+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 ve 2

Konu: Bizi Geri Bırakan İslam mı?

  1. #1
    Gayyur internettinhoca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Mesajlar
    134

    Standart Bizi Geri Bırakan İslam mı?

    "Madem El-Hakku Ya`lu hakt?r. Neden kâfir, müslime; kuvvet hakka galibdir?" Sözler, 725

    Bir zamanlar s?kça gündeme taş?nan şimdi de yer yer nükseden bir hastal?k var: Dinin, terakkiye mani olduğunu sanmak ve H?ristiyan ülkelerden geri oluşumuzun sebebini ?slâm dininde aramak.

    Bu iddiaya cevap vermeden önce baz? noktalara işaret etmek isterim. Bunlar aras?ndan geçireceğimiz hat bizi sorunun ilk cevab?na ulaşt?racakt?r.

    Birinci nokta:
    ?slâm dini ilk zuhur ettiği dönemde müslümanlar bir süre müşriklerin bask?lar?na, zulümlerine maruz kalm?şlar, daha sonra devlet haline gelmiş ve bir as?r öncesine kadar sürekli ilerlemişlerdir. Asr-? saadetin bir iman, ahlak, fazilet,adalet ve huzur asr? olmas? bunun ilk delilidir. Daha sonra Endülüs Emevî devletinin Avrupa’ya ilimde önder olmas?, Selçuklu ve Osmanl? ?mparatorluklar?n?n hem ilim hem de sanatta yükseldikleri şahikalar bu tür iddialarla örtülecek, saklanacak cinsten değildir.

    Burada ?slâm ve müslüman kavramlar?n? birbirinden ay?rma gereği ortaya ç?k?yor. ?lerleyen de müslümanlard?r, gerileyen de. ?slâm ne ise odur.

    “Bugün sizin dininizi ikmal ettim (kemale erdirdim). Üzerinize nimetimi tamamlad?m. Ve sizin için din olarak ?slâm’? beğendim. (?slâm’a raz? oldum.)” Mâide Sûresi, 3

    O zaman şu sorunun cevab?n? aramak gerekiyor:
    ?mparatorluklar kurduğumuz dönemlerde mi ?slama daha çok bağl?yd?k, geri kald?ğ?m?z dönemlerde mi?

    Bir diğer nokta:
    Geri kal?ş?m?z?n sebebi olarak ?slâm’? gösterenlerin, Müslümanlar? bir tarafa b?rak?p ?slâm üzerinde konuşmalar? ve “Kur’an?n şu hükümleri, Resulullah?n şu hadisleri terakkiye manidir.” diye yola ç?kmalar? ve delillerini ortaya koymalar? laz?m gelir.

    Meselâ, yalan?, zulmü, içkiyi, kumar?, zinay?, stokçuluğu, faizi, g?ybeti, ?rkç?l?ğ? k?sacas? her türlü kötülüğü yasaklaman?n terakkiye engel olduğunu ispat etmeleri gerekir.

    Üçüncü nokta:
    H?ristiyanlar?n bizden ileri olmalar?n? ?slâm’a hamledenlere bir vazife daha düşüyor. O da, bu günkü teknolojinin, maddî kalk?nman?n esaslar?n? ?ncil’de aray?p bulmak ve “Biz bunlardan yoksun olduğumuz için geri kald?k.” diye bir gerekçe ile ortaya ç?kmak. Bunu yapmalar? mümkün değil. Zira ?ncil’de ne iktisadi hayata ne de devlet yönetimine dair bir tek ayet mevcut değil.

    Son bir noktaya da işaret edip cevab?na geçelim:
    Bu iddiay? ortaya atanlar?n, dünün çal?şkan, cevval, hamiyetli, dürüst, vatansever insan?n?, bugünün hak hukuk tan?maz, soygunculuğu hüner sayan, şehvet düşkünü, her şeyi nefsine feda eden, egoist insan? haline getiren eğitim düzeninin ?slâmdan kaynakland?ğ?n? da ispat etmeleri gerekir.

    Şimdi, söz konusu sorunun cevab?n? Nur Müellifinin tespitlerini esas alarak ortaya koymaya çal?şal?m:

    Nur Külliyat?ndan Lemaat adl? eserde şöyle bir soruya yer verilir:

    Bir zaman bir sâil dedi: "Madem El-Hakku Ya`lu hakt?r. Neden kâfir, müslime; kuvvet hakka galibdir?"

    Yani, “Madem ki hak üstündür, ona üstün gelinmez. Kâfirlerin Müslümanlara, kuvvetlinin hakl?ya galip gelmesine ne dersiniz?”
    Bu sorunun cevab? dört ayr? yönüyle çok öz ama çok doyurucu olarak verilir.
    Önce vesileler ezerinde durulur ve bu hikmet dünyas?nda vesilelerin, sebeplerin çarp?şt?ğ?na dikkat çekilir. Müslüman olsun kâfir olsun, her kim ulaşmak istediği sonucun ön şartlar?n? yerine getirir, sebeplerine vesilelerine tam riayet ederse başar? onun olacakt?r. Hangi üründen hangi şartlarda hangi tekniklerle ve nas?l bir planlama ile verim al?nacağ? bellidir. Bu şartlara kim uyar, bu vesileleri kim yerine getirirse başar? onundur.

    Soruda geçen kuvvet kavram?na da şöyle değinilir: “Kuvvetin bir hakk? var, bir s?rr-? hilkati var.”
    Başar?l? olmak, düşman?n?za, yahut rakiplerinize galip gelmek istiyorsan?z kuvvetli olmaya çal?şman?z gerekir. Zira, kuvvetin de bir hakk? vard?r. O hakk? kim elinde tutarsa galip gelmesi kuvvetle muhtemeldir. Çelikle tahtay? çarp?şt?r?rsan?z tahtan?n mağlup düşeceği bellidir.

    ?kinci olarak, mesele insandaki s?fatlar alemi yönünden ele al?n?r. Bütün güzel s?fatlar Allah kelam?nda zikredilmiş ve Resulullah (asm.) taraf?ndan da en güzel şekilde sergilenmiştir. Şu var ki uygulamada nefsin, şeytan?n, bozuk toplum yap?s?n?n ve daha nice faktörün tesiriyle, bir Müslüman bu güzel s?fatlar?n tümünü hayat?nda sergilemeyi başaramayabilir. Yine bir gayr-? müslimde, gördüğü eğitimin ve toplum yap?s?n?n bir ürünü olarak baz? güzel s?fatlar bulunabilir. Bunlar ondaki müslim s?fatlard?r. Bir iş görüleceği zaman, kalplerdeki inançlar değil, bu s?fatlar çarp?ş?rlar.

    Ticaret hayat?n? örnek verelim: Bilgi, dürüstlük, çal?şkanl?k, mesai tanzimi, prensiplilik gibi s?fatlar ticaretin sonucuna doğrudan tesir ederler. Bir gayri müslim bu s?fatlara sahipse ve yine bir müslüman bu s?fatlardan mahrumsa o gayri müslimin müslümandan daha zengin olmas? beklenen bir sonuçtur. Burada kâfir müslümana değil, müslim s?fatlar gayri müslim s?fatlara galip gelmişlerdir. Ve sonuç, s?fatlar aleminde, yine hakk?n olmuştur.

    Bu konu işlenirken fikrimize ufuklar açan şöyle bir tespite yer verilir:
    “Hem dünyada, hayat?n hakk? şamil ve âmmd?r. O rahmet-i âmmenin bir cilve-i manidar, onun bir s?rr-? hikmeti var; küfür mani değildir.”

    Hayat?n hakk? umumidir, şamildir. Yani bu noktada mümin, kâfir, insan, hayvan fark? yoktur. Kime hayat verilmişse ona r?zk da verilir. R?zk; iman?n ve ibadetin değil hayat?n hakk?d?r. Onlar?n hakk? ahiret yurdunda ebedi saadettir.

    Bu ufukta düşüncelerimizi şöyle sürdürebiliriz:
    Allah’?n her isminin tecellisi için farkl? aynalar, ayr? zeminler söz konusudur. Bunlar?n çoğu, kişinin inanc?yla ilgili değildir. Meselâ, Rezzak isminin tecellisinden daha fazla nasip almak isteyen bir çiftçi bunun için gerekli şartlar? yerine getirdiğinde tarlas?na daha fazla mahsul verilir. Burada kişinin inanc?na bak?lmaz. Yine, Şafi isminin kendisinde tecelli etmesini isteyen birisi, hastal?ğ?na faydal? ilac? kullan?r. Onun şifa bulmas?nda da inanc?na bak?lmaz. Çünkü kişi bu ismin tecellisini istemeyi bilmiştir ve bunun karş?l?ğ? olarak kendisine şifa ihsan edilmiştir. Bu yola girmeyen bir insan, kâmil bir mümin de olsa, şifaya kavuşmayabilir.

    Buna göre bir Müslüman dünya hayat?nda ?lâhî isimlerin feyzinden faydalanmay? diliyorsa, o tecellilere lay?k bir ayna olma yolunu tutmal?d?r. Bunu yapmazsa sonuç alamaz. Ama ayn? mümin ibadet, salih amel ve ihlas şartlar?n? yerine getirmekle ahiret yurdundaki ?lâhî lütuflara talip olmuş olur.

    Bu şartlar? yerine getirmeyen bir insan da dünyada ne kadar başar?l? olursa olsun, cennetten nasip alamaz.

    Ayn? parçada konunun bir üçüncü boyutuna da dikkat çekilir:
    Allah’?n iki ayr? kanunlar manzumesi olduğu nazara verilir. Bunlardan birisi insan?n iradî fiillerini nizam alt?na alan Kur’an hükümleridir. Diğeri ise kâinat?n ve içindeki eşyan?n nizam?n? sağlayan kanunlard?r. Birincisi bildiğimiz şeriatt?r. ?kincisine de şeriat-? tekvini deniliyor. Tabiat kanunlar? bu ikinci şeriattand?r.

    Kur’an hükümlerine itaat ve isyan edenlerin mükafat ve cezalar?n? ekseriyetle ahirette görecekleri, tekvini şeriata uyanlar?n yahut uymayanlar?n ise büyük çoğunlukla karş?l?klar?n? bu dünyada görecekleri ifade edilir. Buna göre tekvini şeriata uymayan bir mümin cezas?n? başar?s?zl?k, sefalet, perişanl?k olarak bu dünyada çeker. Bu kanunlara uyan bir gayr-? müslim ise ?lâhî iradeye bilmeyerek de olsa uygun hareket etmesinin mükafat?n? bu dünyada görür.

    Bu üç madde başar?n?n yahut başar?s?zl?ğ?n telem sebepleridir. Ve olaylar?n çok büyük çoğunluğu bu maddelerin biriyle yahut bir kaç?yla aç?klan?r. Şu var ki, bazen bütün şartlar? yerine getirdiğiniz halde mağlup düşebilirsiniz. Burada ?lâhî takdirin gizli bir rahmet hikmet cihetini aramakla mükellefiz. ?şte cevab?n dördüncü bölümünde bu noktaya işaret edilir; konunun kader ve ?lâhî irade yönüne dikkat çekilir.

    Dördüncü maddede, bat?l?n k?sa süreli de olsa bazen hakka galip gelmesinin, hakk?n inkişaf?na yard?m ettiği, onu daha da güçlendirdiği, parlatt?ğ? nazara verilir.

    Bu maddenin şu noktadan önemi büyüktür:
    Bir hadisi-i şerifte “Belalar?n çoğu peygamberlere, sonra derecesine göre Allah’?n diğer sevgili kullar?na gelir.” buyrulur. Peygamberlerin çoğunun ümmetlerinden, hakaret görmeleri, ülkelerinden kovulmalar?, işkencelere tabi tutulmalar? Rabbanî bir s?r ?lahî bir hikmettir. Onlar?n çektikleri s?k?nt?lar, Nur Müellifinin ifadesiyle birer menfi ibadettir. Sab?r esas?na dayanan, tevekkül ve r?za esas?na dayanan ama katlan?lmas? oldukça zor olan bu ibadetin mükafat? da ayn? ölçüde büyüktür. Bu s?k?nt?larla başta peygamberler olmak üzere Allah’?n sevgili kullar? hem manen terakki ederler, hem de çoğu zaman bunun karş?l?ğ? olarak hak davalar? geç de olsa insanlar?n kalplerinde yer tutar. Onlara zulmedenler kabirlerinde azap çekerlerken, onlar?n ümmetleri yer yüzünde hakk? yaşar ve yaşat?rlar.

    Bir bitkinin gelişmesinde gecenin ve gündüzün ayr? faydalar? olduğu gibi insan ruhunun inkişaf?nda da celal ve cemal tecellilerinin, tesirleri öyledir.

    Bu bir ?lâhî hikmettir. Ve Hak dostlar?na, bu s?r ile gelen bela ve musibetlerin ilk üç maddeyle bir ilgilisi yoktur.
    Konu HakanBa tarafından (02.06.07 Saat 23:52 ) değiştirilmiştir.
    i'lem eyyuhe'l-aziz!ALLAH'a tevekul edene ALLAH kafidir.

  2. #2
    Müdakkik Üye ahmetmustafa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    Connecticut, USA
    Mesajlar
    734

    Standart

    Din hayatın hayatı, hem nuru, hem esası. İhyâ-i dinle olur, şu milletin ihyâsı. İslâm bunu anladı.
    Başka dinin aksine, dinimize temessük derecesi nisbeten milletin terakkîsi.
    İhmâli nispetinde idi milletin tedennîsi. Tarihî bir hakikat, ondan olmuş tenâsi.

    Sözler , Lemeât
    • Ey alem-i İslam! Uyan,Kur'an'a sarıl,İslamiyete maddî ve manevî bütün varlığınla müteveccih ol...Tarihçe-i hayat
    • Ümitvar Olunuz; Şu İstikbal İnkılabâtı İçinde En Yüksek Gür Sada,İslamın Sadası Olacaktır!...Tarihçe-i Hayat
    • İnsandaki en tehlikeli damar ENANİYET damarıdır.Ve en zaif damarı da odur.Onu Okşamakla çok fena şeyleri yaptırabilirler...Mektubât
    • İlgi, Bilgiden Ziyade Önemlidir.




+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Askerî harcamalar bizi geri bıraktı 15.12.2011
    By Bîçare S.V. in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 15.12.11, 12:25
  2. Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 09.06.09, 12:14
  3. Bediüzzaman'ın Mardin Hayatında İz Bırakan Mekanlar
    By jonest in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 04.05.08, 16:07
  4. İslam Ülkeleri Niçin Geri Kaldı?
    By aciz_kul in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 02.11.07, 22:12
  5. Bediüzzaman'ın İhtarıyla Hırsızlığı Bırakan Adam
    By SeRDeNGeCTi in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 06.04.07, 17:29

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0