+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 7 ve 7

Konu: Felsefenin Şakirdi Kardeşinden Kaçar mı?

  1. #1
    Ehil Üye karatoprak1975 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Yaş
    43
    Mesajlar
    1.126

    Standart Felsefenin Şakirdi Kardeşinden Kaçar mı?

    Felsefenin şakirdi, kendi nefsi için kardeşinden kaçar, onun aleyhinde dâvâ açar. Kur'ân'?n şakirdi ise, semâvat ve arzdaki umum salih ibâd? kendine kardeş telâkki ederek, gayet samimî bir surette onlara dua eder. Ve saadetleriyle mesut oluyor.
    ---------------------------------------------------------

    felsefenin şakirdinin kardeşinden kaçmas?n? dava açmas?n? nas?l anlamam?z
    gerekir? oysaki görüyoruz aralar?nda menfaat olmas?na rağmen ilişkileri menfaat
    üzerinede olsa devam ediyor beraber ad?m at?yorlar davalar? ad?na yoldaşlar?nla kendilerini ölüme at?yorlar açl?k grevinde bulunuyorlar etle t?rnak oluyorlar

    felsefe şakirdlerinin kardeşlerinden kaç?p dava açmas?na örnek verebilirmisiniz bu yönde kendimide felsefe şakirdleri içerisinde görüyorum dava arkadaşlar?ma gereken ilgiyi gösteremiyorum


    yukar?daki soruma cevap verirseniz sevinirim

  2. #2
    Yasaklı Üye hasandemir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    458

    Standart

    Alıntı karatoprak1975 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Felsefenin şakirdi, kendi nefsi için kardeşinden kaçar, onun aleyhinde dâvâ açar. Kur'ân'ın şakirdi ise, semâvat ve arzdaki umum salih ibâdı kendine kardeş telâkki ederek, gayet samimî bir surette onlara dua eder. Ve saadetleriyle mesut oluyor.
    ---------------------------------------------------------

    felsefenin şakirdinin kardeşinden kaçmasını dava açmasını nasıl anlamamız
    gerekir? oysaki görüyoruz aralarında menfaat olmasına rağmen ilişkileri menfaat
    üzerinede olsa devam ediyor beraber adım atıyorlar davaları adına yoldaşlarınla kendilerini ölüme atıyorlar açlık grevinde bulunuyorlar etle tırnak oluyorlar

    eğer felsefe şakirdlerinin kardeşlerinden kaçıp dava açmasına örnek verebilirmisiniz bu yönde kendimide felsefe şakirdleri içerisinde görüyorum dava arkadaşlarıma gereken ilgiyi gösteremiyorum


    yukarıdaki soruma cevap verirseniz sevinirim
    Felsefe şakirdi kardeşinden kaçar.Yardımlaşır gibi göründüğü zamanda bile aslında nefsani heveslerini tatmin için yardımlaşır.Nefsani çıkar bittiği zaman o yardımlaşma da kesilir.
    Miras için,taht için yapılan kavgalar birer örnek sayılabilir,kanımca.Burada kendi enaniyeti için kardeşiyle dava görmektedir.
    Her insan nefs taşıdığına göre mü'min bir insanda da felsefe şakirdindeki özellikler görülebilir.Önemli olan nefsinin kusurunu görüp bundan istiğfar etmektir.
    Yardımlaşıpta yardımseverlikle övünen bir insan olmaktansa,yardımlaşma yapmadığı için pişman olan bir nadim olup tevbe etmek yeğdir.
    Zaten yardımlaşmaları ile övünen felsefe şakirdleri aslında kendi enlerini aşmış olmuyorlar.Sadece iyi bir şey yaptıkları gerekçesi ile kendi enlerini yüceltiyorlar.
    İyiliği Allah'tan bilmemek şerr olarak yeterde artar bile!Çünkü ameller niyetlere göredir.

  3. #3
    Ehil Üye karatoprak1975 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Yaş
    43
    Mesajlar
    1.126

    Standart

    Hasan demir ağabey meseleyi anlayacağ?m şekilde anlatm?şs?n?z

    Allah raz? olsun




    ayn? konuda başka yorumda bulunacak büyüklerim olursa onlar?n yorumlar?n?da bekliyorum

  4. #4
    Ehil Üye gulsah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.641

    Standart

    Alıntı hasandemir Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Felsefe şakirdi kardeşinden kaçar.Yardımlaşır gibi göründüğü zamanda bile aslında nefsani heveslerini tatmin için yardımlaşır.Nefsani çıkar bittiği zaman o yardımlaşma da kesilir.
    Miras için,taht için yapılan kavgalar birer örnek sayılabilir,kanımca.Burada kendi enaniyeti için kardeşiyle dava görmektedir.
    Her insan nefs taşıdığına göre mü'min bir insanda da felsefe şakirdindeki özellikler görülebilir.Önemli olan nefsinin kusurunu görüp bundan istiğfar etmektir.
    Yardımlaşıpta yardımseverlikle övünen bir insan olmaktansa,yardımlaşma yapmadığı için pişman olan bir nadim olup tevbe etmek yeğdir.
    Zaten yardımlaşmaları ile övünen felsefe şakirdleri aslında kendi enlerini aşmış olmuyorlar.Sadece iyi bir şey yaptıkları gerekçesi ile kendi enlerini yüceltiyorlar.
    İyiliği Allah'tan bilmemek şerr olarak yeterde artar bile!Çünkü ameller niyetlere göredir.
    evet katılıyorum.
    İki felsefe şakirdinin hele bi çıkarları ters düşsün bak nasıl birbirlerinin kuyularını kazıyorlar . Görülen tesanüd ortak çıkarları sürdükçe devam eder . Dünyevi arkadaşlıklar buna güzel örnek olabilir ...

    ''Şahsın üslub-u beyanı , şahsın timsal-i şahsiyetidir.

    Ben ise :

    gördüğünüz veya işittiğiniz gibi , halli müşkil bir muammayım ''

    Said Nursi


  5. #5
    acizizfakiriz
    Guest acizizfakiriz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Alıntı karatoprak1975 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    oysaki görüyoruz aralarında menfaat olmasına rağmen ilişkileri menfaat
    üzerinede olsa devam ediyor beraber adım atıyorlar davaları adına yoldaşlarınla kendilerini ölüme atıyorlar açlık grevinde bulunuyorlar etle tırnak oluyorlar
    Bunun da sebebi zaten kendisinin yetersiz kaldığı konularda karşısındakini tabiri caizse enayi gibi kullanmaktan kaynaklanır. Yoksa onu sevmiyordur. Ondaki menfaatini seviyordur..Onun için de onunla beraber gibi görünüp işini halletmek ister..

  6. #6
    Ehil Üye insirah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    Kure-i Arz
    Mesajlar
    3.312

    Standart

    Ehl-i hakkın ihtilâfı hakikatsizlikten gelmediği gibi, ehl-i gafletin ittifakı dahi hakikattarlıktan değildir. Belki ehl-i dünyanın ve ehl-i siyasetin ve ehl-i mektep gibi hayat-ı içtimaiyenin tabakatına dair birer muayyen vazife ile ve has bir hizmet ile meşgul taifelerin, cemaatlerin ve cemiyetlerin vazifeleri taayyün edip ayrılmış. Ve o vezâif mukabilindeki alacakları maişet noktasındaki maddî ücret ve hubb-u cah ve şan ve şeref noktasında teveccüh-ü nâstan alacakları mânevî ücret taayyün etmiş, ayrılmış. Müzâhame ve münakaşayı ve rekabeti intaç edecek derecede bir iştirak yok. Onun için, bunlar ne kadar fena bir meslekte de gitseler, birbiriyle ittifak edebilirler.
    Amma ehl-i din ve ashab-ı ilim ve erbab-ı tarikat ise, bunların herbirisinin vazifesi umuma baktığı gibi, muaccel ücretleri de taayyün ve ta-hassus etmediği ve herbirinin makam-ı içtimaîde ve teveccüh-ü nâsta ve hüsn-ü kabuldeki hissesi tahassus etmiyor. Bir makama çoklar namzet olur. Maddî ve mânevî herbir ücrete çok eller uzanabilir. O noktadan müzâhame ve rekabet tevellüt edip vifakı nifaka, ittifakı ihtilâfa tebdil eder.
    Kainattaki gidisati izlesek ve israfin ve intizamsizligin olmadigini gorsek,sanirim bu bizim icin en buyuk tahkik egitimi olacaktir.

  7. #7
    Ehil Üye insirah - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Bulunduğu yer
    Kure-i Arz
    Mesajlar
    3.312

    Standart

    Ehl-i dalâletin zilletindendir ittifakları; ehl-i hidayetin izzetindendir ihtilâfları. Yani, ehl-i gaflet olan ehl-i dünya ve ehl-i dalâlet, hak ve hakikate istinad etmedikleri için, zayıf ve zelildirler. Tezellül için, kuvvet almaya muhtaçtırlar. Bu ihtiyaçtan, başkasının muavenet ve ittifakına samimî yapışırlar. Hattâ, meslekleri dalâlet ise de, yine ittifakı muhafaza ederler. Adeta o haksızlıkta bir hakperestlik, o dalâlette bir ihlâs, o dinsizlikte dinsizdârâne bir taassup ve o nifakta bir vifak yaparlar, muvaffak olurlar. Çünkü samimî bir ihlâs, şerde dahi olsa neticesiz kalmaz. Evet, ihlâs ile kim ne isterse Allah verir.

    Amma ehl-i hidayet ve diyanet ve ehl-i ilim ve tarikat, hak ve hakikate istinad ettikleri için ve herbiri bizzat tarik-i hakta yalnız Rabbini düşünüp tevfikine itimad ederek gittiklerinden, mânen o meslekten gelen izzetleri var. Zaaf hissettiği vakit, insanların yerine Rabbine müracaat eder, medet Ondan ister. Meşreplerin ihtilâfıyla, zâhir-i meşrebine muhalif olana karşı muavenet ihtiyacını tam hissetmiyor, ittifaka ihtiyacını göremiyor. Belki hodgâmlık ve enâniyet varsa, kendini haklı ve muhalifini haksız tevehhüm ederek, ittifak ve muhabbet yerine, ihtilâf ve rekabet ortaya girer. İhlâsı kaçırır, vazifesi zîr ü zeber olur
    Kainattaki gidisati izlesek ve israfin ve intizamsizligin olmadigini gorsek,sanirim bu bizim icin en buyuk tahkik egitimi olacaktir.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. şeytan bile kaçar.
    By fanidünya... in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 20.02.14, 10:20
  2. Mü’min kardeşinden gördüğün fenalık karşısında... 11.01.2012
    By Bîçare S.V. in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 11.01.12, 08:19
  3. Felsefenin Meş'um Nazarıyla Ene Nasıl Bir Vaziyete Girer?
    By ecma in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 85
    Son Mesaj: 09.01.09, 14:28
  4. Yoksa O Vücud-u İnsanın Hayatı Söner, Ruhu Kaçar, Cismi de Dağılır....?
    By MuM in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 26.07.08, 21:37

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0