+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 20

Konu: Kainat'ın Her Ferdi Dört Vazifeyle Muvazzaftır

  1. #1
    Ehil Üye BiKeS_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    2.770

    Standart Kainat'ın Her Ferdi Dört Vazifeyle Muvazzaftır

    Fakat o meclis-i âlî-i Kur’ânîye girmiş olan kâinatın her ferdi, dört vazifeyle muvazzaftır.

    Birincisi: İntizam ve ittifakla Sultan-ı Ezelin saltanatını ilân...

    İkincisi: Herbiri birer fenn-i hakikînin mevzu ve müntehabı olduklarından, İslâmiyet fünun-u hakikiyenin zübdesi olduğunu izhar...

    Üçüncüsü: Herbiri birer nev’in nümunesi olduklarından, hilkatte cârî olan kavanîn ve nevâmis-i İlâhiyeye İslâmiyeti tatbik ve mutabık olduğunu ispat-tâ o nevâmis-i fıtriyenin imdadıyla İslâmiyet neşvünema bulsun. Evet, bu hâsiyetle, din-i mübin-i İslâm, sair hevâ ve heves içinde muallâk ve medetsiz, bazan ışık ve bazan zulmet veren ve çabuk tagayyüre yüz tutan dinlerden mümtaz ve serfirazdır.

    Dördüncüsü: Herbiri birer hakikatın nümunesi olduklarından, efkârı hakaik cihetine tevcih ve teşvik ve tenbih etmektir.

    Kardeşler Muhakemat oldukça ağır sanırım diğer eserlere bakarak.Bu dört vazifeyi benim anlayabileceğim şekilde nasıl izah edebilrsiniz?Ben de arkadaşa izah edeceğim..

    Tek anlayabildiğim birincisi sanırım

    Yâ Rab, garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvânem, alîlem, âcizem, ihtiyarem,


    Bî-ihtiyarem, el-aman-gûyem, afv-cûyem, meded-hâhem, zidergâhet İlâhî!




  2. #2
    Ehil Üye maveraunnehir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2007
    Bulunduğu yer
    erzurum
    Mesajlar
    1.196

    Standart

    evet muhakemat çok ağırdır.düşünelim inş anlarız
    "Gönül yapmak gelmiyorsa elinden
    Bari gönül yıkılmasın dilinden."

  3. #3
    Ehil Üye BiKeS_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    2.770

    Standart

    Alıntı maveraunnehir Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    evet muhakemat çok ağırdır.düşünelim inş anlarız

    ya ben de gidiyorum millet perukla küpeye taktı buraya bakan bile yok

    Yâ Rab, garibem, bîkesem, zaîfem, nâtüvânem, alîlem, âcizem, ihtiyarem,


    Bî-ihtiyarem, el-aman-gûyem, afv-cûyem, meded-hâhem, zidergâhet İlâhî!




  4. #4
    Ehil Üye Selim Akif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    2.965

    Standart

    kardeş kısaca anladığımı yazayım..dahada acılabilir elbet...konu ile başka yerlerde bulunabilir...aceleci davrandım..derinliği çok


    Alıntı ;107792 Nickli Üyeden Alıntı
    Birincisi: İntizam ve ittifakla Sultan-ı Ezelin saltanatını ilân...
    intizam ve mükemmeliyet noktasında kainat mucizedir..ittifaktaki kasır kainatın birbiri ile çark şeklinde uyumlu çalışır olmazsı..buda kainatın düzgün çalışarak Allahı bildirme şekli

    Alıntı ;107792 Nickli Üyeden Alıntı
    İkincisi: Herbiri birer fenn-i hakikînin mevzu ve müntehabı olduklarından, İslâmiyet fünun-u hakikiyenin zübdesi olduğunu izhar...
    fenni hakiki...yani hakiki ilim ve özenle ayarlanmış gibi herşeyin mucizevi olmasıda...islamiyetin bu bütnlükle alakdar olduğunu gösterir..Hepsinin neticesi islamiyeti gerektirirdi

    Alıntı ;107792 Nickli Üyeden Alıntı
    Üçüncüsü: Herbiri birer nev’in nümunesi olduklarından, hilkatte cârî olan kavanîn ve nevâmis-i İlâhiyeye İslâmiyeti tatbik ve mutabık olduğunu ispat-tâ o nevâmis-i fıtriyenin imdadıyla İslâmiyet neşvünema bulsun. Evet, bu hâsiyetle, din-i mübin-i İslâm, sair hevâ ve heves içinde muallâk ve medetsiz, bazan ışık ve bazan zulmet veren ve çabuk tagayyüre yüz tutan dinlerden mümtaz ve serfirazdır.
    kainatın bütün kanunları(mevsim..akşam gunduz gibi)Aslında fıtrat itibari ile islamiyetin neşvü neması..yani kanunlar islamiyeti yaşanmasında en buyuk delil....islamiyeti yaşayacaksan bu kainat kanunları tam olarak hizmetkar.

    Alıntı ;107792 Nickli Üyeden Alıntı
    Dördüncüsü: Herbiri birer hakikatın nümunesi olduklarından, efkârı hakaik cihetine tevcih ve teşvik ve tenbih etmektir.
    kainattaki....guneş.ay.yıldız .ağaç.çiçek...herşey....bir delil...mektup ve mühür....diyorki Bizi Allah yolladı .....Zikir tespih vede dellal olalım diye..
    Konu BiKeS_ tarafından (14.05.09 Saat 20:33 ) değiştirilmiştir.

    Bismillahirrahmanirrahim


    Elif, Lâm, Mîm.
    İnsanlar, imtihandan geçirilmeden,
    sadece "İman ettik" demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?


    Do men think that they will be left alone on saying,
    "We believe", and that they will not be tested?


  5. #5
    Ehil Üye gulsah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.641

    Standart

    Kardeş evvela hemen dile getireyim bu mevzu Koca bir Risale-i Nur külliyat?n? göz önüne alarak hakk?yla anlaş?l?r yani Külliyat?n geneline biraz vukufiyet laz?m ... Bende de bu olmad?ğ? için acizane anlayabildiğim -izn-i ilahi ile - kadar paylaşabilcem .Kusurlar benden ...Biraz dikkat ile mütalaa edilmesi gerekebilir...





    Muhakemat | Mukaddeme

    Kur'ân'?n herbir taraf?nda intişar eden makas?d-? esasiye ve anas?r-? asliye dörttür. Onlar da, ispat-? Sani-i Vâhid ve nübüvvet ve haşr-i cismanî ve adalettir. Yani, hikmet taraf?ndan kâinata irad olunan suallere (şöyle: "Ey kâinat, nereden ve kimin emriyle geliyorsunuz? Sultan?n?z kimdir? Delil ve hatibiniz kimdir? Ne edeceksiniz? Ve nereye gideceksiniz?") kat'î cevap verecek, yaln?z Kur'ân'd?r. ..
    --------
    Buraya kadar san?r?m anlaş?ld? ... Kuranda 4 ana maksad vard?r ve yer alan tüm mevzular bu 4 ana unsurunun ispat?-tesisi-takviyesi içindir...
    1. ispat-? sani ( Yüce bir Sanatkar?n varl?ğ?n? ispat)
    2. Risalet müessesinin ispat?
    3. cismani haşrin ispat?
    4. adalet ( hukukullah ve hukuk-u ibad )
    ----------
    Öyleyse, Kur'ân'da makas?ddan başka olan kâinat bahsi istitradîdir. Tâ san'at?n intizam?yla Sani-i Zülcelâle istidlâl yolu gösterilsin.
    Evet, intizam görünür. Ve kemâl-i vuzuh ile kendini gösterir. Sani'in vücud ve kast ve iradesine kat'iyen şehadet eden intizam-? san'at, kâinat?n her cihetinde boynunu kald?rarak her canibinden lemean eden hüsn-ü hilkati nazar-? hikmete gösteriyor. Güya herbir masnu birer lisan olup Saniin hikmetini tesbih ediyor.
    ---------
    Kardeş bu bölümü çok güzel açan Risaleden başka bir bölüm :

    '' Kur'ân-? Hakîm şu kâinattan bahsediyor; tâ zât ve s?fât ve esmâ-i ?lâhiyeyi bildirsin. Yani bu kitâb-? kâinat?n maânîsini anlatt?r?p, tâ Hâl?k?n? tan?tt?rs?n. Demek, mevcudâta kendileri için değil, belki Mûcidleri için bak?yor. ''

    Üstad Kuranda 4 maksad olduğunu anlatt?
    1) uluhiyet
    2)Risalet
    3)haşr-i cismani
    4) adalet
    Demek ki Kuran ' da bahsi geçen herşey asl?nda bu dört maksad' a ulaşt?rmak nam?na Kuranda yer al?yor . Kuran ' n?n kainattan mesela zeytin - güneş- ay -deve -inek vb. mevcudattan bahsi bizzat o mevcudat?n kendisi için değil , bu dört maksad?n husuli için...

    '' Meselâ, güneşe der: "Döner bir siracd?r, bir lâmbad?r." Zîrâ, güneşten güneş için, mahiyeti için bahsetmiyor. Belki bir nevi intizam?n zenbereği ve nizâm?n merkezi olduğundan; intizam ve nizam ise Sâniin âyine-i mârifeti olduğundan bahsediyor. ''


    --------------------------
    Madem maksat budur ve madem kâinat?n kitab?ndan intizama olan rumuz ve işarat?n? taallüm ediyoruz.
    -------------------
    Mesela yukarda üstad Kuranda güneşden bahsedilmekle asl?nda Kainatta bir intizam?n bir nizam?n bulunduğuna dikkat çekildiğini belirtti . Elbette intizam ve nizam bir Naz?m ' ? ister . ?şte o dört maksaddan biri olan bir Sani ' in varl?ğ?na delil. Kuran bize güneşi anlatt? , güneşdeki nizam? hat?rlatt? bizde o nizamdan yola ç?karak Naz?m? bulduk
    -----------------------
    Ve madem netice bir ç?kar. Teşekkülât-? kâinat, nefsülemirde nas?l olursa olsun, bize bizzat taallûk etmez.
    Fakat o meclis-i âlî-i Kur'ânîye girmiş olan kâinat?n her ferdi, dört vazifeyle muvazzaft?r.

    --------------------

    ?şte şimdi Kuran ' ? kerimde bahsi geçen mevcudat?n ( inek-deve-örümcek-ar? - gece - gündüz- bahar vb. ) Kuranda bulunmakla üstlendikleri vazifeleri s?ral?yor :
    -------------------------
    Birincisi: ?ntizam ve ittifakla Sultan-? Ezelin saltanat?n? ilân...
    ------------------------
    Buna güneşi örnek verdik :
    Evet, der: -1- "Güneş döner." Bu "döner" tâbiriyle, k?ş-yaz, gece-gündüzün deverân?ndaki muntazam tasarrufât-? kudreti ihtar ile azamet-i Sânii ifham eder...''

    Güneş gibi tüm mevcudat intizam?yla , ölçüsüyle , sanat?yla vb. her haliyle bir Sani ' in varl?ğ?n? ilan etmekle vazifeli ...

    ----------------------------
    ?kincisi: Herbiri birer fenn-i hakikînin mevzu ve müntehab? olduklar?ndan, ?slâmiyet fünun-u hakikiyenin zübdesi olduğunu izhar...
    -------------------------
    Mesela : Kuran ' da dişi ar?n?n bal yapt?ğ? belirtilir ki gerçekten bal yapan?n dişi ar? olduğu çok sonralar? öğrenilmiştir. Yada Kuran ' da zerreden daha küçük maddelerin varl?ğ?n? yani atom alt? parçac?klardan bahsedilmiştirki buda son yüzy?lda keşfedilmiştir.Yada peygamerlerin mucizleleri anlatmakla asl?nda teknoloji ve fennin nihayet hududunu göstermiştir böylece islamiyetin b?rak?n fen ilimleri ile çelişmesini bizzat fen ilimlerinin zübdesi olduğunu izhar eder ki pek çok bilim adam? Kuran ' ?n bu yönünü anlamakla ile müslüman olmuştur
    ------------------------

    Üçüncüsü: Herbiri birer nev'in nümunesi olduklar?ndan, hilkatte cârî olan kavanîn ve nevâmis-i ?lâhiyeye ?slâmiyeti tatbik ve mutab?k olduğunu ispat-tâ o nevâmis-i f?triyenin imdad?yla ?slâmiyet neşvünema bulsun. Evet, bu hâsiyetle, din-i mübin-i ?slâm, sair hevâ ve heves içinde muallâk ve medetsiz, bazan ?ş?k ve bazan zulmet veren ve çabuk tagayyüre yüz tutan dinlerden mümtaz ve serfirazd?r
    -------------
    Mesela ölümden sonra dirilişe şahit olarak Allah Kuranda , yer yüzünün ölümünü ve sonra dirilişini şahit gösteriyor. Kuru bir iddia olarak değil , yada Allah temizdir temizleri sever diyor ve kainata ki nevamis-i ilahiyede bu yönde gerçekten hücreden ta uzayakadar heryerde bir temizlik görüyoruz leş yiyen kuşlardan uzayda ki kara deliklerden ...?şte Allah ' ?n kuddus olduğuna kainat?n kanunlar? şahittir , Bir Kuddusun inkari için kainat? inkar etmek laz?m .Yada islamiyette müminlerin teavünü - tesanüdü istenir işte buna delil - şahit ise kainatta ki düstur-u teavündür ( ağaçlar havay? temizler-atmosfer zararl? ?ş?onlar? geçirmez vs vs vs ) yani Kuran ' da emredilen şeyler kainatla yada insan f?trat? ile çelişmez aksine birbiri ile örtüşür burdan anl?yoruzki kainattaki ayet-i tekviniye ile Kurandaki ayetler ayn? Zat ' a ait
    --------------------------
    Dördüncüsü: Herbiri birer hakikat?n nümunesi olduklar?ndan, efkâr? hakaik cihetine tevcih ve teşvik ve tenbih etmektir. Ezcümle: Kur'ân'da kasemle temeyyüz etmiş olan ecram-? ulviye ve süfliyeyi tefekkürden gaflet edenleri daima ikaz ederler. Evet, kasemat-? Kur'âniye, nevm-i gaflette dalanlara kar'u'l-asâd?r.
    --------------------------
    Buras? aç?k san?r?m , Kuran bilhassa y?ld?za , zeytine yemin etmekle bu mevcudata dikkat çekerek onlarda azim menfaatler olduğunu bildiyor insanlar? araşt?rmaya ve tefekküre davet ediyor . Çünkü önemsiz bir şeye yemin edilmez.
    Konu gulsah tarafından (23.12.07 Saat 21:39 ) değiştirilmiştir.

    ''Şahsın üslub-u beyanı , şahsın timsal-i şahsiyetidir.

    Ben ise :

    gördüğünüz veya işittiğiniz gibi , halli müşkil bir muammayım ''

    Said Nursi


  6. #6
    acizizfakiriz
    Guest acizizfakiriz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Alıntı ;107792 Nickli Üyeden Alıntı
    Fakat o meclis-i âlî-i Kur’ânîye girmiş olan kâinatın her ferdi, dört vazifeyle muvazzaftır.

    Birincisi: İntizam ve ittifakla Sultan-ı Ezelin saltanatını ilân...
    Leilaheillallah hakikatını haykırıyor.

    İkincisi: Herbiri birer fenn-i hakikînin mevzu ve müntehabı olduklarından, İslâmiyet fünun-u hakikiyenin zübdesi olduğunu izhar...
    Müsbet fenlerin hakikatlerinin kainat kütüphanesinde izdüşümlerinin varlığından bahsediliyor ki, hali hazırdaki bütün fenler kainat kütüphanesinin kitaplarıdır. Mesela diş hekimliği ilmi, botanik, vs. gibi..

    Üçüncüsü: Herbiri birer nev’in nümunesi olduklarından, hilkatte cârî olan kavanîn ve nevâmis-i İlâhiyeye İslâmiyeti tatbik ve mutabık olduğunu ispat-tâ o nevâmis-i fıtriyenin imdadıyla İslâmiyet neşvünema bulsun. Evet, bu hâsiyetle, din-i mübin-i İslâm, sair hevâ ve heves içinde muallâk ve medetsiz, bazan ışık ve bazan zulmet veren ve çabuk tagayyüre yüz tutan dinlerden mümtaz ve serfirazdır.

    İslam dinini emirlerinin aslında kainatta da cari olduğu, yani kainatta ibadet ettiğini, onlarında vazifedar olduğunu, insanın da başı boş olmasının kainatta cari olan bu kanunlara zıt olmasının mümkün olmayacağı .. hakkında bir mesaj veriyor..

    Dördüncüsü: Herbiri birer hakikatın nümunesi olduklarından, efkârı hakaik cihetine tevcih ve teşvik ve tenbih etmektir.

    Daha keşfedilmeyen bir çok fenve hakikatlerin de habercisi olma anlamında gizli olan özelliklerinin olduğu ve araştırmayı beklediğini işar etmektedir..

    Kardeşler Muhakemat oldukça ağır sanırım diğer eserlere bakarak.Bu dört vazifeyi benim anlayabileceğim şekilde nasıl izah edebilrsiniz?Ben de arkadaşa izah edeceğim..

    Tek anlayabildiğim birincisi sanırım
    Kısaca bunlar aklıma geldi..Vaktim müsade etmiyor kusura bakmayınız..
    Konu BiKeS_ tarafından (14.05.09 Saat 20:33 ) değiştirilmiştir.

  7. #7
    Ehil Üye gulsah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.641

    Standart

    Biz acizane yazmaya çalş?rken kardeşler çoktan yard?mc? olmuşlar Allah raz? olsun

    ''Şahsın üslub-u beyanı , şahsın timsal-i şahsiyetidir.

    Ben ise :

    gördüğünüz veya işittiğiniz gibi , halli müşkil bir muammayım ''

    Said Nursi


  8. #8
    Ehil Üye _MerHeM_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    Alem-i şehadet
    Mesajlar
    2.225

    Standart

    Birincisi: İntizam ve ittifakla Sultan-ı Ezelin saltanatını ilân...



    ''Meselâ, nasıl şu zamanda manevra meydanında, harb usûlünde "Silâh al, süngü tak!" emriyle koca bir ordu baştan başa dikenli bir meşegâha benzediği gibi; herbir bayram gününde, resm-i geçit için, "Formalarınızı takıp nişanlarınızı asınız!" emrine karşı, ordugâh serâser, renkgârenk çiçek açmış müzeyyen bir bahçeyi temsil ettiği misillü; öyle de, rûy-i zemin meydanında, Sultan-ı Ezelinin nihayetsiz enva-ı cünûdundan melek ve cin ve ins ve hayvanlar gibi şuursuz nebâtât tâifesi dahi hıfz-ı hayat cihâdında, emr-i *** ("Ol!" der; oluverir. (Yâsin Sûresi: 82.) ) ile, "Müdâfaa için silâhlarınızı ve cihazâtınızı takınız!" emr-i İlâhîyi aldıkları vakit, zemin baştan aşağıya bütün ondaki dikenli ağaçlar ve nebatlar süngücüklerini taktıkları zaman, aynen süngülerini takmış muhteşem bir ordugâha benziyor.
    Hem, baharın herbir günü, herbir haftası birer tâife-i nebâtâtın birer bayramı hükmünde olduğu için, herbir tâifesi dahi kendi Sultanının o tâifeye ihsan ettiği güzel hediyeleri teşhir için, ona taktığı murassâ nişanları birer resm-i geçit tarzında, o Sultan-ı Ezelinin nazar-ı şuhud ve işhâdına arz ettiğinden ve öyle bir vaziyet gösterdiğinden, bütün nebâtât ve eşcar, güyâ "San'at-ı Rabbâniye murassaâtını ve çiçek ve meyve denilen fıtrat-ı İlâhiyenin nişanlarını takınız, çiçekler açınız!" emr-i Rabbâniyeyi dinliyorlar ki, rûy-i zemin dahi gayet muhteşem bir bayram gününde, şâhâne resm-i geçitte, sürmeli formaları ve murassâ nişanları parlayan bir ordugâhı temsil ediyor.
    İşte şu derece hikmetli ve intizamlı teçhizât ve tezyinât, elbette nihayetsiz Kadîr bir Sultanın, nihayet derecede Hakîm bir Hâkimin emriyle olduğunu, kör olmayanlara gösterir. ''10, söz.

  9. #9
    Ehil Üye Selim Akif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    2.965

    Standart

    ?kincisi: Herbiri birer fenn-i hakikînin mevzu ve müntehab? olduklar?ndan, ?slâmiyet fünun-u hakikiyenin zübdesi olduğunu izhar...


    her bir fennin bir hakikat-i âliyesi var ki, o hakikat, bir ism-i ?lâhîye dayan?yor. pek çok perdeleri ve mütenevvi' tecelliyât? ve muhtelif daireleri bulunan o isme dayanmakla o fen, o kemâlât, o san'at, kemâlini bulur, hakikat olur. Yoksa, yar?m yamalak bir sûrette nâk?s bir gölgedir.
    Meselâ, hendese bir fendir. Onun hakikati ve nokta-i müntehâs? Cenâb-? Hakk?n ism-i Adl ve Mukaddîr'ine yetişip, hendese aynas?nda o ismin hakîmâne cilvelerini haşmetiyle müşâhede etmektir.
    Meselâ, t?p bir fendir, hem bir san'att?r. Onun da nihayeti ve hakikati Hakîm-i Mutlak?n Şâfî ismine dayan?p, eczahâne-i kübrâs? olan rûy-i zeminde Rahîmâne cilvelerini, edviyelerde görmekle, t?p, kemâlât?n? bulur, hakikat olur.
    Meselâ, hakikat-i mevcudâttan bahseden hikmetü'l-eşya, Cenâb-? Hakk?n (Celle Celâlühü) ism-i Hakîm'inin tecelliyât-? kübrâs?n? Müdebbirâne, Mürebbiyâne, eşyada, menfaatlerinde ve maslahatlar?nda görmekle ve o isme yetişmekle ve ona dayanmakla, şu hikmet, hikmet olabilir. Yoksa, ya hurâfâta ink?lâb eder ve mâlâyâniyât olur veya felsefe-i tabiiye misillü, dalâlete yol açar.
    ?şte sana üç misâl; sâir kemâlât ve fünûnu bu üç misâle k?yas et.
    ?şte, Kur'ân-? Hakîm, şu âyetle, beşeri şimdiki terakkiyât?nda pek çok geri kald?ğ? en yüksek noktalara, en ileri hududa, en nihayet mertebelere, arkas?na dest-i teşviki vurup, parmağ?yla o mertebeleri göstererek "Haydi, arş ileri!" diyor. Bu âyetin hazîne-i uzmâs?ndan şimdilik bu cevherle iktifâ ederek, o kap?y? kap?yoruz.

    Bismillahirrahmanirrahim


    Elif, Lâm, Mîm.
    İnsanlar, imtihandan geçirilmeden,
    sadece "İman ettik" demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?


    Do men think that they will be left alone on saying,
    "We believe", and that they will not be tested?


  10. #10
    Ehil Üye gulsah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.641

    Standart

    Alıntı Selim Akif Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    İkincisi: Herbiri birer fenn-i hakikînin mevzu ve müntehabı olduklarından, İslâmiyet fünun-u hakikiyenin zübdesi olduğunu izhar...


    her bir fennin bir hakikat-i âliyesi var ki, o hakikat, bir ism-i İlâhîye dayanıyor. pek çok perdeleri ve mütenevvi' tecelliyâtı ve muhtelif daireleri bulunan o isme dayanmakla o fen, o kemâlât, o san'at, kemâlini bulur, hakikat olur. Yoksa, yarım yamalak bir sûrette nâkıs bir gölgedir.
    Meselâ, hendese bir fendir. Onun hakikati ve nokta-i müntehâsı Cenâb-ı Hakkın ism-i Adl ve Mukaddîr'ine yetişip, hendese aynasında o ismin hakîmâne cilvelerini haşmetiyle müşâhede etmektir.
    Meselâ, tıp bir fendir, hem bir san'attır. Onun da nihayeti ve hakikati Hakîm-i Mutlakın Şâfî ismine dayanıp, eczahâne-i kübrâsı olan rûy-i zeminde Rahîmâne cilvelerini, edviyelerde görmekle, tıp, kemâlâtını bulur, hakikat olur.
    Meselâ, hakikat-i mevcudâttan bahseden hikmetü'l-eşya, Cenâb-ı Hakkın (Celle Celâlühü) ism-i Hakîm'inin tecelliyât-ı kübrâsını Müdebbirâne, Mürebbiyâne, eşyada, menfaatlerinde ve maslahatlarında görmekle ve o isme yetişmekle ve ona dayanmakla, şu hikmet, hikmet olabilir. Yoksa, ya hurâfâta inkılâb eder ve mâlâyâniyât olur veya felsefe-i tabiiye misillü, dalâlete yol açar.
    İşte sana üç misâl; sâir kemâlât ve fünûnu bu üç misâle kıyas et.
    İşte, Kur'ân-ı Hakîm, şu âyetle, beşeri şimdiki terakkiyâtında pek çok geri kaldığı en yüksek noktalara, en ileri hududa, en nihayet mertebelere, arkasına dest-i teşviki vurup, parmağıyla o mertebeleri göstererek "Haydi, arş ileri!" diyor. Bu âyetin hazîne-i uzmâsından şimdilik bu cevherle iktifâ ederek, o kapıyı kapıyoruz.
    evet Çok güzel açıklayan bir bölüm , Allah razı olsun

    ''Şahsın üslub-u beyanı , şahsın timsal-i şahsiyetidir.

    Ben ise :

    gördüğünüz veya işittiğiniz gibi , halli müşkil bir muammayım ''

    Said Nursi


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Bir Ferdi Razı Etmek İçin Bin Hikmet Feda Edilemez
    By BiKeS_ in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 12
    Son Mesaj: 05.10.09, 21:02
  2. Bediüzzaman Ailemizin Bir Ferdi Gibiydi (Şükran Çalışkan)
    By betül fatma in forum Bediüzzaman'ın Talebeleri
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 16.08.09, 09:37
  3. Dört Kelime Dört Kelam
    By AkledenKalb in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj: 26.03.09, 10:56
  4. Dört Soru, Dört Cevap
    By Beste-i Rana in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 30.12.08, 11:40
  5. Ve RisaleForum Ailesinin Artık 20.000 Ferdi Var
    By elff in forum Genel Duyurular
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 23.11.08, 23:08

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0