+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 10

Konu: Ecirliğin de Esirlik Gibi Parçalanması?

  1. #1
    Dost seray - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    39

    Standart Ecirliğin de Esirlik Gibi Parçalanması?

    Beşer esirliği parçaladığı gibi ecirliği de parçalayacaktır

    Bir rüyâda demiştim: Devletler, milletlerin hafif muhârebesi, tabakât-ı beşerin şedid olan harbine terk-i mevkî ediyor.
    Zîrâ beşer, edvârda esirlik istemedi, kanıyla parçaladı. Şimdi ecîr olmuştur; onun yükünü çeker, onu da parçalıyor.
    Beşerin başı ihtiyar; edvâr-ı hamsesi var. Vahşet ve bedeviyet, memlûkiyet, esâret, şimdi dahi ecîrdir, başlamıştır, geçiyor.

    Lemeat


    ecirlikten tam olarak kasıt nedir?başkasına çalışmaksa parçalanması çok güzel, ancak nasıl olacak, herkes kendi işini mi kuracak?bu nasıl mümkün olacak?ve parçalanmaya başlamış mıdır?yardımlarınızı bekliyorum..

  2. #2
    acizizfakiriz
    Guest acizizfakiriz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Bediüzzaman, sosyolojik olarak insanlığın “vahşet ve bedevîlik, memlûkiyet, esirlik ve ecirlik devri” gibi dört devir geçirdiğini ve beşinci olarak içinde bulunduğumuz dünya siyasetinde geliştirilmesine çalışılan “malikiyet ve serbestiyet devri” (Mektûbât) dediğimiz İnsan Hak ve Hürriyetlerinin kâmil mânâda kullanılmasına imkân tanıyan bir döneme girildiğine dikkat çeker.

  3. #3
    Dost seray - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    39

    Standart

    ecirlik bir nevi kölelik midir? ya da ücretli çalışan kişi patronunun bir nevi kölesi midir?

  4. #4
    acizizfakiriz
    Guest acizizfakiriz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Kainatın sultanı ve kendi aleminin de kumandanı olan bir insan Allah'tan maada kimsenin hükmü ve ecri altına girmek istememesi fıtratının gereğidir.

  5. #5
    Gayyur nur_mütefekkiri - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    101

    Standart

    S.a. Kardeşler güzel bir konu seçmişsiniz, daha önce bu meseleyi düşünmüştüm ama mesele inkişaf etmedi.

    Tan?d?ğ?m bir abiye sormuştum, bu mesele nas?l olacak, beşer ecirliği nas?l parçalayacak diye...

    Bana şöyle bir cevap vermişti: Herkes kendi sevdiği işi yapacak, beşerin isdidatlar? muvaf?k şekilde istimal edilirse zorunlu çal?şma diye bir şey olmaz. Nas?l ki bir sanatkar maddi kayg?lardan ziyade kendi sanat?n? icra ediyorsa beşer de benzer şekilde hoşland?ğ? işlerle meşgul olarak bu gerçekleşebilir demişti...

    Siz neler düşünüyorsunuz, nas?l olacak bu iş...
    "Allah'ın hesabına kâinata bakan adam her ne müşahede ederse ilimdir. Eğer gafletle esbab hesabına bakarsa, ilim zannettiği şey de cehl olur."


  6. #6
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    Bu konu beni de çok düşündürürdü, bir çal?şma bulmuştum, ilmi bir çal?şma, konu ilmi olunca, cevap da öyle olmuş, alttaki k?s?mda öncelikle üstad?n dönemleri adland?rmada diğer isimlendirenlere nazaran kelimeleri seçişde ne kadar isabet ettiğine vurgu yap?lm?ş:

    SOSYAL OLGU- ?DEOLOJ? ÇEL?ŞK?S? VE ?S?MLEND?RME


    Vak?alar, sosyal olgular s?kl?kla beşeri ideolojiler ve zihni spekülasyonlar ile birbirine kar?şt?r?lmaktad?r. Zira ideolojiler, genellikle bir sosyal olgu ile ayn? veya yak?n zamanlarda, o sosyal olguyu aç?klamak veya yorumlamak, hatta yönlendirmek ve kişisel veya s?n?fsal menfaatine dönüştürmek (suistimal etmek) için kullan?l?r. Mesela Marks?n “kapitalizm” diye adland?rd?ğ? “ecir devri” “nesnel bir durum” “bir sosyal vak?a” olarak değil de çoğunlukla insan ürünü bir iktisadi ideoloji olarak alg?lan?r ve muhalefet görür. Halbuki bir ideolojiye muhalefetin anlam? ile sosyal bir vak?aya (objektif bir gerçekliğe) muhalefetin anlam? ayn? değildir. ?lkini toptan reddedebilir, bertaraf da edebilirsiniz. Fakat bir sosyal olgu ile karş? karş?ya iseniz önce tespit ve kabul eder, sonra da ?slah etmeye çal?ş?rs?n?z. Nitekim “ecir devri” (Marks’a göre kapitalizm) hem Bediüzzaman hem de Marks taraf?ndan öncelikle bir sosyal olgu, f?tri bir şeriat olarak tespit ve kabul edilir. O feodal dönemde haz?rlanan, fakat ondan ileri, Malikiyet ve Serbesiyet devrinin zeminini teşkil eden, ama ondan geri, bir sosyo-ekonomik-politik bir formasyondur. “Liberalizm” ise A. Smith, Ma?tus, Ricardo, gibi iktisatç?larca oluşturulan ekonomide bireye ve onun özgürlüğüne imtiyaz tan?yan, “b?rak?n yaps?nlar, b?rak?n geçsinler” diyen iktisadi bir doktrindir, anlay?şt?r, insan ürünüdür.
    Şu halde dönemlerin tespiti kadar isimlendirmesinin de, oldukça önemli olduğunu görüyoruz. Zira Marks bir sosyal olgu olarak gördüğü halde “kapitalizm” adland?rmas?yla sanki “ecir devri” zaman?nda üretilmiş liberalizm, faşizm, sosyalizm, nazizm, komünizm, gibi beşeri ideolojileri çağr?şt?rmaktad?r.

    Burada Said Nursi’nin dehas?na bir kez daha şahit olmaktay?z. Sosyal olgular?n tekamülü her ne kadar ilk defa ?bni Haldun gibi ?slam bilginlerince tespit edilmiş olsa da, son üç dört yüzy?ld?r ?slam dünyas?nda böyle çal?şmalar pek yap?lmad?ğ?ndan, bu konudaki bilimsel tespit, birikim ve terminolojiler, hep bat? kaynakl?d?r. Bediüzzaman ise esas misyon ve vizyonu sosyoloji, ekonomi-politik olmad?ğ? halde, isimlendirmede de Marks, Engels ve diğerlerinin gösteremediği isabeti gösteriyor. (45) “Ecir devri” bir periyodu (dönemi),dolay?s?yla sosyal bir realiteyi, daha iyi ifade eden, sosyal olguyu “izmler” (fikri spekülasyonlardan) temyiz eden bir terimdir.

    Ayr?ca; kapital kelimesi her ne kadar etimolojik olarak temel, esas, öncü, anlamlar?na geliyorsada as?l manas? (?st?lah anlam?) sermaye (anamal) demektir. Sermaye (kapital) ise; ecir devriyle tarih sahnesinde ilk defa yerini alan sosyal s?n?flardan, burjuvazinin (havass?n) iktisadi kazan?m? ve silah? iken; ecir (ücret) ise, bilhassa proleteryan?n (ehl-i say’in, emekçinin) ekonomik kazan?m?d?r. “Kapital”, hakim s?n?flar?n, “ecir” ezilen s?n?flar?n gücü ve sembolüdür. Bediüzzaman böylelikle kimin içinden ve kimden yana olduğunu ortaya koyduğu gibi, hareket noktas?n da burjuvaziden emekçilere çevirmiş olmaktad?r.

    SOSYAL GEL?ŞME VE KÜRESELLEŞME


    Toplumlar?n statik olamayacağ?n?, sosyal değişme ve gelişmenin durmayacağ?n? yukar?daki bahislerde görmüş bulunuyoruz. Ecir devri bitiyor, Malikiyet ve Serbesiyet devri başl?yor. Son yirmi y?ld?r da usulcac?k başlayan bir ses (sözcük) art?k kulaklar? sağ?r eden bir ses, crescendo halini ald?! Küreselleşme (Globalizm); Ecir devri (Kapitalizm) sonras? döneme, Küreselleşme, Malikiyet ve Serbestiyet devrine (postkapitalist, postindüsrialist döneme) tekabül ediyor, onun unsurlar?n? taş?yor.


    BEŞER? YAŞAMA


    DEV?RLER?
    Sosyal Olgu


    4. Dönem


    (Bediüzzaman'a göre)=Sosyal Olgu=> Ecir Devri


    (Mark’sa göre)=> Sosyal Olgu => Kapitalizm


    (A. Smith'e göre)=> ideoloji=> Liberalizm (Faşizm,Nazizm)


    Vahşi ?deoloji(Süper güç ve sermaye)=>Emperyalizm





    5. Dönem

    (Bediüzzaman'a göre)=Sosyal Olgu=> Malikiyet ve Serbestiyet
    Devri


    (Mark’sa göre)=> Sosyal Olgu => Küreselleşme (Sosyalizm)


    (A. Smith'e göre)=> ideoloji=> Globalizm(Yeni Dünya Düzeni)


    Vahşi ?deoloji(Süper güç ve sermaye)=>Küresel Kapitalizm







    Marx kapitalizm sonras?na (5.dönem olarak) sosyalizmi koyuyordu, fakat art?k bunun hükümsüz olduğunu tarih teyit ve ispat etti. Ancak küreselleşme, kapitalizm gibi ağ?rl?kl? olarak sosyal olguyu, k?smen de ideoloji ifade eden bir kelime olduğu için, yine de şemada bir anlam? var. (Marksist mentaliteyi belirtmek ve metodolojiyi kullanmak için)
    Kapitalizmin yanl?ş isimlendirme ve liberalizm gibi ideolojilerle ayn? zamanda kullan?lma ve kasten ideolojik bir anlam yükleme gibi sebeplerle muhatap olduğu yanl?ş ve noksan (müfrit) anlaş?lma akibetinden Küreselleşmenin de kurtulamayacağ? anlaş?l?yor.
    Eğer Said Nursi’nin Malikiyet ve Serbestiyet devri ?st?lah?n? kullan?rsak “globalizm” gibi pürideolojik, “küreselleşme” gibi k?smi ideolojik yönü de olabilecek terimler yerine, sosyal olgu ve periyodu daha iyi ifade eden bir terminolojiye kavuşuruz.

    Binaenaleyh “Küreselleşme” yerine “Malikiyet ve Serbestiyet devri” nin kullan?lmas?n? “Globalizm” teriminden uzak durulmas?n?, k?sal?ğ?, söyleme kolayl?ğ? ve herkesin bilmesi yönünden “Küreselleşme” teriminin kullan?lmas? durumunda da, Nursinin; “objektif bir sosyal olgu anlam?” yüklenerek kullan?lmas?, ideolojik spekülasyon ve yönlendirmeden ?rak olunmas? gibi bir imkan? bize sağlayabilecektir.

    Ömer Faruk Uysal
    Konu elff tarafından (15.01.08 Saat 20:37 ) değiştirilmiştir.
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  7. #7
    Yasaklı Üye hasandemir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    458

    Standart

    Ecirlik kapitalizm denen sömürü düzenidir.Bu düzende işçiler çalışır,patronlar ise köşeyi dönerler.Az bir ücret karşılığında insanları akşama kadar çalıştırırlar.Kendileri ise işçisine verdiğinden kat kat fazlasını kedisine,köpeğine harcayıp hayvanseverliğini ispatlar.Üstad "Deccalin eli delik olacak" derken kapitalizme dikkat çekmektedir.

  8. #8
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    Tarihi iyi anlayabilmek, bilhassa günümüzün ve geleceğin tarihini kestirebilmek için, derinlikli bir tarih anlay?ş?, bir “tarih felsefesi” ne ihtiyaç var. Bediüzzaman özet olarak doğrudan, detayl? olarakta dolayl? bir şekilde bize baz? k?staslar vermiştir.


    O “maddi tarihin nazar?yla nev-i beşerin hayat-? içtimaiyesi noktas?nda vahşet ve bedeviyet, memlukiyet, esaret,şimdi dahi ecirdir, başlam?şt?r geçiyor” dediği edvar-? hamse (beş devir)densöz eder.


    Mehdiyet misyonu beşinci ve gelmekte olan devir için Malikiyet ve Serbestiyet devri derken, Deccaliyet misyonu ise dört devri ayn? şekilde (?lkel komünal, Köleci, Feodal, Kapitalist toplumlar olarak) sayd?ğ? halde, beşinciolarak Sosyalizm (Komünizm) gibi inkar-? uluhiyeti temel felsefe edinmiş ve tarih boyunca görülmemiş dehşetli bir fikriyat? zorla geniş bir coğrafyada tatbik etmiştir. Malikiyet ve Serbesiyet f?tri şeriat (evamir-i tekviniye) gereği kendiliğinden boy gösterirken, Sosyalizm dev ordu ve polis güçleriyle ancak yetmiş y?l, zorla ve kanla ayakta durabilmiş, sonunda çökmüş; ?sevilik galip gelmiştir.


    Tarihi pratik ile teyit ve tefsir edilmekte olan Malikiyet ve Serbesiyet devri ne demektir? Mahiyeti nedir?



    Bunun için öncelikle, evvelki üç devir vahşet ve bedeviyet, memlukiyet ve esirlik devirleri ile bilhassa ecir devri (kapitalizmi) ve tarihi bir sapma ve zorlama sosyalizmi gözönünde tutmal?y?z.



    Böylelikle son devrin ne olduğunu değilse bile, en az?ndan ne olmad?ğ?n? anlayabiliriz. Efrad?n?n camiiyetini değilse bile, ağyar?n?n manisini anlayabiliriz.


    “Beşer esir olmak istemediği gibi, ecir olmakta istemez”. Malikiyet ve Serbestiyet ister hükmü bile devirlerin tekamülünü ve iyiye doğru gidişi, hem de son devrin en iyisi, en az?ndan öncekilerin iyisi olacağ?n? göstermektedir.


    Malikiyet ve Serbestiyet devrinin s?rf ismi bile önceki devirlerden çok daha iyi ve güzeli çağr?şt?rd?ğ? gibi, bize mahiyeti konusunda da bilgiler veriyor.


    ?ktisadi manada malikiyet; halk çoğunluğunun (avam?n) küçük küçükte olsa,mülk sahibi olmas? (işyerive evinin sahibi olmas?) serbestiyetide; teşebbüs hürriyetinin genişlemesi olarak düşünebiliriz.


    Siyasi anlamda ise; hak ve hürriyetlerin olabildiğince genişleyip kitleler içinde faydalan?l?r hale gelmesi ve demokratikleşme diye anlayabiliriz.


    Hukuki manada; kişilerin sözleşme ile belirledikleri hukukun (sözleşme hukukunun) daha da önem kazanmas?, özel yarg? organlar? (tahkim), çok hukukluluk gündeme gelebilir.


    Kültürel alanda da; çok kültürlülük, mahalli ve otantik kültürlerin önem arzetmesi, kültürler aras? etkileşimin artmas? görünebilir.


    Adem-i merkeziyetçilik, faizsiz bankac?l?k, işçilerin fabrikalara ortakl?ğ?, anonim şirketlerin yayg?nl?ğ? ve gerçekten de anonimleşerek sermaye ve mülkiyetin halka yay?lmas?, devre mülk sistemleri de bu devrin tezahürleridir.


    Bu serbesiyet ve hürriyet ortam?nda;


    “?stikbal yaln?z ve yaln?z ?slamiyet’in olacak, hakim, hakaik-i Kur’aniye ve ?maniye olacak,bürhan-? akliye istinat eden ve bütün hükümlerini akla tespit ettiren Kur’an hükmedecek”tir.


    Bu sebeple;


    “Ümit var olunuz, şu istikbal ink?lab? içinde en yüksek gür sada ?slam’?n sadas? olacakt?r”.


    Bediüzzaman ve Marx gibi iki z?t deha dagörülen, bu beşli s?ralama ile tarihi yorumlama (değerlendirme) tarz? yukar?da görüldüğü gibi Toplumsal değişme (gelişme) kuramlar?ndand?rve her ikisine göre de insanl?ğ?n genel gidişat?n? gösteren bir tekamülün ifadesidir. Marx’?n bunu maddenin diyalektiğine (materyalizme)bağlarken Said Nursi’nin adetullah, f?trişeriat (evamir-i tekviniye) olarak gördüğü anlaş?l?yor.


    Bu beşli izah, kuramlar içinde en detayl? ve en etkili oland?r. Diğer izahlardan farl?l?klar?na rağmen onlar? tamamlayan, gelişmiş bir hali gibidir. Mesela A. Comte ve A. Toffler’de görülen üçlü s?ralamalar sanki beşli s?ralaman?n k?salt?lm?ş(veya detayland?r?lmam?ş) halidir.



    Bu dönemler gerçekten de f?tri bir şeriat (sünnetullah) m?d?r? diye düşündüğümüzde; yaşanmakta ve bitmekte olan devrin ecir devri (kapitalizm), ondan önceki devrin esirlik devri (feodalite) ondan da öncekinin memlukiyet (kölelik) devri olduğunu tarih, sosyoloji, iktisat ve siyaset bilimleri tespit etmektedir. ?lk devrin ise vahşet ve bedeviyet (ilkel komünal) bir dönem olduğukolayca tahmin edilmektedir. D


    enebilir ki; mesela bitmekte olan kapitalizm dünyan?n baz? yerlerinde hala yayg?n ve etkin değil! O halde bu nas?l bir kanuniyet (f?tri şeriat) ifade edebilir? Kapitalizmin yayg?n ve etkin olmad?ğ? bir bölge bile olsa, mutlaka her yer bundan etkilenir, ecir devri birikimlerine yönelir, onu takip eder. Zira bir ileri sosyal ekonomik formasyona geçen toplumlar, tarihi yaparlar, öncülük ederler, Tarih yaparlarken de tamamen serbest değillerdir, f?tri şeriat?n d?ş?na ç?kamazlar.


    Bu dönemlerin çok önemli bir belirleyicisi üretim tekniklerindeki gelişmelerdir. (Tar?m devrimi, sanayi devrimi gibi) Düşünürsek insanlar?n 18.yüzy?la kadar hiç bilmediği ve kullanmad?ğ? petrol, kömür gibi enerji kaynaklar?, modern toplumlar?n istifadesi için Cenab-? Hak taraf?ndan yer alt?nda haz?rlan?pdepolanmasa ne fabrikalar olabilir ne de otomobil ve sair makineler çal?şabilirdi. Krom, fosfat, bor gibi pek çok maden de sanayi devrimi için haz?rlanm?ş gibidirler. Asl?nda bütün ilmi, teknik, icat ve toplumsal ilerlemeler Cenab-? Hakk?n kainata koyduğu kanunlar?n, keşif ve istimalinden başka bir şey değildir.



    Marx ve Nursi dördüncüdönem olan kapitalizmin (ecir devrinin) geçmekte olduklar?ndan da ittifak etmekle beraber en büyük ayr?l?klar, gelmekte olan dönemi Marx’?n sosyalizm (komünizm) Nursinin ise Malikiyet ve Serbestiyet devri diye yorumlamas?d?r.


    Tarih Bediüzzaman? hakl? ç?karm?şt?r, gelmekte olan dönem, sosyalizm değil Malikiyet ve Serbestiyettir.


    Said Nursi bu gerçeği, ilk defa eski Said dönemin de lemaat’ta1921’de ifade etmiş Yeni Said döneminde de (28. Mektupta) biraz daha detayland?rm?şt?r.


    Yaklaş?k 80 y?l önce “başlam?şt?r geçiyor” dediği ecir devri (kapitalizm) gerçekten de başka bir hal alm?ş, bilhassa bat? da Malikiyet ve Serbestiyet zuhur etmeye başlam?şt?r.


    Ömer Faruk Uysal

    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


  9. #9
    Ehil Üye gulsah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.641

    Standart

    elf kardeşim Allah raz? olsun bende merak ediyordum , detayl? birşekilde tahlil edilmiş mevzu ...

    ''Şahsın üslub-u beyanı , şahsın timsal-i şahsiyetidir.

    Ben ise :

    gördüğünüz veya işittiğiniz gibi , halli müşkil bir muammayım ''

    Said Nursi


  10. #10
    Dost seray - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Mesajlar
    39

    Standart

    allah razı olsun, bir cümle olan bu kısımla üstadın Bediüzzamanlığı yine ortaya çıktı.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 05.02.16, 00:57
  2. Su gibi aciz, su gibi aziz!
    By *SAHRA* in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 11.03.12, 22:21
  3. Su Gibi Aciz, Su Gibi Aziz!
    By hak_yol_islam in forum Edebiyat
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 30.10.08, 22:24
  4. Onlar Gibi Olabilmek,Onlar Gibi Yaşamak...
    By zulmeteveda in forum Resim - Fotoğraf Galeri
    Cevaplar: 28
    Son Mesaj: 22.06.08, 15:53
  5. Ye Gibi Yumulduk Elif Gibi Başladığımız Hayata
    By Müellif-e in forum Şiirler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 20.06.08, 19:36

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0