makamı
    By Bîçare S.V. in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 20
    Son Mesaj: 10.06.09, 13:57
  2. 24. Sözün Birinci Dalını Açıklamalı Ders Yapar mısınız
    By katre_nur in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 22
    Son Mesaj: 15.02.09, 19:08
  3. Yirmi Birinci Sözün İkinci Makamı
    By ubudiyet in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 25.01.09, 08:42
  4. On Yedinci Sözün İkinci Makamı
    By Bîçare S.V. in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 08.12.08, 15:53
  5. Birinci Sözün Birinci Paragrafi
    By Kur'aniyyun in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 27.06.08, 23:14

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0