+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 6 Sayfa var 1 2 3 ... SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 51

Konu: Meyelân,İllet-i Tâmme ve Rüçhâniyet

  1. #1
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart Meyelân,İllet-i Tâmme ve Rüçhâniyet

    Ne zaman Kader Risalesi'ni okuduysam hep anlamakta zorland?ğ?m bir bölüm vard?. Bununla da kalm?yor yapt?ğ?m?z derslerde de bu bölüm her okunduğunda önce bir sessizlik başl?yor ve okuyan kardeşimiz bu k?sm?n diğer ağabey ve kardeşler taraf?ndan izah edilmesini istiyorlard?. Aç?kças? şahs?m ad?na bu bölümde ben de zorlan?yor ve izah cihetine gitmiyor sadece Üstad?n bu k?s?m için yazd?ğ? haşiyeye güvenerek okuyor ve geçiyordum.("Haşiye: Gayet müdakkik âlimlere mahsus bir hakikattir.)

    Ancak özellikle üniversite talebelerinin bu konu ile ilgili ders istemeleri bizi biraz daha konu üzerinde tefekküre sevk etti ve üzerinde belki de günlerce düşünmeye başlatt?. Son olarak kendi evlad?m?n da ayn? yeri ders yapt?klar?n? fakat hiç bir şey anlayamad?klar?n? belirtmesi bir vesile daha oldu konuya yoğunlaşmam?za.

    Daha önce forumda “Tereccuh bila müreccih” konusunu da işlemiştik. Bu konu da o konu ile ayn? yerde olduğu için ve “meyelan, illet-i tamme, rüçhaniyet” konusundan sonra “tereccuh bila müreccih “ konusu Kader Risalesinde işlendiği için san?r?m “tereccuh bila müreccih” konusunun daha iyi anlaş?lmas? bu ön şart kabul edebileceğimiz yerden geçtiğini de hissettiğimi belirtmek isterim.

    Burada bir durumu daha izhar etmek istiyorum. Bu konu tek baş?na halledilecek bir konu değil. Mutlaka derinlemesine nüfuz etmek için çok ak?llar?n mütalaas?na ve tefekkürüne ihtiyaç var. Bizler de bu konuda kesinlikle iddial? falan da değiliz. Hatta burada paylaşacağ?m?z aç?klamalar?m?z?n noksan ve yetersiz olduğunu da biliyorum. Sadece evde biraz çal?şt?ğ?m dersimizin doğru olup olmad?ğ?n? Risale-i Nur talebelerinin şahs-? manevisine arz etmek istedim.Noksanlar?m?z? ve yetersiz izahlar?m?z? inşallah daha ehliyetli ve kabiliyetli ağabeylerimiz ve kardeşlerimiz tashih edeceklerdir inşallah.

    Şimdi ilgili yeri Risale-i Nurlardan alarak başlayal?m inşallah.

    “Cüz-ü ihtiyarînin üssü'l-esas? olan meyelân, Mâtüridîce bir emr-i itibarîdir, abde verilebilir. Fakat Eş'arî ona mevcut nazar?yla bakt?ğ? için, abde vermemiş. Fakat o meyelândaki tasarruf, Eş'ariyece bir emr-i itibarîdir. Öyleyse o meyelân, o tasarruf, bir emr-i nisbîdir. Muhakkak bir vücud-u haricîsi yoktur.Emr-i itibarî ise, illet-i tâmme istemez ki, illet-i tâmme vücudu için lüzum ve zaruret ve vücub ortaya girip ihtiyar? ref etsin. Belki o emr-i itibarînin illeti, bir rüçhâniyet derecesinde bir vaziyet alsa, o emr-i itibarî sübut bulabilir. Öyleyse, o anda onu terk edebilir. Kur'ân o anda diyebilir ki, "Şu şerdir, yapma."
    Evet, eğer abd, hâl?k-? ef'âli bulunsayd? ve icada iktidar? olsayd?, o vakit ihtiyar? ref olurdu. Çünkü ilm-i usul ve hikmette, مَالَمْيَجِبْلَمْيُوجَدْkaidesince mukarrerdir ki, "Birşey vâcip olmazsa, vücuda gelmez." Yani, illet-i tâmme bulunacak; sonra vücuda gelebilir. ?llet-i tâmme ise, malûlu, bizzarure ve bilvücub iktiza ediyor. O vakit ihtiyar kalmaz.( Sözler | Yirmi Alt?nc? Söz | 431)

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  2. #2
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Cüz-ü ihtiyarî: Cenab-? Hak taraf?ndan insana verilen arzu serbestliği; dilediği gibi hareket edebilme kuvveti; cüz'i irade olarak terif edilmektedir.

    Meyelan: Meyletme, bir tarafa eğilme, eğilim diye bilinmektedir.

    Cüz-ü ihtiyarînin üssü'l-esas? olan meyelân konusunda Mâtüridî ve Eş’arî imamlar? birkaç noktada farkl? görüşler ileri sürmüşlerdir.

    Mâtüridî meyelana “emr-i itibarîdir, abde verilebilir” demiş. Emr-i itibari;”hakikatte olmad?ğ? halde var olduğu kabul edilen emir ve iş” olarak kabul edildiğinden vehmi kabul edilmiş ve bu meyelan?n kula verileceğine hükmetmiştir.

    Eş’ari ise meyelana emr-i itibari nazar?yla bakmam?ş mevcut yani gerçekte var ve yarat?lm?ş olarak bakm?ş ve kula vermemiştir. Ancak Eş’ari meyelandaki tasarrufu kula vermiştir.

    ?nsan iradesinin bir emr-i nisbi (Bir diğerine göre var olduğu kabul edilen iş, olgu. Kendi baş?na varl?k sahibi olmayan iş.) olduğunu net ve aç?k bir şekilde düşünce sisteminin temeline yerleştiren ise Bediüzzaman olmuştur.

    Hülasa: Cüz-ü ihtiyarînin üssü'l-esas? olan meyelâna Maturidi emr-i itibari olarak bakt?ğ? için onu kula verirken; Eşari ise emr-i itibariyi mevcut kabul ettiği için kula vermemiş ancak meyelandaki tasarrufu emr-i itibari kabul ettiği için onu kula vermişti.

    Maturüti meyelena emr-i itibari derken, Eş’ari meyelandaki tasarrufa emr-i itibari demiştir.Bediüzzaman ise meyelan? emr-i nisbi olarak kabul etmiştir

    Bir örnekle anlaş?lmas?na vesile olmaya çal?ş?rsak;

    Dünya üzerinde meridyen ve paralel daireleri gerçekte yoktur. Ancak her hangi bir yerin konumunu bulmak ve dünyay? daha iyi öğrenmek için bu dairelerin var olduğu kabul edilir ve haritalara, dünya küresine gerçekte olmad?ğ? halde var olarak çizilmiştir. ?nsanlar bu vehmi çizgileri kullanarak bilgilenirler ve istifade ederler.

    Maturidi işte bu daireleri itibari bir emir olarak kabul etmiş ve bu dairelerin hakikatte olmad?ğ? halde var olarak düşünülmesini ve o dairelerin kullan?larak ilim öğrenilmesini yani kullan?lmas?n? ve itibari halini kula vermiştir.

    Eş’ari ise o çizgilerin ve dairelerin hakikatte mevcut olduğunu kabul etmiş, mevcut olan o çizgileri kula vermemiş Allah’a vermiş ve bu çizgileri emr-i itibari kabul etmemiş, ancak mevcut olan ve var olan o dairelerin kullan?m?n? emr-i itibari kabul ederek o tasarrufu kula vermiştir.

    ?şte k?saca iki imam aras?ndaki fark budur.

    (Devam edeceğiz inşallah.)

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  3. #3
    Pürheves eyyubi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Mesajlar
    222

    Standart

    abi Allah razi olsun, konu cok ehemmiyetli, devamini bekliyoruz insallah...
    "Mü'minin feraseti karşısında titreyin; zira o bakarken Allah'ın nuruyla bakar." (Tirmizî, Tefsirü'l-Kur'an 15)

  4. #4
    Ehil Üye Ehl-i telvin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.269

    Standart

    Ağabey dikkatle takip ettiğimden emin olunuz zira itikadi bir mesele ve çok mühim...

  5. #5
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Alıntı natuvan Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ağabey dikkatle takip ettiğimden emin olunuz zira itikadi bir mesele ve çok mühim...
    Aziz kardeşim,bu konuda isabetli izahlarımızın altını çizerken isabetsiz cümlelerimin üstünü çizabilirsiniz.

    Hakikaten konu önemli baksanıza en önemli itikat imamları dahi bu konuda farklı görüşler ortaya koymuşlar ve farklı yorumlar yapmışlar.Ancak bizler Bediüzzaman gibi bir müceddid-i ahirzamana muhatabız ki Allah'a şükürler olsun.Konuyu zaten Üstadın "emr-i nisbi" dediği "meyelan" tarifi üzerine bina ederek işlemeye çalışacağız inşallah.

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  6. #6
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Bediüzzaman’a göre ise meyelan;

    “Öyleyse o meyelân, o tasarruf, bir emr-i nisbîdir. Muhakkak bir vücud-u haricîsi yoktur. Emr-i itibarî ise, illet-i tâmme istemez ki, illet-i tâmme vücudu için lüzum ve zaruret ve vücub ortaya girip ihtiyar? ref etsin.”

    ?şte o meyelan ve tasarruf bir emr-i nisbi yani “bir diğerine göre var olduğu kabul edildiği iş” olduğundan kesin ve muhakkak bir vücud-u harici yani d?ş görünüşü yoktur.Çünkü mevcut olmayan bir şeyin d?ş görünüşü olmaz.Emr-itibari ise illet-i tâmme ( yani “her hangi bir şeyin var olmas? için gereken sebeplerin tamam?”) istemez ki,illet-i tâmme vücudu için lüzum ve zaruret ve vücup –vaciplik,gereklilik-ortaya girip ihtiyari ref etsin kald?rs?n.

    Buradan şunu anlayabiliriz. Bir şey eğer vücud sahibi ise illet-i tâmme dediğimiz bütün şartlar?n?n tamam olmas? gerekir ki ondan sonra irade ve kudret-i Rabbaniye ile vücuda gelebilsin. Emr-i itibari kabul edilen meyelanda ise illet-i tâmme gerekmez. Çünkü hakikatte vücudu yoktur. Onun içinde mevcut değildir. Mevcut kabul edilmeyen ve d?ş görünüşü olmayan meyelan için yüz şart?n lüzumu yani illet- tâmme gerekmez. ?llet-i tâmme olsayd? o zaman meyelan vücudi ve sabit olarak kabul edilir ve oradaki yüz şarttan birisi de ihtiyar olurdu. Çünkü iarede-i cüziye irade-i külliyeye bir şart-? adi olduğu için vücudun yarat?lmas? için irade tasarrufu bir şartt?r. Meyelan? emr-i itibari olarak kabul ettiğimiz takdirde ki öyle kabul ediyoruz o zaman mevcut durum olarak ona bakam?yoruz. Böylece emr-i tibarinin illet-i tâmme gerektirmediğini kabul ediyoruz.
    (Devam edeceğiz inşallah.)

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  7. #7
    Ehil Üye osmanoğlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Uşak
    Mesajlar
    1.856

    Standart

    Muhterem hocam, Allah razı olsun; konu hem önemli hem hassas. Dolayısı ile forumdaki kardeşlerimizden bu konuda alt yapısı, tahsili olan kardeşlerimizin de katkıda bulunması ve konunun tamamlayıcı izahatlarla anlaşılmasına yardımcı olmaları gerekiyor. Bu katkıyı kardeşlerimizden bekliyoruz inşallah. Allah muvaffak etsin.
    "Ey Rabbimiz! Biz indirdiğin kitaba inandık ve peygambere uyduk. Sen de bizi, Senin birliğine ve peygamberinin doğruluğuna şahitlik edenlerle beraber yaz." Âl-i İmrân Sûresi: 3:53.

  8. #8
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Rüçhaniyet meselesi ile devam edelim:

    Belki o emr-i itibarînin illeti, bir rüçhâniyet derecesinde bir vaziyet alsa, o emr-i itibarî sübut bulabilir. Öyleyse, o anda onu terk edebilir. Kur'ân o anda diyebilir ki, "Şu şerdir, yapma."

    Evet, yukarıdaki paragrafta da önemli kavramlar var.
    O emr-i itibarinin illeti-sebebi-bir rüçhaniyt-üstün olma hali, üstünlük-derecesinde bir vaziyet alsa, o emri itibari(hakikatte olmadığı halde var olduğu kabul edilen emir ve iş) sübut-sabit olma, gerçekleşme-bulabilir.

    Demek oluyor ki emr-i itibarinin gerçekleşmesi ve sabit olması için bir illet gerekiyor o illet ise bir rüçhaniyet derecesinde yani üstünlük derecesinde bir vaziyet alması gerekiyor. İşte o anda insan onu terk edebilir “Kur’an ona bu şerdir, yapma der” ki işte hakiki rüçhaniyet burada Kur’ana geçmiş olur.
    Buradaki “rüçhaniyet” meselesi üzerinde biraz duralım inşallah. Konuyu birkaç cihetten değerlendirmek gerekiyor sanırım.

    1.Düşünelim ki bir altın ve bir de gümüş iki kalem var. Şimdi burada emr-i itibarinin gerçekleşmesi ve sabit olması için bir illet gerekiyor. İşte buradaki illet ise bir rüçhaniyet derecesinde altın kalem olsun. Buradaki rüçhaniyete irade-i cüziyye dediğimiz emr-i itibari meyelanı vuku bulurken eğer bu meyelan nefsin ve hissin meyelanından da gelebilir. Diyelim ki bu meyelan rüçhaniyet kazanmış olan altın kalemi çalmak için kullanıldığı takdirde hemen Kur’an devreye giriyor ve o kişiye “Şu şerdir, yapma” der. Böylece emr-i itibari için rüçhaniyet Allah’ın emrine geçmiş olur ve kişi onu terk edebilir. Çünkü emrin olduğu yerde rüçhaniyet emre aittir. Kul burada emr-i itibariyi şer olan ve rüçhaniyet gördüğü nefsin ve hissin meyelanından yana mı yapacak veya Allah’ın emri doğrultusunda mı yapacak işte imtihan da burada başlıyor.

    2.Diyelim ki kalemlerin ikisi de altın olsun. Emr-i itibari olan meyelan burada mübah olan bir alışveriş yapacak olursa iki eşit kalemden birisini tercih edecek demektir. İlle de kalemlerde bir üstünlük aramayacaktır. Ancak emr-i itibari illeti için ise bir rüçhniyet aranacaksa bu durumda yani iki eşit durumda rüçhaniyet emr-i itibariye olan meyelana ait olmuş olacaktır. Burada da “tercih bila müreccih caizdir” kaidesi geçerli olacaktır. Yini iki eşit şeyden birisini tercih ederken irade-i cüziye bir rüçhaniyete sahip olarak eşit kalemlerden birisini alacaktır. Çünkü bu alışverişin şer ciheti yoktur ki Kur’an ona yasak emri ile “Şu şerdir, yapma.”desin ve rüçhaniyete sahip olsun.

    3.Şimdi de biri altın ve biri de gümüş iki kalemden birini mübah olan alışveriş niyeti ile birisi tercih edip alacak olursa sonuç nasıl olabilir.

    Eğer emr-i itibari meyelanı için altın kalemin rüçhaniyeti nedeniyle onu alacak kişi için almaması için başka rüçhaniyet yoksa –emir,fakirlik,v.b.-normal şartlarda altın kalemi alabilir.Ancak parası yok ve fakir ise rüçhaniyet fakirlik ciheti ile emr-i itibariyeye bir sübut ve illet olacaktır ve kişi gümüş kalemi tercih edecektir.

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  9. #9
    Ehil Üye _MerHeM_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    Alem-i şehadet
    Mesajlar
    2.225

    Standart

    Alıntı Abdulbaki Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bediüzzaman’a göre ise meyelan;

    “Öyleyse o meyelân, o tasarruf, bir emr-i nisbîdir. Muhakkak bir vücud-u haricîsi yoktur. Emr-i itibarî ise, illet-i tâmme istemez ki, illet-i tâmme vücudu için lüzum ve zaruret ve vücub ortaya girip ihtiyar? ref etsin.”

    ?şte o meyelan ve tasarruf bir emr-i nisbi yani “bir diğerine göre var olduğu kabul edildiği iş” olduğundan kesin ve muhakkak bir vücud-u harici yani d?ş görünüşü yoktur.Çünkü mevcut olmayan bir şeyin d?ş görünüşü olmaz.Emr-itibari ise illet-i tâmme ( yani “her hangi bir şeyin var olmas? için gereken sebeplerin tamam?”) istemez ki,illet-i tâmme vücudu için lüzum ve zaruret ve vücup –vaciplik,gereklilik-ortaya girip ihtiyari ref etsin kald?rs?n.(!!!)

    Buradan şunu anlayabiliriz. Bir şey eğer vücud sahibi ise illet-i tâmme dediğimiz bütün şartlar?n?n tamam olmas? gerekir ki ondan sonra irade ve kudret-i Rabbaniye ile vücuda gelebilsin.(?) Emr-i itibari kabul edilen meyelanda ise illet-i tâmme gerekmez. Çünkü hakikatte vücudu yoktur. Onun içinde mevcut değildir. Mevcut kabul edilmeyen ve d?ş görünüşü olmayan meyelan için yüz şart?n lüzumu yani illet- tâmme gerekmez.(?) ?llet-i tâmme olsayd? o zaman meyelan vücudi ve sabit olarak kabul edilir ve oradaki yüz şarttan birisi de ihtiyar olurdu. Çünkü iarede-i cüziye irade-i külliyeye bir şart-? adi olduğu için vücudun yarat?lmas? için irade tasarrufu bir şartt?r.(!!!)Meyelan? emr-i itibari olarak kabul ettiğimiz takdirde ki öyle kabul ediyoruz o zaman mevcut durum olarak ona bakam?yoruz. Böylece emr-i tibarinin illet-i tâmme gerektirmediğini kabul ediyoruz.(?)
    (Devam edeceğiz inşallah.)
    ...
    Konu _MerHeM_ tarafından (17.01.08 Saat 00:53 ) değiştirilmiştir.

    Amelinizde rıza-yı İlâhî olmalı.

    Eğer O razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok.

    Eğer O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok.


  10. #10
    Ehil Üye _MerHeM_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    Alem-i şehadet
    Mesajlar
    2.225

    Standart

    Alıntı Abdulbaki Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bediüzzaman’a göre ise meyelan;

    “Öyleyse o meyelân, o tasarruf, bir emr-i nisbîdir. Muhakkak bir vücud-u haricîsi yoktur. Emr-i itibarî ise, illet-i tâmme istemez ki, illet-i tâmme vücudu için lüzum ve zaruret ve vücub ortaya girip ihtiyar? ref etsin.”

    ?şte o meyelan ve tasarruf bir emr-i nisbi yani “bir diğerine göre var olduğu kabul edildiği iş” olduğundan kesin ve muhakkak bir vücud-u harici yani d?ş görünüşü yoktur.Çünkü mevcut olmayan bir şeyin d?ş görünüşü olmaz.Emr-itibari ise illet-i tâmme ( yani “her hangi bir şeyin var olmas? için gereken sebeplerin tamam?”) istemez ki,illet-i tâmme vücudu için lüzum ve zaruret ve vücup –vaciplik,gereklilik-ortaya girip ihtiyari ref etsin kald?rs?n.

    Buradan şunu anlayabiliriz. Bir şey eğer vücud sahibi ise illet-i tâmme dediğimiz bütün şartlar?n?n tamam olmas? gerekir ki ondan sonra irade ve kudret-i Rabbaniye ile vücuda gelebilsin. Emr-i itibari kabul edilen meyelanda ise illet-i tâmme gerekmez. Çünkü hakikatte vücudu yoktur. Onun içinde mevcut değildir. Mevcut kabul edilmeyen ve d?ş görünüşü olmayan meyelan için yüz şart?n lüzumu yani illet- tâmme gerekmez. ?llet-i tâmme olsayd? o zaman meyelan vücudi ve sabit olarak kabul edilir ve oradaki yüz şarttan birisi de ihtiyar olurdu. Çünkü iarede-i cüziye irade-i külliyeye bir şart-? adi olduğu için vücudun yarat?lmas? için irade tasarrufu bir şartt?r. Meyelan? emr-i itibari olarak kabul ettiğimiz takdirde ki öyle kabul ediyoruz o zaman mevcut durum olarak ona bakam?yoruz. Böylece emr-i tibarinin illet-i tâmme gerektirmediğini kabul ediyoruz.
    (Devam edeceğiz inşallah.)
    senin izahlar?na bakan bir yaklaş?m...olabilrmi bilmiyorum..

    Emr-i itibari:Müstakil bir varl?ğ? olmay?p ona itibar eden kimsenin akl?nda teşekkül eden emir, iş, hadise.

    Yani bir şeyki cenab-? hakk ona kudreti ile taalluk edip bir vucud-u harici giydirmemiş vucud-u haricisi yoktur......Nisbi ve ilmi olarak bir vucud vermiş..vard?r...Varl?ğ?ndan haberdar?z.. hissederiz fakat maddi bir vucut verilmediği için gösteremiyoruz...



    Eğer vucudu, emr-i itabiri olan irade-i cüziyeye, meyl ve Tasarufla vucud giydirebilseydi ihtiyar kalmazd?....

    Yani insan?n iradesi bir şeye meyl ettiği (çünkü insan bir şeyi cüz-ü iradesi ile istemeden ve irade etmeden o şeye meyil etmesi gelir..)anda istemesine luzum kalmadan hemen o şey oluverirdi Yani insan?n cüz-i iradesinin harici vucudu olsa irade ettiği şey-i yaratmaya kabiliyeti olurdu o zamanda insan ?steklerinden yapt?klar?ndan mesul olmazd?.

    Çünkü insan meylinden yada meylindeki tasarrufundan dolay? mesul tutulamaz .insan kendi meyline hakim değildir....

    Amelinizde rıza-yı İlâhî olmalı.

    Eğer O razı olsa, bütün dünya küsse ehemmiyeti yok.

    Eğer O kabul etse, bütün halk reddetse tesiri yok.


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. İllet
    By selmanyildirim in forum Şiirler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 12.11.08, 17:23
  2. "Ademî Birşey Madum Birşeye İllet Olur" Ne Demek?
    By semerat in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 21
    Son Mesaj: 26.10.08, 15:48
  3. Hem Vücut,Herhalde Mevcut Bir İllet İster
    By BiKeS_ in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 06.09.08, 21:18
  4. İktiran,İllet ve Mukarenet
    By Abdulbaki in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 39
    Son Mesaj: 05.05.08, 12:36
  5. Risale-i Nur'da İhlas-ı Tamme
    By gulsah in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 08.03.07, 10:31

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0