+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 20

Konu: Dördüncü Muarrif

  1. #1
    Ehil Üye Ehl-i telvin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.269

    Standart Dördüncü Muarrif

    Kardeşler Halıkımızı bize tanıttıran Dördüncü Muarrifi Mütalaalarınıza sunuyoruz..

    .
    -1-
    maksudumuzdur, matlubumuzdur.

    Gayr-ı mütenahi berahininden dört bürhan-ı külliyi irad ediyoruz.
    Birinci bürhan:
    Muhammed Aleyhissalatü Vesselamdır. şu bürhan-ı neyyirimiz şuaat'da tenevvür ettiğinden, tenvir-i müddeamızda münevver bir mir'attır.
    İkinci bürhan:
    Kitab-ı kebir ve insan-ı ekber olan kainattır.
    Üçüncü bürhan:
    Kitab-ı mucizü'l-beyan, Kelam-ı Akdestir.
    Dördüncü bürhan: Âlem-i gayb ve şehadetin nokta-i iltisakı ve berzahı ve iki alemden birbirine gelen seyyaratın mültekası, vicdan denilen fıtrat-ı zişuurdur. Evet, fıtrat ve vicdan akla bir penceredir; tevhidin şuasını neşrederler

  2. #2
    Ehil Üye Ehl-i telvin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.269

    Standart

    DÖRDÜNCÜ BURHAN: Vicdan-? beşer denilen f?trat-? zişuurdur. şu bürhanda dört nükteyi nazar-? dikkate al.


    Birincisi: F?trat yalan söylemez. ........ Mesela, bir avuç su incimad ile meyelan-? inbisat? der: "Fazla yer tutacağ?m." Metin demir onu yalan ç?karamaz; sözünün doğruluğu, demiri parçalar. ?şte şu meyelanlar, irade-i ?lahiyeden gelen evamir-i tekviniyenin tecellileridir, cilveleridir.

    ?kincisi: Beşerin havassü'l-hums-u zahire ve bat?nadan başka, alem-i gayba karş? aç?lan pek çok pencereleri var. Gayr-? meş'ur pek çok hisleri var. Hiss-i samia, bas?ra, zaika olduğu gibi, bir hiss-i sadise-i sad?ka olan saika vard?r. Hem bir hiss-i sabia-i barika olan şaika var. O şevk ve sevk yalan söylemez. Yanl?ş gidemez.


    Üçüncüsü: Mevhum birşey hakikat-i hariciyeye mebde' olamaz. F?trat ve vicdanda nokta-i istinadla nokta-i istimdad, iki hakikat-? zaruriyedir. Hilkatin safveti ve en mükerremi olan ruh-u beşer, o iki nokta olmazsa en süfli, en berbat bir mahlük olur. Halbuki, kainattaki hikmet ve nizam ve kemal bu ihtimali reddeder.


    Dördüncüsü: Ak?l tatil-i eşgal etse de, nazar?n? ihmal etse, vicdan Sanii unutamaz. Kendi nefsini inkar etse de onu görür. Onu düşünür. Ona müteveccihtir. Hads-ki, şimşek gibi sür'at-i intikaldir-daima onu tahrik eder. Hadsin muzaaf? olan ilham, onu daima tenvir eder. Meyelan?n muzaaf? olan arzu ve onun muzaaf? olan iştiyak ve onun muzaaf? olan aşk-? ?lahi, onu daima marifet-i Zülcelale sevk eder. şu f?trattaki incizap ve cezbe, bir hakikat-i cazibedar?n cezbiyledir.

  3. #3
    Ehil Üye Ehl-i telvin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.269

    Standart

    Bu nükteleri bildikten sonra, şu bürhan-ı enfüsi olan vicdana müracaat et.
    Göreceksin ki, kalb bedenin aktarına neşr-i hayat ettiği gibi, kalbdeki ukde-i hayatiye olan marifet-i Sanidir ki, istidadat-ı gayr-ı mahdude-i insaniyeyle mütenasip olan amal ve müyül-ü müteşaibeye neşr-i hayat eder. Lezzeti içine atar ve kıymet verir ve bast ve temdid eder.
    İşte, nokta-i istimdad ve kavga ve müzahemetin meydanı olan dağdağa-i hayata hücum gösteren alemin binlerce musibet ve müzahemelere karşı yegane nokta-i istinad, yine marifet-i Sanidir. Evet, herşeyi hikmet ve intizamla işleyen bir Sani-i Hakime itikad etmezse ve alel'amya kör tesadüflere havale ederse ve o beliyyata karşı elindeki kudretin adem-i kifayetini düşünse, ister istemez tevahhuş, dehşet, telaş, havftan mürekkep bir halet-i cehennem-nümün ve ciğer-şikafe düşecektir. O ise, eşref ve ahsen-i mahlukat olan ruh-u insaniyetin herşeyden ziyade perişan olduğunu istilzam eder. O ise, intizam-ı kamil-i kainattaki nizam-ı ekmele zıt oluyor. şu nokta-i istimdat ve nokta-i istinadla bu derece nizam-ı alemde hükümfermalık, hakikat-ı nefsül'emriyenin hassa-i münhasırası olduğu için, her vicdanda iki pencere olan şu iki noktadan Sani-i Zülcelal marifetini kalb-i beşere daima tecelli ettiriyor.
    Akıl gözünü kapasa da, vicdanın gözü daima açıktır.

  4. #4
    Vefakar Üye zerre06 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    ANKARA
    Mesajlar
    510

    Standart

    Askerlik nizâm?n? seven, çanta ve silâh?n? muhâfaza eden ve sağa giden nefer ise, kimseden minnet almayarak, kimseden havf etmeyerek, rahat-? kalb ve vicdan ile gider. Tâ, o matlûb şehire yetişir. Orada, vazifesini güzelce yapan bir nâmuslu askere münâsip bir mükâfat görür.(3. Söz)

    her zaman adaleti, güzel ahlak?, alçakgönüllü olmay?, dürüstlüğü, samimiyeti, k?sacas? herşeyin en doğrusunu bildiren bir "ses"-->vicdan.!

    "Vicdan?n önemli bir özelliği tüm insanlarda ortak olmas?d?r. Yani bir insan?n vicdan?na göre doğru olan, ayn? koşullar söz konusu olduğu sürece diğer insanlar?n vicdanlar? için de geçerlidir. Vicdanlar hiçbir zaman çat?şmaz. Bunun nedeni ise vicdan?n kaynağ?d?r; vicdan Allah'?n ilham?d?r. Allah, her insana vicdan? arac?l?ğ? ile Kendisi'nin hoşnut olacağ? umulan en doğru ve en güzel tav?rlar? bildirmektedir."

    Nefse ve ona 'bir düzen içinde biçim verene'. Sonra ona fücurunu (s?n?r tan?maz günah ve kötülüğünü) ve ondan sak?nmay? ilham edene (andolsun). Onu ar?nd?r?p-temizleyen gerçekten felah bulmuştur. Ve onu (isyanla, günahla, bozulmalarla) örtüp-saran da elbette y?k?ma uğram?şt?r. (Şems Suresi, 7-10)

    "Subhansın ya Rab!senin bize bildirdiğinden başka ne bilebiliriz ki?herşeyi hakkiyle bilen,herşeyi hikmetle yapan Sensin."(Bakara suresi 2/32)

    "insan ilim tahsil ettikçe cehlini anlar.ilmin nihayeti de yoktur."

    ”bu zamanda feragat ve fedakarlık bir iksir gibi,magnetizma gibi tesir eder.”

  5. #5
    Ehil Üye gulsah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.641

    Standart

    Sen kendi mahiyetine bak ki: Senin lâtifelerin içinde öyle bir lâtife var ki, ebedden ve Ebedî Zattan başkasına razı olamaz. Ondan başkasına teveccüh edemiyor. Mâsivâsına tenezzül etmez. Bütün dünyayı ona versen, o fıtrî ihtiyacı tatmin edemez. O şey ise, senin duygularının ve lâtifelerinin sultanıdır. Fâtır-ı Hakîmin emrine mutî olan o sultanına itaat et, kurtul.
    Mesnevi-i Nuriye | Zühre

    Natuvan kardeş acaba burada bahsi geçen latifelerin ve duyguların sultanı olan latife ' vicdan ' olabilir mi ? Bir malumatınız var mı ?

    ''Şahsın üslub-u beyanı , şahsın timsal-i şahsiyetidir.

    Ben ise :

    gördüğünüz veya işittiğiniz gibi , halli müşkil bir muammayım ''

    Said Nursi


  6. #6
    Ehil Üye gulsah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.641

    Standart

    Alıntı gulsah Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Fâtır-ı Hakîmin emrine mutî olan o sultanına ...
    Mesnevi-i Nuriye | Zühre
    Burda Fatır-ı Hakimin emrine muti dediği için ve vicdanında - yukarıda alıntılarınızda belirtildiği gibi - yüzü daima O ' na dönük olduğu için böyle bir bağlantı kurduk ama Allahualem tabi...

    ''Şahsın üslub-u beyanı , şahsın timsal-i şahsiyetidir.

    Ben ise :

    gördüğünüz veya işittiğiniz gibi , halli müşkil bir muammayım ''

    Said Nursi


  7. #7
    Vefakar Üye zerre06 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    ANKARA
    Mesajlar
    510

    Standart

    "Vicdan?n? kullanan her insan evrendeki herşeyin bir Yarat?c?s? olduğunu ve bu Yarat?c?n?n çok üstün bir akla, çok üstün bir güce sahip olduğunu ve herşeye güç yetirdiğini kavrayabilir. Çünkü çevresindeki herşeyde Allah'?n delilleri aç?kça görülmektedir. Evrende ve canl?larda var olan bilinçli tasar?mlar, aralar?ndaki büyük uyum ancak yüksek bir bilincin ürünü olarak ortaya ç?kabilir. Bu, son derece aç?k, yal?n ve tart?şmas?z bir gerçektir. Sadece yarat?lm?şlar aras?ndaki büyük uyumu görmek bile vicdan?n, bunlar?n birbirlerinden bağ?ms?z olarak tesadüflerle oluşamayacaklar?n?, hepsinin tek Yarat?c? olan Allah'?n eseri olduğunu görmesi için yeterli olacakt?r."

    "Hz ibrahim misali;
    Gece bast?r?nca ?brâhim bir y?ld?z gördü, "(?ddian?za göre) Rabbim budur!" dedi.Y?ld?z sönünce de "Ben öyle sönüp batanlar? Tanr? diye sevmem!" dedi.
    Sonra ay?, dolunay halinde doğmuş vaziyette görünce "(?ddian?za göre) Rabbim budur!" dedi. Sonra o da bat?nca: "Rabbim bana doğru yolu göstermeseydi, mutlaka sapm?şlardan olurdum!" dedi.
    Daha sonra güneşi doğarken görünce (iddian?za göre) "Rabbim, her hâlde budur, bu hepsinden daha büyük!" Bat?p kaybolunca da: "Ey halk?m, ben sizin Allah'a şerik koştuğunuz şeylerden berîyim." "Ben bat?l dinlerden uzaklaşarak, yüzümü, gökleri ve yeri yaratan Rabbülâlemin'e yönelttim, ben asla sizin gibi müşrik değilim!" dedi."

    "Subhansın ya Rab!senin bize bildirdiğinden başka ne bilebiliriz ki?herşeyi hakkiyle bilen,herşeyi hikmetle yapan Sensin."(Bakara suresi 2/32)

    "insan ilim tahsil ettikçe cehlini anlar.ilmin nihayeti de yoktur."

    ”bu zamanda feragat ve fedakarlık bir iksir gibi,magnetizma gibi tesir eder.”

  8. #8
    Ehil Üye Ehl-i telvin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.269

    Standart

    Muhterem Geçen senede bu sual mevzu bahis olmuştu yine kalp olduğunu düşünüyordum şimdi dahi O KALPT?R diyeceğim zira Kalbin melekuti buudu Nazargah? ?lahidir...Hem dahi ?lmi Ledun Sahibi bir zat der ki

    "ilâhî mârifetin “mir’ât-? mücellâ”s? olan hep bu lâtîfedir.
    Zira kalb; ak?l, mârifet, ilim, niyet, iman, hikmet ve kurbet gibi insan için çok hayatî hususlar?n kalesi mesâbesindedir. Kalb ayakta ise, bu duygular da hayatta say?l?r; o, y?k?lm?ş veya bir k?s?m mühlikâtla sars?ksa, bu lâtîfelerin hayatiyetinden, devam ve temâdisinden bahsetmek de oldukça zordur.

    Kalbin bundan da ehemmiyetli yan? mahiyetindeki istinad ve istimdat noktalar? itibar?yla her zaman Cenâb-? Hakk’? göstermesi, varl?k kitab?yla tafsilen anlat?lanlar?, ihtiyaç ve ihtiyaçlar?n karş?lanmas? diliyle insan gönlüne sürekli ihtar etmesidir

    Böyle, mârifet-i ilâhînin pürüzsüz, mücellâ ve yalan söylemeyen sad?k bir lisân? olmas? itibar?ylad?r ki, insânî mülkün meekûtu say?lan kalb, Kâbe’den daha eşref görülmüş ve Zât-? Hak ad?na bütün kâinatlar?n ifade edebileceği yüce gerçeği beyânda biricik hatip kabul edilmiştir.

    ?man kalbin can?, ibadet onun damarlar?nda ak?p duran kan?, tefekkür, murâkabe, muhâsebe ise onun bekas?n?n esasar?d?r. imans?z birinde kalb ölü ve ötelere karş? bütün bütün kapal?, ibadetsiz birinde o ölüm ağ?nda ve onulmaz hastal?klarla sürüm sürüm, tefekkürsüz, muhâsebesiz ve murâkabesiz bir bünyede ise her türlü tehlikeye aç?k ve emniyetsizdir.

    Her an Hakk’?n nazar buyurduğu bir mücellâ aynad?r. Hakk’?n bak?p bak?p her an ayr? bir değer verdiği böyle bir ayna k?r?l?p at?labilecek herhangi bir cisim değildir. O, insanl?k gerçeğinin rûhu ve Allah’?n da memdûhudur.

  9. #9
    acizizfakiriz
    Guest acizizfakiriz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    imanın mahalli neresidir?

  10. #10
    Ehil Üye gulsah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.641

    Standart

    Alıntı natuvan Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster


    Üçüncüsü: Mevhum birşey hakikat-i hariciyeye mebde' olamaz. Fıtrat ve vicdanda nokta-i istinadla nokta-i istimdad, iki hakikat-ı zaruriyedir.
    Alıntı natuvan Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

    Kalbin bundan da ehemmiyetli yanı mahiyetindeki istinad ve istimdat noktaları itibarıyla her zaman Cenâb-ı Hakk’ı göstermesi, varlık kitabıyla tafsilen anlatılanları, ihtiyaç ve ihtiyaçların karşılanması diliyle insan gönlüne sürekli ihtar etmesidir

    .
    Vicdan ve kalp için ortak söylemler var belki vicdan kalbin bir şubesidir.

    kalp , İmam-ı Rabbaninin de tasdik ettiği gibi insandan ki ' Arşullah ' tır . Yani insan şu kainatın bir numunesi olması hasebiyle kainatta ne var ise insanda numuneleri bulunması noktasında insanki kalbin aslı kainatta Arş ' dır.
    yere göğe sığmadım mümin kulumun kalbine sığdım bu hakikate işarettir.

    ''Şahsın üslub-u beyanı , şahsın timsal-i şahsiyetidir.

    Ben ise :

    gördüğünüz veya işittiğiniz gibi , halli müşkil bir muammayım ''

    Said Nursi


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Dördüncü Mes'ele
    By fanidünya... in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 15.09.15, 22:41
  2. Risale-i Nur , Hakaik-i İmaniyede, marfetullahta Külli bir muarrif midir?
    By seyyah_salih in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 17
    Son Mesaj: 11.05.14, 20:37
  3. Rabbimizi Tarif Eden Büyük Muarrif: Hz. Muhammed (asm)
    By delailinnur in forum Hz. Muhammed (S.A.V)
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 11.12.07, 13:10
  4. Dördüncü Söz
    By BayramD in forum Sesli ve Görüntülü Risale-i Nur Sohbetleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 18.09.07, 11:45
  5. Rabbimizi Tarif Eden Muarrif: Hz. Muhammed(asm)
    By Meyvenin Zeyli in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 16.04.07, 15:50

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0